ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1999/11
Karar Sayısı : 1999/29
Karar Günü : 13.7.1999
R.G. Tarih-Sayı :26.04.2000-24031
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Maden Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765 sayılı"Türk Ceza Kanunu"nun 272. maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 38.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sanığın arama ve kimlik kontrolü yapılırken, memura hakaret vememuru darp ettiği savıyla açılan kamu davasında Mahkeme, Türk Ceza Kanunu'nun272. maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğunu ilerisürerek iptali için doğrudan başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A. İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 272. maddesi şöyledir:
"MADDE 272.- Eğer memur memuriyetihududunu tecavüz ederek veya keyfî hareketleriyle geçen maddelerde beyan olunanfiillerin vukuuna sebebiyet vermişse ceza dörtte bire kadar indirileceği gibiicabına göre büsbütün de kaldırılabilir."
B. İlgili Yasa Kuralı
Türk Ceza Kanunu'nun ilgili görülen 485. maddesi şöyledir:
"MADDE 485.- Kendisine tecavüz olunan şahıs 480ve 482. maddelerde yazılı cürümlere kendi haksız hareketiyle sebebiyet vermişise failin cezası üçte birden üçte ikiye kadar azaltılır.
Eğer iki taraf karşılıklı olarak birbirini tahkir etmiş bulunursamahkeme icabına göre iki taraf veya hangi tarafın sebebiyet verdiğini nazaraalarak yalnız biri hakkında cezayı iskat edebilir.
Şahsı hakkında şiddet kullanılmasından dolayı hareket edenkimsenin hareketi cezayı müstelzim değildir."
C. Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 38.- Kimse, işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağırbir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükmekanunla istisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Ahmet NecdetSEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI,Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve RüştüSÖNMEZ'in katılımlarıyla 18.3.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenen ve ilgili görülen yasa kuralları, aykırılık savına dayanak yapılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinde, "Eğer memur memuriyetihududunu tecavüz ederek veya keyfî hareketleriyle geçen maddelerde beyan olunanfiillerin vukuuna sebebiyet vermişse ceza dörtte bire kadar indirileceği gibiicabına göre büsbütün de kaldırılabilir" denilerek maddede belirtilentahrik altında suç işleyen kişiye uygulanacak yaptırım düzenlenmektedir.
İtiraz konusu kural, TCK'nun 2. kitabının "Devlet İdaresiAleyhine İşlenen Cürümler" başlıklı 3. bâbının "Resmî Sıfatı HaizOlanlar Aleyhine Cürümler"e ilişkin dokuzuncu faslında düzenlenmiştir.Yasakoyucu, bu fasılda resmi sıfatı haiz olan kişileri ve heyetleri ifaettikleri kamu görevlerinden dolayı, hakaret, sövme ve kasten müessir fiilşeklinde saldırıya uğramaları durumunda özel olarak koruma gereği duymuştur.Çünkü, söz konusu kişi ve heyetlere karşı işlenen cürümler, yerine getirilenbir kamu görevinden dolayı Devlet idaresine karşı yapılmış sayılır.
Ceza Hukukunda haksız tahrik, failin haksız bir fiilin doğurduğuşiddetli öfke veya elemin tesiri altında kalarak suç işlemesidir. Bu nedenle,tahrik üzerine suç işleyen kimsenin ruhî yapısı normal bir kişiden farklıdır.
TCK'nun 272. maddesinin uygulanabilmesi için,
- Memurun memuriyet sınırını aşması veya keyfî davranması,
- Failin öfke veya şiddetli elemin etkisi altında bulunması,
- Failin memura karşı TCK'nun 266., 267., 268., 269. ve 271.maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemesi
gerekir.
Maddeye göre, memuriyet sınırını aşma ve keyfî davranışınboyutları her olayda yargıç tarafından belirlenerek, faile verilecek ceza 1/4'ekadar veya gerekçesi gösterilerek daha az oranda indirilebilecek veya tamamenortadan kaldırılabilecektir.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, TCK'nun 272. ve 485. maddelerininbirbirine paralel olarak düzenlendiğini, memurun müessir fiilde bulunmasınedeniyle sanığın memura hakaret etmesi durumunda TCK'nun 266. ve 272.maddeleri uyarınca tertip olunan ceza ortadan kaldırılmasına karşın failinyargılama giderinden sorumlu tutulduğunu; hüküm sabıka kaydına işlendiğindenbunun bir mahkumiyet kararı niteliğinde bulunduğunu, oysa, müessir fiile maruzkalan şahsın hakaret suçunu işlemesi nedeniyle, tayin olunan ceza TCK'nun 485.maddesi uyarınca ıskat edildiğinde sanığın yargılama giderinden sorumluolmadığını ve bir mahkumiyet hükmü bulunmadığını; memurun haksız hareketiyleşahsın haksız hareketi karşısında kalan aynı durumdaki failler arasında,memurlara keyfilikte ve haksız harekette üstünlük tanınması sonucunundoğduğunu; 272. madde ile cezanın tamamen kaldırıldığı hallerde failincezasının 647 sayılı Yasa gereğince ertelenmiş konuma geldiğini, böylecefailler arasında eşitsizlik yaratılmasının, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alanhukuk devleti ilkesine, 10. maddesindeki eşitlik ilkesine, suç ve cezalarailişkin esasları düzenleyen 38. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu haklarıkoruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan,bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsızyargı denetimine bağlı olan devlettir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama,yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içindekalması, temel hak ve özgürlüklerin, anayasal güvenceye bağlanmasıylaolanaklıdır.
Memurun haksız hareketlerinin, keyfiliğinin, tarafsızlıkla bağdaşmazdavranışlarının önlenmesi için yasakoyucu kimi tedbirleri almak durumundadır.İtiraz konusu kuralla memurun haksız hareketi ile kendisine karşı maddedebelirtilen suçların işlenmesine neden olması durumunda, suçun cezasınınazaltılması veya ortadan kaldırılması öngörülmektedir. Ancak, memurunyetkilerini aşması ve haksız davranışı karşısında kişinin kayıtsız kalması dadüşünülemez. Hukuk devletinde memur yasalar çerçevesinde görevini yerinegetirdiği sürece korunur.
Anayasa'nın 10. maddesine göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerindekanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Yasa önünde eşitlik herkesin her yönden aynı kurallara bağlıolacağı anlamına gelmez. Anayasa'nın amaçladığı eylemli değil hukuksaleşitliktir. Eşitlik ilkesi, birbirinin aynı durumda olanlara ayrı kurallarınuygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi veya topluluklar yaratılmasını engeller. Aynıdurumda olanlar için ayrı düzenleme Anayasa'ya aykırılık oluşturur. Ancak,konumlardaki farklılık, değişik kuralları ve değişik uygulamaları gereklikılabilir. Bu durumda eşitlik ilkesi zedelenmez.
Türk Ceza Kanunu'nun 272. ve 485. maddelerinin ortak özelliği,belli suçları işleyenlerin haksız tahrik nedeniyle cezalarının indirilebilmesiya da tümüyle kaldırılabilmesine olanak sağlanmasıdır. Her iki durumda da suçve suç işleyen olmasına karşın, suçun işlenmesine mağdur haksız hareketi ileneden olduğundan ceza verilmemesi, başka bir anlatımla "sorumsuzluk"söz konusudur. Ancak 272. madde, Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının üçüncübabında "Devlet İdaresi Aleyhine İşlenen Cürümler" başlıklı dokuzuncufaslında, 485. madde ise, aynı kitabın 9 babının "Şahıslara KarşıCürümler" başlıklı yedinci faslında yer almıştır. İki maddenin birlikteincelenmesinden, koruduğu yararlar, suçun unsurları, cezaları,artırıcı-indirici nedenleri, kovuşturmanın yakınmaya bağlı olup olmaması yönlerindenfarklı oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, farklı suç işleyen sanıklarınaynı konumda oldukları kabul edilemeyeceğinden Türk Ceza Kanunu'nun 272. ve485. maddelerinin Anayasa'nın eşitlik ilkesi yönünden karşılaştırılmalarınaolanak yoktur.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. maddesiyle bir ilgisigörülmemiştir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 272.maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 13.7.1999 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ