ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2003/10
Karar Sayısı : 2006/106
Karar Günü : 23.11.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 21.03.2007-26469
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yargıtay 10. HukukDairesi
İTİRAZIN KONUSU: 17.7.1964 günlü, 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26. maddesinin 3395 sayılı Yasa iledeğiştirilen birinci fıkrasının “…sigortalı veya hak sahibi kimselerinişverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere…”bölümünün,Anayasa'nın 10., 60. ve 65. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I - OLAY
Biga Asliye (iş) Mahkemesinin rücuen tazminat kararının temyizenincelemesi sırasında itiraz konusu Kural'ın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran Yargıtay 10. Hukuk Dairesi iptali için başvuruda bulunmuştur.
III - YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 3395sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasındaki itiraz konusu bölümü deiçeren 26. maddesi şöyledir:
“İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerinsağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketiveyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veyahaksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlügiderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22 nci maddedebelirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı sigortalıveya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlıolmak üzereKurumca işverene ödettirilir. (Ek cümle: 4958 - 29.7.2003/ m.28)İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin kasıt veyakusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraberzarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlaraBorçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.
(Ek fıkra: 2934 - 24.10.1983) Ancak, iş kazası veya meslekhastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak hertürlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydanagelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığısonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10., 60. ve 65. maddelerinedayanılmış, 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER,Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'inkatılmalarıyla 19.2.2003 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın, sonradan kanun veyakanun hükmünde kararnamelerle gelirlerde meydana gelen artışların işverendenistenebilmesini olanaklı kılması nedeniyle, Anayasa'nın 10., 60. ve 65.maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanunhükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararıverilebileceğinden, iptali istenen kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 2.maddesi yönünden de inceleme yapılmıştır.
İşverenin sorumluluğunun düzenlendiği ve itiraz konusu bölümün deyer aldığı 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesinde, işverenin kastı veya işçilerinsağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı ya dasuç sayılabilir bir hareketi sonucu iş kazası ve meslek hastalığının meydanagelmesi halinde, Kurum'ca sigortalıya veya hak sahibi kimselere gelirbağlanması durumunda, Kurum'un sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverendenisteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere işverene rücu hakkıöngörülmüştür.
Kuralla, Kurum'ca sigortalıya veya hak sahibi kimselere yapılan veileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarı ile gelirbağlanması halinde bu gelirin Yasa'nın 22. maddesinde sözü edilen tarifeye görehesap edilecek sermaye değerleri toplamının işverenden alınması öngörülmekte,bu gelirin istenebilmesi için zararın işverenin kastı ya da işçi sağlığı ve işgüvenliği kurallarına aykırı veya suç sayılabilir hareketi sonucunda oluşmasıgerekmektedir. Buna göre, iptali istenilen “…sigortalı veya hak sahibikimselerin işverenden isteyebileceği miktarla sınırlı olmak üzere” bölümü,anılan sorumluluğun kapsamının belirlenmesinde, sigortalıya bağlanangelirlerde, kanun, kararname ve katsayı değişikliği nedeni ile yapılacakartışların da işverenden istenebilmesini olanaklı kılmaktadır. Nitekim 1.7.1994günlü, E.1992/3, K.1994/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındakiyorumun da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesi ile benimsenen hukuk devleti, bütünfaaliyetlerinde hukukun egemen olduğu devlettir. Bu devlette hukuk güvenliğinisağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesiise vazgeçilmez temel öğelerdendir. Devletin yaptığı düzenlemelerde haksız biredinime yol açılması ve kişilerin haksızlığa uğratılması kabul edilemez.
Anayasa'nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlikhakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar” denilmektedir. Bu kurala göre, sosyal güvenlik herkesiçin bir hak ve bunu gerçekleştirmek ise devlet için görevdir. Sosyal güvenlikhakkı, sosyal sigorta kuruluşlarınca kendi kuralları çerçevesinde yerinegetirilir. Sosyal sigortanın kapsamı, sigorta alanı ve içerdiği riskler ilealınacak primler yasalarla belirlenmiştir. Sosyal güvenliğin ve sigortanınvarlık nedeni sosyal risklerin karşılanmasıdır.
Kanuna uymayan eylem sonucunda hukuksal yaptırıma maruz kalan vebunun sonucu olarak da bağlanan gelirin sermaye değerini Kurum'a ödeyen veböylece ilgi ve ilişkisi kesilen işverenin, kanun, kanun hükmünde kararname vekararlarla bağlanan gelirlerde yapılacak artışlardan ve bu artışların peşinsermaye değerlerinden sorumlu tutularak dava tehdidi altında bulundurulması,sosyal güvenlik kuruluşlarına ait olması gereken risklerin işvereneyükletilmesi anlamına gelir. Böyle bir durum hakkaniyet ve sorumlulukilkeleriyle bağdaşmadığı gibi sosyal hukuk devleti ilkesine de aykırıdır.
Bu nedenlerle Kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır, iptaligerekir.
Kuralın Anayasa'nın 10., 60.ve 65. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER ve Şevket APALAK bugörüşlere katılmamıştır.
VI- SONUÇ
17.7.1964 günlü, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun 26.maddesinin 3395 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının “... sigortalıveya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlıolmak üzere ...” bölümünün, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, MehmetERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER ile Şevket APALAK'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,23.11.2006 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY
Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26. maddesinin 3395 sayılı Yasa iledeğiştirilen birinci fıkrasının “…sigortalı veya hak sahibi kimselerinişverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere…” bölümününAnayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür.
Sosyal Sigortalar Kanunu'nun “İşverenin sorumluluğu” başlıklı 26.maddesi, iş kazası ya da meslek hastalığı sonucu Kurum'un sigortalıya,sigortalı ölmüşse hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gereklibulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerininhesaplanacak sermaye değerleri toplamı, sigortalı veya hak sahibi kimselerinişverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere bu ödemelere nedenolan kişilere rücu yoluyla ödettirme hakkını düzenlemektedir.
Rücu yoluyla ödettirme, Kurumun sigortalı veya hak sahiplerineyaptığı ödeme nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmeyi kısmen de olsagidermekte ve zararı ödeyenlerin sigortalının sağlığını ve can güvenliğinikoruma yönünde özen göstermesini de sağlayarak, iş kazası ve meslekhastalıklarının meydana gelmesini önlemektedir. Kurum'un, rücu yoluylaödettirme hakkının en üst sınırı sigortalının veya hak sahiplerinin işverendenisteyebileceği miktardır. Bu miktar ise sigortalı veya hak sahiplerinin iş kazasıya da meslek hastalığı sonucu uğradıkları gerçek zarardır. İşveren, rücuyoluyla Kurum'a yaptığı ödeme ölçüsünde, sigortalı veya hak sahiplerine karşıtazmin sorumluluğundan da kurtulmaktadır. Herkes kusurlu eyleminin sonuçlarınakatlanmaya mecburdur. Bu nedenle sigortalıveya hak sahiplerinin, kusurlu işverenden Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca daisteyebilecekleri bu zararın açıklanan biçimde işverene ödettirilmesine ilişkindüzenlemenin temelinde, çalışma hayatının düzenli işlemesi, ekonomik yönden güçsüzolan sigortalıların iş hayatının risklerine karşı sosyal güvencelerininsağlanması bulunmaktadır.
İtiraz konusu ibare, işverenin rücu davasındaki sorumluluğunun üstsınırını göstererek, hem onun sorumlu olduğu tazminat miktarının kapsamınıbelirlemekte, hem de iş kazası ya da meslek hastalığına maruz kalan sigortalıveya hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği ve Kurum'un da buna göre rücuyoluyla ödettirebileceği miktarı göstermektedir. Böylece, işverenin ilerdeyapılacak artışlardan nereye kadar sorumlu tutulacağı, kasıtlı veya kusurlueyleminin sonucu olarak katlanmaya mecbur olduğu zarar miktarıylasınırlandırarak, sınırlanandan daha fazlasının rücu yoluyla ödettirilmesininişverenden talep edilemeyeceği tespit edilmiş olmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen bir yasakuralını kendi hukuk görüşü ve anlayışı açısından inceler ve o kuralın buanlamda Anayasa'ya uygunluğunu denetler. Yasa kurallarını yorumlayarak uygulamayapan yargı mercileri ya da yüksek mahkemeler, farklı yorumlamalar yaparakdeğişik uygulamalar yapabilirler. Aynı konu, benzer nitelikteki yasalardafarklı da düzenlenebilir. Bütün bunlar, aykırılığı öne sürülen hükmün anayasaldenetiminde izlenmesi gereken yöntemi değiştirmez.
Anayasa'nın 60. maddesinin ikinci fıkrasında sosyal güvenlikalanında, Devlete gerekli önlemleri alma görevi yüklenmiş, 65. maddesinde isebu yükümlülüğün sınırları belirtilerek, sosyal güvenlik konusunda, ancakDevletin ekonomik ve mali kaynakları ölçüsünde önlem alma yükümlülüğüverilmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumu ise Devlete yüklenen sosyal güvenlikhakkını sağlamak üzere kurulmuştur.
Anayasa, sosyal güvenlik alanında Devlete gerekli önlemleri almagörevini, ekonomik ve mali kaynakları ölçüsünde yüklemiştir. Katkılı sosyalgüvenlik rejimlerinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmetverebilmesi ve sosyal riskleri karşılayabilmesi sahip olduğu parasal kaynaklarabağlıdır. Yasakoyucunun, Devlete yüklenen görevin yerine getirilebilmesinisağlayacak ve Kurum'un malvarlığını koruyacak tarzda, temel hukuk kurallarınave Anayasa'nın diğer hükümlerine aykırı olmayan kimi düzenlemeler yapması,Anayasa'da öngörülen sosyal güvenlik anlayışının gereği ve ona tanınan takdiryetkisinin sonucudur. İtiraz konusu ibarenin ise bu amaçla ve takdir yetkisikullanılarak getirildiğinde kuşku bulunmamaktadır. Buna göre, İşvereninsorumluluğunun sınırını belirleyen”…sigortalı veya hak sahibi kimselerinişverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere…” şeklindekiibarenin, adil olmadığı hususu ileri sürülemeyeceği gibi hukuka aykırı olduğuda söylenemez.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibarenin, Anayasa'nın 60. ve65. maddelerine aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasa'nın öbür kurallarına daaykırılığı saptanamadığından iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle, çoğunluk kararına katılmadık.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOYYAZISI
İtiraz başvurusunda geniş biçimde açıklandığı gibi AnayasaMahkemesi, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin 1972yılından bu yana verdiği kararlarında, kuralın anayasaya aykırı olmadığınakarar vermiş ve bu kararların gerekçelerinde de “ileride yapılması gereklibulunan” ibaresinden neden-sonuç ilişkisi süregelen ve işverenle kesinhesaplaşması yapılmamış olan hallerin anlaşılması gerektiğini, Devletçe izlenensosyal ve ekonomik politikaların sonucu olarak sigorta tahsislerinde vuku bulanartışların anılan ibarenin kapsamı dışında kaldığını ve bu tür artışlarınKurumun öz kaynaklarından, bunun mümkün olmaması halinde de Devletçekarşılanmasının esas olduğunu belirtmiştir.
Anılan fıkranın daha önce incelendiği Anayasa Mahkemesinin 2.5.1991günlü, E.1990/28-K.l991/11 sayılı kararında, incelemenin “işçilerin sağlığınıkoruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucu işkazasına yol açan işverene, sigortalıya yapılan her türlü giderin Kurumcaödettirilmesi” açısından sınırlı olarak yapılması nedeniyle; başvurudaYargıtay'ın, Anayasa Mahkemesi kararlarındaki yoruma aykırı olarak oluşturduğu1994/3 karar sayılı içtihatları birleştirme kararında “gelirlerde meydana gelenartışların istenebileceği” görüşünün, 26. maddeye eklenen “…sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere…” hükmüne dayandırıldığı ve bu ibarenin de Anayasa Mahkemesince incelenmediğiifade edilmekte ise de, incelenen kuralın anlam ve kapsamı belirlenirkenfıkrada yer alan ve bir bütünlük arz eden diğer ibarelerin göz ardı edilmesimümkün değildir. Nitekim, K.l991/11 sayılı kararda kuralın anayasaya aykırıolmadığına karar verilirken konuya ilişkin daha önceki kararlara da atıftabulunulmuştur. Bu durum, 26. maddenin birinci fıkrası ile ilgili kararların dabütünlük oluşturduğunu göstermektedir. Kararlarda işverenden istenemeyeceğiaçıkça belirtilen giderlerin fıkrada yer alan ve sınırlama nedeniyleincelenmediği belirtilen itiraz konusu kurala dayanılarak işvereneödettirilmesinin mümkün olduğunun kabulü, anılan kararların gerekçesi ileçelişmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 18.11.l969 günlü, l969/30-65 sayılı kararındada belirtildiği gibi, Anayasa Mahkemesi gerek iptal gerek itiraz yolu ileanayasaya aykırılığı ileri sürülen bir kanun hükmünün anlamını, kendi hukukgörüş ve anlayışı açısından incelemeli ve o hükmün bu anlam içinde anayasayauygunluğunu denetlemelidir. Konuya ilişkin Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarındaki yorumu hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimdedir. Bu yorumöğretide de benimsenmiştir. Bu yorumdan dönülmesini gerektiren bir neden debulunmamaktadır.
İtiraz konusu kural, işverenin rücu davasındaki tazminat kapsamınısınırlayıcı ve onun sorumluluğu açısından genişletici değil daraltıcı biretkiye sahiptir.
Bu çerçevedeki anlam ve kapsamına göre itiraz konusu kuralınanayasaya aykırı olmadığı, bu nedenle itirazın reddine karar verilmesigerektiği görüş ve düşüncesinde olduğumuz için Yargıtay'ın AnayasaMahkemesi'nin yorumuna aykırı olarak tesis ettiği içtihat baz alınarakanayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesine katılmıyoruz.
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER