ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2001/4
Karar Sayısı : 2001/332
Karar Günü : 18.7.2001
R.G. Tarih-Sayı :27.10.2001-24566
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
MAHKEMELER :
1-
Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/4)
2-
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/6)
3-
İnebolu Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/7)
4-
Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/12)
5-
Sarıkamış Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/13)
6-
Kırıkhan Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/23)
7-
Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/25)
8-
Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi;
(Esas:
2001/29)
9-
Kabadüz Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/31)
10-
Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/32)
11-
İnebolu Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/37)
12-
İnebolu Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/38)
13-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/39)
14-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/40)
15-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/42)
16-
Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/449
17-
Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/45)
18-
Bolu Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/47)
19-
Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/48)
20-
Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/49)
21-
Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/53)
22-
Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/54)
23-
Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/55)
24-
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/56)
25-
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/57)
26-
Serinhisar Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/58)
27-
Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/60)
28-
Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/62)
29-
Giresun Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/63)
30-
Kuşadası Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/64)
31-
Nevşehir Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/71)
32-
Kilis Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/74)
33-
Van Devlet Güvenlik Mahkemesi
(Esas:
2001/75)
34-
Van Devlet Güvenlik Mahkemesi
(Esas:
2001/76)
35-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/77)
36-
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/78)
37-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas
2001/81)
38-
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/83)
39-
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/84)
40-
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/85)
41-
Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/86)
42-
Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas
2001/87)
43-
Bartın Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/88)
44-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/89)
45-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/90)
46-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/91)
47-
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/92)
48-
Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/95)
49-
Tokat Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/97)
50-
Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/98)
51-
Maden Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/99)
52-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/100)
53-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/101)
54-
Çine Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/102)
55-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/103)
56-
Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/104)
57-
Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/105)
58-
Keşan Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/109)
59-
Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/111)
60-
Kilis Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/112)
61-
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/113)
62-
Vezirköprü Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/114)
63-
Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/115)
64-
Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/116)
65-
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/117)
66-
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/121)
67-
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/122)
68-
Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/123)
69-
Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/124)
70-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/126)
71-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/128)
72-
Çaybaşı Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/131)
73-
Ferizli Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/132)
74-
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/133)
75-
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/134)
76-
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/135)
77-
Van Devlet Güvenlik Mahkemesi
(Esas:
2001/136)
78-
Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/137)
79-
Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/138)
80-
Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/140)
81-
Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/141)
82-
İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/145)
83-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/148)
84-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/149)
85-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/150)
86-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas
2001/151)
87-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/152)
88-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/153)
89-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/154)
90-
Mersin 4. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/156)
91-
İnebolu Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/157)
92-
Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/158)
93-
Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/159)
94-
İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/161)
95-
Ceyhan Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/162)
96-
Pervari Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/163)
97-
Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/164)
98-
Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/165)
99-
Maden Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/166)
100-
İhsaniye Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/167)
101-
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/168)
102-
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/169)
103-
Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/170)
104-
Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/171)
105-
Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/172)
106-
Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/174)
107-
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/175)
108-
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/176)
109-
Nevşehir Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/178)
110-
Dz. K. K. Askeri Mahkemesi
(Esas:
2001/179)
111-
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/180)
112-
Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/182)
113-
Pamukova Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/183)
114-
Mardin Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/186)
115-
Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/187)
116-
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/189)
117-
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/190)
118-
Turhal Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/192)
119-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/194)
120-
J. Gen. K. J. Asayiş K.'lığı Askeri Mahkemesi
(Esas:
2001/195)
121-
Tokat Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/196)
122-
Mustafakemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/197)
123-
Perşembe Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/198)
124-
Bolu Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/199)
125-
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/200)
126-
İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/202)
127-
Kilis Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/203)
128-
Pervari Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/204)
129-
Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/205)
130-
Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/207)
131-
Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/208)
132-
Çine Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/209)
133-
Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/210)
134-
Gökçebey Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/211)
135-
5 nci Kor. K.'lığı Askeri Mahkemesi
(Esas:
2001/212)
136-
Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/213)
137-
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/214)
138-
5 nci Kor. K.'lığı Askeri Mahkemesi
(Esas:
2001/215)
139-
Sakarya 2.Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/217)
140-
Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/218)
141-
Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/220)
142-
Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/221)
143-
Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/222)
144-
Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/223)
145-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/230)
146-
Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/231)
147-
Muğla Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/234)
148-
Bozyazı Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/235)
149-
Çamardı Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/239)
150-
Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/240)
151-
Çamardı Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/241)
152-
Yığılca Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/242)
153-
Edremit Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/243)
154-
Edremit Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/244)
155-
Edremit Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/245)
156-
Edremit Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/246)
157-
Edremit Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/247)
158-
Gölköy Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/248)
159-
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/250)
160-
Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/254)
161-
Mardin 1.Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/256)
162-
Yığılca Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/257)
163-
Yığılca Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/258)
164-
Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/260)
165-
Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/261)
166-
Saray Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/263)
167-
Düzce 1.Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/265)
168-
Gülnar Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/266)
169-
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/267)
170-
Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/268)
171-
Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/269)
172-
5 nci Kor. K.'lığı Askeri Mahkemesi
(Esas:
2001/270)
173-
Gölcük Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/272)
174-
Nazilli Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/274)
175-
Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/275)
176-
Gölköy Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/277)
177-
İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/278)
178-
Amasya Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/283)
179-
Amasya Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/284)
180-
Amasya Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/285)
181-
Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/288)
182-
Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/289)
183-
Uşak 2. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/290)
184-
Şile Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/291)
185
Gördes Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/294)
186-
Van 2. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/295)
187-
Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/297)
188-
Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/298)
189-
Edremit Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/299)
190-
Karadeniz Ereğli Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/300)
191-
Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/301)
192-
Pazar/Tokat Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/304)
193
Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/307)
194-
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/308)
195-
Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/310)
196-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/311)
197-
Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/312)
198-
Çemişgezek Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/313)
199-
Çemişgezek Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/314)
200-
Niksar Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/315)
201-
Uşak Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/316)
202-
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/317)
203
Mustafakemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/319)
204-
Kahramanmaraş 2.Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/321)
205-
Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/326)
206-
Bucak Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/329)
207-
Bucak Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/330)
208-
Bucak Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/331)
209-
Bucak Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/333)
210-
Bucak Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/334)
211-
Çine Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/335)
212-
İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/336)
213-
Konya Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/337)
214-
Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/339)
215-
Sultanbeyli Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/340)
216-
Çemişgezek Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/341)
217-
Bandırma Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/348)
218-
Korkut Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/350)
219-
Perşembe Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/352)
220-
Çemişgezek Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/355)
221-
Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/356)
222-
Gölcük Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/357)
223-
Gölcük Asliye Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/358)
224-
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/359)
225-
Göynük Sulh Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/363)
226-
Üsküdar 1.Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas:
2001/366)
İTİRAZLARIN KONUSU : 21.12.2000 günlü 4616sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı ŞartlaSalıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun"un;
A- Başlığının,
B- Birinci Maddesinin;
1- İlk tümcesi ile 3. ve 4. bentlerinde yer alan "...23Nisan 1999 tarihinin...",
2- "2." bendinin 1. paragrafında yer alan"...şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları cezaherhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplamhükümlülük süresinden on yıl indirilir..." bölümünün,
3- "4." bendinin,
4- "5."bendinin;
a- (a) alt bendinin Türk Ceza Kanunu'nun, 188, 191, 202, 209,219, 240, 243, 264, 298, 313, 339, 342, 343, 345, 346, 347, 366, 367, 383, 403,404/2, 414, 415, 416, 417, 418, 503 ve 504. maddeleri yönünden,
b- (b) alt bendinin Askeri Ceza Kanunu'nun 79, 81, 88, 91 ve131. maddeleri yönünden,
c- (c) alt bendinin Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'un27 ve 33. maddeleri yönünden,
d- (e) alt bendinin Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle DiğerAletler Hakkında Kanun'un 12. maddesi yönünden,
e- (f) alt bendinin Orman Kanunu'nun 91, 93, 108 ve 110.maddeleri yönünden,
f- (g) alt bendinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKanunu'nun 68. maddesi yönünden,
g- (h) alt bendinin Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet veYolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 12. maddesi yönünden,
h- (j) alt bendinin Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesiyönünden,
5- "6.", "7." ve "9."bentlerinin,
Anayasa'nın Başlangıç'ına, 2., 5., 10., 11., 36., 38. ve 138.maddelerine aykırılığı savı ile iptali istemleridir.
I- OLAY
Bakmakta oldukları davalarda, 4616 sayılı Yasa'nın kimikurallarının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan ya da taraflarınAnayasa'ya aykırılık savlarını ciddi bulan mahkemeler iptalleri içinbaşvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- Kimi kurallarının iptali istenilen 4616 sayılı Yasa şöyledir:
"23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı ŞartlaSalıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun
MADDE 1.- 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle;
1. Verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlarhakkında tâbi oldukları kanunlardaki infaz hükümleri aynen uygulanır.
2. Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmeleri gerekentoplam cezalarından; şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ilealdıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayadönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. İndirim,verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defayamahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrıayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezalarının toplamı üzerinden yapılacakindirim on yılı geçemez.
Tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplamcezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktansonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar, iyi hâlli olupolmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları onyıldan fazla olanlar ise tâbi oldukları infaz hükümlerine göre fazla olancezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler.
3. 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle tutukluolan sanıklardan;
a) Hazırlık soruşturmasında, iddianameye esas olan suçunniteliğine,
b) Son soruşturmada, iddianamede yazılı suça veya değişen suçniteliğine,
göre kanunda belirtilen cezanın asgari haddi esas alınmaksuretiyle, tâbi oldukları infaz hükümlerine göre on yıllık indirim göz önünealınarak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren otuz gün içinde, kamudavası açılmamışlar için savcılıklarca, kamu davası açılan tutuklu sanıklariçin mahkemelerce, dosyaları Yargıtayda veya Askerî Yargıtayda bulunanlarilgili dairesince veya başsavcılıklarınca bu Kanuna göre hesaplamalaryapılarak: tutukluluk halinin devamı veya kaldırılması hakkında karar verilir.
23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanunmaddesinde ölüm, müebbet ağır hapis ve üst sınırı on yılı aşan şahsî hürriyetibağlayıcı ceza öngörülen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemişveya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber, davaaçılmamış olan sanıkların yargılamaları yapılır. Yapılan yargılama sonundamahkûmiyetine karar verilenlere de hükmün kesinleşmesinden sonra bu maddedekişartla salıverilme hükümleri uygulanır.
4. 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanunmaddesinde öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılıgeçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlıksoruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturmaaşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hükümkesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir;varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosyave deliller, bu bentte öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suç kabahat ise bir yıl, cürüm ise beş yıl içindebu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcıcezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da davaaçılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir.Öngörülen süreler, erteleme konusu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya dahaağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizingeçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz,açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.
5. Ancak;
a) Türk Ceza Kanununun 125 ilâ 157, 161, 162, 168, 171, 172, 188,191, 192, 202, 205, 208, 209, 211 ilâ 214, 216 ilâ 219, 240, 243, 264, 298, 301ilâ 303, 305 inci maddelerinde, 312 nci maddenin ikinci fıkrasında, 313 üncümaddesinde, 314 üncü maddesinin birinci fıkrasında, 339 ilâ 349, 366, 367, 383,394, 403 ilâ 408, 414 ilâ 418 ve 503 ilâ 506 ncı maddelerinde,
b) Askerî Ceza Kanununun 54 ilâ 62, 69, 76, 78, 79 ilâ 82, 85,87 ilâ 102, 118, 121 ilâ 129, 131, 134, 135, 140, 148, 153, 159 ve 160ıncı maddelerinde,
c) Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 26 ilâ 30, 33 ve 36ncı maddelerinde,
d) Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda,
e) Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun12 nci maddesinde,
f) Orman Kanununun 91 ilâ 94, 104 ilâ 114 üncü maddelerinde,
g) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 incimaddesinde,
h) Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla MücadeleKanununda,
ı) Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 Sayılı UyuşturucuMaddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunundave 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesinde,
i) Bankalar Kanununda,
j) Vergi, resim ve harçlara ilişkin kanunlarda yer alan suçlarıişleyenler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
6. Daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı haldeyeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftanyararlananlar, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar.
7. Bu maddeden yararlanacaklar hakkında 647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkında Kanunun Ek 2 nci maddesindeki indirim hükümleri uygulanmaz.
8. Bu Kanunun yayımı tarihinden sonra, cezaevinin disiplininibozucu hareketlerinden dolayı disiplin cezası alanlar, Ceza İnfaz Kurumları ileTevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük hükümlerine göredisiplin cezaları kaldırılmadığı sürece, bu madde hükümlerindenyararlanamazlar.
9. Haklarında yakalama, tutuklama veya mahkûmiyet kararı bulunupda firar halinde olanlar bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir ayiçinde resmî mercilere başvurup teslim olmadıkları takdirde bu maddehükümlerinden yararlanamazlar.
MADDE 2.- 28.8.1999 tarihli ve 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluylaİşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1 incimaddesinin Anayasa Mahkemesince bir bölümü iptal edilen birinci fıkrasıaşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
23 Nisan 1999 tarihine kadar sorumlu müdür sıfatı ile işlenmişsuçlar dahil, basın yoluyla veya sözlü veya görüntülü yayın araçlarıyla yahutmiting, kongre, konferans, seminer, sempozyum, açık oturum veya panel gibi hertürlü toplantılarda yapılan konuşmalarla işlenmiş olup ilgili kanun maddesindeöngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı oniki yılı geçmeyensuçlardan dolayı oniki yıl veya daha az şahsî hürriyeti bağlayıcı bir cezayamahkûm edilmiş bulunan kimselerin cezalarının infazı ertelenmiştir.
MADDE 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4-. Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "Başlangıç
Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletininbölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışıve O'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğuile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınanhiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçidemokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türkvarlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî vemanevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları vemedeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereğiolarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür,medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevîvarlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millîsevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet vekülfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirininhak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yöndesaygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatanve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."
2- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
3- "MADDE 5.- Devletin temel amaç vegörevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
4- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
5- "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama,yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
6- "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
7- "MADDE 38.- Kimse, işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağırbir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geriverilemez."
8- "MADDE 138.- Hâkimler, görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerinegöre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, birleştirilendosyalarla ilgili, değişik tarihlerde yapılan ilk incelemeler sonunda;
Dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, SacitADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCUve Ahmet AKYALÇIN'ın katılmalarıyla yapılan esas inceleme toplantısında;
"21.12.2000 günlü, 4616 sayılı "23 Nisan 1999 TarihineKadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve CezalarınErtelenmesine Dair Kanun"un kimi kurallarının iptali istemiyle yapılanitiraz başvurusuna ilişkin davanın aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2001/4esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasın kapatılmasına, esas incelemenin2001/4 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,
18.7.2001 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi."
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Birleştirme kararına konu başvuru kararları ve ekleri, işinesasına ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen Yasa kuralları,bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa Hakkında Genel Açıklama
İtiraz konusu 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde, genel olarakölüm cezası ve hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı ile ilgili kurallara yerverildiği, tüm özgürlüğü bağlayıcı cezalardan on yıllık indirim öngörülerek,çekilmesi gereken cezası kalmayanların derhal, kalanların ise tabi olduklarıinfaz kurallarına göre süreleri dolduğunda iyi halli olup olmadıklarınabakılmaksızın şartla salıverilecekleri, sanıkların tutukluluk durumlarınıngözden geçirilerek bu konuda öncelikle karar verilmesinin öngörüldüğü, üsthaddi on yıldan fazla özgürlüğü bağlayıcı ceza gerektiren suçlara ait hazırlıkve son soruşturmaların tamamlanacağı, ancak kesinleşen mahkûmiyetlere 2. bendinuygulanacağı, yasa kapsamına dahil olmakla birlikte üst haddi on yıldan az özgürlüğübağlayıcı ceza gerektiren suçlar için, haklarında henüz takibata geçilmemişveya hazırlık soruşturmasına geçilmiş olmakla birlikte henüz dava açılmamışveya dava açılmakla birlikte henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm henüzkesinleşmemiş soruşturmalar bakımından davanın açılması veya kesin hükmebağlanmasının ertelenmesi imkanının getirildiği, maddenin 5. bendinde bukuralların uygulanmayacağı yasa ve hükümlerin ayrı ayrı sayılmak suretiyleortak genel istisnaların belirlendiği, maddenin 6. ve 9. bentlerinde ortakgenel hükümlere, 7. ve 8. bentlerinde de yalnızca cezası kesinleşmişhükümlülüklere uygulanacak kuralların yeraldığı görülmektedir.
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesine ilişkin genel gerekçe şöyledir:
"Toplumda meydana gelen sosyal ve ekonomik değişimlerin,suçluların çeşitliliğinin ve miktarının artmasında etken olduğu görülmektedir.Bu suçları işleyenlerin topluma yeniden kazandırılmaları ve toplumlabütünleşmeleri bakımından, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçların infazaesas olan cezalarının toplamından on yıl indirim yapılmaktadır.
Tasarıda, ölüm cezalarının yerine getirilmemesi, onun yerineilgili kanunlarda öngörülen infaz hükümlerinin uygulanması; müebbet hapiscezasına mahkûm olanların ilgili kanunlarına göre çekmeleri gereken cezalardan,diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçları işleyenler ilecezaları şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin hükümlülüksüresinden on yıl indirim yapılması, kişinin muhtelif suçları sözkonusuolduğunda tüm suçlarının cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirimin onyılı geçmemesi ilkeleri benimsenmiştir.
Ayrıca, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanunmaddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılıgeçmeyen suçlardan dolayı kamu davasının açılmasının ve açılmış davaların kesinhükme bağlanmasının ertelenmesi, ertelenen davalardan dolayı varsa tutuklularınsalıverilmesine karar verilmesi ve bu suçlarla ilgili dava ve delillerinöngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilmesi, erteleme konusu suç kabahatise bir yıl, cürüm ise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cinsveya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suçişlenmeksizin geçirilmesi halinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davasınınaçılmaması ve açılmış olan davanın ortadan kaldırılması öngörülmüştür.
Buna karşılık bazı suçlar, kamu düzeni ve kamu güvenliğiyle yakınilgileri nedeniyle kapsam dışı bırakılmıştır".
B- Af, Şartla Salıverilme ve Ertelemenin Hukukî Nitelikleri
1- Af
Af, suç teşkil eden fiiller için ceza vermek hakkını ortadankaldıran, verilmiş olan cezaların kısmen veya tamamen infazını önleyen, yetkilimercilerce yapılmış hukuki tasarruflardır. Af yetkisinin kullanılması, neticeitibariyle devletin cezalandırmak hakkından geçici olarak feragat etmesianlamına gelmektedir.
Af bazen sadece kesinleşmiş cezaları kaldıran, hafifleten veyadeğiştiren, bazen de kamu davasını düşüren veya mahkûmiyeti bütün sonuçlarıylabirlikte yok sayan bir kamu hukuku tasarrufudur. Bu genel tanım affın ikişekilde ortaya çıktığını göstermektedir. Bunlardan biri mahkûmiyet ve kamudavasını ortadan kaldıran genel af, diğeri de sadece cezaya etki eden özelaftır.
Genel af, sosyal fayda düşünceleri ile bütün veya belirli bazısuçları ve hükmedilmiş ise cezaları bütün neticeleriyle birlikte düşüren biryasama işlemidir, fiile yöneliktir ve çıkarılacak bir yasa ilegerçekleştirilir.
Türk Ceza Kanunu'nun 97. maddesine göre, genel af henüz kesinmahkûmiyetle sonuçlanmayan suçları kapsamına almışsa kamu davasını, kesinleşmişmahkûmiyet kararı bulunan suçları kapsamına almışsa hükmedilen cezaları bütünneticeleriyle birlikte ortadan kaldırır.
Affa tabi olan fiiller; hukuki tavsifleri, kanun hükümleri,belirli bir cezayı gerektirmeleri veya belirli suç kategorisi gözetilmeksuretiyle belirtilir ve af kanunlarının uygulanması bu dört ihtimale göredeğişen yönler gösterir.
Genel affın şarta bağlı olarak düzenlenmesi mümkündür. Şahsihakların tazmin edilmesi veya belirli bir süreiçerisinde başvurulması şeklinde bir mükellefiyeti yerine getirmeyemecbur tutularak taliki şartlar sözkonusu olabileceği gibi, sanık veyahükümlünün aftan yararlandıktan sonra belli bir süre ile suç işlememesişeklinde infisahi şartlar da genel af tasarruflarında yer alabilir.
Genel af, kapsamı içerisinde bulunan suçlar bakımındanmahkûmiyetin cezai neticelerini ortadan kaldırdığından kural olarak şahsi hakkayönelik taleplerin ileri sürülmesine engel olmaz.
Özel af ise, Türk Ceza Yasası'nın 98. maddesine görecezayı ortadan kaldıran, azaltan veya değiştiren, başka bir cezaya çevirenaftır.
Özel af, işlenmiş olan fiilin suç niteliğini kaldırmaz; ancakhükmedilmiş ve kesinleşmiş olan cezalarda sözkonusu olur. Bu sebeple kamudavasının açılması, devamı ve kesin hükme bağlanması gerekir. Kamu davasına vemahkûmiyete etkisi olmaması, yalnız ceza üzerine etkili olması nedeniyleözel af sadece cezayı kısmen veya tamamen düşüren bir sebeptir.
Özel af bundan faydalanacaklar bakımından ferdi ve toplu özel afolmak üzere ikiye ayrılır. Anayasa'nın 87. ve 104. maddelerine göre ferdi özelaf çıkarma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı'na, toplu özelaf çıkarma yetkisi ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne aittir.
Genel afta olduğu gibi özel af tasarruflarında da geciktirici(taliki) veya bozucu (infisahi) şartlara yer verilebilir.
Özel affın mahkûmiyete tesir etmemesi nedeniyle mahkûmiyete bağlıehliyetsizlikler devam eder.
2- Şartla Salıverilme
Şartla salıverilme, mahkûm edildiği hürriyeti bağlayıcıcezalardan, kanunun gösterdiği bir kısmını iyi hal ile ve kurallara uyarakgeçirmiş bulunan hükümlünün, konulmuş olan şartlara riayet etmediği takdirdegeri alınması şartı ile, hükümlülük süresini tamamıyla bitirmeden, merciincealınacak bir kararla salıverilmesini ve böylece serbest hayata dönmesini ya dabu hayata geçişin kolaylaştırılmasını sağlayan bir kurumdur.
Şartla salıverilme, cezanın çektirilmesinin kişiselleştirilmesi,başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve davranışlarıyla (iyi durumuyla) toplumauyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün ödüllendirilmesidir. Suçlununkendisine verilen cezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlıkduyması ve bunu iyi davranışıyla kanıtlaması durumunda, cezaevinde daha fazlakalması gereksiz olabilir. Bu durumda, şartla salıverilme infaz sistemindeki enetkili araçtır. Şartla salıverilmenin en önemli öğeleri, cezanın belirli birsüre çekilmiş olması, hükümlünün bu süre içinde iyi durum göstermesi, şartlasalıverildikten sonra gözetim altında kalması ve şartla salıvermenin gereklerineuyulmaması durumunda şartla salıverilme kararının geri alınabilmesidir.
3- Erteleme
Erteleme, (tecil) işlediği suçtan dolayı mahkûm edilen suçluya aitcezanın infazının belirli bir süre ile geri bırakılması ve suçlu bu süre içindeyeniden bir suç işlemediği takdirde suçun ya işlenmemiş veya hükümlülüğününgerçekleşmemiş ya da cezanın çekilmiş sayılmasıdır.
Türk Hukukunda cezanın ertelenmesi, hükümlüye bir deneme süresitanıyarak cezanın yerine getirilmesini bu sürenin sonuna bırakan, bu süreyi suçişlemeden geçiren hükümlünün mahkûmiyetini "vaki olmamış" sayan birolanaktır.
Erteleme kurumuna mevzuatımızda ilk olarak 1926 tarihinde CezaKanunu ile yer verilmiştir. Erteleme ile ilgili hükümler Türk Ceza Kanununun 89ilâ 95, Cezaların İnfazı Hakkındaki 647 sayılı Yasa'nın 3.5.1973 tarih ve 1712sayılı yasayla eklenen değişik 6. ve geçici 1. ve aynı yasayla eklenen geçici9., Askerî Ceza Yasası'nın 47. ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 38. maddelerinde yer almaktadır.
Cezaların ertelenmesine ilişkin bu genel hükümlerden başka Ceza Kanunumuzbazı suçlar için belirli hallerde kovuşturmanın veya davanın ertelenmesini dekabul etmiştir. Örneğin Türk Ceza Yasası'nın 434. maddesinde kaçırılan veyaalıkonulan kız veya kadın ile sanık veya hükümlülerden biri arasında evlenmegerçekleştiğinde koca hakkında kamu davasının ve hüküm verilmiş ise cezanınçektirilmesinin erteleneceği belirtilmiştir.
Erteleme cezanın infazını geri bırakan kanuni bir sebep, birbakıma ise şartlı bir af diğer yönden de şartlı bir hükümlülük niteliğindedir.Bu durumda "ertelemenin" Ceza Hukukundaki diğer müesseselerlekıyaslanmasından onun "müstakil", "sui generis(kendineözgü)" bir yapıya sahip olduğu sonucuna varılmaktadır.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Yasa'nın Başlığının ve Uygulama Tarihinin İncelenmesi
21.12.2000 günlü ve 4616 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadarİşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların ErtelenmesineDair Kanun" 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlarla ilgili olarakuygulanabilecektir.
Uygulama tarihi yasalaşma olanağı bulamayan 4453 sayılı "BazıSuç ve Cezaların Affına İlişkin Kanun"un 2. maddesinde ve hükümetteklifinde 18 Nisan 1999 olarak belirlenmişken, Adalet Komisyonunda,"Milli Bayram tarihi olan 23 Nisan 1999 tarihi olması uygun görülerek"değiştirilmiş tasarı bu şekliyle yasalaşmıştır.
Başvuru kararlarında, yasa içeriğinde cezaların ertelenmesineilişkin açık kurallar yer almadığı halde adında bu kurumdan sözedilmesinin veYasa'nın 1. maddesinin 4. bendinin iptaline bağlı olarak başlıktaki"davaların ertelenmesine" sözcüklerinin yer almasının; Yasa'nın, 23Nisan 1999 tarihinden bir gün önce ya da sonra suç işleyenler arasındaeşitsizliğe yol açacağı, yürürlük tarihine kadar geçen uzun süre nedeniylemahkemelerin iş yükünü azaltmak ve cezaevlerini boşaltmak işlevlerini yerinegetiremeyeceği, süreleri kısa mahkûmiyetlerin zaten infaz edilmiş olduğu, kimidavaların zamanaşımı ile ortadan kaldırıldığı ve bu nedenlerle uygulama tarihiolan 23 Nisan 1999 tarihinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
4616 sayılı Yasa, uygulanma tarihi olarak belirtilen 23 Nisan 1999tarihinden yaklaşık 1 yıl 8 ay sonra, 22.12.2000 günlü Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yasaların geriye yürümemesi kuralı, devlete ve hukuk düzeninegüven noktasında yoğunlaşan görüşlerle ve genelde (usul yasalarındakizorunluluklar dışında) tüm yasalar için geçerli olan bir ilkedir. Ancak kamuyararı gibi zorunlu nedenlerle geriye yürüme durumunda, geçmişi etkilemesözkonusu olabilir. Bu durumda yararlanacaklar arasında eşitsizliğeyolaçmayacak düzenlemeler geriye yürütülmekle hukuksal güvenlik çiğnenmişsayılamaz.
Anayasamızda fertlerin temel hak ve hürriyetleri arasında af,erteleme ve şartlı salıverilme gibi kimi olanaklardan yararlanma diye bir hakyer almamıştır. Yasa'nın belirlediği uygulama tarihine karşı çıkan düşünceler,bir af kanununun kabulünde yasama organının takdirine ilişkin konular olup,itiraz konusu fıkranın Anayasa'nın sözüne ve özüne aykırı bulunduğunu kabuleyeterli nitelikte değildir. Bu nedenle, belirtilen konulara ilişkin yasalarınuygulanma tarihinin saptanmasında yasakoyucunun Anayasal ilkelere bağlı kalmakkoşuluyla takdir hakkı olduğunun kabulü gerekir.
Genel olarak af, erteleme, şartla salıverilme gibi olanaklartanıyan yasalarda belirli bir tarihe kadar işlenen suçlar için bu olanaklarıntanındığına dair açıklık bulunmasının nedeni kanunun çıkacağı beklentisiylekimilerinin suç işlemeye yönelmesini önlemektir.
İtiraz konusu Yasa'nın TBMM'nce iki kez kabul edilmesine karşın,Cumhurbaşkanı'nca yeniden incelenmek üzere geri gönderilmesi nedeniyleyasalaşma sürecinin gecikmesi önceki yasalarda belirlenen tarihin aynenkabulünün haklı nedenini oluşturmaktadır.
Bu durumda, Yasa'nın 23 Nisan 1999 tarihinden önceki fiillerikapsamı içine almasında eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.
Yasakoyucunun düzenleme yetkisini kullanarak dava konusu Yasa'nınadıyla içeriği arasında çelişki bulunmamak koşuluyla başlığını belirlemesindeAnayasa'ya aykırılık yoktur. İstemin reddi gerekir.
Mustafa BUMİN, Ertuğrul ERSOY ve Yalçın ACARGÜN bu sonuca değişikgerekçeyle katılmışlardır.
2- Yasa'nın 1. Maddesinin İncelenmesi
a- 2. Bendin 1. Paragrafının "... şahsi hürriyeti bağlayıcıcezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyetibağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yılindirilir" bölümünün İncelenmesi
İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 2. bent şöyledir:
"Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmelerigereken toplam cezalarından; şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayadönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. İndirim,verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defayamahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrıayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezalarının toplamı üzerinden yapılacakindirim on yılı geçemez.
Tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gerekentoplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirimyapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar, iyi hâlliolup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplamcezaları on yıldan fazla olanlar ise tâbi oldukları infaz hükümlerine görefazla olan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler."
Başvuru kararlarında bu bendin, "...şahsî hürriyeti bağlayıcıcezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyetibağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yılindirilir..." bölümünün, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığıileri sürülmüştür.
Madde gerekçesinde; toplumda meydana gelen sosyal ve ekonomikdeğişimlerin, suçların çeşitliliğinin ve miktarının artmasında etkili olduğunungörüldüğü, bu suçları işleyenlerin topluma yeniden kazandırılmaları ve toplumlabütünleşmeleri bakımından, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçların infazaesas olan cezalarının toplamından on yıl indirim yapıldığı belirtilmektedir.Yapılan düzenleme ile müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanlar ile şahsihürriyeti bağlayıcı cezaya hükümlü olanların çekmeleri gereken toplamcezalarından on yıllık bir indirim öngörülmektedir.
Burada öncelikle Yasa'da belirtilen "müebbet ağır hapiscezasına hükümlü olanların çekmeleri gereken toplam cezalarından"ibaresinin ne anlama geldiğinin saptaması gerekmektedir.
Türk Ceza Yasası'nın 13. maddesinin ikinci fıkrası ve 647 sayılıCezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerinegöre, müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam eder. Hükümlünün öleceğizaman bilinemeyeceği için çekmesi gereken cezanın ne olacağı da belliolmayacağından öngörülen 10 yıllık indirimin hangi miktar üzerindenyapılacağı sorun oluşturacaktır. Nitekim 647 sayılı Yasa'nın yürürlüğegirmesinden önce müebbet ya da muvakkat ağır hapis cezalarının 3 devredeçektirileceğine, mahkûmun 1. devrede cezasının onda birine eşit bir sürehücreye konulacağına, 2. devrede cezalarının yarısı kadar bir süre ayrı gruplarhalinde bulundurulacağına ve 3. devrede de iş esası üzerine kurulmuşcezaevlerinde çalıştırılacaklarına ilişkin kurallar getiren TCK'nun 13.maddesinin son fıkrasında, çekilmesi gereken cezanın, toplam hükümlülüğününbelirli oranlarına göre saptanması koşulunun doğal ve zorunlu sonucu olarakmüebbet ağır hapis cezasının 36 sene üzerinden hesap edilerek infaz edileceğikuralı yer almakta idi. Bu maddenin yerine geçen 647 sayılı Yasa'nın 19.maddesine göre, müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını iyi hallihükümlü olarak çektiklerinde talepleri olmasa dahi şartla salıverileceklerdir.Maddenin ikinci fıkrasında firar ya da firara teşebbüs veya cezaevi idaresinekarşı ayaklanma suçundan mahkûm olanlar ya da disiplin cezası olarak dörtdefa hücre hapsi cezası almış olanlar ancak 25 yıllarını tamamlamaları halindeşartlı tahliyeden yararlanacakları, iki defa firar edenler, iki defa firarateşebbüs suçundan veya iki defa cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundanmahkûm edilmiş olanların ise şartlı tahliye için 28 yılı tamamlamış olmalarıkoşulları aranacaktır.
Bu düzenlemenin doğal sonucu olarak, müebbet ağır hapis cezasınıninfazının 36 yıl üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin yürürlükten kalkankuralın uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu hükümlülerin "çekmelerigereken toplam ceza" yukarda belirtildiği gibi 647 sayılı Yasa'nın 19.maddesinde belirtilmiş olup ve iyi halliler bakımından bu süre 20 yıldır. 4616sayılı Yasa'nın yollama yaptığı süre de iyi hallilik aranmadığından aynı süredir.
Öte yandan, cezalarının 20 yılını çektikten sonra şartlasalıverilen müebbet ağır hapis hükümlülerinin deneme süresinin ne olacağıkonusu üzerinde de durulması gerekmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nun 3756 sayılı Yasa ile değiştirilen 17.maddesinin ikinci fıkrasına göre hakkındaki şartlı salıverme kararı geri alınanve ikinci suçun işlenmesi nedeniyle ceza süresine mahsup edilmeyerek aynençektirilecek sürenin 36 yıl üzerinden hesapedilmesi gerekecektir. TCK'nunanılan kuralında yer alan süre şartla salıverilen müebbet ağır hapis cezasıhükümlüsünün infaza esas süresini değil deneme süresini hesaplayabilmek içingetirilmiş olan bir süredir. Nitekim müebbet ağır hapis cezasının 36 seneüzerinden hesap edilerek infaz edileceğine ilişkin TCK'nun 13. maddesinin sonfıkrası 6.6.1990 gün ve 3653 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda, müebbet ağır hapis cezası hükümlüsünün iyi halliolarak çekmesi gereken toplam ceza 647 sayılı Yasa'nın 19. maddesinde yazılı 20yıldır. Şartla salıverme kararının geri alınması halinde Türk Ceza Yasası'nın17/2. maddesine göre 36 yıl üzerinden hesaplanacaktır.
Bu hükümlü 4616 sayılı Yasa'dan yararlandığında, cezaevindegeçireceği 20 yıllık süreden 10 yıllık indirim yapılacak, geriye kalan 10yıllık cezasını çektiğinde şartla tahliyeye hak kazanacaktır. 4616 sayılıYasa'nın 1. maddesinin 7. bendi uyarınca 647 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesindekiayda altı günlük indirimden de yararlanamayacaktır. İtiraz konusu düzenlemeyegöre, yapılan indirim sonucu 10 yılı tamamlayarak şartla salıverilen hükümlüTCK'nun 17. maddesindeki kural uyarınca 36 yılı dolduruncaya kadar, başka biranlatımla 26 yıllık deneme süresine tabi tutulacak ve bu süreyi suç işlemedentamamladığında cezası infaz edilmiş sayılacaktır.
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendindeki müebbet ağırhapis hükümlüleri ile ilgili kuralın, böyle uygulanması, bu hükümlülerleiçtimaen 36 yıl muvakkat ağır hapis hükümlüleri arasındaki dengeyi tersineçevirmektedir. Kalıcı kurallara göre (647 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesi hariç)20 yıl ceza çekecek olan müebbet ağır hapis cezası hükümlüsü 10 yıl sonraşartla salıverilecek, buna karşılık önceki düzenlemede içtimaen 36 yıla mahkûmolanlar 4616 sayılı Yasa'nın uygulamasıyla 647 sayılı Yasa'nın şartlasalıverilmesine ilişkin 19. maddesine göre hükümlülük süresinden 1/2 indirimyapıldığında ancak 13 yıl, başka bir deyişle müebbet ağır hapis hükümlülerinden3 yıl fazla ceza çekerek şartla salıverilme olanağına kavuşabileceklerdir.
647 sayılı Yasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında,"Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerinegetirilmemesine karar verilenler 30 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasınahükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûmedilmiş olanlar hükümlülük süresinin 1/2'ni; çekmiş olup ta Tüzüğe göre iyihalli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsişartla salıverilirler." denilmektedir. Ancak, Yasa'nın bu açık kuralıkarşısında müebbet ağır hapis cezası hükümlüleri 20 yıllarını iyi halli olaraktamamladıklarında şahsi şartla salıverileceklerdir. Ayrıca 1/2 indirimin müebbetağır hapis cezasına hükümlü olanlar hakkında uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Başvuru kararlarında 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2.bendinde yer alan itiraz konusu bölümle ilgili olarak Yasa'nın 2. maddesindeöngörülen ceza indiriminin 12 yıl olmasına karşın, 1. maddede 10 yıllıkindirimle yetinilmesinin, 1. maddenin 4. bendine göre şahsi hürriyeti bağlayıcıcezanın üst sınırı 10 yılı geçmeyen suçlardan dolayı yapılacak ertelemede hersuç için ayrı ayrı 10 yılın dikkate alınmasına karşın 2. bent uyarınca kesinleşmişhürriyeti bağlayıcı cezalardaki indirimin toplam hükümlülük süresinden birkez ve sadece 10 yıl olarak uygulanmasının ve para cezalarının kapsam dışıbırakılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
2. bent ile Yasa kapsamına giren cezalarda indirim yapılmakta 10yıldan az cezaya mahkûm kimi hükümlülerin diğer koşullarında varlığı halindehiç cezaevine girmeksizin cezalarının infazına olanak tanınmakta ise de, buolanak genel affın tanımında
belirtildiği gibi ceza mahkûmiyetini bütün neticeleri ilekaldırmamaktadır. Düzenlemenin hükümlülere getirdiği yarar cezaevinde kalmasüresini belirli koşullarla kısaltması veya hiç cezaevine girmeden cezanıninfazını sağlamasıdır.
Şartla salıverilmenin en önemli unsurları, cezanın belirli birsüresinin cezaevinde çekilmiş olması ve hükümlünün bu süre içerisinde iyi halgöstermesidir. Oysa 2. bent ile 10 yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmolan hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın salıverilmelerininsağlanması bu düzenlemenin şartlı salıverilme olmayıp kendine özgü bir müesseseolduğunu göstermektedir.
Türk Ceza Yasası'nın 98. maddesine göre cezayı ortadan kaldıranveya azaltan ya da değiştiren bir düzenleme olarak adlandırılan özel affın,toplu ve şartlı olarak getirilmesinin de olanaklı bulunduğu dikkatealındığında, 2. bentte yer alan kuralın, müebbet ve 10 yıldan fazla sürelihükümlülükler bakımından cezadan indirim öngören, tâbi oldukları infazhükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülüksürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülüksüresi dolmuş olanlar bakımından ise, belirli bir süreyle suç işlememe bozucu(infisahi) koşuluna bağlanmış, toplu özel af niteliğindedir.
Her ne kadar, 4616 sayılı Yasa'nın 8. bendi ile Yasa'nın yayımıtarihinden sonra cezaevinin disiplinini bozucu hareketlerinden dolayı disiplincezası almış olanların tüzük hükümlerine göre disiplin cezaları kaldırılmadığısürece 1. madde hükümlerinden yararlanamayacaklarının öngörüldüğü ve buhükümlülerin cezalarının bir kısmını cezaevinde geçirmiş oldukları ilerisürülebilirse de, uygulanma koşulu olarak kabul edilmesi gereken bu durum, 2.bentle getirilen düzenlemenin özel af niteliğinde olduğu yolundaki düşünceyi değiştirmemektedir.
İtiraz konusu kuralın, 3713 sayılı Yasa'nın, geçici 1. maddesi ilegetirilen düzenlemeden farklı yanları vardır. Bilindiği gibi anılan Yasa, 4616sayılı Yasa'da olduğu gibi cezalardan belirli miktarda indirim yapmaklayetinmemiş şartlı salıverilme için hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmişolanların hükümlülük sürelerinin beşte birini çekmiş olmaları koşulunu dagetirmiştir. Bunun anlamı, yasadan yaralanacakların cezaları ne olursa olsunmutlaka bir kısmının cezaevinde geçirilmesinin istenmesidir. Oysa, 4616 sayılıYasa ayırım yapılmaksızın 10 yıllık bir ceza indirimi öngörmekte ve bunabağlı olarak da 10 yıldan az mahkûmiyetlerde cezaevine hiç girmeyen mahkûmlarada şartlı salıverme olanağı sağlamaktadır.
Müebbet ağır hapis cezası hükümlüleri 647 sayılı Yasa'nın 19.maddesine göre çekmeleri gereken 20 yıl cezadan 4616 sayılı Yasa'ya göre 10yıllık indirim yapıldıktan sonra şartla salıverilmeye hak kazanacaklardır. Budurumda kalıcı kurallara göre (647 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesi hariç) 20 yılceza çekecek olan müebbet ağır hapis cezası hükümlüleri 10 yıl sonra şartlasalıverilecek, buna karşılık önceki düzenlemede 18 yıl, yani daha az cezaçekecek olan 36 yıla mahkûm olanlar 4616 sayılı Yasa'nın uygulanmasıyla ancak13 yıl sonra, başka bir deyişle müebbet ağır hapis hükümlülerinden 3 yıl fazlaceza çekerek şartla salıverilme olanağına kavuşabileceklerdir.
Yasa'nın 19. maddesindeki kalıcı düzenlemenin tersine müebbet ağırhapis cezasına mahkûm olanların içtimaen 36 yıl şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaalanlardan daha az ceza çekmeleri sonucunu doğuran 4616 sayılı Yasa'nın 1.maddesinin 2. bendindeki ibarenin, bunlar arasında adaletsiz bir sonuçdoğurduğu açıktır.
Bu nedenlerle, 4616 sayılı Yasa'nın 2. bendinin birinciparagrafının itiraz konusu "şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmedilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcıcezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir"bölümü, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanlar ile şahsi hürriyetibağlayıcı cezaya mahkûm edilenler aynı durumda bulunmadıklarından ibarenineşitlik ilkesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşlere katılmamışlardır.
b- 4. Bendin İncelenmesi
İtiraz konusu bendin birinci paragrafında 23 Nisan 1999 tarihinekadar işlenmiş ve ilgili yasa kuralında öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcıcezanın üst sınırı 10 yılı geçmeyen suçlardan dolayı hazırlık ve son soruşturmaile verilmişse hükmün kesinleşmesinin ertelenmesi, varsa tutuklulukhalinin kaldırılmasına karar verilmesi, bu suçlarla ilgili dosya vekanıtların belirtilen sürelerin sonuna kadar saklanması öngörülmektedir.
Bendin ikinci paragrafında ise ertelemeden sonra konusu kabahatolanlarda 1 yıl, cürüm olanlarda 5 yıl içerisinde aynı cins ya da daha ağırşahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmesi halinde hazırlıkve son soruşturmanın kaldığı yerden devam edeceği ve hükme bağlanacağı, anılankoşulun gerçekleşmemesi durumunda da ertelemeden yararlanan hakkında kamudavası açılmayacağı, açılmış olan davaların ortadan kaldırılmasına kararverileceği belirtilmiştir.
İtiraz başvurularında 4. bentle getirilen düzenlemeninuygulanmasının, aynı tarihte aynı suçu işleyen, ancak Yasa'nın çıkarıldığıtarih itibariyle kendilerine verilen hürriyeti bağlayıcı cezalarıkesinleşenlerle kesinleşmeyenler arasında açık bir eşitsizliğe yol açtığı; kamugücüne sahip yargı ve devlet mekanizmasının bir davayı geç sonuçlandırmışolmasının sorumluluğunun kişilere yüklenmemesi gerektiği; 4616 sayılı Yasa'nınyürürlüğe girdiği tarihte davaları henüz sonuçlanmamış olan kişilere böyle birayrıcalık tanınmasının hiçbir haklı nedeni bulunmadığı gibi bu durumun dürüstdavranmayan, yargılamadan kaçarak ya da başka kusurlu davranışlarla davanınsonuçlanmasını engelleyen kişilerin ödüllendirilmesi anlamına geldiği; budüzenlemenin deneme süreleri bakımından da eşitsizlik doğurduğu; kesinleşmişcezaların toplamı üzerinden indirim yapılmasına karşın, ertelemenin her suçiçin ayrı ayrı uygulanmasının eşitsizliğe neden olduğu; bentte sadece şahsihürriyeti bağlayıcı cezaya değinilmesinin bundan daha hafif olan ağır para vehafif para cezaları için infaz ya da dava ertelemesi getirilmemesinin daha ağırsuç işleyip daha ağır ceza alan kişilerin haklarındaki dava ve cezalarınertelenmesine, daha hafif suç işleyip daha hafif ceza alan kimselerin ise ayrıktutulmasına neden olduğu; davaları ertelenen kişiler için dava zamanaşımısüresinin uzatıldığı; ertelemeyi red hakkının tanınmaması kişilerin yargılanıpberaat etmelerini engelleyeceğinden adil yargılanma haklarını ortadankaldırdığı; bu nedenlerle kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı, 2., 5., 10., 38. ve138. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki"adil yargılanma hakkı" na aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın Başlangıç'ının altıncı paragrafında her Türkvatandaşının onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yöndegeliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu belirtilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasındasayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli birhukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı tutum vedurumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa vehukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,yasaların üstünde yasakoyucunun bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nınbulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36.maddesinde, "Herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkınasahiptir"; denilmektedir.
Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ise "suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" hükmü getirilmiştir.İtiraz konusu kuralla getirilen mahkûmiyetine yeterli kanıt bulunanlarbakımından hükümlülüğün engellenmesi kuralı lehte ise de hazırlıksoruşturması yapılarak kamu davası açmaya yeterli delil bulunamamasıhalinde takipsizlik kararıyla sonuçlandırılabilecekler veya yargılama sonucundaberaat edebilecekler yönünden alehte sonuç doğuracağı açıktır. Hakkında kiminedenlerle yanlışlıkla kamu davası açılmış kişilerin (başkasının kimlikbilgileri verilerek suçla ilgisi olmayan kişiler hakkında kamu davası açılmasıgibi) hukuk devleti olmanın gereği olarak gerçeği savunup aklanabilecekleri sözkonusu olabilecekken dava ertelenmesiyle bu hakları ellerinden alınmışolmaktadır. Bu durumu, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 36. ve 38. maddelerindebelirtilen ilkelerle bağdaştırmak olanaksızdır.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine,Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre yasa önünde eşitlikilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.
Yasa'da birden fazla suç işlenmesi halinde, Yasa'nın yürürlüktarihinden önce cezaları kesinleşenlerin toplam hükümlülüklerinden 2. bentuyarınca yalnız bir kez 10 yıllık indirim yapılmasına karşın, henüzyargılamaları sürenler bakımından her davanın açılması veya kesin hükmebağlanmasının ertelenmesi öngörülmüştür. Ayrıca cezası 10 yıldan az olupta aynısuçu işleyerek hakkında hüküm verilenler 2. bent uyarınca cezası hiç infazedilmeden şartla salıverilip ceza süresi kadar deneme süresine tabi olacakkenhenüz yargılaması devam ederken soruşturması ertelenenler suç kabahatise 1 yıl, cürüm ise 5 yıl deneme süresine tabi tutulacaklardır.
Öte yandan, sadece şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalarla ilgilidavanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karşın, şahsihürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte uygulanacak para cezaları ile yalnız kamupara cezalarını gerektiren suçlar yasa kapsamına alınmamıştır.
Zamanaşımı yönünden ise, bu düzenlemeyle, başlangıcıicra olunmuş cürüm ile kabahatler hakkında fiilin vuku gününden, teşebbüsolunan veya icra ve ikmal olunamayan cürümler hakkında son fiilin işlendiğitarihten, mütemadi ve müteselsil cürümler hakkında temadi ve teselsülün bittiğigünden başlatılan dava zamanaşımı süresinin davası ertelenen kişiler ileertelenmeyen kişiler arasında farklı durumların yaratılmasına yol açacağıkuşkusuzdur.
Aynı tarihte aynı suçu değişik yerlerde işleyen iki kişiden birihakkındaki yargılamanın soruşturmayı yapan organlar tarafından kısa süredesonuçlandırılarak kesin hükümle bitirilmesi ve sanığın hükümlü statüsünegeçmesine karşın, ikinci kişinin kaçması ya da kimi nedenlerle yargılamayıgüçleştirecek gayretler içerisinde olması veya yargılayanların çeşitlinedenlerle yargılamayı sonuçlandıramaması halinde o kişinin sanık sıfatındakalacağı, bunun da Yasa'nın uygulaması bakımından aynı suçu işleyenler arasındafarklı sonuçlar doğuracağı açıktır.
Bu durumda itiraz konusu 4. bendin Anayasa'nın Başlangıç'ı 2.,36., 38. maddeleri yanında 10. maddesine de aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5. ve 138. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
c- 5. Bendin İncelenmesi
İtiraz başvurularında, kapsama alınmış olan benzer ve daha ağırnitelikteki suçlar ile benzer ve daha hafif nitelikteki suçlar arasındakarşılaştırmalar yapılarak bentteki düzenlemenin Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
Ceza hukuku ve tamamlayıcısı olan infaz hukuku alanındayasakoyucunun, suçların önlenmesi kimi fiillerin suç olarak tanımlanması ya dasuç olmaktan çıkarılması, konulacak cezaların ağırlaştırılıp hafifletilmesi,cezaların yerine getirilmesi koşullarının toplumun gelişimine ve suçlularıniyileştirilmesine yönelik olarak yeniden belirlenmesi özel ve genel afçıkarılması hususlarında kamu yararı amacıyla düzenlemeler yapma konusundatakdir hakkı vardır. Ancak bu takdir hakkı Anayasa ve evrensel hukukkurallarıyla sınırlıdır.
aa) 5. Bendin (a) Alt Bendinin İncelenmesi
(a) alt bendinde Türk Ceza Yasası'nın kimi maddelerindeki suçlarsayılarak kapsam dışı bırakılmıştır.
Türk Ceza Yasası'nın (ikinci kitab)ında, yasakoyucu suç saydığıaynı cins ve benzer nitelikteki fiilleri bap ve fasıl başlığı altındagruplandırarak ceza yaptırımına bağlamıştır. Başka bir anlatımla, benzer suçtiplerini belirli bir disiplin altında ve gerektiğinde fasıllar arasında ortakdüzenlemelerle cezanın artırım ve indirim kurallarını da belirterek suçlararasında tutarlı bir sınıflandırma yapmıştır. Bu bağlamda Türk Ceza Kanunu'nun86. maddesinde de hangi suçların aynı cinsten oldukları belirlenmiştir.
Anayasal denetimde bu sınıflandırmanın yanısıra benzer hukukiyararları koruyan ya da benzer içerik ve yapıdaki suçların kimi nedenlerleYasa'nın farklı bap ve fasıllarında veya ceza kuralları taşıyan kimi yasalardadüzenlenmiş oldukları da gözönüne alınmıştır.
Türk Ceza Yasası'nın 188., 191. Maddeleri Yönünden İnceleme
(a) alt bendi ile istisnalar arasında sayılan ve "emredicicebir - şartlı tehdit" suçunu düzenleyen 188. madde ile "tehdit"suçunu düzenleyen 191. madde, "Hürriyet Aleyhinde İşlenen Cürümler"başlıklı 2. babın "Şahsın Hürriyeti Aleyhine Cürümler" başlıklı 3.faslında yer almaktadır. Bu maddelerin aynı fasılda bulunan 192. madde ilebirlikte kapsam dışında bırakılmalarına karşın, 3. fasılda yer alan diğersuçlar kapsam içine alınmışlardır.
Türk Ceza Kanunu'nun 188. ve 191. maddelerine ilişkin itirazbaşvurularında, aynı fasıldaki suçlar ve bu suçların unsurunu oluşturduğu diğersuçlarla karşılaştırmalar yapılarak daha ağır suçlar kapsama alınırken busuçların istisnalar arasında sayılmasının Anayasa'nın 2. ve10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Türk Ceza Yasası'nın 188. ve 191. maddeleriyle aynı fasılda yeralan ve kimileri daha fazla ceza yaptırımı içeren suçlar 4616 sayılı Yasakapsamında olduğu gibi, bu suçların unsur olarak içerisinde bulunduğu aynıfasıldaki "kişi hürriyetinden mahrumiyet" suçuna ilişkin 179.maddesi, diğer fasıllardaki "gasp" suçunu düzenleyen 495. maddesi,"zorla kadın kaçırma" suçuna ilişkin 429. maddesi, "reşitolmayan bir kimseyi kaçırma veya bir yer alıkoyma" suçunailişkin 430. maddesi, "Hükümete müracaata muktedir olduğu ahvaldeiddia eylediği bir hakkı istihsal maksadiyle eşya üzerinde kuvvet sarfiyle veyaşahıslara karşı tehdit, şiddet istimal ederek hak alma" suçuna ilişkin308. maddesi, "cebir ve şiddet yahut tehdit ile sanat veya ticaretserbestisini tahdit veya menetme" suçuna ilişkin 201. maddesi gibi suçlarYasa kapsamına alındığı halde, 188. ve 191. maddeler ayrık tutulmuş, başka biranlatımla, benzer nitelikteki daha ağır suçları işleyenler için getirilmişolanaklar anılan suçları işleyenlere tanınmamıştır.
Böylece 188. ve 191. madde kapsamına girenler yönünden adaletsizbir sonuç yaratılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, kural bu yönden Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe katılmamışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 202., 209. ve 219. Maddeleri Yönündenİnceleme
İtiraz başvurularında, Türk Ceza Kanunu'nun 202., 209. ve 219.maddelerindeki suçların Yasa'nın kapsamı dışında tutulmalarının Anayasa'nın 2.ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Bu maddeler Türk Ceza Yasası'nın "Devlet İdaresi Aleyhindeİşlenen Cürümler" başlıklı 3. babının ilk üç faslında düzenlenmiştir. Bufasıllarda yer alan suçlar, fasıl başlıklarından da anlaşılabileceği gibi,basit ve nitelikli zimmet ile devlet alım ve satımlarında menfaat sağlama,irtikap ve rüşvete ilişkindir. Bunlardan yalnız 1. fasıldaki denetim göreviniihmalle zimmete sebebiyet vermeye ilişkin 203. madde 4616 sayılı Yasa kapsamınaalınmıştır. Bu maddede belirtilen suç ile Türk Ceza Kanunu'nun 230. maddesindedüzenlenen görevi ihmal suçunun ihmali davranışlarla işlenen suç olmaları veaynı bap ve fasıllarda yer alan itiraz konusu yasa maddelerinin daha ağırcezalar içermeleri, korudukları hukuki yarar gözetildiğinde 202., 209. ve 219.maddelerin kapsam dışında bırakılması hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.Buna ilişkin itirazın reddi gerekir.
Konunun 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe değişik gerekçe ilekatılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 240. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında aynı fasıldaki daha ağır cezayı gerektirensuçlar ile Askerî Ceza Yasası'nın 144. maddesinde yer alan aynı niteliktekisuçlar yasa kapsamına alındığı halde 240. maddenin kapsam dışındabırakılmasının Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi "Devlet İdaresi Aleyhindeİşlenen Cürümler" başlıklı 3. babın, "Memuriyet ve Mevki NüfuzunuSuiistimal Edenler ve Memuriyet Vazifelerini Yapmayanlara Ait Cezalar"başlıklı 4. faslında yer almaktadır. Bu fasıldaki unsurları ve cezaları değişiksuçlardan yalnız görevin genel nitelikte kötüye kullanılması suçuna ilişkin240. madde istisnalar arasında sayılmıştır. Aynı fasılda yer alan ve görevinkişilere karşı kötüye kullanılması olarak adlandırılan, cezasının üst haddi dedaha fazla olan (muamelede hususi maksat veya siyasi saik veya sebep mevcutise) 228. madde ve hâkimlerin nüfuz, emir ve iltimasa müsteniden tesir altındakarar vermeleri suçu olarak adlandırılan ve cezası "iki seneden beş seneyekadar hapis ve hâkimlik hizmetinden müebbet mahrumiyet" olan 233. maddeile aynı nitelikte olup Türk Ceza Kanunu'nun 240. maddesindeki cezanınartırılarak verilmesini öngören 1918 sayılı Yasa'nın 38. maddesindeki görevikötüye kullanma suçunun 4616 sayılı Yasa kapsamına alınmasına karşın, itirazkonusu 240. maddenin alınmamasına ilişkin düzenlemenin adil olduğu söylenemez.Öte yandan 1632 sayılı Askeri Ceza Yasası'nın 144. maddesinde düzenlenenaskerlerin görevi kötüye kullanmalarına ilişkin suçun 4616 sayılı Yasakapsamına alınmasına karşın Türk Ceza Yasası'nın genel nitelikteki 240.maddesinin kapsam dışında tutulmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesiylebağdaşmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, (a) alt bendi Türk Ceza Kanunu'nun 240.maddesi yönünden Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ve 2. maddesindeki hukukdevleti ilkelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe katılmamışlardır.
Türk Ceza Kanunu'nun 243. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında aynı fasılda yer alan 245. madde ile 9.babın 1. faslında düzenlenen ve işkence ile öldürme suçunu düzenleyen Türk CezaYasası'nın 450. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsama alınması karşın 243.maddesinin kapsam dışında bırakılmasının Anayasa'nın eşitlik ve hukuk devletiilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1982 Anayasası'nın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3.maddesine koşut 17. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kimseye işkence veeziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veyamuameleye tabi tutulamaz" denilmiş, bu kuralı hayata geçirmek için de ençok korunmaya layık insan yaşamı ve onurunu güvenceye almak amacıyla "işkence"suçuna ilişkin Ceza Yasası'nın 243. maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Türk Ceza Yasası'nın "Devlet İdaresi Aleyhinde İşlenenCürümler" başlıklı 3. babının "Hükümet Memurları Tarafından EfradaKarşı Yapılacak Sui Muameleler" başlıklı 6. faslında yer alan, unsurlarıve cezaları değişik suçlardan yalnız 243. madde kapsam dışı bırakılmıştır. 243.maddede "Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsîdavacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesiniengellemek, şikâyet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut şikâyet veyaihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi birsebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsanî veya haysiyet kırıcımuamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadarağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezasıverilir. Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 nci, sair hallerde 456 ncımaddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya kadarartırılır." denilmektedir. Bu maddede 4449 sayılı Yasa ile değişiklikyapılarak, aynı fasıldaki diğer suçlar için öngörülen cezaların üst sınırıartırılarak ilk fıkra için 5 yıl olan süre 8 yıla kadar ağır hapis cezasıolarak değiştirilmiştir. İkinci fıkrada ise, fiil neticesinde ölümüngerçekleşmesi halinde 452., diğer hallerde de 456. maddeye göre verilecekcezanın üçte birden yarıya kadar artırılması öngörülmüştür.
21.4.1988 gün ve 3441 sayılı Yasa'yla uygun bulunan ve BakanlarKurulu'nun 16.6.1988 günlü, 88/13023 kararıyla onaylanan "İşkenceye veDiğer zalimane; İnsanlık Dışı Ya Da Küçültücü (Onur Kırıcı) Muamele Ya DaCezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi"nin 1. maddesinde işkence,"bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediğiveya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıylabilgi veya itiraf elde etmek için veya ayırım gözeten herhangi bir sebepdolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsınteşviki veya rızası veya muvafakatı ile uygulanan fiziki veya manevi ağır acıveya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerinuygulanmasından doğan tabiatında olan veya arızi olarak husule gelen acı veızdırabı içermez" biçiminde tanımlanmış; Sözleşme'nin ikinci maddesinde,işkencenin engellenmesi için tüm önlemlerin alınması taraf devletler içinyükümlülük olarak getirilmiş, işkencenin uygulanması ve haklılığının hiçbirgerekçesinin olamayacağı vurgulandıktan sonra 4. maddesinde, sözleşmeye tarafher devletin tüm işkence eylemlerini kendi ceza kanununa göre suç sayacağıve fiillerin ağırlıklarını dikkate alarak uygun yaptırımlarla cezalandıracağıbelirtilmiştir.
Koruduğu hukuki yarar bakımından diğer tüm suçlardan farklınitelikte olan işkence suçunun, kamu düzeni ve kamu güvenliği gibi amaçlarla4616 sayılı Yasa kapsamı dışında bırakılmasında hukuk devleti ilkesineaykırılık yoktur. Öte yandan Türk Ceza Yasası'nın 450. maddesinin üçüncüfıkrasında belirtilen işkenceyle adam öldürme suçunun Yasa kapsamına alınmasınakarşın, 243. maddesinin alınmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ilerisürülmüşse de; 243. maddenin kamu gücüne dayanarak görev ve yetkisini kötüyekullanan memurlarca işlenebilen suçlara ilişkin olması, 450. maddesinin üçüncüfıkrasında ise herkesçe işlenebilecek suçları içermesi nedeniyle eşitlik ilkesiyönünden karşılaştırılamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle, kural Türk Ceza Yasası'nın 243. maddesi yönündenAnayasa'ya aykırı değildir. İtirazların reddi gerekir.
Bu görüşe Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeylekatılmışlar, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve RüştüSÖNMEZ ise katılmamışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 264. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınan ve dahaağır ceza öngören suçlarla karşılaştırma yapılarak, 264. maddenin kapsamdışında bırakılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
264. madde Türk Ceza Yasası'nın "Devlet İdaresi Aleyhindeİşlenen Cürümler" başlıklı 3. babının, "Hükümete Karşı Şiddet veMukavemet ve Kanunlara Muhalefet" başlıklı 8. faslında yer almaktadır.
264. maddede "Her kim ait olduğu merciden ruhsat almaksızındinamit veya bomba veya buna benzer yıkıcı veya öldürücü alet veya barut vebenzeri ateşli ecza yapar veya bunları yabancı bir ülkeden Türkiye'ye sokarveya sokmaya aracı olur veya ülke içinde bir yerden diğer bir yere götürür veyayollar veya götürmeye bilerek aracılık ederse, beş yıldan sekiz yıla kadarhapsolunur ve kendisinden onbeşbin liradan altmışbin liraya kadar ağır paracezası alınır.
Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacı ile teşekkül vücudagetirenlerle yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçenfıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında on yıldan onbeş yıla kadarağır hapis ve ellibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
İkinci fıkradaki hal dışında, iki veya daha çok kimselerin topluolarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde sekiz yıldan onikiyıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağırpara cezası hükmolunur.
Birinci fıkrada yazılı eylemleri işlemek amacıyla iki veya dahaçok kimselerin önceden anlaşıp birleşmeleri teşekkül sayılır.
Ruhsatsız bu gibi şeyleri taşıyanlar veya bulunduranlar veyasatanlar veya satmaya çalışanlar veya alanlar üç yıldan beş yıla kadar ağırhapis, onbin liradan yirmibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.Bu şeylerin cins ve miktar itibariyle vahamet göstermesi halinde beş yıldansekiz yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan aşağı olmamak üzere ağırpara cezası hükmolunur. Mahkemece bunların cins ve miktarının önemsiz sayılmasıve failin meslek, kişilik ve ahlâkı eylemleri yönünden tehlikesiz sayılmasıhalinde hükümolunacak ceza bir aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan üçbinliraya kadar ağır para cezasıdır.
Birinci fıkrada yazılı şeyleri, meskûn yerde veya çevresinde yadahalkın gelip geçtiği bir yerde ateşleyenler veya patlatanlar yahut bırakanlar,eylemleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde beş yıldan aşağı olmamaküzere hapis cezası ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıylacezalandırılırlar. Suçun halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde veya kamuhizmetlerinin görülmesine ayrılmış binalarda işlenmesi halinde, suç daha ağırbir cezayı gerektirse bile ayrıca bu eylemden dolayı aynı cezaya hükmolunur.
Her kim korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde her ne amaçve nedenle olursa olsun, meskûn bir yerde veya çevresinde veya özel veya resmiveya genel yapılara ya da her türlü taşıt araçlarına ya da halkın toplu olarakbulundukları diğer yerlere silahla ateş ederse, eylem başka bir suçu oluştursabile ayrıca iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve beşbin liradan az olmamaküzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.
Yukarıdaki iki fıkrada yazılı eylemler, iki veya daha çok kişitarafından birlikte veya taşıt aracı veya suçun icrasını kolaylaştırıcı başkacaaraçlar kullanarak işlenirse cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarakhükmolunur." denilmektedir.
Bu maddenin bazı fıkralarında belirtilen suçlar aynı fasıldakikimi suçlardan daha hafif ceza yaptırımına bağlanmış ise de, 8. fasılda aynıtür içinde kabul edilemeyecek suçlara da yer verilmesi ve itiraz konusumaddedeki suçun topluma yönelik olması, yaratacağı tehlikeler gözetildiğindekapsam dışı bırakılmasında Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle bu görüşekatılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 298. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında daha ağır cezayı gerektirebilecekhükümlülerin firar suçları yasa kapsamına alındığı halde tutukluların firarsuçunu daha hafif yaptırıma bağlayan Türk Ceza Yasası'nın 298. maddesininistisnalar arasına alınmamasının eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Yasa'nın kapsamı dışında bırakılan 298. maddesi ile kapsama alınan299. maddesi aynı hukuki yararı koruyan tutuklu ve hükümlülerin cezaevindenkaçmalarını cezai yaptırıma bağlayan maddelerdir. Her iki maddede suç olarakbelirlenen eylemler benzer niteliktedir. Ancak daha ağır ceza öngören 299.madde yasa kapsamına alındığı halde daha hafif ceza öngören 298. madde kapsamdışı bırakılmıştır.
Bu durumun Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesiylebağdaşmadığı açıktır. İptali gerekir.
Mustafa BUMİN, Ali HÜNER ve Ertuğrul ERSOY bu görüşekatılmamışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 313. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi'nin 3713 sayılı Yasahakkında verdiği karar gözetildiğinde 313. maddenin kapsam dışındabırakılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İstisnalar arasında sayılan, "Cürüm İşlemek İçin TeşekkülMeydana Getirme" suçunu düzenleyen 313. madde Türk Ceza Yasası'nın"Ammenin Nizamı Aleyhine İşlenen Cürümler" başlıklı 5. babının"Cürüm İşlemek İçin Teşekkül Meydana getirenler" başlıklı 2. faslındayer almaktadır.
313. maddenin birinci fıkrasında, cürüm işlemek amacıyla teşekküloluşturanlar ile bu teşekküllere katılanlar hakkında 1 yıldan 2 yıla kadar ağırhapis cezası öngörülmüş, diğer fıkralarda eylemin daha ağır şekilleri veağırlaştırıcı nedenleri belirtilmiştir.
3713 sayılı Yasa'da öngörülen şartla salıverilmedenyararlanabilmeleri için hükümlüler ile tutuklu ve tutuksuz yargılananlarınhüküm giymeleri halinde bu yasada öngörülen süreyi cezaevinde geçirmelerikoşulu arandığı halde 4616 sayılı Yasa'dan yararlanabilmek için böyle bir koşulöngörülmemiştir. 4616 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin şartlı af niteliğiağır basan kendine özgü bir düzenleme olması nedeniyle farklı kurallar getirenyasaların eşitlik ilkesi yönünden karşılaştırılarak sonuca varılması olanaklıdeğildir.
Türk Ceza Yasası'nın 313. maddesinde düzenlenen eylemlerinağırlığı ve koruduğu hukuki yarar gözetildiğinde bu maddenin kapsam dışındabırakılmasında Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenlerle, kurala yönelik itirazın reddi gerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle katılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 339., 342., 343., 345., 346. ve 347.Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, yasa kapsamındaki kimi suçlarlakarşılaştırmalar yapılarak düzenlemenin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İstisnalar arasında sayılan 333., 342., 343., 345., 346. ve 347.maddeler Türk Ceza Kanunu'nun "Ammenin İtimadı Aleyhinde Cürümler"başlıklı 6. babının "Evrakta sahtekârlık" başlıklı 3. faslında yeralmaktadır. Bu fasılda yer alan tüm suçlar istisnalar arasında sayılarak 4616sayılı Yasa kapsamı dışında tutulmuştur.
3. fasılda yer alan itiraz konusu kurallar şunlardır:
-Memurun resmi belgede sahtecilik suçu (TCK'nun 339. maddesi),
-Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahtecilik suçu (TCK'nun342. maddesi),
-Kişinin, resmi bir varaka tanzimi esnasında kendisinin veyabaşkasının hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunması suçu (TCK'nun343. maddesi),
-Hususi belgede sahtecilik suçu (TCK'nun 345. maddesi),
-Sahte belgeyi kullanmak suçu (TCK'nun 346. maddesi),
-Cezayı azaltan haller (TCK'nun 347. maddesi),
Üçüncü fasıl, özel ve resmi evrak ayrımı yapılmaksızın evraktasahtecilik suçlarını düzenlemektedir.
Fasılda yer alan aynı tür suçlar arasında ayırım yapılmaksızın tümsuçların kapsam dışı bırakılmasında bu suçların hukuki nitelikleri, cezamiktarları ve korudukları hukuki yararlar gözetildiğinde, itiraz konusudüzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, bu düzenlemenin 3713 sayılı Yasa'da olduğu gibi şartlasalıverilme yasası niteliğinde değil af özelliği ağır basan kendine özgü biryasa olması nedeniyle hükümlüler arasında ayrım yapılamayacağı yolundaki savdayerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle, itiraz konusu maddeler yönünden istemin reddigerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe değişik gerekçeylekatılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 366. ve 367. Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularda, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınmış olan dahaağır cezalar içeren ve daha vahim nitelikteki suçlarla karşılaştırmalaryapılarak 366. ve 367. maddelerinin kapsam dışında bırakılmasının Anayasa'nın2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İstisnalar arasında sayılan, "resmi artırma-eksiltmeye hilekarıştırma" suçunu düzenleyen 366. madde ile "malartırma-eksiltmesine hile karıştırma" suçuna ilişkin 367. madde Türk CezaKanunu'nun "Ammenin İtimadı Aleyhine İşlenen Cürümler" başlıklı 6.babının "Ticaret ve Sanayie ve Müzayedeye Hile ve Fesat Karıştırmak Cürümleri"başlıklı 5. faslında yer almaktadır. Bu fasılda yer alan suçlar,başlığından da anlaşılabileceği gibi, ticaret ve sanayie ve müzayedeye hile vefesat karıştırmakla ilgili suçlardır. Bunlardan yalnızca artırma veeksiltmelere hile karıştırmaya ilişkin 366. ve 367. maddeler 4616 sayılıYasa'nın kapsamı dışında bırakılmıştır.
İtiraz konusu kuralların yasa kapsamına alınmamasında, bu suçlarınaynı fasıldaki kapsama alınan diğer suçlardan farklı nitelikte olması,korudukları hukuki yarar, kamu yararı ile kamu güvenliği gözetildiğindeAnayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenle 366. ve 367. maddeler yönünden itirazın reddi gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU ve AhmetAKYALÇIN bu görüşe katılmamışlardır.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçe ile bu görüşekatılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 383. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınan ve dahaağır ceza öngörülen suçlarla karşılaştırma yapılarak taksirli suç olması nedeniyledaha hafif cezayı gerektiren 383. maddenin kapsam dışında bırakılmasınınAnayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
383. madde, Türk Ceza Yasası'nın "Ammenin Selâmeti Aleyhindeİşlenen Cürümler" başlıklı 7. babının, "Yangın, Su Baskını ve Gark veSair Büyük Tehlikelere Müteallik Cürümler" başlıklı 1. faslında yeralmaktadır. Aynı fasılda yer alan diğer tüm suçlar 4616 sayılı Yasa kapsamınaalınırken bu madde kapsama alınmamıştır. Bu fasılda düzenlenen suçlardan hemenhepsi maddedeki suça göre, koruduğu hukuki yarar nedeniyle daha ağır cezayaptırımına bağlanmıştır. Maddede düzenlenen ve taksirle işlenen bu suçun aynıfasılda kasıtla işlenen ve daha ağır ceza gerektiren diğer suçlardan ayrılarak4616 sayılı Yasa kapsamı dışında bırakılmasının makul, adil ve anlaşılabilirhaklı nedeni bulunmamaktadır.
Bu nedenle, kural 383. madde yönünden Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe katılmamışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 403. Maddesi İle 404. Maddesinin İkinciFıkrası Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınan ve dahaağır ceza öngörülen suçlar Yasa kapsamına alınmasına karşın daha hafifnitelikteki 403. ve 404. maddenin ikinci fıkrasındaki suçların kapsam dışındabırakılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İtiraz konusu kurallar Türk Ceza Yasası'nın "Ammenin SelâmetiAleyhinde Cürümler" başlıklı 7. babının, "Umumun Sıhhatine, Yenecekve İçilecek Şeylere Müteallik Cürümler" başlıklı 3. faslında yeralmaktadır.
İstisnalar arasında sayılan 403 ilâ 408. maddeler fasıl içerisindeuyuşturucu maddelerle ilgili suçları düzenlemektedir. 403. maddede uyuşturucumaddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imali, ithali, ihracı, satışı,nakli ve tedariki yasaklanarak ağır yaptırımlara bağlanmakta, uyuşturucununeroin, kokain, baz morfin ve morfin olması halinde cezaların bir katı oranındaartırılacağı ve yine bu suçların teşekkül ya da topluluk halindeişlenmesi de artırma nedeni olarak sayılmıştır. Maddede onsekiz yaşınıbitirmeyen küçüklerin veya ceza ehliyetine sahip bulunmayanların belirtilensuçlarda kullanılması bu fiillerin teşekkül halinde işlenmesi ağırlaştırıcıneden kabul edilmiş ve uyuşturucu maddeleri sahte reçete ile alanlara da 1yıldan üç yıla kadar hapis ve ağır para cezası verilmesi öngörülmüştür.
404. maddenin ikinci fıkrasında ise, uyuşturucu maddelerikullananlar ile bu maksatla yanında bulunduranlara 1 yıldan 2 yıla kadar hapiscezası verileceği belirtilmiştir.
3. fasılda yer alan 403 ilâ 408. maddelerde belirtilen suçlaruyuşturucu maddelerle ilgilidir. Bunlara ilişkin fiillerin, kişilerin ruhsal vebedensel sağlığı üzerinde yarattığı tehlikeler gözetildiğinde, kamu sağlığı vekamu düzeni gerekçesiyle itiraz konusu 403. madde ile 404. maddesinin ikincifıkrasının Yasa'nın kapsamı dışında bırakılması Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle bu görüşekatılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 414., 415., 416., 417. ve 418. MaddeleriYönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınan ve dahaağır ceza öngörülen suçlarla karşılaştırma yapılarak, 414 ilâ 418. maddelerdekisuçların kapsam dışında bırakılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurallar Türk Ceza Yasası'nın "Adabı Umumiye veNizamı Aile Aleyhinde Cürümler" başlıklı 8. babının, "Cebren IrzaGeçen, Küçükleri Baştan Çıkaran ve İffete Taarruz Edenler" başlıklı 1.faslında yer almaktadır.
İstisnalar arasında sayılan 414. maddenin birinci fıkrasında, 15yaşını bitirmeyen küçüğün ırzına geçme, ikinci fıkrasında ise cebir ve şiddetveya tehdit kullanılmak suretiyle veya akıl veya beden hastalığından veyafailin fiilinden başka bir sebepten dolayı veya failin kullandığı hilelivasıtalarla fiile mukavemet edemeyecek halde bulunan 15 yaşını bitirmeyenküçüğün ırzına geçme; 415. maddesinde 15 yaşını bitirmeyen küçüğün ırz venamusuna tasaddi ve bu fiil ve hareketlerin 414. maddenin ikinci fıkrasındayazılı şartlar içinde işlenmesi; 416. maddenin birinci fıkrasında, 15 yaşını bitirenbir kimsenin cebir ve şiddet veya tehdit kullanmak suretiyle ırzına geçenveyahut akıl veya beden hastalığından veya kendi fiilinden başka bir sebeptenveya kullandığı hileli vasıtalardan dolayı fiile mukavemet edemeyecek bir haldebulunan kimsenin ırzına geçme, ikinci fıkrasında aynı kimsenin 416. maddeninbirinci fıkrasında belirtilen şartlar içinde ırz ve namusuna tasaddi, sonfıkrasında ise reşit olmayan bir kimse ile rızaen cinsel münasebette bulunmafiilleri yaptırıma bağlanmakta; 417. maddede cezayı artıran şahsa bağlı haller;418. maddede de cezayı artıran fiile bağlı haller düzenlenmektedir.
Bu fasılda yer alan ve 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunan dahahafif ceza yaptırımına bağlanan suçlar ise "alenen hayasızca vaz'uharekette bulunmak", "açık yerlerde veya halkın suhuletle muttaliolabileceği yarı açık mahallerde fuhuş maksadıyla kadın oynatmak veoynamak", "söz atma, sarkıntılık", "hile ile kadınlarınbulunduğu mahallere girme", "evlenme vaadiyle kızlık bozma","müstehcen hareketler", "müstehcen şey yazma ve yayınlama","halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik veistismar eder nitelikte, genel ahlâka aykırı müstehcen şarkı, haysiyetedokunacak şekilde matbua satışı"dır.
İtiraz konusu kuralların nitelikleri ve korudukları hukukî yarargözetilerek daha ağır ceza yaptırımına bağlanması nedeniyle kapsam dışındabırakılmasının kamu düzeni ve kamu yararı gerekçesine dayandığı sonucunavarılmıştır.
Bu nedenle itiraz konusu kurallar yönünden Anayasa'nın 2.maddesine aykırılık yoktur. İtirazın reddi gerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşlere değişik gerekçeylekatılmışlardır.
Türk Ceza Yasası'nın 503. ve 504. Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınan ve dahaağır ceza yaptırımı gerektiren suçların Yasa kapsamına alınmasına karşın 503.ve 504. maddelerdeki suçların kapsam dışında bırakılmasının Anayasa'nın 2. ve10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurallar Türk Ceza Yasası'nın "Mal AleyhindeCürümler" başlıklı 10. babının, "dolandırıcılık ve iflas"başlıklı 3. faslında yer almaktadır.
Bu fasılda yer alan 503. maddede "hile ve desiseler yaparakbir kişiyi veya ehliyetsizleri dolandırma", 504. maddede "mevsufdolandırıcılık", 506. maddede "hileli müflis", 507. maddede ise"taksiratlı müflis"ler için ceza yaptırımı öngörülmüştür. Fasılda yeralan suçlardan sadece 507. madde kapsama alınmıştır.
Türk Ceza Yasası'nın 414 ilâ 418. maddesine yönelik red gerekçesibu bölüm içinde geçerli olduğundan itirazın reddi gerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle bu görüşekatılmışlardır.
bb- 5. Bendin (b) Alt Bendinin Askerî Ceza Yasası'nın 79., 81.,88., 91. ve 131. Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, daha ağır cezayı gerektiren suçlarınkapsama alınmasına karşılık anılan maddelerin kapsam dışında bırakılmasınınAnayasa'nın eşitlik ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
(b) alt bendinde Askeri Ceza Yasası'nın kimi maddelerindeki suçlarsayılarak kapsam dışı bırakılmıştır.
Askerî Ceza Yasası'nın 79., 80. ve 81. maddelerinin oluşturduğu 4.faslındaki tüm suçlar Yasa'nın kapsamı dışında bırakılmıştır.
Bu fasılda yer alan suçların ortak özelliği kendini veya başkasınıaskerliğe yaramayacak hale getirmek veya askerlikten kurtulmak için hileyaparak askerlik hizmetinden kurtulmayı önlemek amacına yönelik olmasıdır.
Beşinci fasıldaki 88. madde toplu asker karşısında veya hizmettensavuşmak için veya silahlı iken yapılan itaatsizlik suçunu; 91. madde ise amirve üsse fiilen taarruz ve taarruza teşebbüs suçunu düzenlemektedir. Bu fasıldayer alan suçlar askeri itaat ve disiplini bozan suçlardır. Bu suçlardan yasakapsamına alınanlar diğerlerine göre daha hafif cezaları gerektiren ve SilahlıKuvvetlerin düzeni yönünden önemli görülmeyen suçlardır.
Sekizinci fasıldaki mallara karşı yapılan cürümler arasında yeralan Askerî Ceza Kanunu'nun 131. maddesi ile askeri bir hizmet yaparken veyavazifeyi suistimal ederek bir hizmet veya vazifeden ötürü tevdi veya emanetedilmiş olan para veya eşyayı, kendisine tevdi veya emanet edilmemiş olsadahi her türlü askeri eşyayı çalanlar, zimmetine geçirenler, ihtilas edenler,satanlar, rehine verenler, bunları bilerek rehin kabul edenlercezalandırılmaktadır. Bu fasılda yer alan ve yasa kapsamına alınan mala karşıişlenen diğer suçlar Askerî Ceza Kanunu'nun 131. maddesine göre daha basitve daha hafif cezalar gerektiren suçlardır.
Belirtilen özellikleri gözetildiğinde itiraz konusu kurallarınaskerlik mesleğinin ve hizmetinin gereği gibi yerine getirilmesini sağlamayayönelik ve bu yönü ile diğer ceza yasalarındaki suçlardan farklı olmaları vebunların kendi fasıllarındaki suçlardan daha ağır cezayı gerektirmelerinedeniyle kapsam dışında tutulmalarında Anayasa'nın 2. maddesine aykırılıkyoktur. İtirazın reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Bu görüşe Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeylekatılmışlardır.
cc- 5. Bendin (c) Alt Bendinin Kaçakçılığın Men ve Takibine DairKanun'un 27. ve 33. Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, daha ağır ceza gerektiren suçlarla 1918sayılı Yasa'da öngörülen diğer suçlar 4616 sayılı Yasa kapsamına alındığı haldeinceleme konusu kuralların istisnalar arasında sayılmasının ve şartlasalıverilme yönünden de hükümlüler arasında ayırımyapılmasının Anayasa'nın Başlangıç'ı, 2., 10. ve 11. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunu'nun; 27.maddesinin birinci fıkrasında, "Kaçakçılık maksadıyla teşekkül vücudagetirenler ile idare edenler veya teşekküle mensup olanlar tarafındanişlenmesi", ikinci fıkrasında, "Birinci fıkradaki hal dışında ikiveya daha fazla kimselerin toplu olarak kaçakçılık yapmaları", 33.maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, kaçakçılık cürümlerine veyateşekküllerine, faillerin hal ve sıfatlarını bilerek yardım edenler, üçüncüfıkrasında ise cezanın artırım ve indirim nedenleri düzenlenmiştir.
33. madde artırım ve indirim maddesi olup Yasa'nın 25., 26. ve 27.maddelerindeki kaçakçılık suçlarına veya teşekküllerine faillerin hal vesıfatını bilerek yardım edenlerin asıl faillerin cezalarının yarısı kadar,yardım edenin memur olması halinde asıl fail gibi cezalandırılacağı, son fıkraile de kaçak eşya ve maddenin değeri itibarıyla da yapılacak indirim ve artırımdüzenlenmiştir.
1918 sayılı Yasa ile kaçakçılık fiillerinin yasaklanmasınınnedeninin, bu suçların topluma yönelik olarak doğuracağı sosyal tehlike, iç vedış güvenliğin korunması ve ekonomik hayatın düzenlenmesi olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle, 1918 sayılı Yasa'nın içerdiği suç tipleri,koruduğu hukuki yarar, unsur ve nitelikleri gözetildiğinde diğer yasalardakisuç türleriyle karşılaştırılamayacağı açıktır.
Öte yandan daha hafif cezayı gerektiren Yasa'nın 25. maddesindeferdi kaçakçılık, 27. maddesinde ise daha ağır yaptırımlara bağlanan toplu veteşekkül halinde kaçakçılık suçları düzenlenmektedir. Bu nedenle, farklı fiilleridüzenleyen iki madde karşılaştırılarak daha hafif cezayı gerektiren suçun yasakapsamına alınıp daha ağır cezayı gerektiren suçun kapsama alınmadığıileri sürülemez. Ayrıca, itiraz konusu düzenlemenin şartlı salıverme yasasıdeğil af özelliği ağır basan kendine özgü düzenleme olması nedeniyle hükümlülerarasında ayırım yapılamayacağı yolundaki savlar da yerinde değildir.
Bu durumda itiraz konusu kurallar yönünden Anayasa'nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırılık yoktur. İtirazın reddigerekir.
Konunun Anayasa'nın Başlangıç'ı, 10. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle bu görüşekatılmışlardır.
dd- 5. Bendin (e) Alt Bendinin Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İleDiğer Aletler Hakkında Kanun'un 12. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, daha ağır ceza gerektiren suçlarla 6136sayılı Yasa'da öngörülen diğer suçlar 4616 sayılı Yasa kapsamına alındığı halde12. maddenin istisnalar arasında sayılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler HakkındaKanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasında, ateşli silahların ithali, ihracı,imali, taşınması, taşımaya aracılık edilmesi, satılması, satmaya aracılıkedilmesi veya bu amaçla bulundurulması eylemleri 5 yıldan 8 yıla kadar ağırhapis ve ağır para cezası yaptırımına bağlamakta, ikinci fıkrasında, birincifıkrada yazılı suçların iki veya daha çok kişinin toplu olarak işlemelerihalinde 8 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis ve ağır para cezası, üçüncüfıkrasında, birinci fıkrada yazılı suçları işlemek amacıyla teşekkül kuranlarve yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından işlenmesi halindeise 10 yıldan 15 yıla kadar ağır hapis ve ağır para cezası öngörülmektedir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, suça konu silahların nitelikbakımından vahim olması veya bu niteliği taşımayan ateşli silahlar ilemermilerin sayıca vahim olması halinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralardakicezaların yarı oranında artırılacağı, beşinci fıkrasında ise, dördüncü fıkradabelirtilen vahim nitelikli ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımındanvahim olması halinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda yazılı cezalarınbir kat artırılacağı, son fıkrasında ateşli silahlar ile mermiler ve bunlarınyapımında veya taşınmasında bilerek kullanılan her türlü araç ve gereçlerinbaşkasına ait olsa ve başka amaçla kullanılmak üzere verilmiş bulunsa bilezoralımına karar verileceği hükme bağlanmıştır.
6136 sayılı Yasa, ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarlasalt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğeraletlerin memlekete sokulmasını, yapılmasını, satılmasını, satın alınmasını,taşınmasını veya bulundurulmasını düzenleyen ve aykırı davranışları yaptırımabağlayan yasadır.
Ateşli silah ve benzeri maddelerin imali, ithali ve ticaretininyasaklanmasının nedeninin bu suçların topluma yönelik olarak doğuracağı sosyaltehlike, iç ve dış güvenliğin korunması gibi gerekçeler olduğu anlaşılmaktadır.
6136 sayılı Yasa'nın ceza hükmü içeren diğer maddeleri ile dahaağır ceza içeren 12. maddesi karşılaştırıldığında bu maddede düzenlenen suçunniteliği, koruduğu hukuki yarar ve öngörülen cezalar bakımından aynı Yasa'dayer alan diğer suçlardan farklı olduğu görülmektedir.
Yasa'da yeralan nitelikleri ve cezaları bakımından daha hafifsuçların kapsama alınmasına karşın 12. maddenin kapsam dışında bırakılmasındabunların koruduğu hukuki yarar gözetildiğinde Anayasa'nın 2. maddesindeki hukukdevleti ilkesine aykırılık görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe değişik gerekçeylekatılmışlardır.
ee- 5. Bendin (f) Alt Bendinin Orman Kanunu'nun 91., 93., 108. ve110. Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, 4616 sayılı Yasa'nın af yasası olmadığıiçin orman suçlarını da kapsaması gerektiği, 4616 sayılı Yasa kapsamına alınanTürk Ceza Kanunu ve diğer yasalarda daha ağır ceza yaptırımına bağlanan kimisuçlarla karşılaştırılarak itiraz konusu kuralların istisnalar arasında sayılmasınınAnayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 5. bendinin (f) alt bendindeyer alan ve istisnalar arasında sayılan 91 ilâ 94. ve 104 ilâ 114. maddeleri6831 sayılı Orman Yasası'nın ceza hükümlerine ilişkin bölümünde yer almaktadır.
91. maddesinin, birinci ve ikinci fıkralarında, dikiliden yapacakve yakacak nitelikte orman emvali kesmek suçları yaptırıma bağlanmış, dördüncüfıkrasında emvalin fidan olması, suçun ekim sahalarını bozmak ve ağaçlarıboğmak suretiyle işlenmesi ve üçüncü fıkrasında, motorlu araç kullanılarakişlenmesi halleri ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiş, beşinci ve altıncıfıkralarında diğer fıkralarda yer alan suçlar dışındaki orman suçlarınıişleyenler için ceza öngörülmüş, diğer fıkralarında ise, bu eylemlerin ormansahipleri tarafından veya hayvan beslemek amacıyla veya suçun işlendiği ormaniçi köy nüfusuna kayıtlı ve fiilen bu köyde oturanlar dışındakilertarafından işlenmesi halinde ayrıca cezaların artırılarak hükmolunacağıbelirtilmiştir.
93. maddede izinsiz ormandan tarla açmak, ormanların korunması,istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesislermüstesna olmak üzere, her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasınamahsus yerler yapmak veya izne bağlı işleri izinsiz yapmak ceza yaptırımınabağlanmıştır.
108. maddenin birinci fıkrasında, kaçak orman emvalini taşımak,biçmek, işlemek ve kabul etmek fiilleri suç kabul edilmiş, ikinci fıkrasında,bu suçun orman ürünü ticareti ile uğraşan kişilerce işlenmesi halinde artırımyapılacağı öngörülmüş, üçüncü fıkrada, mahsulün kıymetine göre indirim veyaartırım hükümleri getirilmiş, son fıkrasında ise, kaçak orman emvalinintaşınmasında kullanılan canlı ve cansız nakil vasıtalarının kime ait olursaolsun zoralıma tabi tutulacağı belirtilmiştir.
110. maddede, devlet ormanında ateş yakmak, tedbirsizlik vedikkatsizlikle yangına sebebiyet vermek ve kasten orman yakmak gibi fiillerdüzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır.
Bu kuralla suç kabul edilip cezai yaptırıma bağlanan eylemlerinyalnızca ormanların yakılması, daraltılması ve yokedilmesine ilişkinolmadıkları, ormanların korunmasına yönelik daha hafif nitelikte olan yetkilimercilerin emirlerine ya da aldıkları önlemlere uyulmaması da suçsayılmaktadır.
Anayasa'nın 169. maddesinde, ormanlar özellikle korunarak ormanlarazarar verebilecek hiçbir eyleme izin verilmeyeceği, münhasıran orman suçlarıiçin genel ve özel af çıkarılamayacağı, ormanları yakmak, yok etmek veyadaraltmak amacıyla işlenen suçlar için genel ve özel af çıkarılamayacağıbelirtilmiştir.
Anayasa'nın bu kuralı gözetilerek itiraz konusu kuralların yasakapsamına alınmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Türk Ceza Yasası'nda daha ağır ceza öngörülenkurallarla ormanların korunmasına yönelik kuralların korudukları hukuki yararınfarklı olması nedeniyle karşılaştırılmaları olanaklı değildir. Ayrıca 6831sayılı Yasa'nın 4616 sayılı Yasa kapsamına alınmayan kuralları, alınanlara göredaha fazla ceza yaptırımına bağlandıklarından bunların kapsam dışıbırakılmasının koruduğu hukuki yararlar gözetildiğinde kamu güvenliği ve kamuyararı gerekçesine dayandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar yönünden Anayasa'nın2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır. İtirazınreddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle bu görüşekatılmışlardır.
ff- 5. Bendin (g) Alt Bendinin Kültür ve Tabiat VarlıklarınıKoruma Kanunu'nun 68. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurusunda, daha ağır ceza gerektiren suçlar 4616 sayılıYasa kapsamına alındığı halde 68. maddenin istisnalar arasında sayılmasınınAnayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun"Yurt dışına çıkarma yasağına aykırı hareket edenler" başlıklı 68.maddesinin birinci fıkrası ile aynı Yasa'nın 32. maddesine aykırı olarak yurtiçinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının usulsüz olarak yurtdışına çıkarılması fiiline 5 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis ve ağır para cezasıöngörmekte, maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında suça konu kültür vetabiat varlığı ile bu suçun işlenmesi sırasında kullanılan kamu kuruluşlarınaait olanlar dışındaki her türlü eşya ve araçlara el konulacağıbelirtilmektedir.
Kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik 2863 sayılıYasa'nın 68. maddesinin Devletin kültür ve tabiat varlıklarının yurt dışınakaçırılmasını engellemek amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle,4616 sayılı Yasa kapsamına alınan suçlarla nitelikleri ve cezai yaptırımlarıbakımından bu suçların karşılaştırılamayacağı açıktır. Diğer yasalardabelirtilen suç türlerinden farklı nitelik gösteren 68. maddedeki suçun,koruduğu hukuki yarar gözetildiğinde Yasa'nın kapsamı dışında bırakılmasındaAnayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık yoktur.İtirazın reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY değişik gerekçeyle bu görüşekatılmışlardır.
gg- 5. Bendin (h) Alt Bendinin Mal Bildiriminde Bulunulması,Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 12. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, Türk Ceza Yasası'ndaki memur suçları 4616sayılı Yasa'nın kapsamına alındığı halde 3628 sayılı Yasa'nın 12. maddesininkapsam dışı bırakılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür..
3628 sayılı Yasa'nın amacını belirten 1. maddesinde "rüşvetve yolsuzluklarla mücadele cümlesinden olarak; bu Kanunda sayılanların malbildiriminde bulunmalarını, bildirimlerin yenilenmesini, mal edinmelerindenetimiyle, haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma halindeuygulanacak hükümleri, bu Kanunda belirlenen suçlarla bazı suçlardan dolayıkamu görevlileri ve suç ortakları hakkında takip ve muhakeme usulünü düzenlemektir."denilmektedir.
Yasa'nın 10 ilâ 16., 20. ve Geçici 1. maddelerinde ceza hükümleriyer almakta olup, 12. maddesinde de "kanunen daha ağır bir cezayıgerektirmediği takdirde gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlara altı aydan üçyıla kadar hapis cezası verilir" kuralı yer almaktadır.
3628 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin devletin rüşvet veyolsuzlukların engellenmesi amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır.
Diğer yasalarda belirtilen suç türlerinden farklı nitelikte olduğugözetildiğinde bu maddedeki suçun, 4616 sayılı Yasa'nın kapsamına alınan diğersuçlarla karşılaştırılamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda 3628 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin koruduğu hukukiyarar nedeniyle kapsam dışında tutulmasında Anayasa'nın 2. maddesine aykırılıkgörülmemiştir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe değişik gerekçeylekatılmışlardır.
hh- 5. Bendin (j) Alt Bendinin Vergi Usul Kanunu'nun 359. MaddesiYönünden İnceleme
İtiraz başvurularında, kimi yasalarda yer alan ve cezaları dahaağır suçlar kapsama alındığı halde inceleme konusu kuralın istisnalar arasındasayılmasının ve şartla salıverilme yönünden de hükümlüler arasında ayırımyapılmasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 5. bendinin (j) alt bendinde;vergi, resim ve harçlara ilişkin kanunlarda yer alan suçları işleyenlerhakkında 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin uygulanmayacağı belirtilmektedir.
359. madde, Vergi Usul Yasası'nın "Hürriyeti bağlayıcı cezaile cezalandırılacak suçlar ve cezaları" başlıklı 3. bölümünde yeralmaktadır.
359. madde de;
"a) Vergi Kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen vesaklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar,gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesapaçanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahınınazalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belgeveya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler.
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler(varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde,inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerinibraz edilmemesi gizleme demektir.) veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgedüzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar (muhteviyatı itibariyle yanıltıcıbelge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veyadurumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtanbelgedir.)
Hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur.
Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, hapiscezasının her bir günü için, sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyükişçiler için (...) yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarınınyarısı esas alınır ve hükmolunan bu para cezası ertelenemez.
b) Vergi Kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama veibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifeleriniyok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veyabelgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenlerveya bu belgeleri kullananlar (sahte belge, gerçek bir muamele veya durumolmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.)
2) Belgeleri Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadığı haldebasanlar ile sahte olarak basanlar veya bu belgeleri kullananlar.
Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar ağır hapis cezasıhükmolunur.
371 inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgilimakamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.
Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılıcezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıcauygulanmasına engel teşkil etmez" denilmektedir.
Toplumun ekonomik refahının sağlanması açısından büyük önemi olanverginin tarh, tahakkuk ve tahsilinin hiç yapılamaması veya gerçeğe aykırıbiçimde ve verginin ziyaına yol açacak şekilde yapılması sonucunu doğuracak"vergi kaçakçılığı" suçlarının içeriği, suç tipleri, koruduğu hukukîyarar, unsur ve nitelikleri gözetildiğinde diğer yasalardaki suç türleriylekarşılaştırılamayacağı açıktır.
Öte yandan, 4616 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin şartlasalıverilme niteliğinde olmayıp şartlı af niteliği ağır basan kendine özgü birdüzenleme olması nedeniyle farklı kurallar getiren yasaların eşitlik ilkesiyönünden karşılaştırılarak sonuca varılması olanaklı değildir.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kural 359. madde yönünden Anayasa'nın2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesi ile ilgisi yoktur.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşü değişik gerekçeylekatılmışlardır.
d- 6. Bendin İncelenmesi
6. bentte "Daha önce şartla salıverilme hükümlerindenyararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önceçıkarılmış bir aftan yararlananlar, bu madde hükümlerindenyararlanamazlar" denilmektedir.
İtiraz başvurularında, belli süreler içerisinde suç işlemeyensanıkların adli sicildeki kayıtlarının silinmesine ve yasak hakların iadesineilişkin 3682 sayılı Adli Sicil Yasası'nda ve Türk Ceza Yasası'nın 121. vd.maddelerinde yer verilen kurallara rağmen, 4616 sayılı Yasa ile hiçbir ayırımgözetilmeksizin şartla tahliyeden yararlananların bu Yasa'danyararlanamayacakları hükme bağlanarak, sabıka kaydının silinmesi koşullarıoluşan ve yasak haklarının iade edilmesi olanaklı bulunan sanıklar aleyhine birdurum yaratıldığı; bentte "hüküm giyenler" denilmek suretiylemahkemelerden kaçması nedeniyle davası sonuçlandırılamayan, daha önce şartlatahliyeden yararlanan sanıklar 4616 sayılı Yasa'dan faydalanırken daha önceşartla tahliye olmuş ve yasa çıkmadan önce hüküm giymiş kişilerin iseYasa'dan faydalanamayacağı; Yasa'nın 2. maddesindeki basın suçlarından dolayıverilen cezaların ertelenmesi kuralından yararlanmak için herhangi bir koşulöngörülmediği halde, 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinden yararlanmak için altıncıbette yazılı koşulların arandığı; şartla salıverildikten sonra işlenensuçtan dolayı hüküm giyme koşulunun aranmasının aynı suçu işleyen ancak 4616sayılı Yasa yürürlüğe girdiğinde yargılaması devam edenlerle sonuçlandırılanlararasında eşitsizliğe yol açtığı belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasındasayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli birhukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, kişilere hukuk güvenliğinisağlayan, Anayasa'ya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, hukuku tüm devletorganlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendinibağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucununbozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde alandevlettir.
Altıncı bende göre, suç işledikleri tarihte statüleri aynı olankişilerden kimi nedenlerle haklarındaki dava sonuçlanmamış olanlar 4616 sayılıYasa'nın 1. maddesinin dördüncü bendindeki ertelemeden yararlanacakları haldehüküm giymiş olanlar yararlanamayacaklardır. Öte yandan, önceki suçtan alınankısa süreli şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı sırasında tahliyedenyararlanan ve daha sonra taksirli de olsa yeniden suç işleyen kişilerin busuçlarının cezası ne olursa olsun 4616 sayılı Yasa'dan faydalanamayacaklardır
Ayrıca daha önce şartlı salıverilmeden yararlanarak Türk CezaYasası'nın 17. maddesinde belirtilen süre içerisinde kasıtlı bir cürümişlemeleri nedeniyle haklarındaki şartlı salıverilme kararı geri alınanlar yenibir suç işlemiş olsalar bile 4616 sayılı Yasa'dan yararlanabilecekleri haldedeneme süresini iyi halli olarak geçirip şartlı salıverilmeden yararlanankişiler ise ikinci suçlarından dolayı 4616 sayılı Yasa'nın kapsamı dışındakalacaklardır. Şartlı salıverme kararının geri alınması koşullarınındüzenlendiği genel kurallarda "kasıtlı cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcıbir cezaya mahkûmiyet" aranmasına karşın itiraz konusu kuralla yeniişlenen suç türünde cürüm ve kabahat ayrımı yapılmadığı gibi cürümlerde dekasıtlı ve taksirli suç ayrımı yapılmamıştır.
Altıncı bette, "şartla salıverilme hükümlerinden yararlananlar"bakımından ayrıca yeniden suç işleyerek hüküm giyme koşulu aranırken,"daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar" Yasa'nın kapsamıdışında bırakılmışlardır. Böylece hakkında mahkûmiyet kararı olmaksızın vekendilerine affı red hakkı da tanınmaksızın daha önce çıkarılmış bir aftanyararlananların beraat etme olasılıkları gözetilmemiştir.
İtiraz konusu kuralın neden olduğu bu adaletsizlikler, adil birhukuk düzeni kurmak ve kişilere hukuk güvenliği sağlamakla yükümlü bir hukukdevletinde kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır.İptali gerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe katılmamışlardır.
e- 7. Bendin İncelenmesi
İtiraz başvurularında, suç işlendiği tarihte hükümlü lehine olandüzenlemenin 4616 sayılı Yasa'yla geri alınarak kazanılmış hakların ihlâledildiği; toplam cezaları 10 yıl olan hükümlülerin bir gün dahi cezası infazedilmeksizin yasadan yararlanmalarına karşın Yasa'da oransal bir indirimöngörülmediğinden 10 yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya hükümlü olanlarınYasa'dan daha az yararlandırıldıkları; önceki durumla karşılaştırıldığında 10yıl hürriyeti bağlayıcı cezaya hükümlü olanların 4616 sayılı Yasa'dan 4 yılyararlanırken 35 yıl cezaya hükümlülerin 1 yıl 5 ay 18 günyararlandıkları; suç tarihinde ve cezasının infazına başlandığı sıradayürürlükte olan yasalara göre cezasını çeken ve müddetnamesinde 647 sayılıYasa'nın Ek 2. maddesinden yararlanacağı belirtilen hükümlülerin getirilendüzenleme ile bu indirimden yararlanamayacağı belirtilerek daha fazlacezaevinde kalmaları gibi aleyhlerine olan bir durumun yaratılmasınınAnayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
7. bentde "Bu maddeden yararlanacaklar hakkında 647 sayılıCezaların İnfazı Hakkında Kanunun Ek 2 nci maddesindeki indirim hükümleriuygulanmaz" denilmektedir.
647 sayılı Yasa'ya 2148 sayılı yasayla eklenen Ek 2. maddesinegöre, müşahadeleri sonucu yarı açık veya açık müesseselere geçmeye hakkazananlar ile olanak sağlanmaması sebebiyle naklonulamayanlar ve niteliklerihaiz oldukları halde yaş ve bedeni kabiliyetleri itibariyle çalışma şartlarınaintibak edemeyecekleri tesbit edilenlerin kurumlarda kaldıkları süreden her ayiçin 6 gün indirim yapılacak, yapılacak indirimlerde 1 aydan az süreler hesabakatılmayacaktır.
İnfaz hukukunun maddi ceza hukukunu tamamlayan ve onun ayrılmazparçası olduğu gözetilmeyerek 647 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesi ile kendilerinesağlanan olanaktan yararlanabilen, müddetnameleri buna göre düzenlenmiş birkısım hükümlüler 4616 sayılı Yasa'nın getirdiği kısıtlama nedeniyle buolanaktan mahrum edilmişlerdir.
647 sayılı Yasa'nın Ek 2. maddesine göre, belli koşullarıngerçekleşmesi halinde ayda 6 günlük indirimden yararlanacak olan hükümlülerinkalıcı bir yasa ile tanınmış hakları itiraz konusu kuralla aleyhlerine sonuçdoğuracak biçimde ellerinden alınmaktadır.
Yasa'nın 1. maddesinden yararlanacaklar hakkında 647 Yasa'nın Ek2. maddesindeki indirim hükümlerinin uygulanmamasının neden olduğuadaletsizlikler kişi güvenliğini sağlamak ve adaletli bir hukuk düzeni kurupbunu sürdürmekle yükümlü olan bir hukuk devletinde kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptaligerekir.
Konunun Anayasa'nın 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY bu görüşe katılmamışlardır.
f- 9. Bendin İncelenmesi
9. bentte, "Haklarında yakalama, tutuklama veya mahkûmiyetkararı bulunup da firar halinde olanlar bu kanunun yürürlüğe girmesindenitibaren bir ay içinde resmî mercilere başvurup teslim olmadıkları takdirde bumadde hükümlerinden yararlanamazlar" denilmektedir.
İtiraz başvurularında, haklarında yakalama, tutuklama veyamahkûmiyet kararı bulunanların bu durumdan haberleri olmaması nedeniyle biraylık süre içinde başvuramamaları halinde yasadan yararlandırılmamalarınınAnayasa'nın eşitlik ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Aynı suçtan değişik mahkemelerde yargılanan sanıklardan birihakkında gıyabi tutuklama kararı verilmesine karşılık diğeri hakkında adresaraştırmasına karar verilmesi halinde, hakkında gıyabi tutuklama kararı verilenancak bir ay içinde teslim olması koşuluyla, diğeri ise bu koşul aranmaksızınyasadan yararlanacaktır.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 401. maddesine göre, cezasınıçekmeye gelmeyen veya kaçacağından şüphe edilen hükümlüler hakkında hürriyetibağlayıcı cezanın infazını sağlamak için bir yakalama müzekkeresiverileceğinden bu hükümlüler haklarındaki yakalama müzekkeresinden haberdarolmayabileceklerdir.
Öte yandan, 9. bentde "Haklarında yakalama, tutuklama veyamahkûmiyet kararı bulunup da firar halinde olanlar bu Kanunun yürürlüğegirmesinden itibaren bir ay içinde resmî mercilere başvurup teslim olmadıklarıtakdirde bu madde hükümlerinden yararlanamazlar", ibaresinden hükümlü veyatutuklu iken cezaevinden kaçanlar, haklarında tutuklama veya yakalama kararıbulunanlar, gıyabi tutuklu olanlar, 647 sayılı yasa uyarınca izin veriliptecezaevine dönmeyenler anlaşıldığından bunlardan gıyabi tutuklular ilehaklarında tutuklama ve yakalama kararı bulunanlar Yasa'da öngörülen bir aylıksüre içinde bu kararları öğrenememeleri durumunda yasadanyararlanamayacaklardır.
Bu nedenlerle, Yasa'dan yararlanabileceklerin haklarında verilentutuklama veya yakalama kararlarından her zaman haberdar olamayabilecekleri degözetildiğinde itiraz konusu 9. bent ile öngörülen bir aylık sürenin kişilerin4616 sayılı Yasa ile tanınan olanaktan yararlanmalarına elverişli olmadığı sonucunavarılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdıriptali gerekir.
Konunun, Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mustafa BUMİN VE Ertuğrul ERSOY bu görüşe katılmamışlardır.
D) İptalin Diğer Kurallara Etkisi
2949 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, yasanın belirlikurallarının iptali, diğer kimi kurallarının veya tümünün uygulanmamasısonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi'nce iptaline kararverilebileceği öngörülmektedir.
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendinin birinciparagrafının "... şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ilealdıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayadönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir..."bölümünün iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan aynı maddenin 2. bendininikinci paragrafındaki "...veya toplam hükümlülük sürelerinden..."sözcüklerinin, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince iptaline kararverilmesi gerekir.
E) İptal Kararının Yürürlüğü Sorunu
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesinin dördüncüfıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin 5. fıkrasında ise, AnayasaMahkemesi'nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal kamu düzenini tehdit veyakamu yararını ihlal edici mahiyette görürse yukarıdaki fıkra hükmünüuygulayacağı belirtilmiştir.
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendinde yer alan"...şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları cezaherhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplamhükümlülük süresinden on yıl indirilir..." bölümünün iptali ile uygulamaolanağı kalmayan aynı bendin ikinci paragrafındaki "... veya toplam hükümlülüksürelerinden..." sözcükleri ile 1. maddesinin 4. ve 9. bentlerinin iptaledilmesi nedeniyle doğan hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararınıihlal edici nitelikte görüldüğünden bunlara ilişkin gerekli düzenlemelerinyapılması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptal kararının ResmîGazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi yönündekarar verilmesi gerekmiştir.
VII- SONUÇ
21.12.2000 günlü, 4616 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadarİşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların ErtelenmesineDair Kanun"un:
A- Başlığı'nın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B- 1. maddesinin;
1- İlk tümcesi ile 3. ve 4. bendlerinde yer alan " 23 Nisan1999..." tarihinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
2- 2. bendinin birinci paragrafının "... şahsî hürriyetibağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsîhürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden onyıl indirilir" bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, MustafaBUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- 4. bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
4- 5. bendinin;
a- (a) alt bendinin Türk Ceza Kanunu'nun,
aa- 188. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
bb- 191. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
cc- 202., 209. ve 219. maddeleri yönünden Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
dd- 240. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
ee- 243. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve RüştüSÖNMEZ'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
ff- 264. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
gg- 298. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mustafa BUMİN, Ali HÜNER ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
hh- 313. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
ıı- 339., 342., 343., 345., 346. ve 347. maddeleri yönündenAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
jj- 366. ve 367. maddeleri yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığınave itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCUve Ahmet AKYALÇIN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
kk- 383. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mustafa BUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
ll- 403. maddesi ile 404. maddesinin ikinci fıkrası yönündenAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
mm- 414., 415., 416., 417. ve 418. maddeleri yönünden Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
nn- 503. ve 504. maddeleri yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığınave itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- (b) alt bendinin Askerî Ceza Kanunu'nun 79., 81., 88., 91. ve131. maddeleri yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
c- (c) alt bendinin Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'un 27.ve 33. maddeleri yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
d- (e) alt bendinin Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer AletlerHakkında Kanun'un 12. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
e- (f) alt bendinin Orman Kanunu'nun 91., 93., 108. ve 110.maddeleri yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
f- (g) alt bendinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKanunu'nun 68. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
g- (h) alt bendinin Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet veYolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 12. maddesi yönünden Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
h- (j) alt bendinin, Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi yönündenAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
5- 6. bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, MustafaBUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
6- 7. bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, MustafaBUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
7- 9. bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, MustafaBUMİN ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 1. maddesinin 2. bendinin birinci paragrafının "... şahsîhürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi birnedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülüksüresinden on yıl indirilir." bölümünün iptali nedeniyle uygulanma olanağıkalmayan aynı maddenin 2. bendinin ikinci paragrafındaki, "... veya toplamhükümlülük sürelerinden ..." sözcüklerinin, 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesininikinci fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 1. maddesinin 2., 4. ve 9. bentlerinin iptal edilenkurallarının doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararınıihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncüfıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşincifıkraları gereğince bu kurallara ilişkin
İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDANBAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
18.7.2001 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Rüştü SÖNMEZ
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
KARŞIOYYAZISI
21.12.2000 günlü, 4616 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadarİşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların ErtelenmesineDair Kanun"un 1. maddesinin 4. bendi dışında kalan kimi kurallarınıniptali yolundaki çokluk oyuna esastan; redle sonuçlanan bölümlerine ise aşağıdaaçıklanan nedenlerle gerekçe yönünden katılmıyoruz.
4616 sayılı Kanun'un adında her ne kadar "... işlenensuçlardan dolayı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dairKanun" denilmiş ise de, taşıdığı kuralların içeriği itibariyle bozucu(infisahi) koşula bağlı toplu özel af niteliği ağır basan kendine özgü birdüzenleme olduğu Mahkememiz kararının bir çok yerinde vurgulanmaktadır. Bunedenle, değerlendirmelerin bu çerçeve içinde yapılması gerekir.
Anayasa'nın 87. maddesinde, 14. maddedeki eylemlerden dolayı hükümgiyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilanına karar vermenin TürkiyeBüyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri içinde olduğu belirtilmiş, kimimaddelerinde de genel ve özel af çıkartılamayacak durumlar gösterilmiştir.Başka bir anlatımla Anayasa ile yasaklanan alanlar dışında genel ve özel afçıkartmak yasakoyucunun takdir alanı içinde bırakılmıştır.
Mahkemelerce, yargılanarak suçluluğu sabit görülüp hükümgiyenlerin, aldıkları hapis cezasını çekmeleri ve böylece topluma yenidenkazandırılmaları ceza hukukunun temel kurallarındandır. Yasaların yasakladığıher eylem için, bu eylemin işlendiği sırada yürürlükte olan Yasa'da gösterilenceza verilir ve bu cezanın nerede ve ne tarzda infaz edileceği deönceden belirlenir. Aslolan mahkemelerce tayin edilen hürriyeti bağlayıcıcezaların tamamen infaz edilmesidir. Çok istisnai hallerde, çıkartılması gerekenaf yasalarından, hangi suçluların ne kadar yararlanacaklarının takdiri iseyasakoyucuya aittir. Toplu af suçlu için temel hak ve hürriyetlerdenolmadığına göre, suçları veya suçluları birbiriyle mukayese ederekyasakoyucunun bu alandaki geniş takdir hakkına müdahale edilemez. Yasakoyucu,Anayasa ile yasaklanan alanlara girmedikçe af yasasının kapsamınıntayininde herhangi bir kısıtlayıcı kurala tabi değildir.
Anayasa Mahkemesi'nce verilen kimi kararlarda belirtildiği gibi,Anayasa'nın 38. maddesinde, ceza hukuku alanında suç ve cezalara ilişkindüzenlemelerde uyulması gereken temel ilkeler belirlenmiş olup, bu ilkeleringözetilmesi koşuluyla ne tür eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan eylemlerene kadar ve ne türde ceza verileceği, nelerin cezayı ağırlaştırıcı ya dahafifletici neden sayılacağı yasakoyucunun takdir alanı içine girmektedir.Kuşkusuz ki, yasakoyucunun af konusundaki takdir hakkı cezalarıntayinindekinden daha geniştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırı bulduğu yasalarıiptal ederek yürürlükten kalkmasını sağlar. Yasakoyucu gibi davranarak yeni biruygulamaya yol açacak hüküm kuramaz. Anayasa'nın öngördüğü ve mutlakdüzenlenmesini istediği hususlara yer vermeme durumu dışındaki, yasakoyucununisterse getirebileceği bir kuralı getirmemesi iptal nedeni olamaz. İsterse yerverilip isterse yer verilmeyecek bu tür noksanlıklar, yasakoyucunun takdiryetkisi içindedir. Yasa maddesine içindeki kimi sözcükleri ayıklayarak yeni birkural niteliği vermek Anayasa'ya uygunluk denetimiyle bağdaşmaz. Bir kuralın,uygulama alanının genişletilmesi amacıyla değiştirilmesini sağlamak için deiptali istenemez. Yasakoyucunun dilediği zaman giderebileceği noksan düzenleme,anayasal zorunluluk dışında; Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz. Yasakoyucununtakdir alanı içine giren bir konuda getirilen bir kuralın denetimi yerindelikdenetimi olur. Oysa Anayasa yargısında yerindelik denetime yer yoktur.
Ayrıca, 4616 sayılı Yasa kapsamı dışında bırakılan kuralların,kapsama alınan kurallarla karşılaştırılarak iptaline kadar vermek, kendiniyasakoyucu yerine koymaktan farksızdır. Kabul edilmelidir ki Anayasamızdagösterilen temel hak ve özgürlükler arasında aftan yararlanma diye bir hakkayer verilmemiştir. Bu nedenledir ki, yargılanarak suçluluğu sabit görülenler, affedilmelerinibir hak olarak isteyemezler. Yasak alana girmediği sürece affa yetkili olanyasakoyucu, çıkaracağı affın kapsamını da belirlemeye yetkilidir.
Açıklanan nedenlerle, 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 4. bendidışında kalan iptal gerekçesine esastan, başvurunun reddi yolundaki görüşlerede gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Başkan
Mustafa BUMİN
Üye
Ertuğrul ERSOY
KARŞIOYYAZISI
Türk Ceza Kanunu'nun sekizinci bab'ının "CürümlerdeTekerrür" başlıklı bölümünde yer alan 86. maddesinde; Aynı maddeikanuniyeye tetabuk eden veya kanunun bir faslında münderiç bulunan cürümlerdenbaşka, hangi suçların bir cinsten (türden) sayılacakları vurgulanarak suçlarıntürlerini belirlemede gözetilecek ölçütler getirilmiştir.
Türk Ceza Yasası'nın, suçlar arasında tutarlı bir sınıflamagetirerek, benzer suç tiplerini esas alıp, bunları aynı fasılda düzenlemeksuretiyle yaptığı sınıflama, anayasal denetimde de gözetilmeli ve önemliölçütlerin başında gelmelidir.
4616 sayılı Yasa'nın istisnalar arasında saydığı "Hükümethesabına olarak icra kılınan müzayede ve münakaşa da şiddet veya tehdit ileveya hediye vait ve itasiyle veya sair menfaatler teminiyle veya gizli ittifakyahut sair hileli vasıtalar ile rekabeti men veya ihlâl yahut müzayede vemünakaşada pey sürenleri çekilmeye sevketme" suçunu düzenleyen 366. maddeile "biriyle rekabeti men veya ihlâl yahut müzayedeye pey sürenleriçekilmeye mecbur etme" suçunu düzenleyen 367. madde, "Ammenin İtimadıAlêyhinde Cürümler" başlıklı 6. bab'ın "Ticaret ve Sanayii veMüzayedeye Hile ve Fesat Karıştırmak Cürümleri" başlıklı 5. faslında yeralmaktadır.
Bu suçlar, fasıl başlığından da anlaşılacağı gibi, ticaret vesanayie ve müzayedeye hile ve fesat karıştırmakla ilgili olup bu düzenlemeylemodern toplumlarda kamu inancı korunmak istenmiştir. Bu tür suçların çoğundadolandırıcılığı andıran fiiller yer almaktadır. Bu fasılda yer alan suçlar içinöngörülen ceza miktarları ve koruduğu hukuki yararlar gözetildiğinde, aynıkategorideki suçların tamamını kapsama alırken, herhangi bir ayırıcı ölçütkullanmaksızın yalnızca iki maddeye giren suçların kapsam dışındatutulmasının 4616 sayılı Yasa'nın gerekçesinde belirtilen "kamu düzeni vekamu güvenliği" amaçları ile açıklanmasına olanak bulunmamaktadır.
Nitelik ve yaptırım olarak daha ağır sayılabilecek 358, 359, 361ve 362. maddeleri istisnalar arasında sayılmayarak 4616 sayılı Yasa kapsamınaalınırken, 366. maddede belirtilen suçlar ile 2370 sayılı Yasa ile değişikliğeuğrayan ve bilahare 3506 sayılı Kanun'la birinci ve ikinci fıkralarıdeğiştirilen Türk Ceza Kanunu'nun 119. maddesine göre ön ödemelik nitelikteceza öngören 367. maddede belirtilen suçların kapsam dışında tutulmasınınmakul, adil ve anlaşılabilir haklı nedeninin bulunmadığı ve Anayasa'nın 2. ve10. maddelerine aykırı olduğu kanaatindeyiz.
Bu nedenlerle, Yasa'nın 1. maddesinin 5. bendinin Türk CezaYasası'nın 366. ve 367. maddeleri yönünden itirazın reddi yolundaki çoğunlukgörüşüne katılmıyoruz 18.7.2001
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
KARŞIOYYAZISI
23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı ŞartlaSalıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un birinci maddesininbeşinci bendinin "a" alt bendi uyarınca TCK'nun 243. maddesi yasakapsamı dışında bırakılmış, bu maddeye yönelik başvuru kararlarındaki iptalistemi çoğunluk oyuyla reddedilmiştir.
TCK'nun ikinci kitabının üçüncü babının, "Hükümet MemurlarıTarafından Efrada Karşı Yapılacak Sui Muameleler" başlıklı, altıncıfaslında yer alan 243. maddenin birinci fıkrasında "Bir kimseyecürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsî davacının, davaya katılan kimsenin veyabir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikâyet veya ihbarda bulunmasınıönlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesisebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veyagayriinsanî veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamugörevlilerine...." ikinci fıkrasında da "Fiil neticesinde ölüm vukuagelirse..." durumu düzenlenip yaptırıma bağlanmıştır.
Aynı fasılda yer alan TCK'nun 245. maddesinde belirtilen"Kuvveî cebriye imaline memur olanlar ve bîlumum zabıta ve ihzar memurlarımemuriyetlerini icrada ve mafevkinde bulunan âmirinin emrini infazda kanun venizamın tayin ettiği ahvalden başka surette bir kimse hakkında suimuamele veyacismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse..." biçimindeki yine memurların işlediği suç ile aynı fasıldaki diğersuçlar yasa kapsamında iken, ayrı fasılda da olsa kapsam dışındaki memurların işlediğigörevi kötüye kullanma suçunu düzenleyen TCK'nun 240. maddesi çoğunlukla iptaledilmiş, keza TCK'nun adam öldürmek cürümlerinin cezalarının belirlendiğimaddelerden 450. maddenin üçüncü bendindeki "Öldürmek fiili canavarca birhis sevki ile veya işkence ve tazip ile ika edilirse..." gibi çok dahaağır yaptırıma bağlanan fiiller yasa kapsamında iken, memurun, özellikle kollukgörevlilerinin, kamu düzenini bozan ve suç teşkil eden bir olayın fail vedelillerini açığa çıkarma esnasında işledikleri suçu düzenleyen TCK'nun 243.maddesinin yasa kapsamı dışında bırakılması, Anayasa'nın hukuk devleti veeşitlik ilkesine aykırı olduğu düşüncesiyle iptali gerektiğinden çoğunluğun redkararına karşıyız.
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Rüştü SÖNMEZ
KARŞIOYYAZISI
1- 4616 sayılı Yasa ile 23 Nisan 1999 tarihine kadarişlenen suçlardan kimileri için erteleme, kimileri için ise şartla salıvermeolanağı getirilmiş bulunmaktadır.
Öncelikle erteleme müessesesinin ne olduğu ve yasama yoluylaerteleme müessesesinin Anayasa'mızda bulunup bulunmadığı incelenmelidir. 1924Anayasası'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerini belirleyen26. maddesi; "Madde 26.- Kanun koymak, kanunlarda değişiklik yapmak,kanunları yorumlamak, kanunları kaldırmak, Devletlerle sözleşme, andlaşma vebarış yapmak, harb ilân etmek, Devletin bütçe ve kesinhesap kanunlarınıincelemek ve onarmak, para basmak, tekeli ve akçalı yüklenme sözleşmelerini veimtiyazları onamak ve bozmak, genel ve özel af ilân etmek,cezaları hafifletmek ve değiştirmek, kanun soruşturmalarını ve kanuncezalarını ertelemek, mahkemelerden çıkıp kesinleşen ölüm cezası hükümleriniyerine getirmek gibi görevleri Büyük Millet ancak kendisi yapar."şeklindeydi. Bu maddede yeralan kanunları yorumlamak ve kanunsoruşturmalarını ve cezalarını ertelemek yetkileri dikkat çekicidir. 1924Anayasası döneminde bir kanun hükmünün ne anlama geldiği yolunda Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin yorum kararları mevcuttur. Ayrıca kimi kanunsoruşturmalarının ve cezalarının ertelenmesi hakkında da bir kaç defa yasaçıkarılmıştır. Burada konumuzla ilgili olan yasa yoluyla ertelemenin Türk CezaKanunu'nda bulunan ve bağımsız mahkemeler tarafından cezalarınferdileştirilmesi vasıtalarından biri olan erteleme ile karıştırılmamasıgerekir. Genel olmak zorunda bulunan bir yasayla kullanılan tecil kavramı ilecezaların ferdileştirilmesi kavramı uzlaşamaz. Doktrinde bu müesseseye afyetkisine dahil bir müessese gözü ile bakılmasının doğru olacağı, bu durumda daaynı sonuçların belirli bir süre içinde suç işlenmemesi şartına bağlayan, şartabağlı genel af ile sağlanmasının mümkün olduğu belirtilerek eleştirilergetirilmiştir.
Bu müessese, yasama yorumu ile birlikte 1961 Anayasası'nakonulmayarak kaldırılmıştır. 1961 Anayasası'nın Temsilciler Meclisindegörüşülmesi sırasında Anayasa Komisyonu'nun raporunda, 1924 Anayasası'nın 26.maddesini değiştirerek alan 62. maddesinin gerekçesinde; "Kanunun resmitefsiri, normal olarak yargı yetkisine giren bir husustur. Tamamiyle bağımsızbir hale getirilmiş bulunan yargının teşrii bir tefsirle bağlanabilmesidüşünülemez. Yasama, eğer çıkardığı kanunun maksadını karşılamadığını da,mahkemelerin tatbikatı sebebiyle görürse, bu kanun isteği mühtevayı taşımıyordemektir. Bu takdirde yapılacak şey, kanunu değiştirmekten ibarettir. Yürütmeorganı ise, anlamında tereddüde düştüğü bir kanun hakkında Danıştay'ındüşüncesini istemek imkânına sahiptir.
Bu bakımdan, modern hukuk anlayışıyla bağdaşamayan tefsir yetkisitasarıya alınmamıştır. Kanun yapma yetkisi mutlak olarak mevcut bulunduğunagöre teşrii tefsir müessesesinin kaldırılması, Meclislerin yetkilerinde bireksiltme sayılmamak gerekir...
Cezaların tahfif ve tahvili, tahkikat ve mücazatı kanuniyenintecili; "TBMM'nin özel af yetkisi bulunduğuna göre tahfif ve tavildenayrıca bahsetmeye lüzum görülmemiştir. Tahkikat ve mücazatın tecili isetamamiyle mahkemelerin yetkisi için bulunduğundan yargının bağımsızlığısebebiyle kaldırılmıştır..." denilmektedir.
Bu açıklama karşısında 1961 ve 1982 Anayasalarında bulunmayanyasama yoluyla erteleme diye bir müessesenin Anayasa'ya uygunluğundan söz etmeolanağı kalmamıştır.
Öte yandan 4616 sayılı Yasa ile hükümlüler için getirilen"şartlı salıverme" düzenlemesi, şartlı salıverme kurumuna yabancı veaslında tam şartlı af niteliğindedir. Yasakoyucunun "şartlı af"yerine bu düzenlemeye "şartla salıverme" ismini vermekle Anayasa'nın87. maddesine göre affı mümkün olmayan kimi suçları da dolaylı biçimde afkapsamına almak istemiştir. Bu ise açıkça Anayasa'nın yasak hükmünü aşabilmekiçin yapılmaması gereken ve Anayasa'ya açıkça aykırı olan bir düzenlemedir.
Bu durumda ismi ne olursa olsun, yapılmak istenen şartlı af olduğuaçıkça görülmektedir.
Anayasa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerinisayan 87. maddesi, "...Anayasanın 14. maddesindeki fiillerden dolayı hükümgiyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilanına..." Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin yetkili olduğunu belirtmektedir.
Anayasa'nın 87. maddesinin af konusunda gönderme yaptığı 14.maddesi ise, "Madde 14.- Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinvarlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin birkişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğersosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhepayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayananbir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar.
Bu yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda teşvikveya tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
Anayasanın hiçbir hükmü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleriyok etmeye yönelik bir faaliyette bulunmak hakkını verir şekildeyorumlanamaz." kurallarını içermektedir.
Anayasa'nın bu düzenlemeleri karşısında kimi suçlar için af yasağıgetirildiği açıkça görülmektedir. Dava konusu Yasa ile Anayasamızın 87.maddesinin, 14. maddeye yaptığı gönderme sebebiyle getirdiği af yasağı, adına"erteleme" denilerek örtülü biçimde aşılmak istenmiştir. Anayasa'nınaf yasağı getirdiği kimi suçlar bu arada, düşünce suçları için af getirilmekisteniyorsa, bunun yolu Anayasa'ya aykırı yasaları değişik biçim ve isimlerlekamufle ederek örtülü biçimde Anayasal engelleri gözardı etmek değil,Anayasa'nın kimi suçlar için af yasağı getiren kurallarının Yasama Organı'ncadeğiştirilerek amaca uygun bir düzenleme yapmaktır. Bu yola gidilmeden yapılandüzenleme açıkça Anayasa'ya aykırıdır.
Getirdiği kurallarla aynı tür veya benzer suçlardan daha vahimolanını af kapsamına alıp, işleniş biçimlerine göre toplum için daha az tehliketeşkil eden ve daha hafif cezayı gerektiren diğer bir kısmını af kapsamıdışında tutmak adalet duygusunu ve vicdanları rahatsız edecek ve hukukdevletinde yapılmaması gereken bir davranıştır. Bu nedenle, Yasa'nın iptaliistenen kimi kurallarının Anayasa'nın 2. maddesine de aykırı olduğu gözardıedilemez.
Bu nedenle, itiraz konusu kuralların anayasal denetimi yapılırkenbu düzenlemelerin adına ne denirse denilsin aslında "şartlı af"olduğu sonucuna vardığımdan değerlendirmelerimi bu açıdan yapıp, oyumu da bunagöre kullandım.
2- TCK'nun işkenceyle adam öldürme suçunu cezalandıran 450.maddenin üçüncü fıkrasının yasa kapsamına alınmasına karşılık TCK'nun 243.maddesinin kapsam dışında bırakılarak Yasa'nın getirdiği olanaktan kamu göreviyapan ve bu görevlerini yaparken kişisel çıkar ve sair nedenler dışında hareketederek suç işleyen kişilerin yararlandırılmamasını adalet ve insaf ölçüleri ilebağdaştıramadığımdan, itiraz konusu Yasa'nın 1. maddesinin 5. bendinin (a) altbendinin TCK'nun 243. maddesi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğudüşünce ve kanaatiyle çoğunluk görüşüne karşıoy kullandım.
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYYAZISI
21.12.2000 günlü, 4616 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadarİşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların ErtelenmesineDair Kanun"un kimi kurallarının iptaline ilişkin mahkemelerce yapılanitiraz başvuruları sonucunda verilen 18.7.2001 günlü, 2001/4 Esas, 2001/332Karar sayılı kararın, aşağıda belirtilen bölümlerine açıkladığım nedenlerlekatılmıyorum.
1- İtiraz başvurularında 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesininbeşinci bendinin (a) alt bendinde TCK'nun 243. maddesinin Yasa kapsamı dışındatutulmasının, Anayasa'nın eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırılıkoluşturduğu ileri sürülmüş, iptal istemi çoğunluk görüşü ile reddedilmiştir.
İtiraz konusu kural, TCK'nun "Devlet İdaresi Aleyhine İşlenenCürümler" başlıklı 3. Babının "Hükümet Memurları Tarafından EfradaKarşı Yapılacak Suimuameleler" başlıklı 6. faslında yer almaktadır. Bufasılda yer alan diğer suçlar 4616 sayılı Yasa kapsamına alındığı halde 243.madde de belirtilen suçlar Yasa kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca aynımaddenin ikinci fıkrasında "fiil neticesinde ölüm vukua gelirse, 452 nci,sair hallerde 456. maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya kadarartırılır" şeklindeki yollama yapılan TCK'nun 452. ve 456. maddeleri de4616 sayılı Yasa kapsamına alınmıştır. Diğer taraftan 3. Babın dördüncüfaslında yer alan ve memurların işlediği görevi kötüye kullanma suçunudüzenleyen 240. madde, çoğunluk oylarıyla iptal edilmiştir.
Diğer bir husus da, "Eşhasa Karşı Cürümler" başlıklı 9.Babda yer alan tüm suçların Yasa kapsamına alınmış olmasıdır. Bu Babın bilhassaBirinci ve Dördüncü fasıllarında düzenlenen "Adam Öldürme" ve"Çocuk Düşürme ve Düşürtme Cürümleri" doğrudan doğruya insanhayatıyla, yaşam hakkıyla, çocuk sağlığıyla, hayatı devam ettirmeyle ilgilibulunduğu, failleri hakkında ağır hapis, müebbet ağır hapis ve idam cezalarıöngörüldüğü ve hatta bu cürümlerden 450. maddenin üçüncü bendinde"Öldürmek fiili: canavarca bir his zevki ile veya işkence ve tazip ile ikaedilirse" failin idam cezasına mahkum edileceği belirtildiği halde tüm bucürümlerin düzenlendiği maddelerin Yasa kapsamına alınmalarına ve bu cürümleriişleyenlerin bu Yasa'dan faydalanmalarına karşın TCK'nun 243. maddesi Yasakapsamı dışında bırakılmıştır.
Görüleceği üzere TCK'nun gerek 243. maddesinde ve gerekse 450.maddesinin üçüncü bendinde, işkence suçları ceza yaptırımına bağlanmıştır. Heriki kural incelendiğinde, TCK'nun 450. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülensuçun 243. maddede belirtilen suçtan daha vahim ve cezasının da çok dahaağır olduğu ve hatta idam cezasının verileceği öngörülmektedir. TCK'nun 450.maddesinde doğrudan doğruya insan hayatının sona erdirilmesi amacıyla ve katilkastıyla adam öldürme fiilleri sayılmakta ve faile idam cezası verileceğikabul edildiği halde 243. maddede sayılan fiillerin işlenmesi sonucu şayet ölümvukua gelirse, faile "katil kastı olmaksızın adam öldürme" fiillerinidüzenleyen 452. maddenin (cezası artırılarak) uygulanacağı öngörülmektedir.Diğer taraftan 450. maddenin 3. bendinde yer alan adam öldürme fiili, failinsırf kendi zevkini ve canavarca hislerini tatmin amacıyla veya işkence veeziyet yoluyla işlendiği halde 243. maddede sayılan fiiller ise, bir kamugörevlisinin, bir memurun ve özellikle kolluk görevlilerinin, kamu düzeninibozan, ülkenin birlik ve bütünlüğüne kasteden, yıkıcı, bölücü, teröristeylemleri yapan, bu yönde faaliyetlerde bulunan suç faillerini açığa çıkarmak,suç delillerini elde etmek gayret ve uğraşıyla işledikleri fiillerdir. Hemenbelirtmek gerekir ki, 243. maddeye mümas fiilleri işleyenler himaye ediliyor,bunların işledikleri fiiller haklı ve mazur görülüyor zannedilmesin. Bu türsuçları işleyenler mutlaka affedilsin, davaları veya cezaları 4616 sayılı Yasaşumulünde olsun şeklinde bir görüş taşımıyoruz. İşkence suçu olarak özetlenen,unsurları ve müeyyidesi 243. maddede sayılan fiillerin, bir insanlık suçuolduğu gerek ulusal ve gerekse uluslararası yasalarla veya sözleşmelerleönlenmeye çalışılan suçlardan olduğu, benimsenmesinin veya kabullenilmesininbile düşünülemeyeceği çok açık bir gerçektir. Yasa kapsamına alınan 448 ve 450.maddelere uyan adam öldürme fillerinin benimsenmediği veya kabullenilmediği, bufiilleri işleyenlerin himaye gördüklerinin söylenemeyeceği gibi. Buyöndekikarşılaştırma 450. maddenin üçüncü bendinin Yasa kapsamına alındığıhalde 243. maddenin kapsam dışında bırakılması nedeniyle yapılmaktadır.Anayasa'nın 17. maddesinde, sadece "kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz" yolundaki işkence suçunu önlemeye matuf kural yer almamakta,sözü edilen maddenin ilk fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." şeklinde insan için enönemli hak olan "yaşam hakkı" düzenlenmektedir. İzah etmeyeçalıştığımız husus, insanın yaşam hakkını ortadan kaldıran "kasten adamöldürme", "işkence ile adam öldürme", "canavarca bir hiszevki ile adam öldürme" fiillerini düzenleyen 448. ve 450. maddeler Yasakapsamına alınırken 243. maddenin kapsam dışı tutulmasıdır. Bu yöndekiayırım ve böyle bir düzenleme Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılıkteşkil ettiğinden 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 5. bendinin (a) altbendinde istisnalar içinde sayılan TCK'nun 243. maddesinin iptaligerekirken reddi yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2- 4616 sayılı Yasa kapsamı dışında tutulan TCK'nun 298. maddesiçoğunluk görüşü ile iptal edilmiştir. Kararda, 299. madde ile karşılaştırılmasıyapılarak bu maddelerde belirlenen eylemlerin benzer nitelikte oldukları, 299.maddenin daha ağır ceza öngördüğü gerekçe olarak kabul edilmiştir.
TCK'nun 298. ve 299. maddelerinde, tutukevinden ve hapishanedenkaçanların fiilleri ve ceza yaptırımları düzenlenmektedir. Yasa kapsamı dışındabırakılan 298. maddenin ikinci fıkrasında, tutukevinden kaçma suçunun şahıslaraşiddet kullanılarak, kapı veya pencere kırarak, duvar delerek, kaçmaya maniolacak vasıtaları bozarak işlenmesi ile üçüncü fıkrasında da bu suçun birdenziyade kimseler tarafından bir arada işlenmesi, tehdit veya şiddetin silahlayapılması hallerinde cezanın artırılarak verileceği öngörülmektedir. Bu maddeile korunmak istenen, bilhassa örgütsel suçlardan dolayı tutuklananlarıncezaevlerini yakarak, yıkarak, silahlar kullanarak, Devlete büyük zararlarvererek kaçmalarının önlenmesidir. 299. maddenin Yasa kapsamına alınmış olması,bu suçun da mutlaka Yasa kapsamına alınmasına gerekçe olarak kabul edilemez.Ayrıca her iki maddede öngörülen cezalar da birbirinden farklıdeğildir. 298. maddede öngörülen ceza "dört yıldan sekiz yıla kadarağır hapis" 299. maddede öngörülen ceza ise "beş yıldan eksik sekizyıldan fazla olamaz" şeklinde olup, her iki maddede azami ceza sekiz yılolarak belirlenmiştir. Her iki madde karşılaştırılarak öngörülen cezalarınnazara alınmasından daha çok bu maddelerle korunması amaçlanan hukuki yararıngözetilmesi gerekmektedir. Bu sebeplerle, TCK'nun 298. maddesinde düzenleneneylemlerin ağırlığı ve koruduğu hukuki yarar gözetildiğinde bu maddenin Yasakapsamı dışında bırakılmasında, Anayasa'ya aykırılık görülmemektedir.
Belirtilen nedenlerle, sözü edilen maddenin iptaline yönelikçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ali HÜNER
KARŞIOYYAZISI
4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 5. bendinin (a) alt bendindekiistisnalar arasında sayılan "resmî artırma-eksiltmeye hilekarıştırma" suçuna ilişkin 366. madde ile "mal artırma-eksiltmesinehile karıştırma" suçuna ilişkin 367. madde "Ammenin İtimadı Aleyhineİşlenen Cürümler" başlıklı 6. babın "ticaret ve sanayie ve müzayedeyehile ve fesat karıştırmak cürümleri"ni düzenleyen 5. faslında yeralmaktadır. Bu fasılda belirtilen suçlardan yalnız artırma ve eksiltmelere hilekarıştırmaya ilişkin 366. ve 367. maddeler istisnalar arasında sayılarak4616 sayılı Yasa kapsamı dışında tutulmuştur.
366. ve 367. maddelerin yer aldığı fasılda aynı tür suçların tümükapsama alınırken bu iki maddenin herhangi bir ölçüt, kullanılmaksızın kapsamdışı bırakılmasının "kamu düzeni" ve "kamu güvenliği"amaçları ile de açıklanması olanaklı değildir. Nitelikleri ve uygulananyaptırımları gözetildiğinde daha ağır olarak değerlendirilebilecek 358., 359.,361. ve 362. maddelerin istisnalar arasında sayılmayarak yasa kapsamına alınırken366. ve 367. maddelerin kapsam dışında tutulmasının adil, kabul edilebilirhaklı bir nedeninin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 366. ve 367. maddeleri kapsam dışındabırakan itiraz konusu kuralın iptali gerektiği görüşüyle çoğunluk görüşünekatılmıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Tülay TUĞCU