ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1996/47
Karar Sayısı : 1997/43
Karar Günü : 8.4.1997
R.G. Tarih-Sayı :25.04.1998-23323
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Zonguldak l. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 17.2.1926 günlü, 743 sayılı "Türk KanunuMedenisi"nin 4.5.1988 günlü, 3444 sayılı Yasa ile değişik 134. maddesininüçüncü ve dördüncü fıkralarının Anayasa'nın 41. maddesine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle açtığı boşanma davasınınreddedilmesinden sonra açılan boşanma davasında Mahkeme, Türk KanunuMedenisi'nin değişik 134. maddesinin üçüncü ve son fıkralarının Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına vararak iptal istemiyle doğrudan bavurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
743 sayılı Yasa'nın 3444 sayılı Yasa ile değişik 134. maddesininüçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
"Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurmasıya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğitemelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için,hâkimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaatgetirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususundataraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, taraflarınve çocukların menfaatlerini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğüdeğişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halindeboşanmaya hükmolunur. Bu halde 150 nci maddenin (3) numaralı bendihükmü uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanınreddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yılgeçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yenidenkurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Dayanılan Anayasa kuralı şudur :
"MADDE 41.- Aile, Türk toplumunun temelidir.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuklarınkorunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak içingerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ,Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'inkatılmalarıyla 10.7.1996 günü yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, itirazkonusu Yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri veöteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 28. maddelerine göre, Anayasa Mahkemesi'neitiraz yoluyla yapılacak başvurularda, esas inceleme Mahkeme'nin bakmaktaolduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır. Bakılmaktaolan davada uygulanacak yasa kurallarından amaç, davanın değişikevrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz etki yapacak, yahut tarafların istek ve savunmaları çerçevesindebir karar vermede gözönünde tutulması gereken kurallardır.
Türk Kanunu Medenisi'nin değişik 134. maddesinin üçüncüfıkrasında, "Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurmasıya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğikendiliğinden sarsılmış sayılır" denilmektedir.
Başvuran Mahkeme, boşanma davasının reddinden sonra üç yıllıksürenin geçmesi ve müşterek hayatın sonradan kurulmamasına dayanarak boşanmadavası açılması gereğinin, Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemenin bakmakta olduğu dava, eşlerin birlikte başvurarak ya dabir eşin diğerinin davasını kabul etmesi nedeniyle boşanmaya karar verilmesineilişkin değildir. Bu nedenle, 134. maddenin üçüncü fıkrası bakılmakta olandavada uygulanacak kural olmadığından, bu fıkraya yönelik itirazın mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasıise, görülmekte olan davada uygulanacak kural olduğundan bu kural esas yönündenincelenmiştir.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Anayasa'nın 41. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın "Ailenin korunması" başlıklı 41. maddesinde,aile Türk toplumunun, temeli sayılmış; Devletin, ailenin huzur ve refahı ileözellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli önlemleri alacağı veörgütleri kuracağı belirtilmiş, böylece aile kurumu anayasal güvenceyebağlanmıştır. Maddenin gerekçesinde de, "... ailenin korunması fikrininherşeyden önce Medenî Yasa anlamında evliliklerin kurulmasını kolaylaştırmakolduğu şüphesizdir... Millet hayatı bakımından aile kutsal bir temeldir. Bunedenle, Devlet ailenin refahını ve huzurunu koruyacaktır" denilmektedir.
Medenî Yasa'da yapılan değişiklik sonucu, itiraz konusu kuralagöre, herhangi bir boşanma nedenine dayanmak suretiyle açılan davanınreddedilip kesinleşmesinden başlayarak üç yıl içerisinde eşlerin evlilikbirliğini devam ettirmek amacıyla bir araya gelmemeleri durumunda eşlerin herbirine, boşanma davası açma hakkı tanınmaktadır.
Aile hukukundaki yeni görüşlere göre Yasa'da belirlenen sürekadar, eşler ayrı yaşamış ve bir araya gelememişlerse, evlilik birliğinintekrar kurulamayacak ölçüde sarsılmış olduğu kabûl edilir. Kimi ülkeler,yasalarında 1974 yılından başlayarak ayrılık sürelerini bir ile on yıl kabûlederek bu yönde değişikliklere gitmişlerdir.
Zaman içinde değişen toplumsal gereksinmeleri karşılamak, kişi vetoplum yararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdakideğişikliklere koşut olarak bu yönde alınan önlemleri güçlendiren, geliştiren,etkilerini daha çok artıran ya da tam tersine bunları hafifleten veyatümüyle ortadan kaldıran işlemlerde bulunmak yetkisi, Yasakoyucunungörevidir.
İtiraz konusu kuralla, boşanmaya karar verilebilmesi için,eşlerden birinin evlilik birliğini devam ettirmeme kararında olması, boşanmadavasının reddinden sonra üç yıl bir araya gelmemeleri koşulları getirilmiştir.Reddedilip kesinleşen bir boşanma davasından sonra eşlerin bir arayagelmemeleri için öngörülen üç yıllık süre Yasakoyucunun takdir alanınagirmektedir. Üç yıllık sürenin geçmesine karşın eşlerin bir araya gelememesi veevlilik birliğini sürdürememeleri durumunda, aile birliğinin korunması yönündenkişisel ve toplumsal bir zararın varlığından söz edilemez. Bu nedenle, itirazkonusu kural Anayasa'nın 41. maddesine aykırı görülmemiştir.
VI- SONUÇ
17.2.1926 günlü, 743 sayılı "Türk Kanunu Medenisi"nin3444 sayılı Yasa ile değişik 134. maddesinin son fıkrasının, Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN ile Fulya KANTARCIOĞLU'nunkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 8.4.1997 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1996/47
Karar Sayısı : 1997/43
Türk Medeni Yasası'nın 3444 sayılı Yasa ile değişik 134.maddesinin itiraz konusu son fıkrasına göre, "Boşanma sebeplerindenherhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararınkesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursaolsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerineboşanmaya karar verilir."
Alman hukukundan esinlenildiği anlaşılan bu boşanma biçiminde,yargıcın takdirine olanak tanınmamakta belli koşullar gerçekleştiğinde boşanmakararı verilmektedir. Ayrıca, taraflardan birinin kusurlu olup olmaması daaranmamaktadır. Medeni Yasa'nın 134. maddenin değişiklikten önceki içeriğiyeterli iken, kusurlu olduğu için boşanamayanlara, boşanma olanağı ve kolaylığıgetiren kural, adalet duygusunu yaralamaktadır. Bu yönü, yasama takdiri sayılsabile, aile kavramına aykırı düşen işleyişi Anayasa katında olumlu bulunamaz.
Boşanmanın, sosyal ve ekonomik sonuçları yönünden aile hukukundakiönemli yeri tartışmasızdır. Özellikle ekonomik bakımdan zayıf durumda olan eşinkarşılaştığı sorunların büyüklüğü yadsınamaz. Bu sorunlara, Yasa'nın 143. vesonraki maddelerinde, tazminata ilişkin kurallarla çözüm getirilmeyeçalışılmışsa da bunların yeterli bir güvence oluşturduğu savunulamaz.
Kimi zaman, boşanmanın ekonomik boyutu yanında eş ve çocuklaryönünden çok ağır sonuçlar doğurması olasılığı da sözkonusudur. Bu durumlarda,konunun yargıç tarafından değerlendirilmesine olur verilmemesinin, hakkınkötüye kullanılmasına yol açacağı da bir gerçektir. Oysa Anayasa'nın 41.maddesinin ilk fıkrasında, ailenin Türk toplumunun temeli olduğu belirtildiktensonra ikinci fıkrasında, devletin ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananınve çocukların korunması için gerekli önlemleri alacağı belirtilmektedir.Devlet, yasal düzenlemelerinde bu buyruğu gözetmek zorundadır.
Öte yandan, yapılacak yasal düzenlemelerde aile hukukunu bir bütünolarak ele alma zorunluluğu vardır. Çağdaş uygarlık çizgisi izlenirken ve Batıhukukundan yararlanırken sadece boşanma hukukuyla ilgili düzenleme yapılması,aile hukukunun, eşler arasında hakkaniyeti gerçekleştirmeye yönelik malrejimleri konusunda gerekli duyarlılığın esirgenmesi, yasakoyucunun kamusalyarardan çok öznel düşüncelerle davrandığının göstergesidir. "Evlilikbirliğinin kurulmasından sonra edinilen malların ortaklığı" gibi bir malrejimin benimsenmesi durumunda belli süre ortak yaşamın sağlanamamasınınboşanma nedeni sayılması eşler için ağır sonuçlar doğurmayabilir. Bunedenle aile hukukunun kimi alanlarında çağdaşlaşmadan söz etmek, kimialanlarında ise bu çizgiyi görmezlikten gelmek adaletli bir hukuk düzeni kurmakve sürdürmek yükümlülüğünde olan hukuk devletinde hoşgörü ile karşılanamaz.
Tüm vatandaşların sosyal güvenlik kapsamına alınma olanağınakavuşamadığı ülkemizde, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın eşleri belli birsürenin bitiminde boşanma olgusu ile karşı karşıya bırakan kuralınhukuksallığını benimsemek güçtür. Böyle bir boşanma yüzünden hak kaybınauğrayacak ya da yoksulluğa düşecek eşin, koşulları gerçekleştiğinde tazminat venafaka isteyebilmesi de yeterli güvence kabul edilemez. Boşanmanın sonuçlarınıyalnız akçalı konulara indirgeyen, bunun eş ve çocuklar yönünden sosyalboyutunu dikkate almayan bir sistem, Anayasa'nın 41. maddesindeki ananınve çocukların korunması ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU