ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2002/133
Karar Sayısı : 2006/91
Karar Günü : 27.9.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 9.12.2006-26371
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ordu Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 31.12.1960 günlü, 193 sayılıGelir Vergisi Kanunu'nun 22.7.1998 günlü, 4369 sayılı Yasa ile değiştirilen 46.maddesinin son fıkrasının üçüncü tümcesinin Anayasa'nın 10. ve 73. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyeti tesisine ilişkin işleminiptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 4369 sayılı Yasa iledeğiştirilen 46. maddesinin itiraz konusu kuralı da içeren son fıkrasışöyledir:
“Basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılıiçinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usuldevergilendirilirler. Basit usulün şartlarına haiz olanlardan, bu usuldenyararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler, bu talepleri doğrultusundatakip eden ay başından veya izleyen takvim yılı başından, yeni işe başlayanlarise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler. Herhangibir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilenmükellefler, bir daha hiçbir şekilde basit usule dönemezler. Bukişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeniylebasit usulden yararlanamazlar.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 10. ve 73. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Nurettin TURAN, AyselPEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'inkatılmalarıyla 11.9.2002 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kuralın Anlam ve Kapsamı
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nda, ticari faaliyetten eldeedilen kazançların vergilendirilmesinde matrahın saptanması, “gerçek” ve“basit” olmak üzere iki usule bağlanmıştır.
Gerçek usul, gelirin gerçekliği ilkesini esas almakta, bilanço veişletme hesabı esaslarına göre vergilendirmeyi kapsamaktadır. Bilanço usulüne,193 sayılı Yasa'da koşulları gösterilen birinci sınıf tüccarlar tabi olup, buyükümlüler 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre, yevmiye defteri,defteri kebir ve envanter defteri tutmak zorundadır. İkinci sınıf tüccarlar iseişletme hesabı usulüne göre vergilendirilmekte ve sadece işletme defteritutmaktadır.
Ticari kazanç elde eden gelir vergisi mükelleflerinden bir kısmıise gerçek usul yerine basit usulde vergilendirilmektedir. Mali güç vebilgilerinin sınırlı olduğu kabul edilen küçük esnaf, gerçek usule göre dahakolay olan basit usul kapsamına alınmak suretiyle, gerçek usule tabi olmayan,ama esnaf muaflığından yararlanma olanağı da bulunmayan ticari kazançsahiplerinin, basit bir vergilendirme yöntemi getirilerek sistemin içindekalmaları sağlanmaktadır. Basit usul, götürü usule göre, gerçek usule dahayakın bir sistem olarak, gelir vergisi sistemine dahil edilmiştir.
193 sayılı Yasa'nın 4369 sayılı Yasa ile değiştirilen 46., 47. ve48. maddelerinde yer alan basit usul, ticari kazanç elde eden gelir vergisiyükümlülerinden bir kısmı için, bilanço veya işletme hesabı yerine uygulanan vegerçek usule göre daha kolay olan bir matrah saptama yöntemidir. Yasa'da, işhacmi belli bir seviyenin altında kalan, geliri sınırlı ticari kazançsahiplerine ait kazançların, defter tutulmaksızın, basit usulde tespitiöngörülmüştür. Basit usulde, kazanç ve buna bağlı olarak vergi matrahı,mükellefin bir hesap dönemi içindeki gerçek gelir ve giderleri gözönündebulundurularak hesaplanmakta, Vergi Usul Kanunu göre bunlar hakkında deftertutma mecburiyeti bulunmamaktadır.
Basit usulde ticari kazancın tespiti 193 sayılı Yasa'nın 46.maddesinde gösterilmiş, maddenin, itiraz konusu kuralın da yer aldığı altıncıfıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinde, basit usule tabi olmanın genel veözel koşullarından birini takvim yılı içinde yitirenlerin, izleyen yılınbaşından itibaren gerçek usulde vergilendirilecekleri, basit usulde iken buusulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenlerin de, gerçek usuldevergilemeye geçecekleri belirtilmiştir. Altıncı fıkranın son tümcesinde isegerçek usulde vergilendirilen ya da vergilendirilecek olan kişilerin aynıtürden iş yapan eş ve çocuklarının da bu faaliyetleri nedeniyle basit usulden yararlanamayacaklarıöngörülmüştür. Fıkranın, itiraz konusu üçüncü tümcesine göre de, herhangi birşekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usuldevergilendirilen mükellefler, bir daha hiçbir şekilde basit usuledönemeyeceklerdir.
B- Anayasaya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, vergilendirmede, basit ve gerçek usul olmaküzere iki yöntem belirlendiği, buna Anayasa'nın eşitlik, mali güce görevergilendirme gibi ilkelerinin sağlanması amacıyla yer verildiği, itiraz konusudüzenleme ile aynı hukuki durumda bulunan kişilere dolaylı yoldan da olsafarklı kurallar getirildiği, mükellefiyetin tesis edilmesi istenilen dönemde,işin niteliği, iş hacmi, istihdam edilen işçi sayısı gibi konularda aynı hukukidurumda olan iki kişiden daha önceki herhangi bir faaliyetinden dolayı gerçekusulde mükellefiyet tesis ettirmiş olanla, daha önce herhangi bir mükellefiyetibulunmayan kişinin farklı vergilendirme türüne tabi olmasına sebebiyetverilmekle, aynı hukuki durumdaki kişilerden birinin diğerine göre daha ağırşeklî ve maddî yükümlülüklere tabi tutulduğu, yasa koyucunun vergiyükümlülerinin ekonomik durumunu göz önüne alacak bir sisteme uyması gerektiği,vergilendirmede, hayat standardı esası, ortalama kâr haddi, basit usulde vergigibi çeşitli yöntemlerle yükümlünün gerçek mali gücüne ulaşılmaya çalışıldığı,ekonomik ve ticari hayattaki dalgalanmalar nedeniyle tacirlerin iş hacimlerinindaralabildiği, itiraz konusu kuralla yükümlülerin iş hacmi ve gelirleridaraldığı halde basit usule dönüşleri yasaklanarak, emsal gelir elde edenleregöre daha ağır bir yükümlülüğe maruz kalmalarına sebebiyet verildiği, bunedenlerle Kuralın Anayasa'nın 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
1. Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen yasa önünde eşitlik ilkesi,hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırımyapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Vergilendirmede asıl olan gerçek usulde vergilendirmedir. Yasakoyucunun kimi kişilerin kazançlarını, gerçek usulden ayrılarak basit usuldevergilendirmesi, ancak, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilerek buusule uyum sağlayan kişilerin kazançlarını vergilendirmede basit usule geçişeizin vermemesi, gerçek gelirin vergilendirilmesine yöneliktir. İş hacmi vegeliri sınırlı, mali bilgi düzeyleri düşük olmaları nedeniyle basit usuldevergilendirilenlerle, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilmişolanlar ya da vergilendirilecekler aynı hukuksal durumda değildir. Bunlararasında nitelik yönünden bir ayırım bulunmadığı gibi, vergi sistemine uyumsağlamaları yönünden de durumlarının aynı olduğu söylenemez. Basit usule tabiolanların defter tutma yükümlülüğüne uyum sağlamalarının güçlüğü varsayılırken,herhangi bir şekilde gerçek usule tabi olanların bu uyumu sağlamayacakları önesürülemez.
Vergi sisteminin, ilkeleri, kuralları ve unsurlarıyla istikrarlıve düzenli olması ve bu düzenin korunması asıl olup, yasa koyucu da anayasalilkeler çerçevesinde bunu sağlamakla ve kurallarını koymakla yükümlüdür.Kanunilik ilkesi, sadece, keyfi, takdiri ve sınırsız ölçülere dayalıuygulamaları önlemek için değil, aynı zamanda vergi sisteminde adalet, istikrarve düzenin, vergi yönetiminde de kararlılığın sağlanması amacına yöneliktir.
Vergilendirmenin temelinde gerçek gelirin vergilendirilmesininbulunduğu ve bunun gerçekleştirilmesine en uygun usulün de gerçek usul olduğugöz önüne alındığında yasa koyucunun, daha basit ve gerçek usulün kimigereklerinin yerine getirilmediği bir usule geçişi yasaklamasının, vergilemededüzen ve istikrarı sağlama ve koruma temel amacına yönelik olduğuanlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
2- Anayasa'nın 73. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 73. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, kamugiderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür”denilmektedir.
Mali güç, kişilerin ekonomik durumlarına göre vergiye bağlıtutulmalarıdır. Tanımı Anayasa'da bulunmamakla birlikte, genellikle ödeme gücüanlamında kullanılan mali güç, ödeme gücünün kaynağı, dayanağı, nedeni vevarlık koşuludur. Ekonomik değer düzeyini de kapsayan, vergi ödeme gücünüortaya koyan mali güç sahip olunan değerler toplamıdır. Vergi yükümlülüğününuygulamadaki ölçütü sayılan mali güç, ekonomik değerler düzeyine göre kişi vekuruluşların yükümlülüğünü belirler. Yasakoyucu, bu olguya göre vergi salar, bugüç oranındaki değişik önlem ve yöntemlerle vergilendirmeyi düzenler,toplanmasını gerçekleştirir. Mali güç ile ekonomik durum arasındaki bağlantı,verginin konusuna göre, “gerçek gelir”, “servetin gerçek değeri” ve “gerçekharcama” ile kurulmuştur.
Hem gerçek usulde hem de basit usulde, gelir vergisi matrahına,193 sayılı Yasa'nın 103. maddesinde gösterilen “gelir vergisi tarifesi”ne görebelirlenen oranlar uygulanmaktadır. Basit usulde kimi kolaylıkların bulunması,bu usule tabi mükelleflerin iş hacmi ve gelirlerinin sınırlı olması ilebirlikte, vergi sisteminin özellikle kayıt düzenine uyum sağlayamamalarındankaynaklanmaktadır. Ancak bu durum, bu mükelleflerin gerçek usule tabimükelleflere göre mali güç yönünden daha avantajlı olduklarını ya da gerçekusule tabi mükelleflerin daha ağır bir vergi yükü ile karşı karşıya olduklarınıgöstermez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 73.maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
VI- SONUÇ
31.12.1960 günlü, 193 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu”nun 4369 sayılıYasa ile değiştirilen 46. maddesinin son fıkrasının üçüncü tümcesininAnayasa'ya aykırı olmadığına
ve itirazın REDDİNE, 27.9.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Cafer ŞAT
Üye
Ali GÜZEL
Üye
Şevket APALAK
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT