ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2002/112
Karar Sayısı : 2003/33
Karar Günü : 10.4.2003
Resmi Gazete tarih/sayı: 4.11.2003/25279
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- Şereflikoçhisar Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
2- Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi
3- Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi
4- İskenderun Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
İTİRAZLARIN KONUSU : 4.11.1983 günlü, 2942sayılı "Kamulaştırma Kanunu"nun 38. maddesinin Anayasa'nın 2., 5.,10., 13., 35., 36., 40., 46. ve 125. maddeleriyle Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesinin 1 nolu Protokolü'nün 1. maddesine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Davacıların gayrimenkullerine yapılan tecavüzün önlenmesi içinaçtıkları davalarda, 2942 sayılı Yasa'nın 38. maddesinin Anayasa'ya aykırılığısavının ciddî olduğu kanısına varan mahkemeler iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun itiraz konusu38. maddesi şöyledir:
"Madde 38- Kamulaştırma yapılmış,ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırma hiç yapılmamış iken kamuhizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilereküzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik, zilyed veya mirasçılarının butaşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süretaşınmaz mala elkoyma tarihinden başlar."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurularında, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 5.,10., 13., 35., 36., 40., 46. ve 125. maddeleriyle Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin 1 nolu Protokolü'nün 1. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, birleştirilendosyalarda, değişik tarihlerde yapılan ilk inceleme toplantıları sonucunda,dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine kararverilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, AliHÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, EnisTUNGA ve Mehmet ERTEN'in katılmalarıyla yapılan esas inceleme toplantısında;
4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38.maddesinin iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davadosyalarının aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle konusu aynı olan 2002/141,2002/142, 2002/147 Esas sayılı dava dosyalarının 2002/112 esas sayılı davadosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin2002/112 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 10.4.2003 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri vediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz başvurularında, özel mülkiyete konu olan bir taşınmazınkamu tüzel kişilerince kamulaştırma yapılmaksızın elatma tarihinden itibarenyirmi yıl veya daha fazla süre ile kullanıldığı gerekçesiyle malik, zilyed veyamirasçılarınca açılacak her türlü davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesininve bu süre sonunda kamu tüzelkişilerince tapu terkini ve kendileri adınatescilinin istenebilmesinin Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 35., 36., 40., 46. ve125. maddeleriyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1 numaralı Protokolü'nün1. maddesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinde,"Kamulaştırma yapılmış, ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırmahiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik birihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik, zilyedveya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yılgeçmekle düşer. Bu süre taşınmaz mala elkoyma tarihinden başlar"denilmektedir.
Bu maddeden, kamulaştırmasız elatılan bir taşınmazın malik, zilyedveya mirasçılarının elatmanın önlenmesi, taşınmazın karşılığı olan bedelininistenmesi, tazminat veya işgal karşılığı tazminat davası gibi davaları açmaktanmen edildikleri ve hak düşürücü sürenin ilk elatma tarihinden itibaren işlemeyebaşladığının re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin, mülkiyet ve miras haklarınasahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı hükme bağlanmıştır.
Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ürünlerden yararlanma ve tasarruf olanağı verir.
Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesindeki zilyedlik kavramı,taşınmaza malik sıfatıyla yirmi yıl süre ile nizasız ve fasılasız tasarrufetmeyi öngörür. Yasakoyucu, 38. maddede dava hakkını (aktif husumet ehliyetini)mülkiyet hakkına sahip veya zilyedin bu hakkı hukuken kazanmış olması koşulunabağlamıştır. Nitekim mahkemelerce gerçek kişiler hakkında verilen tescil kararıile yasal olarak korunmakta olan eylemli durumu gösteren zilyedlik, mülkiyethakkına dönüşmekte ve Anayasa'nın 35. maddesinde temel insan hakkı olarakkorunmaktadır.
Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13.maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeblere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve lâ ik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüdesağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyükölçüde kısıtlayan veya kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özünedokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsüdeğil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yollarıhep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler,ancak Anayasa'nın ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve demokratik toplumdüzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir.
Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin "kamuyararı" olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyethakkının, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla idarecekaldırılmasıdır. Kamulaştırmanın bir başka tanımlaması ise kamu yararıamacıyla, bir taşınmazın takdir edilen bedeli peşin verilmek üzere malikininrızasına bakılmaksızın elinden alınmasıdır.
Anayasa'nın "kamulaştırmayı" düzenleyen 46. maddesininbirinci fıkrasında; "Devlet ve kamu tüzelkişileri, kamu yararınıngerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyettebulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmayayetkilidir" denilmektedir.
Mülkiyet hakkının içerik ve sınırlarını belirleme yetkisi yasalarabırakılmışsa da, bu konuda yasakoyucuya mutlak bir yetki de verilmiş değildir.Aksi görüşün kabulü mülkiyet hakkının Anayasa garantisi altına alınmış olmasınaaykırıdır. Kamu tüzel kişilerinin her hangi bir şekilde kamulaştırma yapmadanbir taşınmaz üzerine kamu yararı amacıyla köprü, yol veya herhangi bir tesisyapmaları kamulaştırmasız el atmadır.
Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal birsınırlamadır. İdare kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileriYasa'ya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza elatarak kamulaştırmailkelerine aykırı davranamaz. Anayasa'nın sınırlarını belirleyerek izin verdiğikamulaştırma yöntemini kullanmadan yapılan elatmalar, itiraz konusu kurala göreyirmi yıl geçtikten sonra yasal bir kamulaştırmanın bütün sonuçlarınıdoğurmakta ve taşınmazın, idarenin adına tapu kütüğüne tescili ilesonuçlanabilmektedir. Bu ise anayasal dayanağı olmayan kamulaştırmasız elkoymadır. Yirmi yıllık hak düşürücü sürenin geçmesiyle taşınmaz malikinin hertürlü dava açma hakkının engellenmesi ve taşınmazın hiçbir karşılık ödenmedenidareye geçmesi, mülkiyet hakkının sınırlanmasını aşan, hakkın özünü zedeleyenbir durumdur.
Bu nedenlerle kural, Anayasa'nın 13, 35 ve 46. maddelerineaykırıdır.
Hukuk devleti insan haklarına saygı gösteren, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemenkılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargıdenetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temelhukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlettir. Devletinveya bir kamu tüzel kişisinin kamulaştırma işlemi olmaksızın temel insanhaklarından olan mülkiyet hakkına keyfi bir şekilde el konularak bireylerinsahip oldukları taşınmazları üzerinde özgürce tasarruf etmelerinin engellenmesive yirmi yıl sonunda dava hakkı da tanınmayarak, mülkiyet haklarının ellerindenalınması hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Ayrıca, hukukun evrensel ilkelerine saygı duymak hukuk devletiolmanın gereğidir. Hukukun genel ilkelerinden birisi de mülkiyet hakkının"zamanötesi" niteliği, başka bir anlatımla mülkiyet hakkının zamanaşımınauğramamasıdır. Bu nedenle, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu tarafından birtaşınmazın malik, zilyed veya mirasçılarına tanınmış olan hakların, haksahiplerince yirmi yıl boyunca kullanılmaması, o kimselerin taşınmazlaaralarındaki ilişkiyi fiilen kestiğini göstermiş olsa bile, o taşınmazlaaralarındaki hukuksal ilişkinin sona erdiği anlamına gelmez. Devletfaaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması, kazanılmış haklara saygıduyulmasını gerektirir. Kazanılmış haklara saygı ilkesi hukukun genel ilkelerive hukuk devleti kavramı içerisinde yer alır. Bu ilkenin temel amacı isebireylerin hukuk güvenliğini sağlamaktır. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa'nın 2. maddesine de aykırıdır.
Öte yandan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel ÖzgürlüklerininKorunmasına İlişkin Sözleşme'ye Ek Protokol'ün 1. maddesinde:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığınasaygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararısebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genelilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygunolarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veyapara cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulamakonusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." denilmektedir. Nitekim bukural uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, önüne gelen değişik davalardakamulaştırmasız el koymayı mülkiyet hakkına aykırı bulmuştur. Mahkeme Papamichalopoulos-Yunanistan(No:14556/89) Carbonara& Venture-İtalya (No: 24638/94) ve BelvedereAlberghiera S.R.L.-İtalya (No: 31524/96) davalarında Yunan DenizKuvvetleri ve İtalyan Belediyelerinin kamulaştırmasız elatmalarını mülkiyethakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava dilekçesinde ileri sürülen diğeraykırılık savları üzerinde durulmaksızın itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2.,13., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
VII- SONUÇ
4.11.1983 günlü, 2942 sayılı "Kamulaştırma Kanunu"nun38. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 10.4.2003 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Enis TUNGA
Üye
Mehmet ERTEN