ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2001/237
Karar Sayısı : 2004/16
Karar Günü : 17.2.2004
Resmi Gazete tarih/sayı: 5.5.2004/25453
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER :
1- Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas:2001/237)
2- Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesi(Esas:2002/129)
İTİRAZLARIN KONUSU : 25.10.1963 günlü, 353 sayılı"Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu"nun 20.maddesinin Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 141. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, 353 sayılı "Askerî MahkemelerKuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu"nun 20. maddesinin Anayasa'ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkemeler iptali istemiyle başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
25.10.1963 günlü, 353 sayılı "Askerî Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanunu"nun itiraz konusu 20. maddesi şöyledir:
"MADDE 20 - Muvazzaf ve yedek erve erbaşların ve yedek subay ve yedek askeri memurların askere girmeden veyasilah altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi bir yıla kadar şahsihürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davalarda ilk ve sonsoruşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarmayı gerektiren suçlardan sanıkyedeksubay, yedek askeri memur ve yedek astsubaylar hakkında bu hükümuygulanmaz.
Yedek asker kişiler askeri hizmet esnasında sadece Türk CezaKanununa veya diğer ceza kanunlarına aykırı eylemlerinden dolayı askerliklerinibitirmelerinden sonra adliye mahkemelerine verilebilirler.
Savaş halinde, silah altında bulunan veya silah altına çağrılanbütün asker kişiler aleyhine adliye mahkemelerinde kovuşturma yapılacaksuçlardan ağır hapis ve aşağı haddi beş sene ve daha ziyade hapis cezasınıgerektirenler müstesna olmak üzere, sanık bulundukları diğer suçlara aitdavalarda ilk ve son soruşturma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitiminekadar geri bırakılır.
Savaş halinde bütün asker kişilerin askeri mahkemeye tabi suçlarıiçin yapılacak soruşturmada yazılı suçlar hariç olmak üzere hazırlıksoruşturması ve duruşma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitimine kadargeri bırakılır. Ancak nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askerikurum amiri askeri menfaat ve zorunluklar karşısında geri bırakma hükümlerininuygulanmamasını askeri savcıdan istiyebilir.
A) Ağır hapis ve aşağı haddi beş sene ve daha ziyade hapiscezasını gerektiren suçlar,
B) Askeri Ceza Kanununun 3 üncü babının birinci, üçüncü (63/1, 76,77 nci maddeleri hariç), dördüncü, beşinci (82, 83, 84, 95 inci maddelerihariç), yedinci fasıllarında yazılı suçlar,
C) Askeri Ceza Kanununun 130, 131, 137 ve 152 nci maddelerindeyazılı suçlar.
Geri bırakma süresi içinde zamanaşımı işlemez."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10.,36. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi gereğince, birleştirilendosyalarda 1.5.2001 ve 11.9.2002 tarihlerinde yapılan ilk incelemelersonucunda, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kural, dayanılan Anayasa kurallarıyla bunların gerekçeleri ve diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Birleştirme Kararı
25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanununun 20. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2002/129 esas sayılı dosyanın, aralarındakihukuki irtibat nedeniyle 2001/237 esas sayılı dava dosyası ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, 2002/129 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, incelemenin2001/237 esas sayılı dava dosya üzerinden yürütülmesine, 17.2.2004 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddî olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için AnayasaMahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmışve Mahkeme'nin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasakuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veyadavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanununun 20. maddesinin birinci fıkrası dışında kalan bölümü,ilgililerin silah altına alınmadan önce işledikleri yukarı haddi bir yıla kadarşahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ilişkin olmadığındanbakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmayan, bu bölüme ilişkinbaşvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 17.2.2004 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında; itiraz konusu kuralın hem asker ve sivilkişiler, hem de asker kişiler arasında eşitsizliğe yol açtığı, daha hafif bircezayı gerektiren suçu işlediği iddia olunan kişinin yargılanmasınınaskerliğinin bitimine kadar geri bırakılmasına karşın, daha ağır bir cezayıgerektiren suçla yargılanan kişiye böyle bir hak tanınmaması suretiyle, savunmahakkından da tam olarak yararlandırılmadığı, bu durumun "...davaların enaz giderle ve mümkün olan sürede sonuçlandırılması..." kuralı ile debağdaşmadığı, bu nedenlerle kuralın, Anayasa'nın 2, 10, 36 ve 141. maddelerineaykırılığı ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, eylem ve işlemlerihukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstünkurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstündeyasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğubilincinde olan devlettir. Bu bağlamda hukuk devletinde yasakoyucu, sadeceyasaların Anayasa'ya değil, Anayasa'nın da hukukun evrensel ilkelerine uygunolmasını sağlamakla yükümlüdür.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfaimtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."denilmektedir. Bu kural birbiri ile aynı durumda olanlara ayrı kurallarınuygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir.Aynı durumda olanlar için farklı düzenlemeler getirmek hem eşitlik ilkesinehemde hukukun temel kurallarına aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığıeşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik olmayıp hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksaldurumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişikuygulamaları gerekli kılabilir.
353 sayılı Yasa'nın "Davaların geri bırakılması"başlıklı 20. maddesinin itiraz konusu birinci fıkrasında, muvazzaf ve yedek erve erbaşların ve yedek subay ve yedek askeri memurların askere girmeden veyasilah altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi bir yıla kadar şahsihürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davalarda ilk ve sonsoruşturma işlemlerinin askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılacağıöngörülmektedir.
Aynı suçu işlediği iddia olunan sivil kişilerden yargılamasürecinde asker olduğu tespit edilenler, asker olmayanlarla aynı hukuksalkonumda değildir. Bu bakımdan, aynı suçu sivil konumda iken işleyen ancak dahasonra, vatan hizmeti ödevini yerine getirmek amacıyla "asker kişi"sıfatını kazanarak farklı bir hukuksal konuma geçen ve bu durumu devam edenkişilerin, aynı suçu işleyen sivil kişilerle ayrı kurallara bağlı tutulmasıeşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
İtiraz konusu kuralda, sadece muvazzaf ve yedek er ve erbaşlarınve yedek subay ve askeri memurların askere girmeden veya silah altınaçağrılmadan önce işledikleri bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayıgerektiren suçlara ait davalarının askerliklerini bitirmelerine kadar geribırakılması, bunun dışında kalan asker kişilerin aynı türden suçlarına aitdavaların geri bırakılmaması bu kişilerin farklı konumda olmaları nedeniyledir.
Öte yandan, bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayıgerektiren suçlar ile bir yılı aşan şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirensuçlar aynı nitelikte değildir. Yasakoyucu, bu suçlar bakımından Anayasa'nın72. maddesinde öngörülen vatan hizmetinin aksatılmamasını, suçun koruduğudeğere göre daha önemli saymış ve değerler tartısında ona öncelik vermiş, bunakarşılık daha ağır suçların koruduğu değer karşısında böyle bir öncelikdüzenlemesine gerek görmemiştir.
Anayasa'nın 141. maddesinin son fıkrasında, "Davaların enaz giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." denilmektedir.Tüm hak arayanlar için geçerli olan bu hükmün amacı, bu kişileri yargılamaişlemlerinin sürüncemede kalmasına karşı korumak, özellikle ceza davalarında,suçlanan veya herhangi bir nedenle mahkeme kararı bekleyen kişinin, uzun süre,davasının nasıl sonuçlanacağı endişesi ile yaşamasını önlemektir. Adilyargılamanın bir gereği olarak, yargı organı kadar, yasakoyucu da yargınınkuruluş ve işleyişine ilişkin yasaları düzenlerken bu ilkeye uymak, gereksizyere yargılamanın uzamasına neden olacak düzenlemelerden kaçınmak zorundadır.
Anayasa'nın 72. maddesinde "Vatan hizmeti, her Türk'ünhakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde neşekilde yerine getirileceği veya yerine getirilmiş sayılacağı kanunladüzenlenir" denilmektedir. Bu kuralla, vatan hizmeti, yalnız hak değilaynı zamanda ödev olarak tanımlanmış ve vatan hizmetinin silahlı kuvvetlerdeveya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağınıdüzenleme işi, yasakoyucunun takdirine bırakılmıştır.
Askerlik hizmetinin aksamadan ve kesintiye uğramadan yürütülmesiamacıyla, hafif nitelikte olan bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayıgerektiren suçlara ait davaların geri bırakılacağına ilişkin itiraz konusukuralla devlet, cezalandırma hakkından feragat etmediği gibi davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkı da engellenmemektedir.
Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmakkoşuluyla cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suçsayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve miktarı ile artırım veindirim nedenlerini saptayabilen ve Anayasa'nın 72. maddesine göre, askerlikhizmetinin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerinegetirileceği veya getirilmiş sayılacağını belirlemeye yetkili olan yasakoyucu,askerlik hizmetinin kesintiye uğramasını engellemek amacıyla hafif nitelikte sayılabilecekbir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davalarıaskerlik süresinin sonuna bırakmak suretiyle askerlik hizmetinin aksamadan,sağlıklı biçimde yürütülmesi ve askeri disiplinin sağlanması ve korunmasıylaelde edilebilecek kamu yararının önemini gözetmiştir. Bu bakımdan hafifnitelikte sayılabilecek suçlara ait davaların ilk ve son soruşturmaişlemlerinin askerlik bitimine kadar geri bırakılmasını öngören yasa kuralıAnayasa'nın 141. maddesine aykırı değildir.
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36.maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı organlarıönünde davacı ya da davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahip olduğu hükme bağlanmıştır. Evrensel konumu nedeniyle insanlığın ortakdeğerlerinden sayılan savunma hakkı, bir sanığın, hak arama hürriyeti içindeyer alan iddia ve adil yargılama haklarıyla birlikte en önemli haklardan birinioluşturmaktadır. Yasa kuralı, başta savunma hakkı olmak üzere yargılamasürecindeki diğer hak ve güvencelerden yararlanılmasına engel değildir. Her nekadar daha fazla cezayı gerektiren bir suçu için davası geri bırakılmayan askerkişinin savunma hakkını, davası ertelenecek olana göre daha sınırlı kullanacağısöylenebilirse de bunu savunma hakkının 13. maddede öngörülen ilke ve ölçütlereaykırı bir sınırlanması olarak görmek mümkün değildir. Çünkü somut olaylardayargıçlar sanıkların savunma haklarını gereği gibi kullanabilmeleri içinyeterli olanakları sağlamak zorundadır.
Açıklanan nedenlerle Yasa kuralı Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 141.maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
25.10.1963 günlü, 353 sayılı "Askerî Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanunu"nun 20. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 17.2.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Cafer ŞAT
Üye
Fazıl SAĞLAM