ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2000/26
Karar Sayısı : 2000/48
Karar Günü : 16.11.2000
R.G. Tarih-Sayı :15.03.2002-24696
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Pazaryeri Sulh Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 18.5.1955 günlü, 6570 sayılı"Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun"a 4531 sayılı Yasa'yla eklenenGeçici 7. maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesi ile dördüncü fıkrasınınAnayasa'nın 10. ve 48. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kira tesbiti istemiyle açılan davada 18.5.1955 günlü, 6570 sayılıYasa'ya 4531 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 7. maddenin birinci fıkrasının ilktümcesi ile dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı savını ciddi bulanMahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
6570 sayılı "Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun"a 4531sayılı Yasa ile eklenen ve itiraz konusu kuralları da içeren Geçici 7. maddeşöyledir :
"GEÇİCİ MADDE 7.- Sözleşmelerdekararlaştırılan kira paraları 2000 yılında yıllık % 25, 2001 yılında ise yıllık% 10 oranında artırılabilir. Ancak, taşınmazın bulunduğu bölgede rayiç kiraparasındaki artış bu oranların altında ise bu oranlar uygulanmaz.
Kira parasının yabancı para veya kıymetli madene endeksli olarakbelirlendiği sözleşmelerde ayrıca yıllık artış uygulanmaz.
Kira parasının artış sınırlarının aşılması amacıyla yenidensözleşmesi yapılamaz.
Kira tespit davalarında da yukarıdaki sınırlamalara uyulur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2- "MADDE 48.- Herkes, dilediğialanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmakserbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyalamaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacaktedbirleri alır."
C- İlgili Anayasa Kuralları
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin,Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının,genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgilimaddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygunolarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir."
3- "MADDE 35.- Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla , kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Mustafa YAKUPOĞLU, FulyaKANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU'nunkatılmalarıyla 6.6.2000 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine Mustafa BUMİN ve AliHÜNER'in karşıoyları ve oyçokluğuyla, sınırlama sorununun esas incelemeevresinde ele alınmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralları, aykırılık savına dayanak yapılan ve ilgili görülenAnayasa kurallarıyla bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'neitiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır. Uygulanacak yasakuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veyadavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
Mahkemede bakılmakta olan davada, davacı 2000 yılına ilişkin kirabedelinin tesbitini istediğinden iptali istenen Geçici 7. maddenin, birincifıkrasının ilk tümcesine ilişkin esas incelemenin "...2000 yılında yıllık% 25..." ibaresi ile sınırlı yapılmasına oybirliğiyle, dördüncüfıkrasında, Yasa'nın uygulanmasıyla ilgili genel kural içermesi nedeniylesınırlama yapılmasına gerek olmadığına, 16.11.2000 gününde Haşim KILIÇ,Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI ile Ali HÜNER'in karşıoyları ve oyçokluğuylakarar verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Mahkeme, 4531 sayılı Yasa ile kira paralarının arttırılmasınailişkin düzenlemenin, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını, kirasözleşmelerinde tarafların gelecek yıla ait kira artışlarını serbestçebelirleme olanağını sınırlandırdığını, bunun taşınmaz sahipleri aleyhine sonuçlaryarattığını bunun Anayasa'nın 10. ve 48. maddelerine aykırı olduğunu ilerisürerek iptalini istemektedir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmündekararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'yaaykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmayamecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçeile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, itiraz konusu kuralAnayasa'nın yalnız 10. ve 48. maddeleri yönünden değil, ilgisi nedeniyle 2. ve13. maddeler yönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde sözü edilen sosyal hukuk devleti, insanhaklarına saygılı, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarınıgüvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, çalışma hayatınınkararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarakçalışanları koruyan ve insanca yaşamalarını sağlayan, işsizliği önleyen, milligelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan,güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyikuran devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurumlarıylaAnayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını ve işlemesini gereklikılar. Sosyal hukuk devletinde kişinin korunması, toplumda sosyalgüvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla olanaklıdır. Bu bağlamdasosyal hukuk devletinin gerçekleştirilebilmesi için zaman zaman farklı ekonomikve sosyal politikalar uygulaması gerekebilir. Ancak, bunların sınırı kuşkusuzki, temel hukuk kuralları ve Anayasa'dır.
Konut ve işyeri darlığı bulunan ülkelerde devletçe önlemalınmadığı takdirde talebin fazlalığı nedeniyle kiraların aşırı şekildeyükseleceği, bu yükselişin tüketim maddelerinin fiyatları üzerinde etkiliolarak hayat pahalılığına sebep olacağı açıktır. Türkiye'de kiraların tüketicifiyat endeksi içindeki oranının yüksek olduğu, bunun hak ve adaletingerçekleşmesini engelleyen önemli faktörlerin başında geldiği bilinmektedir. Bunedenlerle, taşınmaz mal kiralarının sürekli yükselişi ve içinde kiraparalarının önemli etkisi olan fiyat artışlarının ekonomik ve dolayısıylasosyal yaşamı olumsuz yönde etkilemesi karşısında Devletin, sosyal huzurunsağlanması, toplumsal barış ve kamu düzeninin korunması amacıyla kiracıkiralayan ilişkilerini düzenlemesi, böylece insanımızı hak ettiği yaşamdüzeyine kavuşturması, gelir dağılımını düzeltmesi ve yoksullukla mücadeleetmesi Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti olmanıngereğidir.
Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras haklarınasahip olduğu, bu hakların kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlandırılabileceğive toplum yararına aykırı kullanılamayacağı ifade edilmiştir.
Mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı verir.
Çalışma ve Sözleşme Hürriyetini düzenleyen 48. maddenin birincifıkrasında herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğüne sahipolduğu açıkladıktan sonra ikinci fıkrasında "Devlet özel teşebbüslerinmillî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesinin, güvenlik vekararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır" denilerekDevlete bu konuda düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.
Anayasa'nın 13. maddesinde belirtildiği biçimde, yasakoyucutarafından yapılan temel hak ve özgürlüklerle ilgili sınırlamalar demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmayacakları gibi sınırlama ile öngörülenamaca elverişli ve ölçülü olmalıdır.
Temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altınaalındığı, demokratik toplumlarda kişilerin sahip olduğu, dokunulmaz,vazgeçilmez, devredilmez temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulamayacağı,tümüyle ortadan kaldırılamayacağı, ancak, demokratik toplum düzenininsürekliliği için toplumun ortak yarar ve çıkarlarının bireyin yarar veçıkarlarının üstünde tutulması gerektiği durumlarda Anayasa'nın özüne ve ruhunaaykırı olmamak koşuluyla sınırlama yapılabileceği kabul edilmektedir.
İtiraz konusu Yasa'nın gerekçesinde de amacının, ekonomikurallarına göre hak ve nasafete uygun, makul bir kira parasının saptanmasındakiracının durumu ve ekonomik güçlerin değerlendirilmesi, dengelenmesi, yanındayargı içtihadlarına rağmen tüketici fiyat endeksinin üstünde seyreden kiraparalarındaki artışın sınırlandırılarak diğer fiyatların yükselmesininönlenmesi olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda kira paralarının sürekli yükselişinin ekonomik vesosyal yaşamı olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle, kira artışlarının, temelekonomik göstergelerin hedeflerine bağlı olarak geçici bir süre içinsınırlandırılmasının kiracı kiralayan arasında bozulan ekonomik dengeninyeniden sağlanması toplumsal barış ve kamu yararını gerçekleştirmek amacıylagetirildiği anlaşılmaktadır.
Konut ve işyeri olarak çeşitli yönleriyle toplumu etkileyentaşınmaz mal kirası, özel hukuk yanında kamu hukukunu da ilgilendirmektedir.Taşınmaz mal darlığının, Devletçe önlem alınmaması durumunda kiraların normalinüstünde artacağı açıktır. Kira olgusunun bu bakımdan toplumsal bir sorun olduğukabul edildiğinde Devletin kira konusunda kamu yararı amacıyla kimi hak veözgürlükleri sınırlandırmasında Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 48. maddelerineaykırılık yoktur. İptal isteminin reddi gerekir.
Öte yandan kiracı ile kiralayan farklı hukuksal konumdaolduklarından bunları karşılaştırarak eşitlik ilkesinin zedelendiğini ilerisürmek mümkün değildir. Bu nedenle, İptali istenen hükmün Anayasa'nın 10.maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Maddenin dördüncü fıkrasında kira tespit davalarında da birincifıkradaki sınırlamalara uyulacağı kuralı getirilmiştir. Birinci fıkradakidüzenlemeye koşut olan bu kural da aynı gerekçelerle Anayasa'ya aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
18.5.1955 günlü, 6570 sayılı "Gayrimenkul Kiraları HakkındaKanun"a 4531 sayılı Yasa ile eklenen Geçici Madde 7'nin, birincifıkrasının ilk tümcesindeki "...2000 yılında yıllık % 25..." ibaresiile dördüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Yalçın ACARGÜN ile Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 16.11.2000gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mahir Can ILICAK
Üye
Rüştü SÖNMEZ
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
KARŞIOYYAZISI
18.5.1955 günlü, 6570 sayılı "Gayrimenkul Kiraları HakkındaKanun'a", 16.2.2000 günlü, 4531 sayılı Yasayla eklenen Geçici 7. maddeninbirinci fıkrasının,"Sözleşmelerde Kararlaştırılan kira paraları 2000yılında %25, 2001 yılında ise yıllık %10 oranında artırılabilir."şeklindeki birinci tümcesi ile ayni maddenin, "Kira tespit davalarında dayukarıdaki sınırlamalara uyulur."şeklindeki dördüncü fıkrasının iptalisteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıda açıklanan gerekçelerlekatılmıyoruz.
a- Bu gün ülkemizde, otuz, kırk yıl önce uygulanan; Devletinekonomiye müdahalesini uygun bir model olarak yansıtan, "Karmaekonomi" şeklinde isimlendirilen sistem artık terk edilmiştir. Serbestpiyasa ekonomisi adı altında, fiyatların bu yöntemle, kurallarına göre, arz vetalep dengesi koşullarında oluşacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle, kamuyararından bahisle kiraların sınırlandırılması tercihi, savunulan ekonomikmodel ve mantıkla çelişki oluşturmaktadır.
b- Yasa, yapılmış ve devam eden kira sözleşmesinde, kira artışdönemi gelmişse, artış oranlarını iki yıl için belirli oranlardasınırlamaktadır. İlk kez kiraya verilecek olan taşmazlar yönünden ise kirabedelinin sınırlandırılmasıyla ilgili bir düzenleme içermemektedir. Doğalolarak bu durum, Yasa'nın getirdiği iki yıllık sınırlandırma hükmü karşısındataşınmaz mal sahiplerinin başlangıçta saptayıp, isteyeceği kira bedelini yüksektutmalarına yol açacaktır.
Nitekim, Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra yapılan yeni kirasözleşmelerinde görülen, kira bedellerinin olağanüstü artışı bu sebeptenkaynaklanmaktadır.
c- Yasa, yabancı para üzerinden yapılan kira sözleşmelerindesınırlandırma getirmemektedir. 20 Şubat 1999 tarihinden önce, apartmanın birdairesinin örneğin ABD dolarıyla, aynı nitelikteki diğer dairesinin ise TLkarşılığı olarak kiraya verildiğini varsayalım. Yasa'nın yürürlüğe girdiği 20Şubat 2000 tarihinde, dolar üzerinden kiraya verilen dairenin Türk Lirasıüzerinden kiraya verilene nazaran daha fazla gelir getirdiği görülecektir. Budurum, Anayasalda yer alan eşitlik ilkesi ile açıklanamaz.
d- Yasa, Devlet ve Kamu kurumları ile, yerel yönetimlere aittaşınmazlar içinde uygulanmaktadır. Bunun sonucu olarak, mükellefleringayrimenkul irat vergisi matrahlarında oluşacak azalmalarda dikkate alınırsa,Devlet ve Kamu kurumlarında çok büyük vergi geliri kaybı görülecektir.
Oysa, yakın geçmişte, örneğin 1994 yılında, 4792 sayılı İşçiSigortaları Kurumu Yasası'nda 3995 sayılı Yasayla yapılan değişikliğin 19.maddesinde görüldüğü gibi Devlet; Kurumun sahibi bulunduğu taşınmazların kirabedellerinin her yıl Devlet İstatistik Enstitüsü tüketici fiyatendekslerindeki artış oranından az olmamak üzere rayiç veya emsal değerlebelirlenmesini düzenleyerek önemli bir kamu kuruluşunun kira gelirlerinindüzeyini enflasyona karşı korumak istemiştir.
e- Yasa'nın yürürlüğe girdiği 16.2.2000 tarihinden sonra bileDevletin kendi ürettiği mal ve hizmetlere uyguladığı fiyat artışlarıkarşısında; kira gelirlerine bir nevi narh uygulaması, Yasa'nın enflasyonuindirme amacının inandırıcılığını azaltmaktadır. Bir başka ifadeyle gelirlerindağılışında, taşınmaz sahipleri zararına ve kiracılar yararına meydana çıkan budurum haklarda ve yükümlülüklerde eşitlik ilkesine aykırıdır.
f- Yasa'nın 2000 yılında, kira sözleşmelerine getirdiği %25oranındaki sınırlama ile sözleşme özgürlüğü ve mülkiyet hakkının ortadankaldırılmadığı sadece kamu yararı amacıyla sınırlandırıldığı, bu durumun isesosyal devlet ilkesine uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın 48. maddesiyle düzenlenen sözleşme özgürlüğü temel hakve özgürlüklerdendir. Bu kural Anayasa'nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevlerbölümünde yer almıştır. Bu maddede de düzenlenen özel teşebbüs özgürlüğü hemgerçek kişilere tek tek ve toplu olarak hem de tüzel kişilere tanınmıştır.Anayasa'nın 35. maddesinde ise herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahipolduğu kabul edilmiştir. Buna rağmen anılan yasa ile eklenen Geçici 7.maddenin getirdiği %25 oranındaki sınırlamanın sadece taşınmaz sahiplerizararına, kiracılar yararına olduğu için kamu yararına yönelik birsınırlandırma olduğu kabul edilemez. Yasa, sözleşme özgürlüğüne aykırı birdüzenleme içermektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın iptali gerekeceği kanısıyla aksiyönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Ertuğrul ERSOY