ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/22
Karar Sayısı : 1997/44
Karar Günü : 8.4.1997
R.G. Tarih-Sayı :26.04.1998-23324
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 17.2.1926 günlü, 743 sayılı "Türk KanunuMedenisi"nin 4.5.1988 günlü, 3444 sayılı Yasa ile değişik 134. maddesininson fıkrasının, Anayasa'nın 2., 10., 41. ve 138. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davasının reddedilipkesinleşmesinden üç yıl geçtikten sonra açılan yeni davada Mahkeme, Türk KanunuMedenisi'nin değişik 134. maddesinin son fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğukanısına vararak iptal istemiyle doğrudan başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Türk Kanunu Medenisi''nin 134. maddesinin iptali istenilen sonfıkrası şöyledir:
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanınreddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yılgeçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yenidenkurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 41.- Aile, Türk toplumunun temelidir.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuklarınkorunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak içingerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."
4- "MADDE 138.- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hükümverirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, YalçınACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 14.2.1997 günü yapılan ilk incelemetoplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLlĞİYLE karar verildi.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, itirazkonusu Yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri veöteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz konusu kural, Türk Kanunu Medenisi'nin 3444 sayılı Yasa'nın4. maddesi ile değişik "Evlilik birliğinin sarsılması veya müşterekhayatın yeniden kurulamaması" başlıklı 134. maddesinin son fıkrasında yeralmaktadır. Fıkrada; "Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmışbulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiğitarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde her ne sebeple olursa olsun müşterekhayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya kararverilir" denilmektedir. Görüldüğü gibi, "müşterek hayatın yenidenkurulamaması" sebebine dayanarak boşanma davası açabilmek için kusurkoşulu aranmamaktadır. Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10., 41.ve 138. maddelerine aykırılığını ileri sürmüştür.
A- Anayasa'nın 41. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın "Ailenin korunması" başlıklı 41. maddesinde,aile Türk toplumunun, temeli sayılmış; Devletin, ailenin huzur ve refahı ileözellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli önlemleri alacağı veörgütleri kuracağı belirtilmiş, böylece aile kurumu anayasal güvenceyebağlanmıştır. Maddenin gerekçesinde de, "... ailenin korunması fikrininherşeyden önce Medenî Yasa anlamında evliliklerin kurulmasını kolaylaştırmakolduğu şüphesizdir... Millet hayatı bakımında aile kutsal bir temeldir. Bunedenle, Devlet ailenin refahını ve huzurunu koruyacaktır" denilmektedir.
Medenî Yasa'da yapılan değişiklik sonucu, itiraz konusu kuralagöre, herhangi bir boşanma nedenine dayanmak suretiyle açılan davanınreddedilip kesinleşmesinden başlayarak üç yıl içerisinde eşlerin evlilikbirliğini devam ettirmek amacıyla bir araya gelmemeleri durumunda eşlerin herbirine boşanma davası açma hakkı tanınmaktadır.
Aile hukukundaki yeni görüşlere göre Yasa'da belirlenen sürekadar, eşler ayrı yaşamış ve bir araya gelememişlerse, evlilik birliğinintekrar kurulamayacak ölçüde sarsılmış olduğu kabûl edilir. Kimi ülkeler,yasalarında 1974 yılından başlayarak ayrılık sürelerini bir ile on yıl kabulederek bu yönde değişikliklere gitmişlerdir.
Zaman içinde değişen toplumsal gereksinmeleri karşılamak, kişi vetoplum yararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdakideğişikliklere koşut olarak bu yönde alınan önlemleri güçlendiren, geliştiren,etkilerini daha çok artıran ya da tam tersine bunları hafifleten veya tümüyleortadan kaldıran işlemlerde bulunmak yetkisi, Yasakoyucunun görevidir.
İtiraz konusu kuralla, boşanmaya karar verilebilmesi için,eşlerden birinin evlilik birliğini devam ettirmeme kararında olması, boşanmadavasının reddinden sonra üç yıl bir araya gelmemeleri koşulları getirilmiştir.Reddedilip kesinleşen bir boşanma davasından sonra eşlerin bir arayagelmemeleri için öngörülen üç yıllık süre Yasakoyucunun takdir alanınagirmektedir. Üç yıllık sürenin geçmesine karşın eşlerin bir araya gelememesi veevlilik birliğini sürdürememeleri durumunda, aile birliğinin korunması yönündenkişisel ve toplumsal bir zararın varlığından söz edilemez. Bu nedenle, itirazkonusu kural Anayasa'nın 41. maddesine aykırı görülmemiştir.
B- Anayasa'nın 138. Maddesi Yönünden İnceleme
Mahkeme, itiraz konusu kuralın, Anayasa'da yargıca tanınan takdirhakkını ortadan kaldırarak Anayasa'nın 138. maddesine aykırılık oluşturduğunuileri sürmüştür.
Anayasa'nın 138. maddesinin ilk fıkrasında: "Hakimler görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerinegöre hüküm verirler" denilmektedir. Hakimlerin görevlerine ilişkinbağımsızlık, adaletin her türlü, etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzakdağıtılacağı yolundaki güven ve inancı yerleştirmektir. Bu kuralda, hakimlerinendişe ve çekinme duymadan, Anayasa, kanunlar, tüzükler, yönetmelikler gibi hertürlü yazılı ve yazılı olmayan teamülî hukuk kuralları çerçevesinde delilleriserbestçe takdir edip vicdanî kanaatlerine göre karar vermesi öngörülmüştür.
Yargıcın takdir hakkı, yasada öngörülen koşullarla sınırlıdır.Boşanma kararının gerekçesinde belirtildiği gibi, boşanma konusunda bir sürebelirlenmiş olması, bu sürenin ve öbür koşulların gerçekleşmiş olması durumundahâkimin boşanmaya hükmetmesi, onun delillerin takdiri konusundaki yetkisininsınırlanması anlamına gelmez. Bu nedenle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 138.maddesine aykırı görülmemiştir.
C- Anayasa'nın 2. ve 10. Maddeleri Yönünden İnceleme
Mahkeme, itiraz konusu kuralın fırsat eşitliğini bozduğu içinAnayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal birhukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, yönetilenlere hukuk güvencesisağlar. Bu bağlamda Yasakoyucu sosyal yaşamı düzenlemek için kamu yararı amacıile kimi kurallar koyabilir. Anayasa'nın 10. maddesinde de eşitlik ilkesitanımlanmıştır. Bu ilkeye göre "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında, eşitlik ilkesi yorumlanırken "aynıhukuksal durumda olan kişilerin aynı kurallara, değişik hukuksal durumdaolanların ise değişik kurallara bağlı tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmayacağı" belirtilmiştir.
İtiraz konusu kural, sosyal devletteki gelişime ve değişime koşutolarak ve hukuk devleti esasını göz önüne alarak boşanma sebeplerine bir eklemeyapmıştır. Bu kuralın herhangi bir sınıf, zümre ya da grup veya kişiler içinayrıcalık getirdiği düşünülemez. Çünkü aynı hukukî sebebe dayanarak boşanmakisteyen herkes için bu kural uygulanacaktır. Bu nedenle itiraz konusukural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı görülmemiştir.
VI- SONUÇ
17.2.1926 günlü, 743 sayılı "Türk Kanunu Medenisi"nin3444 sayılı Yasa ile değişik 134. maddesinin son fıkrasının, Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN ile Fulya KANTARCIOĞLU'nunkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 8.4.1997 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1997/22
Karar Sayısı : 1997/44
Anayasa Mahkemesi'nin 8.4.1997 günlü, Esas 1996/47, Karar 1997/43sayılı kararında kullandığımız karşıoy gerekçesini, konu aynı olduğundan bukarar için de yineliyoruz. 8.4.1997
Başkan
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Fulya KANTARCIOĞLU