ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/3
Karar Sayısı : 1997/2
Karar Günü : 15.1.1997
R.G. Tarih-Sayı :17.10.1997-23143
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Beşinci Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 494 sayılı "3143 ve 657 Sayılı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 6. maddesi iledeğiştirilen 3143 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birincitümcesinin Anayasa'nın Başlangıç'ının 3. paragrafı ile 2., 6. ve 91.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
"Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğü"nünkimi maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, Tüzüğün dayanağı olan ve 494sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesi ile değiştirilen 3143 sayılıYasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin, Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına varan Danıştay 5. Dairesi iptali için başvurudabulunmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Kural
494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesiyle değiştirilen3143 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesi şöyledir:
"Teftiş Kurulu, Teftiş Kurulu Başkanının yönetiminde SanayiMüfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur ve Bakanın emri veya onayıüzerine, Bakan adına aşağıdaki görevleri yapar."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "Başlangıç
Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletininbölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışıve 0'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğuile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınanhiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türkvarlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî vemanevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları vemedeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereğiolarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet vehukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını buyönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millîsevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet vekülfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirininhak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna yönde saygıve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatanve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."
2- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
3- "MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
4- "MADDE 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ,YALÇIN ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 15.1.1997 günü yapılan toplantıda, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenilenKanun Hükmünde Kararname kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunlarıngerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Danıştay Beşinci Dairesi'nin bakmakta olduğu dava, "Sanayi veTicaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğü"nün Bakanlık teftiş kurulunun"Sanayi Müfettişleri" ve "Ticaret Müfettişleri"ndenoluştuğunu belirten kimi maddelerinin iptaline ilişkindir. Bu nedenle, 3143sayılı Yasa'nın 494 sayılı KHK ile değişik 18. maddesinin birinci fıkrasınınitiraz konusu birinci tümcesinin esasına ilişkin incelemenin "...SanayiMüfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur..." sözcükleri ilesınırlı olarak yapılmasına Yekta Güngör ÖZDEN, Selçuk TÜZÜN, Yalçın ACARGÜN,Ali HÜNER ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve oyçokluğu ile kararverilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Kanun Hükmünde Kararname Hakkında Genel Açıklama
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kurumu, 22.9.1971 günlü ve 1988sayılı Yasa ile 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde yapılan değişiklik sonucuhukukumuza girmiştir. Bu değişikliğin gerekçesinde, "Parlamenterrejimlerde, kanun yapmanın belli usullere uyulmak zorunluluğu sebebiyle zamanaldığı ve gecikmeler meydana getirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadî ve sosyalşartların gereği olarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışında yürürlüğekonulabilmesi çağdaş devlet anlayışının tabiî sonucu olarak karşımızaçıkmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesi hükmünün prensibini bozmamak ve her haldeönceden yasama meclislerince esasları bir kanunla tesbit olunan sınırlariçerisinde kalmak kaydıyla hükümete KHK'ler çıkarma yetkisinin verilmesi ve buyetkiyi düzenleyen hükmün T.B.M.M.nin genel olarak görev ve yetkilerinibelirleyen 64. maddesine eklenmesi uygun görülmüştür" denilmektedir.
KHK'ler, temelde 1961 Anayasası'ndan çok farklı olmamaklabirlikte, 1982 Anayasası'nın 91. maddesinde kimi yeniliklerle ve fakat benzergerekçelerle düzenlenmiştir. Böylece, hem yürütme organını güçlendirmek hem dedeğişen ekonomik ve sosyal durumların ortaya çıkaracağı sorunlara ivediçözümler bulmak amacına ulaşılmak istenilmiştir.
Olağan durumlar için çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetkiyasasına dayanması zorunludur. Yetki yasasının içeriği ve öğeleri Anayasa'nın91. maddesinde belirlenmiştir. 87. maddede ise Bakanlar Kurulu'na "bellikonularda" KHK çıkarma yetkisi vermek TBMM'nin görev ve yetkileri arasındasayılmıştır. Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi içinöncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda yasa ile bir yetkinin verilmişolması gerekir. Bakanlar Kurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe,kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkartılanKHK, yürürlükteki yasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başkabir anlatımla yasanın hukuksal gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin"kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak" öğelerini içerdiğikuşkusuzdur. KHK'lerle yasa hükümleri kaldırabileceği, değiştirebileceği gibiyeni kurallar da getirilebilir.
Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile KHK'ler yapısal (organik-uzvî)bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işleminiteliğindedir. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi, verdiği KHK çıkarmayetkisini yasa ile her zaman geri alabileceği gibi kendisine sunulan KHK'leriaynen kabul etmek ya da reddetmek zorunda da olmayıp,dilediğinde değiştirerekde kabul edebilir. Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasayladüzenlenmesi gereken konuların yasama alanından çıkarılıp yürütme organının düzenlemealanına sokulması sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarmayetkisinin verilmiş olması Anayasa'nın 7. maddesinde öngörülen "Yasamayetkisinin devredilmezliği" ilkesini ortadan kaldırmaz.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarabilme yetkisi veren yasada yer almasızorunlu öğeler, Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin ikinci fıkrasındagösterilmiştir. Buna göre, "Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmündekararnamenin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içindebirden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir". Bundananlaşılacağı gibi yetki yasasında, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacının,kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresinin ve bu süre içinde birden çokkararname yürürlüğe konulup konulamayacağının belirtilmesi gerekir. BakanlarKurulu'na verilen yetki, yasada öngörülen amaç, ilke, kapsam ve süre ilesınırlı ve türevsel bir yetkidir. Yetki yasasında, Anayasa'da belirlenenöğelerin belli bir içeriğe kavuşturularak somutlaştırılması gerekir.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "bellikonularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkçabelirtilmesine karşın, 1982 Anayasası'nın yetki yasasında bulunması gerekenöğeleri gösteren 91. maddesinde, bu koşula yer verilmemiştir. Ancak, 1982Anayasası'nın 87. maddesinde "... Bakanlar Kuruluna belli konularda KanunHükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek..." TBMM'nin görev ve yetkileriarasında sayılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, 91. maddede "bellikonularda" ifadesinin yer almaması bir noksanlık sayılamaz. Çünkü, 87.maddede, Bakanlar Kurulu'na verilecek KHK çıkarma yetkisinin ancak bellikonularda olabileceği açıkça gösterilmektedir. Bu durumda, Türkiye Büyük MilletMeclisi, Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda KHK çıkarma yetkisiverebilir; her konuyu kapsayacak biçimde yetki veremez. KHK'nin konusunun yetkiyasasında belirlenmesi zorunludur. Yetki, somutlaştırılmış belirli bir konudaverilmeli, sınırları belirsiz olmamalıdır. KHK'nin konusu da yetki yasasındabelirlenen çerçevenin dışına çıkamaz. KHK'nin yetki yasasında belirtilen amaç,kapsam ve ilkelere de uygun olması zorunludur. Verilen yetkinin konusununyasada gösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğe konulanKHK'lerin yetki yasası kapsamı içinde kalıp kalmadıklarının hem yargısal, hemde siyasal denetimlerinde büyük bir önemi vardır. Yetki Yasası'nın kapsamıdışında yürürlüğe konulan veya yasada öngörülmeyen bir konuda düzenleme yapılanbir KHK'nin Anayasa'ya aykırı olacağı kuşkusuzdur.
Anayasa'da kimi konuların KHK'lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır.91. maddenin birinci fıkrasında, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez" denilmektedir. Buna göre, Anayasa'daKHK'lerle düzenlenemeyeceği belirlenen konularda TBMM tarafından BakanlarKurulu'na yetki verilmesi olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belliolmasının, Anayasa'nın 91. maddesindeki "yetki verilemeyecekkonular"ı da kapsayıp kapsamadığının belirlenebilmesi yönünden de önemibüyüktür.
Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konulardaKHK çıkarabileceği, yetki yasasında açıkça belirtilmeli ve verilen yetkikonu yönünden mutlaka belirgin olmalıdır. Anayasa'nın 91. maddesine göre, YetkiYasası'nda çıkarılacak KHK'nin "amacı", "kapsamı" ve"ilkeleri"nin de belirtilmesi gerekir. Amaç, Bakanlar Kurulu'nunkendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesinin istendiğinibelirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarak açıklanmalıdır.KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecekbiçimde genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik yorumlamaya elverişliolmamalıdır. KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç ve kapsam doğrultusunda,verilen ilkelere uygun, çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hemde siyasal denetim yönünden zorunludur. KHK, yasada gösterilen amacın dışındayürürlüğe konulmuş, yetkinin kapsamını aşıyor veya ilkelere uygun değilsebunlar KHK'yi yetki yasasına ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırı düşürür.
Anayasa'ya göre, yetki yasasında, Bakanlar Kurulu'na verilenyetkinin süresinin de gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin yetkilerini çok uzun bir süre yürütme organına vermektenalıkoymaktadır. Yasada öngörülen sürenin bitiminden sonra çıkarılan KHK'ninAnayasa'ya aykırı düşeceği kuşkusuzdur. Ancak, yetki süresi içerisindeçıkarılmış olan KHK'ler, yasadaki sürenin bitiminden sonra Türkiye Büyük MilletMeclisi'nce onaylanmış olmasalar da geçerliliklerini korurlar.
2- KHK'nin Yargısal Denetimi
Anayasa'nın 91. maddesinde, "Kararnameler, Resmî Gazete'deyayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Yetki kanunları vebunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisikomisyonları ve Genel Kurulunda öncelik ve ivedilikle görüşülür"denilmektedir. öncelik ve ivedilik koşuluyla, yetki yasalarının gecikmedençıkarılabilmesi ve çıkarıldıktan sonra da yürürlüğe konulan KHK'lerin aynıbiçimde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde karara bağlanması istenilmiştir.
Anayasa'da, KHK'lerin siyasal denetimi yanında yargısal denetimide öngörülmüştür. KHK'ler, işlevsel (fonksiyonel) yönden yasama işleminiteliğinde olduklarından bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev veyetkisi de Anayasa Mahkemesi'ne verilmiştir. Yargısal denetimde KHK'nin,öncelikle, yetki yasasına sonra da Anayasa'ya uygunluğu sorunlarınınçözümlenmesi gerekir. Hernekadar, Anayasa'nın 148. maddesinde KHK'lerin yetkiyasalarına uygunluğunun denetlemesinden değil yalnızca Anayasa'ya biçim ve esasbakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de, Anayasa'yauygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK'nin yetki yasasına uygunluğunundenetimi girer. Çünkü, Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak yetki yasasındabelirtilen sınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür.Yetkinin dışına çıkılması, KHK'yi Anayasa'ya aykırı duruma getirir. Böylece,KHK'nin yetki yasasına aykırı olması Anayasa'ya aykırı olması ile özdeşleşir.
Olağanüstü Hal KHK'leri dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan(mad. 121) alırlar. Bu tür KHK'lerin bir yetki yasasına dayanması gereklideğildir. Buna karşın, olağan KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmasızorunludur. Bu tür KHK'ler, yasa gücünü, dayandıkları yetki yasasından alırlar.Bu nedenle, KHK'ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bir bağvardır.
Yetki Yasası, KHK ve KHK'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nceaynen ya da değiştirilerek kabulü, birbirlerinden bağımsız işlemler olmayıpAnayasa'da öngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır. KHK'nin yetki yasası ileolan bağı, KHK'yi aynen ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. Buyasa, KHK'yi kendi bünyesine alarak genel anlamda bir yasa niteliğinedönüştürür. KHK, yasa gücünü, dayandığı yetki yasası ile konulan esaslarauygunluğu ve yetki yasasının da Anayasa'ya uygunluğu varsayıldığı içinkazanmaktadır. Yetki yasasının iptaline karar verilmesi durumunda, bu varsayımgerçekleşmediğinden, bu yasaya dayanılarak çıkartılan KHK Anayasal dayanaktanyoksun kalır. Bu durumda KHK, Anayasa'nın uygun gördüğü ölçünün ötesindeverilen bir yetkinin kullanılması sonucu çıkartılmış olması nedeniyleAnayasa'ya aykırılık oluşturur.
KHK'nin Anayasa'ya uygun bir yetki yasasına dayanması,geçerliliğin ön koşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan veyadayandığı yetki yasası iptal edilen bir KHK'nin kuralları, içerikleri yönündenAnayasa'ya aykırılık oluşturmasalar bile, Anayasa'ya uygunluğundan sözedilemez.
KHK'lerin Anayasa'ya uygunluk denetimleri, yasalarındenetimlerinden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde, "Kanunlar Anayasayaaykırı olamaz" denilmektedir. Bu nedenle, yasaların denetiminde, onlarınyalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK'ler ise konu,amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem deAnayasa'ya uygun olmak zorundadırlar.
KHK'lerin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş bir yetkiyasasına uygun olup olmadığının incelenmesi ise denetimi anlamsız kılar. Çünkü,Anayasa'ya uygunluk denetiminde dayanak, Anayasa'dır. Yasa, yasaya göre değil,Anayasa'ya göre denetlenir. Ayrıca, Anayasa'ya aykırı bir yetki yasasınadayanılarak çıkartılan KHK'lerin Anayasa'ya uygun görülmesi olanaksızdır.
Bir yetki yasasına dayanmadan çıkartılan, yetki yasasının kapsamıdışında kalan, dayandığı yetki yasası iptal edilen KHK'lerin anayasal konumlarıbirbirinden farksızdır. Böyle durumlarda, KHK'ler anayasal dayanaktan yoksunbulunduklarından içerikleri Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dava açıldığındaiptalleri gerekir.
Bu nedenlerle, iptaline karar verilen bir yetki yasasınadayanılarak çıkarılan KHK'lerin, Anayasa'nın Başlangıç'ındaki "Hiçbir kişive kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıylabelirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı", 2. maddesindeki "Hukukdevleti" ilkeleriyle 6. maddesindeki "Hiç kimse veya organ kaynağınıAnayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" kuralı ve KHK çıkarmayetkisine ilişkin 91. maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır.
3- 494 sayılı KHK'nin İtiraz Konusu Kuralının Anayasa'yaAykırılığı Sorunu
İtiraz konusu kuralı içeren 494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname24.6.1993 günlü, 3911 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır.KHK'nin dayandığı 3911 sayılı Yetki Yasası Anayasa Mahkemesi'nin 16.9.1993günlü, Esas 1993/26, Karar 1993/28 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Böylece,494 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
KHK'lerin yargısal denetim bölümünde açıklanan nedenlerle,Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilen 3911 sayılı Yetki Yasası'nadayanılarak çıkarılmış bulunan 494 sayılı KHK, Anayasa'nın Başlangıç'ında yeralan kayıtsız şartsız Türk Milleti'nin olan egemenliği "... millet adınakullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilenhürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışınaçıkamayacağı; "2. maddesindeki "hukuk devleti", 6.maddesindeki "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan birDevlet yetkisi kullanamaz" ilkeleriyle, KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91.maddesine aykırıdır.
Bu durum karşısında, 494 sayılı KHK'nin 6. maddesiyle değiştirilen3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri HakkındakiYasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin sınırlama kararıuyarınca incelenen "...Sanayi Müfettişleri ve Ticaret Müfettişlerindenoluşur..." sözcüklerinin iptali gerekir.
Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL bu görüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
8.1.1985 günlü, 3143 sayılı "Sanayi ve Ticaret BakanlığınınTeşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun"un 494 sayılı Kanun HükmündeKararname ile değişik 18. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesininsınırlama kararı uyarınca incelenen "...Sanayi Müfettişleri ile TicaretMüfettişlerinden oluşur ..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
15.1.1997 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N.SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1997/3
Karar Sayısı : 1997/2
Danıştay 5. Dairesi, bakmakta olduğu davada uygulayacağı"3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve GörevleriHakkındaki Kanun"un 18. maddesinin birinci fıkrasının 494 sayılı KanunHükmünde Kararname ile değişik "Teftiş Kurulu, Teftiş Kurulu Başkanınınyönetiminde Sanayi Müfettişleri ile Ticaret Müfettişlerinden oluşur ve Bakanınemri veya onayı üzerine, Bakan adına aşağıdaki görevleriyapar" biçimindeki ilk cümlesinin iptali için başvurmuştur.
Danıştay'da açılan davanın dayandırıldığı itiraz konusu kural,kendi içinde bir bütünlük oluşturmaktadır. Başvuran Mahkemenin istemininsınırlı olması ya da birbirinden bağımsız yargı içermesi gibi zorunlu nedenlerdışında bir kuralın, sınırlamaya bağlı tutularak yasakoyucunun amacından farklıbir içeriğe kavuşturulması, Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesi bir kanun veyakanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken,kanunkoyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesisedemez" kuralını getiren 153. maddesinin ikinci fıkrası ile bağdaşmaz.
Bu nedenle, itiraz konusu kuralın sınırlama yapılmaksızınincelenmesi gerektiği düşüncesiyle sınırlama kararına karşıyız.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1997/3
Karar Sayısı : 1997/2
Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1994 günlü, Esas : 1994/68, Karar :1994/80 sayılı kararındaki iptal gerekçesi :
"494 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 24.6.1993 günlü, 3911sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkartılmıştır. 3911 sayılı Yetki Yasası'nın494 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan bölümü Anayasa Mahkemesi'nin 16.9.1993günlü, Esas: 1993/25, Karar: 1993/28 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece, 494 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksunkalmıştır."
"Bu durum karşısında dava dilekçesinde ileri sürülen diğeraykırılık savları üzerinde durulmaksızın 494 sayılı KHK'nin iptaligerekir." biçimindedir.
Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki verilmesi,Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerine dayanmaktadır. 87. ma.ddede Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında "Bakanlar Kuruluna bellikonularda Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek"te sayılmış, 91.maddede de, Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmasına yetki veren yasada bulunacakögeler belirtilmiş, bu maddenin son bendinde ise "kanun hükmündekararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih degösterilebilir." hükmü getirilmiştir.
Anayasa'nın hiçbir hükmünde, "Yetki yasalarının iptalihalinde, bu yetki yasalarının hukuken var olduğu dönemde, bu yasalara göreçıkarılmış kanun hükmünde kararnamelerin esasının incelenmesine gerek kalmadaniptal edileceği yolunda" doğrudan bir kural bulunmamaktadır. Bu hususçoğunluğun anayasal bir yorumu olarak ortaya çıkmaktadır.
Kanun hükmünde kararnameler çıktığı tarihte, yasal olan bir yetkiyasasına göre çıkarılmaktadır. Bu yetki yasası o tarihte yürürlüktedir vegeçerlidir. Buna dayanılarak çıkarılan KHK'nin de bir hukuki dayanağı vardır.iptal veya itiraz yoluyla konu Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirilip kararverilinceye kadar da bu kanun hükmünde kararname yürürlüktedir.
Burada asıl olan KHK'nin, çıktığı tarihte yasal olarak kabuledilen, bir yetki yasasına dayanıp dayanmadığıdır. İncelenmesi gereken esasunsur bu olmalıdır. Eğer yetki yasası yürürlükte ise, herhangi bir nedenleiptal edilmemiş ya da yürürlük süresi dolmamışsa, çıkarılmış KHK de Anayasaldayanağa oturmuş demektir. Sonradan o yetki yasasının yürürlükten kaldırılmasıya da yürürlük süresinin sona ermesi KHK'nin anayasal dayanaktan yoksun kaldığıanlamına gelmez.
Ayrıca Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle KHK'nin de anayasaldayanağının kalmadığı yolundaki görüş, iptal kararının etkisini KHK'nin çıkıştarihine kadar çekmek anlamını taşır. Halbuki Anayasa'nın 153. maddesininbeşinci bendinde "iptal kararları geriye yürümez" denilmektedir.Bu nedenle bu yoldaki bir kararın Anayasa'nın 153. maddesinin belirlediğikuralla da bağdaşmadığı görüşündeyiz.
24.6.1993 günlü, 3911 sayılı Yetki Yasası esastan incelenerek,kararda belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Bu hususelbetteki, bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'leri de etkileyecektir.Ancak bu durum esasa geçilmeden anlaşılamaz. Konunun esasa geçilerekincelenmesi ve varsa Anayasa'ya aykırılıkların bu evrede ortaya konulmasıgerekirdi.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 494 sayılı KHK'nin esasınınincelenmesine geçilerek anayasal denetiminin yapılması ve Anayasa'ya aykırı biryönü varsa iptal edilmesi gerekirdi. Yalnızca KHK'nin yasal dayanağını teşkileden 3911 sayılı Yetki Yasası'nın iptal edilmiş olması nedeniyle,"Anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesine dayanılarak, işinesasına geçilmeden iptal kararı verilmesinde isabet görülmemektedir.
Bu nedenle 10.8.1993 günlü ve 494 sayılı KHK'nin esasınagirilmeden "anayasal dayanaktan yoksun kalındığı" gerekçesiyleverilen iptal kararına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başkanvekili
Güven DlNÇER
Üye
Lütfi F. TUNCEL