ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2001/408
Karar Sayısı : 2002/191
Karar Günü : 21.11.2002
Resmi Gazete tarih/sayı: 02.10.2003/25247
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- Kuşadası Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/408)
2- Kuşadası Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/409)
3- Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/410)
4- Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/414)
5- Bucak Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/416)
6- Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/420)
7- Söke Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/423)
8- Trabzon 3. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/429)
9- Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2001/432)
10- Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/433)
11- Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/436)
12- Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/457)
13- Söke Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/458)
14- Söke Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/459)
15- Göle Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/462)
16- Edremit Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/467)
17- Karadeniz Ereğli Asliye CezaMahkemesi (Esas: 2001/470)
18- Menemen Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/480)
19- Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/482)
20- Afyon Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/489)
21- Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2001/497)
22- Mustafakemalpaşa Asliye CezaMahkemesi (Esas: 2002/3)
23- Edremit Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2002/18)
24- Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:2002/24)
İTİRAZLARIN KONUSU : 19.3.1985 günlü, 3167 sayılı"Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması HakkındaKanun"un;
A-13. maddesinin ikinci fıkrasının "...üç aydan altı ayakadar hapis...cezası ile cezalandırılırlar",
B- 16. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin"...bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar,"
bölümlerinin Anayasa'nın 38. maddesine aykırılığı savıylaiptalleri istemidir.
I- OLAY
Bakmakta oldukları davalarda, 3167 sayılı Yasa'nın 13. maddesininikinci fıkrasında yer alan "...üç aydan altı aya kadar hapis cezası ilecezalandırılırlar" ve 16. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"...bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar."bölümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan ya da taraflarınAnayasa'ya aykırılık savlarını ciddi bulan Mahkemeler iptalleri içinbaşvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
19.3.1985 günlü, 3167 sayılı "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesive Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun"un itiraz konusu bölümleri deiçeren 13. maddesi ile 16. maddesi şöyledir:
1- "MADDE 13- Bu Kanunun 7 nci maddesiuyarınca banka tarafından yapılan ihtarı aldığı veya almış sayıldığı tarihtenitibaren yedi iş günü içinde geçerli bir sebebe dayanmaksızın çek karnelerinigeri vermeyenlere, ilgili bankanın ihbarı üzerine yirmibin liradan ikiyüzbinliraya kadar ağır para cezası verilir. İlgili banka bu ihbarı yapmaklamükelleftir.
Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen düzeltme işlemi yapılmadığıhalde 7 nci maddedeki bir yıllık müddet içinde veya 16 ncı madde gereğincehükmolunan süre içinde çek keşide edenler, fiilleri başka bir suç meydanagetirse bile ayrıca üç aydan altı aya kadar hapisveyirmibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ilecezalandırılırlar."
2- "MADDE 16- İbraz süreci içindeveya üzerinde yazılı keşide tarihinden önce, 4 üncü maddeye göre ibrazedildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyençeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılırlar. Mahkeme ayrıca işlenen suçun mahiyetine göre biryıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir müddet için failin bankalarda çekhesabı açmasının ve çek keşide etmesinin yasaklanmasına karar verir. Yasaklamakararı bütün bankalara duyurulmak üzere T.C. Merkez Bankasına bildirilir.
(Değişik : 14/1/1993 - 3863/1 md.) Bu fiillerden dolayı takibatyapılması çek hamilinin şikâ yetine bağlıdır. Şikâ yet süresi çekinbankaya ibraz tarihinde başlar. Şikâ yetten vazgeçmekle, kamu davasının vecezanın ortadan kaldırılmasına karar verileceği gibi, keşidecinin çek bedelininkarşılıksız kalan kısmını %10 tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte muhatapbankaya veya herhangi bir şubesine yatırmış bulunması halinde de, vazgeçmeşartı aranmaksızın, kamu davasının ve cezanın ortadan kaldırılmasına kararverilir. Fiili işleyenin 8 inci maddeye göre düzeltme hakkını kullanmaksuretiyle hamilin zararını karşılamış olması veya düzeltme hakkı yoksa, anılanmaddede belirtilen müddet içinde çek bedelinin karşılıksız kalan kısmını %10tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte muhatap bankaya veya herhangi birşubesine yatırmış bulunması halinde şikayet hakkı doğmaz."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurularında kuralların Anayasa'nın 38. maddesininsekizinci fıkrasına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince birleştirilendosyalarda değişik tarihlerde yapılan ilk inceleme sonunda, dosyalarda eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, AliHÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, EnisTUNGA ve Mehmet ERTEN'in katılmalarıyla yapılan esas inceleme toplantısında;
19.3.1985 günlü, 3167 sayılı "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesive Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun"un kimi kurallarının iptaliistemiyle yapılan itiraz başvurularına ilişkin dava dosyalarının aralarındakihukuki irtibat nedeniyle 2001/408 esas sayılı dava dosyası ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2001/408 esassayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 21.11.2002 gününde oybirliğiyle kararverildi.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Birleştirme kararına konu başvuru kararları ve ekleri, işinesasına ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen Yasa kuralları,dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz başvurularında, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göreçek'in, kambiyo senedi olup sözleşmelerde ödeme vasıtası olarak kullanıldığı,tarafların hür iradeleri sonucu oluşturdukları sözleşme hükümlerine göreborçlunun, belirlenen tarihte çekte yazılı miktarı çek hamiline veyacirantalara ödeme yükümlülüğü altına girdiği, Yasa'da öngörülen hapis cezasınınsözleşmeden kaynaklandığı, bu nedenlerle 3167 sayılı "Çekle ÖdemelerinDüzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 13. ve 16.maddelerinde yer alan hapis cezasına ilişkin bölümlerin, Anayasa'nın 38.maddesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
3167 sayılı Yasa'nın çek keşide etme yasağına uymama suçunudüzenleyen 13. maddesinin yollamada bulunduğu aynı Yasa'nın 7., 8. ve 16.maddeleriyle birlikte ikinci fıkrasının incelenmesinden, hesap sahibitarafından keşide edilen çekin yeterli karşılığının bankadaki hesaptabulunmaması karşısında, muhatap bankaca çek karnelerinin iadesi ve bir yılmüddet ile çek keşide edemeyeceği ihtarına rağmen, yedi iş günü içinde çektutarını veya karşılıksız kalan bölümünü % 10 tazminatı ve gecikme faiziylebirlikte hamil adına muhatap bankaya yatırmayıp, yasak sürede veya karşılıksızçek keşide etmek suçundan hükümle birlikte belirtilen çek keşide etme yasağıiçinde çek keşide eden kişinin hapis ve ağır para cezası ile cezalandırılacağı;16. maddesinin birinci fıkrasından, ibraz süresi içinde veya üzerinde yazılıkeşide tarihinden önce bankaya ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmamasısebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kimseye hürriyeti bağlayıcıceza öngörüldüğü, ayrıca işlenilen suçun mahiyetine göre mahkemece belirlenecekbir müddet için bankalarda çek hesabı açmasının ve çek keşide etmesininyasaklanması ile bu kararın bütün bankalara duyurulmak üzere T.C. MerkezBankası'na bildirileceği anlaşılmaktadır.
Yasa'nın itiraz konusu bölümü de içeren 16. maddesinin iptaliistemiyle daha önce Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru hakkında, 26.9.1995günlü, E:1995/18, K:1995/50 sayı ile "istemin reddine" kararverilmiştir. Bu kararın Anayasa'nın 152. maddesinin son fıkrası uyarınca15.11.1997 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren 10 yıllık süregeçmemiş ise de, başvuru kararının yasal dayanağını oluşturan Anayasa kuralınındeğişikliğe uğradığı gözetilerek yasaklanan süre içinde kuralın incelenebileceğisonucuna varılmıştır.
Sözleşme, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun birinci maddesine göre,"İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyanettikleri takdirde, akit tamam olur. Rızanın beyanı sarih olabileceği gibizımni dahi olabilir" biçiminde tanımlanmıştır.
6762 sayılı "Türk Ticaret Kanunu"nun kambiyo senetleribölümünde düzenlenen çek, kıymetli evrak niteliğini taşıyan, görüldüğünde(ibrazında) ödenen bir kambiyo senedi olduğu ve temel ilişkide bir sözleşmeninbulunup bulunmamasından bağımsız olarak kambiyo hukukuna özgü borç doğuran özelbir havale niteliğindedir.
Anayasa'nın 38. maddesine 4709 sayılı Yasa ile eklenen sekizincifıkrada "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerinegetirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz" denilmiş; Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin 4 no'lu protokolu gereği sözleşmeden doğan biryükümlülük nedeniyle hiç kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünyerine getirilememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağı hükmünün eklendiği,sözleşmeden doğan yükümlülük içinde borçların da olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, bir kişinin yalnızca sözleşmeden doğan biryükümlülüğünü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden yoksunbırakılamayacağı açıkça anlaşılmakla, başlangıçta yükümlülük altına girerken buyükümlülüğün gereklerini yerine getirmeyeceğini bilen ve bunu isteyenkişilerin, sözkonusu yasaktan yararlanmaları olanaksızdır.
Çeki elinde bulunduran hamilin, keşideci ile lehdar arasında temelilişkiyi oluşturan sözleşmeden kaynaklanan bir alacağı değil, doğrudan doğruyaçekten doğan bir hakkı iktisap etmesi karşısında, itiraz konusu kurallarla,alacaklının hakkının korunması ile çeke olan kamusal güvenin sağlanması amacıgözetilerek hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür.
O halde, çek ilişkisi bizzat sözleşme olmadığı gibi, çekintemelinde her zaman bir sözleşme bulunması da zorunlu değildir. Temelde birsözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise, çekte bu ilişkiden bağımsız vesözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo taahhüdü söz konusudur.Borçlu, temel ilişki ne olursa olsun borcunu ödemek için çek kullandığında,asıl borç ilişkisi dışında kambiyo ilişkisi doğmuştur.
Yalnızca Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında hürriyeti bağlayıcıceza yasağı, sözleşmeden doğan borcun "yerine getirilememesi"nigerektirmektedir. Oysa keşideci, çekin karşılıksız olmasını bilmesine rağmençek keşide ettiğine göre, bu borcun yerine getirilemediğinden söz etmek deolanaksızdır.
İhtara rağmen çek karnelerini aldığı bankaya, yasanın öngördüğü süredeiade etmeyen ve çek tutarını veya karşılıksız kalan bölümünü % 10 tazminatı vegecikme faiziyle birlikte hamil adına muhatap bankaya yatırmayan, düzeltmehakkını kullanmayıp yasaklanmasına rağmen çek keşide etmeye devam edenkeşidecinin eylemini sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğü yerine getirememeolarak kabul etmek olanaksızdır.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kurallar, Anayasa'nın 38. maddesine4709 sayılı Yasa ile eklenen sekizinci fıkrasına aykırı değildir. İtirazlarınreddi gerekir.
Haşim KILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
VII- SONUÇ
19.3.1985 günlü, 3167 sayılı "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesive Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun"un;
A- 13. maddesinin ikinci fıkrasının "... üç aydan altı ayakadar hapis ... cezası ile cezalandırılırlar." bölümünün, Anayasaya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 16. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin "... biryıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar." bölümünün,Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ'ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
21.11.2002 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Enis TUNGA
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Anayasa'nın 38. maddesine 4709 sayılı Yasa ile eklenen sekizincifıkrada "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerinegetirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz." denilmektedir.Anayasa'da yapılan bu değişiklik Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 4 noluprotokolün birinci maddesinden -yazım farklılığı dışında- aynen alınmıştır.Anayasakoyucunun amacını ve hangi nedenle böyle bir değişikliğe ihtiyaçduyduğunu maddenin gerekçesi ve Mecliste yapılan görüşmeler gözetilerek ortayakoymak gerekir. Yapılan bu değişiklik pozitif hukuk kurallarına kaynaklıketmiyor, ya da etkilemiyorsa kural haşivdir denilebilir. Anayasakoyucu böylebir amaç gütmeyeceğine göre Anayasa'nın 38. maddesine giren bu kurala işlerlikkazandırmak gerekir. İhmal, hile ve kötü niyet dışında kalan ekonomik suçlaraekonomik ceza öngörülmesi çağdaş dünyada kabul edilen ve izlenen birpolitikadır. Bu anlayış ve amaç içinde düşünülmediği takdirde Anayasa'nın 38.maddesinde yazılmış olan bu değişikliğin pozitif hukuk içinde uygulama alanıhiç yok denecek kadar işlevsiz olduğu çok açıktır. Bu değişiklik yapılmadanönce kimi ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi Anayasa'ya aykırıolmamasına karşın, yeni kural bu alanı sınırlayarak oldukça daraltmıştır.
Anayasa'nın 38. maddesindeki bu değişiklik üç noktadatoplanmıştır.
- Yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülük,
- Bu yükümlülüğün yerine getirilememesi,
- Bundan dolayı özgürlükten alıkonamama,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 4 nolu protokolün 1. maddesi"Borç için hapis yasağı" başlığını taşımakla beraber madde metninde,"özgürlüğünden yoksun kılınamaz." denilerek yasağın sadece hapiscezası ile sınırlı olmadığı başka özgürlükleri de kapsadığı açıktır.Sözleşmeden aynen alınan Anayasamızdaki metni de sadece hapis cezası ilesınırlandırmamak gerekir. Sözleşmeden doğan yükümlülük de borç ilişkisi dışındabir şeyin yapılması ya da yapılmaması anlamında daha genişdeğerlendirilmelidir. Yükümlülük borç ilişkilerini de içine alan geniş birkavramdır. Yükümlülük sözleşmeden kaynaklanmıyorsa bu kapsamda değildir.Ayrıca, yükümlülüğün yerine getirilememesi iyi niyete dayanmalıdır.Yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini önceden bilen kişiyi kuralkorumamaktadır. Nitekim TBMM Genel Kurulu'nda 38. maddedeki değişiklikgörüşülürken Anayasa Komisyonu Başkanı "kendi ihmal veya kusuru olmaksızınborcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz.Ancak, borçlunun hileyle veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halindeprotokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir." görüşünü dilegetirmiştir. (26.9.2001 günlü, 133. Birleşim Tutanakları)
Buna göre, yapılan Anayasa değişikliğinde ekonomik nedenlerle veiyiniyetle borcunu ödeyemeyen kişilere hapis cezası verilmesini önlemek amacıön plana çıkmaktadır. Etkili ceza düşüncesiyle "hapisle tazyik"yoluyla çalışma hayatının daha iyi düzenleneceği anlayışı Anayasakoyucununiradesini saptırmaktır. Kasıt ve kötüniyet olmadığı sürece ekonomik suçlarahapis cezası öngörülmesi insan onuruyla bağdaşmadığı için çağdaş dünya vedemokratik toplumlarda terkedilmiştir.
Çoğunluk görüşünde, borç ilişkisi ile çek kullanımı arasındaki bağkoparılmış soyut bir kambiyo ilişkisinden bahsedilmiş, sözleşmeden bağımsız birkambiyo yükümlülüğü üzerinde durulmuştur. Oysa, keşideci ile lehdar arasındakiborç ilişkisini sözleşmenin dışında mutlak bağımsız bir işlem olarak nitelemekmümkün değildir. Sözleşmeye bağlı bir yükümlülük nedeniyle çek keşide edenlelehdar arasında bir ilişki her zaman olanaklıdır. Hapis cezası öngörülerekalacaklının hakkının korunması ve kamusal güvenin sağlanması gerekçesi de kabuledilemez. Hukuksal nitelikleri farklı da olsa bono ve poliçe gibi kambiyosenetlerinde de ödenmediği takdirde kamusal güvenin bozulması ve alacaklınınhakkının yok olması söz konusu olabilir. Bu nedenle iyiniyetli olması koşuluylabonosunu ödeyemeyen kimseye hapis cezası öngörülemeyeceği gibi karşılıksızçıkan çek içinde öngörülemez.
Çoğunluk gerekçesinde aynen "Yalnızca Anayasa'nın 38. maddesikapsamında hürriyeti bağlayıcı ceza yasağı sözleşmeden doğan borcun yerinegetirememesini gerektirmektedir. Oysa keşideci çekin karşılıksız olmasınıbilmesine rağmen çek keşide ettiğine göre bu borcun yerine getirilemediğindensöz etmek de olanaksızdır." denilmektedir. Çekin karşılıksız olduğunu bilebile keşide edenlerin iyiniyetinden zaten bahsedilemez. Böyle bir çek düzenleyenkişinin 38. maddesinde öngörülen korumadan faydalanması da olanaksızdır.
3167 sayılı Yasa'nın 16. maddesinin birinci fıkrası suçlardaobjektif sorumluluk esası benimsenerek düzenlenmiştir. Yargıtay'da bugüne kadarobjektif sorumluluk kapsamında uygulamasını sürdürmüştür. Düzenlenen çekinkarşılığı yoksa suç oluşmuştur. Bunun dışında yargıcın subjektif değerlendirmeve araştırmaları kuralı objektif sorumluluk kapsamından çıkarmaz. Objektifsorumluluk nedeniyle 16. maddenin birinci fıkrasına göre oluşacak suç da"ödememe" ya da "ödeyememe"durumlarının araştırılmasısözkonusu değildir. Bilerek ve kasden ödemeyenle, iyiniyetle hareket edilereködeyememe durumlarını ayırmaya imkan tanımayan bir düzenleme Anayasa'nın 38.maddesine aykırılık oluşturur. Karşılıksız çek suçu, kasıtla işlenen bir suçhaline getirilmediği sürece Anayasa'ya aykırılıktan kurtulamaz.
Belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmadım.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ