ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1999/47
Karar Sayısı : 1999/46
Karar Günü : 28.12.1999
R.G. Tarih-Sayı :10.03.2000-23989
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Aksaray İcra TetkikMercii
İTİRAZIN KONUSU : 17.2.1926 günlü, 743sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 169. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 10.ve 12. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Hakimden izin almadan kocasına kefil olan karı hakkındaki icratakibinin iptali istemiyle açılan davada; "Türk Medenî Kanunu"nun169. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme iptali için doğrudan başvurmuştur.
III-YASA METİNLERİ
A. İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Türk Medenî Kanunu'nun, itiraz konusu ikinci fıkrayı da içeren169. maddesi şöyledir:
"Madde 169- Karı koca arasında hernevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığıusulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, sulh hâkimitarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz.
Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizamolunan borçlar için dahi hüküm böyledir."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şöyledir:
1- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2- "MADDE 12.- Herkes, kişiliğinebağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğerkişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Ahmet NecdetSEZER, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI,Ali HÜNER, Mustafa YAKUPOĞLU, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve RüştüSÖNMEZ'in katılmalarıyla 28.12.1999 gününde yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen Yasa kuralı ile aykırılık savına dayanak yapılanAnayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, dava konusu kuralın kadınlarıntasarruf ehliyetini kısıtlayarak aile içinde eşitsizlik yarattığını, karınınkocasından çekinerek tasarrufta bulunduğu düşüncesinin onur kırıcı olduğunubelirterek Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Medenî Kanun'un 169. maddesinde, "Karı koca arasında her nevihukukî tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulünetabi mallara dair karı koca arasındaki hukukî tasarruflar sulh hâkimitarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz.
Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizamolunan borçlar için dahi hüküm böyledir" denilmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" kuralıyer almıştır.
Buna göre, yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilemeyecek ve bunedenlerle, eşitsizliğe yol açılamayacaktır. Bu ilkeyle aynı durumda olanlaraayrı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve topluluklar yaratılmasıengellenmektedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıolacağı anlamına gelmez. Kimilerinin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülennedenlerle değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler kimi kişiler ya da topluluklariçin değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksaldurumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'daöngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kuralın amacı, kapsam ve sonuçlarını bilmedenkarının borç altına girmesini önleyerek onu ve aile birliğini korumaktır.Böylece karının, kocanın etkisi altında kalarak ekonomik gücünün sarsılmasınınönlenerek aile birliğinin korunması sağlanmak istenmiştir.
Karı yönünden sınırlama getiren itiraz konusu kural, ailebirliğini koruyarak kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik olup, demokratiktoplum düzeninin gerekleriyle de çelişmediğinden Anayasa'ya aykırı değildir.İstemin reddi gerekir.
Kural'ın Anayasa'nın 12. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Mustafa YAKUPOĞLU ve FulyaKANTARCIOĞLU bu düşüncelere katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
17.2.1926 günlü, 743 sayılı "Türk Kanunu Medenîsi"nin169. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Mustafa YAKUPOĞLU ile FulyaKANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 28.12.1999 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet Necdet SEZER
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ
KARŞIOYGEREKÇESİ
Medenî Kanun'un 169. Maddesinin ilk fıkrasında, "Karı kocaarasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya malortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar,sulh hâkimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz" denildikten sonraikinci fıkrada "Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşıiltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir" kuralına yer verilmiştir.İtiraz yoluna başvuran Mahkeme maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'nıneşitlik ilkesine aykırılığı nedeniyle iptalini istemiştir.
İtiraz konusu ikinci fıkra ile kadının eşi yararına üçüncükişilere borçlanabilmesi, sulh hâkiminin onayı koşuluna bağlanmıştır. Budurumda, karının, kocanın bir borcuna adi veya müteselsil kefil olması, onunlehine aval vermesi, poliçeye ciranta olan kocası lehine imza koyması,kocasının bir borcunu karşılıksız olarak üzerine alma güvencesi vermesi, rehinişlemi yapması gibi borçlanma kapsamı içine giren tasarruflar hâkim kararıile onaylanmadan geçerli olamayacaktır. Oysa evlilik birliğinin diğer tarafı olankoca için böyle bir koşul öngörülmemiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir" denilerek "kanun önündeeşitlik" tanımlanmıştır. Bu ilke ile kadın ve erkek için cinsiyet ayrımınadayalı farklı hukuksal düzenlemeler yasaklanmakta, hak veözgürlüklerden eşit yararlanma hakkı tanınmaktadır.
Genel eşitlik ilkesini, farklı cinslerin eşitliği yönündensomutlaştıran "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın ÖnlenmesiSözleşmesi"nin başlangıcında, "Kadınlara karşı ayrımcılığın, hakeşitliği ve insan şeref haysiyetine saygı ilkelerini ihlâl ettiği"belirtildikten sonra 1. maddede, kadınların medeni durumlarına bakılmaksızınhak ve özgürlükler konusunda cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi birayırım, yoksunluk ve kısıtlamanın "kadınlara karşı ayırım" olarakdeğerlendirileceği; 2. maddenin (g) bendinde, taraf devletlerin, kadınlarakarşı ayırımcılık oluşturan yasa, yönetmelik, adet ve uygulamaları, değiştirmekve kaldırmak için yasal düzenlemelerle birlikte gerekli uygun önlemleri almayıüstlendikleri; 5. maddenin (a) bendinde, her iki cinsten birinin aşağılığı veyaüstünlüğü fikrine veya kadın ile erkeğin kalıplaşmış rollerine dayalıönyargıların, geleneksel ve diğer bütün uygulamaların ortadan kaldırılmasınısağlamak amacıyla kadın ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarınıdeğiştirmek için taraf devletlerin tüm uygun önlemleri alacakları ve 16.maddenin (c) bendinde de evlilik süresince ve evliliğin son bulmasında aynı hakve sorumluluklar sağlayacakları belirtilmiştir.
Sözleşme kuralları, cinsiyete dayalı ayrımları yasaklayan geneleşitlik ilkesi çerçevesinde eşit haklara sahip olma ilkesinin uluslararasıalana taşınması uygulamaya geçirilmesi yönünden kuşkusuz büyük önem taşımaktave bu yöndeki ulusal düzenlemeler için temel oluşturmaktadır.
İtiraz konusu kuralla, kadının eşi yararına üçüncü kişilereborçlanmasının, hâkim onayı koşuluna bağlanması, aynı durum koca yönünden sözkonusu olduğunda bu koşulun aranmaması cinsiyete dayalı ayrımın tipik birörneğidir.
Kaynağını 1 Ocak 1912'de yürürlüğe giren 10 Aralık 1907 günlü,İsviçre Medenî Kanunu'ndan alan "kural"ın, amacının, eşi yararınaborç altına girmenin getirebileceği risklere karşı evli kadını korumak olduğuanlaşılmaktadır. Oysa, kadının ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu kabuleden çağdaş hukuk anlayışı biyolojik ve fonksiyonel farklılıklarıngetirdiği ayrımlar dışında bir ayrıma izin vermemektedir.
Sosyal, ekonomik ve kültürel her alanda kadın ve erkek eşitliğininesas alınmasını gerektiren bir Anayasal düzende, kadının, zeka ve kavrayışınınerkekten daha az olduğu varsayımına dayanarak, üçüncü kişilerle kocası yararınayaptığı kimi hukukî işlemlerde ehliyetini sınırlamanın hiç bir haklı nedenibulunmamaktadır. Yaptığı hukukî işlemlerin sonucunu değerlendirememe tehlikesi,evlilik birliğinin aynı konumdaki tarafları olan kadın ve erkek için farklıdeğildir. Bu nedenle, itiraz konusu kuralın, kadını koruyarak aslında aileyikoruduğu bu nedenle Anayasa'nın 41. maddesi ile uyum içinde olduğu düşüncesigerçeği yansıtmamaktadır. Aile, anne-baba ve çocuklardan oluştuğuna görebunlardan yalnız birinin korunması, ailenin korunması anlamına gelmez. Böylebir korumadan söz edilebilmesi için evlilik birliğini oluşturan erkek vekadının aynı Kurallara bağlı tutulması gerekir. Bir tarafa getirilensınırlamanın, diğer tarafa getirilmemesi düşünülenin tersine evlilik birliğinizayıflatır. Aile, kişilik hakları aynı derecede korunan eşit haklara sahipbireylerle güçlenir. 1984 yılından bu yana hazırlanan medenî yasa tasarılarındaitiraz konusu kurala yer verilmemiş olması da bu görüşleri doğrulamaktadır.Türk Medenî Yasası'na kaynak oluşturan İsviçre Medenî Yasası'ndan kural, 5 Ekim1984'de çıkarılmıştır. İsviçre Borçlar Yasası'nın 494. maddesindeki "Evlibir kişinin kefaleti, Hakim tarafından verilmiş bir ayrılık kararı mevcutdeğilse, diğer eşinin önceden ya da en geç kefalet sözleşmesinin akdedildiğianda yazılı olarak verdiği onayı ile geçerli olabilir" kuralında ise"onay" yükümlülüğü evlilik birliğinin eşit haklara sahip iki tarafıolarak kadın ve erkek için aynı koşullara bağlı tutulmuştur.
İtiraz konusu kurala benzer bir düzenlemeye, çağdaş uygarlıkdüzeyine ulaşmış diğer ülkelerde rastlanmamaktadır.
Anayasa kurallarının yorumlanmasında, Türk toplumunu çağdaşuygarlık düzeyine ulaştırma amacının gözetilmesini vurgulayan Anayasa'nınBaşlangıç'ı da 10. ve 41. maddelerinin bu düzeye ulaşmayı engelleyecek biçimdeyorumuna olanak vermemektedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın iptali gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Mustafa YAKUPOĞLU
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU