ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2002/157
Karar Sayısı : 2006/97
Karar Günü : 4.10.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 27.03.2007-26475
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Adana 1. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 17.7.1964 günlü, 506 sayılıSosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının 3395 sayılıYasa ile eklenen IV. bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şekersanayiinde, ...” ibaresinin, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, çalıştığı işyerinin 506 sayılı Sosyal SigortalarKanunu'nun Ek 5. maddesinin kapsamına girdiğinden bahisle itibari hizmetsüresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemiyleaçtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı iddiasını ciddi bulanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5.maddesinin birinci fıkrasının 3395 sayılı yasa ile eklenen ve iptali istenilenibareyi de içeren IV numaralı bendi şöyledir:
“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılangörevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için,hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.
Sigortalılar
Hizmetin geçtiği yer
Eklenecek süre
I— …
…
…
II— …
…
…
III— …
…
…
IV — (Ek: 20/6/1987 - 3395/13 md.) Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlar.
1. Çelik, demir ve tunç döküm,
2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,
3. Patlayıcı maddeler yapılmasında,
4. Kaynak işlerinde çalışanlarda.
90 gün
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında Anayasanın 10. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU,Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'inkatılmalarıyla 12.11.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kural, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Başvuru kararında, itiraz konusu Yasa kuralı uyarınca “Azotlugübre ve şeker sanayiinde” çalışanların çalışma şartlarının sağlıklarınayaptığı olumsuz etki gözönüne alınarak onlara itibari hizmet süresindenyararlanma imkanı verilmesine karşın, diğer kimi sanayi kollarında sağlıkyönünden sakıncalı ortamlarda çalışan işçilerin böyle bir haktanyararlandırılmamasının açıkça Anayasanın eşitliğe ilişkin 10. maddesine aykırıolduğu, bu nedenle “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” ibaresininiptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine,Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, “yasa önünde eşitlikilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasada öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu Yasa kuralı, Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabisigortalılardan, azotlu gübre ve şeker sanayiinde fabrika, atölye, havuz vedepolarda, trafo binalarında çalışan; ağır, tehlikeli, sağlığa zararlı çalışmakoşulları altında işlerini görmekte olan ve kanun metninde yaptıkları işlerbelirtilen bir kısım sigortalılara itibari hizmet süresinden yararlanma olanağıgetirmektedir. Kanunun uygulamasında itibari hizmet süresindenyararlanılabilmesi için sigortalının iki koşulu birlikte gerçekleştirmesiaranmaktadır. Buna göre, sigortalının azotlu gübre ve şeker sanayiinde,fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışma koşulunu yerinegetirmesi birinci şarttır. İkinci şart ise, sigortalının, belirtilen buişkollarında yer alan ve Kanunda sayma suretiyle belirtilmiş olan bir kısımağır, riskli, sağlığa zararlı işleri ifa etmesidir.
İtiraz konusu Yasa kuralının, ağır, riskli ve sağlığa zararlıişlerde çalışan kişilere itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı tanımakamacıyla kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Oysa, bu nitelikteki işlerinsadece azotlu gübre ve şeker sanayiinde bulunmadığı, diğer pek çok sanayidalında da bu nitelikte işlerin görülmekte olduğu açıktır. Bu durumda, itibarihizmet süresinden yararlanabilecekler belirlenirken yapılan işin niteliğinindikkate alınması, böylece hangi iş kolunda çalışıyor olursa olsun ağır, risklive sağlığa zararlı işleri yapan bütün sigortalıların bu olanaktanyararlanmalarını sağlayacak bir düzenlemeye gidilmesi Anayasada öngörüleneşitlik ilkesinin gereğidir.
İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgu sanayikolları farklı da olsa belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerinyapılmasıdır. Bu nitelikteki işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıklarıileri sürülemez. Aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabitutulması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağından itiraz konusu Yasa kuralıAnayasa'nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Şevket APALAK bu görüşe katılmamışlardır.
V- SONUÇ
17.7.1964 günlü, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun Ek 5.maddesinin birinci fıkrasının 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa ile eklenen IVnumaralı bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, ...” ibaresininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Şevket APALAK'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 4.10.2006 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
AZLIKOYU
İtiraz konusu kural, yargı yerlerince farklı yorumlanmış ve bunedenle iptal istemine konu olmuştur. Oysa kuralın, 5434 sayılı Emekli SandığıKanunu'nun ilgili maddesi de gözetilerek yapılacak amaçsal yorumu, azotlu gübreve şeker sanayii ile fabrika, atölye gibi yerleri ayrı ayrı iş alanları olarakdeğerlendirmeye olanaklıdır. Bu durumda Anayasal ilkelerle bir çelişme önesürülmeyecek, kuralın yorumu yargısal gelişmelere bırakılacaktır.
Ancak, kararla ulaşılan sonuç eşitlik ilkesinin irdelenmesinigerekli kılmaktadır. Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi,eylemli değil, hukuksal eşitliği amaçlar. Başka bir anlatımla, aynı durum vekonumda olan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek eşitlik ilkesiningereğidir.
Kuralda ise, yasama organının değerlendirme alanı içinde, iş koluve bu iş kolunda yürütülen görev alanları belirlenerek hukuksal durumunçerçevesi çizilmiştir. Anayasal eşitlik ilkesi bu hukuksal durum içindegörülecek farklılıklarda söz konusu olabilir. Başka iş kolunun görevalanlarında çalışanlar ise ayrı hukuksal konumun süjeleridir.
Öte yandan, fiili hizmet süreleri, işyerlerinin tehlikedereceleri, o günkü veriler ve sosyo ekonomik koşullar gözetilerekbelirlendiğinden; Anayasa Mahkemesi'nce sonuç olarak daha önce olumlu bulunanve yıllardır uygulana gelen bir ilkenin, yeni yasal düzenlemenin 2007 yılındanitibaren geçerli olacağı bir zaman diliminde eşitlik yönünden irdelenmesi,gündeme getireceği olguların özelliği ve denetimin sınırları bakımındananayasal uygunluk ilkesinin kapsamıyla tam bir örtüşme de sağlamayacaktır.
Bu nedenle karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOYGEREKÇESİ
1- 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5.maddesinin birinci fıkrasının 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunla eklenen IVnumaralı bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” ibaresisayın çoğunlukça Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Aynı kuralın iptali için evvelce yine Anayasa Mahkemesi'ne itirazyoluyla başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nin 2.5.1989 gün ve E.1988/51,K.1989/18 sayılı kararı ile kural Anayasa'ya aykırı görülmeyerek itirazınREDDİNE karar verilmiştir.
Anılan kararın gerekçesinde “…Anayasa Mahkemesi'nin daha öncekikararlarında da açıklandığı gibi, bir yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğununkabul edilebilmesi için, bu hükmün Anayasa'nın koyduğu esaslara aykırı birkural içermesi gerekir. Anayasa; itiraz konusu maddede sözü edilensigortalıların ‘itibari hizmet süresi'nden yararlanmalarını engelleyen birkurala yer vermemiştir. Aksine, Anayasa'nın öngördüğü ‘sosyal devlet' ilkesi vebu ilkenin içerisinde yer alan ‘sosyal güvenlik' kavramını, itibari hizmettüründen kurumların kabulünü zorunlu kılmaktadır… Anılan bent hükümlerindeMilli Savunma Bakanlığı'na bağlı işyerlerinde çalışan sigortalıların yeralmaması, belli sigortalılara hak tanıyan ve özü bakımından Anayasa'yaaykırı bulunmayan hükmün iptalini gerektirmez. Kaldı ki, diğersigortalıların bu haktan yararlanmaları doğrultusunda her zaman yenidüzenlemeler yapılabilir. Anayasa Mahkemesi'nden, ancak Anayasa'yaaykırı olan bir yasa hükmünün uygulama alanından kaldırılmasını sağlamak içiniptal kararı istenebileceğine, özde Anayasa'ya aykırı düşmeyen bir kuraluygulama alanının genişletilmesi amacıyla iptal edilmeyeceğine göre; birkısım sigortalılara hak tanıyan itiraz konusu hükmün, öteki kesimlere de aynıhakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemleriyle düzeltilmesi, düzenlemeeksikliklerinin bu yöntemle giderilmesi Anayasa'ya uygun ve tutarlı birtasarruf olacaktır. Açıklanan nedenlerle itiraz konusuhüküm Anayasa'ya aykırı görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir…” (AMKD, Sayı:25,Ankara 2001, s.227-228) denilmektedir.
Anılan karara konu olayda da, itiraz mahkemesi, itiraz konusukuralın kapsamının dar tutulması ve maddenin kabul ettiği sistem sonucu MilliSavunma Bakanlığı ve diğer iş kollarının madde içerisinde yer almamasının yasaönünde eşitlik ilkesine aykırı düştüğü savında bulunmuş; Anayasa Mahkemesi'nce,ortada eşitliğe aykırı bir durum görülmeyerek, yukarıdaki gerekçe ile busavlara katılınmamış ve itirazın reddi yoluna gidilmiştir.
Söz konusu içtihadın değişmesini haklı kılacak, eşitlik ilkesininuygulanmasını gerektirecek makul ve doyurucu hukuki nedenlerin dava konusubakımından gerçekleşmediği kanısında olduğundan, öncelikle karara bu yönüitibariyle katılamıyorum.
2- Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci fıkrası “Anayasa Mahkemesibir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptalederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacakbiçimde hüküm tesis edemez.” hükmünü taşımaktadır. Anılan fıkrayailişkin gerekçe şu şekildedir:
“…
a)… Öyle haller vardır ki; bir hükmün iptali, uygulanması kanunengerekmeyen bir başka hükmün uygulanmasını gerekli kılabilir. Örneğin:Kanunla getirilen istisnalara ilişkin kanun hükümlerinin iptali, ana kuralınuygulanması sonucunu doğurabilir. Halbuki kanun koyucu böyle bir sonuççıkmasını arzu etmediği için istisnayı kabul etmiş durumdadır. Bu istisnahükmünün iptali milli iradeye ters düşeceğinden, eşitlik ilkesi gibitemel ilkelere aykırı olmamak koşulu ile hüküm verirken bu özellikleringözönünde bulundurulması zorunludur…”
Sözkonusu Anayasa hükmü, öğretide pek çok tartışmaya yol açmıştır.Burada örnek teşkil etmek üzere, bu görüşlerden birkaçına yer verilecektir:
- “… Anayasa yapıcının bu kuralla ‘ayrık kuralın' Anayasa'yaaykırı bulunarak iptal edilmesi durumunu, ulusal istence ters düşen bir olguolarak kabul ettiği anlaşılmaktadır… Gerçekte, ana kuralı iptal edebilen birmahkemenin, ayrık hükmü iptal edememesini anlamak güçtür. Ayrıca, ayrık hükmüniptalinin ulusal istence ters düştüğü yolundaki görüş, Anayasal denetimi kabuleden bir sistemle bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesi kural koymaz. Kural koymakkuşkusuz yasamanın görevidir. Mahkeme ana kural, ayrık kural gibi bir ayırımyapmaz. Anayasal denetim sonucunda Anayasa'ya aykırı bulduğu kuralı iptal eder…Anayasa Mahkemesi'nin her iptal kararı, kuşkusuz, yeni bir hukuksal durumdoğurur ve yeni bir uygulamaya yol açar. Bu durum kural koymaktan çok,Anayasa'ya aykırılığı gidermek anlamına gelir. Benzetme yerinde olursa, bahçeyiekmek ve yeşillendirmek yasamanın, ısırgan otlarını ayırmak AnayasaMahkemesi'nin işidir… Dolayısıyla, iptal kararı ulusal istence aykırılıkoluşturmaz. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de bu kuralı bu biçimde anlamıştır…” YılmazALİEFENDİOĞLU, Anayasa Yargısı, Ankara 1997, s.235-237)
- “…Aslında böyle bir hüküm gerek Anayasa yargısı gerekçe idariyargı açısından Anayasa'da bulunması gereksizdir. Tıpkı bir savcıya ‘sakıngereksiz yere soruşturma açma, gereksiz yere cezalandırma ya da beraat isteme'anlamına gelir… Anayasa'da mevcut olan bu düzenleme mutlak ve kesinyorumlanırsa, Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı düşen hükümleri dışındakikuralları iptal etmemek gerekir. Bu nedenle, böyle bir düzenlemenin mevcutolması, Anayasa'ya uygunluk denetimi için gereksiz bir uyarı ve yersiz birhatırlatmadan öteye bir ‘engel' olamaz. Belki bir fren olarak fayda doğuracağıdüşünülmüştür; ama iptal kararını önleyebilecek bir işlerliğe sahip değildir…”(Burhan KUZU, 1982 Anayasanın Temel Nitelikleri ve Getirdiği Yenilikler,İstanbul 1990,s.199-205)
- “… Anayasa'nın 125. maddesine koşut olan bu kural, yeni biruygulamaya yol açmak Mahkemenin görevi ya da emeli olmadığına göre, iptalkararı verilmesini engellemek düşünülmüş olamayacağından, açıkta, boşluktadurduğu, yineleme, gereksiz söz (haşiv) olduğu da söylenemeyeceğinden bir uyarı(bir sınır, bir kısıtlama amacı güdülse de) olduğunu kabul zorunluluğu açıktır.İptal kararı, dava, inceleme-denetleme konusu kuralın ortadan kalkmasını gerektirmektedir.Böylece aykırılık giderilmekte, yürürlükteki durumun yerine, iptal edilenkuralın geçerli olmadığı yeni bir biçim doğmaktadır. Kararın doğal sonucukendiliğinden ‘yeni bir durum'dur. Ama asla ‘yeni bir kural'değildir, ‘uygun durum'dur. Bu yeni durum, Anayasa Mahkemesi'ni‘yasakoyucu' kılmaz. Mahkeme, kararına bağlanarak sıfat değiştiremez,kazanamaz… Mahkemenin yasakoyucu gibi davrandığını yasal yönden saptamakolanağı bulunmadığı gibi, iptal kararı yeni bir kural, yeni bir uygulama, yenibir düzenleme değildir… Kısıtlamanın amacı, Yasakoyucunun istencinden büsbütünayrı, ama tümüyle ters bir yeni kural ya da metin biçiminde bir kararınoluşmasını önlemektir… Anayasa Mahkemesiyle ilgili kuralların güçlük değil,kolaylık vermesi gerekir. Yürütmeyi tümüyle elinde bulunduran yönetimin dahaçok güçlendirilmesi yargının zayıflatılmasıyla sağlanmamalıdır…” (Yekta GüngörÖZDEN, Anayasa Mahkemesi Kanun Koyucu Gibi Hareketle Yeni Bir Uygulamaya YolAçacak Biçimde Hüküm Tesis Edemez Kuralına Nasıl Gelindi' Anayasa Yargısı 2,Ankara 1986, s.73-81)
Anayasa Mahkemesi'nin de konuya ilişkin bazı kararlarında şugerekçeyi ortaya koyduğu görülmektedir:
“…her iptal kararı yeni hukuksal bir sonuca neden olur. Bu durum,Anayasa Mahkemesi'nin kendisini yasakoyucu yerine koyduğu anlamına gelmez.Yasama organı, iptal hükmüyle ortaya çıkan hukuksal yapıyı uygun bulunmazsa,kuşkusuz anayasal sınırlar içinde, yeni kural koyabilir ya da yürürlüktekikurallarda değişik yapabilir. Anayasa'nın 153. maddesi ile yasaklanan,yasakoyucu gibi davranarak kural konulmasıdır. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yauygunluk denetimi işlevini yerine getirirken yasakoyucu yerine geçerek kuralkoyamaz ve yeni tür uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez. İptalkararının kaçınılmaz ve doğal sonucu olan yeni durum, yeni görünüm, yürürlüktekalan bölüme göre ya da yürürlükten kalkan kurala göre uygulama gerekliliği,yerine getirilmesi zorunlu bir işlemdir. Afla salıverme arasındaki hukuksalçizgiyi belirlemek, buna göre gereğini kararlaştırmak yasakoyucunun yerinegeçmek değil, kendi yetki ve görevinin gereğini yerine getirmektir… AnayasaMahkemesi'nin Anayasa'ya aykırı bulduğu kuralı ya da bir aykırılık (istisna)hükmünü iptal etmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır…” (AnayasaMahkemesi'nin 19.7.1991 tarih ve E.1991/17, K.1991/23; 8.10.1991 tarih veE.1991/34, K.1991/34 sayılı kararları; AMKD, Sayı:27, Cilt:2, s.483-484; s.580-582)
Gerek yukarıda bazılarına yer verilen öğreti görüşleri, gerekAnayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararlarında temas edilen düşünce vedeğerlendirmelere büyük ölçüde katılınmakla beraber, ortada çözümü gerekenönemli bir “Anayasal Sorun”un varlığı yadsınamaz. Anayasa'nın hiçbir hükmünün,diğerlerine nazaran üstünlük ya da önem önceliği olmadığı hukuki gerçeğikarşısında; halen yürürlüğünü sürdüren ve üstelik gerekçesi de gayet açık birAnayasa hükmünün, (Md.153/2) hiç kimse ya da organ tarafından “lüzumsuz”,“gereksiz”, “uyarıcı/hatırlatıcı nitelikte”, “ihmal edilebilir”, “dikkatealınmaması gerekir”, “kimseyi bağlamaz”, “bir anlam ifade etmez”, “etki veyaptırım gücü yok” vb. nitelemelere tâbi tutularak; beğenilmeyerek ya dagörmezlikten gelinerek uygulanmaması/değerlendirme dışı bırakılmasıdüşünülemez. Anayasakoyucu hiçbir Anayasa kuralını nedensiz ve gereksiz olarakyürürlüğe koymayacağı gibi, kimse tarafından dikkate alınmayacak mahiyette birkural da öngörmez. Önemli olan, yorum makamının o kuralın ratio legis'ini(ruhunu) ortaya çıkarabilmesidir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi de, Anayasa'nın153/2. maddesinin yorumunda, önüne gelen her somut olayın özelliğine göre, bumaddeye anlam ve içerik kazandırmalı, hangi iptal kararının “kanun koyucu gibihareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde” hükme sebebiyet vereceğininanaliz ve değerlendirmesini yapmalıdır.
Davanın somutunda, iptali istenen kuralın, bir başına Anayasa'yaaykırılığı sözkonusu değildir ve esasen böyle bir iddia da yoktur. İptalistemi, sadece “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde” bazı işkolları içinyasakoyucu tarafından tanınan hizmetin, ülkede SSK'ya tabi tüm işyerlerinde,aynı işkolları içinde tanınması, yani “uygulama alanının genişletilmesi”amacıyla yapılmış ve sayın çoğunlukça da bu istem “eşitlik” ilkesi yönündenhaklı görülerek, kuralın iptaline karar verilmiştir. Diğer bir deyişle, sırfuygulama alanının genişletilmesi amacıyla, özde Anayasa'ya aykırı düşmeyen vebir sosyal güvenlik atıfeti mahiyetinde, önemli görülen iki-sanayi alanındabelli işkollarında çalışan SSK'lılara tanınan ve bu mahiyeti itibariyle deyasakoyucunun takdir alanı içerisinde bulunan bir düzenleme iptal edilmiş;böylelikle salt iptal kararıyla, yasakoyucunun iradesi dışında, yeni biruygulamaya yol açılması ve aynı hizmetin geçtiği tüm işyeri ve işkollarındaçalışanlara da itibari hizmet verilmesi gerekliliği sonucu doğmuştur.Anayasa'nın 153/2. maddesinin gerekçesinde açık biçimde örneklenmesine karşın,iptal kararıyla, istisna hükmünün iptaliyle, istisna asıl “kural” halinedönüşmüştür. Anılan maddenin ruhunun ise böyle bir sonucu amaçlamadığı çokaçıktır.
Açıklanan nedenlerle, iptal kararına bu yönü itibariyle dekatılmıyorum.
3- Çoğunluk kararının dayalı olduğu “eşitlik” gerekçesininincelenme konusu kural bakımından uygulama alanının olmadığınıdeğerlendirmekteyim. Çünkü, yukarıda isnat edildiği üzere, sonuçta iptalin asılnedeni, yasadaki “düzenleme eksikliği” (eksik düzenleme)dir. Oysa AnayasaMahkemesi'nin birçok kararında, Anayasa'nın öngördüğü ve düzenlenmesiniistediği hususlar dışında, yasadaki düzenleme eksikliğinin o Yasa'nın iptalinigerektirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Örneğin Anayasa Mahkemesi, hazineavukatlarına verilen yol tazminatının öteki kamu kurumu avukatlarına verilmemesiyleilgili davada, “Özde Anayasaya aykırı düşmeyen bir kuralın, uygulamanıngenişletilmesi amacıyla iptali isteminde bulunulmaz” yönündeki gerekçeyle,sözkonusu eksik düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır. (Any.Mah.nin24.11.1987 tarih ve E.1987/24, K:1987/32 sayılı kararı; AMKD, Sayı: 23, s.427.Bu konudaki diğer karar örnekleri işin bkz. Aliefendioğlu, age., s.302-305)
Davanın somutunda, ortada eşitlik ilkesinin uygulaması bakımından,durumları özdeş olan iki kategori kişi/kişiler sözkonusu değildir. SSK'nunaktüeryal dengesi ve işkollarının özellikleri dikkate alınarak, yasakokucutarafından sadece iki alanda (azotlu gübre ve şeker sanayinde) belli çalışmasahalarında çalışan SSK'lılara itibari hizmet imkânı sağlanmıştır. Azotlu gübreve şeker sanayiinde kanunda sayılan çalışma sahalarında bilfiil istihdamedilenlerin hukuki konumu ile diğer sanayi kollarında benzer çalışmasahalarında istihdam edilenlerin hukuki konumu özdeş (aynı) sayılamaz Çünkü, buhususun saptanması tamamen teknik ve ihtisası gerektiren bir değerlendirmeyigerektirir. Yasakoyu SSK'lılar yönünden bir sosyal güvenlik atıfeti getirirken,önceliği sayılan sanayi kollarına vermiş olup, takdir yetkisini bu doğrultudakullanmıştır. Bu bakımdan, henüz yasakoyucunun atıfet imkânı tanımadığı diğersanayi ve işkollarında benzer çalışma sahalarında çalışanların, azotlu gübre veşeker sanayinde çalışanlarla kıyaslanarak, aralarında eşitsizlik olduğu yolundaulaşılan sonuca katılmak mümkün değildir. Bu nedenle, kararın gerekçesine buyönü itibariyle de katılamıyorum.
4- Yukarıda üç başlık altında gerekçesini açıkladığım nedenleredayalı olarak, iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine ulaştığımdan; aksidüşünce ve gerekçelerle kuralın iptali yolundaki sayın çoğunluk kararınaiştirak edemiyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR