ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/32
Karar Sayısı : 1998/25
Karar Günü : 26.5.1998
Resmi Gazete tarih/sayı: 11.03.2003/25045
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Vezirköprü AsliyeCeza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 765 sayılı Türk CezaKanunu'nun 258. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'nın 10. maddesineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Orman kesme suçundan suçüstü yakalanan sanığın görevli ormanmuhafaza memuruna elindeki balta ile mukavemette bulunduğu ve hakaret ettiğisavıyla eylemine uyan TCK'nun 258/1-3, 266/1 ve 71. maddeleri gereğincecezalandırılması istemiyle açılan kamu davasını görmekte olan mahkeme, TCK.nun258. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğu yolundakicumhuriyet savcısının savını ciddi bularak iptali istemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, iptali istenen üçüncü fıkrayı daiçeren 258. maddesi şöyledir:
"Madde 258- (Değişik: 9/7/1953 -6123/1 md.)
Bir memura veya ona yardım edenlere memuriyetine ait vazifeleriifa sırasında cebir ve şiddet veya tehdit ile mukavemet eden kimse altı aydaniki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Değişik: 7/6/1979 - 2245/6 md.) Eylem silahla bir kişi tarafındanişlenmişse iki yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin iki veya dahaçok silahlı kişiler tarafından veya silahsız olsa bile toplanmış beşten çokkişiler tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza üç yıldan beş yıla kadarhapis cezasıdır.
Eğer fiil, kendisini veya akrabasını hapis veya tevkiftenkurtarmak maksadiyle vâki olmuşsa birinci fıkradaki hal için iki aydan altıaya, ikinci fıkrada yazılı hal için dört aydan bir seneye kadar hapis cezasıverilir.
Eğer memur haiz olduğu salâhiyet hududunu tecavüz ederek veyakeyfi hareketlerle bu muameleye sebebiyet vermiş ise fail hakkında geçenmaddelerdeki ceza dörtte bire kadar indirileceği gibi icabına göre cezabüsbütün de kaldırılabilir.
254, 255, 256 ve 257 nci maddelerle yukarıki fıkralarda yazılıfiiller, İcra Vekilleri Heyetinden bir vekil aleyhinde işlenirse tâyin edilecekceza yarı nispette artırılarak hükmolunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralı şöyledir:
"MADDE 10.- Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet Necdet SEZER, Samia AKBULUT, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 25.3.1997 günü yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,sınırlama sorununun bu evrede ele alınmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralı, bunlarla ilgili gerekçeler veöteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra herhangi bir sınırlamayagerek görülmeden gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuran Mahkeme, aynı suçu işleyenler arasında farklılıkyaratıldığını belirterek itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesine aykırıolduğunu ileri sürmüştür.
TCK'nun 258. maddesinin birinci fıkrasında, bir memur veya onayardım edenlere, görevlerini yapmakta oldukları bir sırada cebir, şiddet veyatehdit kullanarak direnen kişilerin cezalandırılması öngörülmüştür. İtirazkonusu üçüncü fıkrada ise, bu eylemin kendisini veya akrabalarınıtutuklanmaktan, hapse girmekten kurtarmak amacıyla gerçekleştirilmesi cezayıazaltıcı özel bir neden olarak gösterilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."denilmektedir.
Yasa önünde eşitlik herkesin her yönden aynı kurallara bağlıolacağı anlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep aykırılığı gözetilemez ve bunedenlerle eşitsizlik yaratılamaz. Bu ilke, birbirleriyle aynı durumda olanlaraayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve topluluklarınyaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanarakdeğişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Aynı hukuki durumda bulunanlardan kimileri için farklı kurallaruygulanmasını haklı gösterecek nedenler anlaşılabilir, amaçla ilgili, makul veadil olması ölçütleriyle hukuksal biçim ve içerik kazanmaktadır. Getirilendüzenleme herhangi bir biçimde, birbirini tamamlayan, doğrulayan ve güçlendirenbu üç ölçütten birine uymuyorsa, eşitlik ilkesine aykırılık vardır. Çünkü,eşitliği bozduğu ileri sürülen kural, haklı bir nedene dayanmamaktadır.
TCK.nun devlet idaresi aleyhinde işlenen cürümler başlıklı 3.babının, hükümete karşı şiddet veya mukavemet ve kanunlara muhalefet başlıklı8. faslında yer alan 258. maddesiyle, devletin meşru güçlerine karşıgelinmesinin önlenmesi ve devlet otoritesinin sağlanması amaçlanmıştır.
Madde de öngörülen indirim nedeninin, kişinin kendisinin veyaakrabasının özgürlüğünü koruma içgüdüsünden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Çağdaş demokratik toplumlar, içgüdüleri ile hareket eden bireyleryerine eğitilmiş, yasalara saygılı özgür bireylerden oluşur. Eğitim ve cezatehdidiyle bastırılması gereken kimi içgüdülerin indirim nedeni sayılmasıçağdaş demokratik toplum gereğiyle bağdaşmaz.
Devlet güçlerinin hukuk düzeninden kaynaklanan yetkilerinikullanırken kendilerine karşı meşru savunma kuralları uygulanamayacağına vegörevlilerin yetkilerini aşmaları veya keyfi davranışlarda bulunmaları halindecezada indirimin yapılabileceği, gerektiğinde cezanın büsbütünkaldırılabileceği gerçeği karşısında itiraz konusu kuralla ayrıca cezadaindirim yapılmasının haklı nedenlere dayandığı söylenemez.
Öte yandan, TCK.nun 260. maddesinde yaptırıma bağlanan cebir,şiddet ve tehdit olmaksızın kanun ve nizam kurallarından birinin yerinegetirilmesine direnme eyleminde, kendisini bile tevkif veya hapisten kurtarmakamacıyla işlenmiş olması halinde herhangi bir ceza indirimi öngörülmezken, dahaağır cezayı gerektiren TCK'nun 258. maddesinde aynı saikin indirim nedenisayılması karşısında farklı düzenlemenin adil olduğu kabul edilemez.
Bu nedenle aynı konumda bulunan kişilerin farklı kurallara bağlıtutulmaları, Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.
Bu görüşlere Ahmet Necdet SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ veSacit ADALI katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 258.maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, AhmetNecdet SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ ile Sacit ADALI'nın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 26.5.1998 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Aysel PEKİNER
Üye
Mahir Can ILICAK
KARŞIOYGEREKÇESİ
TCK'nun 258. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında görevlimemura mukavemet suçunu işleyenlere verilecek cezalar belirlenmiş, iptaliistenen üçüncü fıkrasında ise, memura mukavemet suçunu kendisi veya akrabasınıhapis veya tevkiften kurtarmak gibi bir saikle işlemiş olanlara birinci veikinci fıkralarda öngörülen cezaların indirilerek uygulanması kuralabağlanmıştır.
TCK'nun 258. maddesinin itiraz konusu üçüncü fıkrasında birinci veikinci fıkralara göre verilen cezaların hafifletici nedenleri belirtilmiştir.Ceza Hukuku öğretisinde bu kuralın amacı, insanların özgürlüklerini korumaiçgüdüsüne yasakoyucunun cezayı azaltıcı bir etki tanıma isteği olarakaçıklanmıştır. Türk Ceza Yasası'nın kimi maddelerinde aynı amaca yönelikcezalandırma yöntemi ve hafifletici nedenler bulunmaktadır. Cürüm işleyenlerisaklamak ve delilleri yok etmek suçlarını usul veya füru, karı veya koca, yahutkardeş yararına işleyen kimseye ceza verilmeyeceğini öngören 296. maddenin sonfıkrası ile yalan yere şahadet suçlarına teşvik ve tahrikte sanığın veya sanıkyararına bu suçu işlemiş olan akrabanın belli koşullarda cezalarını hafifleten292. madde hükümleri temelde aynı düşünce ve amacın sağlanmasınıgerçekleştirmek için konulmuş kurallardır.
Cezalandırma Devlete özgü bir hak ve yetkidir. Devletin buegemenliğinin sınırları da Anayasalarda belirlenmiştir. İnsan onuruylabağdaşmayan cezaların verilemeyeceği, kimsenin işlendiği zaman yürürlüktebulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, cezasorumluluğunun şahsiliği gibi ilkeler söz konusu sınırların örnekleridir.
Buna göre, ne gibi fiillerin suç sayılacağı, ne tür cezaverileceği, hangi hallerde cezanın ağırlaştırılacağı ya da hafifletileceğiAnayasal ilkelerin sınırları içinde Yasakoyucunun değerlendirmesi ve takdirinebırakılmıştır.
TCK'nun 258. maddesinin üçüncü fıkrasında, birinci ve ikincifıkralarına göre farklı bir yaklaşım söz konusudur. Ülke koşullarına görebelirlenen memur ve halk ilişkileri, toplumsal karakter, memura karşı direnmeyeiten sebep, insanların özgürlüklerini içgüdüsel olarak koruma eğilimleri gibinedenlerle getirilmiş olan üçüncü fıkranın eşitlik ilkesine aykırı bir yönübulunmadığından çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI