ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2002/40
Karar Sayısı : 2006/20
Karar Günü : 15.2.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 13.07.2006 - 26227
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kırıkkale İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 8.6.1965 günlü, 625 sayılıÖzel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 15. maddesinin, Anayasa'nın 13., 17., 38.,42. ve 48. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacıya ait özel dershanenin geçici olarak kapatılmasına ilişkinişlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
625 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 15. maddesi şöyledir:
“Madde 15.- Kanun, tüzük veyönetmeliklere veya umumi emirlere aykırı hareketi veya aykırıharekette ısrarı tesbit edilen özel öğretim kurumu, hareketinin ağırlıkderecesine göre, geçici veya sürekli olarak Milli Eğitim Bakanlığıncakapatılabilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru, Anayasa'nın 13., 17., 38., 42. ve 48. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU,Aysel PEKİNER, Rüştü SÖNMEZ, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nınkatılmalarıyla 7.3.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle, kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri vediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Başvuru kararında, 625 sayılı Yasa'nın 15. maddesinin, özelöğretim kurumlarının geçici veya sürekli olarak kapatılma nedenlerininbelirlenmesini yasa yanında tüzük, yönetmelik ve hatta umumi emirlerebırakmasının ve ayrıca geçici kapatmanın azami süresini belirlememesinin,eğitim ve öğrenim hakkı ve ödeviyle, çalışma ve sözleşme hürriyetinisınırladığı, sürekli kapatma yaptırımıyla da ortadan kaldırdığı belirtilerek,Anayasa'nın 13., 17., 38., 42. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Yasa'nın itiraz konusu 15. maddesinde “Kanun, tüzük ve yönetmeliklereveya umumi emirlere aykırı hareketi veya aykırı harekette ısrarı tesbit edilenözel öğretim kurumu, hareketinin ağırlık derecesine göre, geçici veya sürekliolarak Milli Eğitim Bakanlığınca kapatılabilir.” denilmektedir.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, “Kimse, kanunun suçsaymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçun yasallığı”,üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancakkanunla konulur” denilerek “cezanın yasallığı” ilkesi getirilmiştir. Buna göre,Anayasa'nın kişi hak ve özgürlükleri yönünden getirdiği güvencelere aykırıolmamak koşuluyla suç ve ceza konusundaki düzenlemelerin yasa ile yapılmasızorunludur. Anayasa ile güvence altına alınan suç ve cezada yasallık ilkesi,ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.
Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin yaşama geçirilebilmesibağlamında, Yasa'da tüzük, yönetmelik veya umumi emir gibi idari tasarruflarlayasaklanan eylemlerin suç kabul edilmesi yasa ile düzenleme anlamınagelmeyeceğinden, bu eylemlerin neler olduğunun da yasada yer alması, cezanın dageçici veya sürekli tanımlamasıyla sürenin takdirini idareye bırakacak biçimdedeğil açıkça miktar ya da alt ve üst sınırlar belirlenerek gösterilmesi gerekir.Bu gerekliliğin, kişinin temel hak ve özgürlüklerinin de güvencesi olduğundaduraksanamaz.
Bu durumda itiraz konusu kuralla, tüzük, yönetmelik veya umumiemirlere aykırılığın suç sayılması ve bunlara uygulanacak cezanın da belirlibir süreyle sınırlandırılmaması, suç ve cezanın yasallığı ilkesi ilebağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 38.maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptal edilmişolduğundan, Anayasa'nın 13., 17., 42. ve 48. maddeleri yönünden incelenmesinegerek görülmemiştir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi uyarınca, kanun,kanun hükmünde kararname veya TBMM İçtüzüğü ya da bunların belirli madde veyahükümleri iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar.Ancak, Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile meydana gelecek hukuksal boşluğu kamudüzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici nitelikte görürse, boşluğundoldurulması için iptal kararının yürürlüğe gireceği günü ayrıcakararlaştırabilir.
İtiraz konusu kuralın iptaline karar verilmesi ile meydana gelenhukuksal boşluk kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğundan,yeni düzenleme yapması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptalkararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğegirmesi uygun bulunmuştur.
VII- SONUÇ
A- 8.6.1965 günlü, 625 sayılı “Özel Öğretim Kurumları Kanunu”nun15. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ahmet AKYALÇIN, MustafaYILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- İptal edilen fıkranın doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararınıihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncüfıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarıgereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAKBİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
15.2.2006 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞI OY GEREKÇESİ
1- Türk Milli Eğitiminin temel ilkeleri Anayasa'nın 42. maddesindeönemli ayrıntılarıyla; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda ise çokdetaylı biçimde belirtilmiştir. Resmi ya da özel tüm eğitim kurumları için enbaşta Anayasa'nın 42. maddesi, sonra Milli Eğitim Temel Kanunu gelirken, “ÖzelÖğretim Kurumları” için ayrıca 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunuhükümleri önem taşımaktadır. Anayasa'nın ve sayılan temel yasalarındüzenlemeleri, özel öğretim kurumlarını birer resmi kurum gibi aynı ödev vesorumluluklara tâbi kılmıştır.
Milli eğitimin ülkenin geleceği ve toplum açısından arzettiğihayati önemi gözeten Anayasa koyucu, bu konuda özel düzenlemelere gitmiş ve bualandaki faaliyetleri Milli Eğitim Bakanlığı'nın gözetim ve denetiminebırakmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı da, Anayasa'dan kaynaklanan bu gözetim vedenetim yetkisini gerek yukarıda sayılan yasalarla, gerek 3797 sayılı MilliEğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile birçok düzenleyicitasarruflar (tüzük ve yönetmeliklerle) çerçevesinde yerine getirmektedir.
Özel öğretim kurumlarının açılışından, ruhsat iznine, binasına,dersliğine, öğrenci sayısına, müfredatına, yönetici ve öğretmenlerin niteliğineve istihdam koşullarına kadar bir çok konuda, belirtilen çeşitli mevzuatkurallarıyla düzenlemelerde bulunulduğu, böylelikle tipik bir kamu hizmetisunan özel okulların resmi okullar gibi Devletin gözetim ve denetimi altınaalındığı kuşkusuz bulunmaktadır. İşte bu gözetim ve denetim faaliyetiesnasında, özel öğretim kurumlarının mevzuatla belirlenen bir kısım kurallaraaykırı hareketlerinin saptanması durumunda, Milli Eğitim Bakanlığı'nca buaykırı hareket (ihlâl) karşılIğında bir yaptırım uygulanması, gerek Anayasa'nıngerek işaret edilen yasal kuralların doğal bir sonucudur.
2- İptal istemine konu 625 sayılı Özel Öğretim KurumlarıKanunu'nun 15. maddesi “Kanun, tüzük ve yönetmeliklere veya umumi emirlereaykırı hareketi veya aykırı harekette ısrarı tesbit edilen özel öğretim kurumu,hareketinin ağırlık derecesine göre, geçici veya sürekli olarak Milli EğitimBakanlığı'nca kapatılabilir.” hükmünü taşımaktadır.
Milli Eğitim Mevzuatı çok geniş kapsamlı olup, yukarıda sayılankanunların yanısıra, sayıları onlarla ifade edilen tüzük ve yönetmeliklervasıtasıyla öğrenim gören tüm ülke nüfusunu kapsayan ve değişen koşullarnedeniyle sürekli gelişim gösteren dinamik bir görünüm sergilemektedir. Bumevzuat çerçevesinde bizzat Milli Eğitim Bakanlığı'nca yerine getirilengörevler ve yaptırımlar olduğu gibi, yetki genişliği esası uyarınca illerdevalilerin özel öğretim kurumları üzerinde gözetim ve denetim yetkilerinikullanmak suretiyle ifa ettikleri görev ve yaptırımlar da sözkonusudur.
Bu denli geniş bir kitleye hitap eden ve milyonlarca kişiyidoğrudan ilgilendiren Milli Eğitim Mevzuatı hükümlerinin çok detaylandırılmasımümkün ve doğru olmadığı gibi; sürekli gelişim ve değişim içinde olunanböylesine dinamik bir alanda, özellikle yasalar bazında temel ilke ve esaslarınkonulması ve çerçevenin çizilmesiyle yetinilmesi, detayların düzenleyicitasarruflara bırakılması işin doğasına uygun bulunmaktadır. Nitekim, itirazistemine konu kuralda da bu şekilde bir ölçüt konulmuş ve yaptırım türü debelirlenerek (geçici veya süreli olarak kapatılma) düzenleme getirilmiştir. Budüzenlemenin “belirlilik” ilkesine uymadığındansözedilemez. Çünkü, yukarıda belirtildiği üzere, çok dağınık ve çok kapsamlıolup sürekli değişim gösteren Milli Eğitim mevzuatı kurallarının bu şekilde birmadde de “tadadi” olarak sayılması, şekli esasa üstün tutan bir anlayışı hukukikılacağı gibi; kamu yararı ve dinamizmi de engelleyebilecektir.
Esasen, mevzuatımızda buna benzer bir çok düzenlemede mevcuttur.Örneğin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesine göre, “Hırsızlıksuçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezadaindirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri degözönünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”
Öte yandan, anılan kural sonucu tesis edilen idari işlemin idariyargı denetimine tâbi olduğu ve sözkonusu takdir yetkisinin hukuka aykırıkullanılması halinde iptal edileceği de izahtan varestedir. Dolayısiyle, itirazistemine konu kuralın “belirlilik” özelliğini taşıdığından kuşkuduyulmamalıdır.
3- İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğusavı da yerinde değildir. Kural, suç ve cezanın yasallığı ilkesini ihlâletmediği gibi, işaret edilen Milli Eğitim Mevzuatı hükümlerinde hangi fiil vedavranışların “hukuka aykırılık” teşkil edeceği de önceden belirlenmiştir. Bubakımdan 625 sayılı Yasa'nın 15. maddesinin ceza, tekerrür ve ağırlık derecesiyönünden belirlilik koşullarını taşımadığı, dolayısiyle suç ve cezalarınyasallığı ilkesine aykırı düştüğü sonucuna katılmaya imkân yoktur.
765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 526. maddesinin birincifıkrasında yer alan “Selâhiyetli makamlar tarafından adlî muamelelerdolayısiyle yahut âmme emniyeti veya âmme intizamı veya umumi hıfzıssıhhamülahazasıyla kanun ve nizamlara aykırı olmayarak verilen bir emre itaatetmeyen veya bu yolda alınmış bir tedbire riayet eylemiyen kimse, fiil ayrı birsuç teşkil etmediği takdirde, bir aydan üç aya kadar hafif hapis veyaikiyüzelli liradan beşyüz liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırılır.”kuralının, (1961) Anayasası'nın 33. maddesinde yer alan “kanunsuz suç ve cezaolmaz.” ilkesine aykırı olduğu savıyla yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesi'nin7.6.1973 tarih ve E.1973/12, K.1973/24 (RG.9.11.1973, S.14707) sayılıkararıyla, aşağıdaki gerekçe ile iptal isteminin REDDİNE karar verilmiştir:
“... İptali istenen 526. maddenin birinci fıkrasında suç unsurlarıaçık olarak belirtilmiştir. Yasa'nın bu kuralına göre, bir eylemin suçsayılabilmesi için, yetkili makamlarca verilmiş bir emir veya alınmış bir önlemolması, bu emir veya önlemin ya adli işlemlere, ya kamu güvenliğine, ya kamudüzenine, yahut da genel sağlığa ilişkin bulunması ve ayrıca bu emir veyaönlemin yasalara ve tüzüklere de aykırı bulunmaması gerekmektedir... TCK.nun526. maddesinin birinci fıkrası kuralı ile adli işlemleri iyi ve sağlıklı birbiçimde yürütmek, kamu düzenini, kamu güvenliğini, genel sağlığı korumak, bualanlarda gerektiğinde daha çabuk ve yerinde önlemler alınmasını sağlamak ereğigüdülmüştür. Görülüyor ki TCK.nun 526. maddesinin sözkonusu fıkrasında suçun neolduğu ve cezası açıkça belirtilmiştir. Yasama organının, yasa yaparkenbütün olasılıkları gözönünde bulundurarak ayrıntılı kuralları da saptamakyetkisi varsa da, sık sık değişen durumlar ve gereksinimler karşısında, buorganın yapısı bakımından ağır işlemesi ve günlük olayları izleyerek zamanındagerekli önlemleri almasının güçlüğü dolayısiyle, yasada temel kurallarısaptadıktan sonra ivedi işlerde Hükümete veya kimi makamlara önlem olmakyetkisi bırakması da yasama yetkisini kullanmaktan başka bir şey değildir. Bundanbaşka, yukarıda da değinildiği gibi 526. maddenin birinci fıkrasında suçun negibi eylemleri kapsadığı açıkça belirtildiğine ve cezası da öncedensaptandığına göre, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 33.maddesindeki ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkesine ve ayrıca 107.maddesine uymayan bir yönü yoktur...”
Gerekçesine yer verilen sözkonusu Anayasa Mahkemesi kararı da,itiraza konu kuralda içerik yönünden büyük paralellik gösteren bir düzenlemenin“kanunsuz suç ve ceza olmak” ilkesine aykırı düşmediğini açıkça ortayakoymaktadır.
4- Açıklanan nedenlerle, 625 sayılı Kanun'un 15. maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığı kanısına vardığımızdan; sözkonusu kuralın iptaliyolundaki çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ