ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/41
Karar Sayısı : 1998/47
Karar Günü : 14.7.1998
R.G. Tarih-Sayı :24.03.1999-23649
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Sarıoğlan Sulh CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4.4.1929 günlü, 1412 sayılıCeza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 208. maddesinin ikinci fıkrasınınAnayasa'nın 36. maddesine; 24.6.1995 günlü, 560 sayılı "Gıdaların Üretimi,Tüketimi ve Denetlenmesine Dair" Kanun Hükmünde Kararname'nin 21.maddesinin dördüncü fıkrasının 4250 sayılı Kanun'un 31. maddesini yürürlüktenkaldıran bölümünün Anayasa'nın 38. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sanığın ruhsatsız olarak içki satışı yaptığı savıyla açılan kamudavasında Mahkeme, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 208. maddesinin ikincifıkrası ile 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 21. maddesinin dördüncüfıkrasının 4250 sayılı Kanun'un 31. maddesini yürürlükten kaldıran bölümünün,Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerine aykırılığını ileri sürerek iptalleri içindoğrudan başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
İtiraz konusu kurallar şunlardır :
1- Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 208. maddesinin ikincifıkrası şöyledir:
"Sulh Ceza Mahkemelerinde açılan davalara ait iddianamelersanığa tebliğ olunmaz."
2- 24.6.1995 günlü, 560 sayılı "Gıdaların Üretimi, Tüketimive Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname"nin itiraz konusu kuralıda içeren 21. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir :
"8.6.1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtoluİçkilerin İnhisarı Kanunu'nun 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrası ile 12., 13.,29., 30., 31. ve 34. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
İtiraz Gerekçesinde Dayanılan Anayasa kuralı şudur :
"MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
C- İlgili Anayasa Kuralı
Anayasa'nın ilgili 13. maddesi şöyledir :
"MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin,Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının,genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgilimaddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygunolarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, YektaGüngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet Necdet SEZER, Samia AKBULUT,Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Lütfı F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLUve Fulya KANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla, 29.4.1997 günü yapılan ilkinceleme toplantısında davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları yasa ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için AnayasaMahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmışve Mahkeme'nin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
A- 560 sayılı "Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve DenetlenmesineDair Kanun Hükmünde Kararname"nin 21. maddesi ile 4250 sayılı Yasa'nın 31.maddesi yürürlükten kaldırıldığından, 21. maddenin dördüncü fıkrasının 4250sayılı Kanun'un 31. maddesini yürürlükten kaldıran bölümü başvuran Mahkeme'ninbakmakta olduğu davada uygulanacak kural olmadığından, bu bölüme ilişkin iptalisteminin, Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 4.4.1929 günlü, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu"nun 3206 sayılı Yasa ile değişik 208. maddesinin ikinci fıkrasıyönünden işin esasının incelenmesine;
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenen yasa kuralı, aykırılık savına dayanak yapılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ile bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
İtiraz konusu kuralı da içeren Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun208. maddesi şöyledir :
"MADDE 208.- İddianame, davetiye ilebirlikte mahkemece sanığa tebliğ olunur.
Sulh ceza mahkemelerinde açılan davalara ait iddianameler sanığatebliğ olunmaz."
208. maddenin değişiklik gerekçesinde, "20.8.1929 tarihindenberi yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu,memleketimizin değişen şart ve ihtiyaçlarına cevap vermesi maksadıyla pek çokdeğişikliğe uğramıştır. Bu defa getirilen değişiklikte de davaların, adalet veteminat ilkeleri ihlal edilmeksizin kısa zamanda bitirilmesi amaçlanmıştır.Çabukluğun sağlanması yönünden değişiklikler getirilirken savunma hakkınınzedelenmemesine özen gösterilmiş, kamu yararı ferdin savunma hakkı ile birdenge içerisinde ele alınmıştır. Davaların uzamasını ve dolayısıyla adaletingeç tecellisini önlemek maksadıyla kanunda yapılan değişikliklerin enönemlisini ilk soruşturmanın kaldırılması teşkil etmektedir" denildiktensonra; madde gerekçesinde de, "ilk tahkikatın kaldırılmasına ilişkinolarak 208. madde yeniden düzenlenmiş, ayrıca maddeye ilgisi dolayısıyla sulhceza mahkemesinde açılan davalara ait iddianamelerin tebliğolunamayacağı hususundaki, yürürlükten kaldıran 205. maddenin son fıkrasıda ilave olunmuştur" denilmiştir.
Sulh Ceza Mahkemelerinin görevine giren işler, 825 sayılı CezaKanununun Mevkü Mer'iyete Vaz'ına Müteallik Kanunun 29. maddesinde sayılmış,2248 sayılı Yasa ile değiştirilen son fıkrasında da; "Özel yasalardayazılı kabahat eylemlerine ait davalarla, yalnız para cezasını gerektireneylemlere ait davalar sulh ceza mahkemelerinde görülür" denilerek genelbir görev verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, sanığın en önemli hakkının savunmahakkı olduğunu; bunun anayasalarca ve insan hakları beyannameleriyle korumaaltına alındığını, sanığın hakkındaki suçlamaları bizzat veya temsilcisiaracılığı ile öğrenebilmesi ve savunma hakkını gereği gibi kullanabilmesiiçin duruşma günü ile celbnamenin tebliği arasında en az bir hafta süreninbulunması esasının getirildiğini; nitekim Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun208. maddesinin birinci fıkrasında "iddianame davetiye ile birlikte sanığatebliğ olunur" hükmünün bulunduğunu; anılan hükmün amacının, önceliklesanığın neyle suçlandığını öğrenmesi, ikinci olarak da duruşma gününe kadarsavunma hazırlamasına olanak verilmesi olduğunu; ancak anlaşılamayan bir nedenle208. maddenin ikinci fıkrasında Sulh Ceza Mahkemelerinde açılan davalardaiddianamenin sanığa tebliğ olunmayacağı kuralının konulduğunu; böylece sanığınduruşma başlayıncaya kadar neyle suçlandığını öğrenemeyeceğini; bu durumun isesavunma hakkının kısıtlanmasına yol açacağını; öte yandan, aynı Yasa'nın 258.maddesine göre yargılama sırasında suçun hukuki niteliği değişirse sanığınyeniden savunma için ek süre isteyebileceğini; bunun da yasanın kendi içinde deçelişkiye düştüğünün göstergesi olduğunu ileri sürerek, Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu'nun 208. maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa'nın temel haklara ilişkinhükümleri ile 36. maddesine aykırılığı savıyla iptalini istemiştir.
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 2949sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların Anayasa'yaaykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmakzorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile deAnayasa'ya aykırılık kararı verebilir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme kuralın Anayasa'nın 36. maddesineaykırılığını ileri sürmüş ise de kural ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 13. maddesiyönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 36. ınaddesinde, "Herkes, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz" denilmektedir.
Savunma hakkı, Anayasa'nın "Kişinin Hakları veÖdevleri"ni belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır.Hukuk öğretisinde olduğu kadar uygulamada da, önemi ve erdemi tartışılmazyüceliktedir. Evrensel konumu nedeniyle, insanlığın ortak değerlerindensayılmaktadır. Felsefı ve hukuksal nitelikleri ve içerikleriyle adalet kavramıve yargılama işlevi, birbirini tümleyen, birbirinden ayrılamaz sav, savunma,karar üçlüsünden oluşan yargıyla yaşama geçmektedir.
Yargılama süresince, savunma hakkının sanık için yararı ve gereğitartışma götürmez. Ceza usulü hukuku öğretisinde de sık sık vurgulandığı üzere,her sanık mutlaka suçlu değildir. Suçlu olmayanlar da sanık durumunadüşebilirler. Sanık, suçlu olduğu henüz bilinmeyen, fakat suçlu olduğu"sanılan", yoğun kuşku altında bulunan kimsedir. Bu kuşkunungiderilınesi ve sanığın suçlu da olsa, yasada gösterilenden fazlacezalandırılmaması gerekir. Bu nedenle de savunnıa, hak arama özgürlüğünün veadil yargılamanın vazgeçilemez bir koşuludur.
Savunmanın tam olarak yapılmasında kamu yararı da vardır.Gerçekten savunma, sonuçta kararın doğru olarak verilmesini sağlar. Bu da cezaadaletinin hakkıyla gerçekleşmesine yardımcı olur. Adaletin devletin temeliolduğunu bir kez daha doğrular.
Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya DairSözleşme'nin, savunma hakkının önemini ve gereğini vurgulayan 6. maddesininüçüncü bendinde :
"Her sanık ezcümle :
a) Şahsına tevcih edilen isnadın mahiyet ve sebebinden en kısazamanda, anladığı bir dille ve etraflısurette haberdar edilmek,
b) Müdafaasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklaramalik olmak,
c) Kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafiiveya eğer bir müdafii tâyin için malî imkanlardan mahrum bulunuyor ve adaletinselâmeti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccaniyardımından istifade etmek,
d) İddia şahitlerini sorguya çekmek, veya çektirmek, müdafaaşahitlerinin de iddia şahitleriyle aynı şartlar altında dâvet edilmesini vedinlenmesinin sağlanmasını istemek,
e) Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirdebir tercümanın yardımından meccanen faydalanmak,
haklarına sahiptir" denilmektedir. Buna göre, her sanıkkendisine yönelik isnadın nedeni ve niteliğinden en kısa zamanda, anladığı birdille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek hakkına sahiptir. Olayı, isnadınnedenini, olayı ve hukukî niteliğini bilmeyen sanığın kendisini yeterincesavunamayacağı açıktır. Bu husus, savunma hakkının temelini oluşturur.
Yargılama hukukunda amaç, gerçeğin araştırılması, insanlık onurunasaygı gösterilmesi ve masumların cezalandırılmasının önlenmesidir.
Sav ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak kullanılmasıasıldır. Buna göre yargı yerlerinde, tarafların sav ve savunmalarını özgürce yapmalarınınsağlanması gerekir. Anayasa'nın öngördüğü "meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak" ancak böylece gerçekleşebilir.
Öte yandan, Anayasa'nın 36. maddesinde özel sınırlamanedenleri öngörülmemiş olması savunma hakkına hiçbir sınırlama konulamayacağıanlamına gelmez. Kişinin temel haklarından olan bu hak da diğer hak veözgürlükler gibi ancak, Anayasa'nın 13. maddesinde yazılı nedenlerlesınırlanabilir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin,Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının,genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgilimaddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygunolarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir " denilmektedir.
Kimi suçluların yargılanmasında, iddianamenin sanığa tebliğedilmemesinin savunma hakkının sınırlanması anlamına geldiği açıktır. Ancak, busınırlamanın, Anayasa'ya uygun olduğunun kabul edilebilmesi için 13. maddeninbirinci fıkrasında sayılan nedenlerle yapılması gerekir. İtiraz konusu kurallagetirilen sınırlamanın ise bu nedenlerle yapılmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle kural, Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.
VI- SONUÇ
4.4.1929 günlü, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu"nun 3206 sayılı Yasa ile değiştirilen 208. maddesinin ikincifıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 4.7.1998 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ