ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1999/23
Karar Sayısı : 1999/18
Karar Günü : 25.5.1999
R.G. Tarih-Sayı :16.07.1999-23757
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Lapseki Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZINKONUSU :17.2.1926 günlü, 743 sayılı"Türk Kanunu Medenisi"nin 257. maddesine 16.6.1983 günlü, 2846 sayılıKanun'un 2. maddesi ile eklenen ikinci fıkranın, Anayasa'nın 10. maddesineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Evlat edinilen küçüğün nüfus kaydında ana adı olarak, kendi adınınyazılması istemiyle açılan davada, Mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun, 257.maddesinin ikinci fıkrasının iptali için başvuruda bulunmuştur.
II- YASA METİNLERİ
Medeni Yasa'nın itiraz konusu kuralı da içeren 257. maddesişöyledir:
"Madde 257- Evlâtlık, kendisini evlâtlığa alanın aile isminitaşır ve onun mirasçısı olur. Asıl ailesindeki mirasçılığa da halel gelmez. Anababaya ait hak ve vazifeler, evlât edinen kimseye geçer. Evlât edinme akdindenevvel yapılmış resmî bir senet ile, nesebi sahih çocukların mirasçılık hakkınave ana babanın çocukların malları üzerindeki haklarına dair olan mevaddıkanuniyeye muhalif hükümler kabul edilebilir.
(Ek Fıkralar : 16/6/1983 - 2846/2 md.)
Karı koca tarafından birlikte evlat edinilen ve mümeyyiz olmayanküçüklerin nüfus kaydında ana baba adı olarak, evlat edinen karı kocanın adlarıyazılır.
Evlatlığın, miras ve başka haklarının halele uğramaması, ailebağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlatedinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca her iki nüfuskütüğüne evlatlıkla ilgili resmî senedin tarih ve sayısı da kaydedilir.
Evlatlığın, reşit olduktan sonra asıl ana babasının isminikullanma hakkı saklıdır.
Evlat edinme ile ilgilikayıtlar mahkeme kararı olmadıkça veyaevlatlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz."
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilkinceleme toplantısında, ilk inceleme raporu, dava dosyası ve ekleri, iptaliistenilen yasa hükmü ve ilgili Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri veöbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
743 sayılı "Türk Kanunu Medenisi"nin 257. maddesininitiraz konusu ikinci fıkrası 18.6.1983 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan16.6.1983 günlü, 2846 sayılı Yasa ile eklenmiştir. Kurulda daha sonradeğişiklik yapılmamıştır.
Anayasa'nın Geçici 15. maddesinde, "12 Eylül 1980 tarihinden,ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin BaşkanlıkDivanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkileriniTürk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî GüvenlikKonseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılıKurucu Meclis HakkındaKanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü kararve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumlulukiddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciinebaşvurulamaz.
Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ,merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarruftabulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Bu dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnamelerile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar vetasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilemez" denilmektedir.
Bu kuralla, 12 Eylül 1980'den, ilk genel seçimler sonucutoplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı oluşturuluncayakadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk Milleti adınakullanan Millî Güvenlik Konseyi'nin çıkardığı yasaların, Anayasa'ya aykırılığısavında bulunulamayacağı öngörülmektedir.
7.11.1982 günlü, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nınhalkoyu ile kabulünden sonra yapılan ilk seçimler sonucu oluşan Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin Başkanlık Divanı 6.12.1983'de toplanmıştır.
Anayasakoyucunun, söz konusu kural ile Millî Güvenlik Konseyi'ninyasama yetkisinitek başına ya da Danışma Meclisi'yle birlikte kullandığıdönemde çıkarılan yasalar ve kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılıAnayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve yapılan işlemleriAnayasa Mahkemesi'nin denetimi dışında tutmak amacında olduğu açıktır.
Anayasa'da belirli konuları düzenleyen genel kurallar yanında,özel kurallara da yer verilmiştir. Bir konu özel kurallarla düzenlenmemişse,sorunların çözümünde genel kurallar uygulanır. Ancak, o konuda özeldüzenlemeler varsa artık genel kurallara başvurulmaz.
Anayasa kuralları etki ve değer bakımından eşit olup hangi nedenleolursa olsun birinin ötekine üstün tutulmasına olanak bulunmadığından, bunlarınbir arada ve hukukun genel kuralları gözönünde tutularak uygulanmalarızorunludur. Sözü edilen maddenin "Geçici Madde" olarak adlandırılmışbulunması etki ve değer bakımından Anayasa'nın öteki maddelerinden daha zayıfve önemsiz olduğu biçiminde yorumlanmasına neden olamaz. Geçici maddeler,genellikle geçiş dönemlerine ilişkin işlemlerin uygulama yöntemini ve kapsamınıgösteren ayrık hükümleri içerirler. Hukukta genel kural olarak, yasalar,yayımlanmalarından sonraki olaylara ve durumlara uygulanırlar. Bu ilkenin ençarpıcı ayrıklığı, yasalardaki geçici kurallardır. Bu nedenle yasalarıngeçicimaddeleri ile esas maddeleri arasında farklılık varsa, özel niteliği nedeniyle,geçici maddeler esas maddeden önce uygulanırlar. Çünkü, yasakoyucu, kuralınayrıklığında kamu yararı görmüştür. Özel düzenlemenin genel düzenlemeden öncegeleceği hukukun genel bir ilkesidir. Anayasa'da da belli bir konuyu düzenleyenözel kural varken, o konuyu da kapsamı içine alabilecek nitelikte bir genelkural bulunsa bile, onun değil, konuya özgü Anayasa kurallarının uygulanmasıgerekir. Bir yasada, öncelik alan geçici maddeler, uygulanıp sonuçları tümüylealındıktan sonra işlevlerini yitirirler. Tersine durumda, yasalardaki geçicimaddeler, yasanın bir ayrıklık olarak kapsadıkları konularla birliktegeçerliliklerini sürdürürler.
Yasa metinlerinin ve sözcüklerinin,hukuk dilindeki anlamlarınagöre anlaşılmaları gerekir. Yasa kuralının, günün toplumsal ve ekonomikgerekleriyle çeliştiği sanılsa bile, yürürlükte kaldığı sürece uygulanmasıhukukun gereğidir. Kimi gerekçelerle bu kuralın dışına çıkılması, metinlerinanlamlarından başka biçimlerde yorumlanması, metnin bir tür düzeltilmesinekalkışılması, aslında yasada olmayanı yasaya yakıştırmak ve yorum yoluylaamacını değiştirmek ya da yasakoyucunun yerini almak olur.
Geçici l5. madde kapsamındaki, olağanüstü yönetimin olağanüstükoşulları altında çıkarılan yasalarla kanun hükmündeki kararnamelerin, geçilendemokratik düzen içinde değiştirilmesine ya da yürürlükten kaldırılmasına değinAnayasa'ya uygunluk denetimi dışında bırakılmasında kamu yararı görülmüştür.Ancak, yasakoyucu, siyasal ve sosyal gelişmelere ve gereksinimlere göre, sözkonusu yasal kurallardan gerekli gördüklerini değiştirebileceği ya dakaldırabileceği gibi Anayasa'da öngörülen koşullara uyarak Anayasa'daki geçicimaddeleri de kaldırabilir. Bunun dışında, yorum yoluyla Anayasa'nın geçici l5.maddesinin geçersiz ve etkisiz duruma getirilmesi olanaksızdır.
Anayasa'nın geçici l5. maddesi kapsamına giren kuralların hukukdevleti ilkesine uygun biçimde yargı denetimine açılması, Anayasa'ya aykırılıksavında bulunma ve inceleme yasağının kaldırılmasına bağlı olup bu daAnayasa'nın 87. maddesi uyarınca doğrudan yasama organının görev ve yetkisikapsamına girmektedir.
Bu nedenlerle, söz konusu kural hakkında Anayasa'ya aykırılıksavında bulunulmasına Anayasa'nın geçici l5. maddesi olanak vermediğinden,itirazın, başvuran Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Güven DİNÇER ve Lütfi F. TUNCEL bu görüşe katılmamışlardır.
IV- SONUÇ
17.2.1926 günlü, 743 sayılı "Türk Kanunu Medenisi"nin257. maddesine, 16.6.1983 günlü, 2846 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile eklenenikinci fıkranın, Anayasa'nın Geçici 15. maddesinin son fıkrası kapsamındaolması nedeniyle Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulamayacağından, Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle BAŞVURUNUN REDDİNE, Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL'inKARŞIOYLARI ve OYÇOKLUĞUYLA, 25.5.1999 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mutafa BUMİN
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F.TUNCEL
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ
KARŞIOYYAZISI
I-12 Eylül 1980 tarihinden ilk genel seçimler sonucu toplanacakTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçen süreiçinde çıkarılan kanunlar ve kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılıAnayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca çıkarılan karar ve tasarruflarınAnayasa'ya aykırılığının iddia edilemeyeceği yolundaki Anayasa'nın geçici 15inci maddesinin son fıkrasındaki kuralın, maddenin bütünü ile birliktedeğerlendirilmesi ve yorumlanması gerekir.
Anayasa'nın geçici 15 inci maddesi, belirli bir dönemde fevkaladeşartlar altında siyasal görev yapan Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma MeclisiÜyeleri ile bu dönemde alınan kararları uygulayan kamu görevlilerini cezai,mali ve hukuki sorumluluktan koruyan kurallar bütünüdür.
Bu dönemde çıkarılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinAnayasa'ya aykırılığının iddia edilememesi, o dönem karar ve tasarruflarınındaha sonra Anayasa'ya aykırılık yoluyla hukuki tartışma konusu yapılmasınıönlemeye yöneliktir. Yoksa, bu olağanüstü dönem aşıldıktan ve demokratik venormal anayasal döneme geçildikten sonra 1980-1983 yılları arasında çıkankanunların uygulanması nedeni ile mahkemelerin itiraz yoluyla yaptıklarıAnayasa'ya aykırılık başvurularını önlemeye yönelik değildir. Nitekim, 1961Anayasası'nın 1982 Anayasası'nın geçici 15 inci maddesinin son fıkrasınaparalel olan geçici 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, AnayasaMahkemesi'ne itiraz yolunu kapatmak için çok ayrıntılı bir düzenleme yapmıştır.Geçici 15 inci madde bu derece ayrıntılı ve kapsamlı düzenlenmemiştir. 1961 ve1982 Anayasalarının, bu iki maddesinin mukayesesi, geçici 15 inci maddeninAnayasa'ya aykırılık iddiasını önlemek için değil hukuki sorumluluk konusunuçözümlemek için konulduğunu açıkça göstermektedir.
II-Anayasa'nın geçici 15 inci maddesinin Anayasa'nın yürürlüğü ileilgili 177 inci maddesi ile birlikte yorumlanması gerekir. Sözü edilen maddehükümleri yürürlükte olan ve Anayasa'ya aykırılık taşıyan tüm hukukkurallarının yeni anayasa dönemi içindeki durumunu ele almakta ve açıklığakavuşturmaktadır. 177 inci maddenin (e) bendi hükmüne göre, Anayasahükümlerinin mevcut kurum ve kurallarla olan çelişkileri doğrudan doğruyaAnayasa hükümlerinin uygulanması ile çözümlenebilecektir.
Anayasa'nın 177 inci maddesinin (e) bendi hükmü ile Anayasa'nıngeçici 15 inci maddesindeki Anayasa'ya aykırılık iddiasını engelleyen hüküm, 12Eylül 1980 ile TBMM'nin açılışı arasındaki tesis edilen tasarruflarıntartışılması dışında bütün Anayasa'ya aykırılık iddialarına imkan vericianlamdadır.
III-Geçici 15 inci madde ile ilgili olarak yapılacak engelleyici biryorum, 1980-1983 yıllarında yürürlüğe konulan yasaların anayasal denetiminisürekli engelleme demektir. 1961 Anayasası'nın geçici 4 üncü maddesi ilebaşlayan ve 1982 Anayasası'nın geçici 15 inci maddesi ile sürdürülen bu durum,pek çok konuda Türkiye'yi Anayasası ile değil Anayasa'nın yasaklayıcı geçicihükümleri ile yönetilenbir ülke olma yükü altında bırakmaktadır. Anayasalyorumlarda anayasal hakların eksiksiz kullanılması ve anayasal müesseselerinbütünüyle çalışması temel yorum kuralı olmalıdır. Anayasa kurallarındabelirsizlik ve uyumsuzluk hallerinde Anayasa hükümlerinin bu yönde yorumlanmasıve Anayasa'nın geçici 15 inci ve 177 inci maddelerinin bu anlayışla elealınarak Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılması gerekir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 152 inci ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28 inci maddesinegöre Mahkemenin itiraz başvurusunun esastan incelenmesi gerektiği oyuyla kararakarşıyız.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Lütfi F. TUNCEL