ANAYASAMAHKEMESI KARARI
Esas Sayısı: 2003/98
Karar Sayısı: 2004/31
Karar Günü: 3.3.2004
Resmi Gazete tarih/sayı: 10.07.2004/25518
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1- Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi (Esas:2002/164)
2- İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi(Esas: 2003/13)
3- Aybastı Asliye Hukuk Mahkemesi(Esas: 2003/98)
İTİRAZLARIN KONUSU: 19.3.1969 günlü, 1136sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Kanun iledeğiştirilen 167. maddesinin Anayasa'nın 2., 9., 10., 36., 37. ve 138.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I-OLAY
Bakılmakta olan davalarda, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667sayılı Kanun ile değiştirilen 167. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran ya da tarafların Anayasa'ya aykırılık savlarını ciddibulan mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı "Avukatlık Kanunu'nun 2.5.2001günlü, 4667 sayılı Kanun ile değiştirilen ve başvuru sırasında yürürlüktebulunan itiraz konusu 167. maddesi şöyledir:
"MADDE 167 -Avukatlık sözleşmesinden ve vekâlet ücretindenkaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar, hukukî yardımın yapıldığı yer barosuhakem kurulunca çözümlenir. Hakem kurulu, baronun bulunduğu yargıçevresinin en kıdemli asliye hukuk hakimi ile baro yönetim kurulunca seçilecek,yönetim kuruluna seçilme yeterliliğini taşıyan iki avukattan oluşur. Kurulaasliye hukuk hâkimi başkanlık eder. Seçilen kurul üyelerinin görev süresi üçyıldır. Süresi sona eren üye kurula yeniden seçilebilir.
Hakem ücretinin yarısının dava ile birlikte yatırılmasızorunludur. Hakem kurulunca verilen ve kesinleşen karardan bir örnek, avukatınbağlı bulunduğu baroya gönderilir.
Hakem işlerinde 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanununun 527, 529, 532, 533/1 ve 536 ncı maddeleri dışındatahkime ilişkin hükümleri uygulanır. Hakem işleriyle ilgili diğer hususlar,Türkiye Barolar Birliğince çıkartılacak Baro Hakem Yönetmeliğindedüzenlenir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurularında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 9.,10., 36., 37. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Değişik tarihlerde yapılan ilk incelemeler sonunda, 200/2 164 ve2003/ 98 sayılı dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliği ile, 2003/13 esas sayılı davada ise Mehmet ERTEN'in 167.maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesinin olaya uygulanacak kural olmadığıyönündeki karşıoyu ile oyçokluğu ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin raporlar, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- Birleştirme Kararı
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılıKanun ile değiştirilen 167. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesinin iptaliistemiyle yapılan itiraz başvurularına ilişkin davaların aralarındaki hukukiirtibat nedeniyle 2003/98 esas sayılı dava ile birleştirilmesine, esasincelemenin 2003/98 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, diğer davalarınesaslarının kapatılmasına 3.3.2004 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
B- Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali içinAnayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmışve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kurallarında o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
4667 sayılı Kanun ile değiştirilen Avukatlık Kanunu'nun 167.maddesinin başvuran iki mahkeme tarafından tümünün iptali istenmiştir. Ancak167. maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesi ile avukatlık sözleşmesindenve vekalet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda baro hakem kurulu yetkilikılınmış, böylece başvuran mahkemeler bu uyuşmazlıklar bakımından görevliolmaktan çıkarılmıştır. Davaya bakan mahkemelerin görev alanını daraltan bukuralın anılan mahkemelerce re'sen gözetilerek görevsizlik kararıverileceği açıktır. Bu durumda maddenin hakem kurullarının kuruluş veişleyişine ilişkin diğer bölümlerinin itiraz başvurusunda bulunan mahkemelerinbakmakta oldukları davalarda uygulanma olanağı bulunmadığından, bubölümlere ilişkin başvuruların mahkemelerin yetkisizliği nedeniyle reddine, 3.3.2004gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz başvurularında, yargı erkinin yalnızca bağımsızmahkemelerce kullanılabileceği, avukat ve müvekkil arasındaki hukuksaluyuşmazlıkların mahkemeler dışında bir kuruluş tarafından çözümlenmesinin bukurala aykırılık oluşturduğu, yargı erkini kullanacak olan kişilerin Anayasa,yasa ve hukuka uygun olarak kişisel kanılarına göre karar verecek bağımsızhakimlerden olmaları gerektiği, oysa baro yönetim kurulunca seçilecek ikiavukattan oluşan baro hakem kurulunun bağımsız mahkeme olarak kabuledilemeyeceği, meslek kuruluşu olan baroya kayıtlı bir avukatın yinebaroya kayıtlı iki avukat tarafından yargılanmasının adalet anlayışına tersdüştüğü, baro hakem kurullarının zorunlu yargı yetkisinin kişileri yargımercilerine başvurmaktan men ettiği, hakem kurulunun yargılama usulüne ilişkinayrıntıların Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanacak yönetmeliğebırakılmasının aksamalara yol açacağı, hakem kurulu kararlarının sadeceşekil yönünden temyiz edilebilmesinin verilen kararların şüphe ilekarşılanmasına neden olacağı belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.,9., 10., 36., 37. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İtiraz konusu kural'da "Avukatlık sözleşmesinden vevekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar, hukuki yardımınyapıldığı yer barosu hakem kurulunca çözümlenir." denilmektedir. Bu fıkradaöngörülen tahkimin anlam ve kapsamını belirlemek için maddenin sistematikbütünlüğü içinde ele alınması gerekir.
Avukatlık Kanunu'nun 167. maddesinin incelenmesinden baro hakemkurullarının, yargı işlevi yerine getiren bir kurul olarak düzenlendiğianlaşılmaktadır. Baro hakem kurullarının verdiği kararlar; taraflar açısındanbağlayıcı, kesin hüküm oluşturan, ilâm hükmünde kararlardandır. Avukatlamüvekkili arasındaki ilişkileri çözmekle görevlendirilen bu kurullarda,avukat üyeler çoğunluğu oluşturmakta ve 167. maddenin son fıkrasıyla yapılangönderme nedeniyle Baro Hakem Kurulu kararları ancak Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu'nun 533. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yeralan ve esas yönünden denetime olanak vermeyen nedenlerle temyizedilebilmektedir.
Anayasa'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Bu madde uyarınca, yapılacakyargılamanın kişiler yönünden gerçek bir güvence oluşturabilmesi için aranacaknitelikler de 36. maddede belirtilerek"Herkes, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme,görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." denilmiştir.Anayasa'nın 141. maddesiyle de davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması görevi yargıya verilmiştir. Bu görevin ağır iş yükü altındayerine getirilmesi zorlaştıkça, uyuşmazlıkların çözümü için alternatif yöntemlerinyaşama geçirilmesi, yargıya ilişkin anayasal kuralların etkililiğininsağlanması bakımından gerekli görülebilir. Bu durumdayasakoyucu, taraflara görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan öncearalarındaki uyuşmazlığı kısa sürede çözmek üzere baro hakem kuruluna başvurmayükümlülüğünü getirebilir. Ancak bu aşamadan sonra kararı benimsemeyen tarafailk derecede ve/veya temyiz aşamasında yargı yolunun açık tutulması, hakemkurullarının oluşumunun ve çalışma yönteminin, uzmanlığın önemi de gözetilerekhukuk devleti ilkeleriyle uyum içinde düzenlenmesi gerekir. Ayrıca hakemkurullarının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, uzman niteliği ile bu kurullarınalacağı kararların bağlı olacağı usul ve esasların yönetmeliğe bırakılmayıpyasa ile düzenlenmesi de zorunludur.
İtiraz konusu kural, yukarıda açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 9.ve 36. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.
Tülay TUĞCU karara farklı gerekçelerle katılmıştır.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10, 37. ve 138.maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, 10. maddeyle birilgisi görülmemiş, 9. ve 36. maddelere dayanılarak iptal kararıverildiğinden, diğer maddeler açısından denetim yapılmasına gerekgörülmemiştir.
VI- SONUÇ
A- 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı "AvukatlıkKanunu"nun 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 167. maddesinin;
1- Birinci fıkrasının ilk tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE,
2- Birinci fıkrasının ilk tümcesinin iptalinedeniyle uygulanma olanağı kalmayan maddenin kalan bölümünün de 2949sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
B- İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcabelirlenmesine yer olmadığına, Fazıl SAĞLAM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
3.3.2004 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Aysel PEKİNER
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fazıl SAĞLAM
AYRIŞIKGEREKÇE
Dava Avukatlık Kanunu'nun 167. maddesinde öngörülen ve zorunlutahkim niteliği kazandıran Baro Hakem Kurulları'nın Anayasa'nın 2., 9., 10.,36., 37. ve 138. maddelerine aykırı olduğu savıyla açılmıştır.
Anayasa'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsızmahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Buna göre, yargı yetkisini TürkMilleti adına kullanacak olan bir yargı merciinin mahkeme olarak kabul edilmesiiçin, kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin yasayladüzenlenmesi, üyelerinin ilke olarak meslekten hakim olması, üyelerininbağımsız ve tarafsız olması gerekmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz" kuralıyer almıştır. Bu kurala göre kişilere yargı mercileri önünde dava hakkıtanınması, adil bir yargılamanın önkoşulunu oluşturur. Adil bir yargılamanıngerçekleşebilmesi için, yasayla belirlenen, yargısal işleve ve doğalyargıç ilkesine göre belirlenmiş yargıçlardan kurulu, bağımsız ve tarafsızmahkemelerin yargı yetkisine sahip olduğu bir sistemin sağlanmış olmasıgerekmektedir.
Anayasa'nın anılan hükümleri çerçevesinde baro hakem kurullarınınavukatlık sözleşmeleri ve vekalet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarınilk aşamada çözümleneceği alternatif bir çözüm yeri olarak görülmesindeAnayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Anayasa'nın 141. maddesinin sonfıkrasına göre "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması yargının görevidir". Bu görevin ağır iş yükü altındayerine getirilmesi zorlaştıkça, uyuşmazlıkların çözümü için alternatifyöntemlerin yaşamageçirilmesi, herşeyden önce yargıya ilişkin anayasalkuralların etkililiğinin sağlanması bakımından gereklidir. Ancak bunun içinbaro hakem kurullarının, kişilerin yargı mercileri önünde hak aramaözgürlüğünü, doğal yargıç ilkesini ve mahkemelerin sahip olduğu görev, yetki vesorumlulukları ortadan kaldırmayacak biçimde onlara yardımcı bir ilk ya daön inceleme mercii olarak yapılandırılması gerekir. Bu nedenle, verilenkararın yukarıda sayılan iptal gerekçelerine katılmakla birlikte, barohakem kurullarının verdiği kararlara karşı temyiz yolunun açık tutulmasıve çalışma yönteminin yasayla düzenlenmiş olması halinde Anayasa'ya uygunolabileceği yolundaki gerekçeye katılmıyorum.
Üye
Tülay TUĞCU
KARŞIOYYAZISI
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı "Avukatlık Kanunu"nun 4667sayılı Yasa ile değiştirilen 167. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesiAnayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildikten sonra, maddenin kalan bölümüde uygulama olanağı kalmaması nedeniyle 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğinceiptal edilmiştir. Her iki karar da oybirliği ile alınmıştır.
Buna karşılık iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcabelirlenmesine yer olmadığına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Bukarar aşağıdaki gerekçelerle yerinde değildir:
1) Avukatlık Kanunun'nun 44. maddesinin B bendinin b alt bendinde"Uyuşmazlıkların çözümü" başlıklı aşağıdaki kural yeralmaktadır:
"Avukatların birlikte çalışmalarından veya avukatlıkortaklığında; ortakların kendi aralarında ve ortaklıkla ilgili her türlüuyuşmazlıklar ile ortaklık pay devir ve intikalinde bedele ilişkin olaraküçüncü şahıslarla aralarında çıkacak anlaşmazlıklar, bu Kanunun 167 ncimaddesinde tanımlanan hakem kurulu tarafından, bu Kanun ve yönetmelikhükümlerine göre çözümlenir."
Bu kural yürürlükte olup, 167. maddenin iptali ve iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihin ertelenmemiş olması nedeniyle 44 B b yönündenbir hukuki boşluk oluşmuştur. Oysa bu boşluğu önlemek ve yasa koyucununAnayasa Mahkemesi'nin iptal kararındaki gerekçelere göre yeni bir düzenlemeyapmasına imkan vermek üzere iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihinmakul bir süre için ertelenmesi gerekirdi.
2) İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcabelirlenmesine yer olmadığına ilişkin çoğunluk görüşü, avukat müvekkililişkileri bakımından da yerinde değildir. Çünkü iptal kararının yürürlüğegireceği tarihin makul bir süre ertelenmemesi, baro hakem kurullarındamahkemelere göre daha büyük bir hızla çözümlenip taraflarca dabenimsenmesi olası uyuşmazlıklar bakımından adaletin gecikmesine yolaçabilecek, buna bağlı olarak da mahkemeleri gereksiz bir iş yükü altınasokacaktır. Oysa iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin makul bir süreertelenmesi, bu olumsuzlukları önleyecek bir çözümdür. Nitekim Mahkememiziniptal gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, baro hakem kurullarının kararlarınıntaraflarca benimsenmesi durumunda bir anayasal sorun gündeme gelmemektedir.Buna karşılık kararın bir tarafça benimsenmemesi halinde, benimsemeyen tarafailk derecede ve/veya temyiz aşamasında yargı yolunun açık tutulmamış olması enönemli anayasal sorunu oluşturmaktadır.
Bu durumda taraflarca benimsenmeyen Baro Hakem Kurulu kararlarınıntemyiz incelenmesinin Yargıtay tarafından ilerde yasa koyucununyapacağı yeni düzenleme uyarınca işin esasına girilmek üzere ertelenmesineya da yasakoyucunun hareketsiz kalması halinde Anayasa Mahkemesince verilmişbulunan süre dolduktan sonra işin esasına girilmesine yasal bir engelolmadığı gibi, böyle bir önlem, hak arama özgürlüğü bakımından da yerinegetirilmesi gereken bir ödevdir.
Açıklanan nedenlerle iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihinayrıca belirlenmesine yer olmadığına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Fazıl SAĞLAM