ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2000/83
Karar Sayısı : 2004/26
Karar Günü : 2.3.2004
Resmi Gazete tarih/sayı: 17.04.2004/25495
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Haymana Sulh CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 6123 sayılı Yasa ile değiştirilen 513. maddesininikinci fıkrasının, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 10., 35., 45.ve 166. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Köye ait meraya bahçe ve bina yapmak suretiyle tecavüzde bulunmaksuçundan açılan kamu davasında Türk Ceza Kanunu'nun 513. maddesinin ikincifıkrasını Anayasa'ya aykırı bulan Mahkeme iptali istemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusuikinci fıkrayı da içeren 513. maddesi şöyledir:
"Madde 513 - (Değişik: 9/7/1953 -6123/1 md.)
Her kim, başkasının mutasarrıf olduğu emlak ve araziyi tamamenveya kısmen zapt ve tasarruf etmek veya bunlardan intifa eylemek için oarazi ve emlakin hudutlarını değiştirir veya bozarsa iki aydan iki seneye kadarhapsolunur ve 150 liradan 1000 liraya kadar ağır para cezası alınır.
Köy hükmi şahsiyetine ait olduğunu veya öteden beri köylününmüşterek istifadesine terkedilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol vesulak gibi gayrimenkulleri kısmen veya tamamen zapt ve tasarruf eden veyasürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar tatbik olunur.
Hakkı olmayan bir menfaat elde etmek için umumi veya hususisuların mecrasını değiştiren kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ıile 10., 35., 45. ve 166. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi uyarınca MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, FulyaKANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU veAhmet AKYALÇIN'ın katılımlarıyla 14.12.2000 günü yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, aynı hukuki vasfı haiz meralardan köy hükmişahsiyetine veya köylünün müşterek kullanımına ait olan meraya tecavüz halindetatbik edilecek ceza hükümleri ile belediye sınırları içerisinde kalanmeraya tecavüz halinde tatbik edilecek ceza hükümleri arasında farklılıkbulunduğunu, belediye sınırları içindeki meraya tecavüz halinde Türk CezaKanunu'nun 513. maddesinin ikinci fıkrasının tatbik edilememesi nedeniyle 3091sayılı Kanun gereğince yapılan cezaî kovuşturmaların, suçun unsurları oluşmadığındanberaat ile sonuçlandığını, buna karşılık köy sınırları içindeki meraya tecavüzhalinde 3091 sayılı Kanun uygulanamasa bile Türk Ceza Kanunu'nun 513.maddesinin ikinci fıkrası gereğince ceza verilebildiğini, bu durumun "hakve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisindeortak" olan Türk vatandaşları arasında sadece yerleşim biriminin belediyeolmasından dolayı farklılık yaratılarak, belediye sınırları içerisinde merayatecavüz fiillerinin failleri lehine ayrımcılığa neden olduğu, kişiler arasındakanun önünde eşitsizlik yapılmak suretiyle köy sınırları içindeki meralarınkorunduğu, köy sınırları dışında kalan meraların ise korunmadığı, bu nedenlerleitiraz konusu kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ının dokuzuncu fıkrası ile 10.,35., 45. ve 166. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Türk Ceza Kanunu'nun altıncı faslında "Hakkı olmayan yerleretecavüz" başlığı altında düzenlenen 513. maddesinin ikinci fıkrasında, köyhükmi şahsiyetine ait olduğunu veya öteden beri köylünün müşterek istifadesineterkedilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulakgibi gayrimenkulleri kısmen veya tamamen zapt ve tasarruf eden veya sürüpeken kimse hakkında, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı cezalarıntatbik olunacağı hükmüne yer verilmiştir. Fıkrada sayılan taşınmazlar aynıniteliklere sahip olsalar bile köy tüzel kişiliğine ait veya ötedenberi köylünün ortak kullanımına terk edilmiş değillerse, fail hakkında kuralınuygulanması mümkün bulunmamaktadır. Köy tüzel kişiliği dışındaki yerleşimbirimlerinde sayılan taşınmazlara tecavüz vukuunda faillerin cezalandırılması,şartları varsa 3091 sayılı Kanun'un 15. maddesinin tatbiki suretiyle mümkünolabilir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan, "yasa önündeeşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Builke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler yada topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu fıkranın gerekçesi ile yasalaşma sürecindekideğerlendirmelere bakıldığında, kuralın getirilmesindeki düşüncenin maddedesayılan ortak yerlerin korunmasına ve bu bağlamda köylerde huzur ve güvenliğinsağlamasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. İdari yapılanma ve buna dayalıolarak aldıkları hizmet bakımından köylerde yaşayanlarla, belediye teşkilatınınbulunduğu yerlerde yaşayanların aynı hukuksal konuma sahip oldukları ilerisürülemeyeceğinden, bunlar arasında eşitlik karşılaştırılması yapılamaz.
Diğer taraftan, yasakoyucu, ceza hukuku alanında yasama yetkisinikullanırken Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmakkoşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suç sayılanlarhakkında hangi çeşit ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanmalarıgerektiği konularında takdir yetkisine sahiptir.
Anayasa'nın "Tarım, hayvancılık ve bu üretimdallarında çalışanların korunması" başlıklı 45. maddesinde, "Devlettarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribiniönlemek ...için gereken tedbirleri alır" hükmüne yer verilmiş,ancak bu tedbirlerin türü ile uygulanma yöntemi yasakoyucununtakdirine bırakılmıştır. Söz konusu yerlerin korunması ve amacına uygunkullanılmasını sağlamak için başta 4342 sayılı Mera Kanunu olmak üzeremevzuatta çeşitli hükümlere yer verilmiş bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu yasa kuralı Anayasa'nın 10. ve45. maddelerine aykırı değildir. Kuralın Anayasa'nın Başlangıç bölümünündokuzuncu fıkrası, 35. ve 166. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
İtirazın reddi gerekir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun 6123sayılı Yasa ile değiştirilen 513. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 2.3.2004 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Aysel PEKİNER
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fazıl SAĞLAM