ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2004/17
Karar Sayısı : 2007/59
Karar Günü : 17.5.2007
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 21.11.2007-26707
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya 1. İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 2.6.1934 günlü, 2489 sayılıKefalet Kanunu'nun 6. maddesinin Anayasa'nın 2., 10., 38. ve 70. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
PTT'de memur olarak görev yapan davacının, bir kısım telefonabonelerinden tahsil ettiği telefon ücretlerini ilgili hesaba intikalettirmemesi nedeniyle zimmet suçu işlediği gerekçesiyle hizmetten çıkarılmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2489 sayılı Kefalet Kanunu'nun itiraz konusu 6.maddesi şöyledir:
“Kefaletli memur ve müstahdemlerden teftiş ve tahkik neticesindezimmet veya ihtilâsları anlaşılanlar derhal usulüne göre hizmetlerindençıkarılır ve haklarında ayrıca kanuni takibat yapılır. Bunlara açıktakaldıkları müddetçe herhangi bir nam ile maaş veya ücret verilmez. Ancaksuçları muhakeme ile sabit olduğu takdirde zimmete geçirilen para ve menkulkıymetleri ve ayniyatı verseler bile ihtilâs şeklinde zimmet yapanlar bir dahaDevlet işlerinde kullanılmazlar. Yetim ve dulların hakları mahfuz kalmak şartiyletekaüt hakkından da mahrum kalırlar.
Adiyen zimmettar olanlar hakkında Ceza Kanununun hükümleri tatbikedilmekle beraber bunlar da para ve ayniyatın alınıp verilmesi ve elindetutulması gibi işlerde kullanılmazlar.
Zimmet veya ihtilâs edilen para ve menkul kıymetlerle ayniyattandoğan Kefalet Sandığının alacakları, Devlet alacakları gibi rüçhanlıdır.Kefalet Sandığının hak ve alacakları Maliye Vekâletince takip olunur.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuruda, Anayasa'nın 2., 10., 38. ve 70. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN,Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY,Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Fazıl SAĞLAM ve A. NecmiÖZLER'in katılmalarıyla 18.3.2004 gününde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur:
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için AnayasaMahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmışve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kurallarında o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
Kefalet Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasında, kefaletlimemurların belli suçları işlemeleri durumunda hangi işlemlerin yapılacağı,ikinci fıkrasında, adiyen zimmet suçunu işleyenlerin hangi işlerdeçalıştırılamayacağı ve üçüncü fıkrasında da zimmet ve ihtilas edilen değerlerintakip usulü hakkında kurallar öngörülmüştür.
İtiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada,davacının zimmet fiilini işlediğinin soruşturma sonucunda sabit oldu iddiasıylaYüksek Disiplin Kurulu kararı ile hizmetten çıkarılmasına ilişkin işleminiptali istenmiştir. Davayı görmekte olan mahkeme, davayı çözümlerken 6.maddenin birinci fıkrasının ilk iki tümcesini uygulayarak davacının usulüneuygun olarak hizmetten çıkarılıp çıkarılmadığını inceleyecek ve bu kişiyeaçıkta kaldığı sürece maaş ve ücret verilip verilmeyeceğini değerlendirecektir.
Maddenin birinci fıkrasının birinci ve ikinci tümceleri dışındakalan bölümü ile ikinci ve üçüncü fıkraları davada uygulanacak kurallarolmadığından yetkisizlik nedeniyle reddine, işin esasının incelenmesine geçilmesineoybirliği ile karar verildi.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri vediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Kefalet Kanunu'nun 6. maddesindeki hizmettençıkarma ile ilgili düzenlemenin ilişiğin kesilip kamu görevine son verilmesiniteliğinde bir disiplin cezası olmayıp, görevle geçici olarak ilişiğinkesilip, yargı kararı sonuna kadar görevin askıya alındığı idari nitelikte birtedbir kararı olduğunun Danıştay'ın uygulamalarıyla ortaya konulduğu, yargıkararı ile sübuta ermeden görevlilerin suçlu sayıldığı, bu kişilerin açıktaiken hiçbir parasal güvencesinin bulunmadığı, göreve iade için hiçbir süreninöngörülmediği, amire istismarı önleyici görevler verilmediği, göreve iadeninidarenin takdirine bırakıldığı, bu durumda 657 sayılı Yasaya tabi personel birçok yasal güvenceye sahip iken 2489 sayılı Yasaya tabi personelin her türlühaktan yoksun kaldığı, bunun da Anayasanın 2., 10., 38. ve 70. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kefalet Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusubirinci ve ikinci tümcelerine göre, kefaletli memur ve müstahdemlerden teftişve tahkik neticesinde zimmet veya ihtilâsları anlaşılanlar derhal usulüne görehizmetlerinden çıkarılacak, haklarında kanuni takibat yapılacak ve açıktakaldıkları müddetçe herhangi bir nam ile maaş veya ücret verilmeyecektir.
Buna göre, haklarında zimmet veya ihtilas suçunu işlediği iddiasıileri sürülen, ancak yapılan soruşturma veya açılan dava sonucunda böyle birsuç işlemediği anlaşılan kişileri de kapsayacak biçimde, kefaletli memurlarınkamu hizmetinden çıkarılması ve bu kişilere açıkta kaldıkları süre içerisindeherhangi bir ücret ödenmemesi söz konusu olacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir.
Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarınasaygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletlibir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa vehukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,yasaların üstünde Anayasa ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukukilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Hukuk güvenliği, temel hak güvencelerinde korunan ortak değerdir.Hukuk devleti hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem veeylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.
Öte yandan Anayasa'nın 10. maddesinin birinci fıkrasında herkesin,dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak vekişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durumve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesiçiğnenmiş olmaz. Nitelikleri ve durumları özdeş olanlar için yasalarla değişikkurallar konulamaz.
Zimmet veya ihtilas suçunun işlenmesi nedeniyle açılan hersoruşturma sonucunda ilgili memur hakkında dava açılamayabileceği, dava açılmışolsa bile bu davanın mahkûmiyetle sonuçlanmasının mutlak olmadığı ve beraatlasonuçlanma olasılığının da bulunduğu, davaların çok uzun sürdüğü gerçekleri gözönüne alındığında, zimmet suçunu işlediği ileri sürülen kefaletli memurlarınherhangi bir kayıt ve şart aranmaksızın hizmetten çıkarılmaları ve hizmettençıkarıldıkları süre içerisinde her türlü maaş ve ücretten yoksun bırakılmaları,Anayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Kefalet Kanunu'na tabi olarak çalışan memurlar ile 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'na ve diğer yasalara tabi olarak çalışan devletmemurları kendilerine ödenmesi gereken ücretler bakımından aynı durumdadırlar.Başka bir anlatımla suç işlediği ileri sürülen memurların disiplin veya cezasoruşturmasının güvenli bir biçimde yürütülebilmesi için görevden geçici olarakuzaklaştırılmaları durumunda, ödenmesi gereken maaş ve ücretler bakımındanaralarında herhangi bir fark yoktur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bukanuna tabi olanların disiplin veya ceza soruşturması nedeniyle hizmettengeçici olarak uzaklaştırılmaları ve bu süre içerisinde belli bir oranda ücretverilmesi öngörülürken, Kefalet Kanunu'na tabi olarak çalışan memurların zimmetsuçu işlediği gerekçesi ile hizmetten çıkarılmaları ve herhangi bir biçimdekendilerine ücret verilmemesi aynı durumda olanlara farklı kurallarınuygulanması sonucunu doğurduğundan Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğundan iptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 38. ve 70. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VII- SONUÇ
2.6.1934 günlü, 2489 sayılı Kefalet Kanunu'nun 6. maddesininbirinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, 17.5.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT