ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2002/104
Karar Sayısı : 2003/72
Karar Günü : 16.7.2003
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 06.12.2005 - 26015
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet MeclisiÜyeleri Mustafa KAMALAK, Lütfi YALMAN ve 109 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 26.3.2002 günlü, 4748sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”un;
A- 4. maddesinin;
1) (A) bendiyle 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi PartilerKanunu'nun 101. maddesine eklenen fıkrada yer alan “... yarısından az olmamakkaydıyla,...” ibaresinin,
2) (B) bendiyle değiştirilen 2820 sayılı Yasa'nın 102. maddesininbirinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “kapatılması ya da” ibaresinin,
Anayasa'nın 69. maddesine;
B- 5. maddesinin (A) bendiyle değiştirilen 6.10.1983günlü, 2908 sayılı Dernekler Kanunu'nun 4. maddesinin (2) ve (3) sayılıbentlerinin,
Anayasa'nın 13. ve 15. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri veyürürlüklerinin durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
26.3.2002 günlü, 4748 sayılı Yasa'nın 2820 ve 2908 sayılıYasalarda değişiklik yapan maddelerin iptali istenen kural ve bölümlerişöyledir:
1- “MADDE 4.- A) 22.4.1983 tarihli ve 2820 sayılıSiyasî Partiler Kanununun 101 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerindesayılan hallerde temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göreilgili siyasî partinin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarınınyarısından az olmamak kaydıyla, bu yardımdan kısmen veya tamamen yoksunbırakılmasına, yardımın tamamı ödenmişse aynı miktarın Hazineye iadesine kararverebilir.
B) Siyasî Partiler Kanununun 102 nci maddesinin birinci ve üçüncüfıkraları aşağıdaki şekilde; ikinci fıkrasında geçen “Cumhuriyet Başsavcılığı”ibareleri, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı” olarak değiştirilmiştir.
Siyasî partilerin faaliyetlerinin izlenmesi amacıyla YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının istediği bilgi ve belgeleri bildirilen süre içindevermeyen siyasî partiye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ikinci biryazı tebliğ olunur. Bu yazıda, bildirilen süre içinde cevap verilmediği veistek yerine getirilmediği takdirde o siyasî partinin kapatılması ya da Devletyardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için dava açabileceği debelirtilir. Bu tebliğde bildirilecek süre içinde yine istek yerine getirilmezveya cevap verilmezse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı o siyasî partininkapatılması ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasıiçin Anayasa Mahkemesinde re'sen dava açabilir.
Siyasî parti, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde istemyazısında belirtilen hususu yerine getirmediği takdirde, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı Anayasa Mahkemesinde o siyasî partinin kapatılması ya da Devletyardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için dava açar. YargıtayCumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin tebliğinden itibaren otuzgün içinde ilgili siyasî parti tarafından söz konusu parti organı, merci veyakurulun işten el çektirilmesi ve parti üyesi veya üyelerin partiden kesinolarak çıkarılmaları halinde, o partinin kapatılması ya da Devlet yardımındankısmen veya tamamen yoksun bırakılması için açılan dava düşer. Aksi takdirdeAnayasa Mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının ve siyasî parti temsilcilerinin sözlü açıklamalarını, gerekligördüğü hallerde diğer ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları da dinlemeksuretiyle açılmış bulunan davayı karara bağlar...”
2- “MADDE 5.- A) 6.10.1983 tarihli ve 2908 sayılıDernekler Kanununun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 4.- Fiil ehliyetine sahip ve 18 yaşını doldurmuş olan herkesönceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Ancak;
1. Türk Silahlı Kuvvetleri ile genel ve özel kolluk kuvvetlerimensupları ve özel kanunlarında dernek kuramayacakları belirtilen memurstatüsündeki kamu hizmeti görevlileri,
2. Affa uğramış olsalar bile;
a) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının birinci babında yazılısuçlardan biriyle mahkûm olanlar,
b) Basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflâs gibi yüz kızartıcı suçlar,istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları ve resmî ihalealım satımlara fesat karıştırma suçlarından biriyle mahkûm olanlar,
c) Türk Ceza Kanununun 316, 317 ve 318 inci maddelerinde yazılısuçlardan biriyle mahkûm olanlar,
Sürekli olarak,
3.a) Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinin ikinci fıkrasındayazılı suçtan mahkûm olanlar hükmün kesinleştiği,
b) Kurulması yasaklanmış dernekleri kuranlar ve yönetenler iledernekler için yasaklanmış faaliyetlerde bulunmaları sebebiyle mahkemecekapatılmasına karar verilen derneklerin yöneticileri kapatma kararınınkesinleştiği,
Tarihten itibaren beş yıl süre ile,
Dernek Kuramazlar...”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İptali istenen kuralların Anayasa'nın 13., 15. ve 69 maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüş, Mahkememizce 38. madde ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU,Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nınkatılımlarıyla 6.6.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmaisteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasınaoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- 4748 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin (A) bendiyle 2820 sayılıYasa'nın 101. maddesine eklenen fıkrada yer alan “... yarısından az olmamakkaydıyla...” ibaresinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 69. maddesinin yedinci fıkrasında,Devlet yardımından yoksun bırakılacak tutarın takdir yetkisinin herhangi birsınırlamaya tabi tutulmaksızın Anayasa Mahkemesi'ne bırakıldığı, Mahkeme'nin buyetkisinin, “yarısından az olmamak kaydıyla” şeklinde yasayla getirilen birsınırlamayla kısıtlanamayacağı, Anayasa Mahkemesi'ne kanunla görevverilemeyeceği, bu nedenle 2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesiyle getirilensınırlamanın Anayasa'nın 69. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4748 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin (A) bendi ile 2820 sayılıYasa'nın 101. maddesine eklenen fıkrada, Anayasa Mahkemesi'nin, 101.maddenin birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan hallerde temellikapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partininalmakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarının yarısından az olmamakkaydıyla, bu yardımdan kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, yardımıntamamı ödenmişse aynı miktarın Hazineye iadesine karar verebileceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 69. maddesine 3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasa ileeklenen yedinci fıkrada, “Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temellikapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partininDevlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir” denilmektedir.
Buna göre Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 69. maddesinin beşinci vealtıncı fıkralarında sayılan hallerde ilgili siyasî parti için temelli kapatmayerine, daha hafif olan Devlet yardımından dava konusu fiillerin ağırlığınagöre kısmen veya tamamen yoksun bırakmaya herhangi bir sınırlamaya tabiolmaksızın kendisi karar verecektir.
Anayasa'nın 69. maddesinin son fıkrasında da, siyasi partilerin,kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmalarıile ilgili kanunla düzenleme yetkisi verilirken, “yukarıdaki esaslarçerçevesinde” ibaresi kullanılmak suretiyle yasakoyucuya verilen takdiryetkisinin sınırları çizilmiştir.
2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesine 4748 sayılı Yasayla eklenenfıkrada ise, ilgili siyasi partilerin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımımiktarının “yarısından az olmamak kaydıyla” ibaresi kullanılmak suretiyle,Anayasa Mahkemesi'ne Anayasa ile verilen yaptırım uygulama yetkisisınırlandırılmıştır. Bu kuralın uygulanması halinde Anayasa Mahkemesi, Devletyardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakma yaptırımı ile ilgili kararını,yardım miktarının yarısından az olmamak kaydıyla, sınırlı olarakkullanabilecektir.
Açıklanan nedenlerle, 2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesine 4748sayılı Yasayla eklenen fıkrada yer alan “...yarısından az olmamak kaydıyla...”ibaresi Anayasa'nın 69. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
B- 4748 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin (B) bendiyle değiştirilen2820 sayılı Yasa'nın 102. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının incelenmesi
Dava dilekçesinde, siyasi partilerin temelli kapatılmasebeplerinin Anayasa'nın 69. maddesinde üç neden ile sınırlandırıldığı, busınırlamaların kapatılma nedenlerinin yasayla genişletilmesini önlediği, 2820sayılı Yasa'nın 102. maddesinde Anayasa'da bulunmayan yeni kapatma sebepleriöngörüldüğü, bu durumda “...kapatılması ya da...” sözcüklerinin, Anayasa'nın69. maddesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
2820 sayılı Yasa'nın 102. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları,4748 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin (B) bendi ile değiştirilerek, siyasipartilerin faaliyetlerinin izlenmesi amacıyla Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı'nın istediği bilgi ve belgeleri bildirilen süre içinde vermeyenveya aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncüfıkra hükümlerine aykırı fiilin işlenmesi halinde, ilgili parti organı, merciveya kurulun işten el çektirilmesi istemini veya yine 68. maddenin dördüncüfıkrası hükümlerine aykırı fiil ve konuşmalarından dolayı hüküm giyen partiüyelerinin partiden kesin olarak çıkarılma istemini yerine getirmeyen siyasipartinin kapatılması ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksunbırakılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Anayasa Mahkemesi'ndere'sen dava açılabileceği öngörülmüştür.
2820 sayılı Yasa'nın 102. maddesinin 4748 sayılı Yasa ile değişikbirinci ve üçüncü fıkralarıyla ilgili iptal davası 31.5.2002 günündeMahkememize açılmıştır. Söz konusu fıkralarda geçen “...kapatılması ya da...” sözcükleridava açıldıktan sonra 11.1.2003 günü yürürlüğe giren 2.1.2003 günlü 4778 sayılıÇeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 11. maddesiyle maddemetninden çıkartıldığından, konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesineyer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
C- 4748 sayılı Yasa'nın 5. maddesinin (A) bendiyle değiştirilen2908 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin (2) ve (3) sayılı bentlerinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, 4. maddenin 2. bendi kapsamına giren kimseleriçin dernek kurma hakkının ortadan kaldırıldığı, Anayasa'nın 33. maddesine göredernek kurma hakkının bir temel hak olduğu, bu nedenle de Anayasa'nın öngördüğübelirli istisnalar dışında ortadan kaldırılamayacağı, Anayasa'nın 13. maddesinegöre temel haklar sınırlandırılırken hakkın özüne dokunulamayacağı, düzenlemedeise bir hakkın sınırlandırılmayıp, tümüyle ortadan kaldırıldığı, bu nedenle de4. maddenin 2. bendinin Anayasa'nın 13. maddesine aykırı olduğu, aynı maddenin3. bendi kapsamına girenler için de dernek kurma hakkının beş yıl süreyledurdurulduğu, söz konusu hükmün Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrasındaöngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulmasına ilişkin koşulların hiçbirini taşımadığı, olağan dönemlerde temelhak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulamayacağı, bir kimsenin bir suçtandolayı hüküm giymesinin temel hakkın durdurulması için haklı nedensayılamayacağı, bu nedenle de 4. maddenin 3. bendinin Anayasa'nın 15. maddesineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava dilekçesinde iptali istenen kuralların Anayasa'nın 13. ve 15.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanunhükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararıverebileceğinden, iptali istenen kurallarla ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 38.maddesi yönünden de inceleme yapılmıştır.
Dava konusu (2) sayılı bendde, affa uğramış olsalar bile bu benddeyazılı suçlardan biriyle mahkum olanların sürekli olarak dernekkuramayacakları; (3) sayılı bendde de, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesininikinci fıkrasında yazılı suçtan mahkum olanların hükmün kesinleştiği, kurulmasıyasaklanmış dernekleri kuranlar ve yönetenler ile dernekler için yasaklanmışfaaliyetlerde bulunmaları sebebiyle mahkemece kapatılmasına karar verilenderneklerin yöneticilerinin de kapatma kararının kesinleştiği tarihten itibarenbeş yıl süreyle dernek kuramayacakları hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 38. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Ceza ve ceza yerinegeçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilmiştir. Yasakoyucunun,cezalandırma yetkisini kullanırken Anayasa'nın ve ceza hukukunun temelilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, toplumda hangi tür eylemlerin suç sayılıpsayılmayacağı, suç sayılacaksa hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımıylakarşılanacağı, hangi durum ve davranışların ağırlaştırıcı ya da hafifleştiriciöğe olarak kabul edileceği konularında takdir yetkisi vardır.
Ceza hukukunda, doğrudan doğruya bir suçun karşılığı olmak üzereöngörülen asli cezanın yanında, bu cezanın etkisini artırmak, suç işlenmesindecaydırıcılığı sağlamak için, asli cezaya ek olarak feri ve mütemmim cezalar ilekimi hak yoksunlukları da getirilmiştir.
Dava konusu kurallarla, bazı suçlardan mahkum olanlara sürekliolarak, bazı suçlardan mahkum olanlara da beş yıl süreyle dernek kurma yasağıgetirilmek suretiyle yasal bir yoksunluk öngörülmüştür. Bu yoksunluklar,Anayasa'nın 33. maddesi kapsamında dernek kurma hürriyetine yönelik birsınırlama olmayıp, asli cezaya ek olarak getirilen hak yoksunluklarıdır.Yasakoyucu asli cezalara bağlı olarak kimi kısıtlılıklar öngörüp öngörmemekonularında anayasal ilkeler çerçevesinde takdir hakkına sahiptir. Esasen cezahukukundaki memnu hakların iadesi müessesesi gözönünde bulundurulduğundasüresiz bir hak yoksunluğundan da söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 38.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İptali istenilen kuralların dava dilekçesinde belirtilenAnayasa'nın 13. ve 15. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Haşim KILIÇ bu görüşe katılmamıştır.
V- İPTAL SONUCUNDA YASA'NIN DİĞER KURALLARININ UYGULAMA OLANAĞINIYİTİRİP YİTİRMEMESİ SORUNU
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, yasanın belirlikurallarının iptali, diğer kimi kurallarının veya tümünün uygulanmamasısonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi'nce iptaline kararverilebileceği öngörülmektedir.
2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesine 4748 sayılı Yasa'nın 4.maddesinin (A) bendiyle eklenen fıkrada yer alan “...yarısından az olmamakkaydıyla...” ibaresinin iptali nedeniyle, bu ibareden sonra gelen ve uygulamaolanağı kalmayan “...bu yardımdan...” ibaresinin de 2949 sayılı Yasa'nın 29.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptali gerekir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ SORUNU
26.3.2002 günlü, 4748 sayılı “Çeşitli Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun”un:
A- 4. maddesinin;
1- (A) bendiyle 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasî PartilerKanunu'nun 101. maddesine eklenen fıkrada yer alan “... yarısından az olmamakkaydıyla,...” ibaresinin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
2- (B) bendiyle değiştirilen 2820 sayılı Yasa'nın 102. maddesininbirinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “kapatılması ya da” ibarelerininyürürlüğünün durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B- 5. maddesinin (A) bendiyle değiştirilen 6.10.1983 günlü, 2908sayılı Dernekler Kanunu'nun 4. maddesinin (2) ve (3) sayılı bentlerininYÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
16.7.2003 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII- SONUÇ
26.3.2002 günlü, 4748 sayılı “Çeşitli Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun”un:
A- 4. maddesinin;
1- (A) bendiyle 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasî PartilerKanunu'nun 101. maddesine eklenen fıkrada yer alan “... yarısından az olmamakkaydıyla,...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, FulyaKANTARCIOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- (B) bendiyle değiştirilen 2820 sayılı Yasa'nın 102. maddesininbirinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “kapatılması ya da” ibareleri, davaaçıldıktan sonra yürürlüğe giren 2.1.2003 günlü, 4778 sayılı Yasa ile maddemetninden çıkarıldığından bu ibarelere yönelik istem hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 5. maddesinin (A) bendiyle değiştirilen 6.10.1983 günlü, 2908sayılı Dernekler Kanunu'nun 4. maddesinin (2) ve (3) sayılı bentlerininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Haşim KILIÇ'ınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 4. maddesinin (A) bendiyle 2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesineeklenen fıkrada yer alan “... yarısından az olmamak kaydıyla,...” ibaresininiptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan bu fıkradaki “... bu yardımdan ...”sözcüklerinin de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
16.7.2003 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYGEREKÇESİ
2908 sayılı Dernek Kanunu'nun değişik 4. maddesinin ikincifıkrasının (2) nolu bendinde, affa uğramış olsalar bile sözkonusu bendde yazılısuçlardan biriyle mahkûm olanların sürekli olarak dernek kuramayacakları, (3)nolu bendinde de, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasında yazılısuçtan mahkûm olanların hükmün kesinleştiği; kurulması yasaklanmış derneklerikuran ve yönetenlerle, yasak faaliyet nedeniyle mahkemece kapatılmasına kararverilen derneklerin yöneticilerinin karar tarihinden itibaren beş yıl süre iledernek kuramayacakları öngörülmüştür. Bu kuralların iptali için yapılan başvurusonunda oluşan çoğunluğun Anayasa'ya aykırı olmadığı yolundaki görüşlerineaşağıdaki nedenlerle katılmadım.
Anayasa'nın 33. maddesinin birinci fıkrasında önceden izinalınmaksızın dernek kurulabileceğine ilişkin kural belirtildikten sonra üçüncüfıkrasında dernek kurma özgürlüğünün sınırlanma nedenleri gösterilmiştir.
Hak ve Özgürlükler'e getirilecek sınırlamalar Anayasa'nın 13.maddesinde belirtilen ölçüler içinde yapılabilir. Buna göre, yapılan sınırlama,özgürlüğün özüne dokunmaksızın ilgili maddesinde belirtilen nedenlerledemokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkelerine aykırıolmayacaktır.
Hangi nedenle olursa olsun getirilen sınırlama özgürlüğü ortadankaldırıyor veya onu kullanılamayacak ölçüde sınırlıyorsa Anayasa'nın 13.maddesine aykırılık oluşturur. Dernekler Kanunu'nda yapılan iptali istenendüzenleme, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen cezaları almış olanların cezalarınıdaha ağırlaştırmak amacıyla değil, dernek kurma esas ve usullerini düzenleyenbir kural olması nedeniyle doğrudan onu sınırlayan bir niteliğe sahiptir. Amaç,dernek kurma esaslarını sınırlamaktır. Böyle olunca, belli cezalara mahkûmolanları sürekli olarak bu özgürlükten yoksun bırakmak bir sınırlama değil,özgürlüğü tümüyle ortadan kaldırmaktır.
Öte yandan kurulması yasaklanan dernekleri kuranlar, yönetenleriçin öngörülen beş yıl dernek kuramama yasağı da bir sınırlama olarakdeğerlendirilemez. Bu kural dernek kurma özgürlüğünü beş yıl içindurdurmaktadır. Oysa Anayasa'nın 15. maddesine göre, hak ve özgürlüklerindurdurulması ancak, savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerdemümkün olabileceği açıkça belirtilmektedir. Beş yıl süreli dernek kurma yasağıbu yönden de Anayasa'ya aykırıdır.
Belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmadım.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
KARŞIOYGEREKÇESİ
I- Siyasi Partiler Yasası'nın 101. maddesine eklenen fıkradaki“yarısından az olmamak kaydıyla” ibaresinin incelenmesi:
2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın bir siyasi parti hakkındakapatma kararı verilecek halleri düzenleyen 101. maddesine 4748 sayılı Yasa ileeklenen fıkrada “Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerindesayılan hallerde temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göreilgili siyasi partinin almakta olduğu son yıllık Devlet Yardımımiktarının yarısından az olmamak kaydıyla, bu yardımdankısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, yardımın tamamı ödenmişse aynımiktarın Hazineye iadesine karar verebilir” denilmektedir.
Dava dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'nın 69.maddesindeki konuya ilişkin takdir yetkisinin, devlet yardımının “yarısından azolmamak kaydıyla” biçiminde bir sınırlamaya bağlı tutulmadığı, bu yetkininyasayla kısıtlanamayacağı ileri sürülerek fıkrada yer alan “yarısından azolmamak kaydıyla” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın siyasi partilerin uyacakları esasları belirleyen vekapatılmalarına ilişkin kurallar getiren 69. maddesinin yedinci fıkrasında,Anayasa Mahkemesi'nin, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine davakonusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin Devlet yardımındankısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebileceği, son fıkrasında da,siyasi partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya daDevlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasipartilerin ve adayların seçim harcamaları ve usullerinin yukarıdaki esaslarçerçevesinde kanunla düzenleneceği hükme bağlanmaktadır.
Yasakoyucuya düzenleme yetkisi verilen durumlarda, konuyla ilgiliusul ve esaslar ile, uygulama koşullarının belirlenmesi, doğal olarak birsınırlandırma içerir. Anayasa'nın 69. maddesiyle tanınan düzenleme yetkisinedayanarak yasakoyucu,dava konusu kuralla devlet yardımından kısmen yoksunbırakılmanın içeriğini belirlemiş ve bunun dava konusu fiillerin ağırlığınagöre ilgili siyasi partinin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarınınyarısından az olamayacağını öngörmüştür. Bu durumda, yasakoyucunun, Anayasalsınırlar içinde kalmak koşuluyla ilgili siyasi partiye uygulanacak devletyardımından yoksun bırakılma yaptırımının alt sınırını belirlemesindeAnayasa'nın 69. maddesine aykırılık bulunmamaktadır.
II- Siyasi Partiler Yasası'nın 102. maddesinin değiştirilenbirinci ve üçüncü fıkralarının incelenmesi:
Dava dilekçesinde 102. maddenin, siyasi partilerin Anayasa'dabelirtilenler dışındaki nedenlerle kapatılmalarına olanak veren birinci veüçüncü fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptaliistenmiştir. Ancak iptal davasının açıldığı 31.5.2002 gününden sonra söz konusufıkralarda geçen “kapatılması ya da” ibareleri 11.1.2003 günü yürürlüğe giren2.1.2003 günlü 4778 sayılı Yasa'nın 11. maddesiyle madde metnindençıkarılmıştır. Esas hakkındaki inceleme sırasında, dava dilekçesindekigerekçenin sadece fıkralarda geçen “kapatılması ya da” ibarelerine yönelikolduğu bu nedenle de fıkraların kalan bölümlerinin dava konusu yapılmadığıgerekçesiyle davanın, sadece bu ibarelerle sınırlı açıldığı sonucuna varılarakkonusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda kararverilmiştir. Oysa, dava dilekçesinin Anayasa'ya aykırılık nedenlerininbelirtildiği 4. sayfasında ve sonuç bölümünün yer aldığı 12. sayfasında açıkça102. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının iptali istenmiştir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanunhükmünde kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'yaaykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmayamecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçeile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, davacıların aykırılıkgerekçelerini belli konuda yoğunlaştırmaları, Anayasa Mahkemesi'nin farklı birgerekçeyle karar vermesini engellemez. Ayrıca dilekçedeki gerekçenin yeterligörülmemesi durumunda bu eksikliğin 2949 sayılı Yasa'nın 27. maddesi uyarıncatamamlattırılması gerekirken bu yola başvurulmayarak ve davacıların güçlü biraykırılık gerekçesini tek başına yeterli görmüş olabilecekleri gözetilmeyerekdavanın sınırlı açıldığının kabulü hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıanlamına gelmektedir. Davacıların, aykırılık gerekçelerine dayanarak yaptıklarıibarelerin sonradan metinden çıkarılması ise davayı açtıkları sıradaöngöremeyecekleri bir durumdur. Anayasa'nın 151. ve 2949 sayılı Yasa'nın 22.maddesindeki 60 günlük dava açma süresinin geçirilmiş olması nedeniyledavacıların dava konusu fıkraların kalan bölümleri için yeniden dava açmalarıolanağı da kalmadığından, bu bölümler için dava açma hakları ellerinden alınmışolmaktadır. Hak arama özgürlüğü kapsamındaki dava hakkının bu tür yorumlarladaraltılması demokratik hukuk devleti anlayışı ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU