ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/45
Karar Sayısı : 1995/58
Karar Günü : 13.11.1995
R.G. Tarih-Sayı :24.11.1995-22473
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Anavatan) Partisi TürkiyeBüyük Millet Meclisi Grubu Adına Grup Başkanı A. Mesut YILMAZ
İPTAL DAVASININ KONUSU : 24.6.1995 günlü, 558 sayılı "SermayePiyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun HükmündeKararname"nin Anayasa'nın Başlangıç bölümünün 6. paragrafı ile, 2., 5.,6., 7., 8., 9., 11., 19., 33., 35., 38., 48., 87., 91., 135., 138. ve 153.maddelerine aykırılığı savıyla tümüyle iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınakarar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali istenilen 558 sayılı "Sermaye Piyasası KanunundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname" şöyledir:
"Sermaye Piyasası Kanununda değişiklik yapılması; 8/6/1995tarihli ve 4113 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulunca24/6/1995 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Madde1- 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye PiyasasıKanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Pay sahibi sayısının 250 den fazla olduğu; yatırımortaklıkları, yatırım fonları, halka açık anonim ortaklıklar ve özel emeklilikve tasarruf kuruluşları ile fonlarının sermayesine doğrudan veya dolaylı olarakKurulca belirlenen oranda ortak olduğu, herhangi bir şekilde tespit olunananonim ortaklıkların hisse senetleri halka arz olunmuş sayılır ve buortaklıklar, halka açık anonim ortaklık hükümlerine tabi olurlar."
Madde 2- 2499 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin altıncı fıkrasıaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Yönetim kurulunun bu maddedeki esaslar çerçevesinde aldığıkararlar aleyhine, yönetim kurulu üyeleri, denetçiler veya hakları ihlal edilenpay sahipleri, kararın ilanından itibaren 30 gün içinde anonim ortaklıkmerkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. Buhalde, Türk Ticaret Kanununun genel kurul kararlarının iptaline ilişkin 382,383ve 384 üncü maddeleri hükümleri uygulanır. Yönetim kurulu, davanın açıldığınıöğrendiği tarihten itibaren 10 gün içinde durumu Kurula bildirmekleyükümlüdür."
Madde 3- 2499 sayılı Kanunun 13/A maddesine aşağıdaki fıkraeklenmiştir.
"Varlığa dayalı menkul kıymetler tamamen itfa edilinceyekadar, karşılığını oluşturan alacaklar ve duran varlıklar, başka bir amaçlatasarruf edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, haczedilemez."
Madde 4- 2499 sayılı Kanuna 15 inci maddeden sonra gelmek üzereaşağıdaki madde eklenmiştir.
"Esas sözleşme değişikliği
Madde 15/A- Halka açık anonim ortaklıkların esas sözleşmelerinindeğiştirilmesi, Kurulun, uygun görüşünün alınmasına bağlıdır. Kurulun uygungörüşü alınmadan yapılan esas sözleşme değişikliklerine ilişkin tescil veilanlar hükümsüzdür."
Madde 5- 2499 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasıaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Kurul, biri başkan, biri başkan vekili olmak üzere yediüyeden oluşur. Yetkilerini kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak kullanır.Merkezi Ankaradadır. Kurul kararıyla, yurt içinde ve yurt dışında gerekligörülen yerlerde temsilcilik kurulabilir, büro açılabilir."
Madde 6- 2499 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (j) ve (n) bendleriaşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki bentler eklenmiştir.
"j) Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasasıaraçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyonsözleşmeleri dahil her türlü türev araçların niteliklerini, alım ve satımyöntemini, bu araçların işlem göreceği borsalarda çalışacak kurumların kuruluş,denetim, faaliyet ilke ve esasları ile yükümlülüklerini, teminatlar, takas vesaklama sistemi konularındaki esas ve usulleri düzenlemek,"
"n) Sermaye piyasası araçlarının takası, saklanması veyakaydî değer haline getirilmesi, resmi sicil niteliğindeki sermaye piyasasıaraçları sicili ile bu sicili tutacak merkezin kuruluş ve çalışma esaslarını vemenkul kıymetlerin derecelendirilmesini düzenlemek ve denetlemek,"
"r) Sermaye piyasası kurumlarının sorumluluk sigortasıyaptırmalarını istemek ve ilgili mevzuat saklı kalmak kaydıyla gereklidüzenlemeleri yapmak,"
"s) Sermaye Piyasası Kanununa tabi ortaklık ve kuruluşlarınmali bünyeleri ve kaynaklarının kullanımı ile ilgili standart rasyoları genelolarak ya da sektör, bölge ve ortaklık bazında belirlemek, bu rasyolarınyayımlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek."
Madde 7- 2499 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının(c) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"c) Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasasıaraçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyonsözleşmeleri dahil her türlü türev araçların alım satımının yapılmasınaaracılık,"
"Aracılık, sermaye piyasası araçlarının 31 inci maddeçerçevesinde yetkili kuruluşlar tarafından kendi nam ve hesabına, başkası namve hesabına, kendi namına başkası hesabına alım satımıdır. Vadeli işlem veopsiyon sözleşmeleri dahil her türlü türev araçların yapılmasına aracılık da buhüküm kapsamındadır."
Madde 8- 2499 sayılı Kanunun 34 üncü maddesine aşağıdaki fıkraeklenmiştir.
"Aracı kuruluşların, sermaye piyasası faaliyetleri nedeniyleyatıracakları teminatların türü, miktarı, kullanım alanı ve şekli Kurulcabelirlenir. Teminatlar rehnedilemez, haczedilemez, kullanılma amaçları dışındatasarruf edilemez, üçüncü kişilere devredilemez."
Madde 9- 2499 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 39- Sermaye piyasası araçlarının takas ve saklanması,derecelendirilmesi ve bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlarla sermayepiyasası kurumlarının denetlenmesi ile uğraşan kuruluşlar; yatırımdanışmanlığı, portföy yönetimi gibi sermaye piyasası faaliyetlerini yerinegetiren şirketler veortaklık ve kuruluşlara ait alacakları temellük ederekmünhasıran bu Kanunun 13/A maddesinde belirlenen varlığa dayalı menkulkıymetleri ihraç etmek amacıyla teşkil edilen genel finans ortaklıkları, risksermayesi yatırım fonları, risk sermayesi yatırım ortaklıkları ve risksermayesi yönetim ortaklıkları, ipoteğe dayalı menkul kıymetler merkezi,kuruluş ve faaliyet esasları Kurulca belirlenen özel emeklilik ve tasarrufkuruluşları ve fonlarıdır."
Madde 10- 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasıaşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
"Sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği borsalar, menkulkıymetlerin ve diğer sermaye piyasası araçlarının güven ve istikrar içinde,serbest rekabet şartları altında kolayca alınıp satılabilmesini sağlamak veoluşan fiyatları tespit ve ilan etmekle yetkili olarak kurulan, tüzel kişiliğihaiz kuruluşlardır. Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına,mala kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeliişlem ve opsiyon sözleşmeleridahil her türlü türev araçlarla diğer sermaye piyasası araçlarının işlemgöreceği borsaların kurulmasına, ticaret borsaları hariç mevcut borsalarda buaraçların işlem göreceği piyasaların oluşturulmasına Kurulca karar verilir.Buborsaların hukuki statüleri, mali işleri, kuruluş, teşkilat, denetim çalışmailke ve esasları Kurulca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir."
Madde 11- 2499 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrasıaşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye üçüncü fıkradan sonra gelmek üzereaşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"Bu Kanun kapsamındaki ihraçcılar, sermaye piyasası kurumlarıve kişilerin bu Kanundan doğan işlem ve hesapları, Kurulca görevlendirilecek Kuruluzmanları ve uzman yardımcıları tarafından denetlenir. İlgili Bakan tarafındanda gerektiğinde bu denetlemeler yaptırılabilir."
"Denetimle görevlendirilecekler tarafından istenecek defter,evrak, dosya, kayıt ve diğer belgelerin ibraz veya teslim edilmemesi halinde,ihraçcılar, sermaye piyasası kurumları ve kişiler nezdinde arama yapılabilir.Arama yapılabilmesi için, denetime yetkili olanların buna ihtiyaç duyması vegerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından taleptebulunması, sulh yargıcının da istenilen yerlerde aramayapılmasına karar vermesigereklidir.
Aramada bulunan ve incelenmesine lüzum görülen defterler vebelgeler ayrıntılı bir tutanakla tespit olunur ve muhafaza altına alınarakinceleme yapanın çalıştığı yere sevk edilir. Arama sonucunda alınan defter vebelgeler üzerindeki incelemeler en geç üç ay içinde sonuçlandırılarak birtutanakla sahibine geri verilir."
Madde 12- 2499 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin (c), (g) ve (h)bendleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (h) bendinden sonra gelmeküzere aşağıdaki bentler ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdakifıkralar eklenmiştir.
"c) Halka açık anonim ortaklık ve sermaye piyasasıkurumlarının, kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuunaaykırı görülen durum ve işlemleri ile işletme sermayesi ve kaynaklarınınazalmasına veya kaybına yol açan işlemlerinin hukuka aykırılığının tespiti veyaiptali için dava açmaya, Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıylailgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülenişlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde bu halleri ilgili mercilereintikal ettirmeye,"
"g) Halka açık anonim ortaklık ve sermaye piyasasıkurumlarının mevzuat, esas sözleşme ve içtüzük hükümlerine aykırıfaaliyetlerinin veya mali durumlarının ciddi surette zayıflamakta olduğununtespit edilmesi halinde, ilgililerden aykırılıkların giderilmesi ve kanuna,işletme amaç ve ilkelerine uygunluğun sağlanmasını istemeye; aykırılıktasorumluluğu tespit edilen ortaklık ve kurum görevlilerinin,haklarındakovuşturmaya geçildikten sonra yargılama sonuçlanıncaya kadar imza yetkilerinikaldırmaya; yönetim ve denetim organlarına, değiştirme, azil ve görev süresinibelirleme hakkı sadece Kurula ait olmak üzere, genel kurulca seçilen üyeleringörev veyetkilerini taşıyan üye atamaya; aykırılıkların giderilmemesi veyagiderilemeyecek aykırılıkların tespit edilmesi durumunda, gerekli her türlütedbiri almaya ve sermaye piyasası kurumlarının yetkilerini kaldırmaya,"
"h) Sermaye piyasası kurumlarının, mali yapılarının ciddisurette zayıflamakta olduğunun yapılan denetimler sonucunda tespiti halinde;verilecek uygun süre içinde, mali durumlarının güçlendirilmesini istemeye;verilen bu süre içinde, bu kurumlar tarafından gerekli tedbirler alınmamasıhalindeveya mali durumlarının taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamışolduğu tespit edildiği takdirde herhangi bir süre vermeksizin kurumlarınyetkilerini kaldırmaya; bu tedbirlerden netice alınmadığı takdirde tedricî tasfiyelerinekarar vermeye ve tasfiyenin bitmesini takiben gerektiğinde veya tedricîtasfiyeye gitmeksizin doğrudan iflaslarını istemeye,"
"i) Sermaye piyasası kurumlarının. (h) bendi hükmü uyarınca,tedricî tasfiyeye girmesi veya iflâsı halinde, Kurulca sorumlulukları tespitedilen % 10 hissesinden fazlasına sahip olan ortaklarının; görevden ayrılmışolan veya halen görevde bulunan yönetim kurulu üyeleri, fon yöneticileri ilebirinci derece imzaya yetkili yöneticilerinin şahsen iflâslarını istemeye,"
"j) Gerek görülen hallerde, halka açık anonim ortaklıklarıngenel kurullarına, oy hakkı bulunmaksızın, sermaye piyasası mevzuatı ile ilgilikonularda ortakları aydınlatmak; genel kurul toplantı başkanlığını, yönetim vedenetim organlarını uyarmakla yetkili ve görevli bir temsilci göndermeye,"
"Kurul tarafından birinci fıkranın (h) bendi hükmüne göreyetkileri sürekli olarak kaldırılan sermaye piyasası kurumlarınınmalvarlıkları, yetkinin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararının alındığıtarihten; (i) bendi hükmüne göre iflasa tâbi kişilerden, iflaslarının istenmesiKurulca kararlaştırılanların malvarlıkları ise, bu Kurul kararının alındığıtarihten itibaren tedricî tasfiye işlemlerinin tamamlandığı ilân edilinceye;tedricî tasfiyeyi takiben veya doğrudan iflas talebinde bulunulması halinde,iflas talebinin mahkemece karara bağlanmasına kadar tedricî tasfiyeçerçevesinde Kurulca yapılacak işlemler hariç, üçüncü kişilere devredilemez,rehnedilemez, teminat gösterilemez, haczedilemez, başlamış tüm icra takipleride kendiliğinden durur."
"Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunduğu,yetki belgeleri iptal olunduğu veya faaliyetleri geçici olarak durdurulduğuhalde ticaret unvanlarında, ilan ve reklamlarında, sermaye piyasasındafaaliyette bulundukları intibaını yaratacak kelime veya ibarekullanıldığınıntespiti halinde sorumlular hakkında kovuşturma yapılmakla birlikte,gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Kurulun talebi üzerine valiliklercebunların işyerleri geçici olarak kapatılabileceği ve ilan ve reklamlarıdurdurulabileceği gibi,kanuna aykırı belgelerle, ilân ve reklamlarıtoplatılabilir"
"Birinci fıkranın (g) bendi uyarınca yetkileri kaldırılangörevliler, haklarındaki yargılama sonuçlanıncaya kadar Kurulun izni olmadıkçahiçbir halka açık anonim ortaklık ve sermaye piyasası kurumunda imza yetkilipersonel olarak çalıştırılamazlar."
Madde 13- 2499 sayılı Kanuna 46 ncı maddeden sonra gelmek üzereaşağıdaki maddeler eklenmiştir.
"Tedrici tasfiye
Madde 46/A- 46 ncı maddenin birinci fıkrasının (h) bendi uyarıncayetkileri kaldırılan aracı kurumların tedricî tasfiyelerine Kurulca kararverilebilir ve tasfiye işlemleri Kurul tarafından yürütülür.
Tedricî tasfiyenin amacı, aracı kurumların malvarlığını işinniteliğine göre aynen veya nakte çevirmek suretiyle elde edilen bedeli tahsisederek, Kanun çerçevesinde yaptıkları sermaye piyasası faaliyetleri nedeniylemüşterilerine karşı olan nakit ve sermaye piyasası araçlarını teslimyükümlülüklerini tasfiye etmektir.
Tedricî tasfiye kararı verildikten sonra, aracı kurumun yasalorganlarının görev ve yetkileri, tasfiye sonuçlanıncaya kadar Kurul tarafındanyerine getirilir.
Aracı kurumun yönettiği, yatırım fonu ve menkul kıymetler yatırımortaklığı portföyleri dahil, portföylerin yönetiminin, bir başka kuruluşadevrine Kurulca karar verilebilir. Ancak 46 ncı maddenin birinci fıkrasının (h)bendi hükmü saklıdır.
Hakkında tedricî tasfiye kararı verilen aracı kurumun ödemeleridurur ve tüm malvarlığı üzerinde, bu karar tarihi itibariyle sadece Kurultarafından tasarruf edilebilir. Kurul, aracı kurumun aktif ve pasifini tespiteder. Aracı kurumun nakit borçları, tedricî tasfiye kararının verildiğitarihteki ana para ve işlemiş faizleri toplamı üzerinden; sermaye piyasası aracıteslim borçları ise, varsa teslimde temerrüde düşülen tarihteki, aksi haldetedricî tasfiye kararının verildiği gündeki piyasa değeri itibariyle bulunacaknakit değerleri üzerinden hesaplanır. Aracı kurumun tedricî tasfiye kararınınverilmesinden sonra vadesi gelen sözleşmelerinden doğan hak ve borçları da,vadeleri itibariyle belirlenir. Aracı kurumun, vadeli borçlarına vadeden, diğerborçlarına ise tedricî tasfiye tarihinden itibaren kanunî faiz yürütülür.Mevzuat uyarınca aracı kurum tarafından verilmiş teminatlar da, aktifinhesabında dikkate alınır.
Kurul, gerçek hak sahiplerini ve alacak tutarlarını, kendikayıtları, aracı kurumun kayıtları, bu kuruluşun ilgili olduğu diğer resmî veözel kurumların kayıtları ile güvenilir bulunan diğer bilgi ve belgeleredayanarak tespit eder. İcra İflas Kanununun 278, 279 ve280 inci maddelerindeyazılı hallerin varlığı halinde, Kurul tarafından iptal davası açılabilir.
Tedricî tasfiye karar ve işlemlerinde Türk Ticaret Kanunu, İcra veİflas Kanunu ve diğer mevzuatın tasfiye ile ilgili hükümleri uygulanmaz. Aracıkurumların tedricî tasfiyelerinin uygulama usul ve esasları, Kurulca hazırlananbir yönetmelikte gösterilir.
Tedricî tasfiyeye tâbi tutulan aracı kurumun, müşteri saklamahesaplarındaki menkul kıymetler, münhasıran bu hesap sahiplerine olanyükümlülüklerin karşılanmasında kullanılır. Müşteri hesabına saklanan menkulkıymetler, münferit hesaplar itibariyle karşılaştırılır. Hesabında alacağınıkarşılamaya yetecek kadar menkul kıymet bulunmayan saklama hesabı sahipleriyle,tasfiyenin amacı kapsamında yer alan hak sahiplerinin alacakları, aracı kurumunaktiflerinden karşılanır. Bu hak sahiplerinin alacakları karşılandıktan sonrageriye kalan kısım, diğer alacaklılara tahsis edilir. Aracı kurumun aktifleri,tasfiyenin amacı kapsamındaki hak sahiplerinin alacaklarının karşılanmasınayetmezse, Kurul aracı kurumun iflasını isteyebilir.
İflasına hükmolunan bir aracı kurum için İcra ve İflas Kanununun221 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre teşkil olunacak büroda, bir Kurultemsilcisinin bulunması zorunludur ve Kurul temsilcisi katılmaksızın bürotoplanamaz. Söz konusu maddenin ikinci fıkrası, iflasına hükmolunan aracıkurumlar hakkında uygulanmaz. İflas idaresi, Kurulca belirlenen üç kişidenoluşur. İflas idaresinin toplantı ve karar nisabında çoğunluk esası aranır.
Kanunun 46 ncı maddesinin (i) bendi uyarınca, şahsî iflaslarıistenecek kişilere karşı iflas başvurusunu ve takibini, Kurul yapar. Şahseniflası istenenler hakkında mahkemece İcra ve İflas Kanununun 257 nci ve izleyenmaddeleri hükümleri uygulanır. Kurul, kişisel iflasını istediği kişilerinmalvarlığı üzerinde aracı kurumun alacaklılarını temsilen birinci sıradaimtiyazlı alacaklı sıfatını haizdir. Kurul, iflas tasfiyesinden elde edilecekmeblağı, iflas eden kişinin ortak veya görevli olduğu aracı kurumun, tedricîtasfiye amacı içinde kalan alacaklılarına tahsis eder. Aracı kurumun iflasetmiş olması halinde bu meblağ, aracı kurumun iflas masasına aktarılır.
Aracı kurumlar dışında kalan sermaye piyasası kurumlarınıntedricen tasfiyelerinde de, mahiyetine uyduğu ölçüde bu madde hükümleriuygulanır. Sermaye piyasası kurumlarının türleri itibariyle tedricî tasfiyeyöntemleri, Kurulca çıkarılacak ayrı yönetmeliklerde düzenlenir."
"Uyuşmazlıkların Çözümü
Madde 46/B- Halka açık anonim ortaklıkların, Kanunun 7 nci, 15inci maddeleri ve 16/A maddesinde düzenlenen hususlar ile, sermaye piyasasıkurumlarının borsa işlemleri dışındaki sermaye piyasası faaliyetleri nedeniyletaraf oldukları uyuşmazlıklarda taraflar, tahkim yoluyla çözüm için yazılıolarak Kurula başvurabilirler. Başvurunun, uyuşmazlığa konu olayınöğrenilmesini izleyen üç ay ve her halükârda olayın gerçekleşmesini izleyen biryıl içinde yapılması zorunludur. Kurul, incelemenin tamamlanması için verilen sürelerhariç başvuruyu izleyen altı ay içinde karar vermek zorundadır.
Tarafların Kurula başvurmadan doğrudan doğruya adli yargı yolunagitmeleri mümkündür.
Kurulun uyuşmazlıkların çözümüne dair kararlarına karşı HukukUsulü Muhakemeleri Kanununun 532 nci ve 533 üncü maddeleri uyarınca kararıntaraflara tebliğini izleyen 15 gün içinde Yargıtaya başvurulabilir.
Uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin usul ve esaslar ile tahkimmasraflarının miktar ve tahsil yöntemi Kurulca çıkarılacak bir yönetmeliklebelirlenir."
Madde 14- 2499 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine aşagıdaki fıkraeklenmiştir.
"Cumhuriyet savcıları ve mahkemeler, yapılacak kovuşturma veduruşmalarda bilirkişi teşkiline gerek gördükleri takdirde, münhasıran resmibilirkişi listesinde kayıtlı kişilerden seçecekleri bilirkişilerin görüşlerinialırlar. Resmi bilirkişi listeleri, Kurulun teklifi üzerine ilgili Bakanlıktarafından tespit olunur."
Madde 15- Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğegirer.
Madde 16- Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kuruluyürütür."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1. "Başlangıç
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletininbölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışıve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğuile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınanhiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türkvarlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi vemanevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları vemedeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereğiolarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet vehukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını buyönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, millisevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet vekülfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirininhak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yöndesaygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere ,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatanve millet sevgine emanet ve tevdi olunur."
2. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
3. "MADDE 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
4. "MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. TürkMilleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili eliyleorganları kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
5. "MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
6. "MADDE 8.- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı veBakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır veyerine getirilir."
7. "MADDE 9.- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsızmahkemelerce kullanılır."
8. "MADDE 11.- Anayasa hükümleri,yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
9. "MADDE 19.- Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenliktedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülenbir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; birküçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili mercii önüne çıkarılması içinverilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden birakıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalıkyayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitimveya ıslahı için kanundabelirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüneaykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, yada hakkında sınır dışı etmeyahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;halleridışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancakkaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerdehâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstühalinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bununşartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebeplerive haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halindesözlü olarak derhal, toplu suçlarda engeç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadarbildirilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeyegönderilmesi için gerekli süre hariç engeç kırksekiz saat ve toplu olarakişlenen suçlarda ençok onbeş gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, busüreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksunbırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerindeuzatılabilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu, soruşturmanın kapsam vekonusunun açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunlulukdışında, yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturmaveya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbestbırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmünyerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Herne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürededurumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halindehemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciinebaşvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslardışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıklarızarar, kanuna göre, Devletçe ödenir."
10. "MADDE 33.- Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurmahakkına sahiptir.
Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerinkanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerinkanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, derneğin faaliyetinindurdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmayazorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şartve usuller kanunda gösterilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıylakapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, milli güvenliğin, kamudüzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanıngerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneğifaaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saatiçerisinde görevli hakimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saatiçinde açıklar; aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetlerimensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunlasınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır."
11. "MADDE 35.- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
12. "MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
13. "MADDE 48.- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyalamaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacaktedbirleri alır."
14. "MADDE 87.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev veyetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu vebakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmündekararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarınıgörüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek;milletlerarasıandlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Anayasanın 14 üncü maddesindekifiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilânına,mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine kararvermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak vegörevleri yerine getirmektir."
15. "MADDE 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarakdaha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerinResmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
16. "MADDE 138.- Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hükümverirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
17. "MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetedeyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesiiptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda,Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğudolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır veyasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek vetüzelkişileri bağlar."
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, SamiaAKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve NurettinTURAN'ın katılmalarıyla 4.7.1995 günü yapılan toplantıda, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esas incelemeevresinde ele alınmasına kararverilmiştir.
IV- KHK'nin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİ
558 sayılı "Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun Hükmünde Kararname"nin yürürlüğünün durdurulması istemi5.10.1995 günlü toplantıda oybirliği ile red edilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Davanın esasının incelenmesine ilişkin rapor, dava dilekçesi veekleri, iptali istenilen Kanun Hükmünde Kararname kuralları, dayanılan Anayasakuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun Hükmünde Kararname Hakkında Genel Açıklama
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Kurumu, 22.9.1971 günlü ve 1988sayılı Yasa ile 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde yapılan değişiklik sonucuhukukumuza girmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde "Parlamenterrejimlerde, kanun yapmanın belli usullere uyulmak zorunluluğu sebebiyle zamanaldığı ve gecikmeler meydana getirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadî vesosyal şartların gereği olarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışındayürürlüğe konulabilmesi çağdaş devlet anlayışının tabiî sonucu olarak karşımızaçıkmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesi hükmünün prensibini bozmamak ve her haldeönceden yasama meclislerince esasları bir kanunla tesbit olunan sınırlariçerisinde kalmak kaydıyla hükümete KHK'ler çıkarma yetkisinin verilmesi ve buyetkiyi düzenleyen hükmün TB.MM.nin genel olarak görev ve yetkilerinibelirleyen 64. maddesine eklenmesi uygun görülmüştür." denilmektedir.KHK'ler, temelde 1961 Anayasası'ndan çok farklı olmamakla birlikte 1982Anayasası'nda kimi yeniliklerle ve fakat benzer gerekçelerle 91. maddededüzenlenmiştir. Böylece, hem yürütme organını güçlendirmek hem de değişenekonomik ve sosyal konuların ortaya çıkardığı sorunlara ivedi çözümler bulmakamacına ulaşılmak istenilmiştir.
Olağan dönemlerde çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetki yasasınadayanması zorunludur. Yetki Yasası'nın içeriği ve öğeleri de Anayasa'nın 91.maddesinde belirlenmiştir. 87. maddede ise Bakanlar Kurulu'na "bellikonularda" KHK çıkarma yetkisi vermek TBMM'nin görev ve yetkileri arasındasayılmıştır.
Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi içinöncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda yasa ile bir yetkinin verilmişolması gerekir. Bakanlar Kurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe,kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkartılanKHK, yürürlükteki yasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başkabir anlatımla yasanın hukuksal gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin,"kanunkoymak, değiştirmek ve kaldırmak" öğelerini içerdiği kuşkusuzdur.KHK'lerle yasa hükümleri kaldırabilip ve değiştirebileceği gibi yeni kurallarda getirilebilmektedir.
Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile KHK'ler yapısal (organik-uzvî)bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işleminiteliğindedirler. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi verdiği yetkiyi bir yasaile her zaman geri alabileceği gibi kendisine sunulan KHK'leri aynen kabuletmek ya da reddetmek zorunda olmayıp dilediğinde değiştirerek de kabuledebilir. Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasayladüzenlemesi gereken konuların yasama alanından çıkarılıp yürütme organınındüzenleme alanına sokulması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu'naKHKçıkarma yetkisinin verilmiş olması Anayasa'nın 7. maddesinde öngörülen"Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesini ortadan kaldırmaz.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarılabilmesine yetki veren yasada yeralması zorunlu öğeler Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin ikincifıkrasında gösterilmiştir. Buna göre :
"Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnameninamacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir." Bundan anlaşılacağı gibiyetki yasasından, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacının, kapsamının,ilkelerinin, kullanma süresinin ve bu süre içinde birden çok kararnameyürürlüğe konulup konulamayacağının belirtmesi gerekir. Bakanlar Kurulu'naverilen yetki, yasada öngörülen amaç, ilke, kapsam ve süre ile sınırlı vetürevsel bir yetkidir. O halde, yetki yasasında Anayasa'nın belirlediğiöğelerin belli bir içeriğe kavuşturularak somutlaştırılması gerekir.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "bellikonularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkçabelirtildiği halde, 1982 Anayasası'nın yetki yasasının sahip olması gerekenöğelerini gösteren 91. maddesinde bu koşul yer almamaktadır. Ancak, 1982Anayasası'nın 87. maddesinde "... Bakanlar Kuruluna belli konularda KanunHükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek..." TBMM'nin görev ve yetkileriarasında sayılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, 91. maddede "bellikonularda" ifadesinin yer almaması bir noksanlık sayılamaz. Çünkü, 87.maddede, Bakanlar Kurulu'naverilecek KHK çıkarma yetkisinin ancak bellikonularda olabileceği açıkça gösterilmektedir. Bu durumda, Türkiye Büyük MilletMeclisi, Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda bu yetkiyi verebilir; herkonuyu kapsayacak biçimde bir KHK çıkarma yetkisi veremez. KHK'nin konusununyetki yasasında belirlenmesi zorunludur. Yetki, somutlaştırılmış ve belli birkonuda tanınmalıdır. Bakanlar Kuruluna sınırları belirsiz bir konuda KHKçıkarma yetkisi verilemez. KHK'nin konusu da yetki yasasında belirlenençerçevenindışına çıkamaz. KHK'nin yetki yasasında belirtilen amaç, kapsam ve ilkelerede uygun olması gerekir. Verilen yetkinin konusunun yasada gösterilmesizorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğe konulan KHK'lerin yetki yasasıkapsamı içinde kalıp kalmadıklarının hem yargısal hem de siyasal denetimlerininyapılması yönünden çok büyük bir önemi vardır. Yetki Yasası'nın kapsamı dışındayürürlüğe konulan veya başka bir anlatımla yasanın öngörmediği bir konudadüzenleme yapan bir KHK'nin Anayasa'ya aykırı olacağı kuşkusuzdur.
Anayasa'da kimi konuların KHK'lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır.91. maddenin birinci fıkrasında "Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez." denilmektedir.
Buna göre, Anayasa'nın KHK'lerle düzenlenemeyeceğini belirlediğikonularda TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na düzenlemede bulunması için biryetki verilmesi de olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli olmasının,Anayasa'nın 91. maddesindeki "yetki verilemeyecek konular"ı dakapsayıp kapsamadığının incelenebilmesi yönünden de önemi büyüktür.
Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konularda KHKçıkarabileceği Yetki Yasası'nda açıkça belirtilmeli ve verilen yetki konuyönünden mutlaka belirgin olmalıdır. Anayasa'nın 91. maddesine göre YetkiYasası'nda çıkarılacak KHK'nin "amacı", "kapsamı" ve"ilkeleri"nin de belirtilmesi gerekir. Amaç, Bakanlar Kurulu'nunkendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesinin istendiğinibelirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarak açıklanmalıdır.KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecekbiçimde genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik yorumlamaya elverişliolmamalıdır. KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç ve kapsamdoğrultusunda,verilen ilkelere uygun çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hemde siyasal denetim yönünden zorunludur. KHK, yasada gösterilen amacı dışındayürürlüğe konulmuşsa ya da yetkinin kapsamını aşıyorsa veya ilkelere uygundeğilse budurum KHK'yi, yetki yasasına ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırıdüşürür.
Anayasa'ya göre yetki yasasında, Bakanlar Kurulu'na verilenyetkinin süresinin de gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin yetkilerini çok uzun bir süre yürütme organına vermektenalıkoymaktadır.
Yasada öngörülen sürenin bitiminden sonra çıkarılan KHK'ninAnayasa'ya aykırı düşeceği kuşkusuzdur. Ancak, yetki süresi içerisindeçıkarılmış olan KHK'ler yasadaki sürenin bitiminden sonra Türkiye Büyük MilletMeclisi'nce onaylanmış olmasalar da geçerliliklerini korurlar.
Anayasa'nın 91. maddesinde ayrıca "Kanun hükmündekararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."denilmektedir.
B- KHK'nin Yargısal Denetimi
Anayasa'ya göre KHK'ler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindenetimine bağlıdırlar. Anayasa'nın 91. maddesinde "Kararnameler, ResmîGazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelik veivedilikle görüşülür." denilmektedir. Öncelik ve ivedilik koşuluyla, yetkiyasalarının gecikmeden çıkarılabilmesi ve çıkarıldıktan sonra da yürürlüğekonulan KHK'lerin aynı biçimde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kararabağlanması istenilmiştir.
Anayasa'da KHK'lerin siyasal denetimi yanında yargısal denetimi deöngörülmüştür. KHK'ler, işlevsel (fonksiyonel) yönden yasama işlemi niteliğindeolduklarından bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi deAnayasa Mahkemesi'ne verilmiştir. Anayasa'nın 148., 150., 151.,152. ve 153. maddelerihükümlerine göre, KHK'lerin Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarından uygunluğunuAnayasa Mahkemesi denetler.
KHK'nin yargısal denetimi sözkonusu olduğunda, dayandığı yetkiyasasının öncelikle Anayasa'ya daha sonra da KHK'nin kendisinin hem yetki yasasınahemde Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Hernekadar,Anayasa'nın 148. maddesinde KHK'lerin yetki yasalarına uygunluğunundenetlemesinden değil yalnızca Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarındanuygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasa'ya uygunlukdenetiminin içerisine öncelikle KHK'nin yetki yasasına uygunluğunun denetimigirer. Çünkü, Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak yetki yasasında belirtilensınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesiöngörülmüştür. Yetki yasasıolmazsa (Anayasa mad. 121 dışında) KHK olamaz. Bu yetkinin dışına çıkılmasıKHK'yi Anayasa'ya aykırı duruma getirir. Böylece, KHK'nin yetki yasasına aykırıolması Anayasa'ya aykırı olması ile özdeşleşir. Nitekim, 335 ve 347 sayılıKHK'ler dayandırıldıkları 3268, 3347 ve 3479 sayılı Yetki Yasalarının kapsamıdışında kalmaları nedeniyle; 493, 501, 502, 503, 508, 509, 510, 511, 512, 513,514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521 ve 524 sayılı KHK'ler ise dayandıkları3911 sayılı YetkiYasası'nın iptali nedeniyle Anayasa'ya aykırı görülerek iptaledilmişlerdir.
Olağanüstü Hal KHK'leri dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan(mad. 121) alırlar. Bu tür KHK'lerin bir yetki yasasına dayanması gereklideğildir. Buna karşın, olağan KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmalarızorunludur. KHK'ler, yasa gücünü dayandıkları yetki yasasından alırlar. Bunedenle KHK'ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bir bağ vardır.
Yetki Yasası, KHK ve KHK'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nceaynen ya da değiştirilerek kabulü birbirlerinden bağımsız işlemler olmayıpAnayasa'da öngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır. KHK'nin yetki yasası ileolan bağı, KHK'yi aynen ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. Buyasa, KHK'yi kendi bünyesinealarak genel anlamda bir yasa niteliğinedönüştürür. Bu nedenle, KHK ile dayandığı yetki yasası arasındaki bağ KHK'ninaynen ya da değiştirilerek yasaya dönüşmesine kadar devam etmektedir. KHK, yasagücünü, dayandığı yetki yasası ile konulan esaslara uygunluğu ve yetki yasasınında Anayasa'ya uygunluğu varsayıldığı için kazanmaktadır. Yetki yasasınınAnayasa'ya aykırılığının saptanması ya da bu nedenle iptaline karar verilmesidurumunda, bu varsayım gerçekleşmediğinden, bu yasaya dayanılarak çıkartılanKHKAnayasal dayanaktan yoksun kalır. Bu durumda KHK, Anayasa'nın uygun gördüğüölçünün ötesinde verilen bir yetkinin kullanılması sonucu çıkartılmış olmasınedeniyle Anayasa'ya aykırılık oluşturur. KHK; yetki yasasına ve içeriğiyönünden de Anayasa'ya aykırıbulunmasa bile dayandığı yetki yasası Anayasa'yaaykırı ise bu nedenle iptali gerekir.
KHK'nin Anayasa'ya uygun bir yetki yasasına dayanması geçerliliğinön koşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetkiyasası Anayasa'ya aykırı olan bir KHK'nin kuralları, içerikleri yönündenAnayasa'ya aykırılık oluşturmasalar bile, Anayasa'ya uygunluğundan sözedilemez.
Öbür yönden, KHK'lerin Anayasa'ya uygunluk denetimleri yasalarındenetimlerinden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde; "Kanunlar Anayasayaaykırı olamaz." denilmektedir. Bu nedenle yasaların denetiminde, onlarınyalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK'ler ise konu,amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem deAnayasa'ya uygun olmak zorundadırlar. Bu nedenlerle, KHK kurallarının içerikleryönünden de Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi için öncelikle ortadaAnayasa'ya uygun bir yetki yasasının varlığı gerekir.
KHK'lerin Anayasa'ya aykırılığı saptanmış ya da bu nedenle iptaledilmiş bir yetki yasasına uygun olup olmadığının incelenmesi ise denetimianlamsız kalır. Çünkü Anayasa'ya aykırı bir yetki yasasına dayanılarakçıkartılan KHK'lerin Anayasa'ya uygun görülmesi olanaksızdır.
Yetki yasasının iptalinin, bu yasaya dayanılarak çıkartılanKHK'lere etkisinin Anayasa'nın 153. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesiuygun değildir. Çünkü, Anayasa'nın 153. maddesindeki "İptal kararlarıgeriye yürümez." kuralına dayanılarak, yetki yasasının iptaline ilişkinkararın, ResmîGazetede yayımı gününe kadar çıkarılan KHK'leri etkilemeyeceğisonucu çıkarılamaz.
Bütün bu nedenlerle, Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya da iptalinekarar verilen yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'lerin, Anayasa'nınBaşlangıç'ındaki "Hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilenhürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışınaçıkamayacağı", 2. maddesindeki "Hukuk devleti" ilkeleriyle 6.maddesindeki "Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devletyetkisi kullanamaz." kuralı ve KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91.maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır.
Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan, yetki yasasının kapsamıdışında kalan, dayandığı yetki yasasının Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya daAnayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilen KHK'lerin anayasal konumlarıbirbirinden farksızdır. Böyle durumlarda KHK'ler anayasal dayanaktan yoksunbulunduklarından içerikleri Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dava açıldığındaiptalleri gerekir.
C- 558 sayılı KHK'nin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 8.6.1995 günlü, 4113 sayılıYetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. 4113 sayılı Yetki Yasası'nın 558sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan bölümü Anayasa Mahkemesi'nin 19.9.1995günlü, Esas 1995/44, Karar 1995/44 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece, 558 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
KHK'lerin yargısal denetim bölümünde açıklanan nedenlerle, 4113sayılı Yetki Yasası'nın Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilen SermayePiyasası Kanunu'na ilişkin bölümüne dayanılarak çıkarılmış bulunan 558 sayılıKHK, Anayasa'nın Başlangıç'ında yer alan kayıtsız şartsız Türk Milleti'nin olanegemenliği "... millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi vekuruluşun,bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıylabelirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; "2. maddesindeki "hukukdevleti", 6. maddesindeki "Hiçbir kimse veya organ kaynağınıAnayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" ilkeleriyle, KHKçıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesine aykırıdır. Bu durum karşısında davadilekçesinde ileri sürülen diğer aykırılık savları üzerinde durulmaksızın 558sayılı KHK'nin iptali gerekir.
D- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi hükümleriuyarınca, yasa, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü ya da bunların belirli madde veya hükümleri iptal kararının ResmîGazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, iptalkararı ile meydana gelecek olan hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamuyararını ihlâl edici nitelikte görürse, doldurulması için iptal kararınınyürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir.
Dava konusu 558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1., 6., 10. ve12. maddeleriyle 2499 sayılı Sermaye Piyasası Yasası'nın 11. maddesinin ikincifıkrasında, 22. maddesinde, 40. maddesinin birinci fıkrasında ve 46. maddesininbirinci fıkrasının (c), (g) ve (h) bentlerinde yapılan değişikliklerin iptalisonucu doğan hukuksal boşluk kamu yararını bozacak nitelikte görüldüğündenAnayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesi gereğince bu kurallara ilişkin iptalkararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesi gerekir.
2499 sayılı Yasa'nın 558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname iledeğiştirilen diğer kuralları hakkında verilen iptal kararı nedeniyle doğanhukuksal boşluk, kamu düzenini tehdit ve kamu yararını bozucu niteliktegörülmediğinden bunlara ilişkin iptal kararının yürürlük gününün ayrıcabelirtilmesine gerek bulunmamaktadır.
VI- SONUÇ
A- 24.6.1995 günlü, 558 sayılı "Sermaye Piyasası KanunundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname"nin Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ile Lütfi F.TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 1) 558 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1., 6., 10. ve 12.maddeleriyle 2499 sayılı Sermaye Piyasası Yasası'nın 11. maddesinin ikincifıkrasında, 22. maddesinde, 40. maddesinin birinci fıkrasında ve 46. maddesininbirinci fıkrasının (c), (g) ve (h) bentlerinde yapılan değişikliklerin iptalisonucu doğan hukuksal boşluk kamu yararını bozacak nitelikte görüldüğündenAnayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesi gereğince BU KURALLARA İLİŞKİN İPTALKARARININ RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DÖRT AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE,
2499 sayılı Yasa'nın;
a- 11. maddesinin ikinci fıkrasında Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER,Haşim KILIÇ ile Sacit ADALI'nın,
b- 22. maddesinde, 40. maddesinin birinci fıkrasında, 46.maddesinin birinci fıkrasının (c), (g) ve (h) bentlerinde Yekta Güngör ÖZDEN,Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ ile Sacit ADALI'nın,
Karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 2499 sayılı Yasa'nın 558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname iledeğiştirilen diğer kuralları hakkında verilen iptal kararı nedeniyle doğanhukuksal boşluk, kamu düzenini tehdit ve kamu yararını bozucu niteliktegörülmediğinden bunlara ilişkin İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜK GÜNÜNÜN ERTELENMESİNEGEREK OLMADIĞINA,
2499 sayılı Yasa'nın;
a- 12. maddesinin altıncı, 45. maddesinin dördüncü ve beşincifıkralarında, 46/B maddesinde ve 49. maddesine eklenen fıkrada OYBİRLİĞİYLE,
b- 13/A maddesine eklenen fıkrada, 15/A maddesinde, 30. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi ile ikinci fıkrasında yapılan değişiklikte, 34.maddesine eklenen fıkrada, 39. maddesinde, 45. maddesinin birinci fıkrasındaGüven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
c- 17. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikte GüvenDİNÇER, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Ali HÜNER ile Lütfi F. TUNCEL'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
d- 46. maddesine eklenen,
aa- (i) bendinde Güven DİNÇER, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN ileLütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
bb- (j) bendiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenenfıkralarda Güven DİNÇER, Mustafa BUMİN, Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
e- 46/A maddesinde Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
13. 11.1995 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1995/45
Karar Sayısı : 1995/58
558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle değiştirilen 2499 sayılıYasa'nın 11. maddesinin ikinci fıkrasıyla 22. maddesinde, 40. maddesininbirinci fıkrasında ve 46. maddesinin birinci fıkrasının (c), (g) ve (h)bentlerinde yapılan değişikliklerin iptaline karar verilmesi sonucu doğanhukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ya da kamu yararını bozucu nitelikteolmadığından Anayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesi gereğince bu kurallara ilişkiniptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine gerekbulunmadığından, bu konudaki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1995/45
Karar Sayısı: 1995/58
1- Anayasa Mahkemesi'nin 13.11.1995 günlü, Esas : 1995/45, Karar :1995/58 sayılı kararındaki iptal gerekçesi :
"558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 8.6.1995 günlü, 4113sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. 4113 sayılı Yetki Yasası'nın558 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan bölümü Anayasa Mahkemesi'nin 19.9.1995günlü, Esas : 1995/44, Karar : 1995/44 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece, 558 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksunkalmıştır."
"Bu durum karşısında dava dilekçesinde ileri sürülen diğeraykırılık savları üzerinde durulmaksızın 558 sayılı KHK'nin iptaligerekir." biçimindedir.
Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki verilmesi,Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerine dayanmaktadır. 87. maddede Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında "Bakanlar Kuruluna bellikonularda Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek"te sayılmış, 91.maddede de, Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki veren yasada bulunacakögeler belirtilmiş, bu maddenin son bendinde ise "kanun hükmündekararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih degösterilebilir." hükmü getirilmiştir.
Anayasa'nın hiçbir hükmünde, "Yetki yasalarının iptalihalinde, bu yetki yasalarının hukuken var olduğu dönemde, bu yasalara göreçıkarılmış kanun hükmünde kararnamelerin esasının incelenmesine gerek kalmadaniptal edileceği yolunda" doğrudan bir kural bulunmamaktadır. Bu hususçoğunluğun anayasal bir yorumu olarak ortaya çıkmaktadır.
Kanun hükmünde kararnameler çıktığı tarihte, yasal olan bir yetkiyasasına göre çıkarılmaktadır. Bu yetki yasası o tarihte yürürlüktedir vegeçerlidir. Buna dayanılarak çıkarılan KHK'nin de bir hukuki dayanağı vardır.İptal veya itiraz yoluyla konu Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirilip kararverilinceye kadar da bu kanun hükmünde kararname yürürlüktedir.
Burada asıl olan KHK'nin, çıktığı tarihte yasal olarak kabuledilen, bir yetki yasasına dayanıp dayanmadığıdır. İncelenmesi gereken esasunsur bu olmalıdır. Eğer yetki yasası yürürlükte ise, herhangi bir nedenleiptal edilmemiş ya da yürürlük süresi dolmamışsa, çıkarılmış KHK de Anayasaldayanağa oturmuş demektir. Sonradan o yetki yasasının yürürlükten kaldırılmasıya da yürürlük süresinin sona ermesi KHK'nin anayasal dayanaktan yoksun kaldığıanlamına gelmez.
Ayrıca Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin de anayasaldayanağının kalmadığı yolundaki görüş, iptal kararının etkisini KHK'nin çıkıştarihine kadar çekmek anlamını taşır. Halbuki Anayasa'nın 153. maddesininbeşinci bendinde "iptal kararları geriye yürümez" denilmektedir. Bunedenle bu yoldaki bir kararın Anayasa'nın 153. maddesinin belirlediği kurallada bağdaşmadığı görüşündeyiz.
8.6.1995 günlü, 4113 sayılı Yetki Yasası esastan incelenerek,kararda belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Bu hususelbetteki, bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'leri de etkileyecektir.Ancak bu durum esasa geçilmeden anlaşılamaz. Konunun esasa geçilerekincelenmesi ve varsa Anayasa'ya aykırılıkların bu evrede ortaya konulmasıgerekirdi.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 557 sayılı KHK'nin esasınınincelenmesine geçilerek anayasal denetiminin yapılması ve Anayasa'ya aykırı biryönü varsa iptal edilmesi gerekirdi. Yalnızca KHK'nin yasal dayanağını teşkileden 4113 sayılı Yetki Yasası'nın iptal edilmiş olması nedeniyle, "Anayasaldayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesine dayanılarak, işin esasınageçilmeden iptal kararı verilmesinde isabet görülmemektedir.
Bu nedenle 16.6.1995 günlü ve 538 sayılı KHK'nin esasınagirilmeden "anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesiyle verileniptal kararına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
2- Birinci maddede belirttiğimiz kararda; 24.6.1995 günlü, 558sayılı "Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair KanunHükmünde Kararname"nin iptalinden sonra, KHK'nin kimi maddeleri için,"iptal sonucu doğan hukuksal boşluk kamu yararını bozacak niteliktegörüldüğünden Anayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usullleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesi gereğince bu kurallarailişkin iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dört aysonra yürürlüğe girmesi" kararlaştırılmıştır.
Bizim de uygun bulduğumuz bu gerekçeyi, aynı şekilde KHK'ninazınlıkta kaldığımız maddeleri için de gerekli görüyoruz ve çoğunluk görüşünebu nedenle de katılmıyoruz.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1995/45
Karar Sayısı : 1995/58
Çoğunluk gerekçesinde özetle; 4113 sayılı Yetki Yasası iptaledilmiş olduğundan buna dayanılarak çıkarılmış KHK'lerinde yasal dayanağıkalmayacağından esasın incelenmesine geçmeden iptali gerekir denilmektedir.
Dava konusu KHK'nin esasına geçilerek Anayasal denetimi yapılmalıidi. Salt "yasal dayanağı kalmadığı gerekçesinden" hareketle esasageçmeden Anayasa'ya aykırı görüp iptal etmek mümkün değildir.
KHK'ler Anayasa'nın 91. maddesi gereğince yetki yasasındabelirtilen çerçeve içinde çıkarılabilir. Yani KHK'yi çıkarma yetkisi bu yasaile verilir. KHK'nin çıktığı tarihte yetki yasası yürürlükte olduğuna, yanibuna dayanarak çıkarıldığına göre "yasal dayanaktan yoksundur" demekhukuka uygun düşmez. KHK hukuk alemine çıktığı tarihte yetki yasası var mıdıryokmudur buna bakılmalıdır. Yetki Yasası, KHK'ye bu hayatiyeti verdikten sonraonun yürürlükten kaldırılması, süresinin sona ermesi KHK'nin yasal dayanaktanyoksun kaldığı anlamına gelemez.
Aynı durum Yetki Yasasının Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesihalinde de devam eder. "Dayanak" yönünden, bir yasanın yürürlüktenkaldırılması, süresinin sona ermesi ya da iptal edilmesi arasında hiç bir farkyoktur. Bu üç halde de sonuçta yasa varmışçasına hukukî tasarrufta bulunulamaz.Ama yasa sona ermeden evveldoğan hukukî neticeler hayattadır ve varlığını devamettirirler.
Ancak bu yasalara dayanılarak yapılan tasarruflar hakkında hukukaaykırılık gerekçesi ile dava açılmışsa yasal dayanak yönünden değil, esastaninceleme yapılarak varsa aykırılık iptal edilir.
Yetki Yasası esastan Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.Konusu, amacı, kapsamı ve ilkeleri yönünden tesbit edilen anayasal aykırılıklarilgili KHK'leri de mutlaka etkiler. Yetki Yasasının belirtilen unsurlarındakibu aykırılıklar KHK'lere intikal eder. Ama bu aykırılık "YasalDayanak" gibi şekli değil esasa ilişkin bir aykırılıktır. Bu da ancakKHK'nin esasına geçilerek yapılacak bir inceleme sonunda tesbit edilebilir.
Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin yasal dayanağınınkalmadığını söylemek, iptal kararının etkisini KHK'nin hukuk alanına çıktığıtarihe kadar çekmek anlamını taşır. Böyle bir anlayışa Anayasa'nın 153. maddesindekiiptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği ilkesi izin vermez.
Bu nedenle KHK'nin esasının incelenmesine geçmeden sadece"Yasal Dayanaktan Yoksun Kalması" sebebine dayalı bir Anayasa'yaaykırılık gerekçesine katılmıyoruz.
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI