ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2000/16
Karar Sayısı : 2000/17
Karar Günü : 20.7.2000
Resmi Gazete tarih/sayı: 09.11.2004/25638
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet (Fazilet)Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanı Mehmet Recai KUTAN
İPTAL DAVASININ KONUSU: 21.1.2000 günlü, 4501sayılı Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden DoğanUyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelereDair Kanun'un 2. maddesinin (c) bendi ile 7. ve Geçici 1. maddelerinin,Anayasa'nın 2., 10., 48., 125. ve 167. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerive yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
21.1.2000 günlü, 4501 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin iptali istenen(c) bendi ile 7. ve Geçici 1. maddeleri şöyledir:
1- “MADDE 2.- ...
c) Yabancılık unsuru: Sözleşmeye taraf kurulu veya kurulacakşirket ortaklarından en az birinin yabancı sermayeyi teşvik mevzuatıhükümlerine göre yabancı menşeli olması veya sözleşmenin uygulanabilmesi içinyurt dışı kaynaklı sermaye veya kredi veya teminat sözleşmelerinin akdedilmesiningerekli olması hallerinden birini,
...”
2- “MADDE 7.- 8.6.1994 tarihli ve 3996 sayılıBazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde YaptırılmasıHakkında Kanun'un geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
Ancak, birinci fıkrada belirtilen proje ve işler 4.12.1984 tarihlive 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi,İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun ve 28.5.1988tarihli ve 3465 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların ErişmeKontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile GörevlendirilmesiHakkında Kanuna tabi proje ve işlere de bu Kanunun 5 inci madde hükmününuygulanmasına, görevli veya sermaye şirketinin, Kanunun yayım tarihindenitibaren bir ay içinde başvurusu ve ilgili idarenin müracaatı üzerine BakanlarKurulunca karar verilebilir. Bu durumda idare ile görevli veya sermaye şirketiarasında yapılmış olan sözleşme, uluslararası finansman temini kriterleri veidarenin yürürlükteki benzer uygulama sözleşmeleri de dikkate alınarak, özelhukuk hükümlerine göre, Bakanlar Kurulu kararının yayımından itibaren üç ayiçinde yeniden düzenlenir. Bu süre, tarafların mutabakatı ile en çok üç ay dahauzatılabilir.”
3- “GEÇİCİ MADDE 1.- Bu Kanunun yürürlüğegirmesinden önce kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinegöre başlatılmış projeler ve işler, tabi oldukları usul ve esaslara göresonuçlandırılır.
Ancak, kesinleşmiş mahkeme kararı ile iptal edilenler hariç,birinci fıkrada belirtilen proje ve işlere de bu Kanun hükümlerininuygulanmasına, görevli şirketin bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ayiçinde başvurusu ve ilgili idarenin müracaatı üzerine Bakanlar Kurulunca kararverilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde iptali istenen yasa kurallarının Anayasa'nın 2.,10., 48., 125. ve 167. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ,Samia AKBULUT, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Mustafa YAKUPOĞLU,Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ ve TülayTUĞCU'nun katılmalarıyla 21.3.2000 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğündurdurulması isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra kararabağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesininbirinci fıkrası gereğince Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in veBakanlık Müsteşar Yardımcısı Mustafa Mendilcioğlu'nun 17.7.2000 günlü sözlüaçıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa'nın 2. Maddesinin (c) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde özetle, yabancılık unsurunun sadece imtiyazsözleşmeleri kapsamında düşünülmesi gerektiği halde kredi gibi bağlantılı diğerilişkilerin de buna dahil edildiği, Anayasa'da uluslararası tahkimin ancakyabancılık unsurlu uyuşmazlıklar için öngörülmesinin özel bir anlamı olmasınedeniyle, bu unsurun iç tahkimi de bertaraf etmeyecek şekilde tanımlanmasıgerekirken bu haliyle yasalaşan kuralın, Anayasa'nın 2. ve 125. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4501 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin yabancılık unsurunun tanımınailişkin (c) bendinde yabancılık unsurunun, sözleşmeye taraf kurulu veyakurulacak şirket ortaklarından en az birinin yabancı sermayeyi teşvik mevzuatıhükümlerine göre yabancı menşeli olması veya sözleşmenin uygulanabilmesi içinyurt dışı kaynaklı sermaye veya kredi veya teminat sözleşmelerininakdedilmesinin gerekli olması hallerinden birini, ifade ettiğibelirtilmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesindensonra gelmek üzere 13.8.1999 günlü 4446 sayılı Yasa ile eklenen hükmegöre, “Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindebunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluylaçözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyanuyuşmazlıklar için gidilebilir.” Maddeye eklenen bu hükümle ilgilideğişiklik gerekçesinde ve meclis müzakere zabıtlarında yabancılık unsurukavramına anlam ve içerik kazandıracak bir açıklama yer almamış bu kavramıntanımlanması, yasakoyucuya bırakılmıştır.
Türk hukukunda “yabancılık unsuru”, gerek yargı kararları gerekseöğretide bir hukuki işlem veya ilişkinin birden çok hukuk düzeniyle bağlantılıolması halini ifade etmektedir. Bu konuya mukayeseli hukuk açısındanbakıldığında da ortak kabul görmüş bir tanıma rastlanmamakta, her ülkenin kendiekonomik koşul ve değerlendirmelerine göre farklı kurallar benimsediğigörülmektedir.
Dava konusu (c) bendindeki tanıma göre, Yasa'nın amacına uygunolarak kamu hizmetleri ile ilgili “yabancılık unsuru” taşıyan imtiyaz şartlaşmave sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların dış tahkime götürülebilmesi,sözleşmeye taraf olan kurulmuş veya kurulacak şirket ortaklarından en azbirinin yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı hükümlerine göre yabancı menşeliolması veya sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışı kaynaklı sermaye veyakredi veya teminat sözleşmelerinin akdedilmesinin gerekli bulunmasıkoşullarından birinin varlığına bağlanmıştır.
Kuralda, yabancılık unsurunun gerçekleşmiş sayılması koşullarındanbiri olarak “Sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışı kaynaklısermaye veya kredi veya teminat sözleşmelerinin akdedilmesinin gerekli olması” öngörülerekdış tahkime götürülebilmenin sınırları daraltılmıştır. Yasakoyucunun kuşkusuzkamu hizmetlerinin gereklerini de gözeterek kullandığı takdir yetkisiyle bu türişin niteliğinden kaynaklanan sınırlı durumlara özgü sözleşmelerde de“yabancılık unsuru” bulunduğunu kabul etmesinin Anayasa ile çelişen bir yönügörülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 125. maddesine aykırıdeğildir. İptal istemin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
B- Yasa'nın 7. ve Geçici 1. Maddelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 125. ve 155. maddelerindedeğişiklik yapan 4446 sayılı Kanun'un 14.8.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, butarihten önceki Anayasa hükümlerine göre imtiyaz sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklarda tahkim yolunun bulunmadığı, Anayasa değişikliğinin geriyeyürüme konusunda herhangi bir hüküm içermediği, değişiklikten önce yapılanimtiyaz sözleşmelerinde tahkim yolu kabul edilmediği için fiyatların riskfaktörü de dikkate alınarak belirlendiği, tahkim yolunun bulunmamasının bazıfirmaların ihalelerden vazgeçmesine neden olabildiği, dava konusu düzenleme ileönceki sözleşmelere tahkim yoluna başvurabilme olanağının sağlanmasının eşitlikve serbest rekabet ilkelerine aykırılık oluşturduğu, geriye yürüme konusundaBakanlar Kurulu'na tanınan yetkinin de belirsiz olduğu ileri sürülerek anılanmaddelerin, Anayasa'nın 2., 10., 48., 125. ve 167. maddelerine aykırılıklarınedeniyle iptalleri istenmiştir.
Yasa'nın dava konusu 7. maddesi ile 3996 sayılı Kanun'un Geçici 1.maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek, birinci fıkra kapsamındaki proje veişler ile 4.12.1984 günlü 3096 sayılı, 28.5.1988 günlü 3465 sayılı Kanunlaratabi proje ve işlere de 3996 sayılı Kanun'un 5. maddesinin uygulanmasına,görevli veya sermaye şirketinin, Kanunun yayım tarihinden itibaren bir ayiçinde başvurusu ve ilgili idarenin müracaatı üzerine Bakanlar Kurulunca kararverilebileceği, bu durumda idare ile görevli veya sermaye şirketi arasındayapılmış olan sözleşmenin, uluslararası finansman temini kriterleri ve idareninyürürlükteki benzer uygulama sözleşmeleri de dikkate alınarak, özel hukukhükümlerine göre, Bakanlar Kurulu kararının yayımı tarihinden itibaren üç ayiçinde yeniden düzenleneceği, bu sürenin tarafların mutabakatı ile en çok üç aydaha uzatılabileceği belirtilmiştir. Böylece, 3096 ve 3465 sayılı Yasalarla3996 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin birinci fıkrası hükümlerine tabiproje ve işlere de 3996 sayılı Yasa'nın Yüksek Plânlama Kurulunca belirlenenidare ile sermaye şirketi veya yabancı şirket arasında yapılacak sözleşmeninözel hukuk hükümlerine tâbi olacağına ilişkin 5. maddesi uygulanarak idare ilegörevli veya sermaye şirketi arasında yapılmış olan sözleşmenin özel hukukhükümlerine göre yeniden düzenlenebilmesine olanak tanınmıştır.
Dava konusu Geçici 1. maddenin ilk fıkrası ile de bu Yasa'nınyürürlüğe girmesinden önce kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerine göre başlatılmış projeler ve işlerin, tabi oldukları usul veesaslara göre sonuçlandırılacakları belirtilerek bunların kural olarak yenidüzenlemenin etki alanı dışında kalması amaçlanmış, ikinci fıkrada ise, “Ancak,kesinleşmiş mahkeme kararı ile iptal edilenler hariç, birinci fıkradabelirtilen proje ve işlere de bu Kanun hükümlerinin uygulanmasına, görevlişirketin bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde başvurusu veilgili idarenin müracaatı üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir” denilerekbirinci fıkrada belirtilen proje ve işlere de bu Kanunun uygulanabilmesinisağlayacak koşullar düzenlenmiştir.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesineAnayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.
“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar içinsöz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynıişleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalıktanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ise, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda eşitliği gözeten adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan bu bağlamda kazanılmışhakları da güvence altına alan devlettir.
Anayasa'nın 47. maddesinin 13.8.1999 günlü 4446 sayılı Yasa'nın 1.maddesiyle eklenen dördüncü fıkrasında, Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri vediğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerdenhangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilereyaptırılabileceğinin veya devredilebileceğinin kanunla belirleneceğiöngörülmüştür. Anayasa'daki yeni düzenlemeye koşut olarak da kimi yasalardadeğişiklikler yapılmıştır.
Hukuk güvenliğini sağlamakla yükümlü olan hukuk devletinde genelolarak yasa kuralları, yürürlüğe girmelerinden sonraki olaylara uygulanırlar veyeni çıkarılan yasada bir açıklık yoksa, önceden yürürlükte olan yasahükümlerine göre sonuçlanmış durumlarla kazanılmış haklara dokunmazlar. Hakkaybına neden olmaksızın yeni olanaklar getiren yasal düzenlemelerin isegeçmişe yönelik kurallar içermesine hukuksal bir engel bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Anayasa'nın 47. ve 125. maddelerinde yapılandeğişiklikten sonra imtiyaz sözleşmelerinin özel hukuk sözleşmeleri olarakyapılabilmesi ve tahkim yolunun açılması sonucu bu olanağın, dava konusu 7.madde ile tarafların isteğine ve belli koşulların yerine getirilmesine bağlıolarak Bakanlar Kurulu kararı ile Anayasa değişikliğinden önce yapılansözleşmeler için de tanınmasında, kazanılmış hakları ihlal eden bir geriyeyürüme söz konusu olmadığı gibi, belirsizlik de bulunmamaktadır. Kaldı ki,Geçici Madde 1'in ilk fıkrasıyla Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce oluşmuş hukuksaldurumların tabi oldukları usul ve esaslara göre sonuçlandırılması kabuledilmekte, ikinci fıkrasıyla da bu durumlar için herhangi bir zorunlulukgetirilmeksizin kesinleşmiş Mahkeme kararı ile iptal edilenler hariç buYasa'dan yararlanabilme olanağı sağlanarak koşulları belirlenmektedir.
Öte yandan, hukuksal denetimde, ancak gerçekleşmiş durumlarıngözetileceği kimi varsayım ve olasılıkların esas alınamayacağı açık olduğundanileride yapılacak yasal düzenlemeleri öngörememeleri nedeniyle ihalelerden vazgeçenlerinbulunmasının, eşitlik ve serbest rekabet ilkeleri ile bu bağlamda, hukukdevleti ilkesini zedelediği yolundaki savların anayasal dayanağıbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2., 10. ve125. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Yasa'nın 7. maddesi ve Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasıylailgili görüşlere Haşim KILIÇ, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN katılmamışlardır.
Konunun Anayasa'nın 48. ve 167. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
21.1.2000 günlü, 4501 sayılı “Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyazŞartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna BaşvurulmasıHalinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun”un 2. maddesinin (c) bendi, 7.maddesi ve Geçici 1. maddesinin yürürlüklerinin durdurulması isteminin reddine,
20.7.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.
VI- SONUÇ
21.1.2000 günlü, 4501 sayılı “Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyazŞartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna BaşvurulmasıHalinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun”un:
A- 2. maddesinin (c) bendinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 7. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Haşim KILIÇ, Tülay TUĞCU ile Ahmet AKYALÇIN'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
C- Geçici 1. maddesinin;
1- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Haşim KILIÇ, Tülay TUĞCU ile Ahmet AKYALÇIN'ın karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
20.7.2000 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
KARŞIOY
21.1.2000 günlü, 4501 sayılı Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyazŞartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna BaşvurulmasıHalinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun'un 7. ve Geçici 1. maddeleribirlikte değerlendirildiğinde; ihale koşulları belirlenerek sonuçlandırılmış vebir kamu hizmetinin idare adına yerine getirilmesine imtiyaz sözleşmesiusulüyle yetkilendirilmiş şirketlere, tabi oldukları hukuki statü dışında yenibir statü kazandırılmak istendiği anlaşılmaktadır.
Bir kamu hizmetinin özel hukuk sözleşmeleri ile tüzel veya gerçekkişilere yaptırılması olanağı Anayasa'nın 47. maddesinin 13.8.1999 tarih ve4446 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra olanaklı hale gelmiştir. Böylebir olanağın sağlanmış olması değişiklikten önce yapılan idari niteliktekiimtiyaz sözleşmelerinin hukuki yapılarının değiştirilmesini haklı ve hukukikılamaz. Kaldı ki bu değişiklik yüklenicinin tek taraflı iradesine bağlıkılınarak kamu yararı bulunup bulunmadığının idarece denetimine imkan dasağlanmamıştır.
Hukuki yapıları değiştirilmek istenen imtiyaz sözleşmelerinindayandığı Yasalar yürürlüktedir. Bu Yasa hükümlerinin getirdiği koşullarla,ihaleye katılan ve imtiyaz sözleşmesine taraf olan yüklenicilere daha sonratabi oldukları yasa hükümlerini bertaraf etme olanağı tanımak, yeni bir statüve olanaklar sağlamak hem devlet ihalelerinde güvenilirlik ilkesini hem dehukuki istikrarı bozucu niteliktedir.
Her iki madde de Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır, iptallerigerekeceği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Tülay TUĞCU
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler Bölümünün kamuyararı kısmında, Devletleştirme başlığını taşıyan 47. maddesi 13.8.1999tarihinde 4446 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile yapılan değişiklikle ilk defaözelleştirme kavramı Anayasa'mıza girmiştir. Daha sonra, Anayasa değişikliğineuygun kanunlar olarak nitelenen 4492, 4493 ve “Kamu Hizmetleri İle İlgiliİmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim YolunaBaşvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun” adı altında 450lsayılı Yasa çıkarılmıştır.
450l sayılı Yasa'nın, 7. maddesi ile, 3996 sayılı (Yap- İşlet-Devret) Kanun'un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek 3996 sayılıKanun'un geçici 1. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki proje ve işler ile4.12.1984 günlü 3096 sayılı, 28.5.1988 günlü, 3465 sayılı Kanunlara tabi projeve işlere de bu Kanun'un (3996 sayılı Kanun'un) 5. maddesinin uygulanabileceğive idare ile görevli veya sermaye şirketi arasında yapılmış olan sözleşmenin(belli esaslara göre) özel hukuk hükümlerine göre yeniden düzenlenebileceği,hükme bağlanmıştır.
Geçici 1. maddesiyle de, bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden öncekamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerine göre başlatılmışproje ve işlerin tabi oldukları usul ve esaslara göre sonuçlandırılacağı, ancakkesinleşmiş mahkeme kararı ile iptal edilenler hariç, birinci fıkradabelirtilen proje ve işlere de (belli şartlar dahilinde) bu Kanun Hükümlerininuygulanmasına Bakanlar Kurulu'nca karar verileceği belirtilerek Anayasadeğişikliği ile getirilen tahkim kurumunun daha önceki işlere de teşmiledilmesine olanak tanınmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” denilmiştir.
Anayasa'da belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukukauygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tümdevlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardankaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri veAnayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.
İtiraz konusu 7. maddede, 14.8.1999 günü yayımlanarak yürürlüğegiren 4446 sayılı Yasa ile gerçekleştirilen Anayasa değişikliği öncesindeki hukuksalduruma göre özel hukuk tahkim müesseselerini oluşturmanın mümkün olmadığı birdönemde Yap- İşlet- Devret modeline göre yapılan ve Danıştay incelemesinden degeçerek tamamlanan imtiyaz sözleşmeleri tekrar ele alınarak herhangi birdeğişiklik de yapılmadan özel hukuk sözleşmesi olarak yeniden düzenlenmesiimkânı getirilmiştir.
Geçmişte kesin bir nitelik kazanmış hukuki işlemleri yenidenfarklı statüde ele alma olanağı getiren itiraz konusu düzenlemenin Anayasa'nın2. maddesinde sözü edilen hukuk devletinde olması gereken hukuk güvenliği veistikrarı ile uyumlu olduğu söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, Yasa'nın 7. maddesi ile geçici 1. maddesininikinci fıkrası Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık oluşturduğundan iptallerigerekir düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 20.7.2000
Üye
Ahmet AKYALÇIN