ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/34
Karar Sayısı : 1998/79
Karar Günü : 15.12.1998
R.G. Tarih-Sayı :26.11.1999-23888
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Gaziosmanpaşa 2. AsliyeHukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4.12.1984 günlü, 3095sayılı "Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun"un 1., 2. ve 4.maddelerinin, Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Eser sözleşmesine aykırılık nedeniyle açılan alacak davasındadavacı vekilinin Anayasa'ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, 3095 sayılıYasa'nın 1., 2. ve 4. maddelerinin iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
4.12.1984 günlü, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizineİlişkin Kanun'un iptali istenilen maddeleri şöyledir:
1-"Madde 1-Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa görefaiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse faizödemesi senelik yüzde otuz oranında yapılır.
Bakanlar Kurulu, ekonomik şartları dikkate alarak bu oranın yüzdeseksenine kadar artırma ve eksiltme yapabilir. Bakanlar Kurulunun bu konudakikararı, kararın alınmasını izleyen takvim yılı başından itibarenuygulanır."
2-"Madde 2-Bir miktar paranınödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça,geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeyemecburdur.
Bakanlar Kurulu Kararı ile bu oran 1 inci maddesindeki orandahilinde artırılabilir veya eksiltilebilir.
Ödeme yerinde ve ödeme zamanındaki banka iskontosu yukarıdaaçıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerdetemerrüt faizi T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğüreeskont faiz oranına göre istenebilir.
Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde,akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise,temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz."
3- "Madde 4-Diğer kanunların, bu Kanundaöngörülen orandan fazla temerrüt faizi ödenmesine ilişkin hükümlerisaklıdır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 2.-Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 5.-Devletin temel amaç vegörevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
3- "MADDE 10.-Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet Necdet SEZER, Haşim KILIÇ, YalçınACARGÜN, Mustafa BUMİN, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 4.12.1984 günlü, 3095 sayılı Kanuni Faiz veTemerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri yönünden işin esasınınincelenmesine, sınırlama sorununun bu evrede ele alınmasına, 8.4.1997 günündeoybirliğiyle karar verildi.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen yasa kuralları ile dayanılan Anayasa kuralları,bunlarla ilgili gerekçeler ve öbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddelerine göreAnayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yolunabaşvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ilesınırlı tutulmuştur.
Uygulanacak yasa kurallarından amaç, davanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan, tarafların istek ve savunmalarıçerçevesinde bir karar vermek için ön planda tutulması gereken kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davalarihtarnameye karşın ödenmeyen sözleşme dışı yapılan ek işler tutarının ticarifaizi ile birlikte ödenmesi ve binanın sözleşmede belirtilen günde teslimedilmemesi nedeniyle kira kaybından doğan zararın da reeskont faizi ilebirlikte ödenmesine ilişkindir.
İtiraz konusu Yasa'nın 2. maddesinin son fıkrasında temerrüt faizimiktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde akdi faiz miktarı 2.maddenin diğer fıkralarında öngörülen miktarın üstünde ise temerrüt faizininakdi faiz miktarından az olamayacağı, 4. maddesinde ise diğer kanunların bukanunda öngörülen orandan fazla temerrüt faizi ödenmesine ilişkin hükümlerininsaklı olduğu belirtilmektedir. Bakılmakta olan davanın tarafları arasında akdifaiz kararlaştırılmamıştır. Bu nedenle, Yasa'nın 2. maddesinin son fıkrası ile4. maddesi davada uygulanacak kurallar olmadıklarından bu kurallara ilişkinitirazın başvuran Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B- İtiraz Konusu Kuralların Anlam ve Kapsamı
Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdîsermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir "semere"veya "ivaz"dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan,edinimi taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyenborçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî birödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukîfiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer'i birhaktır. Doğumu vevarlığı, kural olarak asıl alacağın doğumuna ve varlığına bağlı olduğundan,asıl alacak ile birlikte sona erer.
Genel olarak faiz, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve MurâbahaNizamnamesinde kurala bağlanmışken, enflasyon oranlarının yükselmesi nedeniyle4.12.1984 günlü, 3095 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenme gereği duyulmuştur.
3095 sayılı Yasa'nın genel gerekçesinde :
"Türk parasının değerinin önemli ölçüde azalmadığı, enflasyonoranının çok düşük olduğu devirlerde yürürlüğe giren Borçlar Kanunu'nun 72 ve103 üncü maddeleriyle kanunî faiz ve temerrüt faizi yüzde beş olarak tespitedilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 9 uncu maddesiyle de kanunî faiz yönündenBorçlar Kanununun sözü edilen maddesine atıfta bulunularak aynı oranbenimsenmiş, temerrüt faizi ise ticarî işler için yüzde on olarak kabul olunmuştur.
10 Mayıs 1984 gün ve 18397 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananTürkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliği ile vadeli mevduat faizleri yüzdeelli ikiye varan oranlarda tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle zamanındahakkını elde edemeyen bir alacaklı parasını bankaya veya Devlet tahvilineyatıramamaktan ötürü yukarıda açıklanan miktara varan bir kâr mahrumiyeti ilekarşı karşıya bulunmakta, buna karşılık yüzde beş ve yüzde on oranındakanunîfaiz ve temerrüt faizi alabilmektedir. Alacaklı kişi aynı zamanda parayaihtiyacı bulunduğunda kredi sağlama yoluna gitmekte ve bu sefer daha da yüksekoranda bir faiz borcu altına girmektedir. Bu durumda borçlu, borcunu zamanındaödememesinden kazançlı çıkmakta, dava ve icra yoluna başvurulmadan ödemedegenellikle bulunulmamaktadır. Zira dava ve takip sırasında geçecek her süreborçlunun lehine çalışmaktadır.
Belirtilen durumun dava ve icra takiplerini artırdığı açıktır.Borçlular sadece haklarında dava açılmasına ve icra takibinde bulunulmasınasebebiyet vermekle kalmayıp bunların uzaması için her türlü yolabaşvurmaktadırlar.
Tasarı kötü niyetli kişilerin bu davranışlarının önüne geçilmesi,kanunî faiz ve temerrüt faizinin günün koşullarına uydurulması içindüzenlenmiştir.
Temerrüt faizi ile ilgili olarak Borçlar Kanunu ve Türk TicaretKanunu dışındaki diğer kanunlarda da hükümler bulunduğundan, bunların tamamınındeğiştirilmesi güçlük arz edeceğinden ve ayrıca ilerde enflasyon oranınındüşmesi sonucu kanunlarımızdaki eski oranlara kolaylıkla dönüşü sağlama açısındandüzenlemenin ilgili kanunlarda değişiklik suretiyle yapılması yolunagidilmemiş, ayrı bir kanunla yapılmasının yerinde olacağı düşünülmüştür"
denilmektedir.
3095 sayılı Yasa'nın yasal faizin düzenlendiği 1. maddesinde, faizödenmesi gereken ancak miktarı sözleşme ile tespit edilmemiş hallerde, faizin %30 olduğu ve bu oranın Bakanlar Kurulu'nca ekonomik koşullar dikkate alınarak %80'ine kadar arttırılıp eksiltilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, yıllıkfaiz oranı en fazla % 54, en az % 6 olarak belirlenebilecektir. 8.8.1997 tarih9807 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile % 30 oranı 1.1.1998 gününden geçerliolmak üzere % 50'ye çıkartılmıştır.
3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındatemerrüt faizi düzenlenmektedir. Üçüncü fıkrada ise ticari işlerde temerrütfaizinin, ödeme yerinde ve ödeme zamanındaki banka iskontosu bir ve ikincifıkrada açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile, T.C. MerkezBankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göreistenebileceği belirtilmiştir.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Mahkeme, başvuru kararında, Türk lirasının yıllara göre % 70-90arası değer yitirmesi karşısında 3095 sayılı Yasa'nın hak kaybınıönleyemediğini, yargı dışı hak arama yöntemlerine başvurma eğilimininarttığını, yasalarla enflasyondan doğan kayıplara karşı kendisini güvenceyealan devletin vatandaşlar için aynı önlemleri almakta duyarsız kaldığını,sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı davrandığını, sosyal hukukdevletinde, yargıya başvuran bireylerin gerek enflasyondan gerekse gecikmedendoğan kayıplarını giderici yasal önlemlerin alınması gerektiğini, ticariişlerde farklı bir faiz oranı benimsenerek kimilerine ayrıcalık tanındığını, bunedenlerle, itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerineaykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
1- Yasa'nın 2. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar." denilmektedir.
"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynıolanlar için söz konusudur. Bu ilke ile hukuksal eşitlik öngörülmektedir.Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını veayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklariçin değişik kuralları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığıiçin haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi eşitlik ilkesine aykırı değil,geçerli kılar. Anayasa'nın amaçladığı eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Nitelikleri ve durumlarıözdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
Yasa'nın 2. maddesinin üçüncü fıkrasında "ödeme yerinde ve ödemezamanındaki banka iskontosu yukarda açıklanan miktardan fazla ise, aradasözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi T.C. Merkez Bankasının kısavadeli kredileri için öngördüğü reeskont faizi oranına göre istenebilir."denilmektedir.
Yasa'nın 1. maddesinde adi ve ticari işlerdeki yasal faiz oranlarıarasında fark gözetilmemesine ve 2. maddenin birinci fıkrasında da temerrütfaiz oranın % 30 olarak saptanmasına karşılık üçüncü fıkrasında ticari işlerdetemerrüt faizinin T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğüreeskont faiz oranına göre istenebileceği belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesine göre Türk Ticaret Kanunu'ndadüzenlenen konularla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekildeişletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticariişlerden sayılır. Aynı Yasa'nın 21. maddesine göre de bir tacirin borçlarınınticari olması asıldır.
Ticari iş veya işlemlerle ticari olmayanlar aynı nitelikteolmadığı gibi tacir ile tacir olmayanlar da aynı hukuksal konumda değildirler.
Bu nedenlerle, ticari işler için farklı temerrüt faizi öngörülmesieşitlik ilkesine aykırı değildir.
İtirazın reddi gerekir.
2- Yasa'nın 1. Maddesiyle 2. Maddesinin Birinci ve İkinciFıkralarının İncelenmesi
Mahkeme, itiraz konusu kuralların, Anayasa'nın 2. ve 5.maddelerine aykırılığını ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti, eylem ve işlemlerihukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstünkurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstündeyasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincindeolan devlettir.
Anayasa'nın 5. maddesinde, "Devletin temel amaç ve görevleri...; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır." denilmektedir. Buna göre Devlet,bireyin yaşamını kolaylaştırmak, insan onuruna yaraşır bir ortam yaratmaklayükümlüdür.
3095 sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinin birinci fıkralarında,yasal ve temerrüt faiz oranı senelik % 30 olarak belirlenmiş, maddelerin ikincifıkralarında da belirli koşulların gerçekleşmesi durumunda, bu oranın % 80'inekadar artırma ve eksiltme yetkisi Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.
Bakanlar Kurulu bu yetkiye dayanarak 1.1.1998 gününden geçerliolmak üzere % 30 oranını % 50'ye çıkarmıştır. Bu artırmaya karşın, yasal vetemerrüt faiz oranları banka mevduat faiz oranlarının çok gerisinde kalmıştır.
Hazine'nin iç borçlanma aracı olarak kimi zaman çıkardığı tahvilve bonolara ödediği faizler de yasal faiz oranının çok üzerindegerçekleşmiştir. Dövizin Türk lirası karşısında kazandığı yıllık değer de yasalfaiz oranlarının çok üstünde olmuştur.
Hazine Müsteşarlığı verilerine göre 1984-1998 yıllarının 14 yıllıkortalama artışı Toptan Eşya Fiyat Endeksi'ne göre % 65, Tüketici FiyatEndeksine göre % 68'dir. T.C. Merkez Bankası'nca belirlenen ağırlıklı mevduatfaiz oranları 1992 yılında % 74,24, 1993 yılında % 74,68'dir.
Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi,hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faizoranlarının çok üstünde gerçekleşmesi borçlunun yararlanması alacaklının zararauğraması sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle, borçlu, süresinde borcunu ödememekte,yargı yoluna başvurulduğunda da yargı sürecini uzatma gayreti göstermekte,böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güvenazalmakta, kendiliğinden hak almak düşüncesi yaygınlaşarak, kamu düzenibozulmakta kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır.
İtiraz konusu kuralların borçlu yararına, alacaklı zararınasonuçlar doğurması, ekonomik ve sosyal yaşamı olumsuz yönde etkilediği gibiHukuk Devleti ilkesini de zedelemektedir.
Açıklanan nedenlerle, Yasa'nın incelenen kuralları Anayasa'nın 2.ve 5. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
VI- İPTAL'İN YASA'NIN DİĞER KURALLARINA ETKİSİ
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrasında, "Ancak başvuru,kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veyahükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptalikanunun, kanun hükmünde kararnamenin veyaİçtüzüğün bazı hükümlerinin veyatamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyetigerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun kanun hükmünde kararnamenin veyaİçtüzüğün bahis öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir"denilmektedir.
3095 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 2. maddesinin birinci ve ikincifıkralarının iptalleri nedeniyle, uygulama olanağı kalmayan üçüncü ve dördüncüfıkralarının da iptallerine karar verilmesi gerekir.
VII- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesiyle 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesi uyarınca, kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınbelirli madde veya hükümleri iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı günyürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, iptal kararı ile doğacak hukuksalboşluğu, kamu düzenini tehdit ya da kamu yararını ihlâl edici niteliktegörürse, boşluğun doldurulması için iptal kararının yürürlüğe gireceği günüayrıca kararlaştırabilir.
Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinin iptali nedeniyle doğacak hukuksalboşluk, kamu yararını bozucu nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153.maddesinin 3., 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşincifıkraları gereğince iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak6 ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VIII- SONUÇ
4.12.1984 günlü, 3095 sayılı "Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizineİlişkin Kanun"un:
A- 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B- 2. maddesinin,
1- Birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının iptali nedeniyleuygulanma olanağı kalmayan üçüncü ve dördüncü fıkralarının da 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29.maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALLERİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 1.ve 2. maddelerinin iptali nedeniyle meydana gelen hukuksalboşluk kamu yararını ihlâl edici nitelikte görüldüğünden Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü vebeşinci fıkraları gereğince, İPTAL HÜKMÜNÜN,KARARIN RESMİ GAZETE'DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,15.12.1998 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ