ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2002/108
Karar Sayısı: 2004/55
Karar Günü : 5.5.2004
Resmi Gazete tarih/sayı: 20.07.2004/25528
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : EceabatAsliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.4.1929 günlü, 1412 sayılıCeza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 207. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğeder..." ibaresinin, Anayasa'nın 138., 140., 141. ve 142. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Denize çıkarken yangın söndürme cihazını teknesinde bulundurmayansanığın 4922 sayılı "Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun"un 20.maddesiyle cezalandırılması istemi ile açılan davada, itiraz konusu ibareninAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun itiraz konusuibareyi de içeren 207. maddesi şöyledir:
"Madde 207- CumhuriyetMüddeiumumiliği duruşma için icap eden celpnameleri yazarve tebliğ eder ve suçun sübutuna yardım edecekeşyayı mahkemeye verir.
Maznun veya şahit yahut ehlihibre çok olmasındanveya maznunun sorgusunun uzaması ihtimalindendolayı duruşmanın bir günde bitmeyeceğianlaşılırsa reis şahitlerle ehlihibrenin hepsini veya birkısmını sonraki duruşmalara davet ettirebilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 138., 140., 141. ve 142.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesiuyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN,Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, TülayTUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nın katılımlarıyla18.6.2002 günündeyapılan ilk incelemetoplantısında, işin esasının incelenmesine, oybirliğiylekarar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işinesasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasakuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü :
A-Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'nun 28. maddesinegöre, Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluylayapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 207. maddesinin birincifıkrasında, "Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleriyazar ve tebliğ eder ve suçun subutuna yardım edecekeşyayı mahkemeye verir" denilmektedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, fıkrada yer alan "CumhuriyetSavcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder"tümcesinin iptalini istemiş ise de "Cumhuriyet Savcılığı" ibaresininfıkranın iptali istenilen birinci tümcesi yanında ikinci tümcesi için de uygulanmasısözkonusudur.
Bu nedenle, itiraz konusu kurala ilişkin esas incelemenin 1412sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 207. maddesinin birincifıkrasında yer alan "Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap edencelpnameleri yazar ve tebliğ eder..." kuralına ilişkin esas incelemenin,"...duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğeder..." ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına, 5.5.2004gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
B- Kuralın Anlam ve Kapsamı
1412 sayılı Yasa'nın 207. maddesinin birinci fıkrasında,Cumhuriyet Savcılığının, duruşma için icabeden celpnameleri yazacağı, tebliğedeceği ve suçun sübutuna yardım edecek eşyayı mahkemeye vereceğiöngörülmüştür.
Madde gerekçesinde, "Her müddei, davasını bizzattakip ve ispat ile mükellef olmasına göre; Almanya'daolduğu gibi bilûmum tebligatın müddeiumumilik marifetiyleicrası kabul edilmiştir. Ve bu suretle şimdiki usulün tebdilielzem görülmüştür. Duruşmadan bahis olan bundan sonraki fasıldan anlaşılacağıüzere, ceza davalarında en mühim nokta, muhakemeyi bilâinkıta icra eylemek veher halde bir günde bitirmektir. Maahaza, maznunların veya istima edilecekşahitlerin ve ehlihibrenin çokluğu dolayısıyla mürafaanın bir günde bitmesiihtimali olmayan hallerde filâsıl mahkemenin idaresiyle mükellef olanreis, hangi şahit ve ehlihibrenin ilk yevmü mürafaada (duruşma gününde) vehangilerinin ertesi günü veya daha ertesi günü davet edilmesi lâzım geleceğinievvelden tayin eder ve Cumhuriyet Savcılığı da ona göre celpnameleri tanzim vetebliğ eder" denilmiştir.
Ceza yargılamasında, müştekilerin, sanıkların, tanıkların vebilirkişilerin duruşmaya davetleri için yazılan yazılara celpname adı verilir.
Uygulamada, yargılama ve karar verme fonksiyonlarını yerinegetiren hâkim, gereksinim duyduğu kişilerin dinlenmesine karar vermekteve düzenlenen davetiye niteliğindeki celpnameler Cumhuriyet Savcılığıaracılığı ile ilgilisine ulaştırılmaktadır.
İtiraz konusu ibarenin madde gerekçesi ilebirlikte değerlendirilmesi yapıldığında, Cumhuriyet Savcılığı'nıncelpnameleri tanzim etmesinin, mahkemelerden gelen celpname ve her türlüevrakı, tebliği gerçekleştirecek mercilere bir üst yazı veya havale ileaktarması biçiminde anlaşılması gerektiğinde kuşku yoktur.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, Devletin üç temel erkinden birinin yargıolduğu, yargı erkinin Türk Ulusu adına yargılamaya yetkili mahkemelercekullanıldığı, Cumhuriyet Savcısı'nın ceza yargılamasında davacı tarafdurumunda bulunduğu, yargısal bir işlemin iddia makamı ile yürütülmesininbağımsız yargı anlayışına uygun olmadığı, son soruşturma safhasına gelmişdavalarda mahkemelerin iddiadan bağımsız bir şekilde işlemesi gerektiği,mahkemelerin uygun bir tarzda yapılandırılması ile yazışmaların doğrudanmahkemeler vasıtasıyla yapılmasının bağımsız yargı imajına katkıda bulunacağı,bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırılık oluşturduğu ilerisürülmüştür.
Anayasa'nın "Mahkemelerin Bağımsızlığı" başlıklı 138.maddesinde hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa ve hukuka uygunolarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiç bir organ, makam, merciveya kişilerin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emirve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkindebulunamayacağı, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarınauymak zorunda bulundukları; 140. maddenin ikinci fıkrasında, hâkimlerin,mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifâedecekleri, üçüncü fıkrasında, hâkim ve savcıların niteliklerinin,atanmalarının, hakları ve ödevlerinin, meslekte ilerlemelerinin, görevlerininve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesinin, haklarındadisiplin kovuşturması açılmasının ve disiplin cezası verilmesinin, görevleriyleilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturmayapılmasının ve yargılanmalarına karar verilmesinin, meslekten çıkarmayıgerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğerözlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenleneceği; 141. maddesinin son fıkrasında da, davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğubelirtilmiştir.
Yasaların öngördüğü durumlarda cumhuriyet savcılarının,mahkemelerde hazır bulunmaları ve yargılamaya katılmaları yanındakamu davası açma görevi de bulunmaktadır. Cumhuriyet savcılarının, ayrıcamahkeme kararıyla verilen tutuklama, yakalama ve ihzar müzekkerelerinin yerinegetirilmesi gibi yargılamaya ilişkin diğer adli ve idari görevleri devardır.
Celpnamenin tebliği, yargılamaya ilişkin adliişlemlerin yürütülmesi sırasında hâkimin kararı üzerine yapılmakta olup,savcının buradaki görevi ise mahkemelerden gelen evrakı kolluk kuvvetlerinehavale etmekten ibarettir.
Bu nedenle, celpnamenin ilgilisine tebliğ edilmesinde cumhuriyetsavcılığının aracı olması hâkimin yargılama ve özgürce karar verme olgusunusağlayan bağımsızlığını etkilemediği gibi, bu durum hâkimlerin görevlerinemüdahale olarak da kabul edilemez.
Öte yandan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 154. maddesinin3842 sayılı Yasa ile değiştirilen ikinci fıkrasında bütün zabıta makam ve memurlarınınadliyeye ilişkin işlerde Cumhuriyet Savcılarının bütün emirlerini yerinegetirmek zorunda oldukları belirtilmiştir. Kaldı ki görevi ne olursa olsunişlemleri geciktiren veya yerine getirmeyenler hakkında gerekli yasalişlemin yapılacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, celpnamelerin CumhuriyetSavcıları kanalıyla tebliğ edilmesinin, ekonomik külfet getireceği ve davalarınkısa sürede sonuçlandırılmasına engel oluşturacağından söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 138., 140.ve 141. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 142. maddesiyle doğrudan ilgisi görülmemiştir.
Bu görüşe Haşim KILIÇ ile Fazıl SAĞLAM katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
4.4.1929 günlü, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu"nun 207. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... duruşmaiçin icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder ..." ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığı ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ ile Fazıl SAĞLAM'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.5.2004 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fazıl SAĞLAM
Üye
A. Necmi ÖZLER
KARŞIOYYAZISI
"Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu"nun 207. maddesininbirinci fıkrasında yer alan "Cumhuriyet Savcılığı duruşma içinicap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder" şeklindeki itirazkonusu kural, "duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğeder" ibaresi ile sınırlı olarak incelenmiştir. Çoğunlukkararında, maddede yer alan "celpnameleri yazar"ibaresini ihmal eden bir yorum esas alınarak başvuru reddedilmiştir. Çoğunlukkararına göre, "Savcılığın celpnameleri tanzim etmesi, mahkemelerdengelen celpname ve her türlü evrakın, tebliği gerçekleştirilecek mercilere birüst yazı ile havale ile aktarılması biçiminde anlaşılmalıdır." Oysamaddenin açık sözü böyle bir yoruma elverişli değildir. Çünkü itiraz konusukurala göre Savcılık, yalnızca celpnamelerin tebliği ile değil, yazılması ilede görevli ve yetkilidir. "Savcı celpnameleri yazar" sözcüğüne genelhukuk öğretisinin yorum kuralları ile başka bir anlam vermek mümkün değildir.Bu kurallara göre, maddenin gerekçesi de, ancak maddenin sözünü doğruladığıölçüde önem kazanır. Anayasaya uygun yorum yöntemi de dahil olmak üzere hiçbiryorum ilkesi ve yöntemi contra legem (kanuna aykırı yorum)yorum olanağı tanımaz. Uygulamanın farklı olması, Anayasaya uygunluk denetiminiitiraz konusu kuralı esas alarak yapma durumunda olan Anayasa Mahkemesinietkilememelidir.
İtiraz konusu kuralın açık ifadesinden duruşma için gereklidavetiyeleri yazma ve tebliğ etme yetkisi doğrudan savcıya verildiğianlaşılmaktadır. Özellikle ceza yargılamasında mahkemece alınan arakararların yerine getirilmesini sağlamada Savcılığın önemli bir işlev yerinegetireceği kuşkusuzdur. Ancak, bu işlev mahkemece belirlenen ve talepedilen konularla sınırlı kalmalıdır. Oysa itiraz konusu kuralda duruşma içingereken tüm yazıları yazma ve tebliğ etme görev ve yetkisi doğrudan savcıyaverilmiştir. Bu durumu savcı ve yargıcın yargılama sürecindeki farklı konum veişlevleriyle bağdaştırmak olanaksızdır.
Ceza yargılamasında savcının sahip olduğu merkezi konum, savcı veyargıç arasındaki organik bağ öteden beri eleştiri konusu olmuştur veolmaktadır. İtiraz konusu kural, objektif anlamıyla bu eleştirileri haklıkılacak bir içerik taşımakta ve böyle bir görüntüyü doğrulamaktadır.
Uygulamada itiraz konusu kuralın "celpnameleri yazma"ile ilgili bölümünün ihmal edilmiş olması, yukarda açıklanan anlayışın ihmalyoluyla aşılmaya çalışıldığının bir göstergesi olarak değerlendirilse deAnayasa yargısı uygulamayı değil, kuralı denetlemekle görevlidir. İtirazkonusu kural, anayasaya uygun bir yoruma da elverişli değildir. Çünkü Anayasayauygun yorum, bir yasa normunun uygulanmasında aynı derecede savunulabilirnitelikte iki farklı yorum olanağı varsa, bunlardan anayasaya uygunolanının seçilmesine cevaz verir. Oysa, çoğunluk kararında benimsenen yorum,yasanın sözüne açıkca aykırı contra legem bir yorumdur.
Yukardaki açıklamalara göre, objektif anlamıyla yargıbağımsızlığını zedeleyen ve sav ve savunma arasındaki dengeye gölge düşürenitiraz konusu kuralın iptali gerekir. Böyle bir iptal yargılama düzenine dehalel getirmez, aksine contra legem bir yorumla oluşanuygulamanın Anayasaya ve hukuka uygun bir duruma gelmesini sağlar.
Nitekim CMUK Tasarısında itiraz konusu kurala yer verilmemiş,Tasarı'nın "Tebligat ve yazışma usulü" başlıklı 37.maddesinde de her türlü tebligat ve yazışmaların mahkeme başkanı veyahakim tarafından yapılacağı, infaz edilecek kararların C. savcılığınaverileceği öngörülmüştür.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın iptali isteminireddeden çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Fazıl SAĞLAM