ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/26
Karar Sayısı : 1998/10
Karar Günü : 30.4.1998
Resmi Gazete tarih/sayı: 14.11.2002-24936
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nevşehir Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 765 sayılı Türk CezaKanunu'nun 102. maddesinin birinci fıkrasının üç numaralı bendindeki "beşseneden ziyade hapis" sözcüklerinin, TCK'nun 493. maddesi yönündenAnayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sanığın cami kapısını taklit anahtar ile açarak kilim çaldığıiddiasıyla TCK'nun 493. maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasıiçin açılan kamu davasında, TCK'nun 102. maddesinin birinci fıkrasının 3.bendindeki "beş seneden ziyade hapis" sözcüklerinin TCK'nun 493.maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptaliistemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu "beş senedenziyade hapis" sözcüklerini de içeren 102. maddesi şöyledir:
"Madde 102- Kanunda başka türlü yazılmışolan ahvalin maadasında hukuku âmme davası:
1- Ölüm ve müebbet ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerdeyirmi sene,
2- Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasınımüstelzim cürümlerde on beş sene,
3- Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beşseneden ziyade hapis yahud hidematı âmmeden müebbeden mahrumiyet cezalarındanbirini müstelzim cürümlerde on sene,
4- Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahudsürgün veya hidematı âmmeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır paracezasını müstelzim cürümlerde beş sene,
5- Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafifpara cezasını müstelzim fiillerde iki sene,
6- Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan aşağı cezalarımüstelzim kabahatlerde altı ay geçmesi ile ortadan kalkar.
Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ölüm veyamüebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışındaişlenmesi halinde dava müruru zamanı yoktur."
B- İlgili Yasa Kuralı
Türk Ceza Kanunu'nun ilgili görülen 493. maddesi şöyledir:
"Madde 493- Hırsızlık: 1-Hırsızlığı işlemek veya çalınmış malı başka yere kaldırmak için duvar, kapı,pencere, demir parmaklık, kasa ve sandık gibi şahısları veya malları muhafazaiçin sağlam maddelerle ve muhkem surette yapılmış şeyleri yıkmak, devirmek,kırmak, delmek veya mahvetmek veyahut suni vasıtalarla veya şahsi çevikliksayesinde bertaraf edilebilen mâniaları kaldırarak veya aşarak hane ve sairyerlere girmek suretiyle işlenirse;
2- Cürmü işlemek veya çalınmış eşyayı başka yere kaldırmak içintaklit anahtar yahut sair aletler kullanarak veya sahibinin terk veyakaybettiği anahtarı elde ederek yahut haksız yere elinde bulundurduğu asılanahtarla bir kilidi açarak işlenirse;
3- Kıyafet değiştirerek işlenirse;
4- Salâhiyeti olmaksızın resmî sıfat takınarak yapılırsa;
Cezası üç seneden sekiz seneye kadar hapistir.
Bu maddede yazılı suçlar ikiden fazla kimseler tarafından birlikteyapılır yahut suçun işlenmesinde yukarıda yazılı hallerden iki veya dahafazlası birleşirse veya sıvı yahut gaz halindeki yakıtları nakleden boruhatlarından veya bunların depolarından işlenirse cezanın yukarı haddi verilir.Yakıt boru hatlarının yakıtın kaybına yol açacak şekilde delinmiş veya tahripedilmiş olması halinde fiil tamamlanmış sayılır."
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN,Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCER ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 11.3.1997 günü yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ve ilgili yasa kuralları ile dayanılan Anayasa kuralları, bunlarıngerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklama
Zamanaşımı, yasada öngörülen belli bir sürenin geçmesiyle davayıve cezayı düşüren bir nedendir. Zamanaşımı dava ve ceza zamanaşımı olarak ikiyeayrılır. Dava zamanaşımı belli bir sürenin geçmesiyle ceza davası açılmaması,dava açılmışsa açılan davanın düşmesi sonucunu doğurur. Ceza zamanaşımı isekesinleşmiş ceza mahkumiyetinin yasada öngörülen süre içinde yerinegetirilmemesi durumunda, mahkumiyeti infaz edilemez hale getirir.
Ceza hukukunda dava ve ceza zamanaşımı süreleri her suçun kamudüzeni üzerinde yaratacağı tesirle orantılı olarak belirlenmiştir. Kamu düzeniüzerinde ağır etkiler yapan suçlar için daha uzun, etkileri hafif olan suçlariçin ise, daha kısa zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Ceza zamanaşımı süreleridava zamanaşımı sürelerinden daha uzun olarak belirlenmektedir. Bunun nedeni,dava zamanaşımında suçun işlendiğinin kesin hükümle sabit olmamasıdır. Budurumun, kamu düzeni yönünden makul ve anlaşılabilir olduğu kuşkusuzdur.
Ceza hukukunda dava zamanaşımı sürelerinin saptanmasında başlıcaiki sistem uygulanmaktadır. Bunlardan Müşahhas Ceza Sistemine göredava zamanaşımı süresinin hesaplanmasında, o suç için yasada öngörülen cezanınaşağı ve yukarı sınırları arasında takdir edilecek cezanın önce yasal arttırmason indirme nedenleri uygulanarak ortaya çıkan ceza esas alınır.
Mücerret Ceza Sisteminde ise dava zamanaşımı süresininhesaplanmasında gözönünde tutulacak olan ceza, suç için yasada öngörülen cezanınüst sınırıdır. Bu sistemde cezayı arttırıcı ve azaltıcı nedenler uygulanarakhasıl olacak cezaya göre dava zamanaşımı süresinin hesaplanması söz konusudeğildir.
Türk Ceza Kanunu Sistemine göre, dava zamanaşımı süresininhesaplanmasında gözönünde bulundurulması gereken ceza için, Ceza Kanunu'nunmehazı olan İtalyan Ceza Kanunu'nun 91. maddesinde "hüküm olunması icabeden ceza" denilmişken Türk Ceza Yasası'nın dava zamanaşımı sürelerinibelirleyen 102. maddesinde "cezasını müstelzim" deyimi kullanılmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 7.5.1947 gün ve E.15, K.3sayılı kararında, "Kanunun 102. maddesinde mehaz olan İtalyan CezaKanunu'nun 91. maddesindeki hüküm olunması icab eden ceza tabirini kullanmamış,suçların müstelzim oldukları cezalardan bahsetmiştir. Bu sebeple Türk CezaKanunu dava zamanaşımında hüküm edilecek cezayı esas tutmamış yalnız o suçunistilzam ettiği cezayı gözönünde bulundurmuştur." denilerek uygulamanınmücerret ceza sistemine göre yapılmasını sağlamıştır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, TCK'nun 493. maddesinde belirlenensuç için 3 seneden 8 seneye kadar hapis cezası öngörüldüğünü, bu suç için davazamanaşımı süresinin hesaplanmasında Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararıgereğince öngörülen cezanın yukarı haddi olan 8 senenin esas alındığını, yasalindirim nedeniyle sanığın 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılması halindeTCK'nun 102. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince dava zamanaşımı süresinin yine10 sene olarak belirlenmekte olduğunu, oysa aynı maddenin birinci fıkrasının 4.bendine göre 5 seneden fazla olmamak üzere hapis cezasını müztelzim suçlardazamanaşımı süresinin 5 yıl olarak öngörüldüğünü, TCK'nun ceza zamanaşımısürelerini belirleyen 112. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendine göre failehükmolunan 5 yıllık hapis cezasının ceza zamanaşımı süresinin 10 yıl olarakortaya çıktığını, görülmekte olan davada sanık için öngörülen ve cezazamanaşımı süresinden daha kısa olması gereken dava zamanaşımı süresi ile cezazamanaşımı süresinin 10 ar yıl olarak eşitlenmesinin adil olmadığını, bunun iseAnayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ve 2. maddesindeki hukuk devletiilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz konusu "beş seneden ziyadehapis" sözcüklerinin TCK'nun 493. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırıolduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar" denilmektedir. Buna göre, yasanın uygulanmasında dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzerinedenlerle ayrılık gözetilmeyecek ve bu nedenlerle eşitsizliğe yolaçılmayacaktır.
Yasa önünde eşitlik mutlak olarak herkesin her yönden aynıkurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Hukuksal durumları aynı olanlara aynıkuralların, değişik hukuki durumlarda olanlara da ayrı kuralların uygulanmasıeşitlik ilkesinin doğal sonucudur.
Anayasa'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir" denilmektedir. Madde debelirtilen "hukuk devleti", insan haklarına saygılı, bu haklarıkoruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kurmak vebunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün davranışlarında Anayasa'ya vehukuk kurallarına uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Ceza ve dava zamanaşımı sürelerinin, suçların ağırlığı, kamudüzeni için oluşturduğu etki ve ceza siyaseti gereği belirlenmesi anayasalsınırlar içinde kalmak koşuluyla yasakoyucunun takdirindedir.
Dava zamanaşımı sürelerini belirleyen TCK'nun 102. maddesinin üçnumaralı bendinde yer alan itiraz konusu "beş seneden ziyade hapis"sözcükleriyle, 5 yıldan fazla hapis cezasını müstelzim cürüm işlediği iddiaedilen herkes için dava zamanaşımı süresi 10 yıl olarak belirlemiş, kimileriiçin ayrıcalık öngörülmemiştir.
Sürelerle ilgili her yasal düzenlemede, sınır kabul edilen süreninçok az altında kalınması veya üstüne çıkılması durumunda zorunlu olarak kimifarklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
İtiraz konusu sözcükler nedeniyle ceza ve dava zamanaşımınıneşitlenmesi şeklinde ortaya çıkan durum TCK'nun 493. maddesinde öngörülen cezasüreleri ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı sonucu yapılan uygulamadankaynaklanmaktadır.
Öte yandan, Ceza Hukuku alanında farklı hukukî yararlarıkorumaları nedeniyle ceza ve dava zamanaşımı sürelerinin eşitlikkarşılaştırmasına esas alınmalarına olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu "beş seneden ziyade"sözcükleri Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal istemininreddi gerekir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 102.maddesinin birinci fıkrasının 3. bendindeki "...beş seneden ziyadehapis..." sözcüklerinin, aynı Yasa'nın 493. maddesi yönünden Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 30.4.1998 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK