ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1998/4
Karar Sayısı : 1999/23
Karar Günü : 7.6.1999
R.G. Tarih-Sayı :21.07.2000-24116
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bakırköy 2. AğırCeza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yeralan "Eğer fail... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden biriniişlemiş olursa, cezayı tenkise mahal yoktur" kuralının, Anayasa'nın 2.,10. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali sitemidir.
I- OLAY
Geceleyin işlenen silâhlı gasp suçundan açılan kamu davasındasanıklar vekilinin Anayasa'ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, Türk CezaKanunu'nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Eğer fail ... bubabın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa, cezayı tenkisemahal yoktur" kuralının iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A. İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da içeren 522. maddesişöyledir :
"Madde 522- Onuncu babda beyan olunancürümlerin işlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararınkıymeti pek fahiş ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırırve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.
Kıymet tayini için cürmün mevzuu olan şeyin yahut vakı zararıncürüm işlendiği zamandaki kıymeti nazarı dikkate alınır. Yoksa failin istihsaleylediği menfaat hesap edilmez.
Eğer fail aynı nev'iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunurveya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayıtenkise mahal yoktur."
B. İlgili Yasa Kuralları
Türk Ceza Kanunu'nun ilgili görülen kuralları şunlardır:
1- "Madde 495- Her kim, menkul birmalın zilyedini veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasını cebir ve şiddetkullanarak veya şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı iletehdit ederek o malı teslime yahut o malın kendi tarafından zaptına karşı sükûtetmeye mecbur kılarsa on seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezasınamahkûm olur.
Bir malın yağması esnasında veya akabinde fiili icra veya itmametmek veya malı kaçırmak yahut kendisini veya şerikini cezadan kurtarmak içinmal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veyatehdit icra eden kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur."
2- "Madde 497- Yukarıdaki maddelerdebeyan olunan cürümler, geceleyin veya silah ile tehdit ederek işlenirse onbeş senedenyirmi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.
Bu fiiller, yok kesmek suretiyle veya içlerinden velev birisigörünür şekilde silâhlı bulunan ikiden ziyade kimseler yahut kıyafetini tebdiletmiş olan şahıslar tarafından işlenirse ağır hapis cezası 20 seneden aşağıolamaz."
C. Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 138.- Hâkimler, görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerinegöre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Ahmet NecdetSEZER, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER,Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU ve AyselPEKİNER'in katılmalarıyla 24.2.1998 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında:öncelikle sınırlama sorunu üzerinde durulmuştur. Türk Ceza Kanunu'nun 522.maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Eğer fail ... bu babın ikinci faslındayazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur" kuralıonuncu babın ikinci faslında yeralan yağma, yol kesme ve adam kaldırmasuçlarını ilgilendiren ortak kurallardır.
Bakılmakta olan dava geceleyin birisi silâhlı ikiden çok kişitarafından işlenen gasp suçuna ilişkin olduğundan esas incelemenin 495. maddesininbirinci fıkrası ile 497. maddenin ikinci fıkrasındaki "içlerinden velevbirisi görünür şekilde silâhlı bulunan ikiden ziyade kimseler"sözcükleriyle sınırlı olarak yapılmasına, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN,Sacit ADALI, Lütfi F. TUNCEL ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenen ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Türk Ceza Kanunu'nun onuncu babında "Mal AleyhineCürümler"e ilişkin kurallar düzenlenmiştir. Bu babın birinci faslında"Hırsızlık", ikinci faslında, "Yağma ve Yol Kesmek ve AdamKaldırmak" suçları ve bunlara verilecek cezalar gösterilmiştir. 1-8.fasıllarda öğeleri ve cezaları gösterilen suçlarla ilgili ortak kuralların yeraldığı dokuzuncu fasıldaki 522. maddenin birinci fıkrasında, onuncu babta belirtilencürümlerin işlenmesinde, cürmün konusu olan şeyin veya verilen zararınkıymetinin "pek fahiş" olması halinde cezanın artırılması,"hafif" veya "pek hafif" olması durumunda da indirilmesiöngörülmüştür. İtiraz konusu son fıkrada ise, failin, aynı türden olancürümlerden dolayı mükerrir olması veya bu babın ikinci faslında yazılıcürümlerden birini işlemesi durumunda cezanın indirilmeyeceği belirtilmiştir.
Görülmekte olan davada, 495. maddede öğeleri ve cezası belirlenengasp suçunun, içlerinden birisi görünür şekilde silahlı bulunan ikiden fazlakimseler tarafından işlenmesi nedeniyle cezası, 497. maddenin ikinci fıkrasınagöre verilecek; ancak 497. madde onuncu babın ikinci faslındabulunduğundan, gasbedilen şeyin kıymeti, "hafif" veya "pekhafif" olsa da, itiraz konusu 522. maddenin son fıkrası uyarınca, verilencezada bir indirim yapılamayacaktır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 138.maddelerine aykırılığı savıyla iptali için başvurmuştur.
1. Anayasa'nın 2. ve 10. Maddeleri Yönünden İnceleme
Başvuran Mahkeme, TCK'nun 522. maddesinin birinci fıkrasında,onuncu babta yazılı suçların işlenmesinde, suç konusu şeyin veya verilenzararın değerinin cezayı artırım veya indirim nedeni olarak kabul edildiğini,gasp suçu ile hırsızlık suçunun benzer nitelikte olmasına karşın, hırsızlıksuçundan ceza verilirken, suçun konusu olan şeyin değeri gözönüne alınarakcezada indirim yapıldığı halde, gasp suçunun işlenmesinde, gasbedilenşeyin değerine bakılmaksızın ceza verildiğini ve 522. maddenin üçüncü fıkrasıuyarınca cezadan bir indirim yapılmadığını, bu sebeple itiraz konusu kuralın,Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptaliniistemiştir.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine,Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.
"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumlarıaynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliköngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarkarşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını veayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
TCK'nun onuncu babının ikinci faslında öğeleri ve cezalarıdüzenlenen yağma, yol kesmek suçları, yalnız eşyaya karşı değil, aynı zamandakişinin özgürlüğüne, beden bütünlüğüne, ruh sağlığına yönelik olarak malın,cebir, şiddet ve tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Bu nedenle, gasp suçu,toplumsal yarar ve cezanın önleyiciliği ve caydırıcılığı yönünden sırf malakarşı işlenen öteki suçlardan farklı tutularak daha ağır ceza yaptırımınabağlanmıştır. Yasakoyucu, kuşkusuz Anayasa'nın ve ceza hukukunun temelilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırma da güdülen amacı da gözeterekhangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın nevi ve miktarıile artırım ve indirim nedenlerini saptayabilir.
Mala karşı olduğu kadar kişi özgürlüğüne, beden ve ruh sağlığı vebütünlüğüne de yönelik olması nedeniyle onuncu babın ikinci faslında yazılısuçlar için verilecek cezalarda 522. maddenin üçüncü fıkrasındaki itiraz konusukural uyarınca Devletin ceza politikasının sonucu, suça verilen önem,cezalandırmada güdülen amaç gözetilerek eşyanın değerinin hafif olmasına bağlıolarak indirim yapılmaması, hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.
Hırsızlık ve gasp suçları, öğeleri ve korunmak istenen yararfarklı olduğundan itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir.
Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve RüştüSÖNMEZ bu görüşlere katılmamışlardır.
2. Anayasa'nın 138. Maddesi Yönünden İnceleme
Mahkeme, kanunla cezaların belirlenmesinde, suçların ağırlık vevahametinin gözönünde bulundurulması gerektiğini, bunun adalet duygusunungereği olduğunu, aksi durumda hâkimlerin, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygunolarak vicdanî kanaatlerine göre karar vermelerinin zorlaşacağını, bu sebepleitiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrasınaaykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir.
Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrasında, "Hâkimler,görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanîkanaatlerine göre hüküm verirler" denilmektedir. Buna göre hâkim, Anayasa,yasa, tüzük, yönetmelik gibi pozitif hukuk kurallarıyla bağlıdır. Hâkim,delilleri değerlendirir, aşağı ve yukarı sınırlar arasında cezayı tayin ederkenyasaların yorumunda kuralların olaylara uygulanmasında takdir hakkınıkullanır. Takdir hakkı, her türlü kuraldan bağımsız olarak, hâkimin kendiadalet, hak ve nasafet anlayışı ile karar vermesi anlamını taşımaz. Bu nedenle,itiraz konusu kural, Anayasa'nın 138. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve RüştüSÖNMEZ bu görüşlere katılmamışlardır.
V- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 522.maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Eğer fail... bu babın ikincifaslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa, cezayı tenkise mahalyoktur" kuralının, Yasa'nın 495. maddesinin birinci fıkrası ve 497.maddesinin ikinci fıkrasındaki "...içlerinden velev birisi görünür şekildesilahlı bulunan ikiden ziyade kimseler..." yönünden Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir CanILICAK ile Rüştü SÖNMEZ'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 7.6.1999 gününde kararverildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1998/4
Karar Sayısı : 1999/23
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın522. maddesinin üçüncü fıkrasındaki, "Eğer fail ... bu babın ikincifaslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahalyoktur" kuralının iptali için başvurmuştur.
Ceza Yasası'nın 522. maddesinin yer aldığı "Mal AleyhindeCürümler" başlıklı onuncu babın ikinci faslı, yağma ve yol kesmek ve adamkaldırmak suçlarına ilişkindir. Yasakoyucu, itiraz konusu kuralla bu suçlardaindirim yapılmasına izin vermemektedir.
Yağma (gasp) suçunda, bir kimsenin malını almak amacıyla cebir veşiddet uygulanması söz konusu olduğundan zilyetlik ve kişisel özgürlüğübirlikte zarar görmektedir. Burada, kişi özgürlüğüne saldırı, mamelek zararınaişlenen suçun gerçekleştirilmesi amacına yönelik olduğundan, suç ağırlıklıolarak mala karşıdır. Ceza Yasası'nda da, bu özelliği nedeniyle gasp suçunamala karşı işlenen suçlar arasında yer verilmiştir. Ancak bu düzenlemebiçiminin, gasp suçunun "karma suç" niteliğini değiştirmeyeceğiaçıktır.
Ceza Yasası'nın 522. maddesinin ilk fıkrasında, hırsızlık, ızrarveya gasp suçları yönünden bir ayırım yapılmaksızın, "Onuncu babta beyanolunan cürümlerin işlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararınkıymeti pek fahiş ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırırve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadareksiltir" denilmektedir. Maddenin son fıkrasında yer alan, "Eğer fail... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayıtenkise mahal yoktur" biçimindeki kural ise onuncu babın ikincifaslında yazılı cürümler yönünden indirimi yasaklayarak birinci fıkradaki genelkurala ayrık bir durumu düzenlemiştir. Böylece, madde kapsamındaki suç konusuşeyin veya zararın değeri "pek fahiş" ise, cezadaartırım yapılmasızorunluluğuna karşın, bu değerin hafif veya pek hafif olması halinde, onuncubabın ikinci fasılındaki suçlar yönünden cezada indirim yapılması söz konusuolmamaktadır.
Yasa'nın 522. maddesinin ilk fıkrasındaki cezanın artırılmasınaveya indirilmesine ilişkin kural, suçun niteliğiyle değil, suç konusu olanşeyin veya verilen zararın değeriyle ilgili olduğundan hırsızlık, ızrar veyagasp suçları yönünden fark gözetilmemesi gerekir. Gasp suçu, mala karşıolmasının yanı sıra, kişiye karşı cebir, şiddet ve tehdit içerdiği içindoğal olarak hırsızlık suçundan daha ağır bir suçtur. Yasakoyucu da temelcezayı saptarken bunu gözeterek daha ağır bir yaptırım öngörmüştür. Ayrıcasanığın gaspta bulunurken uyguladığı cebir ve şiddet, darp, yaralama veyaöldürmeye vardığında, sanığa bu suçlar için de ceza verilmektedir. Suçunniteliği gözetilerek temel cezanın yüksek tutulması adil ve haklı görülebilirsede, suç konusunun değerini esas alan bir ilkenin bunu yalnız artırma nedenikabul edip indirim nedeni kabul etmemesi aynı çerçevededeğerlendirilemeyeceğinden hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Hukuk devleti, eşitlik temelinde adil bir hukuk düzeni kurup bunusürdürmekle yükümlü olan devlettir. Bu nedenle, ceza hukuku alanında da eşitlikve ceza adaletini sağlamak hukuk devletinin önde gelen görevlerindendir. CezaYasası'nın 522. maddesinin suç konusu eşyanın veya zararın değerinin çok yüksekolması durumunda cezanın yarı oranında artırılmasını öngören genel kuralının,aralarında gasp suçunun da bulunduğu onuncu babtaki tüm suçlara uygulanmasızorunluluğuna karşın, değerin hafif veya pek hafif olmasının gasp suçlarıyönünden indirim nedeni kabul edilmemesi, değer gözetildiğinde suçlarınınkonusu hafif, pek hafif olarak nitelendirilen ve bu nedenle de aynı konumdaolmayan suçlulara aynı kuralın uygulanması sonucunu doğuracaktır. Böyle biruygulamayı haklı gösterecek makul, kabul edilebilir bir neden debulunmadığından, itiraz konusu kural, farklı konumda bulunanlara farklıkuralların uygulanmasını zorunlu kılan eşitlik ilkesi ile debağdaşmamaktadır.
Eşitliği bozan ve adil olarak da nitelendirilmesi olanağıbulunmayan bu durumun eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğusonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın iptali gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ