ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2003/62
Karar Sayısı : 2003/77
Karar Günü : 24.7.2003
Resmi Gazete tarih/sayı: 13.5.2004/25461
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 11. İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 27.6.1984 günlü, 3030sayılı "Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun"un 18. maddesinin 4736sayılı Yasa ile değiştirilen son fıkrasının Anayasa'nın 10. ve 127. maddelerineaykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendive son fıkrası uyarınca genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından Büyük ŞehirBelediyesine pay aktarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada,kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
27.6.1984 günlü, 3030 sayılı "Büyük Şehir BelediyelerininYönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü HakkındaKanun"un 18. maddesinin 4736 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile değiştirilenson fıkrası şöyledir:
"Bakanlar Kurulu, (b) fıkrasındaki % 3 pay oranını % 6oranına kadar artırmaya veya kanuni haddine kadar indirmeye yetkilidir. Bupayın % 40'ı bu miktardan düşülerek ilgili belediye hesabına, kalan % 60'ı iseİller Bankası nezdindeki büyük şehir belediyeleri hesabına yatırılır ve büyükşehir belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılır."
B- İlgili Yasa Kuralı
3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının ilgiligörülen (b) bendi şöyledir:
"b) Büyük şehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde yapılanGenel Bütçe Vergi Gelirleri Tahsilat toplamı üzerinden gelir saymanlarıncahesaplanıp, ertesi ayın sonuna kadar ilgili büyük şehir belediyesineyatırılacak %3 pay,"
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 10. ve 127. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, FulyaKANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Mehmet ERTEN'inkatılımlarıyla 2.7.2003 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğün durdurulmaisteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu yasa kuralı ile büyükşehirbelediyelerinin gelirlerinin, hem genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payınazaltılması yolunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmesi, hem de ayrılan bu payınbelli bir oranının büyük şehir belediyelerine nüfusları oranında dağıtılmasısonucunda azaltıldığı, oysa, Anayasa'nın 127. maddesinin son fıkrasına göreyerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanması gerektiği,toplum yararının yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile sağlanabileceği, bu nedenlerleitiraz konusu yasa kuralının Anayasa'nın 10. ve 127. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
A- Fıkranın Birinci Tümcesinin İncelenmesi
3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinde, büyük şehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde yapılan genel bütçevergi gelirleri tahsilat toplamının % 3'ü ilgili belediyenin gelirleri arasındasayılmaktadır. Aynı maddenin itiraz konusu son fıkrasının ilk tümcesi ile%3'lük pay oranını %6'ya kadar artırma veya kanuni haddine kadar indirmekonusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmektedir.
Anayasa'nın 127. maddesinde, mahalli ortak ihtiyaçlarınkarşılanabilmesi için kurulan mahalli idarelerin, kuruluş, görev veyetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği ve buidarelere görevleri ile orantılı gelir kaynaklarının sağlanacağı öngörülmüştür.3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin son fıkrasında öngörülen genel bütçe vergigelirlerinden yapılacak dağıtımın alt ve üst sınırları gösterilmek suretiyleBakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir. Buna göre, yürütme organı %3'ün altındabir oran tesbit edemeyeceği gibi %6'nın üzerine de çıkamayacaktır. Genel Bütçegelirleri tahsilat oranları ya da vergi gelirlerindeki artış ve azalışlargözetilerek mahalli idarelere aktarılacak kaynakların miktarlarının belirtilenoranlar içinde dağıtılması ve mali kaynakların ekonomik dengelerin gerektirdiğibiçimde kullanılması amacıyla Bakanlar Kurulu'na belediye gelirlerinde arttırmave azaltma yetkisi verilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, yapılan düzenleme ile aynı konumda olan büyük şehirbelediyeleri arasında herhangi bir ayırım gözetilmediğinden Anayasa'nın 10.maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine aykırılıktan da söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu fıkranın birinci tümcesiAnayasa'ya aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Samia AKBULUT ve Yalçın ACARGÜN bu görüşlere katılmamışlardır.
B- Fıkranın İkinci Tümcesinin İncelenmesi
1- Anayasa'nın 127. maddesi Yönünden İnceleme
3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin son fıkrasının ikincitümcesinde, büyük şehir il merkezinde yapılan genel bütçe vergi gelirleritahsilat toplamından büyük şehir belediyesine verilen payın ne şekildedağıtılacağı konusu düzenlenmektedir. Bu payın %40'ı doğrudan ilgili büyükşehir belediyesi hesabına aktarılırken, kalan % 60'lık kısım İller Bankasıaracılığı ile tüm büyük şehir belediyeleri arasında pay edilmektedir.
Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payın bu şekildedağıtımının gerekçesi, özetle, büyük şehir belediyelerinin illerde toplananvergilerden aldıkları payın büyük şehirler arasında gerçek bir adaletsizliğeyol açtığı, Anadolu'daki büyük şehir belediyelerine haksızlık yapıldığı,illerde toplanan vergilerin büyük bir bölümünün, holdinglerin, bankaların genelmerkezlerinin bulunduğu İstanbul, Ankara ve Kocaeli illerine yatırıldığı, kendiillerinde vergi rekortmenleri olan vergi mükelleflerinin işyeri merkezleriniİstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlere taşıdıkları ve vergilerini de o ile yatırdıkları,Anadolu'nun büyük şehirlerinde çalıştırdıkları işçilerin, gecekondu, ulaşım,yol, eğitim gibi sorunların o illere ek hizmetler ve malî yük getirmekteolmasına rağmen, vergi gelirlerinin İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi büyükşehirlere haksız olarak verildiği yolundadır.
Anayasa'nın 127. maddesinin son fıkrasının son tümcesine göre,yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanmasıgerekmektedir. Gelir kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle büyük şehirleretahsis edilen genel bütçe vergi payının belediyeler arasında dağıtımı önemtaşımaktadır.
Büyük şehir belediyelerinin görevleri yasalarda belirlenirken herhangi bir ayırım gözetilmemişse de, her büyük şehirbelediyesinin yerine getirmek durumunda olduğu hizmetlerin nitelik ve nicelikitibarıyla farklılık göstereceği kuşkusuzdur. Herhangi bir büyük şehirbelediyesinin nüfusu yanında yöredeki sanayi yoğunluğu, eğitim kurumlarınınsayısı, gelişme hızı, üretim ve tüketim kapasitesi, kültür ve eğitim seviyesi ile ekonomik faktörler mahalli hizmetlerin niteliğini ve maliyetinidoğrudan etkileyen unsurlardır. Bu etkenler gözetildiğinde belediyelerin hizmetmaliyetlerinin her zaman nüfusla doğru orantılı olarak artmadığı bir gerçektir.Büyük şehir belediyelerinin il merkezlerinde toplanan genel bütçe vergigelirlerinden ayrılan %60'lık payın, itiraz konusu kuralda olduğu gibi nüfusbaz alınarak Anayasa'nın 127. maddesinde öngörülen biçimde belediyeleregörevleriyle orantılı adil bir dağıtımının sağlanamayacağı açıktır.
Kaldı ki, Yasa'nın gerekçesinde belirtildiği gibi işyerlerininüretim yeri ile merkezlerinin farklı yerde bulunması nedeniylevergilerinin tarh ve tahsilatının da farklılık göstermesi sorunu, itirazkonusu kuralda öngörüldüğü gibi adil olmayan bir paylaşım sistemiyle değil,çeşitli yasalarda yapılacak düzenlemelerle aşılabilecek konulardandır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu fıkranın ikinci tümcesiAnayasa'nın 127. maddesine aykırıdır.
Bu görüşe Yalçın ACARGÜN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY,Ahmet AKYALÇIN ve Mehmet ERTEN katılmamışlardır.
2- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Mahkeme, iptalini istediği kuralla % 40 ve % 60'lık vergigelirleri payının tüm belediyeler arasında ve nüfuslarına göre dağıtımıiçermediğinden, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Aynı hukuksal durumda bulunanların aynı kurallara, ayrı hukuksaldurumda bulunanların da ayrı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesineaykırılık oluşturmaz.
Bu nedenle, 3030 sayılı Yasa'nın uygulandığı büyük şehirbelediyeleri ile bu Yasa'nın uygulanmadığı diğer belediyeler aynı hukuksaldurum ve statüde olmadığından kural Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
İtiraz konusu yasa hükmünün yürürlüğünün durdurulması istemi24.7.2003 günlü, E.2003/62, K.2003/10 (Yürürlüğü Durdurma) sayılı kararlareddedilmiştir.
VII- SONUÇ
27.6.1984 günlü, 3030 sayılı "Büyük Şehir BelediyelerininYönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü HakkındaKanun"un 18. maddesinin 4736 sayılı Yasa ile değiştirilen sonfıkrasının;
A- Birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Samia AKBULUT ile Yalçın ACARGÜN'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- İkinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Yalçın ACARGÜN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇINile Mehmet ERTEN'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
24.7.2003 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Aysel PEKİNER
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY
Anayasa'nın 127. maddesi, Mahalli İdarelerin il, belediye ve köyhalkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esaslarıkanunla belirlenen ve kararı organları gene kanunla gösterilen, seçmenlertarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri olduğunu, kuruluş vegörevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunladüzenleneceğini amirdir.
Bu madde de söz edilen yerinden yönetim ilkesi yerel yönetimlerintüzel kişiliğe sahip olması, görevli organlarını seçme hakkının verilmesi ve buorganlara karar verme yetkisinin tanınması, özerklik kurumunun anayasal birtemele oturtulmasıdır.
Genel anlamda özerklik, sosyal bir topluluğun ya da tüzelkişiliğin kendilerini yöneten kuralların tümünü ya da bir bölümünü bizzat saptayabilmeleriveya Anayasa ve Yasaların çizdiği sınırlar içinde hareket edebilme özgürlüğü veyetisidir. Yerel yönetimler açısından özerklik ile Anayasa ve yasalarınbelirlediği kanun hizmetlerinin önemli bir bölümünün yurttaşların yararınaolarak yerel yönetimlerin sorumluluğu altında yerine getirilmesi yetkisidir.
127. maddenin beşinci fıkrasında öngörülen idari vesayet,merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği ve yasa iledüzenlenmesi gereken bir denetim yetkisidir. Ancak bu yetki, sınırsız vetakdire bağlı olmayıp, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygunşekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararınınkorunması ve mahalli ihtiyaçlarının gereği gibi karşılanması amaçlarınayöneliktir. İdari vesayet, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin icraikararlarını onama, geri çevirme ve kimi durumlarda değiştirerek onamayetkisidir. Merkezden yönetimin elinde sadece salt ve biçimsel bir denetim veotorite aracı olmadığı gibi yerel yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıracak,etkisiz kılacak biçimde kullanılamaz.
Yerel yönetimlerin kuruluş esasları, karar organlarının oluşumu,görev ve yetkilerinin belirlenmesi, merkezi yönetimle bağ ve ilgileri, bunlarınüzerinde uygulanacak idari vesayet yetkisi, yasal düzenlemeyi gerektirir.Pekçok kararımızda yasallık, temel ilkelerin hepsinin yasakoyucu tarafındankonulması ve ancak yasakoyucunun uygun göreceği ayrıntıların yürütmecedüzenlenmesi şeklinde tarif edilmektedir.
İtiraz konusu 18. maddenin son fıkrasının birinci cümlesinde,Bakanlar Kurulu'na (b) fıkrasındaki %3 pay oranını %6 oranına kadar artırmaveya kanuni haddine kadar indirme yetkisi verilmektedir.
%3-%6 pay oranları arasında tesbit yetkisi verilmesi ile BakanlarKuruluna, genel, sınırsız, takdire bağlı, zaman içinde sık sık değişebilen,hiyerarşi benzeri, ölçütleri belirsiz yetki tanınmaktadır.
Bu da, merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceğive yasa ile düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisi olan ve sınırsız vetakdire bağlı olmayan idari vesayet ilkesine, yasakoyucunun Anayasa ilekendisine verilmiş olan düzenleme görevinin merkezi idareye devretmeksuretiyle, Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilemeyeceğikuralına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYGEREKÇESİ
3030 Sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında KanunHükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 18. maddesinin8.1.2002 günlü 4736 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraz konusu son fıkrasında"Bakanlar Kurulu (b) fıkrasındaki % 3 pay oranını % 6 oranına kadarartırmaya veya kanuni haddine kadar indirmeye yetkilidir. Bu payın % 40'ı bumiktardan düşülerek ilgili belediye hesabına kalan % 60'ı ise İller Bankasınezdindeki büyük şehir belediyeleri hesabına yatırılır ve büyük şehir belediyelerinenüfuslarına göre dağıtılır." denilmekte, bu fıkra ile göndermede bulunulan(b) fıkrasında da, "Büyük şehir belediyesinin bulunduğu il merkezindeyapılan Genel Bütçe Vergi Gelirleri Tahsilât toplamı üzerinden gelirsaymanlarınca hesaplanıp, ertesi ayın sonuna kadar ilgili büyük şehirbelediyesine yatırılacak % 3 pay", büyük şehir belediyesinin gelirleriarasında sayılmaktadır.
Anayasa'nın "Mahalli İdareler"e ilişkin 127. maddesininson fıkrasında, mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynaklarısağlanacağı belirtilmektedir. Mahalli idarelerin görevlerinin belirlenmesinde,belediye sınırları içinde hizmet verdikleri nüfus sayısının önemi yadsınamaz.Bunun yanında, yörelerin sosyo ekonomik özellikleri, gelişme düzeyleri gibifaktörlerin de büyük şehir belediyelerinin görevlerini etkileyebileceğidüşünülebilirse de, gereksinimleri birbirinden çok farklı olan büyük şehirstatüsündeki belediyelerin görevlerinin saptanmasında objektif bir ölçü bularakbuna göre pay dağıtımı yapmanın zorluğu da gözardı edilemez. Nitekim,Anayasa'nın 127. maddesinde belediyelerin yaptıkları hizmetlerin büyüklüğününhangi ölçüye göre saptanacağı konusuna açıklık getirilmemiş, bu husus yasakoyucunun takdirine bırakılmıştır. Bu nedenle yasakoyucu, 18. maddenin (b) fıkrasıile öngörülen payın % 40'ının ilgili belediyelere verilmesini, kalan % 60'ınında büyük şehir belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılmasını uygun görmüştür.
İptal kararının gerekçesini oluşturan çoğunluğun görüşü de %60'lık bölümün büyük şehir belediyeleri arasında dağıtılmaması yönünde değil,bu dağıtımın nüfusa göre yapılmaması gerektiği yolundadır. Ancak, Anayasa'damahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir sağlama konusunda yasakoyucunun,anayasal ilkelere bağlı kalmak koşuluyla nüfusu ölçü almasını engelleyen birkural yer almadığından böyle bir gerekçenin anayasal dayanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın son tümcesine ilişkinistemin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
KARŞIOY YAZISI
İtiraz konusu 3030 sayılı "Büyük ŞehirBelediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin DeğiştirilerekKabulü Hakkında Kanun"un 18. maddesinin 4736 sayılı Yasa ile değişik sonfıkrasının ikinci tümcesinde, büyük şehir belediyesinin bulunduğu il merkezindeyapılan Genel Bütçe Vergi Gelirleri Tahsilat toplamı üzerinden BakanlarKurulu'nun tesbit ettiği payın %40'ının paydan düşülerek doğrudan ilgilibelediye hesabına, kalan %60'ının ise İller Bankası nezdindeki büyük şehirbelediyeleri hesabına yatırılarak bu belediyelerin nüfuslarına göredağıtılacağı öngörülmüştür.
Anayasa'nın 127. maddesinin ikincifıkrasında, mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerindenyönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği; beşinci fıkrasında,merkezi idarenin, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idareninbütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğinsağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibikarşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarivesayet yetkisine sahip olduğu; altıncı fıkrasında, mahalli idareleregörevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanacağı belirtilmiştir.
Mahalli idarelere ilişkin 127. maddede,mahalli idarelerin görevlerinin belirlenmesi yasakoyucunun takdirine bırakılmışve mahalli hizmetlerde belirgin bir ölçü getirilmemiştir. Yasakoyucu da itirazkonusu kuralda %60 payın büyük şehir belediyelerine, nüfuslarına göre dağılımınıuygun görmüştür. Kaldı ki, bunu engelleyen bir durumda söz konusu değildir.
3030 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde de büyükşehir belediyelerinin görevleri sayılmıştır.
Özgün yapıyı taşıyan büyük şehirbelediyelerinin bu görevlerinin yoğunluk derecesinin, orada yaşayaninsanların sayısına göre değişkenlik göstereceği kuşkusuzdur. Her nekadar nüfusun yanında diğer faktörlerin, hizmetin yürütülmesindeki etkinliği gözardıedilemez ise de bu ölçünün yasakoyucu tarafından belirlenmesindeki güçlük inkâredilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralınson tümcesinin Anayasa'ya aykırılığından söz edilemez. İstemin reddi gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ahmet AKYALÇIN
KARŞIOYYAZISI
3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin sonfıkrasının itiraz konusu ikinci tümcesinde,büyük şehir il merkezinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından büyük şehir belediyelerine verilen payın neşekilde dağıtılacağı konusudüzenlenmiştir.
Başvuru kararında, büyük şehir belediyelerinemodern endüstriyel gelişmelere karşı çevre koşullarını ve yaşantıniteliğini iyileştirme, yeni gereksinmelereuyan yeni hizmetler sunma gibi yeni görevler yüklenmesinin, onların parasal olanaklara sahip olmalarını gerektirdiğihalde, itiraz konusu düzenlemenin ikinci tümcesiyle büyükşehir belediye gelirlerinin ikinci kez azaltıldığı,sağlanan gelirin yüklenen görevlerle orantılı olmadığı ve bu durumun Anayasa'nın 127. maddesine aykırılıkoluşturduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 73. maddesinde yer alan,herkesin, kamu giderlerini karşılamaküzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğuna ilişkin düzenleme ile belli gelirlerin belli giderlere tahsisedilmeyerek devlet maliyesinin bir bütün olacak şekilde elealınması yönündeki genellik ilkesi birlikte nazaraalındığında, genel bütçe vergi gelirlerinin belli bir yerdeki veya bölgedeki hizmeti görmek için toplanmadığını,Anayasa'daki tanımı ile kamu giderlerinikarşılamak üzere toplandığını göstermekte, toplandığı yerde harcanması gerektiği yolunda da bir kuralbulunmamaktadır. Buna göre, büyük şehir belediyelerinin ilmerkezlerinde toplanan genel bütçe vergi gelirlerinin, büyük şehir belediyelerine dağıtımı olanaklıbulunmaktadır.
Öte yandan, Ülkemizin önde gelen bir çokhizmet ve sanayi kuruluşunun, Anadolu'nun değişik büyük şehirbelediyeleri içerisinde faaliyet gösterdiklerive bu belediyelerin bir çok konudaki görevlerini nitelik ve nicelik olarak artırdıkları halde, üretimleri sonucu elde edilengelirler, genel merkezlerinin, dolayısı ile de vergimükellefiyet kayıtlarının bulunduğu Ankara, İstanbulgibi belli başlı büyük şehirlerin vergi dairelerine ödenmekte ve anılan illerin genel bütçe vergi gelirleri içinde yer almaktadır.Bu durumun ise, toplanan genel bütçe vergi gelirlerinin,büyük şehir il merkezlerinde bizzat yapılanfaaliyetler sonucunda elde edilmediğini göstermektedir.
Diğer taraftan, gelişmiş bölgelerdeki büyükşehir belediyelerinin gelir düzeyidaha yüksek, gelişmemiş bölgelerdeki büyük şehir belediyelerinin gelir düzeyiise daha düşüktür. Herhangi bir büyük şehir belediyesinde toplanan genel bütçe vergi gelirlerinin nüfusa oranı ne olursa olsun,3030 ve 1580 sayılı Yasa'lar, tüm büyük şehir belediyelerineayırımsız aynı görev ve sorumluluğu yüklemektedir.Bunların yerine getirilebilmesi ise aynı düzeyde gelir elde edilmesine bağlıdır. İşte söz konusu düzenleme ile dahaçok gelişmiş bölgelerde yer alan büyükşehir belediyelerinin il merkezlerinde toplanan genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay nüfusa göre dağıtım sonucundafazla gelişmemiş olan büyük şehirbelediyelerine aktarılabilmekte ve böylece fazla gelişmemiş bölgelerdebulunan büyük şehir belediyelerinin görevlerini yerine getirebilmesi sağlanarak bölgeler arasındaki eşitsizlikgiderilmek istenmektedir.
Yukarda yer verilen açıklamalar, itiraza konuedilen Yasa hükmünün Anayasa'nınBaşlangıç'ında belirtilen sosyal adalet, 5. maddesinde açıkalanan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkelerine, Devletiniktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırlarınıbelirleyen 65. maddesine, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın yurtdüzeyinde dengeli gelişmesini öngören 166. maddesine başvurunun veçoğunluk görüşünün aksine mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynağı sağlanmasınıöngören 127. maddesine uygun birdüzenleme olduğunu göstermektedir.
Bu nedenlerle, Anayasa'ya aykırı olmayan kuralın iptaliyönündeki çoğunluk düşüncesinekatılmıyorum.
Üye
Mehmet ERTEN