ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2004/3
Karar Sayısı : 2008/47
Karar Günü : 31.1.2008
R.G. Tarih-Sayı :20.03.2008-26822
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi(Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ali TOPUZ, K.Kemal ANADOL ve Haluk KOÇ
İPTAL DAVASININ KONUSU: 6.11.2003 günlü, 5000sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 31.maddesinin, Anayasanın 2., 10.,11.,13. ve 28. maddelerine aykırılığı savıylaiptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
6.11.2003 günlü, 5000 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 31. maddesişöyledir:
"556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin 14. maddesinde öngörülen beş yıllık süre, 15.7.1950 tarihli ve5680 sayılı Basın Kanunu'na tabi konularda üç yıla indirilmiştir.
Bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Kanun gereği mevkuteneşredenler, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamehükümleri gereği mevkute neşretmekten alıkonulamazlar."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde Anayasa'nın 2., 10., 11., 13. ve 28. maddelerinedayanılmış, Anayasa'nın 35. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU,Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ınkatılımlarıyla 21.1.2004 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmaisteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasınaoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra,dava konusu Yasa kuralında atıfta bulunulan 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılıBasın Kanunu'nun, 26.6.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5187 sayılı BasınKanunu'nun 30. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmasının işin esasınınincelenmesini etkileyip etkilemeyeceği konusu üzerinde öncelikle duruldu.
5000 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 31. maddesinin atıftabulunduğu 5680 sayılı Yasa'nın yürürlükten kalkmış olması, halen yürürlükteolan ve hukuki sonuçları itibarıyla da geçerliğini koruyan 5000 sayılı Yasa'nın31. maddesine yönelik iptal isteminin konusuz kalması sonucuna yol açmadığındanişin esasının incelenmesinin devamına, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, AhmetAKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ'nin karşı oyları ve oyçokluğuylakarar verilerek gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 31. Maddenin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KanunHükmünde Kararnamenin 14. maddesinde öngörülen beş yıllık sürenin 5680 sayılıBasın Kanunu'na tâbi konularda üç yıla indirilmesinin eşitlik ilkesine aykırıolduğu, marka olarak tescil edilmiş bir mevkute adı ile marka olarak tesciledilmemiş bir mevkute adının farklı koruma sürelerine tâbi olmasınıneşitsizliğe yol açacağı ve bu eşitsizliğin "basın özgürlüğündenyararlanılmasını kolaylaştırmak" gerekçesi ile açıklanamayacağı,kazanılmış haklara ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, söz konusudüzenlemenin basın özgürlüğünü demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolmayan ve amacını aşan ölçüde sınırlandırdığı, belirtilen nedenlerle iptaliistenilen kuralın Anayasanın 2., 10., 11., 13. ve 28. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
5000 sayılı Yasa'nın 31. maddesinin birinci fıkrasında, 556 sayılıMarkaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesindeöngörülen beş yıllık süre, 5680 sayılı Basın Kanununa tabi konularda üç yılaindirilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde; "Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir." denilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun dauyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olandevlettir.
Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerektirir. Hukuk güvenliğinin sağlanması, bu doğrultuda yasaların geleceğeyönelik öngörülebilir belirlemeler yapılabilmesine olanak verecek kurallariçermesini gerekli kılar. Geriye dönük düzenlemelerle kişilerin haklarının,hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi gözetilmeden kısıtlanması hukuk devletiilkesiyle bağdaşmaz.
Markaların korunmasına ilişkin usul ve esaslar, 27.6.1995tarihinde yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KanunHükmünde Kararnamede düzenlenmiştir. Anılan Kanun Hükmünde Kararnamehükümlerine uygun olarak tescil edilen bir marka, korunmakta ve marka hakkısona ermedikçe ya da marka hükümsüz sayılmadıkça sahibine, markasının izinalınmadan kullanılmasının önlenmesi, tecavüzün giderilmesi ve zararınınkarşılanmasını talep etme gibi haklar sağlamaktadır. Ayrıca, marka hakkınatecavüz eden kişiler bakımından cezai hükümler öngörülmektedir.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinde,"Markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir nedenolmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisizara verilmesi halinde, marka iptal edilir." denilmektedir.
5000 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 31. maddesinin birincifıkrasında, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesine atıfta bulunularak,bu maddede öngörülen beş yıllık sürenin 5680 sayılı Basın Kanunu'na tabikonularda üç yıla indirildiği belirtilmiştir. Buna göre, 5680 sayılıBasın Kanunu'na tabi konularda, bir markanın tescil tarihinden itibaren üç yıliçinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma üç yıllık birsüre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilecektir.
Tescilli markaların kullanılmaması ya da kullanımına ara verilmesidolayısıyla iptal edilmeleri için geçmesi gereken beş yıllık süre, aynı zamandamarka sahiplerinin kullanmadıkları markaları üzerindeki haklarının korunmasüresini oluşturmaktadır. 19.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5000 sayılı Yasaile bu sürenin Basın Kanunu'na tabi konularda üç yıla indirilmesi, anılanYasa'nın yürürlüğe girmesinden önce başlayan beş yıllık süreler yönünden degeçerli bulunmaktadır. Buna göre, tescilli markasını kullanmayan ya dakullanmaya ara veren bir marka sahibi yönünden başlamış olan beş yıllık sürehenüz sona ermemişken, 5000 sayılı Yasa ile söz konusu sürenin üç yılaindirilmesi, hak kayıplarına yol açabilecek ve marka sahiplerinin hukukigüvenliklerini ihlal edecek bir nitelik taşımaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, kadınlar ve erkeklerin eşithaklara sahip oldukları ve Devlet'in bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlü bulunduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları hükmebağlanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "yasa önünde eşitlikilkesi"nin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır. Bu yasak, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasınıengellemektedir. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Ancak kişisel niteliklerive durumları özdeş olanların farklı kurallara tabi tutulmaları Anayasa'nıneşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Basın Kanunu'na tabi konulardaki markaların, nitelik veözellikleri itibariyla diğer markalardan bir farkının bulunmaması nedeniyle, bukapsamdaki marka sahiplerinin diğer marka sahipleri ile aynı hukuki konumdabulundukları açıktır. Markaların belirli bir süre kullanılmaması ya dakullanılmasına ara verilmesine bağlı olarak iptalini öngören kural yönündenBasın Kanununa tabi konulardaki markalar yönünden farklı bir süre getiren davakonusu kural, söz konusu marka sahiplerinin diğer marka sahiplerinden farklıkurallara tabi tutulması sonucunu doğurmakta ve Anayasa'nın eşitlikilkesine aykırı bulunmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 11., 13. ve 28. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
B- 31. Maddenin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenilen kuralın kazanılmışhakları güvencesiz bıraktığı ve onları korumaya yönelik kanun yollarını etkisizhale getirdiği, koruma süresi içinde olan bir adla bir başkasının izinsizolarak çıkarmakta olduğu mevkutenin neşredilmekten alıkonulmasınıimkansızlaştırdığı, hukuka aykırı bir kullanımın hukuk eliyle korunmasısonucunu doğurduğu, hukuksuzluğu kanun yoluyla koruyan bir devletin hukukdevleti olamayacağı, hukuk devletinin temel unsurlarının kazanılmış haklarınkorunması ve hukuka aykırı fiillerin yaptırıma bağlanması yoluylahaksızlıkların önlenmesi olduğu, belirtilen nedenlerle söz konusu düzenlemeninAnayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı bulunduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi kanunların, kanunhükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'yaaykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmayamecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçeile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, dava konusu kuralilgisi nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesi yönünden incelenmiştir.
5000 sayılı Yasa'nın 31. maddesinin ikinci fıkrası, bu Yasanınyürürlük tarihinde 5680 sayılı Kanun gereği mevkute neşredenlerin, 556 sayılıMarkaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği mevkuteneşretmekten alıkonulamayacaklarını öngörmektedir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamanın Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde,"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamuyararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz." denilmektedir.
Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrîmaddi mallaroluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mallar, maddi mallar kapsamında iken,fikri ve sınaî mülkiyet hakları gayrîmaddi mallar kapsamında yeralmaktadır.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde, birteşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerindenayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler,şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimlegörüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilenher türlü işaretin, marka olabileceği kabul edilmektedir.
Bir markanın sahibine sağladığı haklar, "marka hakkı"olarak adlandırılmakta ve fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında yeralmaktadır. Bu nedenle marka hakkı üzerinde yapılacak sınırlandırmalarda,Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinin esas alınmasıgerekmekte ve marka hakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmesimümkün bulunmaktadır.
Marka hakkına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 556 sayılı KanunHükmünde Kararname'de, marka hakkına tecavüz halinde öncelikli olarak tecavüzündurdurulması ve giderilmesi amaçlanmaktadır.
Dava konusu kural ise 5000 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihi esas alarak, bu tarihte 5680 sayılı Basın Kanunu'na göre mevkuteneşredenlerin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince mevkuteneşretmekten alıkonulamayacaklarını belirterek, marka hakkına bu tarihten önceyapılmaya başlanan tecavüzlerin önlenmesini imkansız kılmakta ve mülkiyethakkına yapılan bu tecavüzün devamına olanak sağlamaktadır.
Hukuka aykırı eylemlerin korunması sonucunu doğuracak şekildemarka hakkının sınırlandırmasında kamu yararı amacı bulunmadığıanlaşıldığından, dava konusu kural Anayasa'nın 35. maddesine aykırıdır. İptaligerekir.
Anayasa'nın 35. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen kuralın,ayrıca Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
6.11.2003 günlü, 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş veGörevleri Hakkında Kanun'un 31. maddesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin,koşulları oluşmadığından REDDİNE, 31.1.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
6.11.2003 günlü, 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş veGörevleri Hakkında Kanun'un 31. maddesinin;
A- Esasının incelenmesinin devamına, Haşim KILIÇ, SacitADALI, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
B- Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
31.1.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
Anayasa Mahkemesi'nin bugüne kadar ki istikrar bulmuşiçtihatlarına göre, soyut norm denetimi yoluyla Mahkememiz önüne getirilendavalarda iptal konusu kuralın/kuralların sonradan yasakoyucu tarafındandeğiştirilmesi ya da yürürlükten kaldırılması hallerinde, iptal konusu kuralhakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmektedir. Davanınsomutunda, iptali istenen kuralın yollamada bulunduğu 15.7.1950 günlü, 5680sayılı Basın Kanunu, davanın ikamesinden (15.1.2004 tarihinden) sonra 9.6.2004günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu ile yürürlükten kaldırıldığından, kuralhakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerekliolduğunu değerlendirdiğimizden; işin esasına geçilmesine ilişkin çoğunlukkararına katılamıyoruz.
Başkan
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ