ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2000/34
Karar Sayısı : 2005/91
Karar Günü : 25.11.2005
R.G. Tarih-Sayı :08.11.2006-26340
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi(Fazilet Partisi) TBMM Grubu adına Parti Genel Başkanı Mehmet Recai KUTAN
İPTAL DAVASININ KONUSU : 22.3.2000 günlü, 4551sayılı “Askeri Ceza Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 1., 3.,4., 11., 17., 32. ve 34. maddeleri ile 10. maddesinin son fıkrasının sivilpersonel yönünden, Anayasa'nın 2., 10., 17., 128., 129. ve 145. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
22.3.2000 günlü, 4551 sayılı Askeri Ceza Kanununda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un iptali istenilen 1., 3., 4., 11., 17., 32. ve 34.maddeleri ile iptali istenilen fıkrayı da içeren 10. maddesi şöyledir:
1- “MADDE 1.- 22.5.1930 tarihli ve 1632sayılı Askerî Ceza Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 3 - Askerî şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar,astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşundaçalışan sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ileaskerî öğrencilerdir.
Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro vekuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihlive 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 incimaddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.”
2- “MADDE 3.- 1632 sayılı Kanunun 23 üncümaddesinin (B) ve (D) fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
B) Subay, astsubay, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli Devlet memurları, uzman jandarma ve uzman erbaşlar hakkında:
1. Dört haftaya kadar göz hapsi,
2. Dört haftaya kadar oda hapsi,
Cezaları verilebilir.
D) Askeri öğrenciler hakkında: (Askeri orta ve lise ile eşidiokullar öğrencileri hariç) dört haftaya kadar oda hapsi cezası verilebilir.”
3- “MADDE 4.- 1632 sayılı Kanunun değişik24 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Göz ve oda hapsi cezalarının mahiyeti, neticeleri ve yerinegetirilmesi
Madde 24 - Subay, astsubay, Milli Savunma Bakanlığı ve TürkSilahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları, uzman jandarma ve uzmanerbaşlar;
A) Göz hapsi cezalarında;
1. Resmi daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdekihizmetlerine devam ederler.
2. Hizmetin bitiminden sonra hiçbir yere gidemezler. Kışlada veyaresmi odalarda kalırlar.
3. Hizmete ilişkin olanlar dışında hiçbir ziyaret kabul edemezler.
B) Oda hapsi cezalarında;
1. Mümkün olduğu takdirde cezayı tek başlarına belirli bir hapisodasında geçirirler.
2. Emir veremezler.
3. Genel hizmet yapamazlar.
Askerî öğrenciler, oda hapsi cezasını belirli hapis odalarındatopluca geçirirler. Hapis odalarının kapısında bir nöbetçi bulundurulur.”
4- “MADDE 10.- 1632 sayılı Kanunun değişik35 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Rütbenin geri alınması cezası, niteliği, sonuçları ve yerinegetirilmesi
Madde 35. - Rütbenin geri alınması cezası 30 uncu maddede yazılıhallerde erbaşlar hakkında uygulanır. Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemişolsa dahi, rütbenin geri alınması işlemi idarece re'sen uygulanır.
Rütbenin geri alınması cezası, hükümlünün rütbesinin geri alınarakerliğe indirilmesi, askerî hizmetten doğan ve özel kanunda saklı tutulmayanbütün hakların kaybı sonuçlarını doğurur.
Bu ceza, cezalının rütbesinin kıt'ası huzurunda sökülmesisuretiyle yerine getirilir.”
5- “MADDE 11.- 1632 sayılı Kanunun değişik39 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Askerî mahkemelerce verilen tutuklama kararları ile asker kişilerhakkında verilen cezaların ve tutuklama kararlarının infaz yeri
Madde 39. - Asker kişiler hakkında hükmolunan ve aşağıdagösterilen cezalar, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama UsulüKanununun beşinci kısmında yazılı esaslar dahilinde askerî cezaevlerinde infazedilir.
A) Subay, astsubay, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devletmemurları, uzman jandarma ve uzman erbaşlar hakkında verilen ve Türk SilahlıKuvvetlerinden veya Devlet memurluğundan çıkarmayı, ilişik kesmeyi veyasözleşmenin feshini gerektirmeyen hürriyeti bağlayıcı ceza hükümleri.
B) Askerî öğrenciler hakkında verilen ve askerî öğrencilikhukukunun kaybettirilmesi sonucunu doğurmayan hürriyeti bağlayıcı cezahükümleri.
C) Erbaş ve erler hakkında, asker edildikten sonra işlediklerisuçlardan verilen bir yıl veya daha az süreli hürriyeti bağlayıcı cezahükümleri.
Hürriyeti bağlayıcı diğer cezalar, genel cezaevlerinde çektirilir.İnfaz sırasında hükümlülerin üzerinden askerlik kıyafeti ve işaretlerikaldırılır.
Genel cezaevlerinde ceza sürelerini tamamlayan askerlikyükümlüleri, geri kalan askerlik hizmetlerini tamamlamak üzere askerî makamlarateslim edilirler.
Yargı organlarınca haklarında tutuklama kararı verilen askerkişiler, bu sıfatlarını korudukları sürece askerî tutukevine konulurlar.
Savaş ve sıkıyönetim hallerinde askerî mahkemelerce tutuklanansivil kişiler, askerî ceza ve tutukevlerine konulurlar. Bu hallerin bitimindetutuklular, Adalet Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı arasında varılacakmutabakat üzerine sivil tutukevlerine nakledilirler.”
6- “MADDE 17.- 1632 sayılı Kanunun değişik76 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Tutukevi veya cezaevinden kaçmak veya kaçmaya aracı olmak
Madde 76. - Askerî tutukevi veya cezaevinden kaçmak veya kaçmayaaracı olmak suçlarını işleyen asker kişiler hakkında, Türk Ceza Kanunununİkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında yer alan hükümler uygulanır.
Ancak, askerî ceza ve tutukevlerinden altı gün veya daha fazlasüre ile kaçan asker kişilere verilecek hapis cezası veya asıl cezaya ilaveolunacak hürriyeti bağlayıcı ceza bir yıldan az olamaz.”
7- “MADDE 32.- 1632 sayılı Kanunun 165 incimaddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 165. - Askerî şahıslar hakkında verilebilecek disiplincezaları şunlardır:
A) Subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli Devlet memurları, uzman jandarmalar ve uzman erbaşlarhakkında:
1. Uyarı.
2. Aylık Kesilmesi: Ek göstergeler dahil, cezalının brütaylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.
3. Göz Hapsi: Dört haftaya kadar.
4. Oda Hapsi: Dört haftaya kadar.
Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevliDevlet memurlarına, sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarındandolayı disiplin cezası verilebilir. Disiplin bozucu diğer eylemleri hakkındailgili kanun hükümleri uygulanır.
B) Askerî öğrenciler hakkında:
1. Uyarı.
2. İzinsizlik: Altı haftaya kadar.
3. Oda Hapsi: Dört haftaya kadar.
C) Erbaşlar ve erler hakkında:
1. İzinsizlik: Sekiz haftaya kadar.
2. Sıra Harici Hizmet: Dört haftaya kadar.
3. Oda Hapsi: Dört haftaya kadar.
4. Rütbenin geri alınması (Erbaşlar için).”
8- “MADDE 34.- 1632 sayılı Kanunun 171 incimaddesine bağlı cetvel, (EK-1) cetvelle değiştirilmiştir.”
EK - 1 CETVEL
171 İNCİ MADDEYE BAĞLI CETVEL
Disiplin Amirinin Rütbeleri
Uyarı
Aylık Kesilmesi
İzinsizlik
Sıra Harici Hizmet
Göz Hapsi
Oda Hapsi
Rütbenin Geri Alınması
Herkes İçin
Sb.Astsb.,De.
Me., Uz.J. ve Uz. Erbaş
Uzman Erbaş Erbaş ve Er
Askeri Öğrenci
Uzman Erbaş Erbaş ve Er
Subay
Astsubay ve Devlet Memurları
Uzman Jandarma ve Uzman Erbaş
Subay
Astsubay ve Devlet Memurları
Askeri Öğrenci
Uzman Jan. ve Uz. Erbaş
Erbaş ve Er
Erbaş
Uzman Jandarma-Uzman Erbaş ve Erbaş (Müfrez Bulundukları Sürece)
Verilebilir
-
Bir Hafta Sonu Tatili
2 Güne Kadar
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Astsubaylar (Müfrez Bulundukları Sürece)
-
-
İki Hafta Sonu Tatili
-
3 Güne Kadar
-
2 Güne Kadar
3 Güne Kadar
-
2 Güne Kadar
-
3 Güne Kadar
3 Güne Kadar
-
Astğm-Tğm. (Müfrez veya Müstakil Bulunduklarında)
-
-
Üç Hafta Sonu Tatili
Bir Hafta Sonu Tatili
5 Güne Kadar
-
3 Güne Kadar
3 Güne Kadar
-
3 Güne Kadar
2 Güne Kadar
3 Güne Kadar
5 Güne Kadar
-
Üsteğmen ve Yüzbaşı
-
1/25'e Kadar
Dört Hafta Sonu Tatili
İki Hafta Sonu Tatili
7 Güne Kadar
3 Güne Kadar
5 Güne Kadar
5 Güne Kadar
3 Güne Kadar
5 Güne Kadar
3 Güne Kadar
5 Güne Kadar
7 Güne Kadar
-
Binbaşı ve Yarbay
-
1/20'ye Kadar
Beş Hafta Sonu Tatili
Üç Hafta Sonu Tatili
14 Güne Kadar
7 Güne Kadar
7 Güne Kadar
7 Güne Kadar
7 Güne Kadar
7 Güne Kadar
7 Güne Kadar
7 Güne Kadar
14 Güne Kadar
-
Albay
-
1/16'ya Kadar
Altı Hafta Sonu Tatili
Dört Hafta Sonu Tatili
21 Güne Kadar
14 Güne Kadar
14 Güne Kadar
14 Güne Kadar
14 Güne Kadar
14 Güne Kadar
14 Güne Kadar
14 Güne Kadar
21 Güne Kadar
-
Tuğgeneral-Tuğamiral Tümgeneral-Tümamiral
-
1/12'e Kadar
Yedi Hafta Sonu Tatili
Beş Hafta Sonu Tatili
28 Güne Kadar
21 Güne Kadar
21 Güne Kadar
21 Güne Kadar
21 Güne Kadar
21 Güne Kadar
21 Güne Kadar
21 Güne Kadar
28 Güne Kadar
Verebilir
Korgeneral-Koramiral Orgeneral-Oramiral
-
1/8'e Kadar
Sekiz Hafta Sonu Tatili
Altı Hafta Sonu Tatili
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
28 Güne Kadar
Verebilir
Mareşal-Büyük Amiral Milli Savunma Bakanı
NOT: 1. Albaylar, yarbaylara; Tuğgeneral ve Tuğamiraller ileTümgeneral ve Tümamiraller, Albaylara; Milli Savunma Bakanı, Mareşal, BüyükAmiral, Orgeneral ve Oramiraller ile Korgeneral ve Koramiraller, Tuğgeneral veTuğamiraller ile daha üst rütbelilere ancak uyarı cezası verirler.
2. Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevliDevlet memurlarına göz ve oda hapsi cezası verilirken sürenin tayininde,öğrenim ve sosyal durumları dikkate alınır.
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde Anayasa'nın 2., 10., 17., 128., 129. ve 145.maddelerine dayanılmış, 19. ve 38. maddeleri ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, FulyaKANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU'nunkatılımlarıyla 27.6.2000 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa'nın 1., 3., 4., 32. ve 34. Maddelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk SilâhlıKuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel kapsamındaki 657 sayılıYasa'ya tabi memurlar ile 1475 sayılı Yasa'ya tabi işçilerin, ana kanunlarındastatülerinin Anayasa'nın 2. maddesindeki “sosyal devlet ve hukuk devleti”ilkeleri gözönüne alınarak belirlendiği, buna karşılık 4551 sayılı Yasa'nın 1.,3., 4., 32. ve 34 maddeleri ile gerek memurların gerek işçilerin ana statüleriile bağdaşmayacak şekilde ve Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan ilkeleringözardı edilmesi suretiyle yeni bir sosyal ve hukuki statüye geçirilmişoldukları, bu değişiklikle mevcut hakları koruyucu adil bir düzenlemeyapılmadığı gibi, statü karmaşası oluşturulduğu, bu personelin “askerî şahıs”tanımına dahil edilmesi ve buna bağlı olarak haklarında Askerî Ceza Kanunu'nda öngörülen“göz hapsi” ve “oda hapsi” cezalarının uygulanabilir olmasının, bu memurlarlabaşka kamu kurumlarında çalışan memurlar arasında eşitsizliğe yol açtığı, davakonusu kuralların Anayasa'nın kamu hizmeti yürüten görevlilerin statüsününgüvence altına alan kuralları dikkate alınmadan düzenlendiği, bu nedenle anılankuralların Anayasa'nın 2., 10., 128. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi,kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülengerekçelere dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başkagerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebileceğinden, dava konusukurallarla ilgisi nedeniyle konu, Anayasa'nın 19. ve 28 maddeleri yönünden deincelenmiştir.
Askerî Ceza Kanunu'nun 4551 sayılı Yasa'nın 1. maddesi iledeğiştirilen 3. maddesinde kimlerin askerî şahıs sayılacağı belirtilmiş ve“Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşundaçalışan sivil personel”de askerî şahıs tanımı içerisinde sayılmış, 3. maddesiile değiştirilen 23. maddesinin (B) ve (D) fıkralarında, 4. maddesi iledeğiştirilen 24. maddesinde, 32. maddesi ile değiştirilen 165. maddesinde ve34. maddesi ile değiştirilen 171. maddesine bağlı cetvelde göz ve oda hapsicezaları, bunların niteliği, neticeleri, yerine getirilmesi, kimlere ne kadarsüre verileceği ve bu cezaları vermeye yetkili amirler belirlenmiş, bu kapsamdaMilli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan Devletmemurlarına sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayıdört haftaya kadar göz veya oda hapsi cezası verileceği, disiplin bozucu diğereylemleri hakkında ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı ve bu cezalarınsüresinin tayininde öğrenim ve sosyal durumlarının dikkate alınacağıbelirtilerek tanım maddesindeki düzenleme somutlaştırılmıştır.
1- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasındasayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli birhukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğinigerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, hukuku tümdevlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstündeAnayasa'nın ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğubilincinde olan devlettir.
Askerî Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin 4551 sayılı Yasa'nın davakonusu 1. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki halinde “askerî şahıslar”,“mareşal (Büyük Amiral)den asteğmene kadar subaylar ile astsubaydan ere kadarerat ve bilûmum askerî memurlar, askerî hakimler ve müstahdemler ve askerîtalebedir” şeklinde tanımlanmıştır.
4.1.1961 günlü, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç HizmetKanunu'nun 115. maddesinin (b) bendinde “Bütün sivil personel emrindeçalıştıkları askerî amirlere karşı ast durumunda olup, bu Kanun'un 14 üncümaddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilâfınahareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar.”denilmiştir.
25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, “Milli Savunma Bakanlığı veya TürkSilahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel” ile “askerîişyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler” asker kişisayılmışlardır.
16.6.1964 günlü, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu,Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun'un 7. maddesindedisiplin amirlerinin, 14. maddesinde ise nezdinde disiplin mahkemesi kurulankomutan veya askerî kurum amirinin, bir disiplin suçu işleyen asker kişilerioda ve göz hapsi cezasıyla cezalandırabileceği gibi cezalandırılmaları içindisiplin mahkemesine sevk edebilecekleri, 38. maddesinin (D) bendinde sivilpersonel hakkında verilen oda veya göz hapsi cezalarının öğrenim ve sosyaldurumları gözönüne alınarak yerine getirileceği, 62. maddesinin ikincifıkrasında sivil personel hakkında verilen ve yerine getirilen oda ve göz hapsicezalarının bunların yükselmelerinde nazara alınmak üzere sicillerineişleneceği öngörülmüştür.
İptali istenilen 4551 sayılı Yasa'nın dava konusu 1. maddesiyledeğiştirilen Askerî Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında “TürkSilahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel” askerî şahıslararasında sayılmış, ikinci fıkrasında ise bunlardan Devlet memurları statüsündeolanların, asker kişi sıfatlarının Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun115. maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan hükümlerden anlaşılacağı gibi, adı geçenmemurların belirtilen kapsamda Askerî Ceza Kanunu bağlamında askerî şahıssayılmaları ve askerî disiplin cezalarına tabi olmaları ilk defa 4551 sayılıYasa'yla kabul edilmiş değildir. Diğer bir ifade ile bu memurların statülerindebir değişiklik yapılmamıştır. Yapılan değişikliğin, önceki uygulamayı devamettirmeyi ve oluşabilecek kimi duraksamaları ortadan kaldırmayı amaçladığıanlaşılmaktadır.
İş Kanunu'na tabi işçiler yönünden, Yasa'nın 3., 4., 32. ve 34.maddelerinde herhangi bir hükme yer verilmemesi nedeniyle bunlar hakkında TürkSilahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, YargılamaUsulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanun hükümleri ile iş mevzuatınınuygulanacağı açıktır.
Bu duruma göre, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde MilliSavunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışansivil personelin önceki statülerinden farklı yeni bir statüye geçirilmiş olduklarıve statü karmaşası yaratıldığı ve bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırıolduğu yönündeki savların isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 4551 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 1.,3., 4., 32. ve 34. maddeleri sivil personel yönünden Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Bu görüşlere Sacit ADALI ve Fulya KANTARCIOĞLU katılmamışlardır.
Dava konusu kuralların Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan “sosyaldevlet” ilkesi ile ilgili görülmemiştir.
2- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen yasa önünde eşitlik ilkesi,hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırımyapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Silahlı Kuvvetlerde ifa edilen hizmetin niteliği ve gerekleri,farklı çalışma koşullarını, özlük haklarını, disiplin hükümlerinigerektirmektedir. Bu nedenle, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk SilahlıKuvvetlerinde çalışan sivil memurların, istisnai bazı durumlarda diğer Devletmemurlarından farklı olarak Askerî Ceza Kanununda yer alan kimi kurallara bağlıtutulmalarının, tâbi olunan statünün bir gereği olduğu ve Türk SilahlıKuvvetlerinin İç düzeninin korunması ile ilgili bulunduğu görüldüğünden davakonusu yasa kurallarının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 4551 sayılı Yasa'nın 1., 3., 4., 32. ve 34.maddeleri sivil personel yönünden Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir.
Bu görüşlere Sacit ADALI ve Fulya KANTARCIOĞLU katılmamışlardır.
3- Anayasa'nın 19. ve 38. Maddeleri Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, “Herkes,kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen:Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerininyerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen biryükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğüngözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen birkararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek birkişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslarauygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeyegirmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri vermekararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.”, 38. maddesinin 11. fıkrasındada “İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyideuygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.” denilmektedir.
Dava konusu kurallarla, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devletmemurlarına verilebileceği öngörülen göz veya oda hapsi cezaları, niteliği,yerine getirilmesi ve sonuçları bakımından ceza hukuku anlamında özgürlüğübağlayıcı ceza niteliği taşımayan sadece disiplini koruma ve bozulan disiplinisağlama niteliğinde olan cezalardır.
Anayasa'nın 19. maddesinde sayılan ve kişi hürriyetininkısıtlanması sonucunu doğuran haller arasında, bu nitelikte olan disiplincezaları sayılmamış ise de, 38. maddesindeki “İdare, kişi hürriyetininkısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.” genel ilkesinden sonra“Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalargetirilebilir.” denilmiştir.
Görüldüğü üzere, Anayasa koyucu, Anayasa'nın 38. maddesinivazederken “silahlı kuvvetlerin iç düzeni” kavramını kullanmıştır. Burada“silahlı kuvvetler mensupları” ya da dar ve teknik anlamda “askerî personel”şeklindeki kavramlar tercih edilmemiştir. Böylece, kişi hürriyetinin idaretarafından kısıtlanabilmesine izin veren istisnai düzenlemelerin kapsamına kimleringireceği belirlenirken “şahıslar”a değil, aksine “silahlı kuvvetlerin içdüzeni” kavramına vurgu yapılmıştır. Diğer bir ifadeyle Anayasanın 38.maddesinin onbirinci fıkrası vazedilirken “şahıslar” değil, “yapılan iş” esasalınmıştır. Böylece, silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından gerekli olmasıhalinde kanunla getirilecek istisnai hükümlerle TSK.nde görevli bulunan gerekasker ve gerekse sivil personel hakkında idare tarafından kişi hürriyetinibağlayıcı yaptırımların uygulanabilmesine olanak tanıyan düzenlemelerinyapılmasına Anayasanın 38. maddesinde izin verilmiş olduğu sonucunavarılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar sivil personel yönündenAnayasa'nın 19. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
Bu görüşlere Sacit ADALI ve Fulya KANTARCIOĞLU katılmamışlardır.
4- Anayasa'nın 128. ve 129. Maddeleri Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında “Memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir.”, 129. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında da“Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkçadisiplin cezası verilemez. Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç,disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetlermensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.” denilmiştir.Bu hükümlerle, memurların statülerinin kanunla düzenleneceği öngörülmüş,disiplin hukuku bağlamında savunma hakkı güvence altına alınmış, disiplin kararlarınınistisnalar dışında yargı denetimine açık olduğu vurgulanmış, ancak SilahlıKuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlerin saklıolduğu belirtilmiştir.
Dava konusu kuralların, memurların statülerinin kanunladüzenleneceğine ilişkin Anayasa'nın 128. maddesinde yer alan buyruğa uygunolduğu konusunda duraksama yoktur.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına, Askerî CezaKanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde hangi disiplin cezalarının kimlertarafından ve hangi usule bağlı kalınarak verilebileceğine ilişkin (A)başlığındaki incelemede belirtilen yasa kuralları yanında Askerî CezaKanunu'nun 175. maddesinde de “Disiplin amiri cezayı vermeden evvel failekendini müdafaa etmeğe müsaade eder.” hükmüne yer verilerek konunun,Anayasa'nın 129. maddesindeki emredici kurala uygun olarak düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 129. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “SilahlıKuvvetler mensupları ... hakkındaki hükümler saklıdır.” ibaresindeki “SilahlıKuvvetler mensupları” kavramının, Anayasa'nın 38. maddesindeki düzenlemeyeparalel biçimde genel bir ifade olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri kadro vekuruluşunda görevli Devlet memurlarını da kapsadığı görülmektedir. Esasen,Anayasa'nın çeşitli maddelerinde yer alan “askerî hizmetin gerekleri”, “SilahlıKuvvetlerin iç düzeni” gibi ifadeler, disiplin konusundaaskerlik hizmetine ilişkin geleneklerin ve kurulmuş düzenin Anayasatarafından benimsemiş olduğunu göstermektedir.
Açıklanan nedenlerle 4551 sayılı Yasa'nın 1., 3., 4., 32. ve 34.maddeleri Anayasa'nın 128. ve 129. maddelerine aykırı değildir. İptal istemininreddi gerekir.
Sacit ADALI ve Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşlere katılmamışlardır.
B- Yasa'nın 10. Maddesi İle Değişik Askerî Ceza Kanunu'nun 35.Maddesinin Son Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, rütbesi geri alınarak erliğe indirilen kişinin,bu haliyle kışla içerisinde görev yapacağı için bu cezanın utancını devamlıtaşıyacağı, bu yetmezmiş gibi bir de, ikinci bir ceza niteliğinde olan vegünümüz çağdaş demokrasi anlayışında yeri olmayan, insan haysiyetiylebağdaşmayan bir ceza veya muameleye tabi tutularak tüm kıt'a personelihuzurunda rütbesinin sökülmesi ve onurunun ağır derecede zedelenmesinin çağdaşbir ceza yöntemi olmadığı, bu ceza infaz şeklinin, AnaYasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasındaki “... kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bircezaya veya muameleye tabi tutulamaz” hükmüne açıkça aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Erbaşlar hakkında, rütbenin geri alınması cezasının uygulanmasınıgerektiren hallerin neler olduğu, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 35.maddesinin birinci fıkrasında aynı Kanun'un 30. maddesine atıf yapılarakdüzenlenmiştir. Ayrıca, Askerî Ceza Kanunu'nun 71. ve 153. maddelerinde yeralan suçlan işleyen erbaşlar hakkında da rütbenin geri alınması cezasıuygulanacaktır.
İptali istenilen yasa kuralı, rütbenin geri alınması cezasınıninfazı şeklini düzenlemekte ve değişiklik öncesinde yasada yer almayan yeni birhükme yer vermektedir. Buna göre, rütbenin geri alınması cezası, “... cezalınınrütbesinin kıt'ası huzurunda sökülmesi suretiyle yerine getirilir.”
Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kimseyeişkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezayaveya muameleye tabi tutulamaz “ denilerek, bireyi başkalarının ya dakendisinin gözünde küçük düşüren, insan haysiyetiyle bağdaşmayan veya onurkırıcı ceza ya da muameleye tabi tutulamayacağı öngörülmüştür. AnayasaMahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, insan haysiyeti kavramı insanın nedurumda hangi şartlar altında bulunursa bulunsun sırf insan oluşununkazandırdığı değerin tanınmasını ve sayılmasını anlatır. Bu kavramın gelişmesive yerleşmesi çok uzun bir zaman almış, prangabentlik, teşhir, boyunduruk,dayak gibi cezaların kaldırılması bu sayede mümkün olabilmiştir. Bu bağlamda,örneğin, işlediği bir suç nedeniyle bireyin dayak, teşhir vb. bedensel ceza yada muamelelere maruz bırakılması insan onuruyla bağdaşmaz. Keza, aleni infazuygulaması, suçlunun ıslahını hedef alan modern ceza siyaseti anlayışıçerçevesinde demokratik hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmaz.
Erbaşlar hakkında, bir kısım askerî suçlardan mahkûm olmalarıhalinde buna bağlı olarak rütbelerinin geri alınması cezası da verilmekte ve buceza, cezalının kıtası huzurunda rütbesinin sökülmesi suretiyle yerinegetirilmektedir. Rütbenin geri alınması cezasının bu şekilde infaz edilmesiaynı zamanda cezalının teşhir edilmesi sonucunu da doğurmaktadır. Oysa,suçlunun teşhir edilmesi, modern ceza hukuku anlayışıyla bağdaşmadığı gibiAnayasa'nın 17. maddesinde yer alan kimsenin insan onuruyla bağdaşmayan birceza veya muameleye tabi tutulamayacağı yolundaki ilkeye de aykırıbulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu yasa kuralı Anayasa'yaaykırıdır, iptali gerekir.
Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşlerekatılmamışlardır.
C- Yasa'nın 11. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devletmemurlarının bir kısım hürriyeti bağlayıcı cezalarını askerî şahıslarla aynırejime tabi olarak askerî cezaevlerinde çekecek olmalarının sivil devlet memurlarınınana statüleri ile bağdaşmadığı ve bu memurlarla başka kamu kurumlarında çalışanmemurlar arasında eşitsizliğe yol açtığı, askerî cezaevinde kalan kişilerhakkında askerî ceza ve tutukeviyle ilgili disiplin hükümleri uygulanacağından,sivil suçlar nedeniyle askerî cezaevinde kalan memurların ikinci bir eşitsizlikve haksızlığa maruz bırakılacakları, sonuç olarak dava konusu kuralın,Anayasa'nın 2., 10., 128. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu 11. Madde'de subay, astsubay, Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli Devlet memurları, uzman jandarma ve uzman erbaşlarhakkında verilen ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden veya Devlet memurluğundançıkarmayı, ilişik kesmeyi veya sözleşmenin feshini gerektirmeyen hürriyetibağlayıcı ceza hükümlerinin 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve YargılamaUsulü Kanunu'nun beşinci kısmında yazılı esaslar dahilinde askerî cezaevlerindeinfaz edileceği öngörülmektedir. Sivil memurların bir kısım cezalarını askerîcezaevlerinde çekmelerine ilişkin bu düzenleme, sivil devlet memurlarınınyukarıda açıklanan kapsamda “askerî şahıs” sayılmalarını öngören Askerî CezaKanunu'nun 3. maddesine paralel bir düzenleme niteliğindedir.
Askerî Ceza Kanunu'nun 4551 sayılı Yasanın iptali istenilen 11.maddesi ile değiştirilen 39. maddesinde, hem subay-astsubay ve diğer askerîşahısların hem de sivil memurların Türk Silahlı Kuvvetlerinden ya da Devletmemurluğundan çıkarılmayı gerektirmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalarını askerîcezaevlerinde çekecekleri, dava konusu yasa kuralında da aynı kişilerin,askerlikten ya da memuriyetten çıkarılmayı gerektiren hürriyeti bağlayıcıcezalarını ise genel cezaevlerinde çekecekleri hususu düzenlenmişbulunmaktadır. Böylece hem subay-astsubay ve diğer askerî şahısların hem de TürkSilahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurlarının Türk Silahlı Kuvvetlerindekaldıkları sürece, cezalarını özel bir rejim çerçevesinde askerî cezaevlerindeçekmeleri söz konusu olmaktadır. Bu durumda olanlar infazı müteakip TürkSilahlı Kuvvetlerinde görevlerine devam edeceklerinden, kuralla askerîdisiplinin korunmasının yanı sıra aynı suçu işleyen subay-astsubay ve diğeraskerî şahıslarla sivil memurların eşit muameleye tabi tutulmalarınınamaçlandığı anlaşılmaktadır. Askerî şahıs kapsamına alınan devlet memurlarınınişledikleri bazı suçlardan dolayı aldıkları hürriyeti bağlayıcı cezaları, TürkSilahlı Kuvvetlerinde kaldıkları sürece askerî ceza evinde çekecek olmalarıaskerî şahıs sayılmalarının doğal bir sonucudur.
Açıklanan nedenlerle ve yukarıda, 4551 sayılı Yasa'nın 1. 3., 4.,32. ve 34. maddelerine yönelik red gerekçesi bu bölüm için de geçerliolduğundan, 4551 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 11. maddesi, Devlet memurlarıyönünden, Anayasa'nın 2., 10., 128. ve 129. maddelerine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
Sacit ADALI ve Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşlere farklı gerekçe ilekatılmışlardır.
D- Yasa'nın 17. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, T.C. Anayasasının 145. maddesi ile askerîmahkemelerin görev alanının belirlendiği, Askerî Ceza Kanunu'nun 4551 sayılıYasanın iptali istenilen 17. maddesiyle değişik 76. maddesiyle, Türk CezaKanunu'nun İkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında yer alan suçlardansadece “ceza ve tutukevinden kaçmak” ve “kaçmaya aracıolmak” suçlarına atıf yapıldığı; buna karşılık bu fasılda yer alanörneğin, “taksirle tutuklunun kaçmasına sebebiyet vermek” suçunudüzenleyen 303. maddesine atıf yapılmadığı, sözü edilen fasılda yer alan kimisuçlara atıf yapılmamış olması nedeniyle askerî mahkemelerde yargılanmasıgereken kimi suçların işlense bile cezalandırılamayacağı, bunun da Anayasa'nın145. maddesine aykırı olacağı ileri sürülmektedir.
Yasa'nın dava konusu 17. maddesi ile değiştirilen 1632 sayılıAskerî Ceza Kanunu'nun 76. maddesinde “Askerî tutukevi veya cezaevindenkaçmak veya kaçmaya aracı olmak suçlarını işleyen asker kişiler hakkında, TürkCeza Kanununun İkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında yer alan hükümleruygulanır. “ denilmiştir.
Anayasa'nın 145. maddesinde askeri mahkemelerin görev alanıbelirlenmiştir.
Dava dilekçesinde, Askerî Ceza Kanunu'nun 76. maddesinde TCK.nun303. maddesindeki taksirle tutuklunun kaçmasına sebebiyet vermek suçuna atıfyapılmadığı ileri sürülmekte ise de, 76. maddede askeri tutukevi veya cezaevindenkaçmak veya kaçırmaya aracı olmak suçları bir suç tipi olarak belirtilip bukonuda 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitabının Dördüncü Bab'ının“tevkifhane ve hapishaneden firar ve firara vesatat” başlığını taşıyan ve 298ila 308. maddelerini kapsayan Yedinci Faslının tek tek maddelerine değil tümünegöndermede bulunulduğundan bu fasıl içerisindeki diğer maddelerle birliktetaksirle tutuklunun kaçmasına sebebiyet vermek suçunu düzenleyen 303. maddeyede atıf yapıldığının kabulü gerekir.
Bu durumda, söz konusu yedinci fasıldaki bazı suçlara atıfyapılmadığından askeri mahkemelerde yargılanması gereken kimi suçlularıncezalandırılamayacakları yolundaki savın dayanağı bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 4551 sayılı Yasa'nın iptaliistenilen 17. maddesi Anayasa'nın 145. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
V- SONUÇ
22.3.2000 günlü, 4551 sayılı “Askerî Ceza Kanunda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun”un;
A- 1. maddesiyle değiştirilen 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı AskerîCeza Kanunu'nun 3. maddesinin, sivil personel yönünden Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Sacit ADALI ile Fulya KANTARCIOĞLU'nunkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 3. maddesiyle değiştirilen 1632 sayılı Yasa'nın 23. maddesinin(B) fıkrasının, Devlet memurları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Sacit ADALI ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
C- 4. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 1632 sayılıYasa'nın değişik 24. maddesinin birinci fıkrasının (A) ve (B) bendlerinin,Devlet memurları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Sacit ADALI ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA
D- 10. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 1632 sayılıYasa'nın değişik 35. maddesinin son fıkrasının, Anayasaya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER ile Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
E- 11. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 1632 sayılıYasa'nın değişik 39. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin, Devletmemurları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
F- 17. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 1632 sayılıYasa'nın değişik 76. maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
G- 32. maddesiyle değiştirilen 1632 sayılı Yasa'nın 165.maddesinin (A) bendinin, Devlet memurları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, Sacit ADALI ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
H- 34. maddesiyle değiştirilen 1632 sayılı Yasa'nın 171. maddesinebağlı cetvel (EK- 1)'in, Devlet memurları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, Sacit ADALI ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
25.11.2005 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYVE FARKLI GEREKÇE
1632 sayılı Yasa'nın 4551 sayılı Yasa'nın 1. maddesi iledeğiştirilen 3. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silâhlı Kuvvetlerikadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel de “askerî şahıslar” arasındasayılmış, bu konumdaki devlet memurlarının “asker kişi” sıfatları ise 4.1.1961günlü 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesindebelirtilen yükümlülükleri ile sınırlı tutulmuştur. Söz konusu 115. maddede,“Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumundaolup, bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmayamecburdurlar. Hilâfına hareket edenler askerlerin tâbi olduğu cezaimüeyyidelere tâbi olurlar” denilmektedir. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun4551 sayılı Yasa ile değiştirilen 165. maddesinde de Millî Savunma Bakanlığı veTürk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurlarına sadece amire saygısızlıkve emre itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin cezası verilebileceği; disiplinbozucu diğer eylemleri hakkında ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağıbelirtilmektedir. Böylece, sivil personele de 1632 sayılı Yasa'nın (B) fıkrasıuyarınca dört haftaya kadar göz hapsi ve dört haftaya kadar oda hapsi disiplincezaları verilmesi olanaklı hale getirilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinin onuncu fıkrasında, “İdare, kişihürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. SilâhlıKuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir”,129. maddesinin dördüncü fıkrasında da “Silâhlı kuvvetler mensupları ilehâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır” denilmektedir. Bu ikikuralın birlikte değerlendirilmesinden, disiplin hukuku bağlamında silâhlıkuvvetlerin iç düzeni bakımından ancak, silâhlı Kuvvetler mensupları için kimiayrıksı kurallara yer verilebileceği sivil personelin bu kapsam içindedüşünülemeyeceği anlaşılmaktadır.
Demokratik hukuk devletinde, Anayasa'da yer alan hak veözgürlükleri kısıtlayıcı ayrıksı kuralların genişletici yoruma bağlıtutulmaması hukukun genel ilkelerindendir. Bu husus dikkate alınmaksızın,Anayasa'da silâhlı kuvvetler mensupları için getirilen ayrıksı düzenlemeyi,Silâhlı Kuvvetlerde çalışan tüm sivil personeli kapsayacak biçimde yorumlamak,öncelikle Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olma işlevinin degözardı edilmesi anlamına gelmektedir.
Açıklanan nedenlerle, sivil personele de özgürlüğü bağlayıcıdisiplin cezası uygulanmasına olanak veren dava konusu kuralların iptaligerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Öte yandan, iptal edilmesi gerektiği düşünülen maddelerde gereklidüzenlemelerin yapılması, başka bir anlatımla sivil personelin özgürlüğübağlayıcı disiplin cezalarına çarptırılmasının engellenmesi halinde Yasa'nındava konusu 11. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı söz konusu olmayacağından bukonudaki red görüşüne farklı gerekçe ile katılıyoruz.
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
1- 22.3.2000 günlü, 4551 sayılı Kanun'la yapılan değişikliktenönce 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu sistematiğinde “Rütbenin geri alınması”fer'i cezası erbaşlar (onbaşı ve çavuşlar) ile astsubaylar hakkında tatbikedilmekte ve bu cezanın hangi hallerde verileceği aynı Kanun'un 29., 35. ve 71.maddelerinde düzenlenmekteydi. İptal davasına konu 4551 sayılı Kanun'la yapılandüzenlemeden sonra ise astsubaylar hakkında bu fer'i cezanın verilmesi imkânıkalmamış; salt erbaşlar yönünden, Kanun'un 30. ve 71. maddelerinde belirtilenhallerde verilmesi esası benimsenmiştir. Bu hallerden bir kısmı sözkosunu fer'icezanın mutlaka verilmesini öngörmekte; bir kısmı ise Askeri Mahkeme'nintakdirine bağlı bulunmaktadır.
Daha önceki Kanun sistematiğinde erbaşlara verilecek rütbenin gerialınması fer'i cezasının infaz şekli ile ilgili bir düzenleme (hüküm) mevcutdeğilken; iptal davası konusu 35. maddenin “Bu ceza, cezalınınrütbesinin kıt'ası huzurunda sökülmesi suretiyle yerine getirilir.” şeklindekison fıkrasıyla, anılan cezanın infaz biçimi gösterilmiştir. Sayın çoğunlukkararında, bu cezanın söz konusu infaz biçiminin, Anayasa'nın 17. maddesindekiinsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele teşkil ettiği benimsenmişse de,kanımızca, aşağıdaki nedenlerle bu görüşe katılabilmeye imkân yoktur.
2- Anayasa'nın 38. maddesinin onuncu fıkrasında “İdare, kişihürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. SilahlıKuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalargetirilebilir.” denilmektedir. Anılan düzenlemenin gerekçesinde“...fıkra kişi hürriyetinin ağır tehdidini teşkil eden hapis cezalarının yalnızmahkemelerce hükmedilebileceği, yani bunun bir idari müeyyide olarak (meseladisiplin cezası) idare tarafından uygulanmayacağı esasını getirmektedir. Farklıbir disiplin rejimini gerekli kılan Silahlı Kuvvetler bu yasağın dışındabırakılmıştır...” şeklinde bir açıklamada bulunulmaktadır. Anayasakoyucu, kişi hürriyetinin kısıtlanması gibi hassas ve önemli bir konuda dahiSilahlı Kuvvetler yönünden istisna öngördüğüne göre, sıkı bir hiyerarşi,disiplin ve otorite esasına dayanan bu camianın iç işleyişi (iç hizmet)yönünden de Anayasa koyucunun farklı bir bakış açısına sahip olması doğal vezorunlu bulunmaktadır. Nitekim, “askerlik hizmetinin gerekleri” şeklindenitelendirilen bu istisnaya, askeri yargıyı düzenleyen 145. maddede, AskeriYargıtay'ı düzenleyen 156. maddede ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nidüzenleyen 157. maddede yer verilmiş ve yargı gibi önemli bir erkindüzenlenmesinde dahi “askerlik hizmetinin gerekleri”nin gözönündebulundurulması gerektiği esası benimsenmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bukonudaki kararlarına bir göz atıldığında da aynı hassasiyetinin vurgulandığıgörülmektedir:
- “...Anayasa'nın 145. maddesinde ‘Askerlik hizmetinin gerekleri'neayrıca yer verilmiş bulunması, askerliğe ilişkin yerleşmiş gelenek vegöreneklerin ve bu suretle kurulmuş olan düzenin bozulmadan korunması amacınınbir sonucudur. Durum bu olunca, askerliğe ilişkin düzenlemelerde,elbette ki kimi değişik yönler ve tutumlar bulunacaktır. Her kurumun iyiişleyebilmesi için konulması ve korunması gereken vazgeçilmez ilkeleri,kuralları vardır. Silahlı Kuvvetlerde söz konusu ilke ve kurallarbaşında hiç kuşkusuz ‘disiplin' gelir. Türk Silahlı Kuvvetleri İç HizmetKanunu, askerliği ‘Türk vatanını, istiklâl ve cumhuriyetini korumak için, harpsanatını öğrenmek ve yapmak yükümü' olarak tanımlıyor. Bu çok ağırgörevin başarıyla yerine getirilmesi, askerlik görevinin ciddiyet ve önemiyleorantılı ağırlıkta yöntem ve önlemleri gerektirir. Askerlikhizmetlerinin yürütülmesinde en büyük etken, amir-maiyet, ast-üstilişkileridir... Amir-maiyet, ast-üst ilişkilerinin, askeri hizmetingereklerine uygun bir düzeyde tutulabilmesi ancak sağlam birdisiplinle başarılabilir... Bir başka deyişle, askerliğin temelidisiplindir. Böyle olduğu içindir ki, disiplinin korunması vesürdürülmesi konusunda özel yasa ve nizamlarla cezai ve idari önlemleralınır...” (Any. Mah. 11.12.1990; E.1990/17, K.1990/33, AMKD, Sayı:26,S.526-529)
- “... ‘Askerlik hizmetleri gerekleri'nin en başında birdisiplin, astlık-üstlük, buyurma-buyruğa uyma ilişkileri, rütbe ile sınırlanmışyetkiler düzeni gelir...” (Any. Mah. 10.1.1974; E.1972/49, K.1974/1; AMKD,Sayı: 12, S.25; Aynı mahiyetteki diğer karar: Any. Mah. 18.12.1975; E.1975/159,K.1975/216; AMKD, Sayı: 13, S.679.)
3- 22.5.1930 tarih ve 1632 sayılı Askeri CezaKanunu, 25.10.1963 tarih ve 353 sayılı Askeri MahkemelerKuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu, 4.1.1961 tarih ve 211 sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve 16.6.1964 tarih ve 477sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suçve Cezaları Hakkında Kanun söz konusu ‘askerlik hizmetiningerekleri'nden kaynaklanan yasal düzenlemelerdir. Sayılan Kanunlarda,askerlik hizmetinin temeli sayılan itaat ve disiplinin temin ve idamesi içingerekli bulunan idari kural ve yaptırımlar ile cezai hükümlere yer verilmiştir.
İptal davasına konu 4551 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile değişik1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin son fıkrası da, belirtilenAnayasal istisna çerçevesinde “askerlik hizmeti gerekleri”nden kaynaklanan birlüzuma binaen yürürlüğe konulmuştur. Askeri Ceza Kanunu'nun önceki şeklinde bufıkranın yer almayışından kaynaklanan askeri idari lüzum, böyle birdüzenlemenin kabulünü gerektirmiştir. Anılan 35. maddede yer alan “rütbeningeri alınması” cezası, salt belli asker kişilere (onbaşı ve çavuşlara)verilebilen bir ceza mahiyetinde olup, askerlik hizmetinin gereklerindenkaynaklanan bir ihtiyaca dayalıdır. İptali istenen fıkra ise sadece bu cezanıninfaz biçimini gösteren bir düzenlemedir. Söz konusu yasal düzenlemeden önce,rütbenin geri alınması cezasının ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin biraçıklık bulunmamaktaydı. Uygulamada ise bu cezanın ilgilisine yazılı olaraktebliğ edildiği, bu tebliğden itibaren askeri idarece rütbe takma hakkına sonverildiği ve ayrıca birlik komutanlarınca diğer rütbeli personelin konuhakkında bilgilendirildiği bir vakıaydı. Ancak, erbaşların onbaşı ve çavuşrütbelerini ihraz ettiklerinde bu rütbeleri Askeri Tören Talimatnamesi'ninilgili hükümleri uyarınca bir törenle kıt'a huzurunda takmaları ve bu durumdantüm kıt'anın haberdar olmasına karşın; sözkonusu rütbenin kaybı sonucunudoğuran “rütbenin geri alınması” cezasının aynı şekilde kıt'ada duyurulmaması,uygulamada kıt'a içinde ve özellikle erat arasında bir çok kimsenin bu durumdanhaberdar olmaması neticesini doğurmaktaydı. Oysa, yukarıda sayılan kanunların“rütbe”ye bağladığı bir çok görev ve yükümlülük söz konusu olduğundan; bukonuda duyulan “askeri hizmet gereği” dolayısıyla, söz konusu cezanın infazbiçiminin, rütbe takılmasında olduğu gibi törensel bir şekilde icrası veböylelikle durumdan tüm kıt'a personelinin haberdar edilmesi öngörülmüştür.Bununla amaçlanan, suçlunun teşhir edilmesi, başkaları önünde küçük düşürülmesideğil, tüm kıt'anın bilgilendirilmesi, ayrıca askeri disiplin bakımından diğererat üzerinde caydırıcı etki yaratmasıdır.
4- Böyle bir törensel uygulama yapılmasa bile, kişinin yukarıda belirtilensuçlardan biriyle mahkum olması ve buna bağlı olarak rütbesinin gizlicesökülmesi halinde bile bu keyfiyet hükümlüyle sürekli aynı ortamı paylaşan vebirbirleriyle temas halinde bulunan silah arkadaşları ve diğer kıt'a personelitarafından askerliğin şartları ve işleyiş mekanizması gereği olarak bir şekildeöğrenilecektir ve bu durumda da o kişinin onurunun zedelenmesi, utanç duymasısöz konusu olacaktır. Bu durum, cezanın her halükârda insana acı ve yoksunlukverecek olması ve belli bir ölçüde onurunu incitecek olması gerçeği ileilgilidir. Bu nedenle, rütbenin geri alınması cezasının cezalının rütbesininkıt'ası huzurunda sökülerek yerine getirilmesine ilişkin dava konusu yasakuralının hükümlüyü teşhir etmekten ziyade erbaşlara rütbe tevcih edilmesindekiusulün rütbenin geri alınmasında da uygulanmasını temin etmek maksadına yönelikolduğu sonucuna varılmalıdır.
Bu arada işaret etmek gerekir ki, 1632 sayılı Askeri CezaKanunu'nun 4551 sayılı Yasa ile değişmeden önceki biçiminde (23/c-2, 26, 183/2ve 171. maddeye Merbut Cetvel'de) astsubaylar ve erata mahsus bir disiplincezası olan “katıksız hapis” cezası (bu ceza mahkûma bir katı minder vegıda olarak yalnız su ve istihkak miktarı ekmek verilmek ve tütün vesaireverilmemek suretiyle infaz olunmaktaydı) Anayasa Mahkemesi'nin 27.12.1965 tarihve E.1965/41, K.1965/66 sayılı kararı ile Anayasa'ya aykırı görülmemiş; AnayasaMahkemesi bu kararında söz konusu cezanın insan haysiyetini küçük düşürücü birceza olmadığı sonucuna ulaşmıştır. (AMKD, Sayı: 4, S.12-19)
5- Yukarıda açıklanan nedenlerle söz konusu kuralın askerihizmetin gereklerinden kaynaklanan bir düzenleme olduğu, Anayasa'nın başta 17.maddesi olmak üzere herhangi bir hükmüne aykırılık taşımadığı, işaret edilenAnayasa Mahkemesi kararlarının da söz konusu düzenlemenin Anayasa'yauygunluğunu destekleyici mahiyette bulunduğu, dolayısiyle anılan kurala yönelikiptal isteminin reddi gerektiği kanısına vardığımızdan; Sayın çoğunluğunkuralın iptaline yönelik görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR