ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2000/48
Karar Sayası : 2002/36
Karar Günü : 20.3.2002
R.G. Tarih-Sayı :01.06.2002-24772
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bolvadin Sulh CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.4.1929 günlü ve 1412sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 3206 sayılı Yasa'yla değiştirilen163. maddesinin dördüncü fıkrasının, Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında, müessir fiil ve tehdit suçlarını işlediğibelirtilerek Türk Ceza Kanunu'nun 456. maddesinin dördüncü fıkrası ile 191.maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılması için açılan davada,iddianamede isnat olunan suçu oluşturan eylemin neden ibaret olduğununbelirtilmemesi karşısında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 163. maddesinindördüncü fıkrasını Anayasa'ya aykırı bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz konusu kuralı da içeren 1412 sayılı CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu'nun 163. maddesi şöyledir:
"MADDE 163- (3206 S.K. ile değişik) Yapılanhazırlık tahkikatı sonunda, toplanan deliller kamu davasının açılmasına yeterliise Cumhuriyet savcısı mahkemeye bir iddianame vermek suretiyle kamu davasınıaçar.
İddianamede sanığın açık kimliği, isnat olunan suçun neden ibaretolduğu, suçun kanuni unsurlarıyla uygulanması gereken kanun maddeleri, delillerve duruşmanın yapılacağı mahkeme gösterilir.
Asliye ve ağır ceza mahkemelerine ait işlerde, hazırlıktahkikatının verdiği esaslı neticeler dahi iddianameye yazılır.
Cumhuriyet savcısının sulh ceza mahkemesinin görevine giren işleriçin düzenleneceği iddianamede, sanığın açık kimliğini, uygulanması gerekenkanun maddesini ve esaslı delilleri göstermesi yeterlidir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 13.- Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
2- "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca,Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, FulyaKANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU veAhmet AKYALÇIN'ın katılımlarıyla 8.9.2000 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralıyla aykırılık savına dayanak yapılan Anayasa kuralları,bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun itiraz konusu 163.maddesinin dördüncü fıkrasında, sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlariçin düzenlenen iddianamelerde sanığın açık kimliğinin, uygulanması gerekenyasa maddesinin ve esaslı kanıtların gösterilmesinin yeterli olduğubelirtilmiştir.
Asliye ve ağır ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde, isnatolunan suçun kanuni unsurlarının neden ibaret olduğu ve hazırlık tahkikatısonucu ulaşılan esaslı neticelerin iddianameye yazılması öngörüldüğü halde sulhceza mahkemesinin görevine giren işler için düzenlenen iddianamelerde böyle birzorunluluk getirilmemiştir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, savunma hak ve özgürlüğünün adilyargılamanın vazgeçilmez bir koşulu olduğunu, savunmanın sonuçta kararın doğruolarak verilmesini sağlayacağını, kimi suçların yargılanmasında, iddianamedeolaya ve isnadın nedenine yer verilmeksizin dava açılmasına olanak tanımanınsavunma hakkının sınırlanması anlamına geleceğini, bunun ise Anayasa'nın 13. ve36. maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36.maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı organlarıönünde davacı ya da davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahip olduğu hükme bağlanmıştır.
Savunma hakkı, Anayasa'nın "Kişinin Hakları veÖdevleri"ni belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır.Adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tamamlayan, birbirinden ayrılamazsav, savunma, karar üçlüsünden oluşan yargıyla yaşama geçmektedir. Yargılamasüresince, savunma hakkının sanık için yararı ve gereği tartışma götürmez.Sanık suçlu olduğu henüz bilinmeyen fakat suçlu olduğu sanılan, yoğun kuşkualtında bulunan kimsedir. Bu kuşkunun giderilebilmesi için savunma hakkının tamve eksiksiz olarak kullanılması gerekir. Masumiyet karinesinden hareketlesavunma, hak arama özgürlüğünün ve adil yargılamanın vazgeçilmez bir koşuludur.
Her sanık, kendisine yöneltilen bir suçlamaya karşı isnadın nedenive hukuki niteliğini, hangi suçu işlediğini, suçu oluşturan hangi eylemdensorumlu tutulduğunu bilmek hakkına sahiptir. Bunları bilmeyen sanığın kendisiniyeterince savunamayacağı açıktır.
Kaldı ki, "İnsan Haklarına ve Ana Hürriyetleri Korumaya DairSözleşme"nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 6. maddesinin üçüncübendinde de, sanığın, kendine yönelik isnadın mahiyet ve sebebinden en kısazamanda anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmesi gerektiğibelirtilmiştir.
Temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmasının yanısırabunların etkin ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlayacak olanaklarıngetirilmesi hukuk devleti olmanın bir gereğidir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." denilmektedir.
İtiraz konusu kuralla, sulh ceza mahkemesine gönderileniddianamelerde, asliye ve ağır ceza mahkemelerine gönderilen iddianamelerdenfarklı olarak sanığa yüklenen eylemin ve bunun hukuksal niteliğininbelirtilmesi zorunluluğu aranmayarak bir sınır getirilmiş, savunma hakkınıngerektiği şekilde, etkin ve amacına uygun olarak kullanılmasızorlaştırılmıştır.
Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması ancak ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olup,Anayasa'nın 36. maddesinde böyle bir sınırlandırma öngörülmemiştir.
Niteliği ne olursa olsun kişiye yöneltilen bir suçlamaya karşısavunma hakkının sağlanması bakımından suçların hafif ya da ağır veya sulh,asliye ve ağır cezalık olması gibi bir ölçüye göre farklılık oluşturulmasıkabul edilemez.
Bu nedenlerle kural Anayasa'nın 36. maddesine aykırıdır. İptaligerekir.
VI- SONUÇ
4.4.1929 günlü, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu"nun 3206 sayılı Yasa ile değiştirilen 163. maddesinin dördüncüfıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 20.3.2002 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Rüştü SÖNMEZ
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Enis TUNGA