ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2003/7
Karar Sayısı : 2005/71
Karar Günü : 18.10.2005
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 22.02.2006 - 26088
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ordu Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 27.10.1999 günlü, 4458sayılı Gümrük Kanunu'nun 245. maddesinin 2 ve 3 numaralı fıkralarının,Anayasa'nın 2., 5., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali veyürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Davacı şirkete 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesi uyarıncaverilen gümrük para cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada itirazkonusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun itiraz konusu fıkraları da içeren245. maddesi şöyledir:
“Madde 245- 1. Yükümlüler, gümrük idaresineverdikleri beyanname ve bu beyanname eki bilgi ve belgeler esas alınmaksuretiyle kendileri tarafından hesaplanan gümrük vergilerine itirazdabulunamazlar.
2. İdari yargı mercilerine yapılan itirazda, gümrük idaresineitiraz sırasında kullanılan bilgi ve belgeler dışında herhangi bir bilgi vebelge kullanılamaz.
3. Alınan kararlara karşı idari yargı merciine başvurulması, bukararın idare tarafından uygulanmasına engel oluşturmaz.”
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU,Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'inkatılmalarıyla 28.1.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğün durdurulmasıisteminin esas inceleme evresinde karara bağlanmasına oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
1- 245. Maddenin 2 Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Başvuru kararında, sav ve savunma hakkının birbirini tamamladığı,bunun hak arama özgürlüğünün temelini oluşturduğu, kullanılmasının ve yerinegetirilmesinin olabildiğince kolaylaştırılmasının, olumlu ya da olumsuz sonuçalmayı geciktiren, güçleştiren düzenlemelerin kaldırılmasının zorunlu olduğu;Kural'la savunma hakkının gereği gibi kullanılmasının engellendiği; yargılamafaaliyetinin tüm işlemlerinin bir bütün olarak hakkaniyete uygun biçimdeyapılması gerektiği; bunun gerçekleşmesinin de silahların eşitliği ilkesi ilemümkün olabileceği nedenleriyle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10.,36. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanunhükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'yaaykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmayamecbur değildir. Taleple bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'yaaykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, kuralın Anayasa'nın 13. maddesiyönünden de incelenmesi uygun görülmüştür.
İptali istenilen kuralda, idari yargı mercilerine yapılanitirazda, gümrük idaresine itiraz sırasında kullanılan bilgi ve belgelerdışında herhangi bir belgenin kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 36. maddesinde, “Herkes,meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”denilerek yargı mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun tabiîsonucu olarak da kişinin yargı mercileri önünde iddia, savunma, adil yargılanmahakkına sahip olduğu güvence altına alınmış ve özel sınırlama nedenleriöngörülmemiştir.
Anayasa'nın 4709 sayılı Kanunla değiştirilen 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilerektemel hak ve özgürlüklerin ancak ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlıolarak sınırlanabileceği öngörülmüştür.
Kişinin karşılaştığı bir suçlamaya karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir eylem veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargımercileri önünde dava hakkını kullanmak ve bu davada kullanılabilecek kanıtlarımahkeme önüne getirebilmektir. Sav ve savunma birbirini tamamlayan vebirbirinden ayrılması olanaksız olan niteliğiyle hak arama özgürlüğününtemelini oluşturmaktadır. Hak arama özgürlüğü, temel hak niteliği taşımasıdışında, diğer hak ve özgürlüklerden yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkin güvencelerden biridir. Bu temel saptama karşısında, dahakapsamlı bilgi ve belgelerle donatılmış idarenin kullanacağı savunma hakkıyanında, gümrük vergisi mükelleflerinin de hak arama özgürlüğünden tamanlamıyla yararlanmalarının sağlanması gerekir.
Buna göre, iptali istenilen kuralla idari yargı mercilerineyapılan itirazda, gümrük idaresine yapılan itiraz sırasında kullanılan bilgi vebelgeler dışında herhangi bir bilgi ve belgenin kullanılamamasının öngörülmesi,savunma hakkının kısıtlanmasına yol açarak, yargı merciinin doğru ve adil birsonuca ulaşılabilmesini engelleyeceğinden Anayasa'nın 36. maddesine aykırılıkoluşturur.
Anayasa'da özel bir sınırlandırma nedeni öngörülmemiş olan hakarama özgürlüğünün itiraz konusu kuralla sınırlandırılması, Anayasa'nın 13.maddesine de aykırıdır.
Kural, Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptaledildiğinden, 2., 5. ve 138. maddeleri yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
2- 245. Maddenin 3 Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Başvuru kararında, yasa önünde eşitliğin herkesin her yönden aynıyasa kurallarına bağlı olacağı anlamına gelmeyeceği, aynı durumda bulunanlaraaynı yasa kurallarının uygulanması gerektiği, itiraz konusu düzenleme ile vergimahkemelerinde davacı olarak aynı hukuksal konuma sahip gelir ve kurumlarvergisi mükellefleri ile gümrük vergisi mükellefleri arasında yargılamanınseyri bakımından farklı düzenlemenin hukuken geçerliliğinin olmadığıbelirtilerek, Kural'ın Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılık oluşturduğuileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural “Alınan kararlara karşı idari yargımerciine başvurulması, bu kararın idare tarafından uygulanmasına engeloluşturmaz.” biçimindedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.” denilmektedir. Bu yasak, birbirinin aynı durumundaolanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve topluluklarınyaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenlemeeşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemlieşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmişolmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlararasında değişik uygulamalar yapılamaz.
Kimi yasalarda mali yükümlülükler düzenlenmiş olup çeşitli vergi,resim ve harçların her birinin ayrı bir usul ile beyan, tarh ve tahsiledilmesinin kurala bağlanması bu yükümlülüklerin farklı özelliklere sahipolmasından kaynaklanmaktadır. Genel olarak verginin beyanı, tarh, tahakkuk vevergi mahkemelerinde dava açma usulü ile ilgili kurallar 213 sayılı Vergi UsulKanunu'nda, tahsile ilişkin kurallar ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının TahsilUsulü Hakkında Kanun'da yer almıştır. Gümrük vergi ve cezaları konusunda iseverginin beyanı, hesaplanması, tahakkuku, gümrük idaresine itiraz ve davaaçılması ile ilgili kurallar 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiş, gümrükvergi ve cezalarının tahsilat usulü de 6183 sayılı Yasa'da belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin birincifıkrasında “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcuterettüp eden gerçek veya tüzelkişidir.” denilerek mükellefin tanımıyapılmış, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 11 numaralı fıkrasında da“yükümlü” deyiminin “gümrük yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumlu bütünkişileri” ifade edeceği belirtilmiştir. Vergi, resim ve harç gibi maliyükümlülüklerin her biri farklı özelliklere sahip iseler de, diğer vergimükellefleri ile gümrük vergisi mükelleflerinin, mükellef olma, kendilerindentahsil edilmesi gereken mali yükümlülüklerin kamu gücüne dayanılarak alınmasıve aynı yargı mercilerinde davacı olarak haklarını arayabilmeleri bakımındanaynı hukuksal durumda oldukları kuşkusuzdur.
Buna göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 4001sayılı Yasa ile değiştirilen 27. maddesinin üçüncü fıkrasında, vergimahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasının, tarhedilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlülüklerin ve bunların zamve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağıaçıkça hükme bağlanmasına karşın, aynı hukuki durumda olan gümrük vergisimükellefleri hakkında alınan kararlara karşı idari yargı merciinebaşvurulmasının gümrük idaresince alınan kararın uygulanmasına engel,Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırıdır. Kuralın iptaligerekir.
Anayasa'nın 10. maddesine aykırı görülerek iptal edilen kuralın,ayrıca Anayasa'nın 2. ve 36. maddeleri yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve ŞevketAPALAK bu görüşe katılmamışlardır.
VI. YÜRÜRLÜĞÜNDURDURULMASI İSTEMİ
27.10.1999 günlü, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 245. maddesinin(2) ve (3) sayılı fıkralarının YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,18.10.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VII- SONUÇ
1999. günlü, 4458 sayılı “Gümrük Kanunu”nun 245. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
2- (3) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Şevket APALAK ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2005. gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYYAZISI
Anayasamızın 73. maddesine göre, “Herkes, kamu giderlerinikarşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü” olup “Vergi yükününadaletli ve dengeli dağıtımı, maliye politikasının sosyal amacıdır”. Gümrükvergileri ise, 4458 sayılı gümrük Kanununun 1. maddesindeki ifadeyle,” TürkiyeCumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarınauygulanacak gümrük kuralları” kapsamında alınan vergilerdir. Anayasanın 5.maddesinde yer alan Devletin temel amaç ve görevlerinin yerine getirilmesi içingereksinim duyulan kamu gelirleri arasında gümrük vergileri her ne kadar önemlibir yer tutmakta ise de, gümrük vergilerinin öncelikli amacı salt kamu gelirielde etmek değil, ülke ekonomisinin dünya koşullarına ve ulusal çıkarlarauygun, rekabetçi ve sağlıklı biçimde işleyişini düzenlemektir. Anayasanın 167.maddesinin ikinci fıkrasında “Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmaküzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleriüzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya vebunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir” denilmiştir.Örneğin, bir malı bir yabancı ülkeden ithal eden kişi ile aynı cins, miktar,evsaf ve değerde malı başka bir yatırımcı ülkeden ithal eden kişi, farklıgümrük yükümlülükleri ile karşılaşabilmektedir. Esasen, gümrük rejiminin kamugüvenliğini ve kamu sağlığını ilgilendiren boyutları da olduğu açıktır.
Gümrük rejiminin ve vergilerinin uluslararası niteliği de diğervergilerden farklı olup, birçok yabancı devlet gibi, Türkiye Cumhuriyeti de bualanda kapsamlı uluslararası düzenlemelere taraf olmuş ve yükümlülükler altınagirmiştir. Üyeleri arasında gümrük birliği bulunan Avrupa Birliği ile ülkemizarasında da, 1 Ocak 1996'dan bu yana gümrük birliğine gidilmiştir. Buna göre,gümrük birliği dahilinde ortak gümrük tarifeleri uygulanmakta ve gümrükişlemleri de tedricen ortak bir sisteme dönüştürülmektedir. Buna karşılık,Türkiye Cumhuriyeti ile AB arasında vergi birliği kurulması söz konusu olmadığıgibi, 25 ülkeden oluşan AB'nin kendi üyeleri arasında da vergi birliğibulunmamaktadır.
Gümrük vergileri, öğretide de vergi hukuku içerisinde yeralmamaktadır. Türk hukuk sisteminde de öteden beri, gümrük vergileriyle diğervergiler arasındaki fark gözetilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun2. maddesinde, “Gümrük ve tekel idaresi tarafından alınan vergi ve resimler bukanuna tabi değildir” denilmek suretiyle, mahiyeti, amaçları vesistematiği farklı olan gümrük vergi ve cezalarına itirazlar farklı düzenlemeleretabi tutulmuştur.
Bu kapsamda, Gümrük Kanununun 242. maddesinde yükümlülerinkendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri için sırasıyla, önce ilgili gümrükidaresine, sonra, hem gümrük vergilerine, hem de idari kararlara karşı gümrükbaşmüdürlüğüne, daha sonra Gümrük Müsteşarlığına ve en son olarak da idariyargıya başvurabilmelerine imkan veren, aşamalı bir itiraz sistemigetirilmiştir. Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulYasasının 27. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Danıştayda veya idari mahkemelerdedava açılması dava edilen idari işlemlerin yürütülmesini durdurmaz”. Bu,genel bir kuraldır. Bu genel kurala, aynı maddenin 3. fıkrası ile “Vergimahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilenvergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam vecezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur.”denilerek bir istisna getirilmişse de, gümrük vergi ve cezaları bakımından yasakoyucu takdir hakkını, bu istisnayı tanımak yönünde kullanmamıştır. Aksi halde,vergi mahkemesine başvurmakla uygulama duracağından, gümrük vergisimükellefleri hemen bu yola gidecekler ve gümrük kanununda öngörülen,uyuşmazlığın yargıya gitmeden çözülmesine imkan veren itiraz mekanizmasıişlevsiz kalacaktır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulYasasının 27. maddesinin 2. fıkrasına göre “ Danıştay veya idari mahkemeler,idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğmasıve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması” durumunda her zaman yürütmenindurdurulmasına karar verebileceklerdir.
Anayasamızda, her türlü vergi itirazlarının yargıya götürülmesihalinde idarenin kararlarının uygulanmasının derhal durdurulmasını gerektirenbir hüküm bulunmadığı gibi, mahkemece yürütmenin durdurulması kararı verilmesiyönünden gümrük vergileriyle diğer vergiler arasında farklılıkbulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, hukuk güvencesi, her ikisiiçin de aynı düzeyde sağlanmaktadır. Vergi Usul Kanunu'na tabi vergilerle,Vergi Usul Kanununun kapsamı dışındaki gümrük vergi ve cezalarına ilişkinitiraz yollarının özdeş olmasını, hele bu özdeşliğin diğer yasa kurallarının daVergi Usul Kanunu paraleline getirilerek sağlanmasını öngören bir hükümAnayasada mevcut değildir. Dolayısıyla, her iki yöndeki düzenleme de Anayasayaaykırı olmadığından, yasa koyucu, özel yasasında yapacağı düzenlemeyle, ikiçözüm yolundan birini veya öbürünü benimseyebilecektir. Öte yandan farklıhukuki konumda bulunan kişilere farklı hukuki kuralların uygulanmasının,Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, Anayasa Mahkemesinin pek çokkararında vurgulanmıştır. Farklı amaçları ve farklı usulleri olanvergilerin salt aynı mercide dava konusu edilmeleri, mükelleflerin aynı hukukikonumda olmaları anlamına gelmediğinden, iptali istenen kuralın Anayasanıneşitlik ilkesine aykırılığından da söz edilemez.
Bu nedenlerle, dava konusu yasa kuralının iptaline ilişkinçoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
AZLIKOYU
İdari işlemlerin yargı yerlerince iptal edilinceye kadar yasalarauygun oldukları kabul edilir. Yasallık ilkesi olarak kavramlaşan bu yaklaşımıngereği olarak, tersi bir karar olmadıkça idari işlemlerin uygulamayakonacağında, etkilerini doğuracağında kuşku yoktur.
Gerçekten de Anayasamızın 125. maddesinde idari işlemlerin ancak,açıkça hukuka aykırılık ve uygulanması durumunda giderilmesi güç ya daolanaksız zararların doğacağının belirlenmesi halinde yargı yerinceyürütmesinin durdurulabileceği öngörülmüştür.
Bu kuralın yinelendiği 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 27. maddesinin üçüncü bendinde ise, vergi mahkemelerine ilişkinolarak özel düzenleme getirilmiş ve vergi uyuşmazlıklarında dava açılmasıylatahsil işlemlerinin duracağı öngörülmüştür.
İncelemeye konu olan gümrük vergisiyle ilgili yasal kural ise davaaçılmasının tahsil işlemini etkilemeyeceği sonucunu veren bir yaklaşımısergilemektedir. Yargılama yöntemine ilişkin kuralların, ilgili usul yasasındayer alması temel ilke ise de, özel yasalarda da usul kurallarınınöngörülmesinde Anayasal bir aykırılıktan söz edilemez.
Üzerinde durulan kural, İdari Yargılama Usulünün özel olarakdüzenlediği vergi uyuşmazlıklarına yönelik ilkeden ayrılıp Anayasa'nın idariişlemlere yönelik yaklaşımını yansıtmaktadır. Bu kurala göre dava açılmasıyürütmeyi kendiliğinden durdurmayacak, dolayısıyla yargı yerleri uygulamayıönleyecek bir karara ulaşmak için gerekli koşulları arayacaktır.
Ortaya çıkan bu hukuksal durumun idari işlemlerin yasallığı ilkesive Anayasa'nın 125. maddesindeki kuralla örtüştüğünde kuşku yoktur. Anayasal buuyum, Anayasa'nın bir başka normu olan eşitlik ilkesinin irdelenmesinigerektirmemelidir. Çünkü, Anayasal kurallar eşit güçte oldukları gibi, soyutnorm denetiminde asıl olan yasa ile üst kural ilişkisidir. Bu ilişki çelişkileriçermediğinde, üst norm ile alt derecedeki metinde, doğal bir neden-sonuçilişkisi veya benzer anlatım göründüğünde, başka bir Anayasal kural,gerçekleşmiş uyumu olumsuz yönde etkiliyemeyecektir.
Öte yandan, ayrı yasalar ayrı hukuksal konumlarıdüzenlediklerinden; ilgililerin taşıyacakları nitelik ve özelliklerdeki benzerdurumlar, eşitlik ilkesinin uygulama alanı dışında kalacaktır. Dahası,incelemeye konu olan kural, 2577 sayılı Yasa'nın öngördüğü kuralın ayrıksı birhükmü olma niteliğini taşıdığından, yasalaştırma yönteminde temel kurallaayrıksı kuralın eşitlik ilkesiyle irdelenmesi olanaksız olup, tersi yaklaşımyasal metinlerin istisnai kurallar öngörmemesi gibi bir sonuca etken olacaktır.
Bu nedenlerle, iptali istenen 4458 sayılı Yasa'nın 245. maddesininüçüncü fıkrasında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından istemin reddi gerekeceğioyuyla kararın bu kısmına karşıyım.
Üye
Şevket APALAK