ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1999/10
Karar Sayısı : 1999/22
Karar Günü : 7.6.1999
R.G. Tarih-Sayı :12.10.2000-24198
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun4369 sayılı Yasa ile değiştirilen 359. maddesinin (a) bendinin son paragrafındayer alan "... hüküm tarihinde ..." sözcüklerinin Anayasa'nın 2., 10.,11. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sahte fatura kullanıldığı savıyla, sanıkların Vergi UsulKanunu'nun 359. maddesine göre cezalandırılmaları istemiyle açılan kamudavasında Mahkeme, maddede yer alan "...hüküm tarihinde..."sözcüklerinin Anayasa'ya aykırılığı savıyla iptali için doğrudan başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Vergi Usul Kanunu'nun itiraz konusu sözcükleri de içeren 359.maddesi şöyledir:
"Madde 359.- a) Vergi kanunlarına göre tutulan veyadüzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar,gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesapaçanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahınınazalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belgeveya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler(Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde,inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerinibraz edilmemesi gizleme demektir.) veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedüzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar (Muhteviyatıitibariyle yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmaklabirlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırışekilde yansıtan belgedir.),
Hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur.
Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, hapiscezasının her bir günü için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyükişçiler için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüttutarının yarısı esas alınır ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklanma veibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifeleriniyok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veyabelgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenlerveya bu belgeleri kullananlar (Sahte belge, gerçek bir muamele veya durumolmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.),
2) Belgeleri Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadığı haldebasanlar ile sahte olarak basanlar veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar ağır hapis cezasıhükmolunur.
371 inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgilimakamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.
Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılıcezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıcauygulanmasına engel teşkil etmez."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
4- "MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Ahmet NecdetSEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI,Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve RüştüSÖNMEZ'in katılmalarıyla 18.3.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararında, itiraz konusu düzenleme ile hukuka uygun veadaletli bir sonuç elde etme olanağı bulunmadığı, aynı tarihte aynı suçuişleyenler hakkında hüküm tarihinin değişik olması halinde farklı cezauygulanması sonucunun doğduğu, bunun haklı bir nedene dayanmadığı, maddi cezahukukuna göre eyleme, suç tarihinde yürürlükte olan yasanın uygulanmasıgerektiği, hüküm tarihinin önceden bilinememesi nedeniyle hürriyeti bağlayıcıcezanın çevrileceği para cezasının suçun işlendiği tarihte belliolamayacağı, ekonomik gelişmeler ve enflasyon nedeniyle hüküm tarihindekiasgari ücretin genellikle suç tarihine göre daha yüksek olduğu, bunun cezahukukunda suçlu için lehe olan kuralın uygulanacağı ilkesiyle de bağdaşmadığıileri sürülerek "hüküm tarihinde" sözcüklerinin Anayasa'nın 2., 10.,11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
"Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı Anayasa'nın38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlediği zaman yürürlüktebulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez." denilmektedir.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 11., İnsan Haklarını ve AnaHürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin 7. maddelerine göre, hiç kimseişlendikleri sırada millî veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyenfiillerden veya ihmallerden ötürü mahkûm edilemez. Bunun gibi, suçun işlendiğisırada uygulanan cezadan daha şiddetli bir ceza verilemez.
Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında,"Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez.Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz.";2. maddesinde ise "İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahatsayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılankanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsecezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hüküm olunmuşsa icrası ve kanunineticeleri kendiliğinden kalkar. Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanınkanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı isefailin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur." denilerek evrensel ilkelerekoşut genel hükümler konulmuştur.
Anayasa'ya ve Türk Ceza Kanunu'na göre suçların kanunlabelirlenmesi "suçta kanunîlik", cezaların da kanunda gösterilmesi"cezada kanunîlik" ilkesini oluşturur. "Kanunsuz suç ve cezaolmaz" kuralı çağdaş hukukun vazgeçilmez temel ilkelerinden biridir. Builkelerle kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri sağlanmakta, temelhak ve özgürlükler güvence altına alınmaktadır.
Yasama organı kamu düzeninin korunması için ceza hukuku alanındadüzenleme yaparken, anayasal sınırlar içinde hareket etmek ve ceza hukukunungenel ilkelerine bağlı kalmak zorundadır. Suç işleyenin suçu işlediği tarihtene kadar ceza ile karşılaşacağını bilmesi gerekir. Daha sonra cezanınazaltılması durumu hariç, herkes suçu işlediği günde yürürlükte olan kuralagöre cezalandırılır. Bu, kişiler için Anayasa ile teminat altına alınmışbir haktır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a) bendinin (1)ve (2) numaralı alt bentlerinde sayılan eylemleri gerçekleştirenlere,"...altı aydan üç yıla kadar hapis ..." cezası verileceğiöngörülmüştür. Hapis cezasının para cezasına çevrilmesi söz konusu olduğunda"... hüküm tarihinde yürürlükte bulunan asgarî ücretin bir aylık brüttutarının yarısı..."nın esas alınması kabul edilmiştir.
İtiraz konusu kural, para cezasının belirlenmesine ilişkinolduğundan bunun suç ve cezadaki yasallık ilkesi gereği objektiflik ve genellikesaslarına göre kesin ve açık bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Cezadavalarında davanın sonuçlanma tarihi, davanın özelliğine ve yargılama sürecinebağlı olarak değişkendir. Dava konusu yasa kuralı, cezayı hükümtarihindeki asgari ücrete bağlı kılmak suretiyle aynı tarihte işlenen suçlarafarklı para cezasının verilmesine neden olabilecektir. İtiraz konusu sözcüklernedeniyle hakkında ne zaman hüküm verileceğini ve o tarihte asgari ücretin neolacağını bilmesi olanaksız olan kişinin, ne kadar ceza alacağını bilmesi demümkün değildir.
Bu nedenlerle, itiraz konusu sözcükler Anayasa'nın 38. maddesineaykırıdır.
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."denilmektedir.
"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynıolanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitliköngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinyasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısındaayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynıdurumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasakarşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gereklikılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlıtutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Nitelikleri vedurumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
Aynı hukuksal durumda olan kişilerin aynı tarihte 213 sayılıYasa'nın değişik 359. maddesinin (a) bendine aykırı eylemde bulunmalarıdurumunda, davalardan birinin uzamasına ve asgari ücretin değişmesine bağlıolarak itiraz konusu sözcükler nedeniyle farklı para cezasına hükmedilebilmesi,Anayasa'nın 10. maddesindeki "kanun önünde eşitlik" ilkesineaykırıdır.
Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlanan "hukuk devleti" hertürlü eylem ve işlemlerinde Anayasa, yasa ve hukukun temel ilkeleriyle kendinibağlı sayan Devlettir. Anayasa'nın 11. maddesine göre de kanunlar Anayasayaaykırı olamaz. Bu durumda kural Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine de aykırıdır.
Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırı olan itirazkonusu sözcüklerin iptali gerekir.
VI- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı "Vergi Usul Kanunu"nun 4369sayılı Yasa ile değiştirilen 359. maddesinin (a) bendinin son paragrafında yeralan "...hüküm tarihinde..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğunave İPTALİNE, 7.6.1999 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ