ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2002/169
KararSayısı : 2007/88
Karar Günü : 27.11.2007
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 19.02.2008 - 26792
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1- Konya İdare Mahkemesi (Esas: 2002/169)
2- Malatya İdare Mahkemesi (Esas:2004/82)
İTİRAZLARIN KONUSU : 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasınınAnayasa'nın 2., 10., 11., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi uyarıncadavacılar hakkında verilen "kınama" cezalarının iptali istemiyleaçılan davalarda itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkemeler, iptal istemiyle başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, itirazkonusu kuralların yer aldığı 12.5.1982 günlü, 2670 sayılı Kanun'la değişik 135.ve 136. maddeleri şöyledir:
"Madde 135- Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma vekınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplinkurullarına yapılabilir.
Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devletmemurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir."
Madde 136- Disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafındanverilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliyetebliği tarihinden itibaren 7 gündür.
Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.
İtiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilencezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamenkaldırabilirler.
İtiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlarkesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar.
Kaldırılan cezalar sicilden silinir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 10., 11., 36., 125. ve129. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilkinceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A) Birleştirme Kararı
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135.maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasının iptaliistemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2004/82 esas sayılı davanın,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2002/169 esas sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2002/169 esassayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 27.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
B) Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında, uyarma ve kınama cezalarına karşı yargıyolunun itiraz konusu kurallar gereğince kapalı olduğu, idarenin buişlemlerinin yargı denetimi dışında bırakılmasının hukuk devleti ilkesi ilebağdaşmadığı, 657 sayılı Yasa'ya tâbi olmayan kamu personelinin uyarma vekınama cezasına dava açabilmesine rağmen 657 sayılı Yasaya tâbi personele buhakkın tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Anayasa'da uyarma vekınama cezalarına karşı yargı yolu açıkça kapatılmamış iken yasa koyucutarafından bu yönde bir sınırlama getirilmesinin Anayasa'nın üstünlüğüilkesiyle bağdaşmadığı, söz konusu kuralların hak arama özgürlüğüne ve idareninher türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu yolundaki Anayasakuralına aykırı olduğu, uyarma ve kınama cezalarının dava konusu edilebilmesibakımından Anayasanın 129. maddesinde yasa koyucuya bir takdir hakkı tanınmaklabirlikte bunun sınırsız olmadığı ve Anayasanın diğer hükümleri ile bağdaşacakşekilde kullanılması gerektiği, Anayasanın konuyla ilgili diğer maddeleridikkate alındığında uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışındabırakacak bir düzenleme yapılabilmesine olanak bulunmadığı belirtilerek, itirazkonusu kuralların Anayasanın 2., 10., 11., 125. ve 129. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmektedir.
657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinde, disiplin cezalarına karşıilgililerin başvurabilecekleri yollar öngörülmektedir. Maddenin birincifıkrasında uyarma ve kınama cezalarına karşı varsa bir üst disiplin amirineyoksa disiplin kurullarına itiraz edilebileceği, itiraz konusu ikincifıkrasında da aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devletmemurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğibelirtilmektedir. Yasa'nın 136. maddesinde ise disiplin cezalarına karşıitirazda bulunma süresi ve itirazın sonuçları düzenlenmektedir. Maddenin iptaliistenilen dördüncü fıkrasında, itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerineverilen kararların kesin olduğu ve bu kararlar aleyhine idari yargı yolunabaşvurulamayacağı hükme bağlanmaktadır.
Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmebağlanmıştır.
Anayasa'nın 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem veişlemine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.
Anayasanın 129. maddesinde ise:
"...Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarınasavunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplinkararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındakihükümler saklıdır..." denilmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde genel olarak hak arama özgürlüğünü,125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açıkolduğunu düzenleyen Anayasa koyucu, Anayasa'nın 129. maddesinde memurlar vediğer kamu görevlilerine verilecek disiplin cezalarının yargısal denetimineilişkin bir istisna getirmiştir. Böylece, uyarma ve kınama cezalarıyla ilgiliolanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamayacaktır.
Anayasa'da kural olarak, idarenin her türlüeylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu kabul edilmekle birlikte,Anayasa'nın bazı maddelerinde belirli idari işlemlere karşı yargı yolukapatılmıştır. Doktrinde "yasama kısıntısı" olarak adlandırılan budurum, anayasa koyucunun bu yöndeki tercihini göstermektedir.Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler, Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulu kararları ve Yüksek Askerî Şûra kararları gibi yargı denetimi dışındatutulan işlemlerden birini de memurlar ve diğer kamu görevlilerine verilenuyarma ve kınama cezaları oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 129. maddesinin gerekçesinde "...disiplin kararlarının yargı denetimidışında tutulamayacağı da, tereddütlerigiderecek biçimde ifade edilmiş; ancak, uyarma ve kınama cezaları özellikleridolayısıyla bu kuralın dışına çıkarılmıştır." denilmek suretiyle, uyarma ve kınamacezalarının yargı denetimi dışında bırakılacağı ifade edilmiştir.
Yargısal denetim bakımından uyarma ve kınamacezalarının, genel kural kapsamı dışında tutulmasının sebebi olarak maddegerekçesinde bu cezaların "özellikleri" gösterilmiştir. Disiplincezalarının ağırlıkları birbirinden farklı olup, uyarma ve kınama cezaları enhafif disiplin cezalarını oluşturmaktadır. 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nda disiplin cezaları olarak, uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademeilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarıöngörülmüştür. Anılan Yasa'da "uyarma" cezası,"memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğininyazı ile bildirilmesi", "kınama" cezası ise "memura,görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi"olarak tanımlanmıştır. Uyarma ve kınama cezasını gerektiren fiiller aylıktankesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarmacezalarını gerektiren fiil ve hareketlere nazaran çok daha hafif niteliktekikusurlu davranışlardır.
Öte yandan uyarma ve kınama cezaları, sonuçları bakımından dadiğer disiplin cezalarından ayrılmaktadır. Aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinidurdurma cezası verilenlerin, valilik, büyükelçilik, müsteşar, müsteşaryardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığıgörevlerine atanamayacakları hükme bağlanmış iken uyarma ve kınama cezasıverilenler yönünden benzer bir hükme yer verilmemiştir. Aynı durum, atamalarıBakanlar Kurulu tarafından yapılanlar bakımından da geçerli bulunmaktadır.Ayrıca, disiplin cezalarının memurun sicil dosyasından silinmesi bakımından dacezalar arasında benzer bir ayrıma gidilmiş ve aylıktan kesme ve kademeilerlemesinin durdurulması cezalarının uygulanmasından on sene sonra ilgililerebu yönde bir talepte bulunabilme hakkı tanınmış iken, uyarma ve kınama cezalarıyönünden bu süre beş yıl olarak belirlenmiştir.
Anayasanın 129. maddesinde yargı denetimi dışında bırakılamayacakdisiplin cezalarının belirtilmesi ve uyarma ve kınama cezalarının bu kapsamdışında tutulması, Anayasa koyucunun bu cezaları yargı denetimi dışındabıraktığının bir göstergesini oluşturmaktadır. Yasa koyucunun, Anayasa'nınanılan maddesine aykırı olarak uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunuaçabilmesi olanaklı değildir. Anayasa'da yasa koyucuya bu konuda bir takdirhakkı tanınmamıştır.
İtiraz konusu yasa kuralları ile Devlet memurlarına verilen uyarmave kınama cezaları, Anayasa'da yer alan hükme ve Anayasa koyucunun bu yöndekiiradesine uygun olarak yargı denetimi dışında tutulduğundan söz konusukuralların Anayasa'ya aykırılığından söz edilemez.
Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın125. ve 129. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN ve A. Necmi ÖZLER bu sonuca farklı gerekçeile katılmışlardır.
Kuralların Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAKile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşlere katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135.maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 27.11.2007 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYYAZISI
Anayasanın 129. maddesinin üçüncü fıkrasında disiplin kararlarınınyargı denetimi dışında bırakılamayacağı yolundaki temel ilke vurgulanmış, ancakuyarma ve kınama cezalarıyla ilgili kararların yargı denetiminin dışındatutulabileceği şeklinde bir istisna da öngörülmüştür.
Anayasada uyarma ve kınama cezasının tanımı yapılmadığı gibi diğerdisiplin cezalarının neler olduğu sayılmamış, hangi eylemlerin hangi disiplinsuçunu gerektireceği de düzenlenmemiştir. Buna göre, Anayasada, disiplinsuçlarının türlerinin ve sonuçlarının düzenlenmesi işin mahiyeti icabı yasayabırakılırken, pek hafif ve kalıcı etkileri bulunmayan bazı disiplin cezalarınınyargı denetimi dışında tutulabilmesi hususunda yasa koyucuya bir takdir hakkıverilmiş, ancak bütün disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açık tutulması daengellenmemiştir. Anayasa tarafından düzenlenmemiş bir alanda, verilebilecekcezaların hafif nitelikli iki tanesinin zikredilmiş olmasına dayanılarak, bunlarınyargı denetimi dışında tutulmasının Anayasa'nın amir hükmü olduğu söylenemez.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun itiraz konusu kurallarınınanılan yasaya tabi kamu görevlileri ile aynı cezaların öngörüldüğü ancak başkayasalara tabi olmaları nedeniyle yargı yoluna başvurabilen diğer kamugörevlileri arasında ayrım yarattığı, tekerrür halinde sonuçlarınınağırlaştığı, böylece uygulamada bu cezaların "hafif" ve"geçici" niteliğini yitirdiği, kamu görevlilerinin disiplincezalarına ilişkin yasalar ve kurallar bütün olarak gözetildiğinde itirazkonusu kuralların, Anayasanın 129. maddesinde uyarma ve kınama cezalarınınyargı denetimi dışında tutulması yolunda yasa koyucuya istisnai nitelikteverilen takdir hakkının amacını aştığı, bu nedenle kuralların, Anayasanın 2. ve10. maddelerine aykırılıktan dolayı iptal edilmeleri gerektiği düşüncesiyle,karara katılmıyorum.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
AZLIKOYU
Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin yalnızcaAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak yasaylasınırlandırabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa 10. maddesiyle de yasa önündeeşitlik temel bir ilke olarak düzenlenmiştir.
Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesineyansımamış olan uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunu kapatansınırlama, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görev ve sorumluluklarıile disiplin ilkelerini düzenleyen 129. maddede öngörülmüştür. Sözü edilenkuralın yazılış biçimiyle kesin bir yasaklama getirdiği sonucuna ulaşmakgüçtür. Çünkü kural "Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç,disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz" biçimindedir. Buanlatımla yargı denetimi dışında bırakma konusunun seçimli nitelikte olduğu, buyolda düzenleme yapılırken hak arama özgürlüğünün göz önüne gelmesikaçınılmazdır. Öte yandan, itiraza konu kuralı içeren yasa kapsamı dışında damemurlar ve kamu görevlilerinin bulunmuş olması ve onlarla ilgili metinlerinirdelenmesinde, yasakoyucunun kimi durumlarda yargı kısıntısı yolunagitmediği ya da idari düzenlemelere bıraktığı anlaşılmaktadır. Anayasal eşitlikilkesi ve hak arama özgürlüğü, yargı yasağına ilişkin sınırlamanın tüm memur vekamu görevlilerini kapsayacak şekilde düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Bubakımdan Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen maddesinde yer almayan,129. maddesinde kesin buyurucu bir ilke olarak düzenlenmediği sonucuna varılanyargı kısıntısının salt 657 sayılı Yasa içinde yer alması, Anayasa'nın eşitlikilkesi ve hak arama özgürlüğünün genel niteliğiyle bağdaşmayacaktır.
Belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı kuralın iptali gerekeceğioyuyla karara karşıyız.
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Şevket APALAK
FARKLIGEREKÇE
Disiplin kovuşturulmasını güvenceye bağlayan Anayasa'nın 129.maddesinin üçüncü fıkrasında, "Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgiliolanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz",gerekçesinde de "...disiplin kararlarının yargı denetimi dışındatutulamayacağı da tereddütleri giderecek biçimde ifade edilmiş; ancak, uyarmave kınama cezaları özellikleri dolayısıyla bu kuralın dışına çıkarılmıştır."denilmektedir.
Buna göre, diğer disiplin kararları için getirilen zorunlu yargı denetimi,uyarma ve kınama cezaları için getirilmemiştir. Başka bir ifadeyle Anayasa, yasakoyucuya, diğer disiplin cezaları için yargı denetimini öngören düzenlemeleriyapma zorunluluğu getirirken, uyarma ve kınama cezaları için böyle birzorunluluk getirmemektedir. Madde ve gerekçesi, Anayasa'nın 125. maddesi ilebirlikte değerlendirildiğinde, yasa koyucunun uyarma ve kınama cezaları içinyargı denetimini öngören bir düzenleme yapamayacağı anlamında yorumlanamaz.Anayasa, diğer disiplin kararlarından farklı olarak uyarma ve kınama cezalarınızorunlu yargı denetimine tabi tutmamak suretiyle bu konuda durum ve koşullaragöre düzenleme yapma yetkisini yasa koyucunun takdirine bırakmıştır.Dolayısıyla yasa koyucu, uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimine tabitutan bir düzenleme yapabileceği gibi, Anayasa'nın 129. maddesinin buna olanakveren üçüncü fıkrasının açık hükmü uyarınca yargı denetimi dışında datutabilir.
İtiraz konusu kurallar açıklanan nedenle Anayasa'ya aykırı değildir.
Redde ilişkin çoğunluk görüşüne bu gerekçeyle katılıyoruz.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kural, 14.7.1965 günlü ve 657 Sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 12.5.1982 günlü ve 2670 Sayılı Kanunla değişik 135.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "aylıktan kesme, kademeilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşıidari yargı yoluna başvurulabilir" ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasındayer alan "itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlarkesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz" yolundakihükümleridir.
657 Sayılı Yasa'nın 125. maddesinde; devlet memurlarına verilecekdisiplin
cezaları uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması vedevlet
memurluğundan çıkarma olarak sayılmış olup, aynı Yasanın 135. maddesinin birinci
fıkrası ile uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz edilebilecek mercilergösterilmiş,
ikinci fıkrası ile de idari yargı yoluna başvurulabilecek disiplin cezalarıaylıktan kesme,
kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma olarak
sayılmıştır.
Anayasa'nın Cumhuriyetin niteliklerini düzenleyen 2. maddesindeTürkiye
Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu, 125. maddesinin birincifıkrasında
ise idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu
belirtilmektedir. 129. maddesinin üçüncü fıkrasında ise "uyarma ve kınamacezaları ile
ilgili olanlar hariç disiplin kararları yargı denetimi dışındabırakılamaz" hükmü yer
almıştır.
Anayasa'nın sistematiği ve diğer maddeleri ile birliktedeğerlendirildiğinde sözü
geçen madde hükmü ile disiplin cezaları yönünden hak arama özgürlüğüne bir
sınırlama getirilmemekte, aksine uyarma ve kınama cezaları dışındaki cezalarınyargı
denetimi dışında bırakılamayacağı belirtilmek suretiyle memurlar için özel birhukuki
güvence sağlanmaktadır.
Nitekim, itiraz konusu kuralın yasalaşma süreci içinde gerektartışmalarda
gerekse gerekçede uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolununkapatılmasında
yasa koyucunun amacıyla ilgili hiçbir bilgi bulunmadığı gibi bu düzenlemelerin1982
Anayasa'sı yürürlüğe girmeden önce 657 sayılı Yasaya eklendiği görülmüştür.
Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin T.B.M.M.tarafından
onaylanarak kabulünden sonra, 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Yasa ile yapılan
değişiklikle Anayasa'nın 36. maddesinde hak arama hürriyeti "herkes, meşruvasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia
ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" denilmek suretiylegüvence altına
alınmıştır.
Bu durumda Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerinde bu konuya ilişkinbir sınırlama nedenine yer verilmediğinden, hiç bir nedene dayanmadan hak aramaözgürlüğüne ve idarenin yargısal denetimine sınırlama getiren ilgili yasaldüzenleme Anayasa'nın 36. ve
125. maddelerine de aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararında da hak aramaözgürlüğünün
hukuk devleti açısından taşıdığı önem üzerinde durulmuş ve 13.7.1999 tarih ve
K.1999/31 sayılı kararında "hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğuhukuk
güvenliği kişilerin, hukuk düzeninin koruması altındaki haklarını eldeedebilmeleri için
her türlü önlemin alınmasını zorunlu kılar" gerekçesine yer verilmiştir.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi tarafından 6615/03 nolu başvuruüzerine
27.3.2007 tarihinde verilen kararda "disiplin cezalarına karşı davayolunun kapalı
olmasının memurları güvenceden yoksun bıraktığı" gerekçesiyle Türkiyealeyhinde bir
başvuruyu sonuçlandırmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimidışında
bırakan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12.5.1982 gün ve 2670 sayılıyasa ile
değişik 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasıhükümleri
Anayasa'nın 2., 36., 125., 129. maddelerine aykırılık oluşturduğu veiptali gerektiği
düşüncesiyle verilen karara karşıyım.
Başkanvekili
Zehra Ayla PERKTAŞ