ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1999/27
Karar Sayısı: 1999/42
Karar Günü: 24.11.1999
R.G. Tarih-Sayı :02.05.2002-24743
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Orhangazi Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 237. maddesinin dördüncü fıkrasının,Anayasa'nın 2., 10., 12., ve 24. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Sanıklar hakkında aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenindini merasimini yaptırmak suçundan açılan kamu davasında, Türk Ceza Yasası'nın237. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptali istemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 237. maddesinin itiraz konusudördüncü fıkrası şöyledir :
"Aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dinimerasimini yaptıran erkek ve kadınlar iki aydan altı aya kadar hapis cezasilecezalandırılırlar."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 12.- Herkes, kişiliğine bağlı,dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilerekarşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."
4- "MADDE 24.- Herkes, vicdan, diniinanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, diniâyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dini âyin ve törenlere katılmaya, dini inanç vekanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayıkınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimialtında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarındaokutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim veöğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinintalebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temeldüzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişiselçıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya dinduygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüyekullanamaz."
C- İlgili Anayasa Kuralı
İlgili görülen Anayasa kuralı şöyledir :
"MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin,Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının,genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgilimaddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygunolarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Ahmet NecdetSEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI,Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve RüştüSÖNMEZ'in katılmalarıyla 13.7.1999 gününde yapılan ilk inceleme toplantısındaişin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan ve ilgiligörülen Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve dosyada bulunan tüm belgelerokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Aralarında resmî evlenme akdi olmayan kadın ve erkeğin evlenmenindini törenini yaptırmış olmaları, Türk Ceza Yasası'nın 237. maddesinin itirazkonusu dördüncü fıkrasında belirtilen suçu oluşturmaktadır. Suçun maddî unsuru,tarafların resmî evlenme akdi olmadan evlenmenin dini törenini yaptırmaları,manevî unsuru ise bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Bu durumda tarafların dininikâh yaptırmaları değil bunu resmî nikâh akdinden önce yaptırmaları suçsayılmıştır.
1926 tarihli Türk Ceza Yasası'nda yer almayan bu kural, TürkMedeni Kanunu'nun evlenme akdinin yapılmasına ilişkin kurallarına işlerlikkazandırmak amacıyla 1936 yılında yapılan değişiklikle getirilmiştir. 3038sayılı Yasa ile yapılan bu değişikliğin gerekçesi şöyledir:
"Maddenin cezai müeyyidesi muayyen kimselere münhasırbulunmaktadır. Memnuiyet hilafına evlenenler hakkında gerek bu madde ve gerekkanunun diğer maddelerinde bir ceza yoktur. Kanunun bu sükutundan istifadeetmek isteyenlerin, memnuiyet hilafına evlenerek mükerreren kadın aldıklarıgörülmektedir. Gerçi bu kabil birleşmelerin hukukî hiç bir kıymeti yoksa daaile hukukuna iras ettiği tesirlerin şümul ve ehemmiyeti meydandadır. İçtimaibünyemizi esasından sarsan bu gibi kanunsuz birleşmelerin vukuuna manitedbirler almak iktiza etmektedir. Bu tedbirler cümlesinden olmak üzerezikrolunan 237 nci maddeye ilave olunan bazı fıkralar ile aile hayatınınselametini ceza müeyyideleri ile tahtı temine almış oluyoruz. Bu maddeye ilaveolunan dördüncü fıkra, memnuiyet hilafına evlenen erkek ve kadınlar hakkındaceza tayin ve beşinci fıkra da bu suretle vaki olan birleşmeleri hizmetmukavelesi ve buna benzer akitlerle takviye edenlerin bu hareketlerini suçunesbabı müşeddidesinden olarak kabul etmektedir. Kanunun bu babdaki hükümlerinintamamı ile tatbikini temin için muhtarlara bu kabîl hareketleri muayyen birmüddet içinde cumhuriyet müddeiumumiliklerine yazı ile bildirmeleri tahmiledilmiş ve bu vazifenin yapılmaması halinde tatbik edilecek ceza hükmü dealtıncı fıkrada gösterilmiştir."
Gerekçede belirtildiği gibi itiraz konusu dördüncü fıkra TürkMedenî Kanunu'nun evlenme akdinin yapılmasına ilişkin kurallarına işlerlikkazındırmak amacıyla getirilmiştir. Evlendirme memuru önünde yapılmayanevlenmeler yoklukla malul sayılmış, kanun dışı birleşme olarak kabul edilerekbu birleşmelerden doğan çocuklar nesepesiz kabul edilmiştir. Geçmişte diniesaslara göre yapılan evlenme akdinin uygulanan islâmi evlenme usulündenvatandaşlar bir anda vazgeçememişler, çeşitli sebeplerle eski hukuk hükümlerinegöre birleşmeler devam etmiştir. Bu durum ise kanun önünde evlilik yok sayıldığından,kadının evlilikten doğan haklarından mahrum kalmasına, çocukların nesepsiz vebunun sonucunda miras, gibi kimi haklardan mahrum olmalarına yol açmıştır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, devletin bir dine mensup olanlarlaolmayanlara eşit davranması gerektiğini, Türk Ceza Yasası'nın bir dini olmayankadın ve erkeğin aralarında nikâh akdi olmaksızın birlikteliklerini suçsaymadığı halde dini inancı gereği dini merasim yapan kadın ve erkeğin eyleminisuç saydığını bunun eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu gibi adalet anlayışıile de bağdaşmadığını Anayasa'nın 24. maddesine göre dini ayin ve törenlerinserbest olduğunu ve dini nikah yapmanın 14. maddedeki sınırlamaya dagirmeyeceğini belirterek kuralın Anayasa'nın 2., 10., 12. ve 24. maddelerineaykırılığını ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar" denilmektedir.
Buna göre, yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmeyecek ve bunedenlerle eşitsizliğe yol açılmayacaktır. Bu ilkeyle, birbirleriyle aynıdurumda olanlara ayrı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi vetoplulukların yaratılması engellenmektedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Kimilerinin Anayasa'nın13. maddesinde öngörülen nedenlerle değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlikilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişilerya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Ceza hukukunda aynı tür suçlara benzer nitelikte ve ağırlıktacezalar verilmesi eşitlik anlayışının gereğidir. Ancak, suç ve ceza arasındakidengenin suçun toplum hayatında yarattığı etkiye ve toplumsal yapıya görebelirlemesi ve adalete uygun olması gerekir. Kuşkusuz yasakoyucu, suç ve cezalarhakkında kural koyarken Anayasa ve ceza hukukunun evrensel ilkeleriylebağlıdır.
1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu'nun amacı, kabuledilen resmî nikâh müessesesi ile kadının sosyal konumunu güçlendirmek, aileyi,ana ve çocukları korumaktır. Dini nikâha dayalı evlenmelerin, kadın ve çocuklaryönünden doğurduğu sakıncalar gözetilerek resmî nikâh yapılmadan dini törenyapılmasının ceza yaptırımına bağlanmasının kamu düzenini ve kamu yararınısağlama amacına yönelik olduğu tartışmasızdır.
Aralarında resmî nikâh bağı olmaksızın bir arada yaşayanlarlaevlenme istek ve iradesiyle dini nikâh yaptıranlar aynı hukuksal konumdadeğillerdir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir.
Hukuk devleti olmanın temel koşulu devletin tüm işlem veeylemlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Hukuk devleti; insan haklarınasaygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemihukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devletorganlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan yargı denetimine açık yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temelhukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Kanunkoyucu kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanındadüzenleme yaparken, Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun anakurallarına bağlı kalmak şartıyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı veyasayılmayacağı ve suç sayılan eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırımabağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Medeni Kanun, Türkiye Cumhuriyeti'nin modern, çağdaş ve lâik hukuksistemine geçişinin temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. MedeniKanun'un özellikle resmî nikâh akdine ilişkin hükümlerinin gerektiği şekildeuygulanmasının Türk toplum ve aile hayatı açısından taşıdığı önem ve buhükümlere uyulmadan dini nikâha dayalı olarak oluşturulan birlikteliklerinözellikle kadın ve çocuklar yönünden doğuracağı olumsuzluklar dikkate alınarakAnayasa'nın 174. maddesiyle resmî nikâh kurumu özel olarak korumaya alınmıştır.
Anayasa'nın 41. maddesinde de, ailenin Türk toplumunun temeliolduğu ve Devletin, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuklarınkorunmasını ... sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağıbelirtilerek, ailenin ve özellikle ananın ve çocukların korunması devlete birgörev olarak verilmiştir. Devletin, bu görevi de gözetildiğinde dini nikâhadayalı fiili birleşmelerin aile, toplum ve kamu düzenini bozucu sonuçlarınıortadan kaldırabilmek için resmî nikâhtan önce dini nikâh kıydırılmasının suçsayılıp cezalandırmasında, hukuk devleti ilkesine ve ceza hukukunun genelilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.
Anayasa'nın Başlangıç'ında "Laiklik ilkesinin gereği kutsaldin duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılamayacağı", 14. maddesinde "Anayasa'da yer alan hak vehürriyetlerden hiçbirinin dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak amacıylakullanılamayacağı 24. maddesinde de "kimsenin dini inanç ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanamayacağı, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağıve suçlanamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 24. maddesinin son fıkrasındaise "Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzeninikısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahutnüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularınıyahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz"denilerek bir bakıma laiklik ilkesi açıklanarak bu ilkenin din ve Devletişlerinin birbirinden ayrı tutulması biçimindeki klasik tanımı vurgulanmıştır.
Anayasa'nın bu kurallarında belirtilen lâiklik, inanç özgürlüğünesaygıdan kaynaklanan ve dini bu özgürlüğün enginliğine bırakan bir kavramolduğundan din düşmanlığı dinsizlik ya da din karşıtlığı olarak algılanamaz.Devletin farklı inançlardaki kişilere aynı yakınlıkta ya da uzaklıkta olmasıbunlar arasında hiç bir ayırım yapmaması lâiklik ilkesinin gereğidir.
Dini nikâhın, Medenî Kanun'da öngörülen evlenme akdinden önceyapılmasının yasaklanması bu akidden sonra yapılmasını engellemediğindenlâiklik ilkesine aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2., 10., 12., 13. ve 24.maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 237.maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,24.11.1999 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ