ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/21
Karar Sayısı : 1995/36
Karar Günü : 15.8.1995
R.G. Tarih-Sayı :18.08.1996-22731
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara Onbirinci Asliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun24.6.1994 günlü, 4008 sayılı Yasa nın 21. maddesiyle değişik 360. maddesininikinci fıkrasının Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Sanığın iş yerinde ödeme kaydedici cihaz kullanmadığı ve 3100sayılı Yasa'nın, 24.6.1994 günlü, 4008 sayılı Yasa'nın 38. maddesiyle değişikmükerrer 8. maddesinin birinci fıkrası yoluyla 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın360. maddesine aykırı davrandığı savıyla ve bu maddeye göre cezalandırılması içinaçılan kamu davasında, maddenin ikinci fıkrasını Anayasa'ya aykırı görenMahkeme, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 24.6.1994 günlü, 4008sayılı Yasa'nın 21. maddesiyle değişik 360. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Kaçakçılığa teşebbüs suçu nedeniyle hükmolunan hapiscezasının paraya çevrilmesi halinde, para cezası tutarının hesabında; hapiscezasının her bir günü için sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçileriçin belirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısıesas alınır ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralı şudur:
"MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
C- İlgili Anayasa Kuralı
Olayla doğrudan ilgili Anayasa maddesi de şudur:
"MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanununsuç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zamankanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbirbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından buhükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F.TUNCEL'in katılmalarıyla 30.5.1995 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;"Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine"oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenilen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralı, bunların gerekçeleri veöteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Vergi Suçve Cezaları Hakkında Genel Açıklama
Kamu yönetimleri, yükümlü oldukları hizmetlerin hızlı, verimli vedoyurucu biçimde gerçekleştirilmesinden sorumludurlar. Bu sorumluluğunbelirtilen ilkeler doğrultusunda yerine getirilebilmesi için de, kamuhizmetlerinin zorunlu kıldığı parasal kaynakların kamuya aktarılmış olmasıgerekmektedir. Kaynak ve hizmet ilişkisini sağlıklı ve dengeli olarak kurmuşolan yönetimlerin başarıları açıktır. Söz konusu ilişkideki kaynak unsurununağırlıklı bölümünü ise vergi gelirleri oluşturmaktadır.
Vergi gelirlerinin zamanında ve eksiksiz toplanabilmesi amacıylaözel düzenlemeleri içeren Vergi Usul Yasası'nda, yükümlülerin belirlenen yer,zaman ve biçimde ödevlerini yapmamaları durumunda iki tür yaptırımöngörülmüştür. Birincisi vergi idarelerinin uyguladıkları para ve işyerikapatma cezaları gibi idarî nitelikteki cezalar, ikincisi ise, yükümlünün VergiUsul Yasası'nın kimi maddelerinde öngörülen eylemlerinden dolayı ceza hukukukapsamında kalan yaptırımlardır.
Yasaların etkinliğini sağlamak için, vergi suç ve cezalarıgetirilmiştir.
Vergi Usul Yasası'nın 344. - 347. maddelerinde kaçakçılık, 347.-350. maddelerinde ağır kusur ve kusur, 351. - 356. maddelerinde usulsüzlüksuçları ve bu suçlara uygulanacak para cezası kesme ya da işyeri kapatma gibiidarî nitelikli cezalar düzenlenmiştir. 358. - 363. maddelerinde ise cezamahkemelerinde yargılanacak ve bu nedenle kişiler yönünden yasal bir güvenceoluşturacak suçlarla cezalarına yer verilmiştir. Nitekim, Yasa'da bu eylemlerlebunlar için uygulanacak yaptırımlar "Ceza Mahkemelerince yargılanacaksuçlar ve cezalar" başlığı altında toplanmıştır.
B- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Cezaların İnfazı Hakkında 647 sayılı Yasa'nın değişik 4.maddesiyle, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların her gününün en çok on binlira hesabıyla para cezasına çevrilebilmesi olanağı getirilmiştir.
Vergi Usul Yasası'nın itiraz konusu 360. maddesinin ikincifıkrasında ise, vergi kaçakçılığına teşebbüsten dolayı hapis cezasınahükmolunması ve bu cezanın paraya çevrilmesine karar verilmesi durumunda, herbir günlük hapis cezası için, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyükişçiler için belirlenen yürürlükteki asgarî ücretin bir aylık brüt tutarınınyarısının esas alınacağı öngörülmüştür.
647 sayılı Yasa'nın değişik 4. maddesi genel nitelikli olupsuçlunun ve suçun işlenmesindeki özellikleri gözönünde bulundurulmaktadır. OysaVergi Usul Yasası'nın 360. maddesinin ikinci fıkrası, vergi kaçakçılığınateşebbüs gibi çok özel bir durumu düzenlemekte ve de bu yöndeki kaybınönlenmesi için daha caydırıcı ve etkin önlemler getirmektedir.
Ayrıca 360. maddenin ikinci fıkrasıyla getirilen ve her yılbelirlenen asgarî ücret ölçüsü, ekonomik alanda yaşanan yıllık para değerindekikaybın para cezalarına yansımasına da olanak sağlamakta ve suç ve ceza arasındabulunması gereken duyarlı dengeyi kurmaktadır.
Hapis cezasından çevrilen para cezasının ödenmemesi durumunda, bupara cezasının yeniden özgürlüğü bağlayıcı cezaya dönüştürülmesi biçimi, buaşamada mahkemece uygulanacak kural niteliğinde bulunmadığından itirazkapsamında görülmeyerek ayrıca irdelenmemiştir.
C- İptali İstenen Yasa Kuralının Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın, 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesiyle aynıhukuksal durumda olan kişilerin aynı kurallara bağlı tutulacağı, değişikhukuksal durumda olanların ise değişik kurallara bağlı tutulmasının biraykırılık oluşturmayacağı öngörülmüş, yasa önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynıkurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrılığıgözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açılması Anayasa katında geçerligörülemez. Bu mutlak yasak,birbirinin aynı durumda olanlara ayrı kurallarınuygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplumların yaratılmasını engellemektedir.Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanarak değişik kurallara bağlıtutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durumve konumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişikuygulamaları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklıolan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılar. Aynı durumdaolanlariçin ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik,eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmişolmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlararasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklarla, kamu yararı ya da başkahaklı nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumundaAnayasa'nın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz.
Kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların para cezasına çevrilmesi,çağdaş ceza hukukunun getirdiği insancıl bir anlayıştır. Bu kuralın uygulanmakoşul, sınır ve kapsamı, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile Türk CezaYasası'nın değişik 119. maddesinde belirlenmiştir.
Gerek Türk Ceza Yasası'nda gerekse ceza kurallarını içeren öbüryasalarda özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilebilme olanağınıortadan kaldıran ve daha güç koşullara bağlayan ayrık kurallara da yerverildiği görülmektedir.
Zaman içinde toplumsal gereksinmeleri karşılamak kişi ve toplumyararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşutolarak bu suretle alınan önlemleri güçlendiren, geliştiren, etkilerini daha çokartıran ya da tam tersine bunları hafifleten ya da büsbütün ortadan kaldıranişlemlerde bulunmak yetkisi, yasakoyucu için kaçınılmaz bir görevdir.
Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle öngörülen hapis cezasının parayaçevrilmesi durumunda uygulanacak 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesininikinci fıkrası ile kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar yerineuygulanabilecek ceza ve önlemleri belirleyen Cezaların İnfazı Hakkında 647sayılı Yasa'nın 4. maddesinde, suçların nitelik ve kapsamları ilecezalandırmadaki amaç gözetilerek farklı kurallar konulmuştur.
Bu nedenle, yasakoyucunun, para cezasının ağırlaştırılmışbiçimiyle kişide yaratacağı korkutuculuk ve caydırıcılıktan toplum adınayararlanmayı düşünerek, özgürlüğü bağlayıcı cezanın, para cezasınaçevrilmesinde ayrı kural kabûl etmesinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönüyoktur.
2- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 2949sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'yaaykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmakzorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile deAnayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle,konu ile yakın ilişkisigözetilerek Anayasa'nın 38. maddesi yönünden de ayrıca incelenmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde suç ve cezaların yasallığıyla cezasorumluluğunun kişiselliği ilkesi benimsenmiştir. Suç ve cezalara ilişkin builkeler toplum ve bireyler yönünden güvencedir.
Anayasa'nın başlıca birkaç ceza ilkesini belirtmekle yetinerek,bunların dışında kalan ceza konuları ve özellikle belli bir zamanda ne gibieylemlerin suç sayılıp o suçlara ne miktar ve ne çeşit ceza verileceğini, hangiceza ve güvenlik önlemlerinin ne yolda uygulanacağını saptama yetkisinibıraktığı yasakoyucu, bu konuda başta Anayasa'nın buyurucu ve yasaklayıcıkuralları ile koyduğu güvenceler olmak üzere, ceza hukukunun ilkeleri"toplum yaşantısının zorunlulukları ve yasalarının gereklerine bağlı kalaraktakdirini kullanabilecektir.
Yasakoyucunun ceza alanında yasama yetkisini kullanırkenAnayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmakkoşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suç sayılırsahangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımıyla karşılanmaları gerektiği, hangi durumve davranışların ağırlaştırıcı ya da hafifletici öge olarak kabul edileceğikonularında takdir yetkisi vardır.
İptali istenen Yasa kuralı uyarınca, kaçakçılığa teşebbüsnedeniyle hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi durumunda, paracezasının tutarının hesabında hapis cezasının her bir günü için sanayisektöründe 16 yaşından büyük işçiler için belirlenen yürürlükteki asgarîücretin bir aylık tutarının yarısıesas alınacağından, kişiye suç işlediği zamano suç için öngörülen ceza, suç gününden önce belirlenmiştir. Bu düzenlemenincezaların yasallığı ilkesine ve Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bir yönügörülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle itirazın reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Yalçın ACARGÜN ve Ali HÜNER bugörüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, 24.6.1994 günlü,4008 sayılı Yasa'nın 21. maddesiyle değiştirilen 360. maddesinin ikincifıkrasının "... ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez." sözcükleridışında kalan itiraz konusu bölümün, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Yalçın ACARGÜN ile Ali HÜNER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
15.8.1995 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Nurettin TURAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1995/21
Karar Sayısı : 1995/36
Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesinin, itiraz yolu izlenerekiptali istenen, ikinci fıkrasında "...yürürlükteki asgarî ücretin biraylık tutarının ..." yarısının para cezasının hesabında esas alınacağıöngörülmüştür. 647 sayılı Yasa'ya ve Türk Ceza Yasası'na göre özel niteliklibir kural durumundaki fıkranın yukarıya ayraç içerisine alınan bölümü, AsgarîÜcret Tespit Komisyonu'nca belirlenecek tutara yollama yapmaktadır. 1475 sayılıİş Yasası'nın 33. maddesi uyarınca yürürlüğe konulan asgarî ücret, yasamaorganının öngördüğü yöntemle saptansa da doğrudan yasama organının belirlediğibir ölçü değildir. Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar"başlıklı 38. maddesinin üçüncü fıkrasında, ceza ve ceza yerine geçecek güvenlikönlemlerinin ancak yasayla konulacağı açıklığı, hiçbir tartışmaya olanakbırakmayacak biçimde yer almıştır.
İncelenen fıkra, para cezasının tutarının hesabına ilişkin birkural olduğundan, daha açık bir anlatımla, para cezasından söz ettiğinden,sorun doğrudan bir cezanın belirlenmesidir. Böyle bir yaptırım ancak yasaylakonulabilir. Bir yasanın, herhangi bir yöntemi getirmesi, önermesi, bir başkayönteme yollama yapması cezanın-yaptırımın doğrudan yasaile getirilmesizorunluluğuna uyulduğunu göstermez. Anayasa'nın yasayla düzenlenmesiniöngördüğü konuların, yasa adı altında gerçekleştirilmesi bir biçim değil, özsorunudur. Yasa, konuyu kendisi düzenleyip çözmeli, kendisi öngörüpbelirlemelidir. Yasa'daokonudan sözedilmesi yeterli değildir. İtiraz konusukural, yasama organı yerine Asgarî Ücret Tespit Komisyonu'nu geçirmiştir. BuKomisyonun değişken kararları, her yıl artması gerekli görülen ceza tutarı içinbir yöntem olarak benimsenecekse, yasakoyucubu düzeni-yöntemi kendisiyapmalıydı. Cezayı bir başka kurula, onun istencine bırakmak, Anayasa'nın 38.maddesine aykırı olduğu gibi yasama yetkisinin devredilemeyeceğini bildiren 7.maddesine de aykırıdır. Yasakoyucu, yasakoyma, yasa ile ceza belirlemeyetkisini başka bir organın (yürütme gücünün egemenliğinde) eline bırakamaz.
Yasama yetkisi, özenle, duyarlıkla ve hiçbir ödün verilmedenkullanılacak özgün bir yetkidir. Başka bir güce ya da organa geçici de olsa, azda olsa asla devredilemez, devir niteliğinde bırakılamaz. Kimi KHK'lerde olduğugibi itiraz konusu kuralda da yasama yetkisinin devri sayılacak bir nitelikvardır.
Anayasa'nın bağlayıcılığını, öncelik ve üstünlüğünü, Anayasa'yauygunluk denetimi yoluyla sağlayarak hukuk devletini gerçekleştirmekle yükümlüAnayasa Mahkemesi, yasama organını Anayasa sınırları içinde tutmak göreviniyasama yetkisi konusunda özel bir özenle yerine getirmelidir. Bu anlayışımızauymayan karara katılmıyoruz. 15.8.1995
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Ali HÜNER
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1995/21
Karar Sayısı : 1995/36
Türk Ceza Yasası'nın 1. maddesinde "Kanunun sarih olarak suçsaymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan başkabir ceza ile de kimse cezalandırılamaz" denilerek suçta ve cezada yasallıkilkeleri açıkça belirtilmiştir.
Suçta ve cezada yasallık ilkesi, çağdaş hukukta, ceza hukukunaözgü bir kural olmaktan çıkarak kamu hukukunun bir ilkesi durumuna gelmiştir.Gerçekten bu ilke artık hukuk devletinin başta gelen öğelerinden birinioluşturmaktadır.
Anayasa'nın 38. maddesinde, suçta ve cezada yasallık ilkesine vebu ilkeyi tamamlayan ceza yasalarının geçmişe etkili olamayacakları kuralınayer verilmiştir. Maddenin ilk üç fıkrasında "Kimse, işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağırbir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur" denilmektedir.
Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesinin itiraz konusu ikincifıkrasında "Kaçakçılığa teşebbüs suçu nedeniyle hükmolunan hapis cezasınınparaya çevrilmesi halinde, para cezasının tutarının hesabında; hapis cezasınınher bir günü için sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler içinbelirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısı esasalınacağı" öngörülmüştür. Buna göre, Asgari Ücret Tesbit Komisyonu'ncayapılacak belirlemeye yapılan yollama nedeniyle para cezasının tutarı asgariücrete göre hesaplanmakta; hapis cezasının her bir günü için ödenecek paracezası yasa tarafından saptanmamaktadır. Böylece, düzenlemecezanın yasallığıilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde, "TürkiyeCumhuriyetinin Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, bir Devlet"olduğu vurgulanmış; "Başlangıç" bölümünde ise, güçler ayrılığıilkesine yer verilmiştir. Bu ilke gereği, yasama, yürütme ve yargı yetkilerinikullanacak organlar Anayasa'nın 7., 8. ve 9. maddelerinde gösterilmiştir. Bubağlamda, Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türkiye Büyük MilletMeclisinindir. Bu yetki devredilemez" denilmiştir. Bu kural gereğince,Anayasa'da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organının sübjektifhakları etkileyen bir kural koyma yetkisi bulunmamaktadır. Böyle bir yetkininyasayla verilmiş olması da sonuca etkili değildir. Yasakoyucuya aitolan cezasaptama yetkisi itiraz konusu kuralla Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nageçmektedir. Bu yönüyle de kural Anayasa'ya aykırıdır.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 38. maddesindeöngörülen cezanın yasallığı ilkesine aykırı olduğu gibi yasama yetkisidevredilemeyeceği bildirilen 7. maddesine de aykırıdır. İptali gerekir.Çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.
Üye
Ahmet N. SEZER