ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2004/38
Karar Sayısı : 2009/108
Karar Günü : 9.7.2009
R.G. Tarih-Sayı :06.11.2010-27751
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Köyceğiz Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.11.2001 günlü, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 306. maddesi ile 307. maddesinin ikincifıkrasının, Anayasa'nın 5., 10., 13. ve 41. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Davacı tarafından evlat edinmeye izin verilmesi istemiyle açılandavada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun itiraz konusumaddeleri şöyledir:
'MADDE 306.- Eşler, ancak birlikte evlatedinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlat edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşınıdoldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisininotuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir.'
'MADDE 307.- Evli olmayan kişi otuz yaşınıdoldurmuş ise tek başına evlat edinebilir.
Otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücündensürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğununbilinmemesi ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrıyaşamakta olması yüzünden birlikte evlat edinmesinin mümkün olmadığını ispatetmesi halinde, tek başına evlat edinebilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 5., 10., 13. ve 41. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN,Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Fazıl SAĞLAM ve A. Necmi ÖZLER'inkatılımlarıyla 26.5.2004 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle,itiraz konusu kuralların davada uygulanacak kural niteliğinde olup olmadığısorunu ele alınmıştır.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları,bakılmakta olan davayı yürütmeye, uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeyeveya kararın dayanağını oluşturmaya yarayacak kurallardır.
Başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu dava, evlat edinmeye izinverilmesine ilişkindir. Davacı evli olmasına rağmen tek başına küçüğü evlatedinmek istemektedir. İtiraz konusu kurallardan TMK.'nın 306. maddesininbirinci fıkrasının ilk bölümü, evli kişilerin ancak birlikte evlatedinebileceklerini, ikinci bölümü de evli olmayanların birlikte evlatedinemeyeceklerini düzenlemektedir. 306. maddenin ikinci fıkrasında ise evliolan kişilerde bulunması gereken koşullar belirtilmekte, aynı maddenin üçüncüfıkrasında da eşlerden birinin diğer eşin çocuğunu evlat edinmesine ilişkinşartlar öngörülmektedir. TMK.'nun 307. maddesinin ikinci fıkrası ise, evli olankişinin tek başına evlat edinmesine ilişkin koşulları düzenlemektedir.Bakılmakta olan davanın evli kişinin tek başına başkasının çocuğunu evlatedinme istemine ilişkin olması nedeniyle, TMK.'nun 306. maddesinin birincifıkrasının birinci cümlesi ile 307. maddesinin ikinci fıkrası davadauygulanacak kural olup, bunun dışında kalan itiraz konusu kuralların bakılmaktaolan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Bu nedenle,
A- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu' nun 306. maddesinin, birincifıkrasında yer alan 'Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler;'' kuralıdışında kalan bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmaktaolduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurununMahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine,
B- TMK'nun, 306. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Eşler,ancak birlikte evlât edinebilirler;'' kuralı ile 307. maddesinin ikincifıkrasının esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararında, 4721 sayılı MedeniKanun'un yalnızca eşlerin birlikte evlat edinmesine olanak verdiği, eşlerin tekbaşına evlat edinmesini istisna olarak düzenlediği, oysa 743 sayılı mülgaMedeni Kanun'un 255. maddesinin buna olanak sağladığı, önceki Kanun'un verdiğibir hakkın, yeni Kanun'da kısıtlandığı, bunun Anayasa'nın değişik hükümlerineaykırılık oluşturduğu; zira mülga 743 sayılı Yasa'nın evlat edinme işleminieşlerden birinin de kullanabileceği bir sözleşme olarak tanımladığı, 4721sayılı Yasa'nın bu hakkı vermeyerek dava şeklinde düzenlediği, bu hakkın evliolmayan kişilere verilmesine karşılık, evli olan eşlere tek başlarına kullanabilecekleribir hak olarak tanınmamış olmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu,eşlerin yalnız başlarına evlat edinememesi nedeniyle evlat edinilecek olankişinin aile ilişkisi içinde yer alamayacağı gibi miras hakkını da kaybedeceğibelirtilerek, itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 5., 10., 13. ve 41.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurallardan, 4721 sayılı Yasa'nın 306. maddesininbirinci fıkrasının ilk bölümü, eşlerin ancak birlikte evlat edinebileceğini,307. maddesinin ikinci fıkrası ise otuz yaşını doldurmuş olan eşin, diğer eşinayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden berinerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süredenberi eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlat edinmesinin mümkünolmadığını ispat etmesi halinde, tek başına evlat edinebileceğiniöngörmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde ifade edilen eşitlik ilkesi, herkesinher yönden aynı hukuk kurallarına tabi olması zorunluluğunu ifade etmez.Kişilerin durum ve konumlarındaki farklılık, bunlara farklı hukuk kurallarınınuygulanmasını gerektirebilir. Aynı ya da benzer durumda olanların aynıkurallara, farklı durumda olanların da farklı kurallara tabi olması halindeeşitlik ilkesinin zedelendiğinden söz edilemez.
Anayasa'nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz', 5. maddesinde ise 'Devletin temelamaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır'denilmektedir.
Anayasa'nın 41. maddesinde, toplumun temeli olan ailenin huzur verefahı ve özellikle ana ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri almak veteşkilatları kurmak görevi Devlet'e verilmiştir. Bu maddede belirtilen 'Devlet,ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması.... içingerekli tedbirleri alır...' hükmü ile çocukların korunması da güvencealtına alınmıştır. Kural, çocukların mutlu bir aile ortamında maddi ve manevigelişimini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi için gerekli koşullarınhazırlanmasını devlete ödev olarak yüklerken, 'aile'nin korunması yoluyla daesasında çocukların korunması gereğine yeniden vurgu yapmaktadır.
Dava konusu kurallar evlat edinilecek çocukların yararlarınınkorunmasını öncelikli kılarak evlilik ilişkisi devam ettiği sürece evlatedinilen çocuğun 'aile' içine alınması ve doğal soybağına yaklaştırılan birilişki kurarak, evlat edinilen çocuğun yararının azami şekilde gözetilmesineöncelik vermektedir. Benzer tercihler çeşitli Avrupa ülke medeni yasalarında dayer almaktadır.
Evli olanların ancak birlikte evlat edinebilecekleri, ayrı evlatedinmeye ancak birlikte evlat edinmenin imkânsız olduğu sayılı durumlarda izinverildiğine ilişkin kurallar, tek başına evlat edinenler karşısında farklı biruygulama yaratmış gözükse de, iradi olarak evlilik ilişkisi kurmuş olanlarla,evli olmayanların Anayasa'nın 10. maddesi anlamında 'aynı hukuksal konumda' olduklarıileri sürülemeyeceğinden, bu yönden Anayasa'ya aykırılıktan söz edilemez.
Evlatlık ilişkisi, evlat edinen ile edinilen arasında soybağıkurulmasını ve çocuğun yüksek menfaatlerini koruyup geliştirebilecek bir aileyaratılmasını amaçladığından, iptali istenen kuralların Anayasa'nın 41.maddesindeki 'Ailenin ve çocukların korunması' yükümlülüğüyle birliktedeğerlendirilmesi gerekmektedir.
Evli olanların ancak birlikte evlat edinebileceklerine ilişkinkuralın, bu kişilerin evlilik birliği devam ettiği sürece kural olarak tekbaşlarına evlat edinmelerini yasaklamakla, eşlerden birinin 'bireysel'tercihlerine bir sınırlama getirmekte ise de, evlat edinme işlemi doğrudankendi özerklik alanıyla sınırlı bir tasarruf değildir.
Evlatlık ilişkisi, evlat edinen ile ulusal ve uluslararasıuygulamada genellikle 'küçük'ler arasında kurulan, evlat edinilenin veli veyavasisinin iznine dayansa da, küçüklerin maddi ve manevi gelişimleri,gelecekleri, sosyal ilişkileri, inanç ve ahlaki yargılarının biçimlenmesi konusundayaşamsal yetkiler sunan bir ilişki niteliğindedir. Anayasa, evlat edineninbireysel tercihine yönelik olarak bir 'temel hak' kategorisi yaratmamakta, 41.maddesinde, aileyi Türk toplumunun temeli olarak kabul etmekte, aileilişkisinin, kendisinden beklenen 'sosyal' yararı gerçekleştirecek şekildedesteklenmesini, aile içinde özellikle 'anne' ve 'çocukların' korunmasınıdevlete bir yükümlülük olarak yüklemektedir.
Bu durumda iptali istenen kurallar bir temel hakka sınırlamagetirmekten çok, Anayasa'nın 5. ve 41. maddelerinde devlete yüklenen birsorumluluğu, çağın gereklerine uygun olarak yerine getirmektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 5., 10.,13. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun;
1- 306. maddesinin birinci fıkrasının 'Eşler, ancak birlikteevlât edinebilirler; ...' bölümünün,
2- 307. maddesinin ikinci fıkrasının,
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 9.7.2009 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ