ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2001/5
Karar Sayısı : 2002/42
Karar Günü : 28.3.2002
Resmi Gazete tarih/sayı: 05.09.2002/24867
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Dokuzuncu Dairesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı "BelediyeGelirleri Kanunu"nun 89. maddesinin (a) bendinin son paragrafının,Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kiracısı olduğu taşınmaz nedeniyle hakkında yol harcamalarınakatılma payı tahakkuk ettirilen davacının açtığı davayı temyizen inceleyenDanıştay Dokuzuncu Dairesi, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 89.maddesinin (a) bendinin son paragrafını Anayasa'ya aykırı bularak iptaliistemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.5.1981 günlü, 2464 sayılı "Belediye GelirleriKanunu"nun 89. maddesinin (a) bendinin iptali istenilen son paragrafışöyledir:
"Katılma paylarına karşı dava açılabilmesi için, katılmapaylarının yarısının önceden belediyelere ödenmesi gerekir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
2- "MADDE 125.- İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veyamilletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkimeancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek AskerîŞûranın kararları yargı denetimi dışındadır.
İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirimtarihinden başlar.
Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil veesaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlemniteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsızzararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarınınbirlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasınakarar verilebilir.
Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhalinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ileyürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER,Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve AhmetAKYALÇIN'ın katılmalarıyla 15.1.2001 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,"Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle" karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleriylediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Belediye Gelirleri Kanunu'nun 89. maddesinin (a) bendinin sonparagrafında "Katılma paylarına karşı dava açılabilmesi için, katılmapaylarının yarısının önceden belediyelere ödenmesi gerekir."denilmektedir.
Yol, kanalizasyon ve su hizmetlerinden yararlanan taşınmazsahiplerinden alınan harcamalara katılma payı, borçluları bakımından resimbenzeri mali bir yükümlülük niteliği taşımaktadır. 2464 sayılı BelediyeGelirleri Kanunu'nun itiraz konusu 89. maddesinin (a) bendinin sonparagrafıyla, harcamalara katılma paylarına karşı dava açabilmek için, tahakkukettirilen payın yarısının önceden ilgili belediyelere ödenmesi şartıgetirilmiştir.
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralla harcamalara katılmapaylarına karşı dava açabilmek için getirilen dava şartının, mali gücü yetersizolanlar veya katılma payı mükellefi olmadığı halde bu payı ödemek zorundabırakılanlar bakımından hak arama özgürlüğünü kısıtladığı, iddia ve savunmahakkına sınırlama getiren bu hükmün Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davalı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme,görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz", denilmektedir.Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi birtemel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birisini oluşturmaktadır. Gerçekten, karşılaştığı bir suçlamayakarşı kişinin, kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız biruygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin enetkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkınıkullanılabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adilbir yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkınındüzenlendiği 6. maddesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarındada, dava yoksa, adil, aleni ve gecikmesiz bir yargılamadan söz edilemeyeceği(Golder/İngiltere, 21.2.1975, A 18, s.12, paragraf 37 (b)); mahkeme önünde hakarama yolunun fiilen yahut hukuken geçici de olsa kapatılmasının veyakullanımını imkansız kılan koşullara bağlayarak sınırlanmasının adil yargılanmahakkının ihlali anlamına geleceği (Airey/İrlanda, 9.10.1979, A 32, s.12)belirtilmiştir.
İtiraz konusu kuralla, kendisine 2464 sayılı Belediye GelirleriKanunu uyarınca harcamalara katılma payı tahakkuk ettirilen bir mükellefin bunakarşı dava açabilmesi, söz konusu payın yarısının önceden ilgili belediyeyeödemesi şartına bağlanmıştır. Harcamalara katılma paylarına karşı davaaçılabilmesinin böyle bir şarta bağlanarak sınırlandırılmasının, ilgilibelediyelerin söz konusu gelirleri öncelikle tahsil ederek projelerini kısasürede tamamlamaları ve bu konudaki dava sayısının azaltılarak mahkemelerin işyükünün hafifletilmesi gibi kamu yararına yönelik nedenlere dayandırıldığıanlaşılmaktadır. Ancak Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması, Anayasa'nın ilgili maddelerinde özel sınırlandırma nedenibulunmasına bağlı tutulmuştur. Anayasa'nın dava hakkının düzenlendiği 36.maddesinde bu hakkın sınırlandırılması konusunda özel bir sınırlama nedenineyer verilmemiştir. Bu nedenlerle, dava hakkının sınırlandırılması Anayasa'nın36. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Anayasa'nın 125. maddesinin ilk fıkrasında; "İdarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır...",denilmektedir. İtiraz konusu kuralla harcamalara katılma paylarına karşı davayolu kapatılmamakta, dava açılması belli bir koşula bağlanmaktadır. Bu durumda,dava hakkını ortadan kaldırmayan itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 125.maddesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
VI- SONUÇ
26.5.1981 günlü, 2464 sayılı "Belediye GelirleriKanunu"nun 3239 sayılı Yasa ile değiştirilen 89. maddesinin (a) bendininson paragrafının, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ertuğrul ERSOY'unkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 28.3.2002 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Nurettin TURAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Rüştü SÖNMEZ
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Enis TUNGA
KARŞIOYYAZISI
26.5.1981 günlü ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun4.12.1985 günlü ve 3239 sayılı Kanun'un 121. maddesiyle değişik 89. maddesinin(a) bendinin dördüncü fıkrasında "katılma paylarına karşı davaaçılabilmesi için, katılma paylarının yarısının önceden belediyelere ödenmesigerekir" hükmünün iptaline ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıda açıklanangerekçelerle katılmıyorum.
I- 5237 sayılı eski Belediye Gelirleri Yasası'nda bulunan yol, suve kanalizasyon masraflarına iştirak payı, 2464 sayılı Belediye GelirleriYasası'nda da yeniden düzenlenerek korunmuştur.
Ülkemizde, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmenin doğal sonucuolarak; artan nüfusun hızla kırsal kesimden kentlere yönelmesi, kentlerin çağıngereklerine göre yeniden düzenlenmesini ve imar hareketlerinin daha plânlıolarak organize edilmelerini gerektirmiştir. Bu durum doğal olarak yerelyönetim finans sistemlerinin kaynak ihtiyacını artırmıştır. 2464 sayılıBelediye Gelirleri Yasası'nın 86, 87 ve 88. maddelerinde yer alan,"Harcamalara katılma payları" olarak nitelendirilen gelirlerinoluşmasının ana nedeni budur.
Harcamalara katılma payları, bir program dahilinde veya isteküzerine gerçekleştirilen işlerde, bu hizmetler nedeniyle yapılan giderlerintamamıdır. Bu paylar, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile İller Bankasıtarafından saptanan ve yayınlanan rayiç ve birim fiyatlara göre hesaplanantutarları aşmamak kaydı ile yapılan gerçek harcamalardır. Ödeme yükümlülüğü,hizmetten yararlanan arsa ya da bina sahibine aittir. 89. Madde incelendiğinde;yasakoyucunun mükellefe katılma payı borcunun tahakkukunda ve ödenmesindeönemli kolaylıklar sağladığı da anlaşılmaktadır.
a- Harcamalara katılma payları peşin ödendiği takdirde paylarınilgililerden % 25 noksan olarak alınması,
b- Hizmetin değerlendirilmesinde, özel devlet yardımları,karşılıksız fon tahsisleri, bu işler için yapılmış bağış ve yardımlar vekamulaştırma bedellerinin giderler tutarından indirilmesi ve ayrıca katılmapaylarının mükellefin bina veya arsasının vergi değerinin % 2 sini geçmemesi,
c- Kamu alacağı niteliğindeki katılma paylarının mükellefe tebliğedildiği yılı izleyen yıldan itibaren dört eşit taksitle ödenebilmesi,
d- 3030 sayılı "Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun"unuygulandığı şehirlerde, hizmeti veren belediyelerin görüşü alınmak suretiyleharcamalara katılma paylarının yarısına, peşin ödeme halinde, üçte birine kadarindirmeye Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması,
Bu duruma örnektir.
2464 sayılı Kanun'un 89. maddesinin (a) fıkrasına göre kendisindenharcamalara katılma payı istenilen gayrimenkul sahibinin dava açabilmek içinkatılma paylarının yarısını önceden belediyelere ödemesi gerekir. Bu koşul,usul hukuku yönünden davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için, yerinegetirilmesi zorunlu bulunan olumlu bir dava şartı görünümündedir.
İptali istenen madde bendi, yukarıda açıklanan ödeme kolaylıklarıda gözetilecek olursa iddia ve savunma özgürlüğünü ortadan kaldırmamakta,sadece bu özgürlüğün kullanılabilmesi için "katılma paylarının yarısınınönceden belediyelere ödenmesi"ni bir ön şart olarak belirlemektedir. Böylebir sınırlama ihtiyacı, "kamu yararı"nı korumak isteğindenkaynaklanmıştır. Hiç bir sınırlama olmadan, katılma payları aleyhine açılacakdavaların sayısının hızla artması, mükellefler tarafından yapılacak ödemeleridavalar sonuçlanıncaya kadar geciktireceği için, yerel yönetimlerimiz degörevli -Büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyeleri- olarak toplam (3228)Belediye Başkanlığının planlı yatırımlarını finansman güçlüğü içine sokarak,başlatılan projelerin tamamlanmasını engelleyecektir. Ülkemizin gelişmesürecinde, hızla kentleşmesinin sonucu olarak yerleşim merkezlerinin yenidendüzenlenmesini de aksatarak, yerel yönetimlerin etkili hizmet fonksiyonunuazaltacaktır.
Bir yasa ile getirilen ve benzer durumdaki bütün gayrimenkulsahiplerine eşit şekilde uygulanacak, genel nitelikli bu sınırlama; makul,adil, anlaşılabilir ve ölçülü olup, Anayasa'nın 36. maddesine aykırı değildir.Hak arama özgürlüğünü ortadan kaldırmamaktadır.
Aynı şekilde, itiraz konusu madde bendi, "İdarenin her türlüeylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" hükmünü taşıyan Anayasa'nın125. maddesine de aykırı değildir. İtiraz konusu kuralla harcamalara katılmapaylarına karşı dava yolu kapatılmamakta, dava açılması belli bir koşulabağlanmaktadır.
II- Anayasa'nın 13. maddesinde (3.10.2001-4709/2 md.) yapılandeğişiklikle temel hak ve özgürlüklerle ilgili genel ve özel sınırlamalarınortadan kaldırıldığı, bu nedenle, "kamu yararı" amacıyla da olsa hertürlü yasada herhangi bir sınırlamanın yapılmasının doğru olmayacağı şeklindebir yorumu kabul etmek olanaksızdır. Anayasa'nın 13. maddesinin yeni düzenlenişşekliyle temel hak ve özgürlükleri hiç bir kayıt ve şarta bağlı olmayansınırsız "özgürlük alanları" olarak görmemek gerekir. Bu hak veözgürlükler düzenlendikleri temel hak normunun alanlarıyla sınırlıdır. 13.Maddenin son şekline göre; yasakoyucunun Belediye Gelirleri gibi özel nitelikliyasalarda dahi herhangi bir sınırlama yapamayacağını benimsemek doğru değildir.Yasakoyucunun sınırlamaya yer verdiği bir yasal düzenlemede:
a- Hak ve özgürlüğün özüne dokunulmaması,
b- Anayasa'nın sözüne ve ruhuna aykırı davranılmaması,
c- Demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerineuyulması,
d- Ölçülülük ilkesine uygun düzenleme yapılması,
şeklinde belirlenen ilkelere uyulması durumunda Anayasa'yaaykırılıktan bahsedilemez. Nitekim baştan beri açıklandığı üzere yasakoyucu 89.maddenin düzenlenmesinde bu kurallara uymuştur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın iptali isteminin reddigerekeceği kanısıyla aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ertuğrul ERSOY