ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2004/116
Karar Sayısı : 2008/74
Karar Günü : 6.3.2008
R.G. Tarih-Sayı :01.07.2008-26923
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Van 2.Sulh CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 13.10.1983 günlü, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 116. maddesinin birinci fıkrasında yeralan "...ve sürücüsü tespit edilemeyen.." ile "...tescilplakalarına göre..." ibarelerinin, Anayasa'nın 38. maddesine aykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47. maddesinin birincifıkrasının (b) bendi uyarınca uygulanan idari para cezasına ilişkin işleminiptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu ibarelerin Anayasa'ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun itiraz konusu ibareleride içeren 116. maddesi şöyledir:
"Tescil plakasına göre tutanak düzenlenmesi:
Madde 116 -Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veyayasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarınaaykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrolmahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sisteminegirmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescilplakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir.
Para cezasının ödenmesi gerektiği hallerde trafik kaydında araçsahibi olarak görülen kişiye cezayı ödemesi için posta yoluyla tebligatyapılır, bu şekilde tebliğ edilemeyen tutanaklar ilgili tahsil dairesinin ilânasmaya mahsus yerinde liste halinde ilân edilir, ilân tarihini takip edenotuzuncu gün tebligat yapılmış sayılır ve bu cezalar 114 ve 115 incimaddelerde belirtilen şekilde takip ve tahsil olunur.
Bu şekilde uygulanan cezalar için araç sahipleri cezanın tebliğitarihinden itibaren yedi gün içinde yetkili mahkemeye itirazedebilirler.
İtiraz ödemeyi ve ödeme ile ilgili süreyi durdurur.
İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve yedincifıkralarına dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN,Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve SerdarÖZGÜLDÜR' ün katılımlarıyla 6.1.2005 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ibareler, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, bir kimsenin yargı organınca suçluluğu kesinolarak belirlenmediği sürece masum sayılacağı, " ceza sorumluluğunşahsiliği" ilkesi gereğince bireyin sadece kendi eyleminden sorumlu olmasıgerektiği, oysa itiraz konusu kuralda bu ilkeler ters yüz edilerek, kişilerinbaşlangıçta taşıt aracının eyleminden sorumlu tutulduğu, taşıt aracı sahibiolmak suçluluğun karinesi sayılarak, kişilerin suçsuzluğunu kanıtlamayükümlülüğü altına sokulduğu, bu nedenle itiraz konusu ibarelerin Anayasa'nın38. maddesinin dört ve yedinci fıkralarına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 116. maddesi, trafikkural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenen ancak sürücüsü tespitedilemeyen araçlara, trafik zabıtasınca tescil plakasına göre ceza veya suçtutanağı düzenleme olanağı tanıyan bir kuraldır. Maddenin birinci fıkrasında,
a) Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veyayasaklanmış yerlerde park edilen,
b) Trafik kural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenmişbulunan ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara
Trafik zabıtası, trafik zabıtasının bulunmadığı yerlerde polis veJandarma Genel Komutanlığının görevlendirdiği personeli tarafından;
c) Ayrıca, karayolları ağırlık kontrol mahallerinde işaret, ışık,ses veya görevlilerin işaretlerine rağmen tartı sistemine girmeden seyrinedevam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara Karayolları GenelMüdürlüğünün yetkili personeli tarafından,
Tescil plakasına göre tutanak düzenleneceği öngörülmüştür.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında araç sahiplerine, düzenlenentutanaklara itiraz etme olanağı tanınmış, süresinde yapılan bir itirazımahkemenin hangi usule göre inceleyip karara bağlayacağı konusu ise 5326 sayılıKabahatler Yasası'nın 28. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" denilerek suçsuzlukkarinesi, yedinci fıkrasında ise "Ceza sorumluluğu şahsidir"denilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suçoluşturan eylemlerinden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağı ilkeleri kabuledilmiştir.
Suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin, adilbir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masumsayılması gerektiğini ifade eder.
2918 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasında sayılanihlaller nedeniyle, sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescilplakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenmesi, bir trafikkuralının ihlal edildiğine dair suç isnadı niteliğinde olup suçsuzlukkarinesine aykırılık taşımamaktadır.
Suçsuzluk karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin iddiasınıispatla yükümlü olması kuralı da Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasınınbireylere sağladığı anayasal bir güvencedir. Madde gerekçesinde de bu konuaçıkça ifade edilmiştir. Ancak genel anlamda suçun kanıtlanması yükümlülüğüiddia edende kaldığı sürece, savunmasını oluşturmak için ispat yükünü sanığadevreden kurallar ile hukuki veya fiili varsayımların olduğu durumlarda ispatyükünün yön değiştirmesi, masumiyet karinesine aykırılık taşımaz. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi de birçok kararında ispat külfetini tersine çeviren hukukiveya fiili karinelerin kabulünü Sözleşme'nin 6. maddesinin ikinci fıkrasınaaykırı bulmamıştır.
Cezaların kişiselliği kuralı gereğince bir kişi, sadece kendisineait kusurlu fiilinden sorumlu tutulabilir. Bir kimsenin işlemediği bir fiildendolayı cezalandırılması veya bir eylemin asli veya feri faili olmadan oeylemden sorumlu tutulması, Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrasıgereğince olanaklı değildir.
116. maddedeki sorumluluk, iradi ve kusurlu olan sürücününeylemine dayanmaktadır. Ancak sürücünün kimliğinin belirlenmesinde, 116.maddede sayılan ihlallerin niteliğinden kaynaklanan güçlükler bulunduğundan,trafik ihlaline ilişkin tutanak, aracın tescil plakasına göre düzenlenmektedir.
Ayrıca kural ihlali yapan ve sürücüsü tespitedilemeyen araçların, trafik zabıtası tarafından saptanabilecekplâkasından başka ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı, ancak plâka ile dearaç sahibine ulaşılabileceği açıktır.
Dolayısıyla Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülendüzenlemenin, gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan trafik sorunlarınızamanında ve etkin bir biçimde denetleyebilmek ve toplum hâlinde yaşamanıngüvenli bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla, demokratik toplumda zorunluolarak getirilen uygulamalar olduğu kabul edilmelidir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibareler, Anayasa'nın 38.maddesinin dördüncü ve yedinci fıkralarına aykırı değildir. İptal istemininreddi gerekir.
Mehmet ERTEN, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞbu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun116. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... ve sürücüsü tespitedilemeyen ... " ve "... tescil plakalarına göre..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, MehmetERTEN, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 6.3.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY
Karayolları Trafik Kanunu'nun iptali istenen ibarelerin debulunduğu 116. maddesi, trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veyayasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarınaaykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrolmahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sisteminegirmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescilplakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenleneceğini öngörmektedir.
Tescil plakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlemeksuretiyle tayin edilen idari para cezasının, Anayasanın 38. maddesindeöngörülen suç ve ceza olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durum, uygunlukdenetiminin Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezaya ilişkin kurallar esasalınmak ve ceza hukukunun temel ilkeleri gözetilmek suretiyle yapılmasınıgerektirmektedir.
Cezalandırma Devlete özgü bir hak ve yetkidir. Bunun sınırları iseAnayasa'da gösterilmiştir. Bunlardan bir kısmı "Kimse insan haysiyetiile bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz", "Cezalarve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur","Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz","Ceza sorumluluğu şahsidir" biçimindeki kurallardır.Anayasa'da gösterilen bu kurallar ile ceza hukukunun genel ilkeleri korunmakşartıyla suç ve suçluyla mücadele için izlenen ceza siyasetinigerçekleştirebilmek amacıyla ihtiyaç duyulan suç tipini ve yaptırımlarınısaptamak yasa koyucunun takdirindedir.
Ceza hukukunda, eylemle sonuç arasında bulunması gereken illiyetbağı, suçun oluşması için aranan unsurlardan birisidir. Bu unsur ise dayanağınıAnayasa'nın 38. maddesinde yer alan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesindenalmaktadır.
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen ibarelerde ise sürücüsü tespitedilemeyen araçların sahiplerinin suça hangi eylemleri ile katıldıkları, yaniilliyet bağının ne suretle gerçekleştiği belirtilmeden tescil plakalarına cezave suç tutanağı düzenleneceği öngörülerek, tescil plakası sahibine idari paracezası verilmektedir. Araç sürücüsü ile tescil plakası sahiplerinin her zamanaynı kişi olmayabileceği gözetildiğinde, araç sürücüsünün eyleminden dolayıilliyet bağı kurulmadan tescil plakası sahibi sorumlu tutularak cezalarınşahsiliği ilkesi ihlal edilmektedir. Anayasa ve ceza hukukunun genel ilkeleri,kişilere ceza verilebilmesini yasada belirtilen hukuka aykırı eylemin o kişitarafından gerçekleştirilmiş olduğunun da kanıtlanmasını zorunlu kılmaktadır.İptali istenilen ibarelerde, tescil plakası sahiplerinin hangi eylemleri suçsayıldığı için başkasının eyleminden sorumlu tutulduğu gösterilmediği gibi,mülkiyet hakkının bir gereği olan araç tescil plakası sahibi olma ile suçarasında illiyet bağının ne suretle oluştuğu da belirtilmemiştir.
Bu nedenle söz konusu ibareler, Anayasa'nın 38. maddesindebelirtilen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırıdır.
İptali gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
AZLIKOYU
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 116. maddesinin birincifıkrasında "Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veyayasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarınaaykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrolmahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sisteminegirmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescilplakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir" kuralı yer almaktadır.Yerel mahkeme "ve sürücüsü tespit edilemeyen" ve "tescilplakalarına göre" anlatımlarının Anayasa'ya aykırılıkları nedeniyleiptalini istemektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devletinin öğelerindenbiri de yasaların açık ve belirgin olmasıdır. Suç ve Cezalara ilişkin esaslarındüzenlendiği 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabitoluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.", yedinci fıkrasında "Cezasorumluluğu şahsidir." kuralları yer almıştır.
İptali istenilen kurallarla bireye ilişkin suç yükleme, savunma,yargılama gibi ceza hukukuyla ilgili genel ilkeler ve "masumiyet"karineleri gözönünde tutulmadan, suç işleyen kişi belirlenmeden tescilplakalarına göre "ceza veya suç" tutanağı düzenlenmektedir. Oysa cezahukukuna ilişkin temel ilkeler gerçek suçlunun belirlenmesi ve cezalandırmanınsuçu izleyen süreçte yapılmasını gerektirir. Tescil plâkasıyla yetinilmesi,plaka saptamada göz aldanmalarına ve böylece suçla ilgisiz cezalarınortaya çıkmasına neden olabilir. Cezayla ilgili kurallarda suçlamalarınsomutlukla belirlenmesi, ayrıntılı teknik verilerle donatılmış ilkelerinvarlığını zorunlu kılar.
Bu bakımdan, somutluk ve belirginlik içermeyen kural bu yönüyleAnayasa'nın 2. maddesine; gerçek suçlunun ortaya çıkmasını önleyici niteliğiile herhangi bir yargılama ve soruşturma olanağı vermeden öncelikle cezatutanağını öngörülmesine neden yapısı Anayasa'nın 38. maddesine aykırıdır.İptali gerekir.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOY
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 116. maddesinde yazılıfiiller nedeniyle sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakalarına göreceza tutanağının düzenleneceğine dair ve ancak Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü ve yedinci fıkralarına aykırılığı nedeniyle iptali istenen ibarelerkonusunda; Mahkemenin çoğunluk görüşünce, trafik sorununu etkin çözmek içinzorunlu bir uygulama olduğu, genel bir anlayış kapsamında varsayımsal fiilidurumun bir suç isnadı olabileceği, bu nedenle ispat yükünün yöndeğiştirmesinin suçsuzluk karinesine aykırılık getirmiş sayılamayacağı,araçların eyleminden söz edilemeyeceği ve ancak araç üzerinden sahibineulaşılacağı ve bu şekilde cezaların kişiselliğinin de ihlal edilmeyeceğisonucuna ulaşmış olduğu görülmektedir.
Trafik zabıtasınca tutulan trafik tutanağı, 2918 sayılı Kanun'un116. maddesinde yazılı ihlallerin yapıldığına ilişkin bir tespit ve hukuki birkarine niteliğindedir.
Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan normatifdüzenleme bir karine olup hakkında isnatta bulunulan hakkında adil biryargılanma sonunda suçlu olduğuna dair hüküm tesisine kadar masum sayılmasıgerektiğini ifade eder.
Suç isnadı ile karşısındaki masumluk karinesi ceza yargılamahukuku prensibi olan silahların eşitliğine uygun, dengeli, adil bir karşılamabiçimi ve ilkesidir.
İsnat ve masumluk ilkelerinden adalet adına ayrılıp birinindiğerine üstünlük ve sonuca etkili, denge bozucu ağırlık sağlaması o ilkeninvarlığı ile değil, ilkeleri bir olayda karşılaştırmaya sebep olan savın iddiaötesi, ispatı ile mümkündür.
Trafik cezası gibi idari para cezaları; pratik usulde yetkiliidari ajan tarafından idarenin görev alanına giren hizmetleri gereken, etkilive zamanında yerine getirmesi düşüncesi ile kolayca karar altına alınabilenidari bir yaptırım türü olup uygulamasının genel kapsamı, caydırıcılık veuygulamaların ciddiye alınmış olması gerekliliği, yasağı bozan bir fiilincezasız kalmaması gibi nedenler, cezaya itiraz ve yargı süreci gibi koşullarıdikkate alındığında bir ceza hukuku disiplini içinde kaldığı tartışmasızdır.
Ancak ceza hukukunda cezaya hükmedilebilmesi için basit ve makulşüphe ötesinde suçun ispatlanması gerekli ve beklenilen zorunlu haldir.
İptali istenilen düzenlemeye göre "sürücüsü tespitedilemeyen" gibi soyut bir kavrama, yani tespit etmek konusundaki hiçbirkamusal çaba ya da ispat yönünden belge, bilgi ve delil ihtiva etmeyen biriddiacı kimliğindeki kişinin varsayımsal fikrine dayanak yapılan trafiktutanağı, nesnel bir vakıa-delil haline gelmekte ve kural'a göre masumlukkarinesinin üzerine çıkarak, iddianın ispatından öte iddianın yokluğunu ispatkülfetini ceza hukuku temel ilkelerine aykırı bir şekilde araç ruhsat sahibineyüklemektedir.
Yokluğun ispatı beklenen ve varsayılan hukuki bir prensip olmayıptartışılmasını hukuka uygun bulmuyoruz.
Viyana 14. Uluslararası Ceza Kongresi kararlarında ceza hukukutemel ilkelerinin idari yaptırımlar alanında da kabul edilmesi gerektiği dilegetirilmiş, ihlalin her türlü şüpheden arınmış olarak ispat edilmesininaranması gerektiği, bireyin ispat araçları hakkında bilgi sahibi olma ve delilgetirme olanağı olması gerektiği haklı bir biçimde ifade edilmiştir.
Kendisini suçlayan belge düzeninde salt ihlalin varlığınadeğinerek sanılan cezaya karşı eşit silahla yarışamayan, kendini savunamayanınadil yargılandığı düşünülemez.
Ceza yargılaması aksine idari yaptırım kararlarının bir önyargılama-soruşturma aşamasının bulunmaması ancak konu ve ihlal edilen düzeneçözümde bu bir demokratik yoldur diyerek iptali istenilen düzenlemedeAnayasa'ya aykırılık bulmamak fikrine katılma olanağı yoktur.
Herkesin bildiği üzere, bu normatif düzenlemenin hukuka aykırıolmadığı, kamunun bir sorunsalını çözmede uygun hukuk kriterler ve ilkeleritaşıdığına inanılıyorsa idi, bugün hız sınır ihlali yapan araçların kamera iletakibi ya da fotoğrafının çekilip adresine gönderilmesi işlemine de gerekduyulmaması GEREKİRDİ.
Kamu yöneticisi ya da yasakoyucu da olayın farkındadır ki bu vebenzeri tedbirlere başvurmak zorunluluğunu hissetmiş, iddiasını hukukiliği enaz tartışılacak belge ve delil düzenine dayandırarak, iddia karşısında savunmadurumunda kalanın haklarını kullanmasına olanak verecek düzenlemelergetirebilmektedir.
Trafik zabıtasına bizzat düzenlediği tutanağa, hem iddia, hemdelil, belge, tanık, keşif vb. tüm ceza yargısı beklentilerini karşılarnitelikli bir içerik ve değer tanınmakta ancak aleyhine tutanak düzenlen plakanosundan yola çıkılarak oto plakası tescilli hak sahibi, cezanın sorumlusu,itiraz ederse davada ispat külfetinin yükümlüsü olmaktadır.
Tescil plakası ile araç sahibi arasında bağ kuran iptali istenenkural düzenleme, kamu hizmetinin yaptırım boyutunun yerine getirilmesi içinceza ilkelerini ve sosyal devlet olma yükümlülüklerini unutarak, tespit ettiğiyolu hukuki saymaktadır.
Elbette, ihlal bir sürücü tarafından yapılmakta ve yapılırken dearaç olarak kullanılan vasıta ve ayırt edici özelliğinden tescil plakasıvarsayılmaktadır. Ancak bu vasıtanın (ihlalde araç olarak kullanılan) ruhsathak sahibinin de suçlu, sanık olduğunu varsaymaya mutlak olanak vermez,yargılama süreci gerektirir. Her tescilli plaka hak sahibinincezalandırılabilmesi için otoyu kullandığını varsaymak iyiniyetli yaklaşımıolarak değerlendirilmeli, ancak gerçek olmama ihtimali yani şüphe deunutulmamalıdır.
Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında cezalar; idari para,disiplin ve idari para ceza uygulanan diğer yaptırımlar olarak ayırtedilmemiştir. O halde her türlü cezada cezanın kanuniliği ve şahsiliğiilkesinin geçerli olduğu ve uygulanacağı bir vakıadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında; disiplin suç ve cezalarını dahiAnayasa'nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesi kapsamında mütalaa etmişolduğunda göre, Anayasa'nın 38. maddesindeki cezaya uygulanacak ilkeler idarisuç ve cezalar içinde uygulanacaktır.
Bu ilkelerin aranmaması sonucunu getiren çoğunluk görüşünekatılınamamıştır.
Üye
Serruh KALELİ