ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1996/77
Karar Sayısı : 1997/64
Karar Günü : 9.10.1997
R.G. Tarih-Sayı :18.06.1998-23376
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun11.6.1936 günlü, 3038 sayılı Yasa ile değiştirilen 434. maddesinin ikinci fıkrasının,Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kız kaçırmak ve ırza geçmek suçlarından açılan davanın evlenmenedeniyle tecilinden sonra tarafların boşanmaları üzerine sanık yönündentakibat yenilendiğinden Mahkeme, Türk Ceza Kanunu'nun 434. maddesinin ikincifıkrasının Anayasa'ya aykırılığı savında bulunmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu ikinci fıkrasını daiçeren 434. maddesi şöyledir :
"Kaçırılan veya alıkonulan kız veya kadın ile maznun veyamahkûmlardan biri arasında evlenme vukuunda koca hakkında hukuku âmme davası vehüküm verilmiş ise cezanın çektirilmesi tecil olunur.
Müruru zaman haddine kadar erkek tarafından haksız olarak vukua getirilmişbir sebeple boşanmıya hükmedilirse takibat yenilenir. Evvelce hüküm verilmişise ceza çektirilir.
Bu madde hükümleri 414, 415 ve 416 ncı maddeler hakkında dacaridir.
Evlenen maznun veya mahkûm hakkında hukuku âmme davasının veyacezanın tecilini müstelzim olan haller fiilde methali olanlar hakkında dava vecezanın düşmesini müstelzimdir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Mahkeme'nin iptal istemine dayanak yaptığı Anayasa maddelerişunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN,Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 3.1.1997 günü yapılan ilk incelemetoplantısında; "dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine" oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenilen yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasakurallarıyla, bunlarla ilgili gerekçeler ve dosyada bulunan tüm belgeler okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkeme, Türk Medenî Kanunu'nun 134. maddesinde yapılandeğişiklikle boşanma istemi reddedilerek kararın kesinleşmesinden sonra üç yıliçerisinde evlilik birliği yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin istemiüzerine boşanmaya karar verilmesine karşın, ceza davası veya cezası teciledilen sanığın Medeni Yasa gereğince kullanabileceği boşanma davası açmahakkının Türk Ceza Kanunu'nun 434. maddesi hükmü ile önlendiğini bunun da,Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi ile 10. maddesindeki kanunönünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
434. maddenin birinci fıkrasına göre, kaçırılan veya alıkonulanmağdure ile sanıklardan birinin evlenmesi üzerine dava ya da hüküm verilmişsecezanın çektirilmesi tecil olunacaktır.
Maddenin itiraz konusu ikinci fıkrasında ise koca tarafındanzamanaşımı süresi içinde haksız olarak boşanmaya neden olunması durumundakovuşturmanın yenileneceği ya da hüküm verilmiş ise cezanın çektirileceğiöngörülmüştür.
Böylece, sanığın mağdure ile evlenmesi durumunda, aile birliğininkorunması amacıyla devletin cezalandırma yetkisi askıya alınmakta, zamanaşımısüresi içinde erkeğin kusuruyla boşanmaya karar verildiğinde cezalandırmayetkisinin kullanılması söz konusu olmaktadır.
Medeni Yasa'nın 3444 sayılı Yasa ile değişik 134. maddesinin sonfıkrasında "Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanınreddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yılgeçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yenidenkurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir"kuralına yer verilmiş olması Ceza Yasası'nın itiraz konusu 434. maddesininikinci fıkrası ile öngörülen kuralın eşit uygulanamayacağı sonucunu doğurmaz.Çünkü, Türk Ceza Kanunu'nun 434. maddesi gereğince, kaçırdığı veya alıkoyduğukız veya kadın ile evlenmesi nedeniyle davanın veya cezanın teciline kararverilmesinden sonra açılacak davada Medeni Yasa'nın 134. maddesinin üçüncüve dördüncü fıkralarına dayanılarak boşanmaya hükmedilirken kusur koşuluaranmamaktadır.
Cezalandırma yetkisinin mağdure ile "evlenme" halindeertelenmesinde ve "boşanma" ile yeniden kamu davasına devamedilmesinde veya cezanın çektirilmesinde suç ve cezalara ilişkin Anayasa'daöngörülen ilkelere aykırı bir yön bulunmadığı gibi kuralın bu eylemi işleyenherkes için getirilmiş olduğu düşünüldüğünde, Anayasa'nın 10. maddesineaykırılıktan söz edilemez.
Her iki Yasa kuralı, değişik hukuksal durumları düzenleyerek ayrıalanlarda kamu yararını gerçekleştirmeyi amaçladığından eşitlik ilkesi yönündenkarşılaştırılamayacakları açıktır.
Bu nedenle, itiraz konusu kural, eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmamaktadır.
Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri yargı denetimine açık, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş, Anayasa vehukukun üstün kurallarına bağlı olan devlettir.
Kamu düzeninin korunması için yasama organı, anayasal sınırlariçinde değişik cezalar öngörebilir. Ceza alanında düzenleme yaparken,Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmakkoşuluyla, toplumda hangi eylemlerin suç sayılıp sayılmayacağı, suçsayılanların hangi tür ve ölçüde yaptırıma bağlanacağı, hangi durum vedavranışların ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği ya dahangi koşullara bağlı olarak davaların ve cezaların erteleneceği yasakoyucununtakdir yetkisi içindedir.
Zamanaşımı süresi içinde kocanın kusuru ile boşanmaya kararverilmesi durumunda, takibatın yenilenmesinde ve daha önce hüküm verilmiş isecezanın çektirilmesinde, ceza hukukunun temel ilkelerine aykırılıkbulunmamaktadır. Bu durumlarda, yasakoyucunun kamu yararı amacını gözeterekcezaya ilişkin takdir yetkisini kullandığı açıktır.
İtiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırılıkoluşturmamaktadır. İstemin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 11.6.1936 günlü,3038 sayılı Kanun ile değişik 434. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 9.10.1997 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMiN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Aysel PEKİNER
AYRIGEREKÇE
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 434. maddesinin birincifıkrasında, "kaçırılan veya alıkonulan kız veya kadın ile maznun veyamahkumlardan biri arasında evlenme vukuunda koca hakkında hukuku âmme davası vehüküm verilmiş ise, cezanın çektirilmesi tecil olunur" denilmiş, itirazkonusu ikinci fıkrasında ise "müruru zaman haddine kadar erkek tarafındanhaksız olarak vukua getirilmiş bir sebeple boşanmaya hükmedilirse takibatınyenileneceği, evvelce hüküm verilmiş ise cezanın çektirileceğine" ilişkinkural düzenlenmiştir.
Mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 134. maddesinde yapılandeğişiklikle, en az bir yıl evlilikten sonra evlilik birliğinin temelindensarsılması durumunda eşlerin herbirinin boşanma davası açabileceği, bu istemreddedilirse kararın kesinleşmesinden sonra üç yıl geçmesine karşın evlilikbirliği kurulamamış ise bu kez açılan davada boşanma kararı verileceğininöngörüldüğü, Türk Ceza Kanunu'nun 434. maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralınMedeni Yasa'da düzenlenen bu tür boşanma davası açmayı önlediğini, bunun daAnayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi ile 10. maddesindeki kanunönünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Türk Ceza Kanunu'nun 434. maddesi kapsamındaki cürümlerinfailinin, mağdure ile evlenmesi koşuluyla, toplumun ve bireylerin etik ve moraldeğerleri korunarak aile birliğinin kurulması amacı güdülmüş, devletincezalandırma yetkisi askıya alınmıştır. Zamanaşımı süresi içinde erkeğinkusuruyla boşanmaya karar verildiğinde ise kamunun adalet duygusununzedelenmemesi amacıyla cezalandırma yetkisi kullanılmaktadır.
Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimineaçık, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş,Anayasa ve hukukun üstün kurallarına bağlılığa özen gösteren devlettir. Hukukdevleti ilkesinin öğeleri arasında yasaların kamu yararına dayanması,kuralların herkes için konulması, kamu düzeninin kurulması ve korunmasıamacına yönelik bu kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçütlerinin de gözönündetutulması gerekliliği bulunmaktadır.
Hukuk devletinde, Anayasa'nın açık kurallarıyla birlikte, hukukunbilinen temel ve evrensel ilkelerine de uygun davranılması gerekir. Kamudüzeninin korunması, güven ve huzuru bozan eylemlerin etkili bir biçimdeönlenmesi için yasama organı, anayasal sınırlar içinde değişik cezalar öngörebilir.Ceza alanında düzenleme yaparken, Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıpsayılmamaları, suç sayılanların hangi tür ve ölçüde yaptırımlarlakarşılanmaları gerektiği, hangi durum ve davranışların ağırlaştırıcı ya dahafifletici öğe olarak kabul edileceği hususları da yasakoyucunun takdiryetkisi kapsamı içinde olduğu gibi belirli koşullara bağlı olarak cezalandırmayetkisi de ertelenebilir.
Hukuk devleti ilkesi, yasaların kamu yararına dayanması gereğinide içermektedir. Buna göre kamu yararı düşüncesi olmaksızın, diğer biranlatımla, yalnız özel çıkar veya belli kişilerin yararına olarak herhangi biryasa kuralı konulamaz.
Zamanaşımı süresi içinde erkek tarafından haksız olarak ortayaçıkarılan bir nedenle boşanmaya karar verilmesi durumunda takibatınyenilenmesinde ve daha önce hüküm verilmiş ise cezanın çektirilmesinde cezahukukunun temel ilkelerine aykırılık bulunmadığı gibi yasakoyucunun cezayailişkin kuralların belirlenmesindeki takdir yetkisini kamu yararı amacınıgözeterek kullandığı da açıktır.
Yasakoyucu, evlenme yukarıda belirtilen durumlardagerçekleştirildiğinde, sanık hakkındaki kamu davasının ertelenmesi ve hükümverilmiş ise cezanın çektirilmesinin tecil edilmesi kuralını getirirkengözettiği kamu yararını, boşanma durumunda da aksini düzenleyerekgözetmektedir.
İptali istenilen kuralda, Anayasa'nın 2. maddesine aykırılıkbulunmamıştır.
Anayasa'nın 10. maddesindeki "Eşitlik" ilkesiylehukuksal eşitlik amaçlanmıştır. Bununla kişilere veya kimi topluluklara aynıdurumda bulunanlardan daha çok veya daha geniş hak ve yetkiler tanımakyasaklanmaktadır. Eşitlik ilkesi, aynı hukuksal durumda bulunanlara aynıkuralların uygulanmasını gerektirir. Ancak, herkese her zaman aynı kurallarınuygulanmayacağı, haklı bir nedene dayanılarak farklı kuralların uygulanması dayasa önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Ceza Yasası'nın 434. maddesi kapsamındaki suç nedeniylecezalandırılması gereken kişinin, Medeni Yasa'nın 3444 sayılı Yasa ile değişik134. maddesindeki "boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunandavanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üçyıl geçmesi halinde müşterek hayat her ne sebeple olursa olsun yenidenkurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir"yolundaki kuraldan yararlanamayacağı gibi bir varsayımla "eşitlik"ilkesinin zedelendiği sonucu çıkarılamaz.
Cezalandırma yetkisinin mağdure ile "evlenme" halindeertelenmesinde ve "boşanma" ile yeniden kamu davasına devamedilmesinde veya cezanın çektirilmesinde Anayasa'nın suç ve ceza yönündenkoyduğu ilkelere aykırı bir yön bulunmadığı gibi kuralın bu eylemi işleyenherkes için getirilmiş olduğu, kamu düzeninin kurulması ve korunması amacınayönelik bulunduğu da düşünüldüğünde, iptali istenilen kuralın Anayasa'nın10. maddesine aykırılığından da söz edilemez.
Mahkemece, itiraz konusu Ceza Yasası'nın 434. maddesinin ikincifıkrasındaki cezalandırma yetkisinin yeniden kullanılmasıyla, sanığın MedeniYasa'nın değişik 134. maddesiyle düzenlenen boşanma davası açabilme kuralındanyararlanamayacağı, böylece Medeni Yasa kuralının kadın ve erkek yönünden bunedenle eşit uygulanamayacağı ileri sürülmektedir. Her iki Yasa kuralı, değişikhukuki durumları düzenleyerek ayrı ayrı alanlarda kamu yararınıgerçekleştirmeyi amaçladığından bu sonuca ulaşılamayacağı da açıktır. KaldıkiCeza Yasası'nın itiraz konusu kuralıyla öngörülen koşullar gerçekleştiğinde;Ceza Yasası, aynı durumdaki herkese uygulanacaktır. Böylece Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilmesi olanaksızdır.
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 11.6.1936 günlü,3038 sayılı Kanun ile değişik 434. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığı ve itirazın yukarıda belirtilen gerekçelerle reddine kararverilmesi gerektiği görüşündeyim.
Üye
Aysel PEKİNER