ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/48
Karar Sayısı : 1995/39
Karar Günü : 6.9.1995
R.G. Tarih-Sayı :16.12.1997-23202
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi UsulKanunu'nun, 24.6.1994 günlü, 4008 sayılı Yasa'nın 21. maddesiyle değiştirilen360. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Sanığın iş yerinde ödeme kaydedici cihaz kullanmadığı ve 3100sayılı Yasa'nın, 24.6.1994 günlü, 4008 sayılı Yasa'nın 38. maddesiyle değişikmükerrer 8. maddesinin birinci fıkrası yoluyla 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın360. maddesine aykırı davranması nedeniyle açılan kamu davasında, Mahkeme,maddenin ikinci fıkrasının iptali istemiyle başvuruda bulunmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213Sayılı Vergi Usul Yasası'nın 24.6.1994 günlü,4008 Sayılı Yasa'nın 21. maddesiyle değişik 360. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir :
"Kaçakçılığa teşebbüs suçu nedeniyle hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi halinde, para cezası tutarının hesabında, hapiscezasının her bir günü için sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçileriçin belirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık brüt tutarının yarısıesas alınır ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralı şudur :
"MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
C- İlgili Anayasa Kuralı
İlgili Anayasa maddesi şöyledir :
"MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanununsuç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zamankanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorla namaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F.TUNCEL'in katılmalarıyla 7.6.1995 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenilen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri veöteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasa'nın değişik 4.maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların her günü için en çokonbin lira hesabıyla para cezasına çevrilebilme esası getirilmekte ve genel olaraksuçlunun ve suçun işlenmesindeki özellikleri gözönünde bulundurulmaktadır.
Vergi Usul Yasası'nın itiraz konusu 360. maddesinin ikincifıkrasında ise, vergi kaçakçılığına teşebbüsten dolayı hapis cezasınahükmolunması ve bu cezanın paraya çevrilmesine karar verilmesi durumunda, birgünlük hapis cezası karşılığı, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyükişçiler için belirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık brüt tutarınınyarısı esas alınmakta, vergi kaçakçılığına teşebbüs gibi çok özel bir durumdüzenlenmekte ve vergi kaybının önlenmesine yönelikcaydırıcı ve etkin önlemlergetirilmektedir. Ayrıca, 360. maddenin ikinci fıkrasıyla getirilen asgari ücretölçüsüyle, ekonomik alanda yaşanan yıllık para değerindeki kaybın paracezalarına olumsuz yönden yansıması önlenmekte ve böylece suç ve ceza arasındabulunması gereken duyarlı denge sağlanmaktadır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 2949sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların Anayasa'yaaykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmakzorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile deAnayasa'ya aykırılık kararı verebilmektedir. Bu nedenle, itiraz konusu kurallayakın ilişkisi gözetilerek Anayasa'nın 38. maddesi yönündende ayrıcaincelenmiştir.
1- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 38. maddesinde, suç ve cezaların yasallığı ve cezasorumluluğunun kişiselliği ilkesi benimsenmektedir. Suç ve cezalara ilişkin builkeler ceza hukukunun temel ilkeleriyle birlikte toplum ve bireyler yönündenen önemli güvenceleri oluşturmaktadır.
Bu çerçevede yasakoyucunun, değişen ve gelişen toplum yaşamındankaynaklanan yeni gereksinimleri karşılamak amacıyla suç ve ceza alanında yenidüzenlemeler getirmesi olağandır. Hangi eylemlerin suç sayılacağı ve o suçsayılan eylemlere ne tür ve oranda ceza verileceğini saptama yasama organınınyetkisindedir.
İtiraz konusu kural uyarınca, kaçakçılığa teşebbüs nedeniylehükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi durumunda, para cezasınınhesabında, hapis cezasının her gününe karşılık sanayi sektöründe 16 yaşındanbüyük işçiler için belirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık tutarınınyarısı esas alınacağından, suç işleyen kişi hakkında öngörülen ceza, suçgününden öncebelirlenmiş olmaktadır.
Kuralın cezaların yasallığı ilkesine ve Anayasa'nın 38. maddesineaykırı bir yönü görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir.
2- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesiyle aynıhukuksal durumda olan kişilerin aynı kurallara değişik hukuksal durumdaolanların ise değişik kurallara bağlı tutulması öngörülmektedir. Yasa önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmemektedir.Yasaların uygulanmasındadil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefîinanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yolaçılması Anayasa katında geçerli görülmemektedir. Bu mutlak yasak, birbirininaynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasınıve ayrıcalıklı kişi vetoplulukların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedenedayanarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmamaktadır. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gereklikılabilmektedir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler,ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılmaktadır. Aynı durumda olanlar içinayrı düzenleme aykırılık oluşturmaktadır. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik,eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikgerçekleşmiş olacaktır. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumlarıözdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalaryapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklarla, kamu yararı yada başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesidurumunda Anayasa'nıneşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz.
Kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların para cezasınaçevrilmesi, çağdaş ceza hukukunun getirdiği insancıl bir anlayıştır. Bu kuralınuygulanma koşul, sınır ve kapsamı, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile Türk CezaYasası'nın değişik 119. maddesinde belirlenmiştir.
Gerek Türk Ceza Yasası'nda gerekse ceza kurallarını içeren öbüryasalarda özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilebilme olanağınıortadan kaldıran ve daha güç koşullara bağlayan ayrık kurallara da yerverildiği görülmektedir.
Zaman içinde toplumsal gereksinmeleri karşılamak kişi ve toplumyararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşutolarak alınan önlemleri güçlendirmek, geliştirmek, etkilerini daha çok artırmakya da tersine bunları hafifletmek ya da ortadan kaldırmak yasakoyucununyetkisindedir.
213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesinin ikincifıkrasında, kaçakçılığa teşebbüs suçunun niteliği, kapsamı ve cezalandırmadakiamaç gözetilerek, bu suç nedeniyle hükmolunan hapis cezasının parayaçevrilmesinde 647 sayılı Yasa'da öngörülen farklı bir düzenleme yapılmıştır.
Yasakoyucunun, kaçakçılığa teşebbüs suçunda verilen hapiscezasının paraya çevrilmesinde daha ağır para cezasını öngörmesi ve ertelemeolanağını kaldırması cezanın caydırıcılık etkisini artırmak amacına yönelikbulunmaktadır.
Bu nedenle, itirazın reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Yalçın ACARGÜN ile Ali HÜNERbu görüşlere katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, 24.6.1994 günlü,4008 sayılı Yasa'nın 21. maddesiyle değiştirilen 360. maddesinin ikincifıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Yekta GüngörÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Yalçın ACARGÜN ile Ali HÜNER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
6.9.1995 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Nurettin TURAN