ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2000/85
Karar Sayısı : 2004/61
Karar Günü : 13.5.2004
Resmi Gazete tarih/sayı: 21.07.2004/25529
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İskenderun 1. AsliyeHukuk (İş) Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 17.7.1964 günlü, 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 24. maddesinin 3995 sayılı Yasa iledeğiştirilen (L) bendinin, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Ödenen sosyal yardım zammının tahsili için tebliğ edilen ödemeemrine karşı, açılan davada davacının itiraz konusu kuralın, Anayasa'yaaykırılığı iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali istemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
506 sayılı Yasa'nın 1.6.1994 gün ve 3995 sayılı Yasa ile değişikEk 24. maddesinin itiraz konusu (L) bendi şöyledir:
"Genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, dönersermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile kanunla ve kanunların verdiğiyetkiye istinaden kurulan diğer kuruşlar ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamekapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık veiştiraklerinden aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan; 506sayılı Kanun hükümlerine göre malullük, yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananlarınilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz konusu kuruluşlar adına Kurumca yapılır.Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına, kurumca yapılan ilk sosyal yardım zammıödemeleri ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgili kuruluşlarcakuruma ödenmemiş sosyal yardım zammı tutarları bu kuruluşlara yapılacak yazılıbildirim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde defaten kuruma ödenir.
Kurumun yazılı bildiriminde isimleri belirtilenlere sonrakiaylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları, yeni bir bildirimbeklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerindenönce Kurumun ilgili hesabına yatırılır.
Kurumlar vergisi mükellefi olan kurum ve kuruluşlarca bu maddegereğince yapılan ödemeler, Kurumlar Vergisi uygulamasında gideryazılabilir".
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında Anayasa'nın 10. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU,Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve AhmetAKYALÇIN'ın katılımlarıyla 19.12.2000 günü yapılan ilk inceleme toplantısında;öncelikle davada uygulanacak kural ve sınırlama sorunu görüşülmüştür.
A- Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddî olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için AnayasaMahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmışve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
Başvuran Mahkeme'nin bakmakta olduğu davanın konusu sosyal yardımzammı ödemesine ilişkin olduğundan, 506 sayılı Yasa'nın Ek 24. maddesinin 3995sayılı Yasa ile değiştirilen (L) bendinin son paragrafı itiraz başvurusundabulunan Mahkeme'nin davada uygulayacağı kural değildir. Buna ilişkin itirazınbaşvuran Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine,
B- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'neitiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanacağı yasa kuralı ile sınırlı olduğundan 506 sayılı SosyalSigortalar Kanunu'nun 3995 sayılı Yasa ile değiştirilen (L) bendinin sonparagrafı dışında kalan bölümüne ilişkin esas incelemenin, "kanunlakurulan diğer kuruluşlar" arasında yer alan "barolar" yönündenyapılmasına,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Başvuran Mahkeme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24.maddesinin (L) bendi gereğince sigortalıya yapılan sosyal yardım zammıödemelerinin bu maddede sayılan kamu sektörü işverenlerinden rücuan tahsilineolanak veren düzenlemenin özel sektör işverenleri lehine imtiyaz oluşturduğunu,bu nedenle de kuralın Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırıolduğunu ileri sürmektedir.
İtiraz konusu (L) bendinde, "Genel ve katma bütçeliidareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşlarıile kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarlabunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık bağlanmasına hakkazandıktan sonra ayrılanlardan; 506 sayılı Kanun hükümlerine göre malullük,yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz konusukuruluşlar adına Kurumca yapılır.
Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına, Kurumca yapılan ilk sosyalyardım zammı ödemeleri ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgilikuruluşlarca kuruma ödenmemiş sosyal yardım zammı tutarları bu kuruluşlarayapılacak yazılı bildirim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde defatenkuruma ödenir.
Kurumun yazılı bildiriminde isimleri belirtilenlere sonrakiaylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları, yeni bir bildirimbeklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerindenönce Kurumun ilgili hesabına yatırılır." denilmektedir.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine,Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.
Yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar içinsöz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür.Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynıişleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalıktanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesi hükmüne göre barolar,avukatlık mesleğinin geliştirilmesi, meslek mensuplarının birbirleri ve işsahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin sağlanması, meslekdüzeninin, ahlakının ve saygınlığının korunması, avukatların ortakihtiyaçlarının karşılanması amacıyla çalışmalar yürüten tüzel kişiliği bulunanmeslek kuruluşlarıdır. Kanunla kurulan, kamu tüzel kişiliği olan ve bunitelikleri nedeniyle kamu gücü kullanabilen baroların kuruluş amaçları,hukuksal durumları, gördükleri hizmetler açısından özel hukuk tüzel kişileriile aynı hukuksal durumda oldukları söylenemez. Nitelikleri ve hukuksaldurumları farklı olan özel hukuk tüzel kişileri ile baroları belirtilenyönlerden eşit görmek olanaksızdır. Değişik hukuksal durumda olanların farklıkurallara bağlı tutulmasının yasa önünde eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle iptali istenilen kural Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU ve Fazıl SAĞLAM bu görüşlerekatılmamışlardır.
VI- SONUÇ
17.7.1964 günlü, 506 sayılı "Sosyal SigortalarKanunu"nun Ek 24. maddesinin 3995 sayılı Yasa ile değiştirilen (L)bendinin, son paragrafı dışında kalan bölümünün "kanunla kurulan diğerkuruluşlar" arasında yer alan "barolar" yönünden Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Sacit ADALI, FulyaKANTARCIOĞLU ile Fazıl SAĞLAM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 13.5.2004 günündekarar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fazıl SAĞLAM
Üye
A. Necmi ÖZLER
KARŞIOYYAZISI
İtiraz konusu kural, öğreti ve uygulamada tartışmalara yolaçan sosyal yardım zammının "Genel ve katma bütçeli idareler,mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları" yanında "kanunlave kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar" tarafındanda ödenmesini öngörmektedir. Mahkemeyi anayasaya aykırılık itirazına yöneltendava Hatay Barosu ile SSK arasındaki bir uyuşmazlıkla ilgilidir. Baronunuyuşmazlığa taraf olması, itiraz konusu kuralda sosyal yardım ödemekleyükümlü kılınan"kanunla kurulan diğer kuruluşlar" kapsamında yeralmasından kaynaklanmaktadır.
Yukarda özetlenen uyuşmazlıktan bağımsız olarak sosyal yardımzammının Anayasa'ya uygun olup olmadığı kavramsal boyutu ilede tartışmalıdır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi'nin 18.11.1993 tarih veE.93/17, K.93/41 sayılı kararı ile 506 sayılı Sosyal Sigortala Kanunu'nun Ek24. maddesinin sosyal yardım konusunu düzenleyen "506 sayılı Kanunile ek ve değişikliklerine göre iş kazaları ile meslek hastalıkları, malullük,yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir veya aylık alanlar ile 991 sayılıKanunla Kuruma devredilen sandıklar mevzuatına göre aylık alanlara her aysosyal yardım zammı olarak 12.919 lira ödenir." şeklindeki (a)bendinin iptal istemi reddolunmuşsa da bu karar dört üyenin (Güven Dinçer -Sacit Adalı ve Mustafa Gönül - İhsan Pekel'in) karşı oyları ilealınmıştır. Karşı oy yazılarında: "Sosyal yardım zammının kurumun gelirve gider dengesini bozduğu, sosyal güvenliğin geleceğini tehlikeye düşürdüğü,Kurumun, Anayasa'nın 60. maddesiyle kendisine verilen işlevleri zamanında,gerektiği ölçüde ve yeterince yerine getirememesine neden olduğu, kendiemeklilerine aylık ödeyemeyecek konuma getirdiği, sosyal güvenlik kurumlarını,Anayasa'nın öngördüğü "sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler"bağlamında üretmeleri gereken hizmetlerin kapasitelerini tümüyle güçsüz veetkisiz duruma getirerek çökerten ve onları göstermelik bir sosyal sigortakuruluşuna dönüştürdüğü, böyle bir yasal düzenlemenin, Anayasa'nın 60.maddesine aykırı olduğu" belirtilmiştir. Bu gerekçeler anayasalsorunun boyutunu ortaya koymaktadır. Öğretide bu alanda çalışan uzmanhukukçular da paralel görüşler savunmuşlardır.
Bu davadaki sorun, yukarda açıklanan ana sorunun bir parçasıdır.Dava konusu kurallar, Kurumun kaynaklarının sosyal yardım zammı iletükenmesinin kısmen önüne geçmek amacıyla "Genel ve katma bütçeliidareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşlarıile kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarlabunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri"ni, adı geçenkurum ya da kuruluşlardan aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonraayrılanlardan; kendilerine 506 sayılı Kanun hükümlerine göremalûllük, yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların sosyal yardım zammınıödemekle yükümlü kılmaktadır.
Burada üzerinde durulması gereken ilk konu, özel kesime böyle biryükümlülük öngörülmemiş olmasının eşitlik yönünden bir sorun oluşturupoluşturmadığıdır. Devletin Anayasa ile kendisine verilen bir ödevi özelsektöre ilke olarak aktaramayacağı ve itiraz konusu kuralda yer alan kurum vekuruluşların tümünün devletin bütünlüğü ilkesi içinde yer aldığı gözönündetutulursa, burada farklı konumdaki her iki grup arasında eşitlik ilkesiaçısından bir sorun bulunmadığı sonucuna varmak gerekir.
İtiraz konusu kuralın sosyal yardım zammını ödeme yükümlülüğügetirdiği kurum ve kuruluşlar yönünden bir eşitsizliğin söz konusu olupolmadığı ise ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Bu konu benzer bir olayda NazilliZiraat Odası tarafından gündeme getirilmiş ve bu konuda Anayasayaaykırılık iddiası ciddi görülerek konu Anayasa Mahkemesine sunulmuştur. AnayasaMahkemesi, 7.12.1995 gün ve E. 95/ 52 ve K. 95/62 sayılı kararında Anayasayaaykırılık iddiasını reddetmişse de bu kararda da üç üye (Güven Dinçer,Ahmet Necdet Sezer ve Yalçın Acargün) karşı oy kullanmıştır. Karşı oyyazılarında : Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları içinAnayasa'nın 135. maddesi ile verilen "yasa ile düzenlenmeleri"yolundaki sınırlı yetki dışında herhangi bir yasal veya idarî karışmanın sözkonusu olamayacağı, ... bunların yönetiminde, gelirlerinin toplanmasında vegiderlerinin yapılmasında Devletin sınırlı denetim yetkisi dışında herhangi biryetkisi bulunmadığı, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku yönünden herhangibir özel gerçek kişi ve özel tüzel kişiden farklı olmadıkları, ... Devletinancak, düzenleme, yönetim ve denetim yetkisi kendisine ait olan ve kendihiyerarşisinde olan devlet organlarına ve kurumlarına munzam mali külfetyükleyebileceği, sosyal sigorta hukuku alanında meslek odalarına ancak,herhangi bir işveren gibi genel nitelikte sigorta hukukunun getirdiği külfetleryüklenebileceği, ... dava konusu düzenlemeye esas olan "sosyal yardımzammı"nın aslında enflasyon nedeniyle aşınan emekli aylıklarınayapılmış parasal bir zam olduğu. bu zammın sigortanın kendi kaynaklarından vebu da yetmiyorsa tüm toplumca karşılanması gerektiği, toplumun sosyal güvenlikmasraflarına katılmasının ise vergi yoluyla ve genel bütçe içinde olabileceği,(itiraz konusu kural) tarzındaki çözümlerin yasalarla düzenlenen ve primesasına dayanan sosyal sigorta sisteminin Anayasal temellerini oluşturanAnayasa'nın 60. maddesine aykırılık oluşturacağı" belirtilmiştir.
Bu gerekçeler gerçeğin önemli bir boyutunu yansıtmakla birlikte,bunların bazı noktalarda tamamlanması gerekir. Her şeyden önce kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve özellikle Baroların kâramacı gütmediği, dolayısıyla yasa ile öngörülen gelir kaynakları dışındaek gelir sağlamalarının söz konusu olmadığı, bu kuruluşlara devlet bütçesindenkaynak aktarılmadığı, en önemli gelir kaynağı olan Baro aidatlarının bilesınırlı olduğu, bu gelirlerin kamu geliri sayılamayacağı anayasal ve yasalamaçları arasında çalıştırdığı personele yönelik sosyal yardım ya dasosyal güvenlik sorumluluğunun bulunmadığı gibi özelliklerin altını çizmekgerekir.
Gerçekten de Avukatlık Kanunu'nun Baroların Kuruluş ve Nitelikleribaşlıklı 76. maddesine göre, "Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek,meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerindedürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukunüstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortakihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliğibulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumuniteliğinde meslek kuruluşlarıdır."
Burada Baronun kuruluş amaçlarının ana unsurları şu şekildebelirlenmiş olmaktadır:
-avukatlık mesleğinin geliştirilmesi,
-meslek mensuplarının birbirleriyle ve iş sahipleriyle olanilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak,
-meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını; hukukun üstünlüğünü,insan haklarını savunmak ve korumak,
-avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tümçalışmaları yürütmek.
Üstelik aynı maddenin 2. fıkrasında da "Barolar, kuruluşamaçları dışında faaliyette bulunamazlar." kuralı yer almıştır.Yukarda anılan kuruluş amaçları arasında baro organları bünyesinde İş Kanunu'natabi olarak hizmet akti ile çalıştırılan personelin sosyal güvenliğinisağlama gibi bir amaç ve sorumluluk yer almış değildir. Bu sorumlulukSosyal Sigortalar Kurumuna aittir. Serbest meslek ifa den Baro üyesiavukatların sosyal güvenlikleri de aynı kurum tarafından Avukatlık Kanunu'nun186 - 191 arasındaki maddeler uyarınca 506 sayılı Yasa'nın 86. maddesindegösterilen "topluluk sigortası" ile sağlanır.
Çoğunluk kararında da belirtildiği üzere, Baronun hukuki durumuözel hukuk gerçek ya da tüzelkişilerinden farklıdır. Ancak bu farklılık,çoğunluk kararındakinin tam tersi bir sonuca götürür. Bir an için sosyalyardım zammının özel hukuk gerçek ya da tüzelkişilerine yüklenebileceğivarsayılsa bile, onların bunu maliyete yüklemeleri, vergiden indirmelerimümkünken, Baroların böyle bir olanağı da yoktur. Kaldı ki, Baroların kurumolarak kendi bünyesinde çalıştırdığı personel ile ilişkisi gerçekanlamıyla bir özel hukuk ilişkisidir. Sosyal yardım zammı ise bu kişilerinemekliliği ile ilgili olup, bu açıdan Baronun özel hukuk tüzelkişilerindenfarklı bir konumu olduğu da söylenemez.
Emeklilere ödenecek sosyal yardım, Anayasa'nın 61. maddesininüçüncü fıkrası uyarınca Devlete yüklenen bir görevdir. Devlet, ana kaynağıüyelerinin aidatı olan Baro bütçesinden sosyal yardım yapamaz. Devletancak bütçesini kendisinin oluşturduğu, ya da bütçesine önemli katkıdabulunduğu kamu kuruluşlarına sosyal yardım konusunda ek yükümlülük getirebilir.Aksi düzenleme Anayasa'nın 60., 61. ve 135. maddelerine aykırı olur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın barolar yönünden iptaligerektiğinden, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Fazıl SAĞLAM