ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2003/55
Karar Sayısı : 2006/88
Karar Günü : 27.9.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 8.12.2006-26370
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 7. Ağır CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 1.3.1926 günlü, 765 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 9.7.1953 günlü, 6123 sayılı Kanun'la değiştirilen 77.maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 10. maddesineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Altı silahlı gasp, iki sarkıntılık ve bir ırza geçmeye teşebbüssuçlarından ayrı ayrı cezalandırılması talebiyle sanık hakkında açılan, ancakaralarındaki irtibat nedeniyle birleştirilen davaya bakan Mahkeme, itirazkonusu fıkrayı Anayasa'ya aykırı görerek iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 9.7.1953 günlü,6123 sayılı Kanun'la değiştirilen 77. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezalarınbirleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza ağır hapiste 36, hapiste 25,sürgünde 15, hafif hapiste 10 seneyi geçemez.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 10. maddesinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU,Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'inkatılmalarıyla 24.4.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraza konu Kural'ın da içerisinde bulunduğu 765 sayılı Türk CezaKanunu, 13.11.2004 günlü, 25642 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 4.11.2004günlü, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli HakkındaKanun'un 12. maddesinin (b) bendi uyarınca 1.6.2005 günü itibariyle yürürlüktenkaldırılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasıgereğince, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradanyürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan Kanunuygulanır ve infaz olunur. Lehe hüküm ise 5252 sayılı Yasa'nın 9. maddesininüçüncü fıkrasına göre önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olayauygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiylebelirlenir.
Şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaların birleştirilmesine bir üstsınır getirilmesine dair 765 sayılı Yasa'nın itiraz konusu Kural'ına benzer birhükme 5237 sayılı Yasa'da yer verilmemiştir. Başvuran Mahkeme'nin bakmaktaolduğu davada sanık altı ayrı silahlı gasp ve diğer suçlardan yargılandığından,hakkında verilebilecek ağır hapis cezalarının toplamı 36 yılı geçerse, itirazkonusu kuralın lehe olarak uygulanması gerekecektir. Bu nedenle, Kural'ınbakılmakta olan davada uygulanacak olma özelliğini koruduğu anlaşılmaklaitirazın incelenmesi gerekmiştir.
Başvuru kararında, itiraz konusu Kural'ın on ayrı gasp suçunuişleyen ile iki ayrı gasp suçunu işleyen arasında çekilmesi gereken cezabakımından farklılık yaratmadığı, bu durumun Anayasa'nın eşitlik ilkesineaykırı olduğu gibi, cezası çektirilmemiş olan suçların mağdurları açısından daAnayasanın Başlangıç kısmının altıncı paragrafını ihlal ettiği ilerisürülmüştür.
İtiraz konusu kural uyarınca, içtima eden birden fazla hürriyetibağlayıcı ceza aynı neviden ise neticeten verilebilecek ceza ağır hapiste 36,hapiste 25, hafif hapiste ise 10 seneyi geçemez. Buna göre, birden fazla suçailişkin yargılamanın söz konusu olduğu durumlarda, hâkim, cezanın türüne bağlıolarak bu sınırlara ulaşıncaya kadar toplama sistemini uygulayacak, böylecetoplam miktar daha fazla olsa bile en fazla 36, 25 veya 10 yılahükmedebilecektir. Madde'nin itiraz konusu edilmeyen diğer fıkralarında başkanev'iden süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ağır para ve hafif paracezalarının içtimalarına dair hükümlere yer verilmiş, son fıkrasında da,belirtilen usule uygun olarak yukarı hadlere göre verilen cezalarınkesinleşmesinden sonra işlenen suçlar içtima kapsamı dışında tutularak vebunlardan dolayı verilecek cezaların aynen tatbik olunacağı öngörülmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklarasahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devlet organları ve idaremakamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareketetmek zorundadırlar” denilmektedir. Bu ilkeyle, birbirlerinin aynı durumundaolanlara ayrı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve topluluklarınyaratılması engellenmektedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa'nın Başlangıç'ının altıncı paragrafında, her Türkvatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyaladalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içindeonurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hakve yetkisine doğuştan sahip olduğu vurgulanmıştır.
Ceza siyasetinin gereği olarak yasa koyucu, Anayasa'nın ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, cezalandırmada güdülen amacıda gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını, bunlara verilecek cezanın türü,miktarı, artırım ve indirim nedenleri ve oranları ile suçun takibine yadacezalandırılmasına ilişkin koşullar öngörebilir. Yasa hükümlerinin, aynı hukukidurumda bulunan kişilere ayrım gözetilmeksizin uygulanabilir olması asıldır.
Suç sayısına bağlı olarak verilen cezaların toplamının yüksekolduğu durumlarda, ortalama insan ömrü de dikkate alınarak buna bir üst sınırgetirilmesi veya böyle bir sınıra yer verilmeden konunun tamamen infaz rejiminebırakılması ceza siyaseti gereği yasa koyucunun takdirindedir.
Bu nedenle itiraz konusu kural Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir. Kural'ın Anayasa'nın Başlangıç'ı ileilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 6123 sayılı Yasaile değiştirilen 77. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, 27.9.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Cafer ŞAT
Üye
Ali GÜZEL
Üye
Şevket APALAK
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT