ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2000/74
Karar Sayısı : 2004/9
Karar Günü : 10.2.2004
Resmi Gazete tarih/sayı: 11.5.2004/25459
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1- Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas:2000/74)
2- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Esas:2000/79)
İTİRAZLARIN KONUSU : 4.2.1924 günlü, 406 sayılıTelgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18. maddesinin sonuna 4502 sayılı Kanun'un 12.maddesi ile eklenen fıkrada yer alan “...sabit ücret...” sözcüklerininAnayasa'nın 5., 22. ve 56. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, 406 sayılı Yasa'nın Ek 18. maddesininsonuna 4502 sayılı Yasa ile eklenen fıkrada yer alan “...sabit ücret...”sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler iptali içinbaşvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18. maddesinin sonuna4502 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile eklenen ve itiraz konusu sözcükleri deiçeren fıkra şöyledir:
“Bir iş ve hizmetin karşılığı olarak alınan ücret; abonmanücreti, sabit ücret, konuşma ücreti, hat kirası ve benzerikira, ücretler ve bunlar gibi değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçıolarak tespit edilebilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 5., 22. ve56. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME VE SINIRLAMA SORUNU
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi uyarınca, 2000/74 esassayılı dosyaya ilişkin 26.10.2000 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısısonunda, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesinegeçilmesine, E:2000/79 sayılı dosyanın 23.11.2000 tarihinde yapılan ilkincelemesinde ise öncelikle sınırlama sorunu üzerinde durulmuş, Anayasa'nın152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluylayapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulayacağı yasa kuralı ile sınırlı olduğundan, Bursa 1. Asliye TicaretMahkemesi tarafından yapılan başvuru sonucunda, 4.2.1924 günlü, 406 sayılıTelgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18. maddesinin sonuna, 4502 sayılı Yasa ileeklenen fıkraya ilişkin esas incelemenin, fıkradaki Mahkemenin uygulayacağıkural olan ‘...sabit ücret...' sözcükleriyle sınırlı olarak yapılmasına, işinesasına geçilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Birleştirme Kararı
4.2.1924 günlü, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18.maddesinin sonuna, 4502 sayılı Yasa'nın 12. maddesi ile eklenen fıkrada yeralan ‘...sabit ücret...' sözcüklerinin iptali istemiyle yapılanitiraz başvurusuna ilişkin dava dosyalarının aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle 2000/79 esas sayılı dosyanın 2000/74 esas sayılı dosya ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2000/74 esas sayılıdosya üzerinden yürütülmesine, 10.2.2004 gününde oybirliği ile kararverilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz başvurularında, ücretin bir emek veya hizmet karşılığıolarak alınan parayı ifade ettiği, mobil telefon abonelerinden alınan aylıksabit ücretin herhangi bir emek veya hizmet karşılığı olmadığı, yasa çıkarmayetkisine dayanılarak hiçbir karşılığı olmaksızın sabit ücret adı altında bedelalınmasının temel hak ve özgürlükleri ekonomik yönden engelleyeceği, kişininkendisine verilecek hizmetin ne olduğunu ve karşılığı ücretin nasılbelirlendiğini bilme hakkının bulunduğu, Devletin tüketicileri aşırı fiyatakarşı koruması gerektiği, herkesin haberleşme özgürlüğüne, sağlıklı ve dengelibir çevrede yaşama hakkına sahip bulunduğu, Anayasa'nın 5. maddesine göre,Devlete düşen görevin bu engelleri ortadan kaldırmak olduğu, aylık sabitücretin telefondan yararlanma olanaklarını azaltması nedeniyle Anayasa'nın 22.maddesinde yer alan haberleşme hürriyetini de kısıtladığı, bu nedenlerle, 406sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18. maddesinin sonuna 4502 sayılı Yasaile eklenen fıkrada yer alan “...sabit ücret...” sözcüklerininAnayasa'nın 5., 22. ve 56. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18. maddesinin sonuna4502 sayılı Yasa ile eklenen fıkrada, “Bir iş ve hizmetin karşılığı olarakalınan ücret; abonman ücreti, sabit ücret, konuşma ücreti hat kirası ve benzerikira, ücretler ve bunlar gibi değişik kalemlerden birisi veya birkaçı olaraktesbit edilebilir” denilmektedir.
Anayasa'nın 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasındasayılmıştır. Bu maddeyle kişinin hak ve hürriyetlerini engelleyen sınırlarıkaldırarak refahını gerçekleştiren ve güvence altına alan bir devlettanımlanırken, kişinin özgürleştirilmesi amacı da güdülmektedir. Böylece,devlet, kişinin insan haysiyetine uygun bir ortam içinde yaşamasınısağlayacaktır.
Anayasa'nın 22. maddesinde de, herkesin haberleşme hürriyetinesahip olduğu belirtilmiştir. Haberleşme hürriyeti, kişilerin kendi aralarındaserbestçe iletişim kurabilmesini ve maddede sayılan durumlar dışında herhangibir nedenle engellenememesini gerektirir.
İtiraz konusu fıkrada bir iş veya hizmetin karşılığı olarak alınanücret çeşitleri arasında yer alan “sabit ücret”in, mobil telefonhatlarının, hiç konuşma yapmadan gelen aramaları cevaplandırması, sürekliolarak baz istasyonları aracılığıyla kontrol edilmesi ve çalışır durumdaolmasının sağlanması amacıyla yapılan işletme maliyetinin karşılığında, birtarifeye ve abonelik sözleşmesine dayanılarak alındığı anlaşılmaktadır. Kaldıki yasakoyucu, bir iş veya hizmetin karşılığı olarak alınan ücret çeşitleri içindesabit ücreti sayarken bunu zorunlu olarak alınacak bir ücret kalemi olaraktanımlamamış, yapılacak abonelik sözleşmelerine konulması konusunda emredicibir kural getirmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu sabit ücretin abone tarafındanödenmesi, Anayasa'nın 5. maddesinde temel amaç ve görevleri belirtilen sosyalhukuk devleti ve adalet ilkelerine aykırılık oluşturmayacağı ve kişinin maddîve manevî varlığını geliştirme hakkını zedelemeyeceği gibi, Anayasa'nın 22.maddesindeki haberleşme hürriyetini de engellemez.
Kural, Anayasa'nın 5. ve 22. maddelerine aykırı değildir.İtirazların reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 56. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
Bu sonuca Fulya KANTARCIOĞLU ve Fazıl SAĞLAM farklı gerekçelerlekatılmışlardır.
VI- SONUÇ
4.2.1924 günlü, 406 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunu”nun Ek 18.maddesinin sonuna, 4502 sayılı Yasa'nın 12. maddesi ile eklenen fıkrada yeralan “...sabit ücret,...” sözcüklerinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, 10.2.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Aysel PEKİNER
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fazıl SAĞLAM
DEĞİŞİKGEREKÇE
406 sayılı Kanun'un Ek 18. maddesinin sonuna 4502 sayılı Kanun'un12. maddesi ile eklenen fıkrada “Bir iş ve hizmetin karşılığı olarak alınanücret; abonman ücreti, sabit ücret, konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri kiraücretleri ve bunlar gibi değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçı olaraktespit edilebilir” denilmektedir. İtiraz yoluna başvuran mahkemeler bu fıkradageçen “sabit ücret”in herhangi bir emek veya hizmet karşılığı olmaksızınalınmasının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüşlerdir.
406 sayılı Kanun'un Ek 18. maddesine eklenen fıkraya göre, “sabitücret” adı altında bir ücretin talep edilebilmesi, bunun ancak bir iş vehizmetin karşılığı olmasına bağlıdır. Başka bir anlatımla ücret kalemleriarasında yer alan “sabit ücret” belli bir iş ve hizmet karşılığı değilsealınamaz. Bu durumda, ortada anayasal değil somut olaya bakarak mahkemelerinçözmesi gereken bir sorun vardır. Çünkü sabit ücretin, bir iş veya hizmetinkarşılığı olup olmadığının saptanması, mahkemelerin yapacağı incelemeler sonucundaortaya çıkacak bir husustur. Anayasa Mahkemesi'nin dava dosyalarındakibilirkişi incelemelerinden veya diğer verilerden yararlanarak sağlıklı birsonuca varması mümkün olmadığı gibi, bu hususun tespiti anayasal denetiminsınırları içinde de değildir.
Açıklanan nedenlerle, karara bu gerekçe ile katılıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
FARKLIGEREKÇE
27.1.2000 gün ve 45023 sayılı Kanun ile 406 sayılı TelgrafKanunu'nun Ek 18. maddesinin sonuna aşağıdaki kural eklenmiştir: “Bir iş vehizmetin karşılığı olarak alınan ücret; abonman ücreti, sabit ücret, konuşmaücreti, hat kirası ve benzeri kira, ücretler ve bunlar gibi değişik ücretkalemlerinden birisi veya birkaçı olarak tespit edilebilir.” Anayasa'yaaykırılık itirazında bulunan Mahkemeler, bu kuralda ye alan “sabit ücret”sözcüğünün, bir hizmet karşılığı olmadığı gerekçesiyle iptalini talepetmişlerdir. Yukarda anılan kural yakından incelendiğinde, kuralın, “sabitücret”adı altında bir ücret kaleminin tesbitini zorunlu kılmadığıanlaşılmaktadır. Bu husus çoğunluk kararında da vurgulanmıştır. Ancak aynıkuralda, böyle bir ücret kaleminin belirlenebilmesi, sabit ücretin bir iş ya dahizmet karşılığı olması koşuluna bağlı kılınmıştır. Başka bir deyişle yasayagöre bir iş ya da hizmet karşılığı olmaksızın sabit ücret adı altında bir ücrettalep edilemez. Bu anlam ve kapsamıyla itiraz konusu kuralda yer alan “sabitücret” sözcüğü, anayasal bir sorun içermemektedir. Çünkü bu sözcüğün yer aldığıkural, bir iş ya da hizmet karşılığı olmayan herhangi bir ücretin alınmasınazaten cevaz vermemektedir.
İmtiyaz sözleşmelerinde ya da abone sözleşmelerinde sabit ücretadı altında bir ücret kalemi yer almışsa, bunun bir hizmet karşılığı olupolmadığı, Anayasa Mahkemesi'nde değil, imtiyaz sözleşmeleri bakımından idariyargıda, abone sözleşmeleri bakımından adli yargıda çözülmesi gereken birsorundur. Bu yargı yerlerini anayasaya aykırılık itirazında bulunmaya yöneltenolgu, sabit ücretin bir hizmet karşılığı olduğu yönündeki bilirkişi raporlarınınuygulamaya egemen olması ve temyiz mercilerinin de bu raporları onaylamaeğilimi göstermesidir. Ancak bu konuda gerek uzmanlar arasında ve gerekse yargıkararlarında farklı görüşlere de rastlanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, anılanyargı yerlerinin temyiz mercii olmadığı gibi, teknik özelliği ağır basan birkonuda halen uygulamada etkili olan görüşleri sabit gerçeklermiş gibibenimseyip, buna dayanarak karar veremez. Kaldı ki abone sözleşmelerinde yeralan sabit ücretin gerçekten bir iş ya da hizmet karşılığı olup olmadığı sorunuhenüz bir içdihadı birleştirme kararı ile ilgili mahkemeleri bağlayıcı birçözüme kavuşmuş değildir. Bu nedenle uygulamada baskın olan görüş, aksi yöndekiteknik raporların yetkili mahkemelerce benimsenmesiyle değişikliğe uğrayabilir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, itiraz konusu kuralın, hizmetkarşılığı olmayan bir ücrete cevaz vermemesi ve bu niteliği ile de normdenetimi bakımından anayasal bir sorun içermemesi nedeniyle çoğunluk kararınınsonuç bölümüne katılıyorum. Ancak, çoğunluk kararında sabit ücretin, bir iş yada hizmetin karşılığı olduğunu varsayan gerekçenin, uygulamada henüz kesinlikkazanmamış bulunan ve halen mahkemeleri bağlayıcı bir nitelik taşımayan teknikbir görüşe Anayasa Mahkemesi kararlarının yargı organlarını bağlayıcı etkisinedeniyle süreklilik kazandırabileceği, oysa bu konunun idari ve adli yargınındenetim alanı içinde olması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun bu yöndekigerekçesine katılmıyorum.
Üye
Fazıl SAĞLAM