ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/36
Karar Sayısı : 1995/56
Karar Günü : 24.10.1995
R.G. Tarih-Sayı :08.11.1995-22457
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay 10. Dairesi
İTİRAZIN KONUSU : 16.6.1994 günlü, 539 sayılı "7397 SayılıSigorta Murakabe Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun Hükmünde Kararname"nin Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile 2., 6. ve91. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.
I- OLAY
Sigorta acenteliği yapan GE. ile LE. vekilleri tarafından14.12.1994 günlü, 22141 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "SigortaAcenteleri Yönetmeliği"nin iptali için açılan davada; davaya bakmakta olanDanıştay 10. Dairesi, davacılar vekilinin iptali istenilen yönetmeliğinindayanağını oluşturan 539 sayılı KHK'nin Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkinsavının ciddi olduğu kanısına vararak Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Kanun Hükmünde Kararname Kuralı
Danıştay 10. Dairesi'nde bakılmakta olan davada uygulanacak olan539 sayılı "7397 Sayılı Sigorta Murakabe Kanununun Bazı MaddelerindeDeğişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 8. maddesi iledeğiştirilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun 9. maddesinin son fıkrasışöyledir :
"Acentelerde aranılacak niteliklere, bunların işebaşlamalarına, yapamayacakları işlere, teminat tesisine ve diğerfaaliyetlerine, acentelere yetki devrine ve Birlik nezdinde tutulacak sözleşmeyapmaya ve prim tahsiline yetkili sigorta acenteleri siciline ilişkin usul veesaslar, Birliğin görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
1. "Başlangıç
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletininbölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışıve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğuile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbirkişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türkvarlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi vemanevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları vemedeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereğiolarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet vehukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını buyönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, millisevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet vekülfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirininhak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yöndesaygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere ,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatanve millet sevgine emanet ve tevdi olunur."
2. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
3. "MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. TürkMilleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili eliyleorganları kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
4. "MADDE 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F.TUNCEL'in katılmalarıyla 4.7.1995 günü yapılan toplantıda, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esas incelemeevresinde ele alınmasına karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Davanın esasının incelenmesine ilişkin rapor, dava dilekçesi veekleri, iptali istenilen Kanun Hükmünde Kararname kuralları, dayanılan Anayasakuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
İlk inceleme sonunda, sınırlama sorununun esas inceleme evresindeele alınması öngörüldüğünden öncelikle bunun çözümü gerekmektedir.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddelerine göre,Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yolunabaşvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ilesınırlı tutulmuştur.
Uygulanacak yasa kurallarından amaç, davanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan yahut tarafların istek vesavunmaları çerçevesinde bir karar vermek için ön plân da tutulması gerekenkurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Danıştay 10. Dairesi dava konusu"Sigorta Acenteleri Yönetmeliği"nin dayanağını oluşturan ve 539sayılı KHK'nin 8. maddesi ile değiştirilen 7397 sayılı Sigorta MurakabeKanunu'nun 9. maddesi ile KHK'nin 19. maddesi ile değiştirilen aynı Yasa'nın26. maddesinin iptalini istemiştir.
Danıştay 10. Dairesi'nin bakmakta olduğu dava "SigortaAcenteleri Yönetmeliği"nin iptaline ilişkindir. Sözkonusu Yönetmeliğin 3.maddesinde hernekadar "Bu yönetmelik 7397 sayılı Sigorta MurakabeKanunu'nun 9. ve 26. maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır." denilmekteise de Yönetmeliğin asıl dayanağını 539 sayılı KHK'nin 8. maddesi iledeğiştirilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun 9. maddesinin son fıkrasıoluşturmaktadır. Çünkü fıkrada, "Acentelerde aranılacak niteliklere,bunların işe başlamalarına, yapamayacakları işlere, teminat tesisine ve diğerfaaliyetlerine, acentelere yetki devrine ve Birlik nezdinde tutulacak sözleşmeyapmaya ve prim tahsiline yetkili sigorta acenteleri siciline ilişkin usul veesaslar, Birliğin görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir." denilmektedir.
Bu nedenle, 539 sayılı KHK'nin iptaline ilişkin esas incelemeninKHK'nin 8. maddesiyle değiştirilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun 9.maddesinin son fıkrasıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1. Kanun Hükmünde Kararname Hakkında Genel Açıklama
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Kurumu, 22.9.1971 günlü ve 1988sayılı Yasa ile 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde yapılan değişiklik sonucuhukukumuza girmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde "Parlamenterrejimlerde, kanun yapmanın belli usullere uyulmak zorunluluğu sebebiyle zamanaldığı ve gecikmeler meydana getirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadî vesosyal şartların gereği olarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışındayürürlüğe konulabilmesi çağdaş devlet anlayışının tabiî sonucu olarak karşımızaçıkmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesi hükmünün prensibini bozmamak ve her haldeönceden yasama meclislerince esasları bir kanunla tesbit olunan sınırlariçerisinde kalmak kaydıyla hükümete KHK'ler çıkarma yetkisinin verilmesi ve buyetkiyi düzenleyen hükmün T.B.M.M.nin genel olarak görev ve yetkilerinibelirleyen 64. maddesine eklenmesi uygun görülmüştür." denilmektedir.KHK'ler, temelde 1961 Anayasası'ndan çok farklı olmamakla birlikte 1982Anayasası'nda kimiyeniliklerle ve fakat benzer gerekçelerle 91. maddededüzenlenmiştir. Böylece, hem yürütme organını güçlendirmek hem de değişenekonomik ve sosyal konuların ortaya çıkardığı sorunlara ivedi çözümler bulmakamacına ulaşılmak istenilmiştir.
Olağan dönemlerde çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetki yasasınadayanması zorunludur. Yetki Yasası'nın içeriği ve öğeleri de Anayasa'nın 91.maddesinde belirlenmiştir. 87. maddede ise Bakanlar Kurulu'na "bellikonularda" KHK çıkarma yetkisi vermek TBMM'nin görev ve yetkileri arasındasayılmıştır.
Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi içinöncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda yasa ile bir yetkinin verilmişolması gerekir. Bakanlar Kurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe,kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkartılanKHK, yürürlükteki yasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başkabir anlatımla yasanın hukuksal gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin,"kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak" öğelerini içerdiğikuşkusuzdur. KHK'lerle yasa hükümleri kaldırabilip ve değiştirebileceği gibiyeni kurallar da getirilebilmektedir.
Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile KHK'ler yapısal (organik-uzvî)bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işleminiteliğindedirler. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi verdiği yetkiyi bir yasaile her zaman geri alabileceği gibi kendisine sunulan KHK'leri aynen kabuletmek ya da reddetmek zorunda olmayıp dilediğinde değiştirerek de kabuledebilir. Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasayladüzenlemesi gereken konuların yasama alanından çıkarılıp yürütme organınındüzenleme alanına sokulması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu'naKHK çıkarma yetkisinin verilmiş olması Anayasa'nın 7. maddesinde öngörülen"Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesini ortadan kaldırmaz.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarılabilmesine yetki veren yasada yeralması zorunlu öğeler Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin ikincifıkrasında gösterilmiştir. Buna göre :
"Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnameninamacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir." Bundan anlaşılacağı gibiyetki yasasından, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacının, kapsamının,ilkelerinin, kullanma süresinin ve bu süre içinde birden çok kararnameyürürlüğe konulup konulamayacağının belirtmesi gerekir. Bakanlar Kurulu'naverilen yetki, yasada öngörülen amaç, ilke, kapsamve süre ile sınırlı ve türevselbir yetkidir. O halde, yetki yasasında Anayasa'nın belirlediği öğelerin bellibir içeriğe kavuşturularak somutlaştırılması gerekir.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "bellikonularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkça belirtildiğihalde, 1982 Anayasası'nın yetki yasasının sahip olması gereken öğelerinigösteren 91. maddesinde bu koşul yer almamaktadır. Ancak, 1982 Anayasası'nın87. maddesinde "... Bakanlar Kuruluna belli konularda Kanun HükmündeKararnameçıkarma yetkisi vermek..." TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmışbulunmaktadır. Bu nedenle, 91. maddede "belli konularda" ifadesininyer almaması bir noksanlık sayılamaz. Çünkü, 87. maddede, Bakanlar Kurulu'naverilecek KHK çıkarma yetkisinin ancak belli konularda olabileceği açıkçagösterilmektedir. Bu durumda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kurulu'naancak belli konularda bu yetkiyi verebilir; her konuyu kapsayacak biçimde birKHK çıkarma yetkisi veremez. KHK'nin konusunun yetkiyasasında belirlenmesizorunludur. Yetki, somutlaştırılmış ve belli bir konuda tanınmalıdır. BakanlarKuruluna sınırları belirsiz bir konuda KHK çıkarma yetkisi verilemez. KHK'ninkonusu da yetki yasasında belirlenen çerçevenin dışına çıkamaz. KHK'nin yetkiyasasında belirtilen amaç, kapsam ve ilkelere de uygun olması gerekir. Verilenyetkinin konusunun yasada gösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarakyürürlüğe konulan KHK'lerin yetki yasası kapsamı içinde kalıp kalmadıklarınınhem yargısal hem desiyasal denetimlerinin yapılması yönünden çok büyük birönemi vardır. Yetki Yasası'nın kapsamı dışında yürürlüğe konulan veya başka biranlatımla yasanın öngörmediği bir konuda düzenleme yapan bir KHK'nin Anayasa'yaaykırı olacağı kuşkusuzdur.
Anayasa'dakimi konuların KHK'lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır.91. maddenin birinci fıkrasında "Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez." denilmektedir.
Buna göre, Anayasa'nın KHK'lerle düzenlenemeyeceğini belirlediğikonularda TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na düzenlemede bulunması için biryetki verilmesi de olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli olmasının,Anayasa'nın 91. maddesindeki "yetki verilemeyecek konular"ı dakapsayıp kapsamadığının incelenebilmesi yönünden de önemi büyüktür.
Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konularda KHKçıkarabileceği Yetki Yasası'nda açıkça belirtilmeli ve verilen yetki konuyönünden mutlaka belirgin olmalıdır. Anayasa'nın 91. maddesine göre YetkiYasası'nda çıkarılacak KHK'nin "amacı", "kapsamı" ve"ilkeleri"nin de belirtilmesi gerekir. Amaç, Bakanlar Kurulu'nunkendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesinin istendiğinibelirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarak açıklanmalıdır.KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecekbiçimde genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik yorumlamaya elverişliolmamalıdır. KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç ve kapsam doğrultusunda,verilen ilkelere uygun çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hemde siyasal denetim yönünden zorunludur. KHK, yasada gösterilen amacı dışındayürürlüğe konulmuşsa ya da yetkinin kapsamını aşıyorsa veya ilkelere uygundeğilse bu durum KHK'yi, yetki yasasınave dolayısıyla Anayasa'ya aykırıdüşürür.
Anayasa'ya göre yetki yasasında, Bakanlar Kurulu'na verilenyetkinin süresinin de gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin yetkilerini çok uzun bir süre yürütme organına vermektenalıkoymaktadır.
Yasada öngörülen sürenin bitiminden sonra çıkarılan KHK'ninAnayasa'ya aykırı düşeceği kuşkusuzdur. Ancak, yetki süresi içerisindeçıkarılmış olan KHK'ler yasadaki sürenin bitiminden sonra Türkiye Büyük MilletMeclisi'nce onaylanmış olmasalar da geçerliliklerini korurlar.
Anayasa'nın 91. maddesinde ayrıca "Kanun hükmündekararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler,Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."denilmektedir.
2. KHK'nin Yargısal Denetimi
Anayasa'ya göre KHK'ler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindenetimine bağlıdırlar. Anayasa'nın 91. maddesinde "Kararnameler, ResmîGazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelik veivedilikle görüşülür." denilmektedir. Öncelik ve ivedilik koşuluyla, yetkiyasalarının gecikmeden çıkarılabilmesi ve çıkarıldıktan sonra da yürürlüğekonulan KHK'lerin aynı biçimde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kararabağlanması istenilmiştir.
Anayasa'da KHK'lerin siyasal denetimi yanında yargısal denetimi deöngörülmüştür. KHK'ler, işlevsel (fonksiyonel) yönden yasama işlemi niteliğindeolduklarından bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi deAnayasa Mahkemesi'ne verilmiştir. Anayasa'nın 148., 150., 151., 152. ve 153.maddeleri hükümlerine göre, KHK'lerin Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarındanuygunluğunu Anayasa Mahkemesi denetler.
KHK'nin yargısal denetimi sözkonusu olduğunda, dayandığı yetkiyasasının öncelikle Anayasa'ya daha sonra da KHK'nin kendisinin hem yetkiyasasına hemde Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir.Hernekadar, Anayasa'nın 148. maddesinde KHK'lerin yetki yasalarına uygunluğunundenetlemesinden değil yalnızca Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarındanuygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte isede, Anayasa'ya uygunlukdenetiminin içerisine öncelikle KHK'nin yetki yasasına uygunluğunun denetimigirer. Çünkü, Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak yetki yasasında belirtilensınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetki yasasıolmazsa(Anayasa mad. 121 dışında) KHK olamaz. Bu yetkinin dışına çıkılması KHK'yiAnayasa'ya
aykırı duruma getirir. Böylece, KHK'nin yetki yasasına aykırıolması Anayasa'ya aykırı olması ile özdeşleşir. Nitekim, 335 ve 347 sayılıKHK'ler dayandırıldıkları 3268, 3347 ve 3479 sayılı Yetki Yasalarının kapsamı dışındakalmaları nedeniyle; 493, 501, 502, 503, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514,515, 516, 517, 518, 519, 520, 521 ve 524 sayılı KHK'ler ise dayandıkları 3911sayılı Yetki Yasası'nın iptali nedeniyleAnayasa'ya aykırı görülerek iptaledilmişlerdir.
Olağanüstü Hal KHK'leri dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan(mad. 121) alırlar. Bu tür KHK'lerin bir yetki yasasına dayanması gereklideğildir. Buna karşın, olağan KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmalarızorunludur. KHK'ler, yasa gücünü dayandıkları yetki yasasından alırlar. Bunedenle KHK'ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bir bağ vardır.
Yetki Yasası, KHK ve KHK'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nceaynen ya da değiştirilerek kabulü birbirlerinden bağımsız işlemler olmayıpAnayasa'da öngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır. KHK'nin yetki yasası ileolan bağı, KHK'yi aynen ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. Buyasa, KHK'yi kendi bünyesine alarak genel anlamda biryasa niteliğinedönüştürür. Bu nedenle, KHK ile dayandığı yetki yasası arasındaki bağ KHK'ninaynen ya da değiştirilerek yasaya dönüşmesine kadar devam etmektedir. KHK, yasagücünü, dayandığı yetki yasası ile konulan esaslara uygunluğu ve yetkiyasasının daAnayasa'ya uygunluğu varsayıldığı için kazanmaktadır. Yetkiyasasının Anayasa'ya aykırılığının saptanması ya da bu nedenle iptaline kararverilmesi durumunda, bu varsayım gerçekleşmediğinden, bu yasaya dayanılarakçıkartılan KHK Anayasal dayanaktan yoksunkalır. Bu durumda KHK, Anayasa'nınuygun gördüğü ölçünün ötesinde verilen bir yetkinin kullanılması sonucuçıkartılmış olması nedeniyle Anayasa'ya aykırılık oluşturur. KHK; yetkiyasasına ve içeriği yönünden de Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dayandığıyetkiyasası Anayasa'ya aykırı ise bu nedenle iptali gerekir.
KHK'nin Anayasa'ya uygun bir yetki yasasına dayanması geçerliliğinön koşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetkiyasası Anayasa'ya aykırı olan bir KHK'nin kuralları, içerikleri yönündenAnayasa'ya aykırılık oluşturmasalar bile, Anayasa'ya uygunluğundan sözedilemez.
Öbür yönden, KHK'lerin Anayasa'ya uygunluk denetimleri yasalarındenetimlerinden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde; "Kanunlar Anayasayaaykırı olamaz." denilmektedir. Bu nedenle yasaların denetiminde, onlarınyalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK'ler ise konu,amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem deAnayasa'ya uygun olmak zorundadırlar.Bu nedenlerle, KHK kurallarının içerikleryönünden de Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi için öncelikle ortadaAnayasa'ya uygun bir yetki yasasının varlığı gerekir.
KHK'lerin Anayasa'ya aykırılığı saptanmış ya da bu nedenle iptaledilmiş bir yetki yasasına uygun olup olmadığının incelenmesi ise denetimi anlamsızkalır. Çünkü Anayasa'ya aykırı bir yetki yasasına dayanılarak çıkartılanKHK'lerin Anayasa'ya uygun görülmesi olanaksızdır.
Yetki yasasının iptalinin, bu yasaya dayanılarak çıkartılanKHK'lere etkisinin Anayasa'nın 153. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesiuygun değildir. Çünkü, Anayasa'nın 153. maddesindeki "İptal kararlarıgeriye yürümez." kuralına dayanılarak, yetki yasasının iptaline ilişkinkararın, Resmî Gazetede yayımı gününekadar çıkarılan KHK'leri etkilemeyeceğisonucu çıkarılamaz.
Bütün bu nedenlerle, Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya da iptalinekarar verilen yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'lerin, Anayasa'nınBaşlangıc'ındaki "Hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilenhürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışınaçıkamayacağı", 2. maddesindeki "Hukuk devleti" ilkeleriyle 6.maddesindeki "Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devletyetkisi kullanamaz." kuralı veKHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesiylebağdaştırılmaları olanaksızdır.
Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan, yetki yasasının kapsamıdışında kalan, dayandığı yetki yasasının Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya daAnayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilen KHK'lerin anayasal konumlarıbirbirinden farksızdır. Böyle durumlarda KHK'ler anayasal dayanaktan yoksunbulunduklarından içerikleri Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dava açıldığındaiptalleri gerekir.
3. 539 sayılı KHK'nin İtiraz Konusu Kuralının Anayasa'yaAykırılığı Sorunu
İtiraz konusu kuralı içeren 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararname1.6.1994 günlü, 3991 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. KHK'nindayandığı 3991 sayılı Yetki Yasası Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1994 günlü, Esas1994/68, Karar 1994/80 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece, 539 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
KHK'lerin yargısal denetim bölümünde açıklanan nedenlerle,Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilen 3991 sayılı Yetki Yasası'nadayanılarak çıkarılmış bulunan 539 sayılı KHK Anayasa'nın Başlangıç'ında yeralan kayıtsız şartsız Türk Milleti'nin olan egemenliği "... millet adınakullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilenhürriyetçi demokrasi vebunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışınaçıkamayacağı; "2. maddesindeki "hukuk devleti", 6. maddesindeki"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisikullanamaz" ilkeleriyle, KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesineaykırıdır.Bu durum karşısında 539 sayılı KHK'nin 8. maddesi ile değiştirilen 7397 sayılıSigorta Murakabe Kanunu'nun sınırlama kararı gereğince incelenen 9. maddesininson fıkrasının iptali gerekir.
Güven DİNÇER ile Sacit ADALI bu görüşe katılmamışlardır.
4- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu :
Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi hükümleriuyarınca, yasa, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü ya da bunların belirli madde veya hükümleri iptal kararının ResmîGazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, iptalkararı ile meydana gelecek olan hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamuyararını ihlâledici nitelikte görürse, doldurulması için iptal kararınınyürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir.
Ancak, itiraz konusu kuralın iptali sonucu doğan hukuksal boşluk,kamu düzenini tehdit ya da kamu yararını ihlâl edici nitelikte görülmediğindeniptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirlenmesine gerekbulunmamaktadır.
Güven DİNÇER bu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
Sınırlama kararı uyarınca incelenen, 16.6.1994 günlü, 539 sayılı"7397 Sayılı Sigorta Murakabe Kanununun Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 8. maddesiyle değişik 7397sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun 9. maddesinin son fıkrasının Anayasa'yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, Güven DİNÇER ile Sacit ADALI'nın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
24.10.1995 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1995/36
Karar Sayısı : 1995/56
İptal gerekçesi, yetki kanununun iptali halinde ona dayanılarakçıkarılan KHK'lerin de başkaca bir Anayasaya uygunluk incelemesi yapılmasınagerek olmadan iptali gerektiği düşüncesine dayanmaktadır:
1- Anayasa Mahkemesi'nin 17.7.1990 tarihli ve E. 1990/1, K.1990/21sayılı GAP kararında bu konu tartışılmış ve aşağıdaki görüş benimsenmiştir.
"Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi'nin iptalkararlarının geriye yürüyemeyeceği öngörülmüştür. Geriye yürümezlik ilkesi,böylece, Anayasa yargısında benimsenen bir sistem olarak Anayasa'da dayeralmıştır. Ancak öğretide, Anayasa Mahkemesi ve diğer yüksek mahkemekararlarında, geriye yürümezlik ilkesine zaman zamandeğişik yorumlargetirilmiştir. İptal kararları, idarî yargıda "bildirici" nitelikteolmasına karşılık günümüz Anayasa yargısında, "kurucu" niteliktekararlardır. Bu yüzden, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının genelde idarîyargı kararları gibi geçmişe değil, geleceğe yönelik olması doğaldır. İptalkararının geriye yürümezliği ilkesi ve bu kararların sonuçları genelde yönetselve yargısal uygulamaya yönelik olmakta, anlam ve etkileri idarece kurulanyönetsel işlemler ya da yargı organları tarafından alınankararlarla hayatiyetkazanmaktadır. Yönetsel işlemlere karşı açılan iptal davalarının idarî yargı,diğer uyuşmazlıkların adlî yargı yerinde görülmeleri sırasında sorun, yargısalçözüme kavuşmaktadır. Yetki yasalarına dayanılarak çıkarılan ve yapısı veetkileri yönünden yasa benzeri bulunan KHK'lerin Anayasa'ya uygunluğunundenetlenmesi Anayasa Mahkemesi'nin görevi olduğundan yetki yasasının iptalinin,buna dayanan KHK'lere etkisi doğrudan Anayasa Mahkemesi'nin değerlendirme alanıiçinde kalmaktadır.
Yetkiyasasının iptalinin, buna dayanılarak çıkartılan KHK'lereetkisi konusunda tek ve kesin bir esas koymaya ve bu doğrultuda yorum yapmayaolanak yoktur. Olayın Anayasa Mahkemesi önüne getiriliş biçimi, yani iptaldavası ya da itiraz yolu ile aykırılık savında bulunulmuş olması değişiksonuçlar ortaya çıkarabilir. Ayrıca, KHK'nin dayandığı yetki yasasının iptalgerekçesi, iptali istenen KHK'nin anayasal durumunu belirleyecektir. Bubakımdan, öncelikle .... sayılı Yetki Yasası'nın Anayasa'ya aykırılığınedeniyle iptali gerekçesi üzerinde durmak gerekir."
Bu karar, yetki kanununun iptalinin, buna dayanan KHK'lerinmutlaka iptalinin gerektiği düşüncesini kabul etmemektedir.
İptal kararında KHK'nin dayandığı yetki kanununun iptali konusudışında herhangi bir gerekçenin gözönünde tutulmaması ve tartışılmamasıdüşüncesine katılmıyorum.
2- Anayasa Mahkemesi'nin KHK'lerle ilgili davalarda yaptığıinceleme bir bütün olarak Anayasa'ya uygunluk denetimidir. Yoksa KHK'nin yetkiyasasına göre incelenip denetlenmesi değildir.
Yetki yasasında verilen yetkinin varlığının ve sınırlarınıntartışılması anayasal yetkinin ve unsurlarının tartışılmasıdır. Bu nedenlerleincelemenin yalnızca yetki yasasının yürürlüğü ile sınırlı tutulması, biçimselunsurların öne çıkarılarak özün ihmali ve sonuç olarak da anayasal denetimindaraltılmasıdır. Anayasa'ya uygunluk denetiminde, çeşitli yollardan AnayasaMahkemesi önüne gelen konuların esastan incelenerek bunların üzerindekiAnayasa'ya aykırılık gölgesinin kaldırılması temel yorum kuralı olmalıdır. Buamaçla incelemede şekil unsurlarını ve ön meseleleri olabildiğince azaltarakişin özünün incelenmesi yoluna gidilmelidir.
3- İptal davasına konu edilen KHK, çıkarılmasına yetki veren 3991sayılı Yetki Kanunu iptal edilmeden önce ve yetki yasasının Anayasa'yaaykırılığı hususunda Anayasa Mahkemesi'nce herhangi bir tesbit yapılmadığı veyetkinin eksiksiz var olduğu bir dönemde çıkarılmış ve yürürlüğe girmiştir.
Yetki yasaları, yasama organınca yürütmenin belirli konularda veyasada öngörülen amaç, ilke ve süre ile sınırlı olarak yasal düzenleme yapmaklayetkili kılınmasıdır. Bu hususlar, Anayasamızın 87. ve 91. maddelerinde kuralabağlanmıştır.
Yürütme tarafından yasal düzenleme yetkisinin KHK olarakkullanılması yürütmenin diğer yetkilerinin kullanılmasından farklı değildir.Yetkinin, kullanıldığı gün yasal temeller ve sınırlar içinde kullanılmış olmasıyeterlidir. Yetkinin kullanılmasından sonra yetkili organın yetkisininkaldırılması o organın daha önce yaptığı işlemleri yetki yönünden kusurlu halegetirmez. Ortada yetki yasasına dayanılarak ve yasal usullere göre konulmuş birKHK vardır. Sırf daha sonra kalkan bir yetki nedeniyle KHK'nin Anayasa'yaaykırı sayılması yürütmeye verilen "yetki"nin doğasına ve devletindevamlılığı anlayışına aykırıdır.
4- Daha önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen 3911 sayılı YetkiYasası'na dayanılarak çıkarılan pek çok KHK, (503, 508, 514, 520 ve 524 sayılıKHK'ler) dayandıkları yetki yasasının iptali gerekçesiyle iptal edildiklerihalde Anayasa Mahkemesi'nce altı ay süreyle ayrıca yürürlükte bırakılmışlardır.
İptal edilen KHK'lere bir süre yaşam hakkı veren anlayış ile yetkiyasasının iptalinden sonra ona dayanılarak çıkarılan KHK'lerin başka bir nedenve gerekçe aramadan iptali gereğini benimseyen anlayış birbirleriyle çelişkiiçindedirler.
5- Anayasamız, 146-153. maddeleri ile Anayasa'ya uygunlukdenetiminde "dava" esasına dayanan bir denetim biçimini ve yargısalsistemi kabul etmiştir. Bu yüzden, Anayasa Mahkemesi, ancak, Anayasaca yetkilikılınan siyasal organlar veya mahkemelerce önüne getirilen davalarıinceleyebilir. Anayasamız, Anayasa Mahkemesi'nce bir yasanın veya yasakuralının iptali halinde benzeri bir yasa veya yasa kuralının talep olmadankendiliğinden incelenip iptaline de imkan tanımamaktadır. Daha önce bazıörneklerde gördüğümüz gibi Yetki Yasası iptal edilmesine rağmen bu Yasayadayanılarak çıkarılan bir çok KHK dava edilmediği için yürürlüktedir. Bu durumiptal öncesinde çıkarılan KHK'lerin Anayasa'ya aykırılık yönünden herhangibirrahatsızlık yaratmadığı gerçeğini göstermektedir.
Yukarıdaki nedenlerle iptal kararını, yetki yasasının iptalinedayandıran ve her yönüyle Anayasa'ya uygunluk incelemesine yer vermeyen iptalkararına katılmıyorum.
Ayrıca, 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin itiraza konu 9.maddesinin son fıkrasını da Anayasa'nın herhangi bir kuralına aykırı bulmuyorum.
Bu nedenle iptal kararına karşıyım.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1995/36
Karar Sayısı : 1995/56
Çoğunluk gerekçesinde özetle; 3991 sayılı Yetki Yasası iptaledilmiş olduğundan buna dayanılarak çıkarılmış KHK'lerinde yasal dayanağıkalmayacağından esasın incelenmesine geçmeden iptali gerekir denilmektedir.
Dava konusu KHK'nin esasına geçilerek Anayasal denetimi yapılmalıidi. Salt "yasal dayanağı kalmadığı gerekçesinden" hareketle esasageçmeden Anayasa'ya aykırı görüp iptal etmek mümkün değildir.
KHK'ler Anayasa'nın 91. maddesi gereğince yetki yasasındabelirtilen çerçeve içinde çıkarılabilir. Yani KHK'yi çıkarma yetkisi bu yasaile verilir. KHK'nin çıktığı tarihte yetki yasası yürürlükte olduğuna, yani bunadayanarak çıkarıldığına göre "yasal dayanaktan yoksundur" demekhukuka uygun düşmez. KHK hukuk alemine çıktığı tarihte yetki yasası var mıdıryok mudur bunabakılmalıdır. Yetki Yasası, KHK'ye bu hayatiyeti verdikten sonraonun yürürlükten kaldırılması, süresinin sona ermesi KHK'nin yasal dayanaktanyoksun kaldığı anlamına gelemez.
Aynı durum Yetki Yasasının Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesihalinde de devam eder. "Dayanak" yönünden, bir yasanın yürürlüktenkaldırılması, süresinin sona ermesi ya da iptal edilmesi arasında hiç bir farkyoktur. Bu üç halde de sonuçta yasa varmışçasına hukukî tasarrufta bulunulamaz.Ama yasa sona ermeden evvel doğan hukukîneticeler hayattadır ve varlığını devamettirirler.
Ancak bu yasalara dayanılarak yapılan tasarruflar hakkında hukukaaykırılık gerekçesi ile dava açılmışsa yasal dayanak yönünden değil, esastaninceleme yapılarak varsa aykırılık iptal edilir.
Yetki Yasası esastan Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.Konusu, amacı, kapsamı ve ilkeleri yönünden tesbit edilen anayasal aykırılıklarilgili KHK'leri de mutlaka etkiler. Yetki Yasasının belirtilen unsurlarındakibu aykırılıklar KHK'lere intikal eder. Ama bu aykırılık "YasalDayanak" gibi şekli değil esasa ilişkin bir aykırılıktır. Bu da ancak KHK'ninesasına geçilerek yapılacak bir inceleme sonunda tesbit edilebilir.
Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin yasal dayanağınınkalmadığını söylemek, iptal kararının etkisini KHK'nin hukuk alanına çıktığıtarihe kadar çekmek anlamını taşır. Böyle bir anlayışa Anayasa'nın 153.maddesindeki iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği ilkesi izin vermez.
Bu nedenle KHK'nin esasının incelenmesine geçmeden sadece"Yasal Dayanaktan Yoksun Kalması" sebebine dayalı bir Anayasa'yaaykırılık gerekçesine katılmıyorum.
Üye
Sacit ADALI