ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1997/57
Karar Sayısı : 1998/11
Karar Günü : 30.4.1998
R.G. Tarih-Sayı :23.03.1999-23648
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 13. AsliyeCeza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 104. maddesinin birinci fıkrasında yeralan "... adlî makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, ..."sözcüklerinin, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I - OLAY
Görevi ihmal suçundan açılan kamu davasında Mahkeme, TCK'nun 104.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... adlî makamlar huzurunda maznununsorguya çekilmesi, ..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ilerisürerek iptali istemiyle doğrudan başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A-İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin itiraz konususözcükleri de içeren birinci fıkrası şöyledir :
"Madde 104 - Hukuku âmme davasının müruru zamanı, mahkûmiyethükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adlî makamlar huzurundamaznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olankarar veya C. Müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ilekesilir."
B-Dayanılan Anayasa Kuralı
Dayanılan Anayasa kuralı şöyledir :
"MADDE 10.- Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, YalçınACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU ve FulyaKANTARCIOĞLU'nun katılmalarıyla 4.9.1997 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasakuralıyla bunlarla ilgili gerekçeler ve dosyada bulunan tüm belgeler okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin birinci fıkrasında,"Hukuku âmme davasının mürûru zamanı, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif,celp veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguyaçekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veyaC. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir" denilmektedir.
Mahkeme uygulamada adalete teslim olan sanığa, müruru zaman kesenmuameleler sonucunda bir ceza verilebildiği halde, adli makamlar huzurunagelmeyen sanığa ise ceza verilemediğini, davasının düştüğünü, bu durumun, aynıkonumda bulunan sanıklar arasında eşitsizliğe yol açarak Anayasa'nın 10.maddesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesitanımlanmıştır. Bu ilkeye göre, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.
Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıolacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki farklılık, hukuksalözellikler, değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Aynıdurumda olanlar için ayrı düzenleme, Anayasa'ya aykırılık oluşturur. Kimikişilerin haklı bir nedene dayanılarak değişik kurallara bağlı tutulmaları iseeşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları aynıolanlar arasında yasalarla, değişik uygulamalar yapılamaz. Kamu yararı ya da başkahaklı nedenlere dayanılarak yasalarda farklı uygulamalar getirilmesinden,eşitlik ilkesinin zedelendiği sonucu çıkarılamaz.
Sorgu, bir kimsenin yargıç tarafından sanık sıfatı ile ifadesininalınmasıdır. Dolayısıyla sanığın her ifadesi, sorgu niteliğinde değildir.Sorgu, suçlanan kişinin olayla ilgili bilgisine başvurmaktır. Sorgudasöylenenler, kanıtların toplanması ve değerlendirilmesibakımından önemlidir. Sorgu, ikrar elde etmek için kabul edilmiş birvasıta olmayıp, bir çeşit savunma aracıdır. Bu açıdan bakıldığında, sorguyaçekilmek sanık için bir haktır.
Zamanaşımının kesilmesi açısından, sanığın sorgusunun yapılmışolması isnat edilen fiile, sanığın sorgusunun, kaçma veya bir başka nedenleyapılamamış olması ise kişiye bağlı bir durumdur. Bu bakımdan sanıklarısorgudan kaçan ve sorgusu yapılan diye gruplandırmak ve bunlar arasında,zamanaşımının sorgu nedeniyle kesilmesi açısından eşitlik incelemesi yapmakolanaklı değildir.
Zamanaşımı süresinin kesilmesi her zaman sanığın aleyhindedeğildir. Sanık, herhangibir nedenle hakkındaki davadan haberdar olup savunmayapamazsa, dava belli sürenin geçmesi ile ortadan kalkar. Ancak sanık aklanmışolmaz. Oysa, sanığın sorgusu, ona aklanma olanağı verir. Bu nedenle,"sorgu"nun zamanaşımını kesmemesi durumunda, sanığın savunmasınailişkin kanıtların toplanması için geçecek süre içinde davanın, zamanaşımısüresinin dolduğu gerekçesi ile sonuçlandırılması, her zaman sanıkyararına değildir.
Öte yandan, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi ile iştirak halindeaynı suçu işleyenlerden biri için zamanaşımının kesilmesi diğerleri için dekesilmesi sonucunu doğurduğundan aynı suçu işleyen sanıklar arasında bu konudaherhangi bir eşitsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir. Yalçın ACARGÜN bu görüşekatılmamıştır.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 104.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...adlî makamlar huzurundamaznunun sorguya çekilmesi, ..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, 30.4.1998 gününde Yalçın ACARGÜN'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
KARŞIOYYAZISI
TCK.nun 102. maddesiyle suçların nitelik ve nevilerine göre bellizamanın geçmesiyle kamu davasının ortadan kalkacağı öngörülmüştür.
Aynı Yasa'nın 104. maddesiyle sanığın "adli makamlarhuzurunda sorguya çekilmesi" zamanaşımını kesen işlemlerden biri olarakbelirlenmiştir.
Bu yasal düzenleme sonucu kendiliğinden adli makamlara başvuraraksorgulanmasını sağlayan bir sanık hakkında zamanaşımı kesilmekte, oysa kaçaraksorgusunun yapılmasına olanak tanımayan ve aynı suçu aynı tarihte işlemektensanık kişi hakkında ise zamanaşımı kesilmemekte böylece kötü niyetli sanıkhakkındaki davanın ortadan kalkması, kendiliğinden başvurup sorgusu yapılansanığın ise mahkumiyetine karar verilebilmesi gibi adalet ve eşitlik ilkelerinizedeleyeceği durumlar ortaya çıkabilmektedir.
İştirak halinde işlenen suçlarda, sanıklardan biri hakkındazamanaşımını kesen işlemlerden birinin mevcudiyeti halinde zamanaşımınınkesilmesinin birlikte yargılanan diğer sanıklara sirayetini öngören TCK.nun106. maddesi karşısında bu eşitsizlik daha belirgin hale gelmektedir. Örneğinaynı suçu aynı tarihte işlediği iddia edilen iştirak halinde bir suçtanyargılanmakta olan sanıklar ile tek başına aynı suçu aynı tarihte işlediğiiddia edilen sanıkların davaları farklı şekilde zamanaşımına tabi olmaktadırlar.
Bu durum, evrensel nitelikteki adil yargılanma ilkesine veAnayasa'nın 10. maddesinde belirlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğundan itirazkonusu kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle aksi yönde oluşan çoğunlukgörüşüne karşıyım.
Üye
Yalçın ACARGÜN