ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/55
Karar Sayısı : 1996/1
Karar Günü : 18.1.1996
R.G. Tarih-Sayı :19.07.1996-22701
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 16.6.1994 günlü, 538 sayılı "BankalarKanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"ninBankalar Yasası'nın 38/2a, 41. ve 52. maddelerini değiştiren 18., 20. ve 26.maddelerinin, Anayasa'nın 2., 6. ve 91. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.11.1994 günlü iddianamesiyleTürkiye Turizm Yatırım ve Dış Ticaret (TYT) Bankası'nda görevli sanıkların,21-24.6.1993 günlerinde toplam 44.650.000 ABD dolar havale gelmiş gibi kayıtlardüzenleyerek Lapis AŞ.ne 44.600.000 dolar kredi kullandırdıkları ve böylece3182 sayılı Yasa'nın 38/2-a, 41. ve 52. maddelerine aykırı davrandıkları savıylaaynı Yasa'nın 79. maddesi gereğince cezalandırılmaları için açılan kamudavasında, sanıklar vekillerinin 3182 sayılı Yasa'nın kimi kurallarınıdeğiştiren 538 sayılı KHK kurallarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkinsavlarının ciddi olduğu kanısına varan mahkeme, 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun38/2a, 41. ve 52. maddelerini değiştiren 538 sayılı KHK'nin 18., 20. ve 26.maddelerinin iptali için başvuruda bulunmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Kurallar
3182 sayılı Bankalar Yasası'nda değişiklik yapan 538 sayılıKHK'nin kimi kurallarının iptali istenilen 18., 20. ve 26. maddeleri şöyledir:
1- "MADDE 18- 3182 sayılı Kanunun 512 sayılı Kanun HükmündeKararname ile değişik 38 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
"Genel Risk Sınırları
Madde 38.-1a) Bir bankanın vereceği nakdi krediler ve satınalacağı tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçlarının tutarı ile teminatmektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayri nakdi kredilerintoplamı özkaynaklarının 20 katını aşamaz.
b) Vadesi geçmiş nakdi krediler ile gayri nakdi kredilerin nakdetahvil olan bedelleri kaydedildikleri hesaba bakılmaksızın (a) bendiuygulamasında kredi sayılır.
2a) Bir banka gerçek ya da tüzel bir kişiye nakit, mal, kefalet veteminat şekil ve mahiyetinde veya herhangi bir şekil ve surette kendiözkaynakları toplamının yüzde 20'sinden fazla kredi veremez, aval vekefaletlerini kabul edemez veya hisse senetleri hariç, menkul değerlerini satınalamaz.
b) Bu oran ihracatta ve yurt dışı müteahhitlik hizmetlerindekullanılmak üzere açılan ve fiilen bu işlerde kullanılan kredilerde % 25'dir.
c) Bakan sermayesinin yarısından fazlası ayrı ayrı veya birliktegenel ve katma bütçeli dairelere veya kamu iktisadi teşebbüslerine aitkuruluşlara açılan kredileri özkaynakların % 60'ına kadar artırabilir.
d) Bir adi ortaklık tarafından kullanılmak üzere verilecekkrediler, sorumlulukları oranında ortaklara verilmiş kredi sayılır.
3a) Her birine açılacak kredi miktarı hakkında ikinci fıkradakisınırlar saklı olmak üzere, bir bankanın dolaylı kredi ilişkisi içinde bulunangerçek veya tüzel kişilerin tümüne açacağı kredilerin toplamı bankaözkaynaklarının yüzde 75'ini aşamaz.
b) Bu Kanunun uygulamasında lehlerine kredi verilip verilmediğinebakılmaksızın;
i)Bir gerçek kişi ile eş ve velayet altındaki çocuklarına,bunların sınırsız sorumlulukla katıldıkları veya yönetim kurulu başkanı, üyesi,genel müdürü ya da genel müdür yardımcısı oldukları ortaklıklara,
ii) Kamu tüzel kişileri hariç olmak üzere bir tüzel kişinin veya(i) bendinde sayılanların sermayelerinin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 25ve daha fazlasına iştirak ettikleri ortaklıklara, verilen krediler, bir gerçekveya tüzel kişiye dolaylı olarak verilmiş kredi sayılır.
c) Dolaylı iştirak oranı, iştirak oranlarının çarpılması suretiylehesaplanır.
d) Dolaylı kredi ilişkisi içinde bulunan gerçek ya da tüzelkişilerin bu krediler için bankaca kabul edilen aval ve kefaletleri kredisınırının hesabında dikkate alınmaz.
4. Gayrinakdi krediler bu maddenin uygulamasında yüzde 50 oranındanazara alınır. Her bankanın riskin en az % 15'ini üstlenmesi ve katılan bankasayısının 3'ten az olmaması şartıyla konsorsiyum şeklinde verilecek teminatmektuplarında bu oran % 25'tir.
5. Aşağıdaki kredi işlemleri bu maddedeki sınırlamalara tabideğildir.
a) Bakanın uygun görmesi üzerine büyük kamu ihaleleri içinverilecek teminat mektupları ile Türkiye İhracat ve Kredi Bankası'nın katıldığıkonsorsiyumlar şeklinde verilecek teminat mektupları,
b) Hazine ile veya, Hazine ve Kamu Ortaklığı İdaresince veyaHazinenin kefaletiyle çıkarılan bono ve tahviller karşılığında yapılanişlemler,
c) Karşılığı nakit olan krediler,
d) Bankaların kendi aralarındaki kredi işlemleri,
e) Diğer bankaların kendi kredi sınırları dahilindeki mukabilgarantileri ile verilen gayrinakdi krediler ile ihracatta kullanılmak üzereaçılan ve fiilen bu işlerde kullanılan kredilerin bu garantilerle temin edilenkısmı,
f) Bankaların yabancı para cinsinden verecekleri kredilerde kurdeğişikliklerinin doğurduğu artışlar ile vadesi geçmiş kredilere tahakkukettirilen faiz ve diğer unsurlar; şu kadar ki, limitlerin hesabında aynı kişiyeyeni kredi tahsisi halinde daha önce yabancı para cinsinden verilen krediler müteakibentahsis edilen kredinin kullandırıldığı tarihteki cari kurdandikkate alınır,
g) Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Türkiye İhracat ve KrediBankasından sağlanan reeskont ve avans kredileri için verilen cirolar,
h) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önerisi üzerineMüsteşarlıkça kabul edilecek yabancı banka ve kredi kurumlarının Müsteşarlıkçabelirlenecek limitler dahilindeki mukabil garantilerine dayanılarak verilengayrinakdi krediler.""
2- "Madde 20- 3182 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin 512sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 1 ve 3 numaralı fıkraları ile 2numaralı fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve maddeyeaşağıdaki 6 numaralı fıkra eklenmiştir.
"1. 38 inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla bir bankanınsermayesinin yüzde 10 ve daha fazlasına sahip olan ortaklarına ve bunlarladolaylı kredi kapsamına giren gerçek veya tüzel kişilere vereceği kredilerintoplamı banka özkaynaklarının yarısını aşamaz."
"3. Banka mensuplarına teminat karşılığında ve aylıkücretleri toplamının 5 katını aşmamak üzere verilecek krediler ve bu kredileriçin kabul edilecek kefaletler ikinci fıkra hükümlerine tabi değildir."
"a) Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür ve genelmüdür yardımcılarına, kredi açmaya yetkili diğer mensuplarına, bunların eş vevelayet altındaki çocuklarına ve bunların ayrı ayrı veya birliktesermayelerinin yüzde 25 ve daha fazlasına sahip oldukları ortaklıklara,"
"6. Bankalar, kendi ortak ve mensuplarına açtıkları kredilerile bunlarla ilgili veya müterafik işlemler için uyguladıkları kredi faizoranları ile komisyon ve ücretleri tespit tarihinden itibaren Müsteşarlığa veTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na bildirmek zorundadırlar.""
3- "Madde 26- 3182 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin başlığı"Hesap ve işlemlerin gerçeğe uygunluğu" şeklinde değiştirilmiş ve 512sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 2 numaralı fıkrası aşağıdakişekilde yeniden düzenlenmiştir.
"2. Bakanlar Kurulu, ikili ve çok taraflı uluslararasıanlaşmaların gereklerini yerine getirmek amacıyla, bankalara müşterilerininkimliklerini tespit etme yükümlülüğü getirerek bununla ilgili usûl ve esaslarıyönetmelikle düzenlemeye yetkilidir.""
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. TürkMilleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili eliyleorganları kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
3- "MADDE 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını,ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, YalçınACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında ilk ve esasinceleme raporları, başvuru kararı, iptali istenilen kurallar, dayanılanAnayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Türk Ceza Yasası'nda, "suçun, işlendiği zamanın kanununabağlı olacağı" kuralına yer verilmiştir. Ancak, Yasa'nın 2. maddesinin soncümlesinde "Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradanneşrolunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehinde olan kanuntatbik ve infaz olunur." denilmektedir. Buna göre, eylemi suç olmaktançıkaran veya sanığın lehinde olan yasa geçmişe yönelik olarak uygulanacaktır.
3182 sayılı Yasa'nın 38/2a, 41/1. ve 41/2. maddelerine aykırılıkoluşturduğu iddia edilen eylemler 21-24.6.1993 günlerinde gerçekleşmiştir.
Başvuru kararında, 3182 sayılı Bankalar Yasası'nın 38/2a, 41. ve52. maddelerinin davada uygulanacak kurallar olduğu belirtildikten sonrabunların, 538 sayılı KHK'nin 18., 20. ve 26. maddeleriyle değişikliğeuğradığından söz edilerek, 538 sayılı KHK'nin 18., 20. ve 26. maddelerininAnayasa'ya aykırılığı savıyla iptali istenmektedir.
3182 sayılı Bankalar Yasası'nın kimi kuralları, 16.9.1993 günündeyayımlanarak yürürlüğe giren 512 sayılı KHK ile değiştirilmiştir. Ancak, 512sayılı KHK Anayasa Mahkemesi'nin 25.11.1993 günlü, 1993/46-48 sayılı kararı ileiptal edilmiş, kararda iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağıtarihten altı ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiş; iptal kararı da23.12.1993 günlü Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. İptal edilen 512 sayılı KHK yerineçıkarılan 538 sayılı KHK ise, 22.6.1994 gününde yürürlüğe girmiştir. 512 sayılıKHK ile 3182 sayılı Bankalar Yasası'nın 38/2a, 41. ve 52. maddelerinde yapılandeğişiklikler, 538 sayılı KHK'de de aynen korunmuş, başkaca bir değişiklikyapılmamıştır. Bu nedenle, 3182 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 38/2a, 41. ve 52.maddelerinin önceki metniyle 538 sayılı KHK ile yapılan değişikliktensonraki metinlerinin karşılaştırılarak sanıklar lehine olan kurallarınbelirlenmesi ve böylece davada uygulanacak kuralın saptanması zorunludur.
1- 38. Maddenin İkinci Fıkrasının (a) Bendi
Suç tarihinde yürürlükte olan 3182 sayılı Yasa'nın 38. maddesininikinci fıkrasının (a) bendinde, "Bir banka gerçek ya da tüzel bir kişiyenakit, mal, kefalet ve teminat şekil ve mahiyetinde veya herhangi bir şekil vesurette kendi öz kaynakları toplamının yüzde 10'undan fazla kredi veremez,kefaletlerini kabul edemez veya tahvil ve benzeri menkul kıymetlerini satınalamaz." denilmekte iken, 512 sayılı KHK ile de değişiklik yapılan bentte,16.6.1994 günlü, 538 sayılı KHK'nin 18. maddesiyle yapılan düzenlemede"Bir banka gerçek ya da tüzel bir kişiye nakit, mal, kefalet ve teminatşekil ve mahiyetinde veya herhangi bir şekil ve surette kendi öz kaynaklarıtoplamının yüzde 20'sinden fazla kredi veremez, aval ve kefaletlerini kabuledemez veya hisse senetleri hariç, menkul değerlerini satınalamaz." denilmiştir.
Sanıklara yüklenen eylem, "kredi sınırlarınınaşılması"na ilişkin olup, 3182 sayılı Yasa'nın 38. maddesinin ikincifıkrasının (a) bendinin uygulanmasını gerektirmektedir. Daha önce yüzde 10 olankredi limiti 512 ve 538 sayılı KHK'ler ile yüzde 20 olarak değiştirilmiş olupsonraki düzenlemeler sanıklar yararınadır. Sanıkların usulsüz kredikullandırarak kredi limitlerinin aşılmasına ilişkin eylemleri, son kredininkullandırıldığı 24.6.1993 gününde tamamlanmıştır. Bu tarihte ise 3182 sayılıYasa yürürlüktedir. Ancak, daha sonra 538 sayılı KHK yürürlüğe girmiştir.538 sayılı KHK'nin eyleme ilişkin kuralı sanıklar yararınadır ve davada uygulanacakkuraldır.
2- 41. Maddenin Birinci Fıkrası
3182 sayılı Yasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrası "... birbankanın .... vereceği kredilerin toplamı banka öz kaynaklarını aşamaz."biçimde iken, 538 sayılı KHK'nin 20. maddesi ile "... bir bankanın ...vereceği kredilerin toplamı banka öz kaynaklarının yarısını aşamaz."biçiminde değiştirilmiştir. Değişiklik, sanıklar yararına değildir.
İddianamede, 41. maddenin birinci fıkrasına ilişkin eylem"banka öz kaynaklarının çok üzerinde kredi kullandırma" olarak belirtilmiştir.Ceza Muhakemeleri Usulû Kanunu'nun 257. maddesindeki, "Hükmün mevzuu,duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir"kuralı gereğince mahkemenin vereceği karar iddianamede belirtilen eylemlesınırlıdır. Belirlenen eyleme göre, 538 sayılı KHK'nin 20. maddesiyle 3182sayılı Yasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik sanıklaraleyhine olduğundan davada uygulanacak kural değildir. Davada uygulanacakkural, eylem gerçekleştiğinde yürürlükte olan ve 41. maddenin birincifıkrasının 512 ve 538 sayılı KHK'lerle değiştirilmeden önceki biçimidir.
Bu nedenle, 538 sayılı KHK'nin 20. maddesiyle değiştirilen 3182sayılı Yasa'nın 41. maddesinin 512 sayılı KHK ile değişik birinci fıkrasıitiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak kuralolmadığından buna yönelik iptal isteminin mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddine karar verilmiştir.
3- 41. Maddenin İkinci Fıkrasının (a) Bendi
İddianamede, 41. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine ilişkineylem, "Banka Yönetim Kurulu üyelerinin sermayesinin yüzde 25'indenfazlasına sahip oldukları AŞ.'e kredi kullandırmak" olarak belirlenmiştir.
3182 sayılı Yasa'nın 41. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinineylem günündeki metni ile 538 sayılı KHK'nin 20. maddesiyle yeniden düzenlenenmetin karşılaştırıldığında, yeni düzenlemeyle, suç ögelerinde sanıklarınyararına veya zararına bir değişiklik yapılmadığı anlaşılmaktadır.
538 sayılı KHK'nin 20. maddesiyle, 41. maddenin ikinci fıkrasının(a) bendinde yapılan yeni düzenleme sanıklar yararına olmadığından davadauygulanacak kural (a) bendinin suç tarihindeki biçimidir.
Bu nedenle, 538 sayılı KHK'nin 20. maddesiyle değiştirilen 3182sayılı Yasa'nın 41. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi itiraz yolunabaşvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak kural olmadığından, bunayönelik iptal istemi mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine kararverilmiştir.
4- 52. Madde
İddianamede, sanıkların kimi eylemleri 3182 sayılı Yasa'nın 52.maddesine aykırılık olarak belirlenmiştir.
52. madde başlığı "Hesap Uygunluğu" iken, 538 sayılıKHK'nin 26. maddesi ile "Hesap ve işlemlerin gerçeğe uygunluğu"biçiminde değiştirilmiş; 512 sayılı KHK ile değişik 2 numaralı fıkrası yenidendüzenlenmiş; maddenin birinci fıkrasında ise 512 ve 538 sayılı KHK'lerle birdeğişiklik yapılmamıştır. Yeniden düzenlenen 52. maddenin ikinci fıkrası davadauygulanacak kural olmadığından ve 538 sayılı KHK'nin 26. maddesiyle maddeninbirinci fıkrasında da bir değişiklik yapılmadığından 538 sayılı KHK'nin 26.maddesiyle ve 512 sayılı KHK ile değiştirilen 3182 sayılı Yasa'nın 52.maddesine yönelik itirazın başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddinekarar verilmiştir.
B- Sınırlama Sorunu
3182 sayılı Yasa'nın 512 sayılı KHK ile değiştirilen ve 538 sayılıKHK'nin 18. maddesi ile yeniden düzenlenen 38. maddesinin ikinci fıkrasının (a)bendinde, "Bir banka gerçek ya da tüzel bir kişiye nakit, mal, kefalet veteminat şekil ve mahiyetinde veya herhangi bir şekil ve surette kendiözkaynakları toplamının yüzde 20'sinden fazla kredi veremez, aval vekefaletlerini kabul edemez veya hisse senetleri hariç, menkul değerlerinisatın alamaz" denilmektedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'de bakılmakta olan davada sanıklarayüklenen eylem, Lapis Holding AŞ.'ne Yasa'da öngörülenden fazla nakit krediverilmesine ilişkindir.
Bu nedenle, 38. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine ilişkinesas incelemesinin "tüzel kişilere nakit olarak verilen krediler"lesınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.
Güven DİNÇER bu düşünceye katılmamıştır.
V- ESASIN İNCELENMESİ
A- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Kanun Hükmünde Kararname Hakkında Genel Açıklama
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Kurumu, 22.9.1971 günlü, 1988sayılı Yasa ile 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde yapılan değişiklik sonucuhukukumuza girmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde "Parlamenterrejimlerde, kanun yapmanın belli usullere uyulmak zorunluluğu sebebiyle zamanaldığı ve gecikmeler meydana getirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadî vesosyal şartların gereği olarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışındayürürlüğe konulabilmesi çağdaş devlet anlayışının tabiî sonucu olarak karşımızaçıkmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesi hükmünün prensibini bozmamak ve her haldeönceden yasama meclislerince esasları bir kanunla tesbit olunan sınırlariçerisinde kalmak kaydıyla hükümete KHK'ler çıkarma yetkisinin verilmesi ve buyetkiyi düzenleyen hükmün TB.MM.nin genel olarak görev ve yetkilerinibelirleyen 64. maddesine eklenmesi uygun görülmüştür." denilmektedir.KHK'ler, temelde 1961 Anayasası'ndan çok farklı olmamakla birlikte 1982Anayasası'nda kimi yeniliklerle ve fakat benzer gerekçelerle 91. maddededüzenlenmiştir. Böylece, hem yürütme organını güçlendirmek hem de değişenekonomik ve sosyal konuların ortaya çıkardığı sorunlara ivedi çözümler bulmakamacına ulaşılmak istenilmiştir.
Olağan dönemlerde çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetki yasasınadayanması zorunludur. Yetki Yasası'nın içeriği ve öğeleri de Anayasa'nın 91.maddesinde belirlenmiştir. 87. maddede ise Bakanlar Kurulu'na "bellikonularda" KHK çıkarma yetkisi vermek TBMM'nin görev veyetkileri arasında sayılmıştır.
Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi içinöncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda yasa ile bir yetkinin verilmişolması gerekir. Bakanlar Kurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe,kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkartılanKHK, yürürlükteki yasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başkabir anlatımla yasanın hukuksal gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin,"kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak" öğelerini içerdiğikuşkusuzdur. KHK'lerle yasa hükümleri kaldırabilip ve değiştirebileceği gibiyeni kurallar da getirilebilmektedir.
Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile KHK'ler yapısal (organik-uzvî)bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işleminiteliğindedirler. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi verdiği yetkiyi bir yasaile her zaman geri alabileceği gibi kendisine sunulan KHK'leri aynen kabuletmek ya da reddetmek zorunda olmayıp dilediğinde değiştirerek de kabuledebilir. Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasayla düzenlemesigereken konuların yasama alanından çıkarılıp yürütme organının düzenlemealanına sokulması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarmayetkisinin verilmiş olması Anayasa'nın 7. maddesinde öngörülen "Yasamayetkisinin devredilmezliği" ilkesini ortadan kaldırmaz.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarılabilmesine yetki veren yasada yeralması zorunlu öğeler Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin ikincifıkrasında gösterilmiştir. Buna göre :
"Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnameninamacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir." Bundan anlaşılacağı gibiyetki yasasından, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacının, kapsamının,ilkelerinin, kullanma süresinin ve bu süre içinde birden çok kararnameyürürlüğe konulup konulamayacağının belirtmesi gerekir. Bakanlar Kurulu'naverilen yetki, yasada öngörülen amaç, ilke, kapsam ve süre ile sınırlı vetürevsel bir yetkidir. O halde, yetki yasasında Anayasa'nın belirlediğiöğelerin belli bir içeriğe kavuşturularak somutlaştırılması gerekir.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "bellikonularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkçabelirtildiği halde, 1982 Anayasası'nın yetki yasasının sahip olması gerekenöğelerini gösteren 91. maddesinde bu koşul yer almamaktadır. Ancak, 1982Anayasası'nın 87. maddesinde "... Bakanlar Kuruluna belli konularda KanunHükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek..." TBMM'nin görev ve yetkileriarasında sayılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, 91. maddede "bellikonularda" ifadesinin yer almaması bir noksanlık sayılamaz. Çünkü, 87.maddede, Bakanlar Kurulu'na verilecek KHK çıkarma yetkisinin ancak bellikonularda olabileceği açıkça gösterilmektedir. Bu durumda, Türkiye Büyük MilletMeclisi, Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda bu yetkiyi verebilir; herkonuyu kapsayacak biçimde bir KHK çıkarma yetkisi veremez. KHK'nin konusununyetki yasasında belirlenmesi zorunludur. Yetki, somutlaştırılmış ve belli birkonuda tanınmalıdır. Bakanlar Kuruluna sınırları belirsiz bir konuda KHKçıkarma yetkisi verilemez. KHK'nin konusu da yetki yasasında belirlenençerçevenin dışına çıkamaz. KHK'nin yetki yasasında belirtilen amaç, kapsamve ilkelere de uygun olması gerekir. Verilen yetkinin konusunun yasadagösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğe konulan KHK'lerinyetki yasası kapsamı içinde kalıp kalmadıklarının hem yargısal hem de siyasaldenetimlerinin yapılması yönünden çok büyük bir önemi vardır. Yetki Yasası'nınkapsamı dışında yürürlüğe konulan veya başka bir anlatımla yasanın öngörmediğibir konuda düzenleme yapan bir KHK'nin Anayasa'ya aykırı olacağı kuşkusuzdur.
Anayasa'da kimi konuların KHK'lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır.91. maddenin birinci fıkrasında "Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmınınbirinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez." denilmektedir.
Buna göre, Anayasa'nın KHK'lerle düzenlenemeyeceğini belirlediğikonularda TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na düzenlemede bulunması için biryetki verilmesi de olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli olmasının,Anayasa'nın 91. maddesindeki "yetki verilemeyecek konular"ı dakapsayıp kapsamadığının incelenebilmesi yönünden de önemi büyüktür.
Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konularda KHKçıkarabileceği Yetki Yasası'nda açıkça belirtilmeli ve verilen yetki, konuyönünden mutlaka belirgin olmalıdır. Anayasa'nın 91. maddesine göre YetkiYasası'nda çıkarılacak KHK'nin "amacı", "kapsamı" ve"ilkeleri"nin de belirtilmesi gerekir. Amaç, Bakanlar Kurulu'nunkendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesinin istendiğinibelirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarakaçıklanmalıdır. KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli heryöne çekilebilecek biçimde genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişikyorumlamaya elverişli olmamalıdır. KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç vekapsam doğrultusunda, verilen ilkelere uygun çıkarılıp çıkarılmadığınınsaptanması hem yargısal hem de siyasal denetim yönünden zorunludur. KHK, yasadagösterilen amacı dışında yürürlüğe konulmuşsa ya da yetkinin kapsamını aşıyorsaveya ilkelere uygun değilse bu durum KHK'yi, yetki yasasına ve dolayısıylaAnayasa'ya aykırı düşürür.
Anayasa'ya göre yetki yasasında, Bakanlar Kurulu'na verilenyetkinin süresinin de gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin yetkilerini çok uzun bir süre yürütme organına vermektenalıkoymaktadır.
Yasada öngörülen sürenin bitiminden sonra çıkarılan KHK'ninAnayasa'ya aykırı düşeceği kuşkusuzdur. Ancak, yetki süresi içerisindeçıkarılmış olan KHK'ler yasadaki sürenin bitiminden sonra Türkiye Büyük MilletMeclisi'nce onaylanmış olmasalar da geçerliliklerini korurlar.
Anayasa'nın 91. maddesinde ayrıca "Kanun hükmündekararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."denilmektedir.
2- KHK'nin Yargısal Denetimi
Anayasa'ya göre KHK'ler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindenetimine bağlıdırlar. Anayasa'nın 91. maddesinde "Kararnameler, ResmîGazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelik veivedilikle görüşülür." denilmektedir. Öncelik ve ivedilik koşuluyla, yetkiyasalarının gecikmeden çıkarılabilmesi ve çıkarıldıktan sonra da yürürlüğekonulan KHK'lerin aynı biçimde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kararabağlanması istenilmiştir.
Anayasa'da KHK'lerin siyasal denetimi yanında yargısal denetimi deöngörülmüştür. KHK'ler, işlevsel (fonksiyonel) yönden yasama işlemi niteliğindeolduklarından bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi deAnayasa Mahkemesi'ne verilmiştir. Anayasa'nın 148., 150., 151., 152. ve 153.maddeleri hükümlerine göre, KHK'lerin Anayasa'ya biçim ve esasbakımlarından uygunluğunu Anayasa Mahkemesi denetler.
KHK'nin yargısal denetimi sözkonusu olduğunda, dayandığı yetkiyasasının öncelikle Anayasa'ya daha sonra da KHK'nin kendisinin hem yetkiyasasına hem de Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir.Hernekadar, Anayasa'nın 148. maddesinde KHK'lerin yetki yasalarına uygunluğunundenetlemesinden değil yalnızca Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarındanuygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasa'yauygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK'nin yetki yasasınauygunluğunun denetimi girer. Çünkü, Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak yetkiyasasında belirtilen sınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesiöngörülmüştür. Yetki yasası olmazsa (Anayasa mad. 121 dışında) KHK olamaz. Buyetkinin dışına çıkılması KHK'yi Anayasa'ya aykırı duruma getirir. Böylece,KHK'nin yetki yasasına aykırı olması Anayasa'ya aykırı olması ile özdeşleşir.Nitekim, 335 ve 347 sayılı KHK'ler dayandırıldıkları 3268, 3347 ve 3479 sayılıYetki Yasalarının kapsamı dışında kalmaları nedeniyle; 493, 501, 502, 503, 508,509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521 ve 524 sayılıKHK'ler ise dayandıkları 3911 sayılı Yetki Yasası'nın iptali nedeniyleAnayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmişlerdir.
Olağanüstü Hal KHK'leri, dayanaklarını doğrudan doğruyaAnayasa'dan (mad. 121) alırlar. Bu tür KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmasıgerekli değildir. Buna karşın, olağan KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmalarızorunludur. KHK'ler, yasa gücünü dayandıkları yetki yasasından alırlar. Bunedenle KHK'ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bir bağ vardır.
Yetki Yasası, KHK ve KHK'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nceaynen ya da değiştirilerek kabulü birbirlerinden bağımsız işlemler olmayıpAnayasa'da öngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır. KHK'nin yetki yasası ileolan bağı, KHK'yi aynen ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. Buyasa, KHK'yi kendi bünyesine alarak genel anlamda bir yasa niteliğinedönüştürür. Bu nedenle, KHK ile dayandığı yetki yasası arasındaki bağKHK'nin aynen ya da değiştirilerek yasaya dönüşmesine kadar devam etmektedir.KHK, yasa gücünü, dayandığı yetki yasası ile konulan esaslara uygunluğu veyetki yasasının da Anayasa'ya uygunluğu varsayıldığı için kazanmaktadır. Yetkiyasasının Anayasa'ya aykırılığının saptanması ya da bu nedenle iptaline kararverilmesi durumunda, bu varsayım gerçekleşmediğinden, bu yasaya dayanılarakçıkartılan KHK Anayasal dayanaktan yoksun kalır. Bu durumda KHK, Anayasa'nınuygun gördüğü ölçünün ötesinde verilen bir yetkinin kullanılması sonucuçıkartılmış olması nedeniyle Anayasa'ya aykırılık oluşturur. KHK; yetkiyasasına ve içeriği yönünden de Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dayandığıyetki yasası Anayasa'ya aykırı ise bu nedenle iptali gerekir.
KHK'nin Anayasa'ya uygun bir yetki yasasına dayanması geçerliliğinön koşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetkiyasası Anayasa'ya aykırı olan bir KHK'nin kuralları, içerikleri yönündenAnayasa'ya aykırılık oluşturmasalar bile, Anayasa'ya uygunluğundan sözedilemez.
Öbür yönden, KHK'lerin Anayasa'ya uygunluk denetimleri yasalarındenetimlerinden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde; "Kanunlar Anayasayaaykırı olamaz." denilmektedir. Bu nedenle yasaların denetiminde, onlarınyalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK'ler ise konu,amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem deAnayasa'ya uygun olmak zorundadırlar. Bu nedenlerle, KHK kurallarının içerikleryönünden de Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi için öncelikle ortadaAnayasa'ya uygun bir Yetki Yasasının varlığı gerekir.
KHK'lerin Anayasa'ya aykırılığı saptanmış ya da bu nedenle iptaledilmiş bir yetki yasasına uygun olup olmadığının incelenmesi ise denetimianlamsız kalır. Çünkü Anayasa'ya aykırı bir yetki yasasına dayanılarakçıkartılan KHK'lerin Anayasa'ya uygun görülmesi olanaksızdır.
Yetki yasasının iptalinin, bu yasaya dayanılarak çıkartılanKHK'lere etkisinin Anayasa'nın 153. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesiuygun değildir. Çünkü, Anayasa'nın 153. maddesindeki "İptal kararlarıgeriye yürümez." kuralına dayanılarak, yetki yasasının iptaline ilişkinkararın, Resmî Gazete'de yayımı gününe kadar çıkarılan KHK'leri etkilemeyeceğisonucu çıkarılamaz.
Bütün bu nedenlerle, Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya da iptalinekarar verilen yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'lerin, Anayasa'nınBaşlangıç'ındaki "Hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilenhürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışınaçıkamayacağı", 2. maddesindeki "Hukuk devleti" ilkeleriyle 6.maddesindeki "Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devletyetkisi kullanamaz." kuralı ve KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91.maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır.
Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan, yetki yasasının kapsamıdışında kalan, dayandığı yetki yasasının Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya daAnayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilen KHK'lerin anayasal konumlarıbirbirinden farksızdır. Böyle durumlarda KHK'ler anayasal dayanaktan yoksunbulunduklarından içerikleri Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dava açıldığındaiptalleri gerekir.
3- 538 sayılı KHK'nin İtiraz Konusu Kuralının Anayasa'yaAykırılığı Sorunu
İtiraz konusu kuralı içeren 538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname1.6.1994 günlü, 3991 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. KHK'nindayandığı 3991 sayılı Yetki Yasası Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1994 günlü, Esas1994/68, Karar 1994/80 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece, 538 sayılı KHK, anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
KHK'lerin yargısal denetim bölümünde açıklanan nedenlerle,Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilen 3991 sayılı Yetki Yasası'nadayanılarak çıkarılmış bulunan 538 sayılı KHK Anayasa'nın Başlangıç'ında yeralan kayıtsız şartsız Türk Milleti'nin olan egemenliği "... millet adınakullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilenhürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışınaçıkamayacağı; "2. maddesindeki "hukuk devleti", 6. maddesindeki"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisikullanamaz" ilkeleriyle, KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesineaykırıdır. Bu durum karşısında, 538 sayılı KHK'nin 18. maddesi iledeğiştirilen 3182 sayılı Yasa'nın 38. maddesinin 2(a) bendinin "Tüzelkişilere nakit olarak verilen krediler" yönünden iptali gerekir.
Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ile Lütfi F. TUNCEL bugörüşe katılmamışlardır.
B- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi uyarınca, yasa,kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların belirli madde veya hükümleri iptal kararının Resmî Gazete'deyayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, iptal kararı ilemeydana gelecek olan hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararınıihlâl edici nitelikte görürse, doldurulması için iptal kararının yürürlüğegireceği günü ayrıca kararlaştırabilir.
3182 sayılı Yasa'nın 538 sayılı KHK ile değişik 38. maddesininikinci fıkrasının sınırlama kararı gereğince incelenen itiraz konusu (a)bendinin iptali sonucu doğan hukuksal boşluk kamu yararını bozacak niteliktegörüldüğünden Anayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesi gereğinceiptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dört ay sonrayürürlüğe girmesi uygun bulunmuştur.
VI- SONUÇ
A- 16.6.1994 günlü, 538 sayılı "Bankalar Kanununda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 18. maddesiyledeğiştirilen 3182 sayılı Yasa'nın 512 sayılı KHK ile değişik 38. maddesininsınırlama kararı uyarınca incelenen (2a) bendinin "Tüzel kişilere nakitolarak verilen krediler" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
B- İptal edilen kuralın doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzeninibozucu nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla,2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarıncaİPTAL KARARININ, RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DÖRT AY SONRAYÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
18.1.1996 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1995/55
Karar Sayısı : 1996/1
Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1994 günlü, Esas : 1994/68, Karar :1994/80 sayılı kararındaki iptal gerekçesi :
"538 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 1.6.1994 günlü, 3991sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. 3991 sayılı Yetki Yasası'nın538 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan bölümü Anayasa Mahkemesi'nin 1.6.1994günlü, Esas: 1994/68, Karar: 1994/80 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece, 538 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksunkalmıştır."
"Bu durum karşısında dava dilekçesinde ileri sürülen diğeraykırılık savları üzerinde durulmaksızın 538 sayılı KHK'nin iptaligerekir." biçimindedir.
Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki verilmesi,Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerine dayanmaktadır. 87. maddede Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında "Bakanlar Kuruluna bellikonularda Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek"te sayılmış, 91.maddede de, Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki veren yasada bulunacakögeler belirtilmiş, bu maddenin son bendinde ise "kanun hükmündekararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih degösterilebilir." hükmü getirilmiştir.
Anayasa'nın hiçbir hükmünde, "Yetki yasalarının iptalihalinde, bu yetki yasalarının hukuken var olduğu dönemde, bu yasalara göreçıkarılmış kanun hükmünde kararnamelerin esasının incelenmesine gerek kalmadaniptal edileceği yolunda" doğrudan bir kural bulunmamaktadır. Bu hususçoğunluğun anayasal bir yorumu olarak ortaya çıkmaktadır.
Kanun hükmünde kararnameler çıktığı tarihte, yasal olan bir yetkiyasasına göre çıkarılmaktadır. Bu yetki yasası o tarihte yürürlüktedir vegeçerlidir. Buna dayanılarak çıkarılan KHK'nin de bir hukuki dayanağı vardır.İptal veya itiraz yoluyla konu Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirilip kararverilinceye kadar da bu kanun hükmünde kararname yürürlüktedir.
Burada asıl olan KHK'nin, çıktığı tarihte yasal olarak kabuledilen, bir yetki yasasına dayanıp dayanmadığıdır. İncelenmesi gereken esasunsur bu olmalıdır. Eğer yetki yasası yürürlükte ise, herhangi bir nedenleiptal edilmemiş ya da yürürlük süresi dolmamışsa, çıkarılmış KHK de Anayasaldayanağa oturmuş demektir. Sonradan o yetki yasasının yürürlükten kaldırılmasıya da yürürlük süresinin sona ermesi KHK'nin anayasal dayanaktan yoksun kaldığıanlamına gelmez.
Ayrıca Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin de anayasaldayanağının kalmadığı yolundaki görüş, iptal kararının etkisini KHK'nin çıkış tarihinekadar çekmek anlamını taşır. Halbuki Anayasa'nın 153. maddesinin beşincibendinde "iptal kararları geriye yürümez" denilmektedir. Bu nedenlebu yoldaki bir kararın Anayasa'nın 153. maddesinin belirlediği kuralla dabağdaşmadığı görüşündeyiz.
1.6.1994 günlü, 3991 sayılı Yetki Yasası esastan incelenerek,kararda belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Bu hususelbetteki, bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'leri de etkileyecektir.Ancak bu durum esasa geçilmeden anlaşılamaz. Konunun esasa geçilerekincelenmesi ve varsa Anayasa'ya aykırılıkların bu evrede ortaya konulmasıgerekirdi.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 538 sayılı KHK'nin esasınınincelenmesine geçilerek anayasal denetiminin yapılması ve Anayasa'ya aykırı biryönü varsa iptal edilmesi gerekirdi. Yalnızca KHK'nin yasal dayanağını teşkileden 3991 sayılı Yetki Yasası'nın iptal edilmiş olması nedeniyle,"Anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesine dayanılarak, işinesasına geçilmeden iptal kararı verilmesinde isabet görülmemektedir.
Bu nedenle 16.6.1994 günlü ve 538 sayılı KHK'nin esasınagirilmeden "anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesiyleverilen iptal kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1995/55
Karar Sayısı : 1996/1
Çoğunluk gerekçesinde özetle; 3991 sayılı Yetki Yasası iptaledilmiş olduğundan buna dayanılarak çıkarılmış KHK'lerinde yasal dayanağıkalmayacağından esasın incelenmesine geçmeden iptali gerekir denilmektedir.
Dava konusu KHK'nin esasına geçilerek Anayasal denetimi yapılmalıidi. Salt "yasal dayanağı kalmadığı gerekçesinden" hare ketle esasageçmeden Anayasa'ya aykırı görüp iptal etmek mümkün değildir.
KHK'ler Anayasa'nın 91. maddesi gereğince yetki yasasında belirtilençerçeve içinde çıkarılabilir. Yani KHK'yi çıkarma yetki si bu yasa ile verilir.KHK'nin çıktığı tarihte yetki yasası yürürlükte olduğuna, yani buna dayanarakçıkarıldığına göre "yasal dayanaktan yoksundur" demek hukuka uygundüşmez. KHK hukuk alemine çıktığı tarihte yetki yasası var mıdır yok mudur bunabakılmalıdır. Yetki Yasası, KHK'ye bu hayatiyeti verdikten sonra onunyürürlükten kaldırılması, süresinin sona ermesi KHK'nin yasal dayanaktanyoksun kaldığı anlamına gelemez.
Aynı durum Yetki Yasasının Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesihalinde de devam eder. "Dayanak" yönünden, bir yasanın yürürlüktenkaldırılması, süresinin sona ermesi ya da iptal edilmesi arasında hiç bir farkyoktur. Bu üç halde de sonuçta yasa varmışçasına hukukî tasarrufta bulunulamaz.Ama yasa sona ermeden evvel doğan hukukî neticeler hayattadır ve varlığınıdevam ettirirler.
Ancak bu yasalara dayanılarak yapılan tasarruflar hakkında hukukaaykırılık gerekçesi ile dava açılmışsa yasal dayanak yönünden değil, esastaninceleme yapılarak varsa aykırılık iptal edilir.
Yetki Yasası esastan Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.Konusu, amacı, kapsamı ve ilkeleri yönünden tesbit edilen anayasal aykırılıklarilgili KHK'leri de mutlaka etkiler. Yetki Yasasının belirtilen unsurlarındakibu aykırılıklar KHK'lere intikal eder. Ama bu aykırılık "YasalDayanak" gibi şekli değil esasa ilişkin bir aykırılıktır. Bu da ancakKHK'nin esasına geçilerek yapılacak bir inceleme sonunda tesbitedilebilir.
Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin yasal dayanağınınkalmadığını söylemek, iptal kararının etkisini KHK'nin hukuk alanına çıktığıtarihe kadar çekmek anlamını taşır. Böyle bir anlayışa Anayasa'nın 153.maddesindeki iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği ilkesi izin vermez.
Bu nedenle KHK'nin esasının incelenmesine geçmeden sadece"Yasal Dayanaktan Yoksun Kalması" sebebine dayalı bir Anayasa'yaaykırılık gerekçesine katılmıyoruz.
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI