ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/46
Karar Sayısı : 1995/49
Karar Günü : 21.9.1995
R.G. Tarih-Sayı :27.12.1996-22860
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 4. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 6.1.1982 günlü, 2577 sayılı İdarî YargılamaUsulü Yasası'nın 10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyledeğiştirilen 2. maddesinin 1. bendinin (a) altbendi ile, aynı Yasa'ya eklenengeçici 2. maddenin Anayasa'nın 5., 13., 36., 38. ve 125. maddelerine aykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bütünleme sınavından başarısız sayılan ST.'nin yaptığı itirazüzerine, Dekanlıkça kurulan komisyon, sınav kağıdındaki notu yükselterekilgiliyi bu dersten başarılı kabûl etmiştir. Dekanlık işlemine karşı dersinöğretim üyesi tarafından açılan davada bilirkişiler aracılığıyla sınavkağıdının incelenmesi sonucu öğrencinin sınavda başarısız olduğu saptanarakDekanlık işleminin iptaline karar verilmiştir. Davalı idarenin temyizi üzerineDanıştay Sekizinci Dairesi'nce, idarî işlem davacı öğretim üyesinin kişiselhaklarını ihlâl etmediğinden, 18.6.1994 gününde yürürlüğe giren 4001 sayılıYasa'nın 1. ve geçici 2. maddeleri uyarınca davanın ehliyet yönünden reddigerekeceği gerekçesiyle bu karar bozulmuştur.
Bozma kararından sonra İstanbul 4. İdare Mahkemesi, uyuşmazlıktauygulanması gereken 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 4001 sayılıYasa'yla değişik 2. maddesinin 1. bendinin (a) altbendi ile bu Yasa'ya 4001sayılı Yasa'yla eklenen geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavararak bu maddelerin iptali istemiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'nebaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
İptali istenilen 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 4001sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin birinci bendinin (a) alt bendi ile geçicimadde 2 aynen şöyledir :
1- "MADDE 2- 1. İdarî dava türleri şunlardır :
a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için, çevre,tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararınıyakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlaledilenler tarafından açılan iptal davaları,"
2- "GEÇİCİ MADDE 2- Değiştirilmiş olan 2 nci maddenin hükmübu Kanunun yürürlüğünden evvel açılmış olup devam eden veya hükme bağlanmışolup da kesinleşmemiş bulunan davalarda da uygulanır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
2- "MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin, Cumhuriyetin, millîgüvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın vegenel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgilimaddelerindeöngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlasınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir."
3- "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmahakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
4- "MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
5- "MADDE 125.- İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolu açıktır.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek AskerîŞûranın kararları yargı denetimi dışındadır.
İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirimtarihinden başlar.
Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil veesaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlemniteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlarındoğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birliktegerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına kararverilebilir.
Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhalinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ileyürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür."
C- İlgili Anayasa Kuralı
"MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F.TUNCEL'in katılmalarıyla 6.9.1995 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülen Yasa kurallarıyla itiraza dayanak yapılan Anayasakuralları, bununla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- 2577 Sayılı Yasa'nın Değişik 2. Maddesinin 1. Bendinin (a)Altbendinin İncelenmesi
1- Anlam ve Kapsamı
İdarî dâva türleri ve bu dâvaların kimler tarafından açılabileceği2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesinde gösterilmiştir. Bumadde ile getirilen düzenleme, aynı Yasa ile yürürlükten kaldırılan 521 sayılıDanıştay Yasası'nın 30. maddesinin (A) bendi ile aynı doğrultudadır. Her ikiyasa kuralında da idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırılıkları nedeniyle menfaati ihlâl edilenlertarafındaniptal davası açılabileceği öngörülmüştür. Anılan yasalardaki tanımlararasındaki fark, 521 sayılı Yasa'daki "kanuna aykırı"lığın yerine2577 sayılı Yasa'da "hukuka aykırı"lığın kullanılmış olmasıdır. 2577sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın kimi maddelerinin değişikliğine ilişkintasarıda, iptali istenilen Yasa kuralına yer verilmemiş ise de, birmilletvekilinin teklifi sonucu 2. madde değiştirilecekler arasına alınmıştır.
Teklifin gerekçesinde, "6.1.1982 tarih ve 2577 sayılı İdarîYargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi genel hukuk sistemine aykırı biçimdegelişmiştir. İdarî dâvalarda taraf ehliyeti hususundaki usulsüzlük idarîmahkemelerde ve Danıştay'da iş hacmini gereksiz biçimde artırmıştır. Bu durum,hususi hukuktaki hak ve ehliyetin tatbikatındada eşitsizlik doğurmuştur. Tarafehliyeti, dâvada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medenî hukuktakimedenî haklardan istifade ehliyetinin medenî usul hukukundaki büründüğüşekildir. Gerçekten kimlerin taraf ehliyetine sahip oldukları Hukuk UsulüMuhakemeleriKanunu'nun 38. maddesi ile Medenî Kanun'un 8. ve 46. maddelerindeaçıklanmıştır. Bu genel kaideye rağmen 6.1.1982 tarih ve 2577 sayılı"İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun başta 2. maddesi olmak üzere ilgilimaddelerinde dâva ve taraf ehliyetiyanlış değerlendirilmiş ve (menfaatleriihlâl edilenler) deyimi geniş yorumlanarak, esasta dâva ehliyetine sahipolmayan kişilerin de, idarî yargıda iptal ve tam yargı dâvaları açma taleplerikabul edilmiş ve dâvalar buna göre görülerek hükme bağlanmıştır.Yasa teklifiile dâva açma hakkına ve taraf olma ehliyetine bir kısıtlama getirilmeden..." denilerek; "menfaatleri ihlâl edilenler" yerine"kişisel menfaatleri doğrudan ihlâl edilenler" önerilmiştir.
Bu teklif, Adalet Komisyonu'nca aynen benimsendiktensonra tasarıTBMM Genel Kurulu'nda iken, yeniden görüşülmek üzere İçtüzüğün 89. maddesiuyarınca Komisyon'ca geri çekilmiştir. Adalet Komisyonu'nun 24.2.1994 günlü, 16sayılı birleşiminde değişiklik tasarısının sadece 1. maddesi üzerinde görüşmeyapılarakkural "İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için,çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamuyararını yakından ilgilendiren hususlarhariç olmak üzere, kişisel hakları ihlâledilenler tarafından açılan iptal davaları" biçimine dönüştürülmüştür.TBMM Genel Kurulu'nda maddenin görüşülmesi sırasında, oturumu yöneten BaşkanVekilinin, söz konusu kural ile dâva açma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığıhususundaki açıklama isteği çeşitli itirazlarla karşılaşmış ve Komisyon daaçıklama yapmamıştır. Bu konuda başkaca görüşme de olmadığından madde oylanarakaynen kabul edilmiştir.
Değişiklikten önce, idarî dava türlerinin en yaygını olan"iptal davaları"nda dâva açabilmek için "menfaat ihlâli"yeterli iken, yapılan değişiklik sonucu çevre, tarihî ve kültürel değerlerinkorunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendirenlerdışındaki konularda dâva açılabilmesi "kişisel hak ihlâli" koşulunabağlı kılınmıştır.
İdare, özel hukuk kişilerinin sahip olduğu yetkilerin dışında veüstünde birçok yetkilere sahiptir. İdareye özgü olan bu yetkilerle, kişilerinüzerinde, tek yanlı irade açıklaması ile hukuksal etkiler doğuracak eylem veişlemler yapabilir. Bu işlemlerin yerine getirilmesi için, başka bir makam yada merciin yardımına gereksinim olmadan kişiler çeşitli yükümlülükler altınasokulabilir.
Öte yandan, idarî işlemler yasallık karinesinden yararlanır ve bukarine gereği, idarî işlemlerin yerindeliği ve hukuka uygun olduğu varsayılır.İdarî davalar, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısalyolla denetlenmesi, kamu hizmetlerinin hukuk kurallarına ve hizmetingereklerine uygun biçimde yapılmasının sağlanması, kamuhizmetlerinin getirdiğiyarar ve zararların bireyler üzerindeki etkilerinin adaletli biçimdedengelenmesi için vatandaşlara tanınmış bir haktır. İdarî dâvalar, idarehukukuyla birlikte hukukun üstünlüğü, Devletin hukuka bağlılığı ilkesininsonucu olarak hukuk alanına girmiştir.
İdarî yargıda "idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan dâvalar"olarak tanımlanan iptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayarakhukuk devletini gerçekleştiren önemli yollardandır. İptal davası kolay işleyenve karmaşık olmayan niteliğiyle yargısal bir denetim yolu olarak öngörülmüştür.
İptal davaları ile idarî işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğuincelenir. Aykırılığın saptanmasında işlem ortadan kaldırılır. Böylece,idarenin hukuk kurallarına uygun şekilde hareket etmesi sağlanarak hukuk düzenikorunur.
İptal davaları, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki idarîişlemler hakkında açılabilir. Böyle bir idarî işlemin iptalinin istenilebilmesiiçin davacının menfaatinin ihlâl edilmiş olması gerekir. Yargı kararlarında veöğretide "menfaat", dâvacı ile iptalini istediği idarî işlemarasındaki bağı, ilgiyi anlatır. İdarî işlem iledâva açan kişi arasında geçerli(meşrû) güncel ve ciddî bir ilişki sözkonusu ise dâvada menfaat bağı bulunduğukabul edilmektedir. Bunun dışında öznel bir hakkın ihlâl edilmesi koşuluaranmaz.
Hak, hukukun koruduğu menfaattir. Özel hukukta her menfaatkorunmaz. Kamu hukukunda iptal dâvaları yoluyla korunması zorunludur. Tam yargıdâvalarının tersine iptal dâvalarında dâva açabilmek için menfaat ihlâlininyeterli sayılması, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlamak amacınayöneliktir. Her ne kadar bu amacın tam olarak gerçekleşebilmesi için menfaatihlâli koşulunun aranmaması düşünülebilirse de, bu durumda, idarî işlemlerleilgisi bulunmayan kişilerin dâva açması sonucu idare devamlı dâva tehdidialtında kalır ve böylece idarenin işleyişi olumsuz yöndeetkilenir.
Dâva ehliyeti için aranan "menfaat ihlâli" koşulu, herolaya özgü irdelenmiş ve dâva konusu işlemin davacıyı etkilemiş olması, idarîyargıda menfaat ihlâlinin varlığı için yeterli sayılmıştır. İtiraza konu yasakuralında geçen "kişisel hak" kavramıyla, genel, soyut ve gayrişahsîdüzenleyici kuralların kişilere uygulanarak somutlaşması ve hukuksal sonuçlardoğurması amaçlanmıştır. İdarî yargıda kişisel hak ihlâli, tam yargı davası açabilmeninölçütüdür. Tam yargı davaları ile, idareden, ihlâlettiği bir hakkı yerinegetirmesi ya da neden olduğu zararı gidermesi istenir.
İptal davalarında, hukuka aykırılığının saptanması durumunda idarîişlemin iptal edilmesi, tam yargı davalarında ise idarî işlem ve eyleminuygulanmasından ve yürütülmesinden doğan zararların tazmini söz konusudur. Buiki dâva türündeki farklılık ve gerçekleştirilmek istenilen amaç nedeniyledirki, iptal davasında davacı olabilmek için "menfaat ihlâli" yeterligörülmüş iken; tam yargı davalarında idarî eylem ve işlemlerden dolayıdavacının "hakkının ihlâl" edilmesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 4001 sayılı Yasa iledeğiştirilen 2. maddesinin birinci bendinin (a) alt bendinde, Yasa'da sayılanayrık durumlar dışında, iptal davalarının "kişisel hakları ihlâledilenler" tarafından açılabileceği belirtilmiş, (b) alt bendinde ise,idarî eylem ve işlemlerden dolayı "kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar" tarafından tam yargı davaları açılacağı kuralına yer verilmiştir.Her iki dava türünde de davacı olabilmenin ön koşulu, "kişisel hakihlâli" olup, sadece tam yargı davaları için kişisel hakları"doğrudan muhtel olanlar" denilmiştir.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz başvurusunda, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın2. maddesinde 4001 sayılı Yasa'yla yapılan değişiklik sonucunda, önceleri davakonusu yapılabilen birçok işleme karşı dava açılamayacağı için, idarîişlemlerden bir bölümünün yargı denetiminin dışında bırakılmasının Anayasa'nın5. maddesine, temel hak ve hürriyetlere ilişkin genel ve özel sınırlamalarındemokratik toplum düzeni gereklerine aykırı olamayacağına, "hak aramahürriyeti"ne ve "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolu açık olduğuna ilişkin Anayasa'nın 13., 36. ve 125. maddelerine aykırıolduğu savıylaiptali istenilmiştir.
a- Anayasa'nın 2., 5., 13. ve 36. Maddeleri Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiş, 5. maddesinde, Türk Milletinin bağımsızlığını vebütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hakve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak Devletintemel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.
Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hakları koruyucuadaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, bütünetkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargıdenetimine bağlı olan devlet demektir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama,yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içindekalması, temel hak ve özgürlüklerin, Anayasal güvenceye bağlanmasıylaolanaklıdır.
Başta hukuk devleti ilkesiyle hak arama özgürlüğü olmak üzere tümanayasal gereklere uyarak iptal davasının koşullarını belirlemeye yasakoyucuyetkilidir.
Devletin, hak arama özgürlüğünü daraltan bütün sınırlamalarıkaldırması ve bu yolla yargı denetimini yaygınlaştırarak adaletingerçekleştirilmesini sağlaması hukuk devleti ilkesine yer veren Anayasa'nın 5.maddesi gereğidir.
Anayasa'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devletiniteliği vurgulanırken, devletin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetiminebağlı olması amaçlanmıştır. Çünkü, yargı denetimi, hukuk devletinin"olmazsa olmaz" koşuludur.
Anayasa'nın 12. maddesinde, herkesin, kişiliğine bağlı,dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğubelirtildikten sonra, 13. maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin Devletinülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin, Cumhuriyetin,millî güvenliğin, kamu düzeninin,genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkınve genel sağlığın korunması amacıyla ve ayrıca Anayasa'nın ilgili maddelerindeöngörülen özel nedenlerle, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak yasaylasınırlanabileceği, temel hak ve hürriyetlerle ilgiligenel ve özelsınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı veöngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Bu kurallardan anlaşılacağı gibi, kişiliğe bağlı, temel hak ve özgürlüklerancak Anayasa'nın 13. maddesinde sayılan durumların varlığı halinde yasaylasınırlandırılabilir. Oysa, değişik 2. madde ile getirilen kuralla dâva hakkısınırlandırılmamış, kimi işlemler için ortadan kaldırılmıştır.
Dâva hakkı, kişinin temel haklarından olup, bu hakkın Anayasa'daöngörülen koşulların varlığı gözetilmeksizin daraltılması Anayasa'nın 13.maddesine aykırılık oluşturur.
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36.maddesinde, herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organlarıönünde dâvacı ya da dâvalı olarak sav ve savunma hakkı bulunduğubelirtilmektedir.
İtiraz konusu yasa kuralıyla, idarî işlemlere karşı iptal davasıaçabilmek için, idare hukukunun genel esaslarına aykırı biçimde idarî işlemindavacının "kişisel hakkını ihlâl" etmiş olması koşulu getirilerek hakarama özgürlüğü kısıtlanmış ve birçok işleme karşı dava yolu kapatılmıştır.
İdarî yargı denetimini sınırlayan itiraz konusu kural Anayasa'nın2., 5., 13. ve 36. maddelerine de aykırıdır.
b- Anayasa'nın 125. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlüeylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, ikincifıkrasında ise Cumhurbaşkanı'nın tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek AskerîŞûranın kararları yargı denetiminindışında tutulmuştur. Anayasa'nın 159.maddesinin dördüncü fıkrasıyla da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları,idarî işlem niteliğinde olmalarına karşın, yargı denetimi dışındabırakılmıştır. Anayasa'nın 125. maddesinin ikinci fıkrası ile ayrık tutulanlardışındaki tüm idarî işlemlerin yargı denetimine bağlı olması Anayasabuyruğudur. Anayasa'da sayılan ayrık durumlar dışında idarenin eylem veişlemlerinden kimilerinin yargı denetimine bağlı olmaması sonucunu doğuracaknitelikteki bir yasal düzenleme, Anayasa'nın 125. maddesinin birincifıkrasındaki buyruğa aykırı düşer. İtiraz konusu kuralla, idarî işlemlerinkimileri hakkında dâvacı olabilme "kişisel hak ihlâli" koşulunabağlanarak Anayasa'nın 125. maddesine aykırılık oluşmuştur.
1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Yasası'nın 21. maddesinegöre, iptal davası açabilmek için "menfaat ihlâli" yeterli iken, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesinin (1-a) bendinde yapılandeğişiklik sonucu, bu Yasa'nın uygulanması bakımından,"kişisel hakihlâli"nin davacı olabilmenin koşulu olarak kabul edilmesi yargı düzenleriarasında açıklanabilmesi olanaksız farklılık da yaratmıştır.
İdarî işlemlere karşı dava açılabilmesi için "kişisel hakkınihlâl edilmesi" koşulunun getirilmesiyle soyut, genel ve nesnel"düzenleyici tasarruflar"a karşı yargı yolu daraltılmıştır. Böylece,idarenin düzenleyici işlemlerine karşı uygulanmalar beklenmeden dava açılmasıgüçleştirilmekle, Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına aykırılıkoluşturulmaktadır.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 4001 sayılı Yasa iledeğişik 2. maddesinin 1. bendinin (a) altbendi, Anayasa Mahkemesi'nin 21.9.1995günlü, Esas: 1995/27, Karar: 1995/47 sayılı kararıyla yukarıda açıklanangerekçelerle iptal edildiğinden, aynı konuda yeniden karar verilmesine gerekgörülmemiştir.
B- 2577 Sayılı Yasa'nın Geçici Madde 2'nin İncelenmesi
Başvuru kararında, geçici madde 2'nin Anayasa'nın "hak aramahürriyeti"ni düzenleyen 36. maddesiyle "temel hak ve hürriyetlerleilgili genel ve özel sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerineaykırı olamayacağı"nı öngören 13. maddesine, "İdarenin her türlüeylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" biçimindeki 125. maddesineve 2. maddesindeki "hukuk devleti" ilkesine ve Anayasa'nın 38. maddesineaykırılık oluşturduğu savıyla iptali istenilmiştir.
Yasa'nın geçici madde 2'sinde, "Değiştirilmiş olan 2 ncimaddenin hükmü bu Kanunun yürürlüğünden evvel açılmış olup devam eden veyahükme bağlanmış olup da kesinleşmemiş bulunan davalarda da uygulanır"denilmektedir.
Anayasa'ya aykırılığı saptanmış bir kuralın geriye doğruyürürlüğünü sağlamak, Anayasa'ya aykırılığın sürdürülmesine olanak verir.
Bu nedenle, geçici madde 2'nin iptali gerekir.
Öte yandan başvuru kararında, 2577 sayılı İdarî Yargılama UsulüYasası'nın geçici madde 2'nin Anayasa'nın 38. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de, geçici madde 2 ile, suç ve cezalara ilişkin esaslarıdüzenleyen Anayasa'nın 38. maddesi arasında ilgi kurulamamıştır.
VI- SONUÇ
A- 6.1.1982 günlü, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun,10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin1. bendinin (a) altbendi, Anayasa Mahkemesi'nin 21.9.1995 günlü, Esas 1995/27,Karar 1995/47 sayılı kararıyla iptal edildiğinden bu konuda bir kararverilmesine yer olmadığına,
B- İdarî Yargılama Usulü Yasası'na 4001 sayılı Yasa'yla eklenen"Geçici Madde 2"nin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
21.9.1995 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Nurettin TURAN