ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2001/375
Karar Sayısı : 2003/61
Karar Günü : 11.6.2003
Resmi Gazete tarih/sayı: 24.12.2003/25326
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME: AfyonVergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 31.12.1960 günlü, 193 sayılıGelir Vergisi Kanunu'na 4605 sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile eklenen Geçici 58.maddenin altıncı fıkrasında yer alan "... 89 uncu maddeye göre yapılacakindirimler ..." ibaresinin Anayasa'nın 2., 49., 50., 61. ve 73.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Hayat standardı esasının uygulanmaması ve sakatlık indirimininbeyan edilen kazançtan düşülmesi gerektiği ileri sürülerek yapılan tahakkukunkaldırılması istemiyle açılan davada, Gelir Vergisi Kanunu'na 4605 sayılı Yasaile eklenen Geçici 58. maddenin altıncı fıkrasında yer alan "... 89 uncumaddeye göre yapılacak indirimler ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
31.12.1960 günlü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na 4605 sayılıYasa'nın 5. maddesi ile eklenen Geçici 58. maddenin birinci fıkrası ile iptaliistenilen itiraz konusu ibareyi de içeren altıncı fıkrası şöyledir:
1) "1/1/2000 - 31/12/2001 tarihleri arasında, gelir vergisinetabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı, bu maddede belirtilenhayat standardı esasına tabidir."
6) "88 inci maddeye göre yapılacak zarar mahsubu, 89uncu maddeye göre yapılacak indirimler ve yatırım indirimi istisnasıdahil istisnaların uygulanması, yalnızca bu madde gereğince tespit edilecekgeliri aşan gelir kısmı için mümkündür."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 49., 50., 61. ve 73.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, FulyaKANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nınkatılmalarıyla 12.9.2001 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Gelir Vergisi Kanunu'na 23.11.2000 günlü, 4605 sayılı Yasa'nın 5.maddesi ile eklenen Geçici 58. maddede, 1.1.2000-31.12.2001 tarihleri arasındagelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabıolanların tabi olacakları hayat standardı temel ve ilave gösterge tutarlarıbelirtilerek, bu esasın uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar düzenlenmiştir.
Hayat standardı esası, vergi yükümlüsünün ulaştığı yaşam düzeyinisağlayabilmek için yaptığı gideri karşılayan bir geliri olabileceğini varsayarakgerçek gelire ulaşabilmek amacıyla getirilmiş bir vergi kontrol sistemidir. Busistemi, malî güce göre vergilendirme ilkesini gerçekleştirmek amacına yönelikdüzenleme, gerçek gelirin bulunmasına yardımcı yöntem, vergi gelirleriningüvencesi ve vergi güvenlik önlemi olarak da nitelendirmek mümkündür.
Hayat standardı esasına göre, ticari kazanç sahipleri ile serbestmeslek erbabının zarar beyanı da dahil olmak üzere, bu faaliyetleri ile ilgiliolarak beyan edecekleri kazançları, temel gösterge tutarlarına hayat standardıgöstergelerine göre belirlenen ilavelerin yapılması suretiyle bulunacaktutardan düşük olduğu takdirde vergi tarhı, hayat standardı esasına görebelirlenen tutar üzerinden gerçekleştirilecektir. Hayat standardı esası, asgarîgötürü vergi olmayıp, vergi yükümlülerinin gerçeğe uygun beyanda bulunmalarınısağlamaya yönelik bir vergi güvenlik önlemidir.
4605 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu'na eklenenGeçici 58. maddenin altıncı fıkrasında yer alan itiraz konusu ibareye göre,Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca yapılacak indirimler, hayatstandardı esasına göre tespit edilecek geliri aşan kısım için mümkündür.
Gelir Vergisi Kanunu'nun sigorta primi, teberru ve diğerindirimler başlığını taşıyan 89. maddesinde de, mükelleflerin yıllık beyannameile bildirecekleri gelirlerden belirli bir tutara kadar şahıs sigortalarınınprimleri ve 4697 sayılı Yasa ile değişen ve 7.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren1. bent hükmüne göre, bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ilemaddede sayılanlara yapılan bağış ve yardımların indirilebileceği kabuledilmiştir. Ayrıca, mesleki faaliyet icra eden veya basit usulde vergilendirilenlerdentüccar ve ücretli duruma girmeksizin yapılan imalat, tamirat ve küçük sanatişleriyle uğraşan özürlülerin gelir vergisi matrahına esas kazançlarına, 31.maddede yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık sakatlık indirimiuygulanacaktır.
B- Anayasaya Aykırılık Sorunu
Başvuru dilekçesinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. maddesininüçüncü bendinde yer alan sakatlık indiriminin getiriliş amacının özürlüvatandaşların, içinde bulunduğu zor koşulların giderilmesine katkıda bulunmakve özürlüler ile özürlü olmayanlar arasında rekabet eşitsizliğini gidermekolduğu, hayat standardı esasına göre, belli bir tutara kadar aynı vergininödenmesi sonucunu doğuran yasa kuralının, özürlü olan ile özürlü olmayanarasında sosyal hukuk devleti açısından bir eşitsizliğe yol açtığı, vergiadaletine aykırı olduğu, Anayasa ile koruma altına alınmış olan sakatların bunoktada korunmadığı ve teşvik edilmediği, bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu'na4605 sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile eklenen Geçici 58. maddesinin altıncı fıkrasındayer alan "... 89 uncu maddeye göre yapılacak indirimler ..."ibaresinin Anayasa'nın 2., 49., 50., 61. ve 73. maddelerine aykırı olduğu veiptali gerektiği ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, tüm eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayıamaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemenkılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygıduyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı denetimine açık,yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukukilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73. maddesinin ilk üçfıkrasında, "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre,vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasınınsosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır." denilmektedir.
Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen herkesin vergi ödemekleyükümlü olması ve verginin malî güce göre ödenmesi ilkeleri birliktedeğerlendirildiğinde, bu ilkelerin vergilendirmede eşitlik ve adaletilkelerinin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olduğu görülmektedir.
Malî güce göre vergilendirme, verginin yükümlülerin ekonomik vekişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, malî gücü fazla olanın malî gücüaz olana göre daha fazla vergi ödemesini gerektirir. Vergide eşitlik ilkesi de,malî gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergialınması esasına dayanır.
Yasakoyucu, anayasal ilkelere uymak koşuluyla gelir, servet veharcamaların vergilendirilmesinde konu, miktar ve niteliklerine göre değişikölçütler getirebileceği gibi, gelirin unsurlarına ve miktarına göre ayrıyükümlülükler ve oranlar da belirleyebilir.
Gelir Vergisi Kanunu'nun vergilendirilmesini öngördüğü gelir,kazanç ve iratların safi tutarıdır. Vergi, gelirin safi tutarı üzerindenalınır. Gelirin gerçek tutarının vergilendirilmesi, adil bir vergilendirmeyigerçekleştirmekle yükümlü sosyal devlet olmanın ve verginin adaletli ve dengelidağılımını sağlamaya yönelik malî güce göre vergilendirme ilkesinin birgereğidir. Aynı hayat standardına ulaşmış kişilerin aynı kurallara bağlıtutulması doğal olup, bunların özel durumları gözetilerek aralarında farklılıkyapılmamasında Anayasa'nın vergi ödevinin temel ilkelerini belirleyen 73.maddesine ve hukuk devleti ilkesini içeren 2. maddesine aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibare, Anayasa'nın 2. ve 73.maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir.
Ali HÜNER bu görüşe katılmamıştır.
Konunun Anayasa'nın 49., 50. ve 61. maddeleri ile bir ilgisigörülmemiştir.
VI- SONUÇ
31.12.1960 günlü, 193 sayılı "Gelir Vergisi Kanunu"nun4605 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 58. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan"... 89 uncu maddeye göre yapılacak indirimler..." ibaresinin,Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Ali HÜNER'in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA, 11.6.2003 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYYAZISI
Başvuran Mahkemece, 31.12.1960 günlü, 193 sayılı Gelir VergisiKanunu'na 4605 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen Geçici 58. maddesininaltıncı fıkrasında yer alan "...89. maddeye göre yapılacak,indirimler..." ibaresinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen11.6.2003 günlü, E.2001/375, K.2003/61 sayılı iptal isteminin reddine ilişkinkarara aşağıda izah edeceğim nedenlerle katılmıyorum.
4605 sayılı Yasa'nın kimi madde veya bentlerinin ve bu arada 5.maddesi ile eklenen Geçici 58. maddenin altıncı fıkrasının da iptali istemiyleaçılan davada Mahkememizin 16.1.2003 gün, E.2001/36, K.2003/3 sayılı oyçokluğuile verilen kararla, itiraz davasına konu edilen Geçici 58. maddenin altıncıfıkrasının tümü hakkında, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığına ve iptalisteminin reddine karar verilmişti. Bu karar üzerine yazdığım karşıoy yazımda,4605 sayılı Yasa'nın dava konusu edilen kimi kuralları ve bu arada Geçici 58.madde ve fıkraları ile bu Yasa'nın esasını oluşturan hayat standardı konusundageniş açıklamalarda bulunduğumdan aynı konuları tekrar etmeksizin hayatstandardı esasına ve itiraz konusu kurala ilişkin görüşlerimi kısaca belirtmekistiyorum.
4605 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle, 31.12.1960 günlü, 193 sayılıGelir Vergisi Kanunu'na Geçici 58. madde eklenmiştir. Getirilen Geçici 58.maddenin (1) sayılı fıkrasında, "1.1.2000-31.12.2001 tarihleri arasında,gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı, bumaddede belirtilen hayat standardı esasına tabidir" kuralı yer almakta vesözü edilen müteakip fıkralarında da, hayat standardı temel gösterge tutarları,hayat standardına hangi ticari ve mesleki kazanç sahiplerinin tabi alacakları,bazı istisna edilen vergi miktarları, indirim ve yatırım indirimleri, hangihallerde ne miktar oranlarda eksilme ve artırma yapabileceğine ilişkinkurallara yer verilmiştir.
Yasa'nın 5. maddesinde, Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen Geçici 58.maddenin birinci fıkrasındaki kural uyarınca, 1.1.2000-31.12.2001 tarihleriarasında hayat standardı esasının kapsamına giren mükellefler gösterilmiştir.
1) Gelir vergisine tabi ticari kazancı gerçek ve basit usuldetesbit edilen ticari kazanç sahipleri,
2) Gelir vergisine tabi serbest meslek erbabı olanlardır.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinde, ticari kazanç "Hertürlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazanç" olarak tanımlanmıştır.Ticari kazancın tesbiti, gerçek veya basit usulde olmak üzere iki şekildeyapılmakta, gerçek usulde kazanç da bilanço veya işletme hesabı esasına göretesbit edilmektedir. Serbest meslek kazancı elde eden mükellefler de, 2000-2001yıllarında uygulanacak hayat standardı esası kapsamına alınmışlardır. GelirVergisi Kanunu'nun 65. maddesine göre, her türlü serbest meslek faaliyetlerindendoğan kazançlar serbest meslek kazancı olarak kabul edilmiştir.
Hayat standardı esası, Gelir Vergisi Kanunu'na 31.12.1982 günlü,2772 sayılı Kanun'la 1.1.1983 tarihinden itibaren uygulanmak üzere Mükerrer116. madde ile getirilmiştir. Zaman içerisinde değişik yasalarla getirilenkurallarla hayat standardı esası yeniden uygulanmış, iptali istemiyle açılandavalarda Anayasa Mahkemesi'nce, kimi kuralların iptaline, kimi kurallarınAnayasa'ya uygun olduğuna ve iptal istemlerinin reddine dair kararlar verilmiştir.
"Hayat Standardı Esası", vergi yükümlüsünün ulaştığıyaşam düzeyini sağlayabilmesi için yaptığı gideri karşılayan bir gelirin olmasıgerektiği varsayımı ile getirilmiş bir vergi kontrol sistemidir. Bu sistemle,yükümlünün yaşam düzeyi ile vergi ödeme oranı arasındaki tutarsızlığınbelirlenip verginin gerçek gelire uygun düzeye çıkarılması amaçlanmıştır. Buamaçla, yükümlünün yaşam ve harcama düzeyi yüksek, yıl sonunda beyan ettiğigeliri hayat standardı esasına göre bulunacak miktardan düşük ise, ödemesigereken vergi bu sistemle gerçek gelire uygun duruma getirilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında da gösterildiği gibi hayatstandardı esası, "yapılan gideri karşılayan bir gelir olmalı ki yaşamdüzeyi sağlanabilsin" varsayımına dayanan götürü asgari vergigörünümündedir. Elde edilen gelirlerin asgari gider düzeyinin altındakalamayacağı varsayımından hareket eden dava konusu kural, bu haliyle vegetirilen fıkra ve bendlerdeki kriter ve durumlarıyla sert ve tüm geliraçıklamalarına kapalı biçimiyle gerçek gelire yaklaşma olanağını ortadankaldırmaktadır. Yeni getirilen Geçici 58. maddenin (1) sayılı fıkrasında vemüteakip fıkra ve bendlerinde yer alan düzenlemeler, kimi gelirlerinkanıtlanması yolunun kapatıldığı gibi gerçek belli iken varsayımınadayanmaktadır. Oysa, hayat standardı esasının varlık nedeni, gerçeğinbulunmasına yardımcı yöntem olarak kabul edilmesidir. Bu yöntemle, gerçeğeulaşmaya, yükümlülerin gerçek kazançlarına yaklaşılmaya çalışılır. Yoksa gerçekkazanç belli iken veya belli bulunabiliyorsa, bir varsayıma veya belirtilere,ihtimallere dayanılmaz ve buna değer verilemez.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk Devleti ilkesi gereğince,tüm Devlet organlarının eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olmasıgerekmektedir. Hukukun üstünlüğünü, toplumsal barışı ve ulusal dayanışmayıamaçlayan, Anayasa'nın öncelik ve bağlayıcılığını gözetmeyen, hukukun evrenselkurallarına saygılı olmayan, adaletli bir düzeni gerçekleştirmeyen, kişileredeğer vermeyen, çağdaş kurum ve kurallarla uyum sağlamayan Devletin hukukDevleti olduğundan söz edilemez. Yetkilerle güçlendirilen Devlet, vergilendirmekonusunda gerekli düzenlemeleri gerçekleştirirken de hak ve özgürlükleri özenlekorumalı, Devlete kaynak sağlamak amacıyla hukuksal ilkelerin yıpranıpyıkılmasına duyarsız kalmamalı ve gelir elde edilmesi amacıyla hukuk Devletiniteliklerinden vazgeçmemelidir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukDevletiyle birlikte aynı zamanda, sosyal Devlet de olduğu belirlenmiştir. Builke, bireyin doğuştan sahip olduğu onurlu bir yaşam sürdürme, maddî ve manevîvarlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisinin kullanılmasına Devletin, sosyaladalet gereklerince olanak sağlamak yükümlülüğünü içerir. Sosyal Devletin temelamaç ve görevleri, sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğinsağlanmasıdır.
Anayasa'nın 73. maddesinde öngörülen temel ilke, mali güce görevergilendirme esasını oluşturmaktadır. Bu ilkeye uyulmakla, vergi yükününadaletli ve dengeli dağılımı da sağlanmış olur. Böylelikle Anayasa, malî gücegöre vergilendirme ilkesini kabul etmekle, 2. maddesinde öngörülen sosyalDevlet ilkesini vergilendirme alanında, somut olarak ortaya getirmektedir.
Yasakoyucunun, belirtilen bu ilkelere uygun olarak vergi yasalarıgerçekleştirmesi zorunludur. Yeni düzenlemeyle getirilen "hayat standardıesasının" söz edilen ilkelere uygun olduğu söylenemez. Yeni düzenlemede,Geçici 58. maddenin (1) sayılı fıkrasında hiçbir kriter, şart ve hallergösterilmeden "hayat standardı esası" uygulanacağı kuralıgetirildikten sonra müteakip fıkralarda ve bu fıkraların bendlerinde belirtilenhallerinde kendi malî güçlerini aşan vergi yükümlüleri karşı karşıyabırakılmakta olduklarından sosyal Devlet ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Bukurallar sosyal Devlet ilkesiyle bağdaşmadığı gibi malî güce göre vergilendirmeesasına da ters düşmektedir.
Diğer taraftan yeni getirilen kurallarla, gelirle-vergi arasındabulunması zorunlu bağı koparmak ve gerçeği gözardı eden bir yöntemi yeğlemekle,vergideki belirlilik ilkesi yok edilmektedir. Bu sistemle ortaya çıkan sonuçla,kişilerin kazanamadıkları gelirler üzerinden ağır biçimde vergilendirilmelerive bazı mükelleflerin mesleklerinden ayrılmak zorunda kaldıklarıdır.Anayasa'nın 49. maddesinde öngörülen "çalışma hakkı" bir temel hak veözgürlük olarak anayasal güvenceye bağlanmıştır. Çalışmanın bir hak olduğunoktasından hareketle, Devletin çalışma imkanlarının, iş alanının dengeligelişmesi için gerekli tedbirleri alması temel ödevlerindendir.
Yeni düzenlenen 4605 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici58. maddesinin birinci fıkrasında, 1.1.2000-31.12.2001 tarihleri arasında,gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının bumaddede belirtilen hayat standardı esasının bu maddede belirtilen hayatstandardı esasına tabi olacakları denildikten sonra itiraz konusu kuralıdaiçeren aynı maddenin altıncı fıkrasında, 88. maddeye göre yapılacak zararmahsubunun, 89. maddeye göre yapılacak, indirimler ve yatırım indirimiistisnası dahil istisnaların uygulanmasının, yalnızca bu madde gereğince tesbitedilecek geliri aşan kısmı için mümkün olacağı kabul edilmiştir. Böylece itirazkonusu kural uyarınca hayat standardı esası benimsenmiş ve 89. maddeye göreyapılacak indirimler için de yalnızca bu madde gereğince tesbit edilecek geliriaşan kısmı için uygulanacağı gösterilmiştir. İtiraz konusu kuralla gerçeğinbulunması mümkün olmadığından ve hukuki güvenliği ile bağdaşmadığındanAnayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunmaktadır.
Yukarıdan beri izah edilen nedenlerle özet olarak belirtmekgerekir ki, hayat standardı esası da mükellefin gerçek gelirine ulaşmak amacınayönelik bir düzenleme ve sistem olarak kabul edilmiştir. Ancak bunun içinmükelleflere, beyan ettikleri gelirin hayat standardı esasına göre bulunacakmiktardan düşük olması halinde bunu açıklama ve kanıtlama hakkına yer verilmesigerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, hayat standardı esasında bu ilkeyi gözönündebulundurarak gelir açıklamasına ve kanıtlama hakkına tam olarak yer veren yasaldüzenlemeleri Anayasa'ya aykırı bulmamış, ancak gelir açıklama ve kanıtlamahakkına yer vermeyen yasal düzenlemeleri de Anayasa'ya aykırı görerek iptaletmiştir. Bu kararlarında da, gerçeğin bulunması olanaklı iken varsayımınadayanılamayacağı, gerçeğe karşın aksi kanıtlanabilecek karinelere geçerliliğintanınmasının, hukuk Devletinin öngördüğü hukuk güvenliği ile bağdaşmayacağıaçıkça ortaya konulmuştur.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 61. maddesinde, devletin harp vazifeve şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri koruyacağı ve toplumdakendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlayacağı, sakatların korunmasını vetoplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı hükmebağlanmaktadır. Yapılacak düzenlemelerde bu kuralların gözönünde tutulması,sosyal güvenlik ve sosyal Devlet olmanın gereğidir. İtiraz konusu kuralda,hayat standardı esası kabul edilirken varsayımlara dayanıldığı, gerçeğinbulunması araştırılmadığı, gelir açıklamasına ve kanıtlama hakkına yerverilmediği gibi, 61. maddesi uyarınca özel olarak korunması gereken malûllerve sakatlar hakkında bir indirim yapılmamıştır. Bu nedenle itiraz konusu kuralAnayasa'nın 61. maddesine de aykırılık oluşturmaktadır.
Belirttiğim nedenlerle, 4605 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenengeçici 58. maddenin altıncı fıkrasında yer alan itiraz konusu "...89.maddeye göre yapılacak indirimler..." yolundaki kural Anayasa'nın 2., 61.ve 73. maddelerine aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerekirken, iptalisteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ali HÜNER