ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/50
Karar Sayısı : 1996/19
Karar Günü : 12.6.1996
R.G. Tarih-Sayı :21.04.2000-24027
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Onuncu Dairesi
İTİRAZIN KONUSU : 28.5.1986 günlü, 3291 sayılı "1211 sayılıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu, 3182 sayılı Bankalar Kanunu, 2983sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması HakkındaKanun, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, 7.11.1985 Tarihli ve 3238 sayılı Kanun,2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve 1177 sayılıTütün Tekeli Kanununun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Kamuİktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun"un 17.maddesinin son fıkrasındaki, "...üretilen tütün mamullerindekullanılan tütün cinslerine göre fon alınması... Bakanlar Kurulunca tespit edilir..."ibaresinin Anayasa'nın 2., 7., 73., 161. ve 167. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
3.5.1991 günlü, 91/1755 sayılı Bakanlar Kurulu kararında,"Yabancı tütün ile yurt içinde harmanlanmış ve imâl edilmiş (blended)sigaraların bünyesine giren yabancı tütünün CIF bedeli üzerinden 5000 $/tonfarkı alınır" hükmüne yer verilmiş olmasına karşın, izin ve teşvik belgesikapsamında tütün ithâl eden firmanın bu farkı ödememesi üzerine, tütün fonu vebuna bağlı olarak hesaplanan ithalde alınan Katma Değer Vergisi'nin para cezasıile birlikte tahsiline ilişkin işlemin iptali için açılan davanın temyiziaşamasında Danıştay Onuncu Dairesi, 3291 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin sonfıkrasındaki ibarenin Anayasa'ya aykırılığı savıyla iptali için başvurudabulunmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
28.5.1986 günlü, 3291 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin iptaliistenilen kuralı da içeren son fıkrası şöyledir:
"Tütün ve tütün mamullerinin üretimi, ithalatı ve satışı ileekici tütünlerinin borsalarda veya yazılı sözleşme yapılarak satılabilmesineilişkin usul ve esaslar ve üretilen tütün mamullerinde kullanılan tütüncinslerine göre fon alınması ve bu fonun kullanma usul ve esasları BakanlarKurulunca tespit edilir. Bu fonun denetimi Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulutarafından yapılır".
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğinebağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik vesosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
3- "MADDE 73.- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere,malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasınınsosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiğiyukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi BakanlarKuruluna verilebilir."
4- "MADDE 161.- Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleridışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasılhazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldanfazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz."
5- "MADDE 167.- Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmetpiyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştiricitedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme vekartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesiamacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi vebenzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunlarıkaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk T'ÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ,Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'inkatılmalarıyla 26.9.1995 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESAS İNCELEME
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenilen Yasa kuralı, aykırılık savına dayanak yapılan Anayasa maddeleri ilebunların gerekçeleri ve dosyada bulunan tüm belgeler okunup incelendikten sonragereği düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddelerine göre,Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkeme'ninbakmakta olduğu dâvada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.
Uygulanacak yasa kurallarından amaç, dâvanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya dâvayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan yâhut tarafların istek ve savunmalarıçerçevesinde bir karar vermek için gözönünde tutulması gereken kurallardır.
Bakılmakta olan dâva, Bakanlar Kurulu'nun 3.5.1991 günlü, 91/1755sayılı kararına karşı, blended sigaraların bünyesine giren yabancı tütünün CIFbedeli üzerinden tütün fonuna belli bir fark alınmasına ve Katma Değer Vergisiile beraber ceza kesilmesine gerek olmadığına dâir Mahkeme kararının temyizenincelenmesine ilişkindir. Son fıkradaki, fonun kullanma esas ve usullerineilişkin bölümü ile denetiminin Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafındanyapılacağını öngören ikinci tümcesi dâvada uygulanmayacağından, son fıkrayayönelik esas incelemenin, "... üretilen tütün mamullerinde kullanılantütün cinslerine göre fon alınması ... Bakanlar Kurulunca tespit edilir..."ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Danıştay Onuncu Dairesi, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 7.,73., 161. ve 167. maddelerine aykırılığını ileri sürmüştür.
1- Anayasa'nın 73. ve 167. Maddeleri Yönünden İnceleme
Danıştay Onuncu Dairesi, itiraz konusu kuralda öngörülen ve malîyükümlülük getiren fonun matrahı, oranı gibi esaslı ögelerinin Yasa'dabelirtilmediğini, bu nedenle kuralın, Anayasa'nın 73. ve 167. maddelerineaykırılık oluşturduğunu belirtmektedir.
Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında,"Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiğiyukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulunaverilir"; 167. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Dış ticaretin ülkeekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracatve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri malî yükümlülüklerkoymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir"denilmektedir.
İtiraz konusu kuralla, "üretilen tütün mamullerindekullanılan tütün cinslerine göre fon alınması ... Bakanlar Kurulunca tespitedilir" hükmü getirilmiştir. Buna göre, Bakanlar Kurulu'na, üretilen tütünmamullerinde kullanılan ithâl tütünden de fon alınması konusunda yetkiverildiği açıktır. Nitekim, 2.5.1991 günlü, 91/1755 sayılı Bakanlar Kurulukararının 4. maddesiyle, yabancı tütün ile yurt içinde harmanlanmış ve imâledilmiş (blended) sigaraların bünyesine giren yabancı tütünün ithâli sırasındafon alınacağı öngörülmüştür.
Anayasakoyucu burada "vergi ödevi"nde öngörülendentamamen ayrı bir esas benimsemiştir. Anayasa'nın 73. maddesi uyarınca vergi,resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler ancak kanunla konulur, değiştirilirveya kaldırılır. Bunlardan muaflık, istisnalar ve indirimler ile oranlarınailişkin hükümlerde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içindedeğişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu'na verilebilir. Oysa, Anayasa'nın167. maddesinin ikinci fıkrası ile sözü edilen "ek malîyükümlülükler"in konulması ve kaldırılmasında Bakanlar Kurulu'na kanunlayetki verilmesi söz konusudur. Bir "ek malî yükümlülüğün konulması",onun nevinin ve miktarının saptanması demektir. Türü ve miktarı belli olmayanbir yükümlülük konulamaz. Şu halde, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararınadüzenlenmesi amacıyla ek malî yükümlülükler koymaya yetkili kılınan BakanlarKurulu, ülke ekonomisi ne gibi ek malî yükümlülükler konulmasınıgerektiriyorsa, bunun nevini ve miktarını saptamada serbest olacaktır. Esasen,önceden bunların nelerden ibaret olacağını saymaya ve miktarını saptamayaolanak da yoktur. Başka ülkelerin alacağı önlemlere veya onların ekonomisiningidişine ya da memleketimizdeki ekonomik olaylara bakılarak günü gününealınacak tedbirlerle dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesisağlanacaktır.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 167. maddesineaykırı olmadığı gibi 73. maddesi ile de bir ilişkisi görülmemiştir.
2- Anayasa'nın 2., 7. ve 161. Maddeleri Yönünden İnceleme
Danıştay Onuncu Dairesi, itiraz başvurusunda, "Yasa'nın ekmalî yükümün sadece konusunu belirleyerek, Bakanlar Kuruluna diğer esaslıunsurlarını belirleme yetkisi vermesi"ni Anayasa'nın 2., 7. ve 161.maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanandemokratik, laik, sosyal bir hukuk Devletidir"; 7. maddesinde,"Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetkidevredilemez"; 161. maddesinde ise "Devletin ve kamu iktisadîteşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerleyapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasılhazırlanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldanfazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz" denilmektedir.
İtiraz konusu kural, kaynağını Anayasa'nın 167. maddesinin sonfıkrasından almaktadır, bu nedenle, Anayasa'nın "Cumhuriyetinnitelikleri" başlıklı 2., "Yasama yetkisi" başlıklı 7.maddelerine aykırı bulunmamıştır, itirazın reddi gerekir; ayrıca,"Bütçenin hazırlanması ve uygulanması" başlıklı 161. maddesi ile deilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
28.5.1986 günlü, 3291 sayılı "1211 Sayılı Türkiye CumhuriyetMerkez Bankası Kanunu, 3182 Sayılı Bankalar Kanunu, 2983 Sayılı TasarruflarınTeşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun, 2985 SayılıToplu Konut Kanunu, 7/11/1985 Tarihli ve 3238 Sayılı Kanun, 2499 Sayılı SermayePiyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve 1177 Sayılı Tütün Tekeli KanunununBazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Kamu İktisadî TeşebbüslerininÖzelleştirilmesi Hakkında Kanun"un 17. maddesinin son fıkrasındakisınırlama kararı uyarınca incelenen, "...üretilen tütün mamullerindekullanılan tütün cinslerine göre fon alınması... Bakanlar Kurulunca tespitedilir." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Yekta Güngör ÖZDEN ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,12.6.1996 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1995/50
Karar Sayısı : 1996/19
3291 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin son fıkrasında fon alınmasınınBakanlar Kurulu'nca saptanmasının öngörülmesi, yasayla düzenlenmesi gereken birkonunun Bakanlar Kurulu'nun yetkisine bırakılmasıdır. Bu sonucun yasa ileaçıklanmış, istenmiş olması, yasa ile düzenleme zorunluluğuna uygun değildir.
Anayasa'ya uygunluk denetimi, yasa maddelerinin kendi aralarındaya da öbür yasa maddeleriyle çelişkisini değil, ilgili Anayasa kurallarınaaykırılık savına yönelik olacağından konunun Anayasa'nın 73. ve 167/2. maddelerinegöre çözümü zorunluluğu açıktır.
Uygunluk denetiminde, Anayasa kurallarının birbiriyleçelişemeyeceği, birbirine üstünlüğü ya da önceliği olamayacağı, Anayasa'da biryanlışlık ya da anlatım zayıflığının olanaksızlığı ancak bir varsayım olarak düşünülebilir.Anayasa kuralları içinde de öz-temel-ilke niteliğinde olanlarla, ayrıntıyayönelik, konusunda özellik taşıyanların bulunması doğaldır. Yorumda, öz-temeldurumundaki kurala bağlı kalınarak değerlendirme yaparak incelemeyi yürütmekişlerin amacına daha uygun düşecektir. "Ek malî yükümlülükler"e yerveren Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasının Bakanlar Kurulu'na verdiğiyetki, yine yasayla olacaktır. Madde "kanunla" sözcüğünü açık-seçikvurgulamıştır. Yetki verilirken, yasanın tür, oran-düzey, koşul, sakınma,alma-toplama, izleme, geri verme, Bütçe'ye gelir yazılması nedenleri, fonoluşturulması ve özellikle fonun kullanılması konusunda temel kurallarıkapsayacak, bu doğrultuda uygulama yapıp yapmamayı, ek malî yükümlülüğünkonulup konulmaması, kaldırılıp kaldırılmaması gereğini Bakanlar Kurulununözgörüsüne (takdirine) bırakacaktır. Yasa, Bakanlar Kurulu'na yasa niteliğindekural koyup kaldırma yetkisinin kaynağı olamaz. Anayasa'nın 167. maddesininamacı, "... ek malî yükümlülükler" gerekip gerekmediği, gerekiyorsayasalarla belli edilecek ilkelere uygun zamanlamaya göre bundan yürürlüğekoymayı ve kaldırmayı amaçlamıştır. Bir yasama başıboşluğuna Anayasa kuralınınolanak vereceği düşünülemez.
167. maddenin ikinci fıkrası "Vergi Ödevi" başlıklı veakçalı konulara ilişkin temel kural olan 73. maddenin ayrığı (istisnası)sayılsa bile "vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunlakonulur, değiştirilir veya kaldırılır" (Anayasa 73/2) ilkesinin dışında vebuna tümüyle ayrık bir oluşumun amaçlandığı düşünülemez. Bu temeleuygun bir farklılık, belli bir konunun özelliği olarak ayrıklıkoluşturabilir. Yalnızca "Ek..." sözcüğünün bulunmasının, yürütmeylegörevli Bakanlar Kurulu'na, "koyma ve kaldırma", böylece zamanını,gereğini belirleme yetkisini verdikten sonra ilkeleri de yasa düzeyindesaptama yetkisine olanak veremez. Bu yapısı ve görünümüyle incelenen kural,TBMM.'ne ilişkin yetkileri Bakanlar Kurulu'na sınırsız sayılacak biçimdevermekle, yasayla yasa niteliğinde düzenleme yapmak kapısını açmakla,Anayasa'nın 7. maddesine, 73. maddesine, 167/2. maddesine aykırıdır.Yasayla yetki verilmesi zorunluluğunu sözde bırakacak biçimsel bir düzenleme,yasada Anayasa kuralını doğru-yanlış yineleme, yasa kurallarıyla BakanlarKurulu'nu TBMM'ne eşdüzey duruma getirme, Anayasa katında asla geçerliolamaz. Anayasal sınır, yasal geçerlik koşuludur. Yetkinin yasadan gelmişolması hukuksallık için yeterli değildir. "Yürütmeningüçlendirilmesi" tezi, yürütmeyi siyasal ve ekonomik alanda yasamanın veyargının denetiminden olabildiğince uzaklaştırmayı, bağımsız başına buyrukdavranmasını, çoğunluk oylarını Anayasa'nın üzerine çıkarmayı amaçlamış olamaz.
167/2. maddenin, iptali istenen yasa kuralına kaynaklık yapmaktanötede, çoğunluğun kabul ettiği gibi yasanın öngördüğü yetkilere olanaksağladığını düşünmek, Anayasa'nın kendi içindeki uyuma, güçler dengesineverdiği öneme ters bir yorum olur. Ayrıca, Anayasa'nın 7., 73. ve 161.maddelerine aykırılığı da oluşturur. Anayasa, Devlet yapısındaki düzenlemeyi yinekendisi bozmak durumuna giremez. Bunu düşünmek olanaksızdır. Yasamanınyürütmeye egemen olamaması, Anayasa'nın kurduğu düzene aykırıdır. Anayasadüzeninde, yürütmenin, içinden çıktığı yasamaya bağlı olduğu, onun gözetim vedenetiminde çalıştığı açıktır. 167/2. maddeye, genel düzenlemeye aykırı biçimdeanlam vermek Devlet yaşamı için tehlikeli bir yürütme yönetim gidişine"olur" vermekle birdir. Gelir dağılımında adalet, kaynakların uygungirişimlere ayrılması, dışa bağımlılığın azaltılması, dış ödemeler dengesininkurulması, ekonomik düzenlemeler planın en uygun amaç niteliği olmasını zorunlukılmıştır. Dış alım ya da dış satım seçeneği siyasaldır ve konumuz dışındadır.Ancak, sorunların çözümü, hukuksal düzenlemelerin uygunluğuyla kolaylaşır.
2- Kuralın temeldeki bu aykırılığı yanında yetkinin özünü,Anayasa'nın 73. ve 167/2. maddelerini karşılaştırıp bu yasa konusunda sonucavarırken, kanımca, yanılgıya düşmüştür. "Orjinal yetki" Anayasa'nıntemel kuralına, ödün verilemez, savsaklanamaz ilkesine aykırı olamaz.Yükümlülüğün konulup kaldırılması "yürürlük"le ilgilidir. Gerek,zamanlama özgörüşüdür. Bunu "tür" ve "oran-düzey"le ilgilisayarak genişletmek, hukuksal değerlendirmelerde tüm yöntemler dışında kalanbir varsayımdır. 1982 Anayasa'nın (değerlendirilmesi olanaklı) güçlü yürütmeamacını, yetkisi bölünmüş devre elverişli, Bakanlar Kurulu'ndan geride biryasama, etkisiz bir yargı olarak düşünmek büyük bir yanılgı ve bedeli çok ağırbir yanlışlık olur. Bunu savunmak, Anayasa'yı hukuk devletini yadsımak olur.Yürütmenin "yetki-görev" olması bile, TBMM'nin yetkilerinin BakanlarKurulu'yla paylaşılması değildir. Anayasa buna geçerlik tanıyamaz. Yasaylaverilen yetkiler, görevin yapılmasında yönetimi güçlü kılar. Anayasa Mahkemesi,nice kararın da, temel ilkeler yasada yer almak koşuluyla, görevlendirilenyürütme organına kimi yetkilerin tanınmasını, kişisel amaçlı uygulamalarıönleyecek sınırlamaları gerekli bulmuştur. (23/11/1969 günlü, E. 1967/41, K.1969/51 sayılı karar). Anayasa'nın ancak yasayla düzenleneceğini öngördüğüalanlarda Bakanlar Kurulu'nu yasa düzeyinde kural koymaya yetkili kılmakaykırılıktır. Anayasa Mahkemesi'nin 3/2/1977 günlü, E. 1976/54, K. 1977/8sayılı kararında (Resmî Gazete 8/5/1977 - 15931) "Bir yasanın malî biryükünün, yalnızca konusunu belli ederek ilgililere yükletilmesine izin vermesio malî yükünün yasa ile konulduğunu kabûl için geçerli bir neden sayılamaz.Malî yükümlerin matrah ve oranlar, tarh ve tahakkuku, tahsil yöntemleri,yaptırımları zaman aşımı gibi çeşitli yönleri vardır. Bütün bu yönleri ile birmalî yükün yasada açık bir biçimde ve yeterince belirlenmemiş ise bu durum,kişilerin toplumsal ve ekonomik güçlerini ve hatta temel haklarını olumsuzyönde etkileyecek keyfî uygulamalara yol açabilir. Bu nedenlerledir ki kişilereyüklenecek yükümlerin belli başlı öğelerinin açık bir biçimde ve kesinçizgileriyle yasalarda gösterilmiş olması gerekir" diyerek belirttiğiilkeleri incelenen yasada bulmak güçtür. Anayasa maddelerini yineleyerek -aktarmak Bakanlar Kurulu'na sürekli ve genel bir düzenleme yetkisini, öncedenve belirsiz biçimde vermek uygun bir düzenleme karşılanamaz.
Fonların kaynaklarını, tür ve alt-üst sınırını yasa belirle diktensonra, ilkeleri koyacak, yürütme ancak ve ancak "fon uygulaması"nınbaşlayış ve sona erdirilişi saptayacak işleyişi gerçekleştirir. Fonların oluşumve yönetimi, özellikle denetim düzeni yasalarla öngörülen biçimde yapılmalıdır.Anayasa'nın 161. maddesi parasal konuların Bütçe sistemine uygunlukladüzenleneceğini göstermektedir. Bütçe dışına çıkarak özellikli uygulamalaragitmek Yasa'nın 3. maddesinde geçen "...bütçeye irat kaydedilmesi..."belirtmesiyle de çelişkisi güçlenen bir sınırsızlıktır. Bütçe içi görev vehizmetlerin bütçe dışı ve yönetimin keyfi uygulamalarına açık biçimde yürütülmesi,bunların yasa dışında tutulup Bakanlar Kurulu kararına bırakılması Anayasa'nın161. maddesiyle bağdaşamaz. Güçlü yürütme, yasama organını hiçe sayan, hukukdışına kayan, yargı denetimine karşı çıkan yönetim değildir. Eylemi, işlemi vekararları hukuka uygunluğu oranında geçerli, sağlıklı, etkili ve güçlüolan, hukuksallığının tartışılması düşünülemeyecek yönetimdir. Anayasakoyucunun, önceki olayları değerlendirmesi, tanı (teşhis) uygunluğu, güçlühükûmet özlemi, Anayasa kurallarını karşılaştırmada özden uzaklaşma, temel ilkeyanında özel nitelikteki ayrık kurala tümüyle dayanma nedeni olamaz. Bugörüşüm, Anayasa'nın Bakanlar Kurulu'na harcamasının ve bütçede değişiklikyapabilme konularında getirdiği yasaklamalarla da doğrulanmaktadır. Bütçenin işlemlerigözetildiğinde, Bütçe kavramı kapsamındaki uygulamaların Bakanlar Kurulukararıyla düzenlenip gerçekleştirilmesi sakıncalıdır. Anayasa'nın 167/2.maddesi, özellikle "Dış ticaretin ülke ekonomi sinin yararına olmak üzeredüzenlenmesi amacı"yla kurallaşmıştır. Odak, "Dış ticaret"tir.Ek yükümlüler, bu yöndeki "dışalım-dışsatım" (ithalât-ihracat) vediğer dış ticaret işlemleri üzerine" konulup kaldırılacaktır. "Vergive benzeri yükümlülükler dışında" olacaktır. Adı "fon" da olsa,dışsatımı desteklemek, üre timi artırmak, yatırımları özendirmek amacıylada olsa Anayasa'nın temel buyrukları dışına çıkılmamalıdır. Sapmalargelenekleştiğinde, sakıncalar giderilmez düzeye gelir. Ekonomik kalkınmaamacının zorunluluğu, ulusal erek durumuna gelmiş bulunması Anayasa'nın gözardı edilmesini gerektiremez. Kanunun özü, Anayasa'nın üstünlüğü,önceliği, egemenliğidir. Devlet yaşamının geçmiş yıllarında yürüt meninolanaklarını, yetki ve görevlerini ne ölçüde kullandığı yurttaşlarcabilinmektedir. Hukuk devletinin, demokrasinin gerçekleşip güçlenmesiyolunda, yargıya, yargı kararlarına saygı, yargı denetimine açık olmak,yargı kararlarını yerine getirmeye özen gibi çağdaş tutum ve davranışlarıbenimsemeyi devletin en belirgin karakter durumuna getirmeyi düşünmeyip, yürütmeyipolitik seçişleriyle giderek hukuk dışına götüren gereksiz ve yersizhoşgörüler sakıncalar getirir. Yasalarla yapılması zorunlu düzenle melerinBakanlar Kurulu kararlarına bırakılması Devletin yapısını giderek olumsuz yöndeetkileyecek gelişmeleri hızlandıracaktır. Anayasa'dan ödünvermeye kimsenin hakkı yoktur. Anayasa bile kimi konularda yetkili olamaz(yineler, vurgular, doğrular, benimser, güçlendirir, sayarak kendi niteliğinibelirginleştirir, yapısını açıklar). Anayasa'nın temel kuralı günlük ve siyasalnedenlerle, kaypak uygulamalara dayanak görülemez. Bu aykırılık açık vebüyüktür.
3- Anayasa'nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasındaki vergi, resim,harç ve benzeri malî yükümlülüklerin bağışıklık, ayrıklık ve indirimoranlarında alt ve üst sınır gözetilerek değişiklik yapmak yetkisi BakanlarKurulu'na verilmiştir. Bu madde ve fıkra elbet Bütçelerle ilgilidir. Şimdikiinceleme konusu Bütçe'yle ilgili değildir. Ama anayasal amacı saptama yönündenörnek alındığından sözedilmiştir. 167. maddedeki "ek malî yükümlülük,değil biçimde 73. maddede sayılanlardan ayrıdır. "Dışında..."sözcüğü de bunun kanıtıdır. Bakanlar Kurulu'nu, olmayan şeyi koymaya, olanıkaldır maya yetkili saymak, bunların yasayla yapılması zorunluluğu karşısındabir çelişki olmaktadır.
Yaşama geçirmekten son vermeye değin sınırsız bir yetkilendirme,yasayı da geçersiz kılar bir yetkinin yasayla verilmesi, istendiği gibikullanma anlamına gelemez. Sözcük anlamı böyle algı lansa bile AnayasaMahkemesi, güncel durumlar karşısında böyle yorumlanmamalıdır. Yasa'yı"basit" bir araç, biçimsel bir koşul sayıp yasama organının istencinigözardı etmek, amaca uygun düşmemektedir. Yasayla yapılması gerekenler, yasamaorganının belirleyecekleridir. Belirlemesi, saptaması gerekenlerdir. Yasayı sözolarak geçirmek, ad olarak anmak biçimsel bir yapıya indirgemek olur.Bağsız-koşulsuz, sınırsız bir yetkilendirme, yürütmeyi yasa maya koşut durumagetirir. Bu ölçü ve kapsamda bir yetkiyi Anayasa'yla bağdaştırmak güçtür,Yasa'nın gerekli görüldüğü yerde, belirleme o yasayla yapılmalıdır.
Bu nedenlerle, iptal kararı verilmesi kanısıyla, çoğunluk görüşünüpaylaşmıyorum. 12.6.1996
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN